Etiket: “Kazanan

  • ’Turisti Kazanan, Geleceği Kazanır Projesi” eğitim semineri

    Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (TESOB) tarafından AB Sektörel Yatırım Alanlarında Genç İstihdamının Desteklenmesi Hibe Programı kapsamında düzenlenen “Turisti Kazanan Geleceği Kazanır Projesi” eğitim seminerleri Novotel’de başladı.

    Açılışa TESOB Başkanı Metin Kara, Başkanvekili Mustafa Özcelep, Genel Sekreter Ömer Kayıkçıoğlu katıldı.

    TESOB Başkanı Metin Kara, açılışta yaptığı konuşmada, 251 bin Euro bütçeli projeyi 2016 yılı Mart ayında uygulamaya başladıklarını belirterek “15-29 yaş arasında 20 erkek 20 kadın olmak üzere turizm ile ilgili lise ve üniversitelerden mezun olan veya turizm sektöründe çalışıp mevcut durumda işsiz bulunan çok sayıda arkadaşımıza ulaşarak mülakatlar gerçekleştirdik. Toplamda 40 işsiz gencimizi proje kursiyeri olarak seçtik. 25 ön büro ve 15 servis olmak üzere iki ayrı eğitim grubu oluşturduk. 15 servis kursiyerimize 288 saat süreli servis meslek eğitimi, 120 saat süreli İngilizce eğitim verdik. 25 ön büro kursiyerimize ise 632 saat ön büro meslek eğitimi, 120 saat İngilizce eğitimi verdik. Her iki eğitim grubunda yer alan kursiyerlerimize, genel beceri, rehberlik ve danışmanlık, stres yönetimi, CV hazırlama, kişilik analizi gibi eğitimler verdik. Teorik eğitimlerimiz sonuçlandıktan sonra 15 servis kursiyerimizin Trabzon’da faaliyet gösteren otellerimizde bir ay süreyle staj yapmasını sağladık. Ön büro kursiyerlerimizin stajları da devam etmektedir”

    Başkan Kara, 160 otel ve konaklama merkezine yönelik olarak anket çalışmaları gerçekleştirdiklerini de vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “40 kursiyerimiz arasında yapılan sınavda başarılı olan 22 kişiyi 7 Ocak’ta bir ay süreli İngilizce eğitimi için Malta’ya göndereceğiz. Turist kazanan geleceği kazanır projesiyle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde turizm sektöründe görev yapan nitelikli personel sayısını artırmayı, turizm sektörünün bölgedeki kalitesini yükseltmeyi, genç istihdamı destekleyerek işsizlik oranını yüzde 1 azaltmayı amaçladık. Bugün sadece turizm sektörü değil tüm sektörlerde nitelikli ara elemana ihtiyaç var. İnanıyorum ki kursiyerlerimiz bölge turizm sektörüne büyük katkılar sağlayacak. Arap turizminde yaşanan artışı TESOB olarak artısı ve eksisiyle değerlendirdik. Kurum olarak bu konuda 2017’ye daha hazır gireceğiz. Turizmde kaliteyi ve hizmeti ne kadar artırırsak herkesin payı daha çok artacaktır.”

    TESOB Başkanı Kara’nın konuşmasının ardından eğitim programının ilk seminerini TRT spikeri Fulin Arıkan iletişim becerileri konusunda verdi.

    Seminerde 27 Aralık’ta zaman yönetimi, 28 Aralık’ta stres yönetimi, 2 Ocak’ta girişimcilik ve inovasyon, 3 Ocak’ta toplantı yönetimi, 4 Ocak’ta takım çalışması, 5 Ocak’ta etkin yöneticilik ve liderlik, 7 Ocak’ta protokol davranış kuralları konularında eğitim verilecek. Organizasyon, 7 Ocak’taki kapanış ve gala gecesiyle sona erecek.

  • Manisaspor – Balıkesirspor maçında kazanan çıkmadı

    TFF 1. Lig’in 15. haftasında Manisaspor, Manisa 19 Mayıs Stadı’nda konuk ettiği Balıkesirspor ile 1-1 berabere kaldı. Maç sonrası teknik adamlar mücadeleyi değerlendirdi.

    Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Manisaspor Teknik Direktörü Sait Karafırtınalar, “9 haftadır beklide en iyi futbolu oynadık. İşi ilk yarıda bitirebilirdik. Bir gol attık, kendi kalemize de bir gol attık ama onun dışında iki tane çok yüzde yüz karşı karşıya penaltıdan daha net pozisyon kaçırdık. Çok özel bir takıma karşı özel bir konsantrasyonla oynadık. Benim sezon başında 3 tane ligde düşen takım, 2 tane de Altınordu ve Balıkesir favorilerimdi. İyi takımlardan bir tanesi ve özel bir kadroya sahip bir takım. 65. dakikada sonra 10 kişi kalınca işler değişti. Ona rağmen çok pozisyon vermedik. Son dakikalarda Bakemango’nun bir kafası bir tane penaltı pozisyonu var ama penaltıyla yakından uzaktan alakası yok. Onun dışında gösterilen mücadeleden son derece memnunum” dedi.

    Balıkesirspor cephesi

    Bugün oynadıkları maçta her şeyi yapmalarına rağmen ikinci golü bulamadıklarını aktaran Balıkesirspor Teknik Direktörü Can Cangök, Manisaspor’un ilk yarıya kendilerinden daha iyi başladığını söyledi. Cangök, “Maçı değerlendirecek olursak, bugün deplasmanda yakalayabileceğimiz en fazla pozisyonla maçı bitirdik ama bir türlü ikinci golü yakalayamadık. Oyunun ilk yarısında Manisaspor oyuna biraz daha iyi başladı. Kontrolü ellerine aldılar, 5. dakikada gol de buldular. Oyunu ondan sonra oynamaya başladık. Daha iyi pozisyonlar yakalamaya başladık, beraberliği de sağladık. Üstünlüğü ilk yarı alabilirdik. İkinci devre bir hassa oyuna yine Manisaspor’un biraz üzerimize gelmesiyle başladı. Bir türlü topu yere indirip pas oyununu iyi oynayamadık oyun olarak. 70’den sonra oyuncu atıldı bütün insiyatif bize geçti ama ondan sonra bulduğumuz net gol pozisyonları var Bekamenga ve Burak’la girdiğimiz. Sonucu alamadık bir türlü. Şanssızlıklı mı desem bir türlü top kaleye girmiyor. Bazen işte adama çarpıp şans golü içeri giriyor. Daha net pozisyonlar olmadı. Maçın şanssızlığı mı desem artık yapacak bir şey yok. Buradan bir puan aldığımız için sevinemiyoruz, üzülüyoruz. Bir puanı hiçbir zaman kar olarak görmedik çünkü yukarıdaki takımlarla ilişkimizi kesmek istemiyoruz en azından devre arasına kadar sağlıklı bir şekilde oraya girmek istiyoruz. Ama futbolun içinde bunlar da var. Çocukların emeklerine teşekkür etmekten başka çaremiz yok” dedi.

    Genero Zeefuik’in kulübün 2 kupasına el koydu iddiası

    Hollandalı futbolcuları Genero Zeefuik’in alacakları karşılığında kulübün müzesinden 2 kupaya el koyduğu iddialarıyla ilgili soruya da yanıt veren Cangök, “O şimdi benim dışımda gelişen bir olay. Tamamen yönetimin değerlendireceği bir olay. Ben sadece oyuncuyla ilgileniyorum. Yönetim tahmin ediyorum, kendisini kadro dışı bıraktı. Yeni olan bir mevzu. Onunla ilgili benim bir şey söylemem doğru olmaz. Zaten kadrom eksik, bir adam eksildikçe daha zor durumlara düşüyoruz. Oyuncu değiştirmemek için elimizden geleni yapıyoruz son dakikaya kadar. Tabii ki bizim için üzücü artık bundan sonraki kararı yönetim verecektir. Benim bir şey söylemem doğru olmaz, başka yerlere çekilir. Ben kaybettiğim oyuncuya üzülüyorum, sadece isim olarak bakmamak lazım. İsim kim olursa olsun. Sayısal eksiğimiz zaten mevcut. Muhammed’in, Oğuz’un sakatlığı var. Zaten genç oyuncular yedek kulübemizde. O yüzden oyuncu eksilmesi daha da zorlaştırıyor işimizi. İkinci devre mutlaka transfer yapmamız lazım. Onların önünün açılması lazım. Ben buraya gelirken oldu bu olay. Tam netliğini inanın tüm samimiyetimle söylüyorum bilmiyorum. Tam net olarak ne olduğunu bilmiyorum. Herhalde alacaklarıyla ilgili bir problem yaşamış, sinirlenmiş almış gitmiş. Sizler ne biliyorsanız ben de o kadar biliyorum. Üzülüyorum, Balıkesirspor kulübü bunları yaşamamalı. Oyuncuya da yaşatmamalı. Son zamanlarda talihsizlikler oluyor. Hepimiz üzülüyoruz. Bizim işimiz saha. Sahadaki işleri iyi yapmalıyız. Balıkesirspor kulübü böyle şeylerle anılmamalı bence. Yönetim ve şehrimiz karar verecek. Biz ikinci devrede bu kadroyla yolumuza nasıl gideriz onun peşindeyiz. Önümüzü daha net görmek için ona göre adım atmamız lazım. Ben işin hep saha tarafındayım. Balıkesirspor’un sağlıklı kulüp yapısını bozmama tarafındayım” diye konuştu.

  • Eğitime destek maçında kazanan ‘dostluk’ oldu

    Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, belediye tarafından özel bir lisenin bahçesine halı saha yapılan halı sahanın açılış maçında forma giydi.

    Merkezefendi Belediyesi, eğitime destek kapsamında özel bir lisenin bahçesine halı saha yaptı. Açılışa özel olarak İşitme Engelli Futbol Takımı ile Merkezefendi Belediyesi Futbol Takımı arasında düzenlenen futbol maçında Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu forma giydi. Oynanan maçta her iki takımın hem göze hoş gelen hareketleri hem de kıyasıya mücadeleleri göz doldurdu. İşitme engelli futbol takımının oyuncuları turnuvalarına bu sahada yaptıkları antrenmanlarla hazırlanıyor.

    Futbol adına her şeyin sahaya yansıdığı, karşılıklı gollerin atıldığı müsabakada ortaya renkli görüntüler de çıkarken kazanan ise dostluk oldu.

  • Geçimini çamurdan kazanan Suriyeli

    Suriye’deki savaştan kaçarak Samsun’a gelen Yasser El Kurdi, çamurdan yaptığı hediyelik eşyalarla geçimini sağlamaya çalışıyor.

    Yaklaşık bir yıl önce savaş nedeniyle ailesiyle birlikte Şam’dan Samsun’a gelen Yasser El Kurdi, çamurdan yaptığı hediyelik eşyalarla hayata tutunmaya çalışıyor. Suriye’de çocukluğundan beri ahşap, boyama ve çamurdan eşya işleriyle uğraşan Yasser, mesleğine kısmen de olsa Samsun’da devam etmeye çalışıyor. Eşi ve iki çocuğu ile Samsun’a ilk geldiğinde iş bulamayan Yasser, mesleğine burada devam etmeye karar verdi. Samsun’da bir hediyelik eşya dükkanında çalışan Yasser, el emeğiyle yaptığı ürünleri satarak geçimini sağlıyor.

    “Savaş inşallah biter ve biz de ülkemize geri döneriz”

    Türkiye’nin Suriyelileri kabul etmesinden mutlu olduklarını söyleyen Yasser, “Suriye’de hayat 5 yıl önce çok güzeldi. Fakat savaştan sonra insanlarımız ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Suriye’de ahşap, boyama işleri yapıyordum. Savaş gelince her şey bitti. Bir yıl önce ailemi alarak Samsun’a geldim. Buraya geldikten sonra çamurdan hediyelik eşya yaparak satmaya başladım. Evde fırınım var. Çamurdan yaptığım eşyaları fırınladıktan sonra boyuyorum. İnsanların ilgisini çekiyor. Fazla bir kazancım yok ama Allah’a şükür geçinmeye çalışıyorum. Savaş inşallah biter ve biz de ülkemize geri döneriz” dedi.

  • Çocuğu şehir dışında üniversite kazanan aileler dikkat

    Hayallerin gerçeğe dönüştüğü, yeni bir hayatın başlangıcı olabilecek üniversiteyi kazanmış birçok kişi yaşadığı şehir dışında yerlere gitmeye hazırlanmakta olduğunu belirten Uzman Psikolog Naciye Tokaç, üniversiteyi kazanan öğrencinin aynı zamanda yeni bir yaşam, yeni bir şehir ve yeni arkadaşlar edinme fırsatlarının beklediğini vurgulayarak bu süreçte en önemli şeyin karşılaşılan bu yeni duruma uyum sağlayabilmek olduğunu söyledi.

    Psikoterapist/Aile Çift ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Özellikle yaşadıkları şehir dışında üniversiteyi kazanan bireyleri ailesinden, arkadaşlarından, sosyal ortamından; yani alıştığı düzeninden ve yaşamından ayrılma durumu beklemektedir. Bu durum da bireylerde üniversiteyi kazanma sevincinin yanında birde endişeye sevk etmektedir. Çünkü ailesinden ve yaşadığı ortamdan uzun süreli ayrılmamış olan öğrenci; yeni bir şehirde tek başına nasıl yaşayacağını tam olarak bilememektedir” dedi.

    Özellikle yurt veya öğrenci evi olsun buralarda yaşamanın getireceği sorumlulukların olduğuna dikkat çeken Tokaç, “Yemek, temizlik, öz bakım, ders düzeni gibi tüm sorumluluklar öğrencinin kendisine ait olacaktır. Bu yaşına kadar tüm bu ihtiyaçları başkaları tarafından karşılanmış öğrenci için tek başına tüm bu sorumlulukları üstlenmek biraz zorlayıcı olabilir. Bu durum öğrencinin kendisini yalnız, tek başına ve ne yapacağını bilemez hissetmesine yol açabilir. Bu duruma gitmeden önce hem davranışsal hem de bilişsel hazırlık yapmak fayda sağlayacaktır. Bazı bireyler ise şehir dışına gitmeyi ailesiyle yaşadığı sorunlar, kendi ayakları üzerinde durmak isteme gibi nedenlerle özellikle tercih ediyor. Bu durumda yaşayabilecekleri her şeye katlanarak yeni bir hayat kurmak konusunda daha istekli olacaklardır. Bu bireylerde ise endişe duygusu yerine, sevinç ve rahatlama isteği görülecektir” diye konuştu.

    Yaşadığı şehirden farklı bir şehirde üniversiteyi kazanan bireylerin, o şehre, üniversiteye, sosyal ortamına alışmalarını ve uyum sağlayabilmelerini sağlayan şeyin kişilik özellikleri olduğunu kaydeden Tokaç, “Dışa dönük kişilik özelliklerine sahip bireyler daha kolay alışacak ve uyum sağlayacaktır. İhtiyaçları konusunda yardım ve destek isteme, bilmediklerini sorma, arkadaş edinme konusunda daha girişken olacaklarından uyum sağlamakta fazla zorlanmayacaklardır. Oysaki içedönük bireyler; yardım istemekte ve başkalarıyla diyalog kurma konusunda çekingen tutum sergileyeceklerinden diğer kişilerin adım atmasını bekleyecektir. Bu durum ise sosyal açıdan zorlanmalarını ve uyum ağlamakta zorlanmalarını sağlayacak aynı zamanda yalnızlık hissine neden olup depresyon sebebi olabilecektir” ifadelerini kullandı.

    Tokaç, “Üniversiteye gitmek amacıyla ilk kez ailesinden ayrı, uzak bir şehirde yaşamak zorunda kalan bireyleri bekleyen en olumsuz durum ise özlem olacaktır. Alışkın oldukları herşeyin değiştiği, hatta yaşadığı şehrin bile değiştiği, çevrelerinde herhangi bir konuda yardım isteyebilecekleri kimsenin olmadığı bireyler, derin bir yalnızlık duygusu hissedebilir ve ailesini özlemeye başlayabilir. Özellikle de ailesine bağımlı yetiştirilen bireyler, tek başına bir yaşam kurmakta zorlanacak ve özlem duygularının yoğunluğuyla yeni ortamına uyum sağlamakta zorlanacaktır. Bu durumdaki birçok kişi üniversiteyi bırakma noktasına gelmektedir. Ailelerin çocuklarını yetiştirirken zaman zaman sorumluluklar vermeleri, tek başlarına sosyal hayatta faaliyetler yapmalarına izin vermeleri ileride bu durumu yaşamalarını engelleyebilecektir” şeklinde konuştu.