Etiket: Kebabını

  • Kuyu Kebabını Şanlıurfalılara Sevdirmeyi Başardılar

    Şanlıurfa’da büyük risk alarak restoran açan girişimci çift, Kastamonu’nun ünlü kuyu kebabını Şanlıurfalılara kabul ettirmeyi başardı.

    Biri ziraat mühendisi, diğeri ev hanımı olan girişimci çift, Kastamonu’nun dünyaca ünlü kuyu kebabını kebap diyarı Şanlıurfa’ya getirerek, kent halkına sevdirmeyi başardı.

    Daha önce bir restoran tecrübeleri olmayan Ziraat Mühendisi Mustafa Maral ile 25 yıllık eşi Münire Maral, hayallerinin peşinden giderek, 1 buçuk yıl önce yemek sektörüne girmeye karar verdi. Öncelikle ev yemekleri satabilecekleri küçük bir lokanta açmayı düşünen çift, daha sonra bu fikri geliştirdi ve kebap diyarı Şanlıurfa’ya kebapçı dükkanı açmaya karar verdi. Kastamonu’nun dünyaca ünlü kuyu kebabında karar kılan çift, büyük bir risk alarak, Kastamonu’dan kuyu kebabı ustası getirdi. Maral çifti Şanlıurfalılara kuyu kebabını sevdirmeyi başardı. Konuklarına sunduğu nezih ortamla kısa sürede büyüyen işletmede bugün, kuyu kebabının yanı sıra, ustaların hazırladığı İnegöl köftesinden yöresel kebap çeşitlerine, lahmacundan balık çeşidi ile İtalyan makarnasından Çin mutfağına çok sayıda lezzet müşterilerin beğenisine sunuluyor.

    “KUYU KEBABINI URFALILARA KABUL ETTİRDİK”

    25 yıllık ev hanımlığının ardından iş hayatına atılan ve Balıkesirli olan Münire Maral, kuyu kebabını Şanlıurfalılara kabul ettirmeyi başardıklarını söyledi. Menülerinde ızgara çeşitlerinin tamamına yer vermelerine rağmen restorana gelen konukların farklı olduğu için kuyu kebabını tercih ettiğini belirten Maral, “Kebap her yerde var. Biz farklı bir şey olsun istedik. İnsanların damak zevkine hitap edebileceğimiz bir şey olsun istedik. Kuyu kebabı, eşimin fikriydi. Çok ısrar etti kuyu kebabı olsun diye, çok da tuttu. İnsanların damak zevkine hitap edebildiğimiz için mutluyuz” dedi.

    “KASTAMONU’DA YEDİK, URFA’DA DENEYELİM İSTEDİK”

    Ziraat Mühendisi Mustafa Maral ise yıllar önce Kastamonu’da yediği kuyu kebabını çok sevdiğini ifade ederek, “Kuyu kebabı Urfa’da gider mi, gitmez mi diye konuştuk ve deneyelim dedik. Biraz merkezden uzakta olduğumuz için önceleri farklı tepkiler aldık. Buraya insanlar kuyu kebabı için gelir mi diye. Büyük bir risk aldık ama çok şükür tuttu. Konuklarımız çok memnun, biz de memnunuz” ifadelerini kullandı. Kuyu kebabının tarifini de yapan Maral, “Kuzularımız 4-5 aylık ve kuzuların kilosu 15 kiloyu geçmiyor. Kuyuda yaktığımız odunlar yağlı çıra. Çıra ete lezzet, koku ve aroma veriyor. Etimiz yaklaşık 3 buçuk saat kadar kuyuda kalıyor. Çıkarıp bunu taze taze tüketmeye çalışıyoruz. 15 kiloluk bir kuzuyu kuyuya attığımız zaman 7 kilo olarak çıkıyor, tam yüzde 50 firesi var. Et, içindeki suyu komple aşağı bırakıyor” dedi.

    LAHMACUN DA VAR PORTAKALLI PEKİN ÖRDEĞİ DE

    Restoranda kuyu kebabının yanı sıra başka lezzetlere de yer verdiklerini ifade eden Mustafa Maral, “İnegöl köftesi çıkarıyoruz burada. Izgara ustamız Bursalı. Köftenin haricinde pirzola, kuzu çöp şiş hazırlıyoruz. Kuyu kebabı yemek istemeyenlere çeşitli alternatifler sunuyoruz fırından tutun da İtalyan makarnasına, Çin yemeğine kadar. Ayrıca, konuklarımıza çeşitli balıklar sunuyoruz. Talebe göre, portakal soslu Pekin ördeği bile var” diye konuştu.

  • Vejetaryenlere Bile Cağ Kebabını Sevdirdi

    İzmir’de, yediği cağ kebabını beğenmeyip bir iş yeri açan ve dokuz yıldır sektörde hizmet veren Mehmet Atiş, et yemeyen müşterilerine bile kebabı sevdirdi.

    İzmir’de, 2007 yılında yediği cağ kebabını beğenmeyen ve daha sonra iş yeri açmaya karar veren Erzurumlu Mehmet Atiş, herkese kebabı sevdirdi. İşini aşkla yapan ve 9 yıldır kentte hizmet veren Mehmet Atiş, kısa sürede büyüyerek üç restoran açtı. Et yemeyen ve vejetaryen olan kişilere bile cağ kebabı yediren Mehmet Atiş, mesleğinin sırrının kuzu etinin kokmaması olduğunu söyledi. Etin kokmaması için özel çaba sarf ettiklerini ifade eden Atiş, etteki sinirlerin yağların alındığı için kokunun ortadan kalktığını belirtti.

    “CAĞ KEBABI YEDİM BEĞENMEDİM”

    Cağ kebabının yapısı gereği içine katkı maddesi olarak sadece tuz, karabiber ve soğan ilave edildiğini dile getiren Babadan Cağ Kebabı kurucusu Mehmet Atiş, şöyle konuştu:

    “Et yemeyen vejetaryen müşterilerimiz bile kuzu etini sevdi. Çünkü kuzu eti lezzetinin yanında dana ve tavuk etine oranla daha sağlıklı bir et olduğu bilimsel olarak kanıtlandı. 2007’de İzmir fuarında cağ kebabı yedim, beğenmedim. O gece karar verdim. Yerimi tuttum. Dört ay tadilat sürdü açtık ve ondan sonra insanların ete alışması zor oldu. İzmir gibi sıcak bir yerde. Pizza, pide lahmacun ızgara çeşitleri vardı. İnsanlar onlara da gelsin diye koyduk. Çok ilginç olaylar oldu mesela iki bayan geldi; ana kız. Baktım başka bir şey söylediler cağ kebabı tavsiye ettim. ’Yemem’ dediler. Benim de zoruma gitti. Pide söylendi. Ben ustaya ’ikram et’ dedim. Aldılar yediler. Beni çağırdılar ’Pideyi iptal edebilir miyiz?’ dediler.”

    Müşterilerinin sürekli olduğunu anlatan Atiş, şunları söyledi: “Hemen hemen herkes birbirini tanır. Bu arada menü zengin. Başka bir şey de yese tadımlık da olsa cağ yiyorlar mutlaka. Böyle bir alışkanlık yemek kültürü oluşturduk İzmir’de. Bayanlar bizim burada altın günü yerine cağ kebabı günü yapıyor. Cağ kebabı haftası yapan bayanlar var. Birbirlerine methediyorlar ve en sonunda hadi birlikte gidelim diyorlar.”

    Yakında 4. şubesini açacağını anlatan Atiş, çocuklarına restoranları devrettiğini ve çocuklarının işi öğrenmelerini istediğini söyledi.

    Manisa’da kuzenine yer açacaklarını anlatan Atiş, sözlerine şöyle devam etti: “Manisa’da yerimiz tadilat halinde. Türkiye’nin en büyük cağ kebap salonu olacak. Türkiye’de ilk 4’üncü şubesi olan cağ kebabı restoranı biz oluyoruz. Hiç bir üründe katkı maddesi yoktur. İddia ediyorum. Pide yaptığımız dönemlerde ustaya ’1 kilo kıymadan kaç pide çıkar?’ dedim. ’18-20’ dedi. ’Sen 10 tane çıkar’ dedim. Kıymayı çok koyduk domatesi soğanı azalttık, mal satılmadı. Ben de ’kapattım’ dedim. Ben kötü mal satmam. İnsanların damak tadını öyle alıştırmışlar. 50 grama denk geliyor 20 tane ben 100 grama koyuyorum. 50 gram soğanla domatesi azaltıp yerine kıyma koyuyorum ve satamadım. Ben de kızdım. ’Yemesinler pide’ dedim. ’Ben kötü şey yedirmeyeceğim’ dedim.”