Etiket: kazanları

  • Sorgun’da Pekmez kazanları kaynamaya başladı

    Yozgat’ın Sorgun ilçesinde Pekmez için ayrılan üzümler kazanlarda kaynatılmaya başlandı.

    Sorgun’a bağlı Bahadın Beldesi’nde bağlardan toplanan üzümlerin bir kısma pazarda satış için gönderilirken, bir kısmı ise kışlık pekmez için ayrıldı. Pekmez için ayrılan üzümler kadınlar tarafından ezilip suyu sıkıldıktan sonra, kıvamını yakalaması için temiz killi toprak eklenip, dinlendirmeye bırakılıyor. Bir gece suda bekletilen üzüm suyu daha sonra, yakılan ocaklarda kaynatılmaya başlanıyor. Koyu hale gelen pekmezler ocaktan indirildikten sonra cam kavanoz ve bidonlara konularak ağızları sıkıca kapatıldıktan sonra satışa hazır hale geliyor.

    Bahadın Belde Belediye Başkanı Dilaver Özcan, yıllardır beldelerinde devam eden geleneği yaşatmaya devam ettiklerini belirterek,”Kasabamızda üzüm üretimini artırmak ve vatandaşlarımızın kendi kışlık pekmezlerini üretmeleri için belediyemiz olarak bizde çaba ve gayret gösteriyoruz. Kasabamızda yaşayan erkek ve kadınlarımız tarafından toplanan üzümleri estikten sonra bir gün suda bekletiyoruz. Daha sonra kurduğumuz ocaklarda kaynatmaya başlıyoruz. Kazanlarda 6 saat kadar kaynayan üzüm suyu pekmez kıvamına gelince ocaktan alınıyor Üzümlerin tamamının kaynatılması yaklaşık 7-8 günü buluyor. Çok emek isteyen bir iş pekmez kaynatması. Kaynatılan pekmezler cam kavanoz ve bidonlara konularak satışa hazır hale getiriyoruz” dedi.

  • Tarihi meydanda tarhana kazanları kaynadı

    Muğla’nın Menteşe İlçesinde ‘Muğla İçin Gelecek’ platformu tarafından Saburhane Meydanı’nda gerçekleştirilen Tarhana Festivali’ne katılım yoğun oldu. Festivale Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek, İl Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya, Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Muğla Ak Parti İl Başkanı Kadem Mete, Muğla Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mustafa Ercan, Muğlaspor Kulüp Başkanı Erol Kapiz ve halk katıldı.

    Tarihi meydanda tarhana kazanlarının kaynaması ve tarhana yapımının katılımcılara anlatılmasıyla başlayan festivalde konuşma yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, “Bugün burada müthiş bir kalabalık var. Muğla’da tarhana diğer illerdeki gibi un tarhanası şeklinde yapılmıyor. Bizim tarhanamızın içine biber, büyük şekilde konulur. Ayrıca yine içinde börülce de bulunur. Kurban’da kemikli olan etler tarhana için ayrılır. Bu anlamda bir toplumu ayakta tutan değerleridir. Gıda konusunda ortak değer olarak onu paylaşan herkes yurttaş olur” dedi.

    Kapitalizmin tüm değerleri dejenere ettiğini dile getiren Gürün, “Limonata yerine kolayı, sac böreği yerine hamburgeri öne süren kapitalizmle en iyi mücadele eden kentlerden birisi Muğla. Geçmişine sahip çıkan toplumlar, geleceğe yavaş da olsa sağlam adımlarla ilerliyorlar. Muğla bu anlamda kentleşmeyi reddeden, evlerini restore eden, tarihine sahip çıkan bir kent. Diğer kentlere gittiğimizde de doğru politikada ilerlediğimizi net bir şekilde görebiliyoruz” diye konuştu.

    Rektör Çiçek: “Muğla’nın tarhanası bir numara”

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Çiçek, “Muğla’nın tarhanasının farklı olduğunu biliyorum. Bir akademisyen ve kimyager olarak diğer illerdeki tarhanaları da değerlendirdiğimde, Muğla’nın tarhanası bence bir numara. Büyük biber ve börülce ile yapılan Muğla Tarhanası iyi pazarlanmalı” diye konuştu.

    Gümüş, “Tarhana çorba değil yemektir”

    Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş festivalde yaptığı konuşmada, “Menteşe, sevginin, kültür ve hoşgörünün kentidir. Bugün tarihi Saburhane Meydanı’nda birlikteyiz. Menteşe’yi birlikte yönettiğimiz halkımızla hep birlikte tarhana yiyoruz. Bu kültürü gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir” diye ifade etti.

    Muğla Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mustafa Ercan da Muğla Tarhanası için coğrafi işaret başvurusunun yapıldığını dile getirerek Muğla İçin Gelecek Platformu’na teşekkür etti.

    Programda yaş tarhana ve tarhan çorbası ikramının ardından etkinlikler Muğla Halk Oyunları Ekibi gösterisi ve Muğla tarihi sokak ve yapılarını içeren kültür gezisi ile devam etti.

  • Rize’de pekmez kazanları kaynamaya başladı

    RİZE (İHA) – Rize’nin meşhur kokulu üzümü toplandı ve pekmez kazanları kaynamaya başladı.

    Asmalardan sarkan üzümlerin toplanmasıyla başlayan serüven, üzümler toplandıktan sonra makine yardımı ile ezilerek suları çıkartılıyor. Salkım halinde makineye atılan üzümler ezildikten sonra ise kısık ateşte kaynatılıyor. Kaynatılan üzümler daha sonra tülbentlerden geçiriliyor. Tülbentler sıkı dokunmuş oldukları için böylelikle şıraya karışmış olan üzüm çöpü, çekirdeği gibi maddeler şıradan arındırılıyor. Arındırılan şıra ise yeniden kazanlarda kaynatılıyor.

    Pekmez yapımında önemli hususlardan biri olan pişirme işlemi, üzümün şekerli bir ürün olmasından dolayı kısık ateşte olması gerekiyor. Yüksek ateşte pişen pekmezin insan sağlığı için zararlı olduğunu dile getiren İyidere Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Muammer Mete “İki üç günden beri üzümlerimizi topladık, biriktirdik ve pekmez yapıyoruz. Kokulu üzümün kabuğunun faydasını bildiğimiz için, hem kabuğunu hem de liflerini makineye vurup su haline getiriyoruz ve ondan sonra pekmez yapıyoruz. Pekmez yapan arkadaşlarımıza bir tavsiyem olacak, pekmezim erken pişsin diye altını çok yakıyorlar. Ne kadar odun varsa kazanın altına sürüp ortalama 12 saatte pişecek pekmezi 3- 4 saatte pişiriyorlar. Bu pekmeze müthiş derecede zarar veriyor. Üzüm aynı zamanda şekerli bir yiyecek, şekerli yiyeceklerin mutlaka kısık ateşte pişirilmesi gerekir. Bu reçel de de böyledir balda da böyledir. Mutlaka kısık ateşte pişirelim ki besin değeri çok daha fazla olsun” ifadelerini kullandı.

    Üzümün ilk pişirilme aşamasında sürekli karıştırılıp içerisindeki gazın alınması gerektiğini aksi taktirde pekmezin erken bozulacağını dile getiren Mete, kavanoza konulma aşamasında da ışıklı ortamda olmaması gerektiğini dile getirdi. Mete “Pekmez pişerken havadan kepçeyle dökerek gazını da alalım. Çünkü gaz pekmezin içerisinde kalırsa acılık yapar ve çabuk bozulur. Son olarak pekmez piştikten sonra kavanozlara konulurken mümkün olduğunca gece, loş ışıkta bunu yapalım. Gündüz yapıldığında kavanoz kapağı ile pekmez arasında bir ışık kalıyor. Işın orada uzun süre durduğunda pekmezi sulandırıyor ve bozuyor. Buna dikkat edilirse pekmez uzun süre dayanıklı oluyor” dedi.

  • Salça kazanları kaynamaya başladı

    Bursa’nın Karacabey ilçesinde vatandaşlar kışlık salçalarını hazırlamaya başladı.

    Türkiye’nin domates deposu olarak kabul edilen Karacabey’de salçalık domates hasadı devam ediyor. Vatandaşlar ise mutfakların vazgeçilmezi olan salça ve konserve yapımına başladı. Fabrikasyon ürünleri tercih etmeyen vatandaşlar eski gelenekleri devam ettiriyor. Ev yapımı olarak bilinen domates salçası organik olması sebebiyle tercih ediliyor. Salça mevsiminin açılması ile birlikte vatandaşlar Türkiye’nin salçalık domates üretiminin yüzde 45’inin yapıldığı Karacabey Ovası’nda salçalık domatesleri üreticilerden alıyor. Alınan domatesler temizlenip kesildikten sonra makineden geçirilip odun ateşinde uzun kaynatılarak salça haline getiriliyor.

    Ev salçasının yemeklerde kullanıldığında hazır satılan salçalardan daha çok lezzet kattığını söyleyen vatandaşlar, “Salça yapımı zor ve zahmetli bir iş. Ateşin önünde kazanları karıştırmak yorucu oluyor. Salça yapıldıktan sonra yorgunluğumuzu unutuyoruz. Odun ateşinde yapılan salçanın tadı bir başka güzel. Yaptığımız ev salçasını yemeklerde kullandığımız gibi kahvaltıda da bol olarak tüketiyoruz” şeklinde konuştu.

    Vatandaşlar eski gelenekleri devam ettirirken, ayrıca salça çekimi yapanlara da ekmek kapısı oluyor.

    Öte yandan ilçede yetiştirilen 1 milyon ton domatesin yüzde 95’i salça fabrikalarına satılıyor.

  • (Özel haber) Pekmez kazanları kaynıyor

    Türkiye’nin üzüm başkenti olan Manisa’da kış aylarının vazgeçilmezi pekmez yapımı için tatlı telaş devam ederken, kırsal mahallelerdeki kadınlar ev ekonomilerine katkı sağlamak için yaptıkları pekmezlerle hem çocuklarını okutuyor hem de evlendiriyor.

    Üzümün her çeşidinin yetiştiği Manisa’nın verimli topraklarında kırsal mahallelerde pekmez yapımı devam ediyor. Kış aylarında kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan pekmezi doğal yollarla saatlerce süren bir zahmetin ardından etraftaki yüzlerce arıya aldırış etmeden odun ateşinde kaynatan kadınlar bir yandan ev ekonomilerine büyük katkı sağlarken diğer yandan da hem çocuklarını okutuyor hem de evlendiriyor.

    Yunusemre ilçesine bağlı Türkmen Köyünde yıllardır pekmez yaparak ev ekonomisine katkı sağlayan Fatma Samanlı kendi üzüm bağlarından kestikleri siyah üzümlerden bu yıl 4 ton pekmez yaptığını belirtti. Yaklaşık 2 aydır pekmez yaptığını kaydeden Samanlı, bağdan kestikleri üzümleri makinede ezdikten sonra kazanlarda mayalanmaya bıraktıklarını ve son olarak da ocakta kaynatarak pekmez yaptıklarını söyledi. Samanlı, “Çektiğimiz zahmete göre gelirimiz de iyi. Pekmezimize talep de var. Gelip alan da var, İzmir’e, Manisa’ya ve Aliağa taraflarına da gönderiyoruz. 2 aydan beri 4 tona yakın pekmez yaptık. Yavaş yavaş uğraşarak yapıyoruz” dedi.

    Yakılan odun ateşinin başında 3 saat sürekli karıştırılması gereken pekmez yapımında çocuklarına 5 senedir yardımcı olduğunu belirten Hatice Özbek de şunları söyledi: “Kendime ait bağ yok. Burada çocuklarıma 5-6 senedir pekmez yapımında yardımcı oluyorum. Burada kazanlarda kaynatıp pekmezi satıyorlar. Torunlarım var evlenecek ben de yardımcı oluyorum. Üzüm sıkılıp mayalandıktan sonra 3 saat ocakta karıştırarak kaynatıyoruz. Kaynadıktan sonra pazarlara götürüyoruz, çocuklar alıp götürüp satıyorlar. Manisa’ya, İzmir’e, Aliağa’ya götürüyorlar.”