Etiket: Kıbrıs’ta

  • Kıbrıs’ta Bir Günde 3 Deprem

    Yakın Doğu Üniversitesi Deprem ve Zemin Araştırma ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Prof Dr. Cavit Atalar, 22 Mart 2016 tarihinde Kıbrıs ve civarında 7 saat içerisinde meydana gelen 3 depremi değerlendirdi.

    Bu depremlerin ilki Lefkoşa’nın 160 kilometre kuzeybatısında saat 15.25’te 4.5 – 4.7 büyüklüğünde Antalya Körfezi açıklarında meydana geldi. İkinci deprem saat 16.23’te yine Lefkoşa’nın 80 kilometre kuzeybatısında 3.7 – 3.9 büyüklüğünde meydana geldi. Son deprem Lefkoşa’nın 46 kilometre güneybatısında, Gazi Mağusa’nın 16 kilometre güney batısında Larnaka’nın 20 kilometre kuzey doğusunda saat 15.25’te 3.9 – 4.0 büyüklüğünde karada meydana geldi. Depremin derinliğini Kandilli Rasathanesi 30.3 kilometre, KKTC Meteoroloji Dairesi 61.3 kilometre, Amerikan Jeolojik Araştırmaları Kurumu USGS 57.8 kilometre olarak bildirdi. Depremler Lefkoşa’da da yüksek binalarda hissedildi.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan YDÜ Deprem ve Zemin Araştırma ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Prof Dr. Cavit Atalar, “Kıbrıs ve civarında meydana gelen depremler genellikle Kıbrıs’ın güneyinde ve güneybatısında Kıbrıs yayının etrafında meydana gelir. Son bir yıl içerisinde meydana gelen 20 depremin büyük çoğunluğu Kıbrıs ile Antalya arasındadır. Bunların sadece iki tanesi Kıbrıs’ın güneyinde deniz içerisinde, üç tanesi karada ve bir tanesi de kıyıda meydana gelmiştir” dedi.

    KKTC’DE İLK YIKICI DEPREM 1941 YILINDA OLDU, 24 KİŞİ YARALANDI

    Prof Dr. Cavit Atalar açıklamalarına şöyle devam etti: “Kıbrıs’ta aletsel deprem ölçümlerinin yapıldığı son 130 yıl içerisinde en yıkıcı 5 deprem 1941, 1953, 1995, 1996 ve 1999’da meydana geldi. İlk yıkıcı deprem 20 Ocak 1941 tarihinde Gazi Mağusa yakınlarında 5.9 aletsel büyüklüğünde meydana gelmiştir. 24 kişi yaralanmış, Gazi Mağusa ve Maraş’ta hemen hemen bütün evler hasar görmüş, Paralimni’de tüm evler yıkılmıştır. Lefkoşa, Larnaka ve Girne’de de hasarlar görülmüştür. Bu depremden sonra İsrael’de küçük bir tsunami oluştuğu açıklanmıştı”.

    1953 YILINDAKİ DEPREMDE 63 KİŞİ ÖLDÜ

    En fazla can ve mal kaybının yaşandığı depremin 10 Eylül 1953 tarihinde olduğunu kaydeden Prof. Atalar, “6.0 – 6.1 aletsel büyüklüğünde hem karada ve hem denizde Baf’ın hemen kuzeyinde meydana gelen çifte depremdir. Bu depremde 63 kişi ölmüş, 200 kişi yaralanmış, 9 köy tamamıyla yıkılmış ve Baf ile birlikte toplam 158 köy hasar görmüştür. 4000 kişi evsiz kalmıştır. Artçı depremler nedeniyle de hasarlar oluşmuştu. 23 Şubat 1995 de 5.9 aletsel büyüklüğünde kıyıda ve 18 kilometre derinlikte meydana gelen depremde Yukarı Arodes de iki kişi ölmüş, Yukarı Arodes, Milya, Peristerona, Steni, Yalya, Argaka, Pomo, Pyrgo ve Poli de hasarlar görülmüştür. 9 Ekim 1996 da 6.8 büyüklüğünde 70 kilometre denizde ve 22 kilometre derinlikte meydana gelen depremde Limasol’da hastahane tahliyesi esnasında kalp krizi geçiren bir hasta ve Mısır’da evinin enkazında kalan bir kadın ölmüştü. Baf, Limasol, Lefkoşa, Larnaka ve Paralimni’de yüksek binalarda yaşayan sakinlere panik yaşatan depremde 20 kişi hafif yaralanmıştı. 17 Ağustos 1999 Kocaeli depreminden 6 gün önce 5.8 büyüklüğünde Limasol’un hemen kuzeyinde 27 kilometre derinlikte meydana gelen depremde 40 kişi genelde panikten hafif yaralanmış ve Limasol ve köylerinde hasarlar olmuştur. Bütün Kıbrıs’ta hissedilen depremden sonra 150’nin üzerinde artçı deprem meydana gelmişti” dedi.

  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı: “Kıbrıs’ta Uzlaşma Çok Yakın”

    Kadir Has Üniversitesi’nde bir konferans veren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile yürütülen müzakerelerde altı ana başlıkta çalıştıklarını, birçok başlıkta uzlaşma noktasına geldiklerini açıkladı. Cumhurbaşkanı Akıncı, “Uzlaşma olması halinde Kıbrıs’ta yıllar değil, aylar içerisinde çözüme ulaşılabilir” dedi.

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 10 Aralık Perşembe günü Kadir Has Üniversitesi’nde “Uluslararası Dinamikler Işığında Kıbrıs Müzakereleri ve Geleceği” başlıklı bir konferans verdi. Program Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın açılış konuşmasıyla başladı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye için son derece önemli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Aydın, Kıbrıs ve KKTC’nin tarih boyunca, özellikle de 1980’lerden bu yana çok önemli dönemeçlerden geçtiğini belirterek, “Kıbrıs ve KKTC şimdi de çok önemli bir dönemeçte. Umarım bu son dönemeç olur ve en hayırlısı olur” dedi.

    Daha sonra kürsüye gelen ve sözlerine Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın’a ve katılımcılara teşekkür ederek başlayan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ilk olarak Kıbrıs sorununun tarihi geçmişiyle ilgili, kendi yaşamıyla da paralel gidecek şekilde özet bilgiler verdi. “Ben 68 yaşındayım. Kıbrıs sorunu da aşağı yukarı benle yaşıt” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “1 Nisan 1963’te Kıbrıs’ta ilk bomba patladı. EOKA’nın patlattığı bu bomba, aynı zamanda EOKA’nın Enosis için attığı ilk adım oldu” dedi. Kıbrıs sorununda toplumlar arası ilk görüşmelerin 1968’de başladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, “2004 yılına geldiğimizde ise Annan Planı ve referandumu gündemimize girdi. Ve referandum sonunda, dünyanın hiçbir yerinde görülemeyeceği şekilde, Annan Planı’na hayır diyen Rumlar tüm Kıbrıs’ı temsilen Avrupa Birliği’ne (AB) üye olurken, plana evet diyen KKTC AB dışı kaldı ve izolasyon süreci devam etti” diye konuştu.

    “GÖRÜŞMELERE GEÇMİŞİ SİLMEDEN BAŞLADIK”

    Annan Planı’ndan sonra da görüşmelerin Mehmet Ali Talat-Dimitris Hıristofyas, Derviş Eroğlu-Nikos Anastasiadis isimleri çerçevesinde devam ettiğini ve 2015 yılında kendisinin cumhurbaşkanı seçildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu tip durumlarda bazen daha önce yapılanlar bir kalemde silinerek sıfırdan başlanır. Ancak yine de o başlanan noktaya geri dönülür. Ben gelirken, daha önce yapılan görüşmeleri ve yakınlaşan ilişkileri çöpe atmama sözü vererek geldim. 11 Şubat 2014’te imzalanan metni ana metin olarak benimsedim. Şimdi bu metin üzerinde müzakerelerimiz devam ediyor. Ben bu şekilde davranarak Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarına da kendimize de zaman kazandırdığımı düşünüyorum. Zira yeni bir bina inşa etmeye başlamak yerine, zaten inşa edilen bina üstüne devam ettik” ifadelerini kullandı.

    DÖRT MADDELİK VİZYON

    Altı aydır devam eden görüşmeler sürecinde KKTC adına dört maddelik bir vizyon belirlediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, bu vizyonu “çözüm odaklı siyaset, iç politikaya duyarlılık, Türkiye ile daha sağlıklı ve kişilikli ilişkiler ve bağımsız-tarafsız cumhurbaşkanlığı” olarak sıraladı. “Bu vizyon aslında sadece bizim değil, Kıbrıs Türk halkının da vizyonu” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Aslına bakarsanız benim aktif siyasete dönmemin en önemli sebebi de Kıbrıs’ın çözüme olan ihtiyacıdır. Bunun için de her iki taraf da geçmişle yüzleşmek durumunda. Bizim yüzleşmemiz gereken nokta, 1983’te kurduğumuz KKTC’yi Türkiye’den başka kimseye tanıtamamış olmamızdır. Türkiye de KKTC’yi tanımış olsa da tanımanın gereklerini yeteri kadar yerine getiremedi. Aynı şekilde Güney Kıbrıs’ı tanımıyor olsa da, tanımamanın gereklerini yerine getiremiyor. Rumların yüzleşmesi gereken nokta da şudur ki, 1960’ta umutla kurulan ortak devleti 1963’te kendi elleriyle yıkmış olmalarıdır. Bunun sonucu olarak da 1974’te Kıbrıs’ın kuzeyini kaybettiler. Ayrıca Rumlar 2004’te AB’ye girdiklerinde en geç bir yıl içinde sorunu lehlerine çözebileceklerini düşünüyorlardı ama bekledikleri olmadı. AB konusunda ev ödevlerini iyi yapmadıkları için ekonomi başlarına çöktü. Bugün Güney’de dükkanların neredeyse yarısı boş” dedi.

    ALTI BAŞLIKTA MÜZAKERELERE DEVAM

    Görüşmelerde bugün gelinen noktayı “Her iki taraf olarak mümkün olanın en iyisini elde etme noktasındayız” diye tanımlayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “İki kurucu devlet olarak coğrafi esasa dayalı federatif sistem üzerinde bir çözüm arayışı üzerindeyiz. Zira Rumlar da artık adaya tek başlarına hakim olamayacaklarını, örneğin Kıbrıs’a çok yakın konumda olan Doğu Akdeniz doğalgazına da tek başlarına sahip olamayacaklarını gördüler. Ya da artık görmüş olmaları lazım. İki kurucu devlet olarak adil bir çözüm arayışı üstünde görüşmelere devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Müzakerelerin altı başlık üstünden devam ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, “İlk üç başlık olarak sıralayabileceğimiz yönetim ve güç paylaşımı, ekonomi ve Avrupa Birliği konularında birbirimizin tezlerine çok yakınlaştık. Diğer üç başlıkta da bu seviyede yakınlaşmayı sağlayabilirsek, bu ilk üç başlıkta kısa sürede uzlaşma sağlarız. Devlet başkanlığı noktasında, dönüşümlü başkanlık sisteminde henüz uzlaşıya varılmamış olsa da ben o yönde bir umut görüyorum” dedi. Diğer üç müzakere başlığının ise “mülkiyet, toprak düzenlemeleri ve garantörlük hakları” olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Son zamanlarda bu başlıklardan mülkiyet başlığı üzerine yoğunlaştık. Önemli ölçüde de ilerleme kaydettik. Toprak düzenlemelerini ve garantörlük konusunu ise en sona bırakıyoruz. Zira bu konular hem her iki toplumun da hassas olduğu noktalar, hem de bu noktada görüşülenler maalesef gizli kalmıyor. Biz Rumlarla bu konuyu görüşüyoruz, ertesi günü görüştüklerimizi Rum basınında manşetten okuyoruz. Bu yüzden son aşamaya toprak ve garantörlük konularını bıraktık” ifadelerini kullandı.

    “PAPA SEÇİMİ” BENZETMESİ

    Müzakerelerin “bütünlüklü çözüm anlayışı” ile yürütüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu şu demek: Bütün başlıklarda uzlaşma sağlanması halinde anlaşma olacak ve iki toplumlu, iki kurucu devletli Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti kurulacak. Ancak başlıklardan birinde bile uzlaşma sağlanmaması halinde, bu devlet kurulamayacak. Bu noktada belki de bir aşamadan sonra Papa seçimine benzer bir şekilde, bir yere kapanıp, uzlaşana kadar oradan çıkmama durumuna benzer bir görüşme usulüne de geçebiliriz” dedi.

    Mülkiyet konusunda toprak değişimlerini mümkün olduğunca az tutacaklarını, çünkü kimseyi yerinden etmek istemediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Ben bu görüşmeleri bizim neslimizin son çözüm denemesi olarak görüyorum. Zira yeni yetişen gençler giderek birbirine yabancılaşarak yetişiyor. Düşünün; benim babam mükemmel Rumca konuşuyordu. Ben çat-pat biliyorum. Benim çocuklarım ise kelime bilmiyor. Dolayısıyla bu hem bizim neslimiz için, hem de federasyona dayalı yapı için son çözüm denemesi. Bu olmazsa bizden sonra gelenler başka formüllere dayalı çözümler geliştirebilir. Ancak ben inanıyorum ki, eğer ortada çözüm iradesi varsa, bu sorun aylar içinde çözülebilir” ifadelerini kullandı.

    “SORUN ÜRETEN ADADAN ÇÖZÜM ÜRETEN YAPIYA”

    Çözüm için özellikle mülkiyet ayağı sırasında kapsamlı finansal desteğe de ihtiyaç duyulacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bunun için uluslararası finans kuruluşları şimdiden sözler vermeye başladı. Bu sözlere inanmak istiyorum ancak ben bu konuya son derece temkinli bakıyorum. Zira 2004 referandumu sürecinde de bu sözler verildi ama bir sonuç çıkmadı. Aslında önümüzde bu ayağa yönelik fırsatlar da var. İşte Türkiye’den su geldi. Bu noktadaki kapasite artırılıp Rum tarafının da yararlanması sağlanabilir. Yine Türkiye’den elektrik de getirilebilir. Doğu Akdeniz doğalgazı birlikte işletilebilir. Kıbrıs’ı elektrik, su ve doğalgaz hatlarıyla çevirebiliriz. Bu büyük bir ekonomik gelişme getirir ve çözüm için gereken finansman desteğini sağlar. Bu süreçte Suriyeli mülteciler nedeniyle de olsa yaşanan Türkiye-AB yakınlaşması da önemli. Son dönemde Rusya ile yaşanan krizin de AB ilişkilerinin ne derece önemli olduğunu ortaya koyuyor” diye konuştu.

    Konferans gününü (10 Aralık) Dünya İnsan Hakları Günü olduğunu da hatırlatan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Umuyorum, bundan sonra dünya halkları, insan haklarına saygılı, demokratik ve çoğulcu bir dünyada yaşar” dedi. Sözlerini Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Aydın’a teşekkür ederek noktalayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kadir Has Üniversitesi için bir yerlerde ‘tütün üreten fabrikadan bilim üreten üniversiteye’ gibi bir ifade okumuştum. İnşallah Kıbrıs da ‘sorun üreten adadan çözüm üreten yapıya’ dönüşecek” şeklinde sözlerini noktaladı.

  • Kıbrıs’ta İşbirliği Ve Yatırım Zirvesi

    DMW Türkiye Başkanı Ferhat Bozçelik, 28 Kasım 2015 tarihinde, ’Kıbrıs’ta Barışa Giden Yolda Kıbrıs Uluslararası İşbirliği ve Yatırım Zirvesi’ toplantısı düzenleneceğini söyledi.

    Bozçelik zirveyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Doğu Akdeniz Enerji Havzası içindeki Kıbrıs’ta yeni bir döneme giriliyor. Siyasi çözüme yönelik müzakerelerin yeniden başladığı, çözüme ise bir adım daha yaklaşıldığı böyle bir iklimde Kıbrıs’ta Uluslararası İşbirliği ve Yatırım Zirvesi yapma fikri uzun zamandır gündemimizdeydi. Zira barış çabalarının yoğun bir şekilde sürdüğü Kıbrıs’ta on yıllardır süren izolasyonunun sona ermesi elbette çok önemlidir” dedi.

    DMW Türkiye olarak, son üç yıldır Kıbrıs ile yakından ilgileniyoruz. Uluslararası arena da hak ettiği siyasi ve diplomatik saygınlığı kazanması için Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği üyesi ülke başkentleri nezdinde ciddi girişimleri olduğunu anlatan DMW Türkiye Başkanı Ferhat Bozçelik, “Bu desteğin bir devamı olarak, DMW Uluslararası Diplomatlar Birliği (DMW Türkiye) – Avrupa İş Kulübü (EBCA) – Girne Amerikan Üniversitesi ile ortaklaşa düzenlediğimiz Barışa Giden Yolda Kıbrıs Uluslararası İşbirliği ve Yatırım Zirvesi’ni 28 Kasım 2015 tarihinde Girne’de yapacağız. Kıbrıs, uluslararası su yollarının önemli geçiş noktası olan Akdeniz’de jeo-stratejik öneme sahip bir adadır. Kıbrıs son dönemde ise Doğu Akdeniz enerji koridoru içinde yer alması ve çıkarılması muhtemel enerji kaynaklarının varlığı sebebi ile daha da önem kazanmıştır. KKTC’de böyle bir İşbirliği ve Yatırım Zirvesi’nin yapılması, dünya kamuoyunda dikkatleri KKTC’nin üzerine çekecektir. Zira ticaret, para ve sermaye global dünyada sınır tanımamaktadır. Kıbrıs bir yandan adil ve kalıcı siyasi çözüm yolunda iken, bir yandan da ekonomik büyümeyi öncelik haline getirmiştir. Yeni dönemde yaratılacak ekonomi, Kıbrıs’taki toplumların entegre olmasına doğrudan etki yapacaktır” diye konuştu.

    Kıbrıs Uluslararası İşbirliği ve Yatırım Zirvesi’nin Kıbrıs’tan büyük ilgi ve destek gördüğünü kaydeden DMW Türkiye Başkanı Ferhat Bozçelik, “Özellikle himayelerine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ömer Kalyoncu’nun zirveyi alması ve ilgili tüm bakanların destekleri, barışa olan inancı perçinlemektedir. Kıbrıs Uluslararası İşbirliği ve Yatırım Zirvesi, bir panel veya konferans havasında değil, doğrudan yatırımcıların, Kıbrıs’ta yapacağı yatırımları, geleceğe yönelik ortaklıkları değerlendireceği ve karşılıklı iş görüşmelerinin yapılacağı iş insanları sunumu şeklinde olacaktır. Ayrıca zirvede devam eden barış süreci ışığında Kıbrıs’taki siyasi ve ekonomik durumun analizi, Akdeniz’de keşfedilen doğalgaz ve ham petrolün müşterek yönetiminin tartışılması, 50 milyar Dolar tutarında planlanan yatırımların arka planındaki Maraş bölgesinin canlandırılması vizyonu, finans ve yatırım güvenliği, AB kalkınma programları ve adanın yeniden birleşmesi kapsamında bankacılık sektörünün gelişimi, boru hattı ile bağlantılı olarak su temini ve dağıtımı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişim programının tanıtımı, sürdürülebilir kalkınma kavramının dikkate alınması, altyapı, yol, telekomünikasyon, kanalizasyon, arıtma tesisleri ve atık projeleri, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı enerji kaynakları, hibrid ve elektrikli tahrik araçlar odaklanarak taşıma, tarımsal üretimde yenilikler ve ihracatın optimizasyonu, yeni nesil turizm çevre koruması ve kültürel miras ile eğitim, sağlık, Ar-Ge, bilgi ve teknoloji transferinin geliştirilmesi gibi konular da konuşulacaktır” şeklinde konuştu.

    Zirvenin 27 Kasım akşamı Girne Amerikan Üniversitesi’nin yerli ve yabancı misafirler onuruna vereceği akşam yemeği ile başlayacağını dile getiren Bozçelik, “28 Kasım’da ise Zirve Programı tam gün devam edecektir. Resmi açılışı KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı ve Başbakan Sayın Ömer Kalyoncu yapacaktır. Zirve 28 Kasım akşamı KKTC Başbakanı Sayın Ömer Kalyoncu’nun misafirler onuruna vereceği ’Gala Yemeği’ ile sona erecektir. Almanya, Polonya, Fransa, Mısır, Çin, Katar, Kazakistan, Moldova, Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs’tan farklı sektörlerde yatırımcılar, iş insanları, akademisyenler, Kıbrıs’ı ve Kıbrıs’ın siyasi, sosyal, ekonomik geleceğini tartışacaklar. Bu kadar kapsamlı bir zirve Kıbrıs’ta bir ilk olması ayrıca çok önemlidir. Zirvenin Kıbrıs’ın barış ve istikrarına katkı sağlaması en büyük dileğimiz” dedi.

  • Doğa Sigorta, Acente Ve Brokerlarıyla Kıbrıs’ta Buluştu

    Doğa Sigorta, acente ve brokerleri için düzenlediği kampanya sonucunda geziye katılmaya hak kazanan acenteleri ve brokerleri 23-25 Ekim 2015 tarihleri arasında Kıbrıs’ta buluşturdu.

    Doğa Sigorta, 01.07.2015-30.09.2015 tarihleri arasında acenteleri ve brokerleri için düzenlemiş olduğu kampanya sonucunda hedeflerini gerçekleştiren 23 acentesini, 23-25 Ekim 2015 tarihleri arasında Kıbrıs’a götürdü. Doğa Sigorta Acenteler, Satış ve Pazarlama Grup Müdürü F. Reyhan Şensoy gezileriyle ilgili “Kıbrıs gezimize grup müdürleri, bölüm müdürleri olmak üzere toplam 30 kişi katıldı. Gösterdikleri yüksek performans ve elde ettikleri başarı sonucunda Kıbrıs gezisiyle ödüllendirilen acenteler, brokerler üç gün süren gezide bölgelerin tarihi dokusunu ve kültürel zenginliklerini görme şansı elde etti. Gezi boyunca, Boğaz Şehitliği (Kıbrıs’taki en büyük şehitlik-1974 dönemi), Barbarlık Müzesi, Yeşil Hat Sınırı ve ara bölgenin görünümü, Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Tarihi Girne Kapısı, Büyük Han (Ada’daki ilk Osmanlı eseri), Selimiye Camii (St. Sophia Katedrali), Kapalı Maraş Bölgesi, Eski Magosa Surlar ve Kaleiçi, Namık Kemal Zindanı, Lala Mustafa Paşa Cami (St. Nicholas Katedrali) gibi bölgenin tarihi mekanları gezildi ve bolca alışveriş yapma için zaman buldular” dedi.

    Kıbrıs’ta Doğa Sigorta acenteleri ve brokerleri etkileyen en önemli yerlerin başında gele 1974 Kıbrıs Barış Harekâtında şehit düşen subay, astsubay, erbaş ve erler anısına inşa edilmiş şehitliğin olduğunu belirten Şensoy, “Önümüzdeki dönemde Doğa Sigorta’nın acenteleri ve brokerleri için benzer etkinlikler düzenlemeye devam edecek” ifadelerini kullandı.