Etiket: Ki:

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “İstiyoruz ki, ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim”

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “İstiyoruz ki, ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Bizler istiyoruz ki; bu güzel ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim. İstiyoruz ki; bu güzel ülkede güzel insanlar yetişsin ve güzel işler yapsınlar” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Türkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs Eğitim Kurumları’nda görev yapan öğretmen ve yöneticilere hitap etti. 29 Mayıs Eğitim Kurumlarının çevrim içi olarak düzenlenen Öğretmen Akademisi Hizmet İçi Eğitim Programının kapanış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, İslâm’ın gençlere büyük değer verdiğini ifade ederek, “Kur’an-ı Kerim’in bizlere, ömürlerini tevhit mücadelesi ile geçiren erdemli, ahlaki meziyetlerle donanımlı gençlerden bahsettiğini hepimiz biliyoruz. Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. İsmail, Ashab-ı Kehf Kur’ân-ı Kerim’in örnek gösterdiği gençlerdendir. Peygamber Efendimizin çevresinde sorumluluk ve yetki verdiği insanların büyük çoğunluğunun da gençlerden oluştuğunu hepimiz biliyoruz” diye konuştu.

    Erbaş, gencin bedeni ve ruhu dinç, kalbi yardıma ve paylaşıma açık insan demek olduğunu belirterek, gencin bu dinamikliği ve canlılığının onu verimli kılan en önemli özelliği olduğunu söyledi. İletişim alanındaki teknolojik gelişmelerin gençlerin hayatındaki etkisine işaret eden Başkan Erbaş, “Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına kadar gençlerin şahsiyetleri, kimlikleri aile, okul ve çevre odağında oluşurken günümüzde bu unsurlara dijital dünya dediğimiz bir başka güç daha dahil olmuştur. Bu yeni gücün, gençlerin kimliklerinin oluşumunda hızla ilk sırayı aldığını da hepimiz müşahede ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “Allah’ın “oku” emri, vahyi idrak etmek, hakikatle buluşmaktır”

    Erbaş, Kur’an-ı Kerim’in, “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku” emriyle başladığını hatırlatarak, “Allah’ın ’oku’ emri şüphesiz ki bu sıradan bir oku emri değildir. Bu aynı zamanda varlığı okumaktır. Kainat kitabını okumaktır. Vahyi idrak etmektir. Hakikatle buluşmaktır. ’Oku’ emri ilahisinin nesnesine sınır çizilmemiştir. Dolayısıyla Allah’ın adıyla yani kendinin, gayesinin farkında olmak şartıyla okunan her şey insanı hakikate ve huzura ulaştırmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Rabbini bilen örnek gençler yetiştirmeliyiz”

    Ülkelerin kendi ihtiyaçları, insan özellikleri, kültürleri hatta dini değerlerine göre bir eğitim modeli geliştirdiği değerlendirmesinde bulunan Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

    “Toplumsal hayatta birbirlerine saygılı, zihni ve fikri savrulmalar karşısında acze düşmeyen, değerler alanında inancını ve ifade hürriyetini merkeze alan bir bakış açısına sahip gençler yetiştirmeliyiz. İnandığı değerleri, tutarlı ve anlamlı bir bütün içinde ifade edebilecek potansiyele sahip gençler yetiştirmeliyiz. Yaşanabilir, sürdürülebilir bir dünyayı dert edinen, bu uğurda kendini sorumlu hisseden gençler yetiştirmeliyiz. Milli ve manevi değerlerle yoğrulmuş, iyi derecede bir veya birkaç yabancı dil bilen, yaşadığı çevreye olumlu katkı sağlayan, kendini ve Rabbini bilen, örnek gençler yetiştirmeliyiz.

    Şüphesiz bu değerlere uygun gençler yetiştirmenin aile, arkadaş, okul ve öğretmenler gibi birçok paydaşı var. Sadece bir kesime bunu yüklemek bira haksızlık olur. Öğretmenlerden al bu öğrenciyi istediğimiz doğrultuda yetiştir deriz, ama desteklememiz lazım. Ailemizle, çevreyle desteklememiz lazım. Sosyal çevre, medya, sosyal platformlar gibi gençleri etkileyen faktörler var. Bu faktörlerin faydalı yönleriyle gençlerimizi buluşturmamız, zararlarından onları korumamız lazım.”

    “Allah’ın rızasını hedeflemeyen hiçbir davranış, bizi doğruya götürmeyecektir”

    Başkan Erbaş, 29 Mayıs Eğitim Kurumları olarak eğitim hayatında güçlü bir şekilde yer almayı hedeflediklerini dile getirerek, “Bizler istiyoruz ki; bu güzel ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim. İstiyoruz ki; bu güzel ülkede güzel insanlar yetişsin ve güzel işler yapsınlar. Yaşadıkları çevreye olumlu katkı sağlasınlar, barışçı, sağduyulu, örnek insan olarak yetişsinler istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Başarılı olmanın tek başına yeterli olmayacağının altını çizen Erbaş, “Allah’ın rızasını hedeflemeyen hiçbir davranış, bizi doğruya götürmeyecektir. Hayatta en büyük arzumuz Rabbimizin rızasını kazanmak olmalıdır. Nitekim Tevbe Suresi’nde, ’Allah’ın rızası her şeyden büyüktür’ buyuruyor Rabbimiz” ifadelerini kullandı.

    “Dünyanın, yaratılanı seven ve bu sevgiyi öğretecek insanlara ihtiyacı var” diyen Başkan Erbaş, “Sevgi, önce Allah’ı sevmekle başlar, anne – babayı, aileyi, öğretmeni, çevreyi ve tüm yaratılanları sevmekle etkisini gösterir. Sevgi, saygıyla birleştiği zaman toplumda pozitif bir enerji oluşur. Ve bu enerji dalga, dalga tüm topluma yayılır” diye konuştu.

    “Öğretmen saygın olduğunda öğretmenin anlattıkları da saygın ve değerli olur”

    Öğretmenlerin öğrenciler üzerindeki örnekliğinin önemine vurgu yapan Başkan Erbaş, “Eğitim yolculuğunda, şüphesiz en önemli paydaş sizlersiniz. Sizlerin örnek oluşu, gençlerimize, çocuklarımıza sevgiyle, şefkat ve sabırla yaklaşımınız, ardından saygıyı doğuracaktır. Öğretmen saygın olduğunda öğretmenin anlattıkları da saygın ve değerli olur. Günümüzde değerlerin yaşatılması, kimlikleştirilmesi için yapacağınız tüm çabalar, projeler, destekler, hem bu dünyada karşılık bulacak hem de ahirette karşınıza sevap olarak Rabbimiz tarafından ikram edilecektir” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İstanbul öyle bir şehir ki, böyle güçlü bir belediye başkan adayı yakışır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İstanbul’a TBMM Başkanımızı aday olarak gösteriyoruz. İstanbul öyle bir büyük şehir ki İstanbul’a bu noktada sadece böyle güçlü bir belediye başkan adayı yakışır dedik ve Binali Yıldırım kardeşimizi aday olarak gösterdik” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Başkanlığında düzenlenen Teşkilat Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ve partililer katıldı.

    “Sayın Sözen sen İstanbul’da yaşamıyordun herhalde, uzayda mıydın?”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmada, “Sayın Sözen açıklama yapmış, ilgimi çekti. İnanıyorum ki sizin de ilginizi çekecektir. İstanbul’un benden önceki CHP’li belediye başkanı ve Nurettin Sözen yapılan eleştirilere Ümraniye çöplüğünün patlamasıyla ilgili gerçekten çok dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor. Hakikaten üzüldüm. Hem profesör, hem doktor olacaksın böyle bir değerlendirmeye nasıl yaparsın. ‘Grevi olmayan bir toplumda yaşamaktansa, çöp yığınlarıyla demokrasi içinde sendikası toplu sözleşmesi olan bir düzende yaşamayı yeğlerim’ diyor. O zaman grevler varmışta çöp yığınları ondan varmış. Sayın Sözen sen herhalde İstanbul’da yaşamıyordun, yoksa uzayda mıydın? Ümraniye’de bir vahşi depolama alanı vardı. O vahşi çöp depolama alanına sen nasıl fırsat verdin önce bunun hesabını ver. CHP çöp demek, hava kirliliği demek, susuzluk demektir. Sayın Sözen İstanbul’un susuzluğunu da yine grevlere mi yıkacaksın. Yalova’dan tankerle su getirdiğin su Kuruçeşme’ye yeter mi? Sen nasıl profesörsün. Biz geldik, İstanbul’da çöp kaldı mı, bizimle beraber grev denilen olaylar ortadan kalktı. Siyasetçi olarak grevleri ortadan kaldıracaksın. Hak vermediğin için grev oldu. Şimdi grevler yok, bu olmuyorsa işçinin hakkını hukukunu gözetiyorsun. Böylece de grevsiz bir toplum meydana geldi. Şimdi İzmir’de İZBAN’da grev var. Niye çözmüyorsunuz. CHP mantığında grev var onunla övünüyor ya, onunla yaşamak kendisi için gurur, tamamda o insanlar için çiledir. CHP çiledir. Biz halkımıza bu çileyi çektirmedik, bu zulmü yaptırmadık. Susuzluk hava kirliliği çöpte kurtardık. Yolsuzluk, yasaklar, yokluk bizim dönemde olmadı, biz bunlardan kurtardık” dedi.

    “İstanbul öyle bir şehir ki, böyle güçlü bir belediye başkan adayı yakışır”

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın aday gösterilmesiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “AK Parti olarak bu güne kadar 14 milletvekilliği, belediye başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ve halk oylamasına katıldık. Hepsinden birinci çıktık. Bizim için her seçim milletimizin karşısında yaptıklarımızın hesabını verdiğimiz, yapacaklarımızın teyidini aldığımız imtihandır. Şimdi yeni bir imtihanın arifesindeyiz. İstanbul’a TBMM Başkanımızı aday olarak gösteriyoruz. İstanbul öyle bir büyük şehir ki İstanbul’a bu noktada sadece böyle güçlü bir belediye başkan adayı yakışır dedik ve Binali Yıldırım kardeşimizi aday olarak gösterdik. CHP’de böyle bir bakış yok” diye konuştu.

    “Biz kapımızı asla kapalı tutmayız, hoşgörü sahibiyiz, biz gelene hayır demeyiz”

    CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun randevu talep etmesiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlçe belediye başkanını gösterdi. Hayırlı olsun. Bizden randevu istemiş, bende verin dedim kapımız açık. Biz kapımızı asla kapalı tutmayız. Her ne kadar genel başkanları böyle bir şeye sıcak bakmıyorsa da ben kendilerinin bu talebine buyursun gelsin çayımızı içsin dedim. Bizim karakterimizde bu var. Biz hoşgörü sahibiyiz biz gelene hayır demeyiz. 31 Mart 2019 seçimlerinde ülkemize ve şehirlerimize verdiğimiz hizmetler konusunda milletimiz sigaya çekecek. Şu anda 700’e aşkın kardeşimiz var. Ana kademe, kadın kolları, belediye başkanlarımızı, adaylarımız var. Hep beraber burada beraberiz. Bundan sonra oturup sohbet edeceğiz” diye konuştu.

  • (Özel) Harçlıkları ile öyle bir şey yaptı ki

    Çorlu’da bir araya gelen bir grup genç, yaklaşık bir buçuk sene emek harcayarak 2 saatlik sinema filmi çekti. Filmin yapımcılığını üstlenen Ümit Değirmenci (21) adlı öğrenci 2 bin 500 TL’ye mal ettiği filmi amatör imkanlarla harçlıklarından biriktirdiği para ile çekti.

    Hurdacıdan aldıkları malzemelerle 70 TL’ye 3 metrelik şaryo 5 TL’liksu borusu ile omuz tripodu yapan Ümit Değirmenci filmde kendi imkanları ile satın aldığı kamuflajları ve siyaha boyadığı oyuncak tüfekleri kullandı.

    Çorlu’da çekilen ilk uzun metrajlı amatör film olan AND Geçmişi Bedeli adlı filmle ilgili olarak bilgi veren Ümit Değirmenci, “2009 yılından beri yani çocukluğumdan beri bu işlerle uğraşıyorum. Bundan önce de yine askeri konseptli bir film çekmiştik ve youtubeda 1 milyon 175 bin izleme aldığımız vakit madem izleniyor, beğeniliyor oyuncu ve ekip kadrosunu genişleterek bir film çekmeye karar verdik. Maliyeti de kendi imkanlarımız ölçüsünde genişleterek böyle bir proje ortaya çıkarmayı düşündüm. Arkadaşlarımın hepsi gönüllü olarak geldiler, bana ve bu projeye çok yardımcı oldular. Böyle bir projenin ortaya çıkmasına vesile oldukları için gerçekten çok teşekkür ederim” dedi.

    Filmi kendi imkanlarımızla çektik diyen Değirmenci, “Gerek kamuflajlar olsun, gerek kullandığımız tüfekler olsun gerek kullandığımız kamera olsun bunların hepsi okul harçlıklarından biriktirdiğim paralarla alınmış şeyler. Neticede iyi bir şey ortaya çıkardığımızı düşünüyoruz. İki saatlik bir süresi oldu. Sinema sektöründe en aşağı bir film 200 bin liraya 300 bin liraya çekilirken biz böyle bir filmi 2 bin 500 liraya mal ederek gerçekten iyi bir başarıya imza attığımızı düşünüyoruz açıkçası. 2 bin 500 liraya 2 saatlik bir film hem aksiyon konseptli hem askeri konseptli bir film açıkçası Türkiye’de türünün tek örneği olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

    Değirmenci açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Neticede biz bunu kendi imkanlarımızla amatör imkanlarla çektik. Filmin profesyonellere taş çıkartacak bir seviyede olduğunu düşünüyoruz. Bizim esasında ricamız şu. Sosyal medyada fragmanlarımız dönüyor ve gayet de olumlu neticeler aldık. Bizim ricamız bizi dağıtım firmalarının dikkate alıp bu filmi gerçekten amatör imkanlarla çektik ama herkese sunmak istiyoruz. Bu filmin Türk sinemasında vizyon almasını istiyoruz.”

    2 bin 500 lira maliyetle 2 saatlik film çekimi gerçekleştiren genç yönetmen Ümit Değirmenci bunu nasıl başardıkları sorusuna da yanıt verdi. Değirmenci, “İşin bir teknik boyutu var bir de çekim boyutu saha boyutu var. Çekim boyutunda kamuflaj temin ettik. Gerekli sponsorları bulamadığımız için kendi biriktirdiğim harçlıklarımla kamuflajları aldım. Anlaştığımız mağazada da piyasa değerinin altında geliş fiyatlarından satın aldık. Geliş fiyatından aldığımız kamuflajlara 300 ila 400 TL arasında ödeme yaptık. Aynı şekilde herkes silahları merak ediyor, bazıları gerçek mi diye soruyor. Hayır değil uzaktan yakından alakası yok. Silahlarımız gerçeği ile bire bir aynı prototipte oyunca tüfeklerdir. Bazıları boncuk atıyor bazıları çok komik içine pil takıyorsunuz sesler çıkarıyor. Bire bir gerçek boyutta olduğu için sesli çocuk tüfeklerini aldık. Onları da siyaha boyayarak kullandık. Mekanlarımı genelde açık alanda geçtiği için mekan parası vermedik, iç mekana geçtiğimiz vakit de tanıdık olduğu için oraya da mekan parası vermedik. İşin esasında toplamda filmin en başından start verdiğimiz günden bitirdiğimiz güne kadar gelişi, gidişi, kıyafetleri, yemek ve yol parası dahil hepsi 2 bin 500 TL tuttu. Bu açıkçası emsali görülmemiş bir şey olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazı kısa filmler dahi 10 bin lira 15 bin lira bütçeye çekilirken koskoca 2 saatlik filmi 2 bin 500 liraya çektik. İhtiyacımız olan şaryo tarzı bir şey lazımdır bize yerde kayan ray sistemi lazımdı. 50 santim olanının fiyatı dahi 350 – 400 civarında değişiyor. Biz bu parayı vermeden işimizi halletmek için hurdacıdan 50 liraya köşebent 20 liraya da tekerlek aldık, tahtayı da başka bir yerden bularak 3 metrelik ray sistemi yaptık. Su borularından da 5 liraya omuz tirpodu yaptık. Sinema aşkı ne kadar varsa, imkanlar ne kadar kısıtlı olursa olsun insan kendisine inandığı vakit, çevresindeki insanları da kendisine inandırdığı vakit güzel projeler çıkarabilir her şey inançla başlar” şeklinde konuştu.

    Başrolde yer alan Yüzbaşı Ertuğrul karakterini canlandıran Haluk Yıs ise, “Bana böyle bir rol teklif edildi. Yapabilir miyim diye kendime sordum. Sonra bir baktım ki filmin içindeyim. Arkadaşlarla daha sonra beraberce emek verdik. Filmin senaryosunu okuduk, gözden geçirdik. Kendi kendimize bir şeyler katarak filmi bir yerlere getirdik. Herkesin çok emeği var. Tamamen kendi imkanlarımızla yaptığımız bir film oldu. Kendi evlerimizi kullandık, arkadaşımız sanayide çalışıyor onun dükkanını kullandık. En son bir gala gecesi ile de taçlandırmak istedik. Ciddi anlamda da güzel bir film olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Filmde rol alan isimlerden biri olan Eren Yürük de, “Bu bizim ilk uzun metraj filmimiz. İyi bir film olduğuna inanıyorum. Herkesin emeği var. Bir buçuk senelik bir emek var. Benim düşüncem filmin Türkiye çapında ses getireceğini düşünüyorum. Çekimleri Çorlu ve çevresinde gerçekleştirdik. Aç kaldığımız, zorlandığımız zamanlar oldu ama bitirdik. İyi olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

    Filmde yer alan Turan Erdem ise, “1,5 sene boyunca emek verdik. İşimizi, özel hayatımızı ikinci planda tutarak filmi birinci planda tuttuk. Gayet güzel oldu. Fazlasının ötesi oldu diyebilirim. Ben de bu kadarını beklemiyordum ama çok güzel oldu” şeklinde konuştu.

    24 Aralık 2018 tarihinde Çorlu’da galasını yapacak olan film izleyicilerin beğenisine sunulacak.

  • Otomobili ile baklava dükkanına girdi sonra: “Ne kazası ya kaza olmadı ki” dedi

    Konya’da aracıyla baklava dükkanına giren ve kaçmak isterken vatandaşlar tarafından yakalana alkollü sürücü “Ne kazası ya kaza olmadı ki” dedi.

    Kaza, saat 02.15 sıralarında merkez Selçuklu ilçesi Ferhuniye Mahallesi Ulaşbaba Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Rauf Denktaş Caddesi istikametinden Beşyol istikametine seyir halinde olan ve alklollü olduğu öğrenilen Ali Fuat T.(28) idaresindeki 42 CCA 05 plakalı otomobille direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce kaldırımdaki demir dubaya ardından ise cadde üzerindeki bir baklavacı dükkanına girdi.

    Alkollü sürücü vatandaşlar tarafından yakalandı

    Büyük bir gürültüyle iş yerine giren otomobili fark eden vatandaşlar, işyeri önüne geldiği sırada alkollü sürücünün kaçmak istediğini fark etti. Araç altına takılan demir duba sayesinde hızlanmayan araç sürücüsünü vatandaşlar tarafından yakalandı. Sürücüyü araçtan indiren vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen polis ekiplerine alkollü sürücü vatandaşlar tarafından teslim edildi. Alkollü sürücüsü yakalayan vatandaşlardan biri ise “Kaçıyordu, kontağı ben aldım nereye gidiyorsun dedim. Ben bir yere gitmiyorum diyor. Kontağı elinden aldım polise verdim. Ben olayı görmedim ama oğlum bana geldi ve baba baklavacıya girdiler dedi kalktım baktım” dedi. Seslere uyanan bir vatandaş ise “Sese çıktık, her halde şuradaki virajı alamadı, savurdu. Sonra da dükkana girdi. Bizde sese çıktık, kaçmaya çalıştı o sırada durdurduk aracı altına duba almış yürümedi araba sonra arkadaş kontağı aldı, yoksa gidiyordu” şeklinde konuştu.

    İş yeri sahibi “En büyük ceza verilsin”

    İşyeri sahipleri olan Fevzi B. ile Şahin B. komşularının kendilerini arayarak olayı bildirmesinin üzerine dükkanlarına geldi. İşyeri sahibi iki kardeş, dükkanlarını parçalanmış halde görünce sinir krizi geçirdi. İş yeri sahibi olay yerinde inceleme yapan polis ekiplerine “Bu terörist en büyük ceza verilsin” dedi. Daha sonra alkollü sürücünün yakınlarının da olay yerine gelmesiyle iki taraf arasında çıkan tartışmayı vatandaşlar sakinleştirdi.

    Konya Numune Hastanesinde sağlık kontrolünden sürücü Ali Fuat T. gazetecilerin kaza nasıl oldu sorusuna “Ne kazası ya kaza olmadı ki” demesi dikkat çekti. Öte yandan Ali Fuat T.’nin 2.50 promil alkollü olduğu öğrenilirken, sürücü ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü.

  • Giresun’da Polis öyle bir uygulama yaptı ki, sürücüler şaştı kaldı.

    Giresun İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü ekiplerince her bayram öncesi yapmış olduğu ‘çay ve dinlenme’ molasını bu Ramazan bayramı öncesi de Keşap ilçesinde düzenledi.

    Ramazan Bayramı öncesi tatilcilerin memleketlerine gelmesiyle Karadeniz Salih Yolu’nda araç trafiği arttı. Trafik ekipleri artan yoğunla karşı kontrollerini artırarak sürücüleri önce durdurup bilgilendirdi sonra ise çay molasına davet etti.

    Bayramın tadında geçmesi için trafik kontrollerinin arttığını belirten Giresun İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Bölge Müdürü Ferda Yılmaz, “ Tatilcilere yönelik “Yorulunca Mola Verin, Hayata Mola Vermeyin” sloganıyla uygulama yaptıklarını söyledi.

    Zorunlu mola ile sürücü ve yolcuların araç dışında 5 ile 10 dakika arasında zaman geçirmesini sağladıklarını belirten Yılmaz, “ Bayram öncesi ve bayram sonrasında uzun yoldan gele sürücülerimize zorunlu mola verdirerek sürücü ve yolcuların araç dışında 5-10 dakika geçirmesini sağlayıp, daha zinde bir yolculuk yapmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bu uygulamamız bayram öncesi iki gün devam edecek. Uzun yoldan gelen sürücülerimiz öncelikle emniyet kemerini bağlamaları istiyoruz, toplu taşıma araçlarında tüm koltukların, özel araçlarda ise arka koltuklarda oturanların emniyet kemeri takmakla zorunlu olduğunu, emniyet kemeri kullanımının kazalarda yüzde 50-55 oranında ölüm ve ağır yaralanmaları engellediğini bildirmek istiyoruz” dedi. Karadeniz sahil yolu Keşap geçişinde durdurulan sürücüler ilk önce ehliyet ve ruhsatlarını polis memurlarına uzattı polisler ise bu sefer ehliyet ve ruhsat almak yerine sürücüleri çay molasına davet etti. Bazı sürücüler polisin bu teklifi karşısında şaşkınlıklarını gizleyemezken bazıları ise polislere bu uygulamadan ötürü teşekkür etti.