Etiket: Kılıçdaroğluna

  • Şahin’den Kılıçdaroğlu’na eleştiri

    Eski TBMM Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Ankara’dan İstanbul’a yürüyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, “18 Mayıs 2015’te sayın Kılıçdaroğlu Zaman gazetesindeydi ve Ekrem Dumanlı’yla görüşmüştü. Ekrem Dumanlı’dan o gizli belgeleri alarak Berberoğlu’na götüren kurye kimdi? Biz şimdi adalet istiyoruz arkadaş. O kimdi? Bazılarının yüreğine ateş düştü. Övez konmuş gibi güvelek tutmaya başladın. O yüzden koşuyor, o yüzden yürüyor. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, siz adalet çeşmesinden su içmeye giderken biz geliyorduk” dedi.

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Karabük’ün Safranbolu ilçesinde partisinin bayramlaşma programına katıldı. Sunal Tülbentçi Öğretmenevinde düzenlenen programda konuşan Şahin, Ankara’dan İstanbul’a ’Adalet Yürüyüşü’nü sürdüren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi.

    “Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar”

    Şahin, yaklaşık 70 gün önce halk oylaması yapıldığını, muhalefetin ’evet’ çıkarsa Türkiye’nin karışacağını, bölüneceğini söylediğini anımsatarak, “Ne Türkiye karıştı ne de bölündü. Baktı ki, Türkiye karışmıyor ’Acaba Türkiye’yi nasıl karıştırırız.’ diye düşünmeye başladılar. Türkiye’nin şuanda en önemli konusu envai çeşit terör örgütleriyle mücadele etmek ve başarılı olmaktır. Çünkü Türkiye’ye terör örgütleri kullanılarak diz çöktürülmek isteniyor. PKK terör örgütü piyondur, maşadır, DEAŞ’ta öyledir, FETÖ terör örgütü de maşadır, piyondur. Bunlar başka güçlerin, ülkelerin hesabına Türkiye’yle mücadele ediyorlar, Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar. Bu millet ve bu milletin beklentileri doğrultusunda bu ülkeye hizmet ede devletimiz ve hükümetimiz buna izin vermeyecektir. Asla Türkiye’ye diz çöktürtemeyeceklerdir, ay yıldızlı bayrağımızı asla indirtemeyeceklerdir ve Türkiye’yi asla bölemeyeceklerdir” diye konuştu.

    “FETÖ terör örgütü mensuplarına destek çıkıyor, onları cesaretlendiriyor”

    Şahin, Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz’u darbe girişimi olarak kabul etmediğini ve Kılıçdaroğlu’nun, ’Ben 20 Temmuz darbesine karşıyım’ dediğini hatırlatarak, “20 Temmuz’da ne oldu? 20 Temmuz’da bu terör örgütüyle daha kapsamlı, daha netice alıcı mücadele edebilmek için anayasanın verdiği yetkiyle OHAL ilan edildi. Sayın Kılıçdaroğlu, ’Siz bu FETÖ terör örgütü mensuplarından hesap sormak için 20 Temmuz’da OHAL ilan ettiniz. Aslında gerçek darbe budur.’ diyor. Yani FETÖ terör örgütüne destek çıkıyor ve ’kontrollü darbedir’ diyor. ’Bu darbeyi aslında FETÖ terör örgütü mensupları yapmamıştır, devlet yapmıştır, hükümet yapmıştır.’ demek istiyor. Böylece FETÖ terör örgütü mensuplarına destek çıkıyor, onları cesaretlendiriyor” dedi.

    “O gizli belgeleri alarak Berberoğlu’na götüren kurye kimdi?”

    Şahin, Kılıçdaroğlu’nun, “İstanbul’a yürüyeceğim, gerekirse Tekirdağ, Edirne’ye gideceğim” dediğini belirterek şunları söyledi:

    “Orada HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş var. Böylece PKK terör örgütü mensuplarına da destek verebileceğini ima ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu; diyelim ki Maltepe’ye vardın, ne yapacaksın? Cezaevini mi basacaksın? Cezaevini basıp arkadaşını mı cezaevinden kurtaracaksın? Veya bu cezayı veren İstanbul 14’üncü Ceza Mahkemesini de mi basacaksın? Hakimlere yeni karar mı yazdıracaksın? Beraat kararı mı yazdıracaksın? Nedir amacın? Yürüme nedenlerinden bir tanesi kendisidir. Sayın Enis Berberoğlu’nun hüküm giymesine yol açan o belgeler, yayınlanmaması gereken belgeler ve gizlilik içeren o belgeler Cumhuriyet gazetesinde Can Dündar tarafından yayınlandı. Peki o belgeleri Can Dündar’a kim verdi? Can Dündar kitapta diyor ki; ’Bana bu belgeleri bir solcu milletvekili getirdi.’ Cumhuriyet savcılığı araştırma yaptı. 27 Mayıs 2015’te Cumhuriyet gazetesi yakınında Berberoğlu’nun cep telefonu sinyal verdi. Mahkeme o belgelerin sayın Berberoğlu tarafından Can Dündar’a teslim edildiğini tespit ederek bu hükmü verdi. Ancak bu belgelerin medya imamı Zaman gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’dan alındığını tahmin ediyorlar. Kim aldı Ekrem Dumanlı’dan? 27 Mayıs’tan 10 gün önce 18 Mayıs 2015’te sayın Kılıçdaroğlu Zaman gazetesindeydi ve Ekrem Dumanlı’yla görüşmüştü. Ekrem Dumanlı’dan o gizli belgeleri alarak Berberoğlu’na götüren kurye kimdi? Biz şimdi adalet istiyoruz arkadaş. Adaleti biz istiyoruz. Emniyet güçlerimiz, istihbaratımız, savcımız Ekrem Dumanlı’dan o belgeleri alarak Berberoğlu’na getiren kurye kimdi? Onun ortaya çıkmasını istiyoruz. O nedenle adalet istiyoruz. O kimdi? Bazılarının yüreğine ateş düştü. Övez konmuş gibi güvelek tutmaya başladın, o yüzden koşuyor, o yüzden yürüyor. Biz adalet istiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu; Siz adalet çeşmesinden su içmeye giderken biz geliyorduk. Bizim ismimiz ’Adalet ve Kalkınma Partisi.”

    “’Adalet Yürüyüşü’nde amacın gezi eylemlerini yeniden başlatmak”

    Adaletin gereği olarak tüm terör örgütlerinden hesap sorulması için yargının, emniyetin elini güçlendirdiklerini kaydeden Mehmet Ali Şahin ’Adalet Yürüyüşü’nde amacın gezi eylemlerini yeniden başlatmak olduğunu da ileri sürerek, “Amaç gezi eylemlerini yeniden başlatmak. Maltepe’ye gidecekler, gezi eylemlerine benzer eylemler başlatarak hani diyorlardı ya ’Evet çıkarsa Türkiye karışacak’ diye. İşte onun gereğini yapmak için Türkiye’yi karıştırmak istiyorlar. Yok öyle yağma. Türkiye yargı kararlarını bir kaç kişi yürüdü diye askıya alacak muz cumhuriyeti değildir. Yargı kararlarını sen yürüdün diye ey Kılıçdaroğlu, Türkiye bu kararları askıya alacak, değiştirecek değildir. Beğenmeyebilirsin yargı kararlarını. Gayet doğal. Onun yolu var. İşte avukatları Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı. Yargıtay’a gelecek. Bunun yolu bu. Yürüyerek bir kararı temyiz etmek mümkün değildir. Yasalarımızda yürüyerek temyiz yolu yoktur. Sadece terör örgütlerini cesaretlendiriyor. Ama Türkiye devleti, hükümeti, hükümetin emrindeki güvenlik güçlerimiz hiçbir oldu bittiye pabuç bırakmayacak, hevesiniz kursağınızda kalacaktır” ifadelerini kaydetti.

    Kılıçdaroğlu’na eleştirisini sürdüren Şahin, “Kimler yürüyor yanında? Köprüde silah çekerek oraya gelen masum insanları şehit eden asker elbisesi giymiş olan şuanda tutuklu eski askerin babası yürüyor. İsmi bende var. Onlarla yürüyor. Meclis’i bombalayan ve şuanda yargılanan o hainlerin yakınlarıyla yürüyor. Adalet istiyormuş. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü onları cesaretlendirdi. Ama netice alamayacaksınız” dedi.

    Şahin, geçtiğimiz günlerde Safranbolu Belediye Başkanı AK Partili Necdet Aksoy’un İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındığını da hatırlatarak, “FETÖ ile mücadele ediyoruz. Mücadele ederken bizim arkadaşlarımızdan biri hakkında iddialar varsa onu da görmezlikten gelemeyiz. Bu iddialar hakkında tabii ki yargılanacak. Bunun sonunda suçsuzsa aklanmasını dilerim” dedi.

    Şahin daha sonra partisinin Karabük İl teşkilatı ile Yenice ve Yortan Belde teşkilatlarında da bayramlaşma programına katılarak partililerle tek tek bayramlaştı.

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ataş, Kılıçdaroğlu’na yüklendi

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı adalet yürüyüşüne dikkat çekerek, “Kılıçdaroğlu vatana ihanet edenlerle birlikte bu yolculuğu yapmaya kalkıyorsa millet bunun hesabını tabii ki soracaktır” dedi.

    AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı tarafından Alaborina Restoran’da iftar programı düzenlendi. Programa AK Parti Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, AK Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Hacı Turan, AK Parti Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Faruk Çaturoğlu ve Özcan Ulupınar’ın yanı sıra partililer katıldı.

    Programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, “2001 yılında bir yola çıktık. Yolculuk yapmaya başladık. 2001 yılından beri sürdürdüğümüz bu yolculuk esnasında şu ana kadar 12 seçim geçirdik. Referandumlar, yerel yönetimler, Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçimler olmak üzere 12 seçim geçirdik. Bu 12 seçimde milletimiz AK Parti’ye olan teveccühünü asla eksik etmedi. Biz millete yüzümüzü dönük olarak siyaset yaptığımız sürece; hep milletin desteğini almaya devam edeceğiz” dedi.

    “Milletimiz o gece ölümü öldürüp sokaklara indi”

    15 Temmuz darbe kalkışmasının başarılı olması halinde Türkiye’nin hain terör örgütleri ve çeteler tarafından işgal edileceğini söyleyen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, “Bu ülkeye hizmet noktasında hayatını feda etme pahasına, kefeninin giyerek yola çıkan kurucu genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü her kademede kesmeye çalıştılar. İşte bunların en korkuncu ve en sinsi olanı 15 Temmuz 2016 tarihindeki hain FETÖ darbe girişimiydi. Eğer o darbe girişiminde darbeciler başarılı olabilseydi, ülkemiz hain terör örgütleri, çeteleri tarafından işgal edilecekti. Ama millet olarak önümüze Recep Tayyip Erdoğan’ın düşmesiyle, liderliğini bir kez daha ortaya koymasıyla milletimiz o gece ölümü öldürüp sokaklara inmesiyle, biz darbecilerin darbelerini püskürtmek suretiyle bir kez daha bu millet, vatanı için, bayrağı için, ezanı için kıyama kalkmak suretiyle darbecilere gerekli cevabı verdi. Bundan dolayı milletimize teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “Saklanması gereken sırları ifşa etti”

    CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun saklanması gereken sırları ifşa ettiği için vatana ihanetten ceza aldığını söyleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştirdi.

    Milletin oyuna gelmeyeceğini ifade eden Ataş, şöyle devam etti:

    “Sayın Kılıçdaroğlu, partisinin bir milletvekilinin ceza alması neticesinde İstanbul’dan Ankara’ya adalet yürüyüşü yapıyor aklı sıra. Şimdi ben sizlere soruyorum; Kılıçdaroğlu’nun yürüyüş yapmasına vesile olan ceza almış olan milletvekili, neden dolayı yargılandı ve ceza aldı? Devletin sırlarını yurt dışına ve yurt içine sızdırmak suretiyle; saklanması gereken sırları ifşa ettiği için yani vatana ihanet ettiği için yargılandı ve ceza aldı. Şimdi Sayın Kılıçdaroğlu vatana ihanet edenlerle birlikte bu yolculuğu yapmaya kalkıyorsa millet bunun hesabını tabii ki soracaktır. Milletimiz oyuna gelmeyecektir. Milletimiz artık gerçekleri gördü. Bu ülkenin hayrına kimler çalışıyor, zararına kimler çalışıyor yıllardan beri de bunları gördü. Gördüğü için AK Parti’yi iktidarda tutmaya devam ediyor. Gördüğü içinde CHP’yi yüzde 25’in üzerine çıkmamaya mahkum ediyor. Biz bugüne kadar vatana ihanet edenlerle birlikte olmadık. Hep milletimizle birlikte olduk. Milletimiz ne dediyse biz onu yaptık. Milletimiz ne istediyse onu yapmaya gayret ettik. Bundan sonraki süreçte de bütün arzumuz ve gayemiz sadece milletimiz için, bayrağımız, vatanımız, devletimiz için. Hayatımızı ortaya koymak suretiyle bu ülkenin kalkınması ve gelişmesi için bütün gücümüzle çalışmaya azmetmişiz ve gayret edeceğiz. Çünkü bizim kurucu genel başkanımız bu millet için hayatını nasıl ortaya koymuşsa onun yol arkadaşları olarak bizler de hayatımızı bu millet için feda etmeye her zaman hazırız. Bizim birliğimizi bozmak isteyenlere rabbim fırsat vermesin. Ülkemiz üzerinde hesap yapmak isteyenleri, ülkemizi bölmek, parçalamak isteyen ne kadar yurt içi ve yurt dışı hain terör örgütleri varsa onların planlarını Cenab-ı Hak başlarına çevirsin.”

    Gecede Mustafa Ataş ve Hacı Turan’a madenci heykelinin yanı sıra çeşitli hediyeler verildi.

  • DSP eski Genel Başkan adayından Kılıçdaroğlu’na protesto

    2010 yılında Demokratik Sol Parti Genel Başkan adayı olan Erol Özavcı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı ‘Adalet Yürüyüşü’nü protesto etmek için Ankara’dan İstanbul’a üzerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafının yer aldığı aracı ile gidecek.

    2010 yılında Demokratik Sol Parti Genel Başkan adayı olan Erol Özavcı, Kılıçdaroğlu’nun ‘Adalet Yürüyüşü’ne tepki olarak Ankara’dan İstanbul’a üzerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının ve Cumhurbaşkanlığı forsunun yer aldığı aracıyla giderek protesto gerçekleştireceğini belirterek, “Yürüyerek gidecek değilim. Yol yürümek ile aşılmaz, araba varken yürümeye gerek yok. Kılıçdaroğlu bence sen koşarak git” dedi.

    Erol Özavcı, “Ankara’dan da İstanbul’a doğru yola çıkacağım. Kılıçdaroğlu ‘adalet istiyorum’ dedi. Ben de ona şunu söylemek istiyorum. Turgut Özal öldürüldü, Adnan Menderes asıldı, Necmettin hocamıza zulümler yapıldı, Alparslan Türkeş’in tırnakları çekildi, kapalı kardeşlerimizin başörtüsü çekildi, o zaman neredeydiniz?” ifadelerini kullandı.

    Çakal ile tavus kuşunun hikayesini anlatan Özavcı, “Çakallığı bırakın gelin Türkiye’yi kalkındıralım. Yollar yürümek ile aşılmaz. Kılıçdaroğlu bence sen koşarak git. Darbeyi de yapan sizsiniz, devletin sırlarını açığa veriyorsunuz. Sen milletvekilin için değil kendini kurtarmak için yürüyüştesin. Eylemimi araç ile gerçekleştireceğim, yürüyerek gidecek değilim. Yol yürümek ile aşılmaz, araba varken yürümeye gerek yok” diye konuştu.

  • Kılıçdaroğlu’na tepki yürüyüşüne izin çıkmadı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüşe karşı, Bolu’dan Ankara’ya yürümek isteyen vatandaşın yürüyüşü, polis ekipleri tarafından başlamadan sonlandırıldı.

    Bolu’da, sabah erken saatlerde elinde “Terör örgütlerine adalet değil, terör örgütlerine idam istiyoruz, Şehitler için, Şehitler ölmez vatan bölünmez” yazılı pankartla Kent Meydanı’na gelen Adalet Karadayı isimli vatandaş, terör örgütü mensuplarına idam cezası gelmesi için ve Kılıçdaroğlu’nun başlattığı adalet yürüyüşüne karşı günde 40 kilometre yürüyerek Ankara’ya gitmek istedi. Üzerine astığı Türk bayrağı ve elindeki pankartla yürüyüşünü başlatan Karadayı, teröre karşı tüm partilerin birlikte yürümesi gerektiğini belirterek, “Terör örgütlerine adalet istemiyorum ben. Ben şehitlere adalet istiyorum. 15 Temmuz darbe girişiminde bir günde 244 tane şehit verdik. MİT tırlarını durduranlara karşı yürümek istiyorum. Ben Türk askeri katliamcı diyenlere destek verenlere karşı yürüyorum. Kaos çıkarmak isteyenlere karşı yürüyorum” dedi.

    Yürüyüşünün Ankara’ya kadar olacağını ifade eden Karadayı, “Cumhurbaşkanımız idamı meclise getirin ben imzalayacağım diyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin idamı meclise getirmelerini istiyorum. Diğer partiler zaten buna destek vereceklerini söylediler. Şehitlere sahip çıkmak için yürüyorum. Bunlar benim evladım da olabilirdi. 22-23 yaşında dün yine şehitler verdik” şeklinde konuştu.

    Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşüne tepki olarak da yürüdüğünü söyleyen Adalet Karadayı şunları kaydetti:

    “Çünkü Atatürk’ün kurduğu bir parti terör örgütlerine adalet isteyemez. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’na bir cenazede söylemiştim. Akıllandığını zannediyordum. Ama yine, ‘Genel başkanım şehitler için yürüyüş yapalım’ demeyi düşünüyorum. Gaziler için yürüyüş yapalım demeyi düşünüyorum. Günde 40 kilometre yürüyerek 5. gün Cumhurbaşkanımızın yanına halkın mektubunu götüreceğim. Halk idam istiyor.”

    Karadayı yaptığı açıklamanın ardından Kent Meydanı’ndan İzzet Baysal Caddesi’ne girerek yürüyüşüne devam ettiği sırada İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube ekipleri, yürüyüş için gerekli izinlerin alınmadığı gerekçesiyle Adalet Karadayı’nın yürüyüşünü sonlandırmasını istedi. Polis ekiplerine zorluk çıkarmayan Karadayı, Kent Meydanı’nda başlattığı yürüyüşünü İzzet Baysal Caddesi’nde sonlandırdı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na yürüyüş eleştirisi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü ile ilgili olarak, “Sizin 15 Temmuz’dakilerden ne farkınız var? Onların eline F-16’ları vardı, helikopter, tank, top ile saldırıyorlardı. Sizler de şu anda yollarda yürüyüşler yapıyorsunuz, akşam da karavanda istirahat ediyorsunuz” dedi. Gazetecilere de seslenen Erdoğan, “Manşetini, kalemini terör örgütü emrine veren ile silah ile dağa çıkan arasında fark yoktur” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Huber Köşkü’nde düzenlenen iftar programında medya temsilcileri ve yöneticileri ile bir araya geldi. Programa İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören, İhlas Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Hamit Arvas, İhlas Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kapan, TGRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Ercan Seki, Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar ve Türkiye Gazetesi Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol’un yanı sıra medya temsilcisi katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, medyanın önemine değinerek, “Tarif edilen hakikat hakikat olmaktan çıkar. Kasıtlı bir haber gerçek anlamda bir haber değildir. Bizler ülkemizde senelerce haber yerine ağır bir propaganda ile karşı karşıya kaldık. Bilhassa medya dünyasının köşe başlarında bulunanlar ellerindeki bütün gücü milletin gelişmesi için, demokrasinin güçlenmesi için değil kendileri için kullandılar. Darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir imtihan verdiğini sizler daha iyi biliyorsunuz. Bugün ülkemizde bakanlığımızın rakamlarını veriyorum, mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevinde bulunan 177 kişiden sadece 2’si sarı basın kartı sahibidir. Bu 177 kişiden biri cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle olan ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor. Bunu öyle bir dezenformasyonla Batı dünyasına bildiriyorlar ki Batı dünyası da alıyor onunla bizim önümüze geliyor” dedi.

    “Manşetini, kalemini terör örgütü emrine veren ile silah ile dağa çıkan arasında fark yoktur”

    Erdoğan, gazetecilik ile ilgili son zamanlarda yaşanan tartışmalara değinerek, “Medya sektöründe farklı seslerin dillendirilmesine özellikle imkan sağlamaya gayret ediyoruz. Bugün medyamızın daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcu olduğu bir gerçektir. Ülkemizde artık hiç kimse milli iradeyi yok sayamaz. Türkiye’de anayasa ve yasalar herkes için bağlayıcıdır. Nasıl siyasetçiler hukuk içinde hareket etmek zorundaysa medyacıların da hukuka bağlı olmak zorunda olduğunu görüyoruz. Yasalar herkes için bağlayıcıdır. Medya da hukuka bağlı kalmak zorundadır. Özgürlük sınırsız hürriyetin olduğu bir şey değildir. Özgürlüklerin de bir sınırı vardır. Bende kalkıp sınırsız özgürlüğümün olduğunu söyleyemem. Haber peşinde koşmakla ihanete aracılık etmek farklı şeylerdir. Manşetini, kalemini gazete sayfalarını terör örgütü emrine verenler ile eline silah alıp dağa çıkanlar arasında bana göre temelde hiçbir fark yoktur. Dünyanın hiçbir ülkesinde devlet sıralarını yasa dışı yollar ile tarif ederek, eğip bükerek sözüm ona haberleştirmek gazeteci faaliyeti olarak görülmez. Milletin bütün sırlarını, menfaatini bu şekilde yer ile yeksan etmek kimsenin haddine değildir. FETÖ’cülerin servis ettiği çarpıtmalar üzerinden devleti, devletin güvenliğini hedef almak gazetecilik ile bağdaşmaz” diye konuştu.

    “Sizin 15 Temmuz’dakilerden ne farkınız var?

    CHP liderinin Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirdiği yürüyüşü de eleştiren Erdoğan, “Bugün ortalığı ayağa kaldıranlar FETÖ ile işbirliğini sorgulamalılar. Hukuk önünde hiç kimse dokunulmaz asla değildir. Kendi istedikleri kararlar çıkmadıklarında yargı kurumuna saldıranlar en büyük zararı bu ülkeye veriyorlar. Unutmayın adalet yollarda değil, adliye binalarında aranır. Rahmetli Demirel’in ifade ettiği gibi ’yollar yürümek ile aşınmaz’, varsa bir haksızlık müracaat edeceğin yer bellidir. Siyasette söyleyeceği sözü olanın bunu ifade edeceği yer yol kenarları değil, Meclis kürsüsüdür. Gelirsin Mecliste bunu ifade edersin. Mahkeme kararına itirazın da usulleri bellidir. Bunu dışında hareket tarzının ne ülkeye ne de adalete bir katkısı olmayacaktır. Biz ülkemizi güçlü kılmak istiyorsak o zaman ülkeyi karıştırmanın bir anlamı yoktur. Sizin 15 Temmuz’dakilerden ne farkınız var? Onların eline F-16’ları vardı, helikopter, tank, top ile saldırıyorlardı. Sizler de şu anda yollarda yürüyüşler yapıyorsunuz, akşam da karavanda istirahat ediyorsunuz. Sizler kalkıp da ‘TEM’i, E-5’i işgal ederiz’ diyecek olursanız o zaman durum 15 Temmuz’a dönüşür, ona müsaade etmek gibi bir lüksümüz asla yok. Yapılan iş şu anda hukuki değildir. Bunu böyle gidişiniz şu anki hükümetimizin bir inceliğidir, bir lütfudur” şeklinde konuştu.

    “Halkımızın morallerinin yüksek tutulması sizler ile beraber olacaktır”

    Medya temsilcilerinden ricada bulunduğunu ifade eden Erdoğan, “Yerli ve milli olarak ülkemizin ve milletimizin menfaatinin olduğu yerde bana göre diğerleri teferruattır. Şu anda dağlarda olanlar ile dağlara kaçırılanlar, onların verdiği destekler ile ülkemizi hala karıştırmanın gayreti içinde ekonomide ciddi bir sıçramanın ortaya çıktığı dönemde bunun bize kazandıracağı bir şey yoktur. İlk çeyrekte yüzde 5 büyümenin yakalandığı Türkiye’de artık 2017’yi çok daha farklı bir şekilde oranlarını yükselterek gerçekleştirecektir. 2023 hedeflerimiz çok büyük, bu hedefleri yakalamamız lazım. Halkımızın morallerinin yüksek tutulması sizler ile beraber olacaktır. Gerek yazılı, gerek görsel medyada halkımız bu enformasyon kanallarının kendilerini teşvik edici maliyeti gördüğünde inanıyorum ki herkes işine çok daha farklı sarılacaktır” dedi.