Etiket: Kayserili

  • (Özel Haber) Kayserili Girişimci Türkiye’nin İlk Lazerli Devre Kartı Baskı Makinesi Üretti

    Kayserili girişimci Ekrem Kürşad Dal, Türkiye’de ilk kez lazerli devre kartı baskı makinesi üretti. Girişimci Ekrem Kürşad Dal, yatırımcı bulmaları halinde, Türkiye’yi bu konuda yurt dışı bağımlılıktan kurtarmaya yarayacak şekilde seri üretim yapabileceklerini söyledi.

    Elektrik-Elektronik Mühendisi Ekrem Kürşad Dal, Erciyes Üniversitesi Teknopark’ında kurduğu şirketinde Türkiye’de ilk kez devre kartı baskı makinesi üretti. Girişimci Ekrem Kürşad Dal, gerekli destekleri alıp seri üretime geçtikleri takdirde, Türkiye’nin yurt dışına, özellikle Uzak Doğu ülkelerine bağımlılıktan kurtulacağına dikkat çekti.

    YURT DIŞINDAKİ MUADİLLERİNE GÖRE MALİYETİ ÇOK DÜŞÜK

    Yurt dışındaki muadillerine göre, ürettiği lazerli devre kartı baskı makinesinin maliyetinin daha düşük olduğunu vurgulayan Girişimci Ekrem Kürşad Dal, ürüne dair şu bilgileri verdi:

    “Cihazımız lazerli devre kartı baskı makinasıdır. Fotolitografik yöntemler kullanarak devre kartını basmaya yarayan bir cihazdır. Devre kartları günümüzde elektronik sektörünün önemli bir parçasıdır. Hatta elektronik sektöründe neredeyse devre kartı kullanılmadık bir alan yoktur. Farklı tipte devre kartları günümüzde her yerde kullanılmaktadır. Ledli aydınlatma sistemlerinde veya esnek devre kartları, bir cep telefonunun kartı devre katının kullanıldığı yerlere örnektir. Bunun üretimi ise günümüzde oldukça problemli olmaktadır. Çünkü devre kartı üretimi birçok süreçten geçerek üretilen bir sistemdi. Ancak makinemizle biz bu süreçleri daha da azaltarak daha kolay ve hassa devre kartlarını oluşturmayı amaçladık. Makinemizi yaklaşık 1 yılda tasarladık. Hala bazı geliştirmeleri devam etmektedir. Daha çok kullanıcı dostu olması ve daha ekonomik olması için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Devre kartlarının üretiminin maliyetini de bu noktada düşürmüş olduk ve yurt dışına bağlılığı biraz daha azaltmış olduk.”

    SERİ ÜRETİM İÇİN YERLİ YATIRIMCIYA İHTİYAÇ VAR

    Bunun yanı sıra, bireysel kullanıcı için de daha ekonomik ürünler üretmeyi planladıklarını kaydeden Girişimci Ekrem Kürşad Dal, cihazın ortalama satış fiyatının 20 bin TL’den başladığını söyledi. 2014 yılında Tekno Girişim Sanayi Bakanlığı Desteği alarak ürün için ilk ar-ge çalışmalarına başladıklarını kaydeden Girişimci Ekrem Kürşad Dal, projenin büyük ölçüde tamamlandığını, ancak seri üretime geçmek için yatırımcı arayışında olduklarını söyledi. Girişimci Ekrem Kürşad Dal, “Yaptığımız araştırmalara göre, Türkiye’de bizden başka üretici yok halihazırda. Ancak biz de seri üretime geçerek, ürünümüzü pazarlamak ve Türkiye’yi yurt dışına bağımlılıktan kurtarmak istiyoruz. Dolayısıyla yatırımcı arayışındayız. Ama yatırımcımızın da yerli bir yatırımcı olmasını istiyoruz. Çünkü, muadillerine göre avantajı olan bu ürünü yurt dışından bir yatırımcı ile seri üretime dahil etmek istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Kayserili İmam İkinci Albümünü Çıkardı

    Kayseri’nin Talas ilçesinde İmam Hatibi olarak görev yapan 37 yaşındaki Bünyamin Fındıkçı, ikinci albümünü çıkardı.

    İlçeye bağlı Anayurt Merkez Camii’nde İmam Hatibi olarak görev yapan Bünyamin Fındıkçı, kendisi ve eşine ait olan eserlerin bulunduğu ikinci albümünün heyecanını yaşıyor. Camiye gelemeyenlere kendilerinin ulaşmak istediğini ve bu düşünceyle ilk olarak gençlere yönelik albüm çıkardığını ifade eden Fındıkçı, “Sultanımsın isimli albümümüzü 2013 yılında yaptık. Bu albümdeki amacımız camiye gelemeyen insanlara bizler ulaşmak istedik. Gençlere yönelik yaptığımız bire albüm. Amacımız efendimizi tanıtmak, onun isminin anıldığı zaman salatu vesselam getirtmek. Çünkü şu hadisle yola çıktık. ‘Kim benim ismim anıldığında salavat getirirse Allah ona 10 rahmet eder, 10 günahını siler ve derecesini yükseltir.’ Genç kesim peygamberimizden uzak bir hayat yaşıyorlar. Amacımız onlara efendimizi tanıtmak, onların gönüllerinde muhabbeti oluşturmak istedik, böyle bir proje yaptık. Hamd olsun bu proje büyük yankı buldu, özellikle genç kesimde hayat buldu” ifadelerini kullandı.

    “FARKLI DİLLERLE ESERLER YAZMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    İkinci albümünde toplumun diğer kesimlerine seslendiklerini vurgulayan İmam Bünyamin Fındıkçı, daha sonraki projelerde ise farklı dillerde eserler yapacaklarını dile getirdi. Fındıkçı, “Dedik ki sadece genç kesimde değil de diğer insanlara nasıl bir hitap tarzı oluşturabiliriz amacıyla ‘Senin adın Ahmet’ isimli albüm çıkardık. Bu albümümüzdeki amacımız da ‘Her canlı ölümü tadacaktır’ ayeti düsturuyla ayetlerin konu edinildiği şiir şeklinde eserlerimizi okuduk. Gaflet uykusundan insanları uyandırmak adına eserler yazdık. Bu eserleri yazmadaki amaç hem kendimizi uyandırmak, hem de cemaatimizden başlamak üzere bütün insanlığa uyarı vermekti. Bunun yanında da yine affa muhtaç gönülle yazmış olduğumuz tövbe içerikli eserler de yazdık. Müslüman, inanan bir fert olarak hata yapmış olabiliriz ama Rabbimizin kapısının merhameti bol olduğunu, onun rahmetinin sonsuz olduğunu bildiğimiz için tövbe tarzında eserler yazdık. İnşallah daha sonraki projelerimizde farklı diller düşünüyoruz, değişik dillerde de eserler yazmaya devam edeceğiz inşallah” diye konuştu.

    Bünyamin Fındıkçı, başta eşi olmak üzere albümlerde emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.

  • Kayserili Hayırseverler Bayır Bucak Türkmenlerini Unutmadı

    Şimdi Yaraları Sarma Zamanı kampanyası kapsamında, Türkiye Diyanet Vakfı Kayseri Şubesi ile Kayseri İl Müftülüğü’nün organizesi ile Bayırbucak Türkmenlerine, Urfa’ya yerleştirilen mültecilere ve Diyarbakır’daki terör mağdurlarına sekiz TIR yardım gönderildi.

    Cumhuriyet meydanında düzenlenen basın açıklamasına Vali Yardımcısı Mehmet Emin Avcı, İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven, Talas Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Cahit Özden, Gönüllü Kültür Teşekkülleri Başkanı Ahmet Taş, Sultanahmet Camisi eski imamı Emrullah Hatipoğlu ile çok sayıda hayırsever katıldı.

    “MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİ VATANLARINA SIĞDIRMAZ OLDULAR”

    Kayserililerin hayırseverliği ile tanındığını belirten Vali Yardımcısı Mehmet Emin Avcı, “Çok şükür mülteci değiliz, çok şükür bir yerden bir yere zorla sürülmüş değiliz. Bir ülkenin kadim ve hayırsever insanlarıyız” dedi.

    Kayseri’nin, Türk milletinin özelliklerini tamamen taşıyan, gıpta ile baktığımız, tüm bir ülkenin insanlarının gıpta ile baktığı hayırsever insanlarla dolu olduğunu anlatan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Etrafımıza baktığımızda saymakla bitmeyecek inşaatlarımız hayırseverler tarafından yapıldığı gibi yurdumuzun dışında, göçmen durumunda bırakılarak mağdur edilmiş insanlarımıza da hayır elini uzatan değerli Kayserili hemşehrilerimize teşekkür etmez isek borçlu kalırdık. Allah kimseyi yerinden yurdundan etmesin, bir zamanlar onlar da yerli idiler ama şimdi Müslüman kardeşlerimizi kendi vatanlarına sığdırmaz oldular.”

    HAFTAYA BİR TIR YARDIM DAHA YOLA ÇIKACAK

    İl Müftüsü Şahin Güven de, sekiz TIR yardımın dördünün Bayırbucak Türkmenlerine, 2’sinin Diyarbakır’daki terör mağdurlarına, diğer ikisinin de Urfa’ya yerleştirilen sığınmacılara gönderildiğini söyledi. Bir hafta sonra da Gönüllü Kültür Teşekkülleri ile 1 TIR yardım malzemesinin yola çıkacağını kaydeden Güven, “Bu 8 TIR’ın 3’ünde patates, 2 TIR’da un, 2’sinde su ve birinde de yatak ve mobilyadan oluşuyor. Kayserili hayırseverlerimize teşekkür ediyorum, onların yardımlarına biz sadece vesile oluyor ulaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.

    İl Müftüsü Şahin Güven’in konuşmasının ardından Sultanahmet Camisi eski imamlarından Emrullah Hatipoğlu dua etti, sonra TIR’lar yardım malzemelerini sahiplerine ulaştırmak üzere yola çıktı.

  • Kigder, S2cpt İle Kayserili Gençlere Kariyer Yönlendirmesi Yapacak

    Kayseri Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği (KİGDER), Melikgazi Rehberlik Araştırma Merkezi’nde, S2CPT (Kariyer Yolu Testi)’yi tanıtarak, gençlerin kendi becerilerine uygun meslek seçimi yapmasının yolunu açacak.

    Türkiye’de üniversite mezunlarının yüzde 71’inin okudukları bölümle alakalı bir meslek kolunda çalışmadıklarını söyleyen KİGDER Başkanı Sema Karaoğlu, söz konusu sorunun nedenini, üniversite öğrencilerinin doğru meslek seçimi yapmamasına bağladı. S2CPT Kariyer Yolu Testi’nin, meslek seçimi sorununun güncel ve en fazla tercih edilen çözümlerinden biri olduğunu kaydeden Başkan Sema Karaoğlu, dernek olarak, 30 Nisan’da Melikgazi Rehberlik Merkezi’nde, Kariyer Yolu Testi’nin tanıtımını ile ilgili bir seminer vereceklerini belirtti.

    Lise çağındaki gençlerin ailelerine ve okullara kariyer danışmanlığı konusunda destek olan S2CPT’nin özel ve kamu okulları, STK’lar, ilgili kuruluşların hepsinde uygulanabileceğini ifade eden Başkan Sema Karaoğlu, 2011-2013 yılları arasında AB Projesi olarak geliştirilen tekniği, Türkiye’de Bahçeşehir Üniversitesi ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, Polonya, İspanya, Avusturya ve Litvanya’daki bazı kuruluşlarla birlikte uyguladığını dile getirdi. Son iki yılda 7 bin civarında gence uygulanan testin temel avantajının, öğrencilerin kendi yeterlilik ve becerileri hakkında bilgi sahibi olup gelecekle ilgili hedef belirlemeleri olduğuna dikkat çeken Başkan Sema Karaoğlu, “Ayrıca bu süreçte veli, danışman ve öğretmenler bilgilendirilerek öğrencilere daha etkin destek sağlamaları amaçlanmaktadır. S2CPT kolay erişilebilir bir ürün olduğu için yeterli kariyer danışmanlığı hizmeti alamayan ya da nereden başlayacağını bilemeyen dezavantajlı gruplara da,uzaktan erişim ile değerlendirme sağlamaktadır. KİGDER olarak amacımız bu yöntemi KAYSERİ ile tanıştırmak ve talep toplayarak maksimum gruba yararlandırmaktır. Seminerde online olarak canlı uygulama da yapılacaktır. Yapacağımız tanıtım, bilgilendirme ve talep toplama seminerine katılacak veliler, öğretmenler ve öğrenciler uygulamalar için herhangi bir ücret ödemeyeceklerdir. Geleceğimiz, çocuklarımız için bir sivil toplum örgütü olarak biz üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz, aileleri ve okulları da bu yolda yanımızda olmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Diyabet Hastalığını İlk Tanımlayan Hekim: ‘Kayserili Arete’

    Erciyes Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi ve Uluslararası Eczacılık Tarihi Birliği Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Halil Tekiner, ‘diyabet’ hastalığının bugün de geçerli olan ilk tanımını yapan hekimin, Osmanlı dönemine ait kaynaklarda ‘Kayserili Arete’ olarak geçen, Kapadokyalı Aretaeus olduğunu söyledi.

    Osmanlı kaynaklarında ‘Kayserili Arete’, Batı kaynaklarında ise ‘Kapadokyalı Aretaeus’ olarak geçen hekimin, ‘diyabet’in bugün de geçerli olan tanımını yaptığını belirten Erciyes Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi ve Uluslararası Eczacılık Tarihi Birliği Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Halil Tekiner, “Aretaeus, Antik dönemde yaşamış tıp yazarları arasında adı Hipokrat’tan sonra anılan en önemli isimlerden biri. Milattan sonra ikinci yüzyılda Roma İmparatorluğu’na bağlı Kapadokya eyaletinde doğduğu düşünülüyor. ‘Akut ve Kronik Hastalıkların Nedenleri, Belirtileri ve Tedavileri’ başlıklı sekiz ciltlik bir eser kaleme alan Aretaeus, bu eserinde, astım, epilepsi, tetanos, uterus kanseri, zatürre ve bazı akıl hastalıklarının da aralarında bulunduğu birçok hastalığın klinik bulgularını tanımlamış; sinir sistemi hastalıkları ile akıl hastalıklarını birbirinden ayırmış; baş ağrısı, histeri ve melankoliyi tarif etmiştir. Çölyak hastalığı, difteri ve üfürümün de klinik bulgularını ilk kez tanımlamış ve diyabet hastalığına bu adı vermiştir” diye konuştu.

    “ARETAEUS TÜRKİYE’Yİ TIP TURİZMİ İÇİN CAZİBE NOKTASI HALİNE GETİREBİLİR”

    Aretaeus’un tıp tarihinde, tıp biliminin babası olarak bilinen İstanköylü Hipokrat ve deneysel fizyolojinin kurucusu Bergamalı Galen ile birlikte Tıbbın Üç Esası’ndan biri olarak kabul edildiğini dile getiren Yrd. Doç. Dr. Halil Tekiner, Kayseri’nin, Gevher Nesibe Darüşşifası’ndan sonra, Aretaeus ile de tıp turizminde yeni bir alan açabileceğine dikkat çekti.

    Erciyes Master Planı ve beraberindeki gelişmelerle birlikte Kayserinin Kapadokya’daki turisti kente çekme gücünün arttığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Halil Tekiner, “Ama bunun içerisine, daha meraklı ve entelektüel turistleri dahil edebilecek alt yapımız var. Tıp tarihi konusunda çok zenginiz. Bunun birinci unsuru Gevher Nesibe Darüşşifası. Anadolu’da ayakta kalan en eski hastane burası; 810 yıllık. Öncelikle bunun tanıtımını çok iyi yapmamız lazım. İkincisi Kültepe-Kaniş. Burası da bizim için çok önemli. Ama sadece arkeoloji dünyasında tanınıyor. Oysa buranın da tıp tarihi bakımından tanıtıma ihtiyacı var. Mesela tıbbın babası olarak tanıdığımız Hipokrat İstanköy’de doğduğu için, Uluslararası Tıp Kongresi onun anısına İstanköy’de yapılıyor. Bergama’da da aynı şekilde Bergamalı Galen’den dolayı Uluslararası Psikiyatri Günleri yapılıyor. Kayseri de Kapadokyalı Aretaeus sayesinde tıp turizmi için çok cazip bir merkez olarak tanıtılabilir. Bizler tıp tarihçisi olarak bu görevi üstlenmeliyiz, bunu turizme açacak olan kurumlara da elbette iş düşüyor” ifadelerini kullandı.