Etiket: KFMİB

  • KFMİB: “Alan bazlı destek sıladakine verilmeli”

    Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Cem Şenocak, hükümetin 2009 yılından bu yana uyguladığı alan bazlı destek ödemesinin doğru bir yöntem olduğunu, ancak günün ve bölgelerin koşullarına göre yeniden dizayn edilmesi gerektiğini söyledi.

    Cem Şenocak, 2009’da başlatılan alan bazlı desteğin, bugün dekar başına 170 TL olduğunu hatırlatarak, “Devlet alan bazlı destek de geçmişte yaşananları ve elde edilemeyen hedefleri de göz önünde bulundurarak bazı düzenlemeler yapmalıdır. Öncelikle desteği gurbete çıkmış olanlara değil, toprağının başında yani sıladakilere vermelidir” dedi.

    Desteklemenin fındıkta verim ve kaliteyi arttırmanın yanında, dar gelirli üreticiye de katkı sağlama amaçlı olduğuna vurgu yapan Cem Şenocak, şöyle devam etti:

    “Devlet 10 dönümden aşağı fındık üretimi yapan üreticiye dönüm başına 500 TL destek verilmelidir. 20 dönümden aşağı yeri olana 400 TL, 30 dönümden aşağı yeri olana 300 TL, 40 dönümden aşağı yeri olana 200 TL, 50 dönümün altına dönüm başına 100 TL dekar başına alan bazlı destek verilmelidir. 50 dönümden üstüne de az da olsa bir destek verilmesi lazımdır. Bu da ürünün bakım gübreleme hizmetler için 50 TL olabilir. Fındık destekleri verirken bahçesiyle ilgilenen üreticiler seçilmelidir. Gurbettekiler değil, sıladakiler tercih edilmelidir. Doktora, avukata ya da gurbetteki bahçe sahiplerine destek verilmemelidir. Köyünde, toprağında oturup fındığı ile ilgilenenler var. Bir de gurbete gidip orada iş tutup geçinenler var. Bunlar çiftçi değil. Bunları devlet niye desteklesin? Ancak eğer bu gibiler bahçesini ortağa veya akrabasına kiralarsa, ona da o zaman destek alsın. Bu desteği alan vatandaşlarımız fındıkla uğraşsınlar. Bu dağları, tepeleri korusunlar. Ama göç etmiş vatandaşa destekleme vermeyelim. Yıllık verilen destekleme 850 milyon TL civarıdır. Bu rakam çok az artırılarak kendi içinde küçük ve bahçesiyle ilgilenen, meyilli arazi üzerindeki üreticiye daha fazla destek vererek adaletli bir sistem oluşturulabilir.”

    “Bu model Doğu Karadeniz’e uygundur”

    Devletin desteklemede fındığın ana üretim bölgesi olan ve arazi yapısı itibariyle de sosyal uygulamaları gerektiren Doğu Karadeniz için farklılık sunması gerektiğini de kaydeden Cem Şenocak, “Meyilli arazi adı altında bu destek her bölgenin yükseklerine verilmektedir. Ancak bu destekten yaklaşık olarak Samsun yüzde 20, Batı Karadeniz yüzde 30 faydalanırken, Ordu, Giresun ve Trabzon yüzde 100 yararlanıyor. Dikkat edilirse sorunun Doğu Karadeniz’de, yani Ünye’nin doğusundaki birinci üretim bölgesinde olduğu görülecektir. Bu, 3 il için sistem mükemmel bir modeldir. Desteklemenin yaklaşık 500 milyon lirasını bu 3 il alıyor. Alması gerekende bunlardır” diye konuştu.

  • KFMİB Başkanı Sevinç: “Bu yıl 750 bin tondan fazla rekolte bekliyoruz”

    Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Başkanı İlyas Edip Sevinç, bu yıl 750 bin tondan fazla rekolte beklediklerini, 2023 projeksiyonunda Türkiye’nin 350 bin ton iç fındık ihraç etmesini hedeflediklerini söyledi.

    “9. Uluslararası Fındık Kongresi” Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde başladı. OMÜ ve İnternational Society Of Horticultural Scienses (ISHS) tarafından düzenlenen kongre OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılıyor. 40 yıldır düzenlenen uluslararası kongre 4 yılda bir yapılırken, bu yıl 17 ülkeden 250 akademisyen katıldığı kongrede 149 sunum yapılacak. 15-19 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek olan kongrenin başkanlığını OMÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celal Tuncer yapıyor.

    Kongrenin açılış konuşması yapan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç, birçok ülkeden gelen akademisyeni OMÜ’de ağırlamaktan memnun olduklarını belirtti. Rektör Bilgiç, fındığın geleceği için başarılı bir kongre olması temennisinde bulundu.

    “Yüzde 40-45 oranında işlenmiş fındık ihraç edebiliyoruz”

    Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünleri arasında fındığın en ön sırayı aldığını belirten KFMİB Başkanı İlyas Edip Sevinç, “Fındık, diğer tarım ürünlerine göre en fazla ihraç girdisi sağlayan, Türkiye’de toplam 400 bin ailenin, dolaylı olarak 3 milyon insanın gelir sağladığı ürünümüz. Hiçbir ithal girdisi olmayan ihracatıyla ilgili gelirinin tamamen ülkemizde kaldığı çok değerli bir ürünümüz. Fındık bizim bildiğimizin dışında dünyada sanayi ürünü olarak değerlendiriliyor. Biz ihracatçılar olarak Türkiye’nin fındığının tamamını özel sektör ihracatçıları işlerler ve ihraç ederler. Üzerinde özellikle durduğumuz iki konu var. Bu konulardan bir tanesi yüksek katma değerli fındık ihraç edebilmemiz. Yani işlenmiş fındık ihracat oranımız, kırılmış naturel fındık ihracatımızı aşması. Ama hala daha yüzde 40-45 oranında işlenmiş fındık ihraç edebiliyoruz. Bunu yüzde yetmişlere ulaştırdığımız takdirde hem iç tüketimimizde hem ihracatımızda fındığı önemli bir katma değer sağlayacak bir ürün olarak göreceğiz. Karadeniz Bölgesi’nde istihdam sorununun çözümünde fındığın çok önemli bir yeri var. Bunun yanında dünya fındık tüketiminde istediğimiz artışı 2000 yılından beri göremiyoruz. Bizim hedefimiz 2023 projeksiyonunda Türkiye’nin en az 350 bin ton civarında iç fındık ihraç edebilmesi. Bu rakamı yakalayabilmek o kadar zor değil. Çünkü iyi bir rekoltenin olduğu 2012 yılında 301 bin ton fındık ihraç ederek Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük rekorunu kırdı. 301 bin ton fındık demek 600 bin ton kabuklu fındık demek. Bunun yanında 150 bin ton iç piyasada ürettiğimiz zaman 750 bin ton kabuklu fındığa tekabül ediyor” diye konuştu.

    “Bu yıl 750 bin tondan fazla rekolte bekliyoruz”

    Bu yıl iyi bir rekolte beklediklerini söyleyen Sevinç, “Bizim tahminimiz 750 bin tondan daha fazla bir rekolte var. Henüz Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kendi rekoltesini açıklamadı. Bu demektir ihracatta önemli bir sıçrama yapabilmemiz, tonaj bazında ve iç piyasada kullanılan fındığın miktarını artırabilmemiz mümkün olacak. Bu, istihdam açısından da önemli bir durum. Ama hepsinden daha önemlisi dünya fındık tüketiminin artması lazım. Türkiye’de tabiat şartlarına göre bazen çok yüksek rekolteler gerçekleşebiliyor. 2008 yılında 900 bin ton fındık oldu. Bu fındığı piyasadan arz fazlasını çekip yağlığa vermek yerine büyük zararlar oluşmasını engellemek için dünya fındık tüketimini Türkiye orijinli olarak artırmamız lazım. Aynı zamanda da Türkiye’de fındık fiyatlarının düşük rekolteler nedeniyle yükselmesini fırsat bilip; kendi üretim alanlarını artıran Gürcistan, Şili, ABD (en büyük tehlike ABD’dir), İtalya gibi ülkelerin ekim alanlarının durdurulması lazım. Bu ancak serbest piyasa rejimi ile gerçekleşebilecek bir durumdur. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2009 yılında bir devrim niteliğinde bir karar alarak fındığı serbest piyasaya bırakmıştır. Devlet destekleme alımlarından çekilmiştir. Ümit ediyorum bu karar bundan sonra da devam ettirilecektir. Üreticinin sosyal devlet politikaları içerisinde, gözden ırak tutulmaması, desteklenmesi ve gelir kayıplarının önlenmesi de önemlidir. Bunun için zaten devletimiz alan bazlı destek modeline geçmiştir. En azından yüksek rekoltenin olduğu dönemlerde bu alan bazlı desteğin bir miktar daha artırılabilmesi ve üretim maliyetlerinin daha yüksek oranda karşılanabilmesi sağlanırsa fındık fiyatlarındaki istikrar sonucunda çok başarılı bir ihracat sezonu geçireceğimizi düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “Ağaçlarımız yaşlandı, bahçelerimiz yaşlandı, verimlilik az”

    Bu tür toplantıların fındık için çok önemli olduğunu belirten Sevinç, “Tarım aynı zamanda bilimin bir konusu. Bilimsel ilerlemeler olmadan, fındığın kalitesi artırılmadan, fındık ve sağlık arasındaki bağlantının halkımızın ve dünya ülkelerinin anlayacağı şekilde ortaya konulmadan tüketimin artırılabilmesi mümkün değil. Aynı zamanda Türkiye’de çok ciddi verim ve kalite sorunu da var. Ağaçlarımız yaşlandı, bahçelerimiz yaşlandı, verimlilik az. Düşen verimlilik nedeniyle maliyetler artıyor. Bunların hepsi bilimsel araştırmaların konusu. Her zaman fındığın fiyatının konuşulması, fiyatla ilgili çekişmelerin devam etmesi bu tür çalışmaların gözden uzak tutulmasına sebebiyet veriyor” ifadelerini kullandı.

    Vali Kaymak: “Samsun’da 95 bin kişi fındıktan geçimini sağlıyor”

    Fındığın 2 bin 500 yıllık bir tarihinin olduğunu belirten Samsun Valisi Osman Kaymak ise “Türkiye fındık konusunda dünyada söz sahibi bir ülke. Dünyadaki fındık üretiminin yüzde 70’i Türkiye’de üretiliyor. Samsun’da 95 bin kişi fındıktan geçimini sağlıyor. Samsun’da yılda 90 bin ton fındık üretilmektedir. Fındık stratejik bir ürün. Bu kongrede fındığın üretiminden, işlenmesi ve pazarlamasına kadar ele alınması bizi ümitlendirmektedir. Şüphesiz fındığın katma değerini artırarak üreticiye daha fazla yansıması bizim için çok önemli” dedi.

    Kongre, açılış konuşmalarının ardından akademisyenlerin sunumlarıyla devam etti.