Etiket: Keşfediyor”

  • Oyuncu akademisi yeni yetenekleri keşfediyor

    Adana ve çevre illerdeki yeni yeteneklere sinema ve dizi sektörünün kapılarını aralamak amacıyla Lore Plus Film Yapım Şirketi tarafından ilk kez açılan Oyuncu Akademisi, yoğun ilgi gördü. Akademide, doktor, eğitimci ve güvenlik görevlisi gibi çeşitli meslek grupları dışında öğrenciler de kayıt yaptırarak, eğitim almaya başladı.

    Lore Plus Film Yapım Yönetim Kurulu Başkanı Adem Sincar, film ve dizi sektörüne yeni yüzler kazandırmak ve özellikle Adana’daki yetenekleri ortaya çıkarmak amacıyla iki hafta önce kurdukları Oyuncu Akademisi’ne sürpriz bir ilgiyle karşılaştıklarını söyledi.

    Akademideki öğrenci sayısının kısa sürede 40’ı bulduğunu ve kayıtların sürdüğünü belirten Adem Sincar, “Henüz yeni olmamıza karşın gösterilen yoğun alaka bizleri çok mutlu etti. Akademimize gelen yeni yetenekler, konusunda uzman öğretmenlerimiz tarafından oyunculuğun gerektirdiği tüm konularda eğitim almaya başladı. Akademimize, aralarında doktor, eğitimci, güvenlik görevlisi ve esnaf gibi çeşitli meslek gruplarına mensup kursiyerler dışında, lise ve üniversite öğrencileri de ilgi gösterdi” dedi.

    Adana’da bir ilki gerçekleştirmek adına çıktıkları bu yolculukta oyunculuk eğitimi almak isteyenlerin artık İstanbul’a gitmelerine gerek kalmadığını belirten Adem Sincar, “Hedefimiz, sinemaseverlere ve bu işe gönül verenlere en iyi hizmeti sunmak, Yılmaz Güney, Şener Şen, Yılmaz Köksal gibi usta oyuncuların yetiştiği kentimizde, yeni yeteneklerin sektöre kazandırılmasına imkân tanımak ve oyuncu adaylarını istedikleri noktaya taşımak” ifadelerini kullandı.

    Sincar, Akademilerinde eğitim alan öğrencilerin en büyük şanslarının ise, kendilerinin çektikleri film ve dizilerde rol almaları olacağını da dile getirdi.

    Yapım şirketi olarak bir süre önce Bahtsız Bedri isimli komedi filminin çekimi tamamladıklarını ve aksiyon, dram ve polisiye içerikli Arayış isimli bir dizinin çekimlerine başlayacakları bilgisi veren Sincar, şunları söyledi:

    “Akademi öğrencilerimiz, eğitim alırken, bizim yapımlarımız olan film ve dizi projelerimizde de yer alarak kendilerini gösterme imkanı bulacak. Bizim kentimizdeki yetenekler, kendi memleketlerinin film yapım şirketinin film ve dizilerinde yer almanın yanı sıra, yine bizim aracılığımızla diğer büyük projelerde de karakter ve bölüm oyuncusu olarak yer alabilecekler. En büyük idealimiz, kentimizin yeteneklerinin Torosları aşarak ciddi projelerde yer almalarını sağlamak. Oyunculuk eğitimi almak isteyen 7’den 70’i herkese kapılarımız açık.”

  • Minik öğrenciler SGM’de yeteneklerini keşfediyor

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Gelişim Merkezleri’nde (SGM) ‘Misafir Okul Etkinlikleri’ devam ediyor.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Gelişim Merkezleri ‘Misafir Okul Etkinlikleri’ kapsamında merkezi ziyaret eden öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. Adapazarı, Akyazı, Sapanca ve Geyve Sosyal Gelişim Merkezleri her ay binlerce öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Kendi yeteneklerini keşfetme ayrıcalığı yaşayan öğrenciler, Tasarım, Mutfak, Akıl Oyunları, Drama derslerine katılarak arkadaşlarıyla bir arada vakit geçirme fırsatı elde ediyor.

    Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi’nde Aşçılık Atölyesinde Öğretmenlik yapan Funda Eryılmaz, “Mutfakta ilk olarak öğrencilere temiz ortamda yemek yapmayı, ikinci olarak basit tarifleri ve en önemlisi malzemeleri paylaşmayı ve işbirliği içerisinde ortaya bir ürün çıkartmayı öğretiyoruz. Pişirmenin keyfini tadıyorlar. Kendi yaptıkları yemekleri yiyorlar. Sevmedikleri sebzeleri bile kendileri yapınca severek yiyorlar. İnce motor gelişimleri destekleniyor bu sayede zihinsel olarak da bir şeyler yapabilince özgüvenleri gelişiyor. Haftada 3 gün 400 öğrenci bizimle birlikte yemek yapmayı öğreniyor” dedi.

    Akıl ve Zeka Oyunları öğretmeni Gürkan Yakan ise, “Buraya gelen misafir öğrencilerimize becerikli yapılar ve zeka oyunlarını öğretiyoruz. Çocuklarımızla paylaştığımız zeka sorularımız var. Bu tarz oyunlarla çocuklarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu konuyla ilgili yurt dışında önemli araştırmalar yapılmış ve öğrencilere sadece sistemli bir şekilde 2 ay boyunca haftada iki saat olmak üzere oyun oynatmışlar. Oynatılan bu oyun sonrasında çocuklarımızın zekasında yüzde 32’lik bir artış gözlemlenmiş. Eğer çocuklar akıl oyunlarını sistematik bir şekilde oynarlarsa çocuklara zeka anlamında büyük katkısı olur” diye konuştu.

    Konuşmasına devam eden Yakan, “Her oyunun kendisine göre kazandırdığı beceriler var. Şu anda biz çocuklarımızla beraber becerikli oyunlar oynuyoruz. Becerikli oyunlar, çocuklarımızın üretkenlik yapılarını geliştiren bir oyundur. Aynı zamanda sabırlı olmayı, beraber oynamayı ve asıl önemlisi çocuklarımızın bilgisayardan ya da tablet gibi çok fazla kullanıldığı zaman olumsuz etkisi olan şeylerden uzak tutmayı sağlıyor. Çocuklarımızın burada akranlarıyla beraber vakit geçirebilmesi, strateji oyunu oynattığımız zaman el becerilerinin gelişmesi ve dikkatlerinin gelişmesi için çeşitli aktiviteler yapıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Polis Başmüfettişi, sanatıyla inceliğiyle gençlerin kalbini keşfediyor

    Halen Emniyet Genel Müdürlüğünde polis başmüfettiş olan Ahmet Sula, asıl mesleği olan polislikten ziyade eserleri, sanatı ve gençlere yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

    Çocukluğundan beri ilgi duyduğu resim, hat satanı ve Kaligrafi sanatıyla yakından ilgilenen Sula, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki şehirleri gezerek icra ettiği sanatıyla kalpleri keşfetmeye çalışıyor.

    Siirt Belediyesi tarafından Kent Meydanında düzenlenen ramazan programına katılmak üzere şehre gelen Ahmet Sula ve eşi Şule Sula, kenar mahallede yoksul vatandaşlara verilen iftara katıldı. Sula, beraberinde eşi Şule Sula ile ezan saatini bekleyen kız çocuklarla sohbet edip aynı sofrayı paylaştılar. Daha sonra 15 Temmuz Demokrasi meydanında düzenlenen söyleşiye katılan Sula, gençlere tecrübelerini anlattı, polislik mesleği ile yaptığı sanat hakkında bilgiler aktardı.

    Terörle mücadelesinin sadece silahla verilen bir mücadele olmadığını, bunun ekonomik sosyal alanı oluğunu, sanat ve kültür ile müzik alanında da verilmesi gerektiğini aktaran Sula, terörden en çok etkilenen şehirleri geçerek bir araya geldiği insanların kalbine sanatla dokunabildiğini aktardı. Sula, “Yaklaşık 14 yaşından buyana hayatım hep polislikle geçti, fakat ondan önce ve ölüme kadar sanat hayatımda olacaktır” dedi.

    Sula, “Bugün Siirt’teyiz. Bu programa Diyarbakır, Maddin, Şırnak, Şırnak ve Batman’ı dahil ederek planladık. Bir haftaya yakın bir çalışma yaptık ve bölgeyi seçme nedenimiz de yıllarca terörle mücadelede önemli görevler aldım geçmişte ve hala da devam ediyorum. Ülkemizde amansız bir mücadele veriliyor bu alanda. Bölgemiz de en çok mağdur olanlardan, bizler de bu işin içinde en çok olanlardanız. Allah bana bunun haricinde bir de sanatı lütfetmiş ve bunun zekatını da vermemiz gerekir” dedi.

    Sula, gençlere bir araya gelerek onları, bilime, sanata, ilme, insanlığa faydalı olabilecek büyük ufuklara yönlendirmeye çalıştığını aktararak, “İnsana verilen iki sermayeden biri niyet diğeri de gayrettir. Benimki de bunlardan ibarettir. O yüzden bu niyetle buradayım” dedi.

  • SDÜ’lü 900 kaşif Batı Akdeniz’i keşfediyor

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) öğrencilere yönelik başlattığı “Keşif Isparta” projesinin son rotasını Burdur’un Ağlasun ilçesinde yer alan ve aynı zamanda “UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi”nde bulunan Sagalassos Antik Kenti’ne gerçekleştirdi. Nisan 2017’de başlayan “Keşif Isparta” kapsamında toplamda 15 rotada 10 gezi düzenlenerek 2 bin kilometre yol kat edildi. SDÜ’lü 900 genç kaşif, Batı Akdeniz Bölgesi’nin doğal ve tarihi değerlerini keşfetti.

    Çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan ve yapılan kazılarda birçok eserin gün yüzüne çıktığı Sagalassos Antik Kenti; Türkiye’nin güneybatısında, Burdur’un Ağlasun ilçesinde denizden 1450 -1600 metre yüksekliğe konuşlanmış durumda. Tiyatro ve Opera, Kütüphane, Meclis, Konut, Hamam, Yüzyıllardır Akan Çeşme yapıları ile zamana meydan okuyan Sagalassos Roma’nın 5 önemli Seramik Üretim Merkezi’nden biri idi. Antik çağda nehir yolu ile Mısır’a seramik ve tomruk gönderen Sagalassos’ta hayat Anadolu’yu kasıp kavuran ’Veba’ salgını ve 13’üncü yüzyılda meydana gelen büyük deprem bitti. Ancak kalıntılar o döneme dair fikir ve ilham vermeye devam ediyor. Büyük İskender’in fethiyle adını duyuran ve Antik Yunan’da Pisidiya’ya başkentlik yapan Sagalassos’ta, kazı ve restorasyon çalışmaları da tüm hızı ile sürüyor.

    Kâşifler, “Yer ve Zamanda Sagalassos”, “Doğa, Çevre, İklim” , “Sagalassos’ta İnsanlar Nasıl Yaşardı?”, “Sagalassos Ekomisi”, “İdeoloji ve Din” gibi başlıklar altında değerlendirilebilecek olan birçok bilgiyi simülasyon alanında ve rehber aracılığıyla öğrenerek antik kentin dokusunu daha iyi hissetme şansına sahip oldular.

    Kâşiflere kentin fiziksel yapısına dair yapılan açıklamalarda: “Sagalassos, Büyük İskender’in ordusundan kaçamayan diğer kentlerle aynı kaderi paylaşmış olsa da, kentin önündeki tepede hiçbir savaş izine rastlanmamıştır. Bugün tepenin adının İskender tepesi olmasının nedeni, Sagalossosluların İskender’in ordusunu burada beklemelerinden ötürüdür. Romalıların himayesi altına giren diğer yerleşimlerde olduğu gibi, Sagalassos’da da imar ve kültürel yaşamla birlikte imparatorluğun kalıcı izleri görülmektedir. Arkeolojik çalışmalar, kullanılan taş işçiliğinden yola çıkarak kentte bir yapı olduğunu göstermiştir. Sagalassos göz alıcı sütunlu caddesi olan ilk antik kentlerden biridir. İki agorası bulunan kentin aşağı agora kısmını, yukarı kentle bağlayan sokağın kavisli duvarı üzerinde bir çeşme ve çeşmenin iki yanında külçel kabartma ile Sagalassos’un altı kent tanrısının büstleri bulunmaktadır.” bilgilerine yer verildi.

    Antik kent içerisindeki sütunlu caddelerde keşiflerine devam eden kâşifler; ardından Titus Flavius Severianus Neon’un ölen babası için, MS.120 civarında inşa edilmiş olan ve Belçika K.U. Leuven Üniversitesi tarafından 1990- 1997 yılları arasında kazılıp koruma altına alınan T. Flavıus Severıanus Neon Kütüphanesi’ni gezdi.

    Kâşifleri, antik kentin en üst noktasında karşılayan; İmparatorların gözdesi olan Sagalassos Kenti’nin tiyatrosunu, diğer antik kentlerden ayıran en önemli özelliği ise deniz seviyesinden 1597.m yüksekliği ile dünyada bilinen en yüksek antik tiyatro olmasıdır. Günümüze kadar gelen, seyirci kapasitesi 20 bin kişilik olan yapının, iki kademeli sahne binasının birçok bölümü ayakta kalmayı başarmıştır. Tiyatronun iyi korunmuş durumu ve İskender Tepesi’ne doğru sunduğu manzara fazlasıyla etkileyicidir.

    Sagalassos’un erken ziyaretçilerinden Charles Fellows yazdığı 1839 Küçük Asya’da bir Seyahatin Güncesi’nde : “Yükselen tepenin yamacında, bugüne dek gördüğüm veya duyduğum tiyatroların en zarifi ve güzeli yer alır” ifadesi ile betimlemiş olduğu Sagalassos tiyatrosunda, kâşifler oldukça keyifli anlara imza atarak keşiflerini tamamladılar.

    15 Rota, 2 bin km yol

    Proje kapsamında bugüne kadar 15 rotada 10 gezi düzenlendi. SDÜ öğrencisi 900 genç kâşif, Batı Akdeniz Bölgesi’nin doğal ve tarihi değerlerini keşfetti. Gezi kapsamında Kovada Gölü Millî Parkı, Kızıldağ Millî Parkı, Yazılı Kanyon Tabiat Parkı, Aksu Zindan Mağarası, Yenişarbademli Pınargözü Mağarası, Yalvaç Pisidia Antiokheia Antik Kenti, Atabey Ertokuş Medresesi, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, Eğirdir Gölü, Can Ada, Yeşil Ada, Sagalassos Antik Kenti, Gölcük Tabiat Parkı rotalarında toplam 2 bin 020 km. yol kat edildi.

  • Zahit Alüminyum yeni pazarlar keşfediyor

    Adana OSB’de, 65 bin metrekaresi kapalı, toplam 100 bin metrekare alanda yer alan iki ayrı tesiste; alüminyum profil, kompozit panel ve güneş ışığını elektrik enerjisine dönüştüren fotovoltaik güneş paneli üreten Zahit Alüminyum’un yönetim kurulu üyesi Elif Balbay Öz, kaliteli üretim kozunu dünya pazarlarında en iyi şekilde değerlendirdiklerini bildirdi.

    Elif Balbay Öz, Almanya, Romanya, Avusturya, İsviçre, Bulgaristan, İtalya, Polonya, Kıbrıs, Gana, Suriye, Etiyopya, Gürcistan, Kosova, Togo, Cezayir, Filistin, Tunus, Türkmenistan, İsrail, Mısır, Irak, İran, Azerbaycan ve Suudi Arabistan ağırlıklı olarak yaptıkları ihracatla yetinmediklerini, yeni pazarlara yelken açtıklarını belirtti.

    Avrupa pazarı için Berlin’e ofis

    Yüksek alım gücü nedeniyle Türk sanayicisi için her zaman en büyük ihracat kapısı olan Avrupa pazarını çok önemsediklerini belirten Elif Balbay Öz, “Bu pazarda yenilikçi ürünlerimizle etkinliğimizi artırmak istiyoruz. Onun için Almanya Berlin’i merkez seçtik. Avrupa pazarına yönelik tüm operasyonlarımızı, 2016 yılında Berlin’de açtığımız bu ofisimizden yürütüyoruz. Buradan Avrupa’da bizim sektörümüzde faaliyet gösteren firmaların büyük bölümüne ulaşmayı hedefliyoruz. Yoğun gayretimiz ve yüksek kaliteye sahip ürünlerimizle, diğer pazarlarda elde ettiğimiz başarıyı Avrupa’da da tekrarlayacağımıza inanıyoruz” dedi.

    Öz, Avrupa’nın yanı sıra Güney Afrika’nın da hedef pazarları arasında yer aldığını, ayrıca Amerika pazarı için fizibilite çalışmalarının devam ettiğini vurguladı.

    Üretimin yüzde 20’si ihraç ediliyor

    Elif Balbay Öz, pazarlarda en büyük kozlarının kaliteli ve inovatif ürünler olduğuna dikkati çekerek, geçtiğimiz aylarda kurdukları AR-GE Merkezi ile bu kozlarını daha da güçlendirdiklerine dikkati çekti. Hammaddede dışa bağımlılık ve yüksek enerji maliyetlerine rağmen dünya pazarlarında boy gösterdiklerini belirten Elif Balbay Öz, şunları kaydetti:

    “Hali hazırda üretimimizin yüzde 20’lik kısmını ihraç ediyoruz. Geriye kalan kısım yurtiçi pazarında satışa sunuluyor. Önümüzde kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerimiz var. İhracattaki hedefimiz ise bunu kademeli olarak her yıl artırmak. Çünkü yapılan her ihracatı, ülkemizin dış ticaret açığına sunduğumuz bir katkı olarak değerlendiriyoruz.”