Etiket: Kendini

  • Belediye Önünde Kendini Yakan Vatandaştan Acı Haber

    Antalya’da yardım istemek için geldiği Muratpaşa Belediye Binası önünde kendini yakan 32 yaşındaki inşaat işçisi hastanede hayatını kaybetti.

    Dün saat 15.00 sıralarında yaşanan olayda, çalıştığı inşaattaki işinden çıkarılan evli ve 1 çocuk babası Ulaş Akın, yardım için Muratpaşa Belediyesi önüne gelerek başkan Ümit Uysal ile görüşmek istedi. Başkan Uysal’ın büyükşehir belediye meclis toplantısında olduğunu öğrenince dışarı çıkan Ulaş Akın, yanında getirdiği bidondaki benzini üzerine döküp kendini yakma tehdidinde bulundu. Belediye personeli ve vatandaşlar Ulaş Akın’ı ikna etmeye çalışırken benzin bir anda alev aldı. Kısa sürede Ulaş Akın’ın üzerini saran alevleri söndürmek için belediye personeli ve çevredekiler seferber oldu.

    Belediyeden getirilen bir yangın söndürme tüpüyle alevler söndürülürken, vücudunun üst kısmında yüzde 45 yanık oluşan Akın, ilk olarak ambulansla Medical Park Antalya Hastanesi’ne ardından da yanık ünitesi bulunan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Akın, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    Akın’ın Karaman Göktepe’de toprağa verileceği öğrenilirken cenaze hizmetlerinin tamamı Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın talimatıyla Muratpaşa Belediyesi Taziye Hizmetleri tarafından yapılacak.

    BELEDİYE AÇIKLAMASI

    Muratpaşa Belediyesi’nden yapılan açıklamada ise, “Belediyemiz hizmet binası önünde, saat 15.00 sıralarında üzücü bir olay meydana gelmiştir. İsminin Ulaş Akın olduğu öğrenilen şahıs kendini yakmak istemiştir. Şahıs, yaralı olarak hastaneye kaldırılmış ve tedavi altına alınmıştır. Şahsın belediyemizle herhangi bir bağı bulunmamaktadır. Yaşanan ve bizleri derinden üzen olayda, yaralanan şahısa acil şifalar dileriz” denilmişti.

  • Antalya’da Bir Kişi Kendini Ateşe Verdi

    Antalya’da 32 yaşındaki Ulaş Akın, yardım talebinde bulunmak üzere gittiği Muratpaşa Belediyesi önünde üzerine benzin döküp elinde çakmakla kendini yakacağı tehtidinde bulundu.Vatandaşın ve belediye personelinin ikna çabası sırasında benzin alev aldı. Ağır yaralanan vatandaş hastaneye kaldırıldı.

    Edinilen bilgiye göre, saat 15.00 sıralarında çalıştığı inşaattaki işinden çıkarılan evli ve 1 çocuk babası Ulaş Akın, yardım için Muratpaşa Belediyesi önüne gelerek başkan Ümit Uysal ile görüşmek istedi. Başkan Uysal’ın belediye meclis toplantısında olduğunu öğrenince dışarı çıkan Ulaş Akın, yanında getirdiği bidondaki benzini üzerine döküp kendini yakma tehdidinde bulundu. Belediye personeli ve vatandaşlar eylemci Ulaş Akın’ı ikna etmeye çalışırken benzin bir anda alev aldı. Kısa sürede Ulaş Akın’ın üzerini saran alevleri söndürmek için Belediye Personeli ve çevredekiler seferber oldu. Belediye’den getirilen bir yangın söndürme tüpüyle alevler söndürülürken, vücudunun üst kısmı yanan ve yüzde 45 yanık oluşan Akın, ilk olarak ambulansla Medical Park Antalya Hastanesi’ne ardından da yanık ünitesi bulunan Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi.

    BELEDİYE AÇIKLAMASI

    Muratpaşa Belediyesi’nden yapılan açıklamada ise: “Belediyemiz hizmet binası önünde, saat 15.00 sıralarında üzücü bir olay meydana gelmiştir. İsminin Ulaş Akın olduğu öğrenilen şahıs kendini yakmak istemiştir. Şahıs, yaralı olarak hastaneye kaldırılmış ve tedavi altına alınmıştır. Şahsın belediyemizle herhangi bir bağı bulunmamaktadır. Yaşanan ve bizleri derinden üzen olayda, yaralanan şahısa acil şifalar dileriz” denildi.

  • “Çocuğum Kendini Keşfediyor”

    Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol, çocukların cinsel kimliklerini keşfetme süreçlerini anlattı.

    Çocukların cinsel kimliklerinin oluşum sürecinin doğdukları andan itibaren başladığını belirten Uzman Dr. Reyhan Erol, ailelerin kız ya da erkek çocuğu istemelerinden dolayı verdikleri isimler ile doğar doğmaz karakter yükleyebildiklerinin altını çizdi. “Cinsel kimliğin doğru ve sağlıklı bir şekilde gelişmesi için ailelerin çocuklarını bulundukları cinsiyete uygun şekilde sevmesi ve hitap etmesi gerekir” diyen Erol, şöyle devam etti:

    “Örneğin, erkek çocuklarına topuklu ayakkabı giyemeyecekleri, ruj süremeyecekleri, makyaj yapamayacakları düzgün bir dille anlatılmalıdır. Gerçekten erkek figürü olabilecek karakteri taşıması gerekmektedir. Aynı şey kız çocukları için de geçerlidir. Kız çocuklarına da erkek gibi davranılırsa bir süre sonra erkek olduğu hissiyatına kapılabilir. Bu da cinsel kimliğin oluşmasında farklı sonuçlara yol açabilir. Cinsel kimliğin oluşması sürecinde kız çocuğu olduğunu hissederse cinsel kimliği ile ilgili ciddi bunalımlara girebilir.”

    “TUVALET EĞİTİMİ ÇOCUKLARDA CİNSEL KİMLİĞİN OLUŞUMUNDA BÜYÜK BİR ETKEN”

    “Doğduğu andan itibaren kendini geliştiren cinsel kimlik, tuvalet eğitimi sırasında şekillenmeye başlıyor” diyen Erol, “Çocuklar iki farklı cinsiyeti de bu süre zarfında sordukları sorular ile daha net tanımaya çalışıyor. Bu dönemde uzuvların farklılıkları algılandığı için onları keşfetmek kimi zaman hoşlarına da gidebiliyor. Bu süreçte ailelerin çocukların kendilerini keşfettikleri dönem ile ilgili söylemlerini yanlış anlamamaları ve aşırı tepki vermemeleri gerekmektedir. Cinsel kimliğin ilk şekillendiği dönem olduğu için çocukların kendilerini rahatça ifade etmeleri sağlanmalıdır. Çocukların kendilerini rahatça ifade etmesi sağlanmaz ise bu dönemde geçirdikleri kaygıları ileriki yaşlarda daha farklı sonuçlar ile ailelerin karşısına çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

    “SORULARA CEVAP VERMEKTEN ÇEKİNMEYİN”

    Kız çocukları kız, erkek çocukları erkek olduklarının farkına varsınlar diye sordukları sorulara net, anlaşılır bir dille yanıt vermek gerektiğini belirten Dr. Erol, “Örneğin ’O neden kız? O neden erkek? Ben neden kız ya da erkek değilim?’ soruları ile karşı kaşıya kalınabilir. 6-7 yaşlarında biraz daha cinsel kimliğini oturtmuş bireyler olmalarını sağlamak açısından sordukları sorulara önyargısız yanıtlar vermek önemlidir. ’Ayıp’, ’yasak’ gibi kelimeler ile onları ileride sorabilecekleri sorulara karşı küstürmemek gerekmektedir” diye konuştu.

    “ÇOCUK SORULARI KİME YÖNELTİRSE O EBEVEYN CEVAP VERMELİDİR”

    Ailelerin çocukları ile cinsel kimlikleri üzerinde konuşmaktan çekinebildiklerini hatırlatan Erol, şunları kaydetti:

    “Örneğin bir kız çocuğu babasına ‘Ben nasıl oldum?’ sorusunu yönelttiğinde babalar sorunun cevabını vermek için anneye yöneltebiliyor. Bu çocukların birebir ilişkilerine zarar vermektedir. Soruyu kime yöneltirse o cevabı ondan almak isteyeceklerdir. Bunun sebebi ise aynı soruyu anneye de sorduklarında alacakları tepkileri kıyaslamak olabilir ya da keşfetme sürecinde tüm bilgileri toparlamak isteyebilir.”

    “CİNSEL KİMLİĞİ KEŞFEDERKENKİ HAREKETLERİNİ YARGILAMADAN, TEPKİ VERMEDEN YAKLAŞIN”

    “Ailelerle sıklıkla karşılaştığımız sorun kendilerini keşfetme süresinde gösterilen hareketlere ne tepki vermeleri gerektiği yönünde oluyor” diyen Erol, “Hücrelerini keşfeden ve onunla ilgili sorular soran çocuklar genellikle yer mekan olgusu oluşmadan kontrol edilemez davranışlar gösterebilmektedir. Böyle olaylarla karşılaşıldığında ailelerin sakin olması, bir süreliğine çocukları kendi hallerine bırakmaları ya da ilgilerini başka şeylere çekerek dikkat dağıtmaları gerekmektedir. Yüksek sesle ve azarlayarak gösterilen tepkiler çocuğun psikolojik, hatta fizyolojik gelişiminde risk oluşturmaktadır. Bizler de bu tepkileri kontrol edemeyen tüm ailelere ilkel bir yaklaşım olacağını vurgulamaya çalışıyoruz” dedi.

    Kreş çağı çocuklarında sıkça rastlanan cinsel kimliği keşfetme sürecinin diğer çocukların da ilgisini o yöne çekeceği yönünde algılandığını belirten DR. Erol, eğitimcileri de şöyle uyardı:

    “Öğretmenler de en az anne babalar kadar kimlik gelişiminde etkin rol oynamaktadır. Bu tip durumlar gözlemlendiğinde aile ile bir araya gelinip ortak bir yol haritası çizilmeli, gerekli durumlarda uzmanlardan yardım alınmalıdır. Öğretmenlerin bu tip eğilimleri iyi gözlemleyebiliyor olması ve aileleri bilgilendirmesi gerekmektedir. Aile ile öğretmenin ortak bir dil oluşturması cinsel kimliğini keşfetmesi ve kendini tanımasına yardımcı olacaktır.”

  • Ördek Avlarken Kendini Vuran Avcı Çamura Saplandı

    Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde ördek avına çıkan bir kişi, havada uçan ördeği vurmak isterken ayağının kayması sonucu kendini vurdu. Çamura saplanan avcı, köylüler, jandarma ve AFAD ekiplerinin 2 saatlik yoğun çabasıyla ağır yaralı olarak kurtarıldı.

    Olay, Kozyörük Mahallesi Dağhöyüğü mevkii Karaidemir Barajı kıyısında meydana geldi. İddiaya göre, gündüz saatlerinde Babaeski’nin Büyükmandıra beldesinden arkadaşlarıyla birlikte ördek avına çıkan İlker Ergene (35), havada uçan ördeği vurmak üzere tetiğe bastığı sırada ayağı kayarak kendisini vurdu. Saplandığı çamurda yaralı vaziyette mahsur kalan Ergene’nin arkadaşları, 112 ve jandarmayı arayarak yardım istedi. Olay yerine gelen jandarma ve sağlık ekipleri bataklık alanda zor anlar yaşadı. AFAD ve Kozyörük Mahallesi sakinleri de traktörlerle arama kurtarma çalışmasına katıldı. Kurtarma çalışmasına Karaidemir Mahallesi’ndeki balıkçılar da kayıklarla karşıya geçerek destek verdi. Köylüler, jandarma ve AFAD ekiplerinin 2 saat süren yoğun çabasıyla saplandığı çamurdan kurtarılan yaralı avcı, ambulansla Malkara Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

    Köylüler ve tüm ekiplerle kurtarma çalışması için seferber olduklarını belirten Kozyörük Mahallesi Muhtarı Hasip Top, “Bataklıkta mahsur kalan yaralıyı arkadaşlarıyla birlikte sağ salim kurtardık” dedi.

    Karaidemir Mahallesi Muhtarı Hüseyin Turhallı ise, “Balıkçı arkadaşlarımız Hasan Özdem, Ayhan Ercan ve Hasan Türkücü’nün yardımıyla kayıkla kurtarma çalışmasına katıldık” diye konuştu.

    Jandarma, kazayla ilgili soruşturma başlattı.

  • Harput, Kadınların Her Dönem Kendini Güzel Gösterme Davranışını Ortaya Koyuyor

    Milattan önce 8. yüzyılda Urartu Krallığı tarafından yapılan Harput Kalesi’nde yapılan kazı çalışmalarında bulunan kemikten yapılan kadın saç iğneleri, cam bilezikler, yüzükler, koku şişeleri gibi benzeri süs eşyaları o dönemlerde de kadınların kendilerine güzel gösterme davranışı olduğunu gözler önüne seriyor.

    Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Harput Kazı Başkanı Doç.Dr. İsmail Aytaç, kemik tokadan, cam bileziklere kadar bir çok takı ve süs eşyasının bulunmasının her dönem kadın ve erkeğin kendini güzel gösterme davranışı içerisinde olduğunu gösterdiğini söyledi. Sosyologlar tarafından insanın yaradılıştan getirdiği davranışlarının her dönem aynı olduğunu ifade eden Kazı Başkanı Aytaç, “Dolayısıyla bugün insanlar neye ihtiyaç duyuyorsa o günde aynı şeylere ihtiyaç duyuyordu. Ancak üretilebilen malzemeye ulaşıyorlardı. Hem bayan hem erkekte kendini güzel göstermek davranışı vardır ve bu doğaldır. Harput’taki kadınlar da, erkekler de, mümkün olduğunca ve özellikle özel günlerinde bu takıları, süs eşyalarını ya da keyif verici eşyaları kullanmışlardır. Bunlara ait belki daha güzel örneklerde bulacağız. İşte güzel kokulardan tutunda bileziğe, boncuklara, yüzüklere kadar ya da keyif verici olarak kullanılan lülelere kadar her türlü unsura rastlıyoruz” dedi.

    Harput İç kale kazısında Urartu döneminden itibaren süs, takı, ziynet eşyalarına rastladıklarını ifade eden Aytaç, ”Ziynet derken takı olan her şeyi ziynet olarak değerlendiriyoruz. Özellikle en eski örneğimiz kemikten yapılmış bir horozu hatırlatan saç iğnemiz var. Kemik örnekler daha çok antik dönemde kullanılıyordu. Sonra bu demire dönüşmeye başladı ve günümüze kadarda farklı malzemelerden de üretilir oldu. Onun dışında özellikle antik dönemde çok kullanılan kemikten saç iğnelerine rastlıyoruz. Kemik örnekler miladi döneme kadar çok fazla kullanılmıştır. Bunların Urartu döneminde olduğunu düşünüyoruz. Kazı yaptığımız her açmada bu tür takı örneklerine rastlanıyor. Antik döneminin ürünlerinin ve deniz kabukları dışında 17. yüzyıl da üretilen Avrupa cam örneklerine de rastlıyoruz. Özellikle burada gördüğümüz en eski Urartu cam boncuğu var. Bunların hepsi farklı katmanlarda çıkıyor. Pişmiş toprak olanlar, taş türü örnekleri ve cam boncuk olanları var. Bunlar her dönemde insanın kendine baktığı özel günlerde kullandığı malzemelerdir. Bunun dışında Harput’a çok rastladığımız cam bilezikler var. Bunların üzerinde yaldızı, kabartmalı ve baskı motifli olanları var. Yapılan düğün geleneklerinde oynarken cam kırma, camları birbirine bileziklere vurup kırma geleneği var. Onun için çok fazla çıkıyor. Her açmada ve ortamda bu çam bileziklere rastlıyoruz. Farklı renklerde alaşımlar var. Bunların bir kısmının Harput üretimi olduğun ve bir kısmının da il dışından geldiğini biliyoruz” diye konuştu.

    “TERZİLİK MALZEMELERİ VE PİPOLAR DA ÇIKTI”

    Kazılarda parfüm şişelerine rastladıklarını vurgulayan Aytaç, kapaklarının hilal şeklinde olmasının Harput’ta üretildiğini düşündürdüğünü kaydetti. Farklı taş türlerine ait yüzük, kaşık örneği olduğunu da ifade eden Aytaç, şöyle devam etti:

    “Demek ki takılara yönelik her dönem ilgi vardı ve bu doğal olarak Harput’taki insanların yaşamının da yoğun bir şekilde kullanılıyordu. Birde terzilik malzemelerimiz bulunuyor. Makaslar, iğneler, çuvaldızlar ve yüzükler bulunuyor. Bu terzilik malzemelerinin yoğun bir şekilde bulunması terzi atölyesinin de bulunabileceğini gösteriyor. Tabi kumaş türleri çürüdüğü için şuana kadar rastlamadık ama ayakkabılarda kullanılan derilere rastladık. Üretimi orası olduğunu düşünüyoruz. Yoğun şekilde bulunan 16. yüzyılın sonlarında itibaren özellikle Osmanlıda da yaygınlaşan pipolar bulundu. Bu pipoların altında otururken ateş düşmesin ya da külü dökülmesi diye pişmiş toprak yuvarlak kapçıklar ve seramiklerde kullanılıyordu. Bir keyif verecek alet olarak kullanılmıştır. Hem bayanlar hem de erkek yoğun bir şekilde kullanmıştır. 1860 yıllardan sonra bu tütünleri lülelerle değil de sigara kağıdı üretimine bağlı olarak sigaralar artık kağıtla içilir oluyor. Bunların kullanımı hızlı bir şekilde düştü ve azaldı. Sigara kullanımından sonra biz Harput Kalesi’nde sigara kağıtları da bulduk.”

    “HARPUT, 2 BİN 800 YILLIK BELGELERİ ORTAYA KOYUYOR”

    Yapılan kazıların devam edeceğini de bildiren Aytaç, şu ifadelerde bulundu:

    “Ne olursa olsun kalede yaptığımız kazılarda Milattan Önce 800’lerden 1930’lada kadar buluntu vermesi yaklaşık 2 bin 800 yıllık bir zaman dilimine ve yerleşime ait belgeleri bize sunuyor. O anlamda Harput İç kalesi savunma kalesi olarak sarnıçlarıyla, gizli geçitleriyle, gülleleriyle, top mermileriyle, buluna ok uçlarıyla, mızraklarıyla zengin bir yaşam veriyor. İnşallah biz buranın restorasyonlarına başladığımızda da artık gelen insanlarımızın o hafızasında oluşturduğu Harput’a ait her türlü buluntuyu, her türlü zamana ait eşyayı görüp geçmişe gidip çok daha güzel anılarla döneceğini düşünüyoruz.”