Etiket: Kendini

  • “Daha Sağlıklı Bir Gelecek İçin Kendini Diyabetten Koru”

    14 Kasım Dünya Diyabet Günü etkinlikleri kapsamında Güney Adana Hastanesin’de diyabet hastalığına dikkat çekmek ve diyabet hakkında farkındalığı artırmak amacıyla “Daha Sağlıklı Bir Gelecek İçin Kendini Diyabetten Koru” konulu bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

    İç hastalıkları uzmanları Uzm. Dr. Gökhan Morgül ve Uzm Dr. Nurten İrteş ‘in sunumu ile gerçekleştirilen toplantıya hasta ve hasta yakınlarının yanı sıra hastane çalışanları da yoğun ilgi gösterdi. Tüm katılımcılar şeker ölçüm testi yapılarak kontrol edildi.

    Ayrıca, diyabet tedavisinin önemi vurgulanarak, tıbbi beslenme tedavisinin bu tedavinin önemli bir kısmını oluşturduğu ifade edildi.

    Toplantıda, diyabeti kontrol altına almanın ilk adımı onu öğrenmek olduğuna vurgu yapılırken eğitim, fiziksel aktivite, tıbbi beslenme tedavisi ve ilaç tedavisinin diyabet tedavisinin parçaları olduğuna dikkat çekildi.

    Diyabette beslenme programının kişiye özel olduğu belirtilerek, diyabetli bireylere beslenme tedavilerinin takibi için yılda en az 2 kez mutlaka diyabet konusunda deneyimli bir uzman doktora danışmaları tavsiye edildi.

  • Özoğul: “Kalıpçılık Sektörü Kendini Yenilemeli”

    Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Başkanı Şamil Özoğul, Türk kalıpçılık sektörünün dünyayla rekabet edebilmesi için mutlaka yeni adımlar atması gerektiğini söyledi.

    Özoğul, kalıp üretim sürecinde katma değeri etkileyen aşamalarda uygulanacak doğru yöntemlerin kalıp üretim süresini, dolayısıyla maliyeti azaltacağını vurguladı. Özoğul, kalıpçılık sektöründe teknolojik yenilikler ve kalifiyeli insan gücü kullanılmasının yanı sıra yapılacak çalışmalarla rekabet gücünün yükseltilebileceğini savundu. UKUB olarak yaptıkları faaliyetlerle sektörün gelişimi için çaba harcadıklarını, yaptıkları analizlerle de sektörün küresel ekonomi içindeki yerini ortaya koyduklarını kaydeden Özoğul, sanayicilerin pes etmek yerine zorluklara göğüs gererek Türk kalıpçılık sektörünü daha ileri taşıması gerektiğini belirtti.

    Teknolojinin nimetlerinden faydalanarak, aynı insan kaynağı ile daha çok ve kaliteli iş yapmalarının mümkün olduğunu kaydeden Özoğul, “Evvela mevcut işletme kaynaklarının sil baştan elden geçirilmesi gerekir. Verimsiz makina, ekipman ve yazılımların yok pahasına da olsa elden çıkarılması, amaca uygun, teknolojik yeni yatırımların yapılması gerekir. İnsan kaynaklarını yeni sisteme göre eğitmeliyiz. Bunları yaparken, mevcut ekibin senelerdir alışmış olduğu düzenin değişmesine karşı mukavemet göstermesi, işlerini kaybetme korkusuyla eskiyi koruma, yeniyi kabullenmeme içgüdüsü ile zorluk çıkarması olasılık dâhilindedir. Ayrıca, mevcut ekibin yüksek teknolojiye hızlı ayak uyduramaması nedeniyle dönüşüm döneminde ortaya çıkacak zaman ve kalite maliyetleri ile rekabet gücünün düşmesi de mümkün. Ancak sektörde varlığımızı sürdürmek istiyorsak tüm zorluklara rağmen bu dönüşümü başlatmamız kaçınılmazdır” dedi.

    Özoğul, kalıp üretim süresi ve maliyetlerin düşürülmesine yönelik yapılması gerekenlere de işaret etti. Tasarım ve tasarım doğrulama olarak adlandırılan analiz aşamasının kalıp üretim sürecindeki katma değeri etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunun altını çizen Özoğul, bunun için kullanılan yazılımların kalıpçılığın faaliyet gösterilen ihtisas alanına uygun olan modüllerle donatılmasının önemini vurguladı. Özoğul, doğru seçilmiş yazılımların, özellikle analiz yazılımlarının doğru kullanılmasının kalıp üretim sürecinin kısalmasına ve kalite maliyetlerinin düşmesine büyük katkı sağlayacağını söyledi.

    KALIP ÜRETİM SÜRESİ

    Amerika’da yapılan bir araştırmada kalıp üretim süresinin sadece yüzde 7’lik kısmının gerçek operasyon süresi olduğunun ortaya konulduğunu, geriye kalan sürenin ise yüzde 2’sinin ölçme-doğrulama, yüzde 2’sinin taşıma, yüzde 89’unun da operasyonlar arası bekleme süresi olduğunun tespit edildiğini anlatan Özoğul, şunları kaydetti:

    “Bu yüzden doğrulanmış tasarım üzerinden imalata geçmeden önce mutlaka her bir parça için metot çalışması yapılmalı, hazırlanan üretim planları üzerinden tüm kalıp bileşenleri MRP ve proje yönetim yazılımları kullanılarak etkin şekilde takip edilmelidir. Kâğıtsız, resimsiz imalat sistemlerini kullanarak, birçok kalite maliyetinin önüne geçmemiz de mümkün. Tüm kalıp üretim süreci boyunca 2 boyutlu teknik resimlerin yerine, imalat ile ilgili tüm ölçü ve toleransları içeren renklerle kodlanmış 3 boyutlu katı modelleri kullanmamız durumunda, yüzde 100 insan kaynaklı zaman kayıpları ve kalite maliyetleri büyük oranda düşürülebilmektedir. Talaş kaldırma aşamasında artık sonlu eleman analiz mantığı ile çalışan, gelişmiş CAM yazılımları kullanılmaktadır. Daha ötesi, artık birçok kalıp parçası malzeme eksilterek değil, LASER teknolojisi ile malzeme ekleyerek imal edilebilmektedir. Bu yöntem daha bugünden gelişmiş ülkelerde kalıpçılığın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Türkiye’de maalesef kalıpçılarımızın birçoğu halen CNC tezgâhlarda otomatik takım değiştirme, takım ön hazırlama, hızlı bağlama gibi sistemleri dahi kullanmıyor. Ancak bu sistemler, doğru seçilmiş bir tezgâhta, doğru takımlarla, doğru yapılmış CAM programları ile birlikte kullanıldığında tezgâh veriminin yüzde 50’ye varan oranlarda yükselmesi söz konusudur. Tüm bunları yapabildiğimizde kalıp deneme süreci olabildiğince kısalacak, basit revizyonların yapılacağı, kalıp performansının test edileceği ve çalışma parametrelerinin ayarlanacağı standart bir süreç haline gelecektir.”

  • Kendini Sokak Hayvanlarına Adadı

    Gaziantep’te yaşayan 39 yaşındaki Nesli Çelik, kendini sokakta yaşayan yardıma muhtaç kedi ve köpeklere adadı. Kanserli köpeğin tedavisi için tefeciden borç alan kadın, 15 yıldır kendisine gelen evlilik tekliflerini geri çevirdi.

    Gaziantep’te kendini 15 yıldır sokakta bulduğu yavru, yaralı, gebe, terk edilmiş kedi ve köpeklerin bakımına adayan Nesli Çelik, evinde 19 kedi, 4 köpek besliyor. Çelik, gönüllü olarak bakımını yaptığı hayvanlardan iyileşenleri doğal ortama salıyor. Hayatını yardıma muhtaç hayvanlara bakarak geçiren Çelik, bu uğurda evlilik tekliflerini geri çevirdiğini kaydetti. Çelik, kanser hastası bir köpeği tedavi ettirmek için tefecilerin eline düştüğünü ve zor kurtulduğunu söyledi. 15 yıldır hayvan koruma faaliyetlerinde aktif görev aldığını anlatan hayvan bakıcısı Nesli Çelik, “Bir yakınımın evinde düşük bir kirayla oturuyorum. Sabit bir işim yok zaman zaman özel sektörde çalışıyorum. Hayvanların bakımı için gerekli şeyleri karşılamak için ev temizliğine bile gidebiliyorum” dedi. Yaşadığı evin hayvanlar için bir geçiş noktası olduğunu belirten Çelik, “En son bir felçli köpeğin bakımını üstlendim. Sosyal medyada köpeğe başkalarının yardım etmesini istedim fakat kimi çocuğundan dolayı kimisi felçli olduğu için kimisi de köpeğin yaşlı olması nedeniyle bakımı üstlenmek istemedi” şeklinde konuştu.

    Kendisine gelen evlenme tekliflerini geri çevirdiğini söyleyen Çelik, tercihini hep hayvanlardan yana kullandığını ifade ederek “Benim durumumda bir insanla siz evlenmek ister misiniz? Siz kabul eder misiniz? Gelen evlenme tekliflerini geri çevirmek durumunda kalıyorum. Bu şekilde bizi kabul edecek kişi bu zamana kadar çıkmadı” diye konuştu.

    TEFECİYE DÜŞTÜ

    Çelik, kanser hastası bir köpeğin iyileşmesi için borç para aradığını fakat bulamadığını kaydetti. Son olarak tefeci olduğunu sonradan öğrendiği bir kişiden borç aldığını anlatan Çelik, tefeciden zor kurtulduğunu kaydetti. Çelik, “Ameliyat olması gerek bir köpek için tefecilerin eline düştüm. Özel klinikler ameliyat için çok para istiyor. Barınaklarda bu hayvanların bakımı mümkün değil. Tefecilerin elinden zor kurtuldum ağabeyimden yardım istemek durumunda kaldım” ifadelerini kullandı.

    Herkesin kapısının önüne birkaç parça yem ve su bırakmasını isteyen Çelik, yaralı hayvanların bir tanesine bile olsa sahip çıkılması halinde kendi yükünün hafifleyeceğini kaydetti.

  • Diş Sıkma Vakaları Kendini Gece Gösterir

    Dt. A. Doğan Bircan, diş sıkma vakalarının genellikle geceleri kendini gösterdiğini söyledi.

    Dt. A. Doğan Bircan, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Bruksizm (diş sıkma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketleriyle kendini gösteren parafonksiyonel (fonksiyon dışı) alışkanlıklardır. Alt ve üst çenedeki dişlerimizin çiğneme ve yutkunma fonksiyonları dışında karşılıklı temasa gelmemesi gerekir. Çiğneme ve yutkunma dışında oluşan diş temasları parafonksiyon (istenmeyen fonksiyonel hareketler) olarak kabul edilir. Bruksizm (diş sıkma, diş gıcırdatma) gece veya gündüz çiğneme ve yutkunma dışında gösterilen diş sıkma davranışıdır. Toplumumuzda da sıklıkla görülen bu rahatsızlıktan çoğu zaman hastanın kendisinin de haberi olmamaktadır” dedi.

    Diş sıkma alışkanlığının iki ana nedeni olduğunu dile getiren Dt. A. Doğan Bircan, “Bunlardan ilki stres; ikincisi ise kapanış bozukluğudur. Peki diş sıkma alışkanlığının sonucu olarak olumsuz ne gibi durumlarla karşı karşıya gelebiliriz? Dişlerde aşınma ve sızlama oluşur. Dişlerde çatlak, kırık ve yer değiştirme görülebilir. Yanağın iç yüzünde beyaz çizgiler oluşur ve dilin etrafında dişlerin izleri görünür. Baş boyun ve yüz kaslarında ağrı oluşur. Alt yüz yüksekliği düşer, çene ucu ve burun ucu birbirine yaklaşır ve daha yaşlı bir görünüm oluşur. Alt çene zamanla öne doğru yer değiştirir ve konkav (iç bükey) profil görüntüsü oluşur. Yüz köşeli ve kare şeklinde görünür” diye konuştu.

    Diş sıkma alışkanlığı geceleri kendini gösterse de ileri vakalarda gündüz de aynı fonksiyonel bozukluğun görüldüğü tespit edildiğini kaydeden Dt. A. Doğan Bircan, daha sonra şunları kaydetti:

    “Diş sıkma tedavilerinin amacı; dişlerde ve çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır. Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan ’gece koruyucuları’, diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir. Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir. Bu tedaviler; stres terapisi, rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, kas gevşetici ilaç uygulaması, hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamalarıdır. Gece plağının yanı sıra günümüzde diş sıkma tedavilerinde en çok kullandığımız yöntemlerden biri de botoks uygulamalarıdır.”