Etiket: Kazanıyorlar

  • (Özel haber) Dünyanın yükünü taşıyorlar en çok parayı kurbanlıklardan kazanıyorlar

    Tekirdağ’da kesim alanlarına götürülen kurbanlıklar en çok seyyar satıcılar, hamallık ve pazarlarda malzeme taşıyan vatandaşların işine yaradı.

    Kurban Bayramı ile birlikte Tekirdağ’da kurbanlıkların kesime götürülme işlemi, hamallık işleriyle uğraşan vatandaşların işine yaradı. Kurban Bayramı’nı dört gözle beklediklerini ve en çok kazancı böyle günlerde elde ettiklerini dile getiren hamallar, kurbanlıklar bitene kadar çalışacaklarını söyledi.

    “Ahırdan alıp kesim alanına götürüyoruz”

    Malzeme taşıma işleriyle uğraşan Yaşar Kortak isimli vatandaş, “Biz de millete bir hizmet yapıyoruz ahırdan alıp kesim alanına götürüyoruz. Allah bereket versin ağabeyler de bizi görüyor. Şimdi bazen arkadaşlar arasında sıra tartışması yapıyoruz ama işimiz oluyor Allah bereket versin” dedi.

    “Bugünleri her yıl çok bekliyoruz”

    Hamallık işleri ile uğraşan Ahmet Gündoğdu ise “Yıl boyunca dünyanın yükünü taşıyoruz ama bugünleri dört gözle bekliyorduk. Bir kurbanlığı 5 lira 10 liraya taşıyoruz. Yani bazen de ne verirse diyoruz. Bugünleri her yıl çok bekliyoruz. Daha önce hamallık yapıyorduk gerekirse taş taşırız ama paramızı kazanırız” diye konuştu.

    Öte yandan kurbanlık satın alan bazı vatandaşlar ise kurbanlığını kendi taşıyarak kesim alanına götürdü.

  • İnsanları Korkutarak Para Kazanıyorlar

    Son günlerin moda oyunu Korku Evi, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde de açıldı. Korku Evini Gebze’de açan işletme sahipleri, insanların korkmakla birlikte eğlendiklerini söyledi.

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde, ilçenin ilk ve tek Korku Evi açıldı. Oyunu en az 3 en fazla 5 kişi oynayabiliyor. Oyun oynamak isteyenler toplam 150 TL ödüyor. Oyun evi 7 kamera ile izleniyor. Oyunu oynamaya gelenlerin ise 17 yaşından büyük olması gerekiyor.

    “İNSANLAR BURADA ÇOK EĞLENİYOR”

    İnsanlar eğlendikçe kendilerinin daha çok eğlendiğini belirten Gebze Korku Evinin işletmecisi Ümit Çoban, “Korku evini şansa denk geldi aldık. Aslında biz açmadık“ dedi. Burasını açılı haldeyken aldıklarını anlatan Çoban, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Burayı merak ettim, müşteri olarak aradım beni de korkutun dedim sahiplerine. Sıkıntıları olduklarını söyledi, nasip oldu geldik buraya ortak olduk. Biz aldıktan sonra içeriyi çok değiştirdik. Eskiden gelen müşteriler yeniden geldiklerinde çok daha güzel olmuş diyor. Bize Pendik ve İstanbul Anadolu yakasından çok müşteri geliyor. Burası videolar sayesinde tutuldu. Videolar çok komik. İnsanlar burada çok eğleniyor. Onlar eğlendikçe biz daha da çok eğleniyoruz. Gelen insanlar memnun. Bizde memnuniyeti gördükçe işimize daha çok bağlanıyoruz.”

    “OYUNU OYNAMAYA GELEN KİŞİLERDEN TOPLAM 150 TL ALINIYOR”

    Oyunun oynanışı hakkında bilgi veren işletmeci Tolga Değirmenci, “Bizimki daha çok korkudan ziyade eğlence. Sonuçta biz eğlence sektöründeyiz. Bu sektörde paramızın karşılığını alabilmek için maksimum seviyede eğlendirmek gerekiyor. Oyunumuz 6 odadan oluşuyor. Oyuna girildiği andan itibaren 50 dakika veriyoruz ve 50 dakika içerisinde odalardaki şifreleri bulmacaları bularak diğer odalara atlamaya çalışılıyor. En az 3, en fazla 5 kişi ile oynanabiliyor. Oyunu oynamaya gelen kişilerden toplam 150 TL alınıyor. Öğrencilere özel indirimlerimiz var. Ayrıca ekstra bir ücret karşılığında isteyen olursa, içerideki korku anlarını komik anları film haline getirip satabiliyoruz” şeklinde konuştu.

    “ÇOK ESRARENGİZ GİZEMLİ BİR YER”

    Korku Evinde arkadaşları ile gelip oyun oynayan Bekir Dülger, şunları söyledi:

    “Gebze Korku Evine bugün geldik. Arkadaş gurubu ile içeri girdik ama ciddi anlamda bir korku var. Daha yeni çıktım içeriden hâlâ elim ayağım titriyor. İçeride mükemmel şeyler oluyor. İçeride korkuyorsunuz belki ama dışarı çıkıp izledikten sonra gerçekten çok komik hallere düştüğünüzü görüyorsunuz. Bu da gerçekten çok eğlendiriyor insanı. Gebze halkı da buraya gelip içeride neler olduğunu görmeli. Çok esrarengiz gizemli bir yer. 6 kapısı var geçene kadar canınız çıkıyor ama çıktıktan sonra güzel bir oyundan çıktığınızı fark ediyorsunuz. Eğer gerçekten eğlenmek isteyen varsa onlara da buraya gelip bizim gibi eğlenmesini tavsiye ederim.”

    Gebze Korku Evi işletmecileri bütün Gebzelileri korkmaya aynı zamanda da korkarken de eğlenmeye beklediklerini belirtti.

  • Hem Eğitim Alıyor Hem De Para Kazanıyorlar

    Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde, Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından açılan çini kursuna katılanlar hem eğitim alıyor hem de para kazanıyor.

    Halk Eğitim Merkezinde çini hocası Hacer Özkaya, kursa katılanlara önce çini işlemeciliğini öğrettiklerini sonra öğrencileri kendi haline bırakıp özgürce çalıştıklarını belirtti.

    Özkaya, yapılan çalışmaların satışa sunulduğunu ve kazanılan paraların eserin sahibi öğrencilere verildiğini söyledi. Amaçlarının hem eğitim hem de ticaret yapmak olduğunu belirten Özkaya, şöyle konuştu: “Burası halk eğitimin çini işlemeciliği kursu. Burada geleneksel Osmanlı tarzında çini işlemeciliği yapıyoruz ve öğretiyoruz kursiyerlerimize. 12 öğrencimiz var orta yaş ve üzeri. Ben kurs hocasıyım. Çini nasıl işlenir, çini nedir, önce tekniğini öğretiyoruz. Sonra geleneksel motifleri öğretiyoruz. Ondan sonra öğrencinin kalitesine, kapasitesine göre serbest bırakıyoruz ve kendi tasarımlarını yapıyorlar. Burada kim isterse onlar çalışıyor. Halktan insanlar mesela.”

    Yaş guruplarını eşit tutmaya çalıştığını anlatan Özkaya, şunları söyledi: “Gençler ile yaşlılar uyum içerisinde olamayabiliyor. Dönem dönem gençler, dönem dönem yaşlılara eğitim veriyoruz. Genellikle halktan insanlar katılıyor, ev hanımları ilgi gösteriyor. Erkeklerle de çalıştığımız dönem oldu ama onlar daha çok para kazandıracak meslekleri tercih ediyor. Dolayısı ile erkeklerle pek verimli olmuyor. Hanımlarla çalışıyoruz. Tabi satışlar yapılıyor. Bizim kurslarımız eskiden kaymakamlık destekli çalışılırdı. Kaymakamlık her türlü malzemeyi alırdı, öğrenciler öğrenirdi, üretilen ürünler satılır satılanlarda kim işlemişse ona verilirdi. O sistemi değiştirdik. Şimdi her öğrenci kendi malzemesini karşılıyor. Biz öğrencilere maddi anlamda hiçbir destek vermiyoruz. Sadece eğitim anlamında hizmet veriyoruz. Atölyemizin kirasını belediye ödüyor. Eğitim işlerimizi de halk eğitim yürütüyor. Ben dersleri veriyorum. Burada kimin çinisi satılmışsa o da parasını cebine koyup gidiyor.”

    Kursta çalışan 54 yaşındaki Ayşe Avan, iki yıldır kursa geldiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Önce deseni çiziyorum, ondan sonra boyuyorum. Boyadıktan sonra da fırınlıyoruz. Bu mesleği burada halk eğitimin açtığı kurslara gelerek öğrendim. Bırakmadım, 6 ay bir kurs gördüm ve sonra yeniden açıldı ve 1 yıldır devam ediyorum. Evime de katkıda bulunuyorum.”

    Kursiyerlerden 52 yaşındaki Jale Demircioğlu ise, “Bugün böyle ufak bir şekerlik çalışıyorum. Çini yapıyoruz. İki yıldır geliyorum. Ben hiç bilmeyerek başladım. Çizim yapamıyordum ama iki yıl içinde güzel şeyler yapmaya başladım. Tabaklarım yeri geliyor satılıyor ve eve de katkıda bulunuyorum” şeklinde konuştu.

  • Hem Eğitim Alıyor Hem De Para Kazanıyorlar

    Nüfusun yüzde 80’inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray’da tarımsal yayın ve danışmanlık hizmeti veren Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, 633 üreticiye verdiği eğitimlerle bilimsel metotlarla hayvancık yapılmasını sağlıyor. Üreticiler, eğitim almanın yanında para da kazanıyor.

    Konuyla ilgili bilgiler veren Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, üreticilere eğitimin yanı sıra üste bir de para ödediklerini belirterek, “Aslında hem eğitim veriyoruz hem de üste para veriyoruz. Hayatın her alanında olduğu gibi biz eğitimi çok önemsiyoruz. Hayvancılıkta da bu eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Üretimi ve verimliliği artırmak, sağlıklı gıdayı üretmek için insanlarımızı eğiterek bu işte başarılı olmaya teşvik etmeye çalışıyoruz. Artık modern tesislerde bilimsel metotlarla bu işi yaparak üreticilerimizin gerçek manada para kazanmasının peşindeyiz. Bunun için de eğitim faaliyetlerimiz devam ediyor” dedi.

    “HÜKÜMETİMİZ CİDDİ KATKIDA BULUNUYOR”

    Tarımsal yayın ve danışmanlık hizmetleri kapsamında birçok alanda eğitim faaliyetleri düzenlediklerini dile getiren Aktürk, “Biz birliğimize bağlı 633 tane üreticimize tarımsal yayın ve danışmanlık hizmetleri veriyoruz. 15 günde bir işletmeleri ziyaret ediyoruz. Paneller yapıyoruz, eğitim faaliyetleri yapıyoruz, broşür ve el ilanları yapıp dağıtıyoruz. Çobanlar yarışıyor adı altında yarışma yapıyoruz. Üreticilerimiz bu işi yapsınlar diye, bu projeye de dahil olsunlar diye her yıl belli bir destekleme ödüyoruz. Hükümetimiz bu noktada birliğimize bir destek gönderiyor. Ciddi anlamda katkıda bulunuyor. Bizler de bununla ilgili 9 ayrı tarımsal yayın ve danışmanlık belgesi olan uzman arkadaşlarımızı bu işte çalıştırıyoruz” diye konuştu.

    “AKSARAY’DA 633 ÜRETİCİYE 150 BİN TL DESTEK ÖDENDİ”

    Aksaray’da Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği’ne üye olan ve eğitimlere katılan 633 üreticiye 150 bin TL destekleme ödendiğini belirten Aktürk, “Hükümet tarafından verilen desteklemede bu tarımsal yayın ve danışmanlık için eğitim veren uzmanların ücretlerini ödedikten sonra kalan parayla da üreticilerimize yem desteği adı altında veriyoruz. Eğitim ve teşvik sistemine dahil olsun diye üretici başına 240 TL gibi bir destekleme veriyoruz. Toplamında 633 üreticiye 150 bin TL gibi bir para ödedik. Tabi bu bir teşvik oluyor. Üyelerimizi eğitime alıştırmak, sektöre kazandırmak ve sisteme dahil etmek için gayret gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

    “ÜRETİCİLERİMİZE PARA KAZANDIRMAK İSTİYORUZ”

    Verilen eğitimlerle birçok alanda artı değer kazanıldığına dikkat çeken Aktürk, üreticilerin eğitim almalarının yanı sıra para kazandıklarını ve verimliliğini artırdığını ifade etti. Kaliteli ürün elden üreticinin tarım ve hayvancılık sektörünü geliştirdiğini de vurgulayan Aktürk, “Artık bu işi bilimsel olarak yapmak istiyoruz. Anadan babadan görme usullerle bu işi yapmak istemiyoruz. Çünkü biz ülkemizin et ve süt ihtiyacını karşılamak için bu işe talibiz, adayız. Üreticimize de para kazandırmak istiyoruz. Artık sorun ve sıkıntıları çözmek istiyoruz. Bu noktada da eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    ÜRETİCİLER EĞİTİMLERDEN MEMNUN

    Eğitimlerin son derece verimli olduğunu ifade eden üreteciler ise, “Biz bu kursta yanlış bildiklerimizin doğru olduğunu, doğru bildiklerimizin de yanlış olduğunu öğrendik. Ayrıca şunu anladık ki, aşılama gerçekten çok önemli. Türkiye’de hayvan hastalıklarının önüne geçilebilmesi için en önemli noktadan birisi aşılama. Aşılamanın, yemlemenin, doğal ortam ve ahır ortamında yaşamanın farklarını öğrendik. Geleneksel yöntemlerden kurtulup bilimsel olarak nasıl daha iyi yapabileceğimizi öğrendik” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Mandalina Soyarak Para Kazanıyorlar

    Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Kurşunlu Mahallesi’nde ikamet eden kadınlar, aile bütçelerine ek gelir sağlamak için mandalina soyuyor. Anlaştıkları bir meşrubat firmasından her gün kasalarla mandalina alan kadınlar, kasası 220 kuruşa mandalina soyarak gelir sağlıyorlar.

    Bursa’nın İnegöl ilçesi Kurşunlu Mahallesindeki birçok evin önünde bulunan mandalina kasaları, evlerine ek gelir sağlamaya çalışan ev hanımları için bir iş kapısı oldu. Günde yaklaşık 10 kasa mandalina soyabilen kadınlar, aylık olarak 660 lira gelir elde ediyor. Yaklaşık 10 yıldır çeşitli meşrubat firmalarıyla çalıştıklarını belirten Kurşunlu Mahallesi’ndeki kadınlar, kış aylarında evde oturarak bu işi yaptıklarını ve evlerine ek bir gelir sağladıklarını belirttiler.

    “EK GELİR İÇİN YAPIYORUZ”

    Mandalina soyma işini 4-5 yıldır yaptığını ifade eden ev hanımı Güzide Başol, “Bu işi senelerdir yapıyoruz. Aslında ben yapmıyordum ama ne yapalım evimizde öğrenci var. Onları okutmak için bizlerde bir şeyler yapıyoruz. Bunları kasalar halinde getirip bize veriyorlar. Bizlerde onları belirli işlemlerden geçiriyoruz. Çok bir şey vermiyorlar ama yine de eve ek gelir sağlamak için yapıyoruz” dedi.

    Kurşunlu Mahallesi sakinlerinden Gülhan Duru ise, “Bende bütçemize ek gelir olarak yapmaya çalışıyorum. 3-4 senedir yapıyoruz. Sezonluk iş bu zaten. Kasım ayında başlıyoruz bu işi yapmaya, kar yağınca zaten içeriye alıyoruz. İçeride devam ediyoruz çalışmalarımıza. Çünkü dışarısı çok soğuk oluyor. Evimize katkı olsun diye böyle işleri de yapıyoruz” diye konuştu.

    Bir fabrikada işçi olarak çalışan Hüseyin Duru ise boş zamanlarında da mandalina soyma işinde eşine yardım ettiğini belirterek, “Bu işi ek gelir olarak yapıyoruz. Fazla büyük bir kazanç bırakmıyor bizlere ama yine de yapıyoruz. Kış sezonunda geliyor bu mandalinalar ve evimize bir katkı olsun diye mecburen yapıyoruz. Ben normalde fabrika işçisiyim ama 1-2 saat hanıma yardım ediyorum. Burada ortalama 10 kasa yapılıyor. Soyum yapılıyor ve tek tek dilimleniyor. Yaklaşık 2,2 lira kasasına para alıyoruz. Günlük toplam 20 TL civarında bu işi yapıyoruz. Her gün yapmak lazım tabi. Her gün yapsanız bile aylık 500-600 liralık bir geliri oluyor. Çok yüksek değil ama evimize de katkı olsun diye bu işi de yapıyoruz” şeklinde konuştu.