Etiket: Kazanıyor

  • Kadın Girişimciler Eğitimle Güç Kazanıyor

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası koordinatörlüğünde çalışmalarını yürüten TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu tarafından düzenlenen “Markalaşma ve Pazarlama İletişimi” konulu 5 günlük sertifikalı eğitim programı yoğun katılımla gerçekleşti. Ücretsiz olarak gerçekleşen eğitimde Marka Danışmanı, Multi-Medya Tasarımcısı, Öğretim Görevlisi ve “Markanızı Nasıl Pişirirsiniz” kitabının yazarı Banu Samancı, kadın girişimcilere ve girişimci adaylarına markalaşma ve pazarlama konusunda bilgiler verdi.

    Eğitim programına ilişkin değerlendirmede bulunan TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Serap Kocaoğlu, “Değişen dünyada ekonomik değişimlere ayak uydurarak girişimcilik sürecini doğru yönetmek, başarı sağlamak; markanın başarısı, sürdürülebilir olması, pazarlama iletişimi ile doğru orantılıdır. TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadın girişimciler, girişimci adayları ve mentörlük yaptığımız ev eksenli üretim yapan kadınlar için Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Eğitim salonunda ücretsiz olarak Markalaşma ve Pazarlama İletişimi konulu bir eğitim gerçekleştirdik. Her alanda olduğu gibi girişimcilikte de “eğitim” gelişmenin temelinde yer alıyor. Ülke ekonomisinde kadın girişimcilerin katkısını artırmak vizyonu ile TOBB Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadın girişimcilere destek olan çalışma ve projelerimizi kadın dayanışması ve bilginin paylaşılması gerekliliği çerçevesinde devam ettireceğiz” dedi.

    “Mutlu kadınların sayısının artmasını istiyorum”

    Eğitmen Banu Samancı ise Antalya’daki eğitime yüksek katılımdan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “Ben hayallerine şans veren, deneyen, üreten, mutlu kadınların sayısının artmasını istiyorum. Bunu başarmanın da tek yolu var; birbirimize yardım etmek! Tek başımıza dünyayı değiştiremeyiz fakat bildiklerimizi paylaşarak, birbirimize yardım ederek bir tohum ekebilir ve bu tohumun kocaman bir orman olmasına destek olabiliriz. Bu yüzden bir tasarımcı ve pazarlama uzmanı olarak 15 yıldır Amerika’da ve Türkiye’de pazarlama, tasarım, markalaşma konularında edindiğim bilgi ve tecrübelerimi, kendi işlerini kurmak isteyen kadınlara aktarmak ve onların mutlu kadınlar olmasına katkı da bulunmak için projeler üretiyor, severek, isteyerek çalışıyorum. İnanıyorum ki, bir ülkenin kadınları ne kadar mutlu olursa, o ülke de o kadar mutlu olur. Bir şeyleri değiştirebiliriz ve bunun için bir yerden başlamamız gerekir” diye konuştu.

  • Antalya turizm gelirinin yüzde 20’sini denizden kazanıyor

    Deniz Ticaret Odası (DTO) Antalya Şube Müdürü Cüneyt Koşu, ülkemizde turizm gelirlerinin önemli bir kısmının deniz turizmden sağlandığını belirterek, “Antalya’da yıllık turizm gelirinin yaklaşık yüzde 20’sini deniz turizminden kazanıyor” dedi.

    DTO Antalya Şube Müdürü Cüneyt Koşu, ülkemizdeki turizm gelirlerinin önemli bir kısmının deniz turizminden sağlandığına dikkat çekti. Turizmde Katma değerin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirten Koşu, “Dalış turizminde Antalya olarak öncülük yapan bir İliz. Yaklaşık 70’in üzerinde sualtı sporları işletmesi ile yerli ve yabancı konuklarımıza sualtının güzelliklerini gösterme şansı ve imkânı buluyoruz. Şunu da unutmamak lazım, Antalya gelen turist sayısı açısından 14 milyonları bulan sayılar ile çok sevindirici turist sayılarına ulaşmış bulunuyor. Buna bağlı olarak turizmde Katma değerin de önemi her geçen gün ortaya çıkıyor. Unutulmamalıdır ki, bir dalış için ödenen para nerdeyse bir gece konaklama için ödenen para ile hemen hemen aynı” dedi.

    “Almanya’da her yıl 4 milyon insan tatilini sadece dalış odaklı yapıyor”

    Almanya’da her yıl 4 milyon insanın tatilini sadece dalış odaklı yaptığını hatırlatan Cüneyt Koşu, “Dünyanın üst düzey gelir grubuna ait ülkelerde de durum böyle. Dünyanın çeşitli noktaları var. Maldivler, Pasifikler, Meksika, İspanya Sahilleri, Mısır gibi yerleri çok tercih ediyorlar. Ama ülkemiz ve özellikle Antalya dalış turizminde çok büyük bir alt yapıya sahip. Öncelikle biz Antalya, turizm destinasyonuyuz. Ulaşım, konaklama ve turizm alt yapımız üst seviyede. Ayrıca dalış içinde, Antalya çok yakın geçmişi ile deniz ulaşım kanallarından bir tanesi. Bu neyi getiriyor. Batıklarımız var. Kaleiçi’nin açığında 2.dünya savaşında İngilizler tarafından batırılmış San Dieder gemimiz var. Özelliğini koruması itibarıyla dünyada sayılı batıklardan bir tanesi. Kemer açıklarında 1.Dünya savaşında Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul tarafından batırılan Paris 2 batığımız var. Bunlar hikayesi olan batıklar. İnsanlar buralara dalmak ve o hikayeleri elle tutmak ve dokunmak, kalan objeleri orada görmek istiyorlar ve bu onlara çok büyük mutluluk veriyor. Bu batıkların yanı sıra çok güzel mağaralarımız var, çok özel fauna ve floramız var. Antalya sualtı değerleri ile görülmeye değer bir sualtı cennetidir.”

    “Tertemiz ve görüş mesafesi olarak 20 metreye yakın yerler var”

    Antalya’nın Akdeniz çanağında en temiz sahillere sahip olan bir nokta olduğunu kaydeden Koşu, sualtında görüş mesafesinin çok iyi olduğu için Antalya’nın çok daha fazla tercih edildiğini belirtti. Koşu, “Antalya’nın dalış noktalarında 20 metreye kadar görüş mesafesi olan yerler var. Kulak, burun ağız yapısında bir aksaklık olmayan herkes dalış sporuna başlayabilir. Bunun için de ciddi eğitimler de almak gerekiyor. Her dalış bir tecrübedir. Dalış aslında bir disiplin. İnsana da çok mutluluk veren bir şey. Çünkü bilinmeyen merak edilir ve heyecanlıdır” dedi.

    “Turizm gelirinin yüzde 20’si deniz turizminden kazanılıyor”

    Deniz turizminin, turizmin olmazsa olmazlarından bir tanesi olduğunu belirten Cüneyt Koşu, “Side’de ve Kemer’de açtığımız sualtı müzelerinin iki tane amacı var. Hem sualtında görülebilir obje çeşitliliğini arttırmak hem de çeşitliliği sağlayıp dalış severleri bu bölgelere çekmek. Ülkemiz, bir turizm ülkesi ve Antalya’mız da turizmin başkenti. Turizm gelirlerimiz yüksek ama yeterli değil. Bunu daha da yükseltmeye çalışıyoruz. Deniz turizmi, turizmimizin olmazsa olmazlarından bir tanesi. Antalya’nın yıllık turizm gelirinin yaklaşık yüzde 20’si deniz turizminden kazanılıyor. Marinalar, Kurvaziyer turizm, su sporları, dalış turizmi, mavi yolculuk, Yatlar, günü birlik tur tekneleri. Bunlar tahmin edilenin çok üzerinde katma değer kazandırıyor. Bu nedenle turizm dendiğinde, otel, restaurant, eğlence yerleri dendiğinde tamam ama denizde bu işe emek sarf eden, gelen misafirlerimizi memnun etmeye ve onları heyecanlandırmaya çalışan üyelerimizin de göz ardı edilmemesini diliyorum” diye konuştu.

  • Fenerbahçe, evinde Başakşehir’e karşı kazanıyor

    Fenerbahçe, Süper Lig tarihinde Başakşehir’i konuk ettiği 10 maçta 8 galibiyet alırken, 1 mağlubiyet ve 1 beraberlik aldı.

    Spor Toto Süper Lig Lefter Küçükandonyadis Sezonu’nun 8. haftasında Fenerbahçe yarın evinde Medipol Başakşehir ile karşılaşacak. Müsabakayı Ali Payabıyık yönetecek ve yardımcılıklarını Serkan Olguncan, Serkan Çimen yapacak. Maçın 4. hakemi ise Yaşar Kemal Uğurlu olacak.

    Fenerbahçe evinde Başakşehir’e karşı üstün

    Fenerbahçe, Süper Lig tarihinde Başakşehir’i konuk ettiği 10 maçın sadece birini kaybetti ve 8 galibiyet, 1 beraberlik aldı. Sarı-lacivertliler bu yenilgiyi geçen sezon 3-2 kaybederek almıştı. Fenerbahçe, evinde Başakşehir ile oynadığı 10 Süper Lig maçında rakip fileleri 19 gol havalandırırken, 6 karşılaşmada kalesinde gol görmedi.

    Cocu 8. teknik direktör

    Medipol Başakşehir Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Süper Lig kariyerinde Fenerbahçe ile karşılaştığı 17 maçta 7 farklı teknik direktöre karşı mücadele etti. Bu isimler Zico, Luis Aragones, Christoph Daum, Aykut Kocaman, İsmail Kartal, Vitor Pereira ve Dick Advocaat olurken, sarı-lacivertlilerin yeni teknik patronu Phillip Cocu, Avcı’nın Fenerbahçe karşısındaki 8. farklı teknik adamı olacak.

    En çok topa sahip olan Başakşehir

    Fenerbahçe, 2018-2019 Lefter Küçükandonyadis Sezonu’nda geride kalan 7 haftada beklenen performansı gösteremedi. Topa sahip olma adına ligdeki en düşük oranlara sahip olan takımlardan biri olan sarı-lacivertliler ligin en çok topa sahip olan takımı ile karşılaşacak. Süper Lig’de şu ana kadar %61 ile topa en çok sahip takım olan Medipol Başakşehir, ligde geçtiğimiz haftalarda iyi bir performans gösterdi.

    Sakat ve cezalılar

    Fenerbahçe’de cezalı oyuncu bulunmazken Tolga Ciğerci sakatlığı sebebiyle kadroda olamayacak. Öte yandan sarı-lacivertlilerde Volkan Demirel, Nabil Dirar ve Aatif Chahechouhe kadro dışı bırakıldı.

  • (Özel Haber) Yarım asırdır ekmeğini keçeden kazanıyor

    Balıkesir’de keçe ustalığını yarım asrı aşkın bir süredir devam ettiren 76 yaşındaki Recep Agen, mesleğini devredecek çırak bulamamaktan şikayetçi.

    4 çocuk, 10 torun sahibi Recep Agen, 53 yıldır keçe ustalığı yapıyor. Askerden 1964 yılında döndükten sonra mesleğe ilk adımı attığını belirten Recep Agen, “O zamana kadar ben keçeci kelimesini işitmemiştim. Ustam beraber çalışalım dedi, beraber çalışmaya başlayarak bu mesleğe atıldım. 53 yıldır devam ettiriyorum. Meslekte yarım asırı geçtim, eksiğimiz olabilir, öğrenmenin tavanı yok. Her işin bir zorluğu vardır, bunun da var. Beden gücüyle olan bir iş. Şu anda mesleğe devam eden bir elin parmakları kadar ya var ya yok. İki tane meslektaş var, onlar çocuklarını yanına aldılar. İşçi bulamadıkları için çocuklarıyla çalıştılar. O çocuklar yetişti, kendileri geri çekildiler”dedi.

    Koyun yününden olan her şey sıcak tutar

    Günümüzde halen keçeye ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Recep Agen, “Ben biraz da geleneksel el sanatlarına ilgimi arttırdım. Mesela patikler, eldiven, fırıncı eldivenleri var. Böyle devam ediyoruz. Desenleri de kurs hocalığı yapan bir hamım yapıyor. Bir keçeyi sabahtan başlar, akşama kadar doldururuz. Ertesi gün de keçeye çeviririz, döndürürüz. Keçe şeklinde pişirme diyoruz onun adına. Keçenin ham maddesi koyun yünü. Önce koyun yününü yıkıyoruz. Temizleyip ayıklıyoruz. Ondan sonra tarakla taranıyor. Hasırları yayıyoruz. Ne istendi bizden, hepsinin yapılış tarzı farklı. Yapacağımız işe göre taranmış yünü hasırın üzerinde dürüp suluyoruz. Hasıra sarıyoruz. Şimdi teknoloji değişti, eskiden ayakla tepiyorduk. O keçeleşiyor, ondan sonra şekille çeviriyoruz. Hepsinin şekli değişik, yeniden pişirip sabunluyoruz, öyle meydana geliyor. Anlatmayla ne kadar anlaşılır? Görmek lazım. Şu anda ben kışın ayakları üşüyen için patik yapıyorum. Ayak sobası diyoruz adına. Koyun yününden olan her şey sıcak tutar” şeklinde konuştu.

  • Moda dünyasında merinos yünü önem kazanıyor

    Türkiye Giyim Sanayicileri Derneğinin ev sahipliğinde gerçekleşen Moda Haftası konferansında sürdürebilirlik ve sorumluluk temaları öne çıkarken merinos yünü daha da çok önem kazandığı anlatıldı.

    The Woolmark Company bu yıl Çırağan Palace Kempinski’ de 3-4 Ekim tarihlerinde 11’incisi gerçekleşen Moda haftası konferansının yine sponsorlarından biri oldu. ‘Responsible Fashion’ konsepti altında Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleşen moda konferansı kapsamında modanın gelişen trendlerini, sürdürebilirliğin önemi konuşulurken alınması gereken sorumluluklara vurgu yapıldı.

    Merinos yünü elyaf olarak çok talep görmeye başladı

    The Woolmark Company’nin Birleşik Krallık ve Türkiye ülke müdürü olan Nigel Gosse konuşmacı olarak yer aldığı seminerde Avustralya merinos yününün neden moda endüstrisi tarafından kıyafetlerde sıkça kullanıldığını ve yün kumaşların çeşitli özelliklerini moda ve tekstil dünyasından konferansa katılan 700’ü aşın sektör çalışanına anlattı. Nigel Gosse’un etkileyici sunumunun en çok vurgulamak istediği konu ise yünün sayısız özellikleri olurken en çok dikkat çektiği nokta ise yünün nefes alabilir ve dolayısıyla cilde ve sağlığa yararlı özellikleri oldu. Merinos yününün çok yönlülüğüne dikkat çeken Gosse, yünün doğal, yenilenebilir özellikleri sayesinde ve moda endüstrisinde gittikçe artan sorumluluk hissini de göz önünde bulundurarak daha çok talep görmeye başlayan bir elyaf olduğunun altını çizdi.

    Avustralya Merino yünü doğal ve nefes alabilir

    Türkiye’de değişim, geçmiş bugün ve gelecek, hazır giyim sektörünün dönüşümü, sürdürülebilirlik, inovasyon, sanayi 4.0, ekonomik koşullarda hazır giyim ve tekstil sektörü, yeni trendler ve global pazarlara yön veren akımlar konferansın ana konularından olurken Nigel Gosse Avustralya merinos yününün önemini ve çok yönlülüğü sayesinde sorumlu üretime ne kadar katkısı olabileceğini anlattı. Üretim ve tüketimin hızla arttığı bir dünyada, doğaya karşı sorumluluk sahibi olmamız gerektiğini anlatan Nigel Gosse, katılımcılara izlettiği film ile Avustralya merinos yününün doğallığına ve nefes alabilir özelliğine dikkatleri çekti. Nigel Gosse ‘Woolmark olarak yeni başlattığımız global ‘Live and Breath’ isimli reklam kampanyası aracılığı ile yün hakkında bilgisi olmayanları şaşırtmanın, insanlara ilham vermenin ve yünün sonsuz özelliklerini hatırlatmanın vaktinin geldiğini düşündük’ diye sözlerini bitirdi.

    The Woolmark Company Hakkında

    The Woolmark Company, yün alanında küresel bir otoritedir. Uluslararası tekstil ve moda endüstrisini kapsayan geniş çaplı ilişki iletişim ağımız vasıtasıyla, lüks giyimde birincil içerik ve en yüksek kalitede doğal elyaf olarak Avustralya yününe dikkat çekiyoruz. The Woolmark Company logosu dünyada en çok tanınan ve itibar gören markalardandır. Bu markalar, üretimden bitmiş ürüne kadar yenilikçi ve mükemmelliğin öncülüğünü temsil etmekte ve en yüksek kalite garantisi sunmaktadır. The Woolmark Company, araştırma, geliştirme ve pazarlamanın yanı sıra dünya çapında Avustralya yününün tedarik zincirine yatırım yapan 60 binden fazla yün hayvanı yetiştiricisine ait, kâr amacı gütmeyen bir şirkettir ve Australian Wool Innovation’ın yan kuruluşudur.

    TGSD hakkında

    Türkiye’de hazır giyim sanayisinin gelişmesi için gerekli ortamı hazırlamak, sektöre öncülük etmek, yurtdışında tanıtmak ve sektörel iş birliğini sağlamak amacıyla 1976 yılında kurulmuş 07.02.2003 tarih ve 2003 /5288 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamu yararına Dernek statüsüne getirilmiş bir Meslek Kuruluşudur. TGSD üyesi firmalar ihracatın yaklaşık %60’ını gerçekleştiren, ağırlıklı olarak AB ve ABD’ye ihracatı yapan sektörün önde gelen ihracatçılarıdır.