Etiket: Kilolu

  • Kilolu kadın kabuslarından kurtulacak

    Mersin’de son 1 yılda aldığı aşırı kilolar yüzünden yerinden kalkamaz hale gelen 64 yaşındaki Süheyla Nacakçı, ’morbid obez hasta kayıt sistemi’ ile takip edilecek.

    Merkez Toroslar ilçesinde eşi Cemal Nacakçı ile yaşayan Süheyla Nacakçı’nın tekrar eski günlerine dönmek için İHA aracılığı ile yaptığı yardım çağrısı karşılık buldu. Son 1 yıl içerisinde aldığı aşırı kilolar yüzünden zor günler geçiren ve yerinden kalkamaz hale gelen kadın, İlçe Sağlık Müdürlüğü hekimlerince sağlık kontrolünden geçirildi. Psikolog ve aile hekimince de gözden geçirilen Nacakçı’nın yaklaşık 140 kilo ile ’morbid obez’ olduğu belirtildi.

    ’Morbid obez hasta kayıt sistemi’ne dahil edilen Nacakçı’nın psikolog, diyetisyen ve fizyoterapist tarafından takip edileceği, gerekli diyet programının belirlenerek tedavisine evinde devam edileceği bildirildi. Nacakçı’nın durumuna göre kontrollerinin haftalık, aylık ve 2 aylık periyotlar halinde yapılacağı ifade edilirken, kadının başka her hangi bir hastalığının olmadığı da belirtildi.

    Süheyla Nacakçı, son 1 yıl içinde aldığı aşırı kilolar yüzünden yerinden kalkamaz hale geldiğini ve hiçbir ihtiyacını kocasının desteği olmadan karşılayamadığını söylemişti.

  • Türkiye’nin yüzde 34’ü fazla kilolu

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Tıp Fakültesi Anestezioloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği(TARD) Karadeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Sibel Barış, Türkiye Sağlık Araştırması 2016’nın verilerine göre Türkiye’de fazla kilolu kişi sayısının toplumun yüzde 34’ünü, obez kişi sayısının ise yüzde 20’sini oluşturduğunu söyledi.

    OMÜ Tıp Fakültesi Anestezioloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı ve TARD Karadeniz Şubesi tarafından obezite ve anestezi toplantısı gerçekleştirildi. OMÜ Tıp Fakültesi Dekanlık binası Pembe Salonda gerçekleştirilen bilimsel toplantıya çeşitli üniversite ve hastanelerden 60 akademisyen, uzman ve öğrenciler katıldı.

    “Obezite önemli bir sorun”

    Toplantıda açılış konuşması yapan Prof. Dr. Sibel Barış, “Obezite sağlığımızı ve yaşam konforumuzu olumsuz etkileyen, vücutta aşırı yağ birikimi durumudur. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en önemli sağlık sorunlarının başında gelmektedir. Obezite kalp, damar, solunum ve endokrin sistem başta olmak üzere pek çok sistemi tutan bir problemdir. Türkiye Sağlık Araştırması 2016’nın verilerine göre ülkemizde fazla kilolu kişi sayısı toplumun yüzde 34’ünü, obez kişi sayısı ise yüzde 20’sini oluşturmaktadır. Bu hastalar çok çeşitli nedenlerle ameliyat olmaktadırlar. Ayrıca son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezite cerrahisi her geçen gün artan bir sayıyla yapılmaktadır” dedi.

    Prof. Dr. Sibel Barış ayrıca toplantıda, konu ile ilgilenen hekimlerle bu konudaki bilgileri gözden geçirerek, yeni gelişmelerin tartışılacağını söyledi.

    Toplantı sonunda katılımcılara sertifikaları verildi.

  • Kilolu İnsanlar İş Hayatında Negatif Ayrımcılığa Maruz Kalıyor

    Acıbadem Ankara Hastanesi Psikologu M. Bülent Baykal, kilolu insanların iş hayatında negatif ayrımcılığa uğradığına dikkat çekerek, “Bazı iş ortamlarında aşırı kilolu insanlar sadece görünüşlerinden dolayı terfi alamamakta, daha az ücret ödenen işlerde çalışabilmekte, hatta işten çıkarılmada ilk sırada yer almaktadırlar. Okullarda kilolu çocuklara isimler takılmakta, alay edilmekte, aşağılanmakta ve zorbalığın hedefi haline gelmektedirler” dedi.

    Acıbadem Ankara Hastanesi Psikoloğu M. Bülent Baykal, günümüzde Batılı ülkelerde ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kiloları çok yüksek olan insanların, özellikle de kadınların negatif ayrımcılığa uğradıklarını vurgulayarak, psikologların birçok ülkede gerçekleştirmiş olduğu aşırı kilolu insanların başkaları tarafından nasıl değerlendirildiklerine dair yapılan incelemeleri anlattı. Baykal, “Çağımızda istisnasız herkesin kilolarıyla sorunları var. 20. yüzyılın sonlarına doğru insanların beyinlerine kazınan düşünce ’zayıf olmak eşittir sağlıklı olmak ve beğenilmek ve toplumca daha kolay kabul edilmektir’. Bundan birkaç yıl önce tanınmış bir iş adamı, entelektüel yetenekleri üstün olmasına rağmen sadece aşırı kilolu diye bir kadın çalışanın işten çıkarılması için talimat vermişti. Sonuçta iş hukuka havale edildi, gazetelere düştü. Fakat kiloları fazla olan o kişi işe tekrar alınmadı. Araştırmalar aşırı kilolu ve obez insanların daha az çekici, davranışlarını daha az kontrol edebilen, daha az zeki, başarısız, sıkıcı, tembel olarak algılandıklarını göstermektedir. Ayrıca birçok araştırma erkeklerin olabildiğince ince, hatta sıska denebilecek kadınlardan hoşlandıklarını gösteriyor. İş ortamında, eğitim alanında, tıbbi merkezlerde, medyada ve diğer toplu yaşam alanlarının birçoğunda aşırı kilolu ve obez insanlar insanlar arası ilişkilerde olumsuz davranışlara maruz kalmaktalar. Buna kilo etiketlemesi diyoruz. Etiketlenen insanlar birçok önyargılı davranışlara maruz kalıyorlar. Bazıları alay edilmek, hakaret edilmek, aşağılanmak, küçültücü isimler takılmak gibi sözel önyargılarla ilgili davranışlarla karşılaşırken; bazıları da uygunsuz şekilde dokunulma, sarılınma ve diğer saldırgan tutumlar gibi fiziksel davranışlara katlanmak durumunda kalıyorlar. Dahası gerçek hayatta bedenlerine uygun olmayan tıbbi gereçler, havaalanında fiziksel zorluklar, uçak koltuklarının uygun olmaması, mağazalarda bedenlerine uygun kıyafet bulamamaları gibi birçok farklı engeller de yaşamlarını zorlaştırıyor. Bazı iş ortamlarında aşırı kilolu insanlar sadece görünüşlerinden dolayı terfi alamamakta, daha az ücret ödenen işlerde çalışabilmekte, hatta işten çıkarılmada ilk sırada yer almaktadırlar. Okullarda kilolu çocuklara isimler takılmakta, alay edilmekte, aşağılanmakta ve zorbalığın hedefi haline gelmektedirler” ifadelerini kullandı.

    Aşırı kilolu ve obez insanlarda depresyon, anksiyete, sosyal izolasyon, psikolojik uyum sorunlarının normal popülasyona göre birkaç kat daha fazla görüldüğüne dikkat çeken Baykal, “Sosyal mesajlar kilonun, kişinin kendi kontrolü ile alakalı olduğu inancını yaydığı için bu kişiler klişeleşmiş, basmakalıp tasvirlere karşı çıkmak yerine kilo vermeye çalışıp baskılardan kaçınmaya çalışmaktadırlar. Eğer diyetisyen ve psikolog desteğini alamazlarsa başarı yüzdeleri çok az olmakta ve kendilerini daha da başarısız gördükleri için özsaygıları daha da azalmakta ve depresyon sıklığı artmaktadır. Bu etiketlenme çoğu zaman kilo verme girişimlerinde olumsuz sonuçlar doğurmakta, bazı aşırı kilolu kişilerde daha fazla ve düzensiz yemek yeme isteğine yol açmakta ve kilo vermek yerine daha da fazla kilo almalarına neden olmaktadırlar. Tıbbi ortamlarda etiketlemelerde ise o kişilerin daha az ve yetersiz tıbbi destek almalarına neden olmaktadır. Araştırmalar özellikle kadın aşırı kilolu hastaların randevularını daha fazla iptal ettirdiklerini ve imkanlardan daha az yararlandıklarını göstermektedir” dedi.

    Yüksek kilolu çocukların bu olumsuz etiketlemeden en çok etkilenen grubu oluşturduğunu vurgulayan Baykal, “Diğer çocuklar, aşırı kilolu arkadaşlarına acımasızca huysuz, aptal, çirkin, mutsuz, tembel ve az arkadaşı olması gibi atıflar yapmaktadırlar. Okul ortamları bu tür yıkıcı etiketlemenin en çok görüldüğü ortamlardır. Bu yıkıcı psikolojik davranışları en çok da çocuğun yakınında bulunan arkadaşları yapmaktadırlar. Bu davranışlara maruz kalan çocukların psikolojik durumları süratle bozulmakta, sürekli maruz kaldıkça da olumsuz tutumları içselleştirmekte, kendilerini suçlama ve depresif semptomlar geliştirerek özsaygılarında büyük bir yıkım meydana gelmektedir. Ergenlik döneminde ise bu yıkıma ek olarak bazı durumlarda intihar düşünceleri ve aşırı sosyal izolasyon da eşlik etmektedir” diye konuştu.