Etiket: Kendirlioğlu;

  • Kendirlioğlu; “Menderes’in kirlenmesi önlenmelidir”

    Efeler Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, “En büyük su kaynağımız olan Büyük Menderes Nehrini kirleten odakların engellenmesi gerekmektedir” dedi.

    Büyük Menderes Nehri’nin Aydın ve ülke ekonomisi için hayati önem taşıdığına işaret eden Mehmet Kendirlioğlu, “Aydın Ovası’nın can damarı konumundaki Büyük Menderes Nehri belediyelerin evsel atık suları ve endüstriyel atıkların arıtılmadan su ortamlarına bırakılmaları, tarımda kullanılan doğal ve yapay gübrelerin, zirai mücadele ilaçlarının su ortamına taşınmaları, bor içerikli jeotermal kaynak suların reenjekte edilmeden Büyük Menderes Nehri’ne deşarjı, yan dereler üzerinde bulunan zeytinyağı fabrikası gibi işletmelerin atık sularının Büyük Menderes Nehri’ne verilmesi ile kirlenmektedir. Sulara karışmış olan herhangi bir kirletici madde veya maddeler sulama sularıyla pek çabuk bir şekilde gıda zincirimiz içerisindeki yiyeceklerimizi etkilemekte ve bulaşmalarla veya bu yiyeceklerin bünyesine alınmak suretiyle kullanım sahalarına yayılabilmektedir” diye konuştu.

    Yanan çevre kirliliğinin üretimde olduğu kadar insan ve hayvan sağlığı açısından da sıkıntılar oluşturduğuna dikkat çeken Kendirlioğlu, şöyle konuştu: “Diğer yandan, sulardaki kirleticiler toprakların yapısına göre sızmalar şeklinde yeraltı su kaynaklarına da çeşitli yollarla karışabilme imkanına sahiptir ve böylesi sular insan ve hayvan sağlığı bakımından potansiyel tehlike ortamı oluşturmaktadır. En büyük su kaynağımız olan Büyük Menderes Nehrinin suyunu dolayısıyla topraklarımızı, çevremizi kirleten bu odakların, yaptırımlarla engellenmesi gerekmektedir”

  • Kendirlioğlu; “Jeotermal akışkanların takibi yapılmalı”

    Efeler Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, “Ağır metal içeren jeotermal akışkanların çevre, insan ve hayvan sağlığını tehdit etmeden reenjekte edilmesi ve takibinin yapılması gerekmektedir” dedi.

    Efeler Ziraat Odası Başkanı Kendirlioğlu, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada; “İlimizin tarımsal zenginliği yanında, jeotermal kaynakların varlığı ve bunların elektrik enerjisi, konut ısıtması, termal turizm ve örtü altı sebzeciliği ısıtmasında kullanılacak olması ile büyük avantaja sahip olacağımız düşünülmekte idi. Jeotermal enerjinin sera bölgesinde kullanılması halinde, istihsal masraflarının yüzde 30-40’larını oluşturan ısıtma giderlerinde de tasarruf sağlanacak, organik sebze üretiminin gerçekleşmesiyle de üreticimiz 2-3 kat daha fazla kazanç elde etmesi mümkün olacaktı. Ancak bölgemizde özel sektör tarafından elektrik üretiminde kullanılan ve üretim sonucu reenjekte olunarak geri dönüştürülmesi gereken jeotermal akışkanların kontrolsüz olarak Menderes Nehrine deşarj olduğu görülmektedir. Oysa 5686 Sayılı Jeotermal Yasasına göre; Bu faaliyetlerde kaynağı oluşturan jeotermal sistemin korunması, kaynağın israf edilmemesi ve çevrenin korunması esas gösterilmiştir” dedi.

    “Enerji elde etmek uğruna, içeriğinde ağır metal bor bulunan jeotermal atık suyun reenjekte edilmeden Menderes Nehrine deşarj olmasına ve ağır metal içeren bu suyun tarım arazilerinde sulamada kullanılarak kirlenip, üretim yapılamaz hale gelmesine göz yumulmamalıdır” diyen Kendirlioğlu, şu uyarılarda bulundu: “Sulama suyu kriterlerinde olumsuz etki oluşturan bor minerali ve diğer ağır metaller bütün tarımsal ürünlerde toksik etki oluşturmaktadır. Tıkanarak uzaklaşması mümkün olmadığından toprakların yapısının bozulmasına neden olur ve kullanamaz hale gelir. Jeotermal santral etrafında bulunan özellikle incir, zeytin mahsulü bu nedenle zarar görmeye başlamıştır. İlimiz ve ülkemizin bitkisel üretiminde önemli yer tutan Menderes Havzası topraklarında sağlıklı üretimin sürdürülebilirliği ve gelecek nesillerimize intikali bakımından; Ağır metal içeren jeotermal akışkanların çevre, insan ve hayvan sağlığını tehdit etmeden reenjekte edilmesi ve takibinin yapılması gerekmektedir”

  • Kendirlioğlu; “Pamuk fiyatlarındaki düşüş engellenmelidir”

    Pamuk fiyatlarının aşağıya doğru çekilmesi ile ilgili olarak Efeler Ziraat Odası Başkanı Mehmet Kendirlioğlu, pamuk üreticilerinin mağduriyetine sebep olacak olumsuz hareketlerin önlenmesi gerektiği belirtti

    Kendirlioğlu, Efeler Ziraat Odası toplantı salonunda pamuk fiyatlarındaki düşüş ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “2015 yılından itibaren ülkemizdeki fiyatlarda düzenlemeler ve verilen desteklerle üretim alanları 64 bin hektara üretimimiz ise 330 bin tonlara çıkmıştır. Ancak pamuk hasat sezonunun başladığı Eylül ayında belirli kesimlerce borsaya bir miktar pamuk yatırılarak dünya fiyatlarını altında fiyat belirlenmekte ve uzun süre işlem görmediği yönünde manipülasyon yapılarak üreticinin 8 – 9 ay çalışarak alın teri döktüğü pamuk fiyatları üzerinde oyunlar oynanmaktadır. Tüccar üreticiden almış olduğu pamuğu iplikçiye iplikçi fabrikaya devretmekte ve hesap kesmeye gidildiğinde borsada işlem gören rakam üzerinden fiyat görmektedir Zira borsada alım satım yapıldığı halde ‘Forbeyde işlem yapılmamıştır’ ifadesine yer verilmekte ve ilk belirlenen fiyat baz alınmaktadır. Böylece dünya borsalarında 12,50 TL’den işlem gören fiyatlar üreticimize 1,5-2 TL eksiği ile ödenmektedir. Ülkemiz Tekstil sanayinin vazgeçilmez stratejik ürünü olan pamuğun iyi kalitede ve yeterli miktarda üretilmesi üretimde devamlılığın sağlanması bakımından Devlet Denetleme Kurulu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Tarım Orman Bakanlığı ve ilgili birimlerce denetlenmeli üreticilerimizin mağduriyetine neden olacak olumsuz hareketler önlenmeli ve bu durum disipline edilmelidir” dedi.

    Bu problemi her yıl yaşadıklarını belirten AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı ise, “02 Ekim’de bu konuyu ve ilimizin diğer konuları hakkında Bakanımızla görüşeceğiz. Dünya pamuk fiyatları ile Türkiye fiyatları arasında 2,2-5 TL fiyat farkı oluyor. Bu makas hiçbir zaman kapanmıyor. Buna müdahale edecek bir ofis kurumu yok. Fiyatlar 10 TL’ nin altına çekilmeye çalışılıyor. Tabi buda hiç hoş değil. Bu fiyatlarla çiftçimiz pamuğunu elden çıkarmamaya çalışsın” diye konuştu.