Etiket: Kaynak

  • Bakan Varank açıkladı; Türkiye Açık Kaynak Platformu kuruldu

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, “Kamu-özel sektör işbirliğiyle Türkiye Açık Kaynak Platformunu kuruyoruz. Açık kaynak kodlu yazılımlar yoluyla, lisans ödemelerinden ve dış bağımlılıktan kurtulmuş olacağız. Daha da önemlisi, bu platform hem bugünkü ihtiyaçlarımızı karşılayacak hem de büyük bir yazılımcı ekosistemi inşa etmemizi sağlayacak” dedi.

    Yeni teknoloji, yenilikçi ürün, veya süreç geliştirilmesini özendirmek amacıyla TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD tarafından oluşturulan 13. Teknoloji Ödülleri Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla düzenlenen ödül töreninde sahiplerini buldu.

    Törende konuşma yapan Bakan Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 100 günlük eylem planında da yer alan iki yeni program başlattıklarını duyurdu. Bakan Varank, “İşgücümüzün niteliği, üretimde yapısal dönüşüm hedefimize ulaşmada çok kilit bir rol oynayacak. Bu amaçla Cumhurbaşkanımızın açıkladığı 100 günlük eylem planında da yer alan iki yeni program başlattık. Sanayi Doktora Programıyla, sanayide ihtiyaç duyulan doktora derecesine sahip nitelikli insan kaynağının üniversite-sanayi işbirliğiyle yetiştirilmesini ve sanayide doktoralı araştırmacı istihdamını teşvik ediyoruz. Bu kapsamda sizlerle ve kamuoyuyla çok umut verici yeni bir gelişmeyi ilk kez paylaşmak istiyorum” dedi.

    “517 doktora öğrencisi yetiştirilecek”

    Bakan Varank, bu kapsamda açılan çağrının yüksek bir ilgi ve taleple sonuçlandığını kaydederek, “33 üniversitenin, 77 farklı sanayi kuruluşuyla yaptığı işbirliği projeleri desteklenmeye hak kazandı. 120 farklı proje aracılığıyla sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda 517 doktora öğrencisi yetiştirilecek” diye konuştu.

    Bakan Varank, Uçtan Uca Yerlileşme programıyla ilgili de bilgi verdi. Varank, “Cari açık verdiğimiz ürünlerle yeni teknolojilerin, arz talep işbirliği modeliyle üretilmesini hedefliyoruz. Bu modelde Ar-Ge ve Ür-Ge desteklerimizle, yatırım teşviklerimiz birbirini tamamlayan mekanizmalar halinde çalışacak. Stratejik ürünlerde yerli üretimi teşvik ederek; sadece ihtiyacımızı karşılamakla kalmayacak, dünya pazarlarına yüksek katma değerli ürünler ihraç edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Bakan Varank ayrıca açık kaynak kodlu yazılımlar yoluyla, lisans ödemelerinden ve dış bağımlılıktan kurtulma amacıyla kamu – özel sektör işbirliğiyle Türkiye Açık Kaynak Platformunu kurduklarını açıklayarak şunları kaydetti: “Açık kaynak kodlu yazılımlar yoluyla, lisans ödemelerinden ve dış bağımlılıktan kurtulmuş olacağız. Daha da önemlisi, bu platform hem bugünkü ihtiyaçlarımızı karşılayacak hem de büyük bir yazılımcı ekosistemi inşa etmemizi sağlayacak. Yapay zekâ, büyük veri ve blok zincir alanlarında politika dokümanlarımızı cumhurbaşkanlığı dijital dönüşüm ofisiyle yakın işbirliği halinde hazırlıyoruz. Bu dönüşümlerin ekonomiye sunacağı fırsat pencerelerini değerlendirmek üzere çalışmalar yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Bakan Varank, atılacak her adımda ortak aklı çok önemsediklerinin altını çizerek “Piyasayla aktif iletişimin taraflar açısından sağladığı kazanımların farkındayız. Araştıran, geliştiren ve üreten herkese kapımız sonuna kadar açık” dedi.

    “Bu tip ucuz karamalara biz cevap vermeyelim”

    Bunun yanı sıra Bakan Varank, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in parti grup toplantısında yaptığı konuşmasında söylediği ‘TÜBİTAK’ı çalıştıracağız’ ifadesine cevap verdi. Varank, “Bu tip ucuz karamalara biz cevap vermeyelim. Paydaşlarımız ve firmalar bu cevapları en güzel şekilde versinler” diyerek, şöyle konuştu:

    “Sabah bir haber gördüm. Bir siyasi partinin genel başkanı bugün ‘Hiçbir işe yaramayan TÜBİTAK’ı çalıştıracağız’ diye bir cümle kullanmış. TÜBİTAK çok geçmişi olan, bilimsel açıdan ülkemize çok katkısı bulunan bir kurumdur. Ben bu noktada paydaşlarımızdan da destek bekliyorum. Bu tip ucuz karamalara biz cevap vermeyelim. Paydaşlarımız ve firmalar bu cevapları en güzel şekilde versinler.”

    Törende Teknoloji Büyük Ödülü HÜRKUŞ-A Türk Başlangıç ve Temel Eğitim Uçağı Projesi’ne verildi.

  • Kaynak makinesinden çıkan kıvılcım 20 katlı apartmanın dış cephesini kül etti

    İstanbul Bağcılar’da 20 katlı inşaat halindeki apartmanın dış cephesinde, kaynak makinesinden sıçrayan kıvılcım nedeniyle yangın meydana geldi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını kısa sürede söndürürken, olayda ölen ya da yaralanan olmadı.

    Olay saat 13.15 sıralarında Bağcılar Sancaktepe Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerindeki 20 katlı inşaat halindeki bir apartmanda meydana geldi. İddiaya göre apartmanda ustalar kaynak yaptığı esnada çıkan kıvılcım nedeniyle dış cephedeki straforlar alev aldı. Alevlerin kısa sürede binayı sarması üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ve polis ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri kısa sürede yangını söndürdü. Cadde üzerinde söndürme çalışmaları yapan itfaiye ekiplerinin araçları nedeniyle cadde üzerinde trafik oluştu.

    Yangının kaynak makinasından çıkan kıvılcımdan çıktığını ifade eden Cafer Avcı, “İşçiler kaynak yaptığı esnasında kıvılcım dış cepheye sıçramış. Bu nedenden dolayı da yangın meydana gelmiş. Yoğun alev vardı. İtfaiye söndürdü” dedi.

  • İzmir Limanı özelleşmesi iptal edilerek, 1.2 milyar dolarlık yabancı kaynak kaybedildi

    İzmir Limanı’nın özelleştirilme iptali ile Türkiye 1 milyar 275 milyon dolarlık net doğrudan yatırımı kaybetti. Rakamın ne denli büyük olduğunu gözler önüne sermek için kaybedilen kaynağın, 2018 yılı Ocak-Ağustos döneminde elde edilen 7 milyar dolarlık doğrudan yatırımın yüzde 17’sini oluşturabileceği söylenebilir.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İzmir Limanı’nın ihalesini yapıyoruz ve Danıştay’da İzmir Limanı ihalesi 2 yıl bekliyor. 2 yıl sonunda burayı alacak olan kişi vazgeçiyor ve biz 1.2 milyar dolar kaybediyoruz. Şimdi bunu bana Danıştay neyle izah edecek, 1 milyar doların hesabını kim verecek?” açıklamasıyla İzmir Limanı’nın özelleştirilmesi meselesi gündeme yeniden geldi.

    Söz konusu limanın özelleştirilmesi için 3 Mayıs 2016’de açılan ihaleyi Hutchison, Global ve EİB LİMAŞ konsorsiyumun, 1 milyar 275 milyon dolar bedelle kazanmasına rağmen açılan dava süreci 29 ay devam etmiş ve sonucunda özelleşme iptal oldu.

    Özelleştirmenin iptali ile doğrudan yatırım bir tarafa, limanın modernleştirilmesi için yapılacak yatırımlarda engellendi. iİeriki dönemlerde elde edilebilecek gelirler ve limanın lojistik transfer merkezi olarak kullanılması da hayal oldu.

    Özelleştirme finansman kısmında değerlendirildiğinde, Türkiye 2018 yılı ilk 8 ayında (Ocak-Ağustos) Cumhurbaşkanı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut’un açıklamasına göre, 7 milyar dolarlık doğrudan yatırım elde etti. Bahsedilen özelleştirme sonrasında 1 milyar 275 milyon dolarlık girdi tek başına toplam yatırımların yüzde 17’sini oluşturuyor. İzmir Limanı özelleştirilse idi, 8.5 milyar dolarlık direk yatırıma ulaşılacaktı. Döviz kurunun hızla yükseldiği kritik dönemde, bugün ki rakamlardan yüzde 20 fazla değer elde edilecekti. Bu miktar, döviz kurunun hareketli olduğu dönemde çok önem arz ediyordu.

    “Sıcak para ve dış borçtan çok daha avantajlı bir dış kaynak”

    Konuya ilişkin uzman görüşü Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Bahçekapılı’dan geldi. Prof. Dr. Bahçekapılı, doğrudan yatırımların ülkeler açısından önemine dikkat çekerek, “Günümüzde birçok gelişmekte olan ülke doğrudan yabancı sermaye yatırımı teşvik etmeye miktar ve boyutlarını arttırmaya çalışıyor. Doğrudan yatırımlar bir yandan ödemeler dengesi açıklarının finansmanına yardımcı olurken diğer yandan oluşturduğu istihdam, teknoloji transferi, pazar gelişmesi, geri ve ileri bağlantıları ile yan sanayi ve hizmetlere oluşturduğu katkılarla özellikle sermaye yetersizliği çeken ülkeler için birçok cazip imkanları da beraberinde getiriyor. Yeni yatırımlar, yeni satın almalar ve birleşmeler şeklinde uygulamalarla doğrudan yatırımların etkileri katlanıyor. İzmir Limanı da içinde bu örnek satın alma türünde bir yabancı yatırım ve bir kamu varlığının söz konusu olması nedeniyle de bir özelleştirme aslında. Ancak kalıcı bir yatırım. Diğer dış açık finansman yöntemleri olan kısa süreli sermaye yani sıcak para ve dış borçtan çok daha avantajlı bir dış kaynak olarak ülkemize katkı sağlayacak bir unsuru kaçırdık” dedi.

    2017 yılı toplam yabancı sermayenin yüzde 11’i

    Bahçekapılı, 2003 yılından bu yana Türkiye’ye toplam 193 milyar dolar doğrudan yatırım geldiği ve bunun Cumhuriyet tarihindeki tüm doğrudan yatırım tutarından daha fazla olduğunun altını çizerek, “Bunda büyük kamu varlıklarının özelleştirilmesinin çok büyük bir payı var. Yani daha çok varlıkların el değiştirilmesi şeklinde bir kısmı da birleşmeler ve yeni yatırımlar ile gerçekleşti. 2017 yılında Türkiye’ye yaklaşık 11 milyar dolar yabancı sermaye girişi oldu. Bahsi geçen liman özelleştirmesi bunun yüzde 12’si civarında. Bu yıl ilk sekiz ayda 7 milyar dolarlık bir giriş var. Yani bu anlamda hatırı sayılır bir özelleştirme engellendi. Özelleşme ile tesislerin iyileştirilmesi, yeni yatırımlar da kaybedildi” diye konuştu.

    “Limanın lojistik transfer merkezi olarak kullanılması ekonomiye oluşturacağı ek katkılar olarak ele alınabilir”

    Konuyu yalnız finansman yönüyle ele almanın eksik bir analiz olabileceğini vurgulayan Bahçekapılı, “Bu varlığın özelleştirilmesi ve yabancı sermayeye satılması ile birlikte yapılması söz konusu olan modernleşme ve genişleme yatırımları, limanın daha etkin kullanılması, daha verimli lojistik imkanlarının oluşturulması, bir ‘hub’, lojistik transfer merkezi olarak kullanılması da yine ekonomiye oluşturacağı ek katkılar kayıp olarak ele alınabilir” şeklinde konuştu.

    Ancak yabancı sermayenin bir süre sonra elde ettiği temettüyü ülkesine transfer ederken Türkiye ekonomisinde de bir değer çıkışı söz konusu olacağının altını çizen Bahçekapılı, “Bu gelecek yıllarda ödemeler dengesinde kar miktarına bağlı olarak ek bir maliyet oluşturacaktır. Ayrıca bu tip kritik ve stratejik özelleştirmeler bazı durumlarda ulusal güvenlik, dışa bağımlılık gibi bazı negatif etkiler de oluşturabilir. Yani madalyonun öteki yüzünü de dikkate almak gerekir” sözleriyle görüş bildirdi.

    Özelleştirme ülke ticaretini olumlu yönde etkiler miydi?

    Prof. Dr. Bahçekapılı, söz konusu özelleştirmenin ülke ticaretine ne gibi etkiler yapabileceğini değerlendirdi. Bahçekapılı şu değerlendirmede bulundu: “Dş ticaret faaliyetlerinin ana belirleyicisi bir ülkenin ihracat kapasitesi ve kabiliyetleridir. Satacak değerde malınız var olduğunuz sürece ihracatta başarılı olursunuz. Temel belirleyici bir ülkenin ne kadar çok malda diğer dünya ülkelerine göre karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğudur. Ancak lojistik ve gümrük işlemlerinin yapısı ve maliyetleri de etkin bir dış ticaretin diğer önemli unsurlarıdır. Lojistik imkanları sınırlı bir ülkenin, gümrük işlemleri ve yapısı bozuk bir ülkenin etkin bir dış ticaret yapması mümkün değildir. Özellikle zamanla yarışan dış ticaret mallarında. Örneğin taze tarım ürünleri gibi. Her ne kadar bu tip ürünlerin katma değeri düşükse de bizim gibi ülkeler için önemlidir.

    Hızlı tüketim malları ihracatına katkı sağlayabilirdi

    Deniz, kara ve hava taşımacılığı bu anlamda dış ticaretin gelişmesi için vazgeçilmez altyapıları oluşturur. Deniz taşımacılığı ve bunun ayrılmaz bir parçası olan liman işletmeciliği de bu anlamda önemli lojistik unsurlardır. Deniz taşımacılığı dünyada taşıma birim maliyeti en düşük lojistik kanaldır. Etkin, ihtiyaçlara ve dış ticaret kapasitelerine cevap veren, hızlı yükleme ve boşaltma yapabilen limanlar dış ticaret maliyetlerini (ithalatı maliyetini de) düşürür. Eğer bu özelleştirmede yabancı yatırımcı satın alacağı limanı modernleştirip, yeni teknolojiler ve imkanlarla donatacaksa ’ki öyle olmalı’ bu taktirde dış ticaretin özellikle Ege bölgesindeki dış ticarete konu olan malların ticaretinde maliyet avantajları sağlayabilir, hızlı tüketim malları ihracatına katkı sağlayabilirdi”.

    “Liman ve havalimanlarının kontrolü sağlanmalı”

    Prof. Dr. Bahçekapılı, özelleştirme sonucu elde edilecek doğrudan yatırımın kısa vadede olumlu etki vereceğini n altını çizerek, limanların ve havalimanlarının kontrolüne dikkat çekti. Bahçekapılı, “Yetersiz sermayenin olduğu ülkelerde bu tip varlık satışları faydalar sağlar. Ancak daha önce de değindiğim gibi işin ulusal güvenlik, yerli ve milli sermayenin konumu, dışa bağımlılık, ticaret stratejisi yönleri de var. Bunu unutmamak gerekir. Limanlar, hava limanları bir ülkenin dış dünyaya açılan kapıları. Bu kapıların kontrolünü belli yasal düzenlemeler ve satış sırasında koyacağınız bazı kısıtlamalar ile ülkenin kontrolünde bırakılmasını sağlamak gerekir” ifadelerini kullandı.

  • Orhan Kaynak: “Oyuncularımı kutluyorum”

    Elazığspor Teknik Direktörü Orhan Kaynak, “Elazığspor olarak büyük sıkıntılar yaşıyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde Vali, Belediye Başkanı, bu sıkıntılara el atarlar” dedi.

    Adana Demirspor maçının ardından açıklamalarda bulunan Tetiş Yapı Elazığspor Teknik Direktörü Orhan Kaynak, “Adana’ya gelirken maçın çok zorlu geçeceğini biliyorduk. Adana Demirspor taraftarının coşkusunu, takımlarının da kalitesini ortada, iyiler. Elazığspor yani biz de hep böyle oynamaya çalışıyoruz. Ama Elazığspor olarak büyük sıkıntılar yaşıyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde Vali, Belediye Başkanı, bu sıkıntılara el atarlar. Can mücadelesi, yaşam mücadelesi veriyoruz. Oyuncularımı kutluyorum, inanmışlığın göstergesiydi bu galibiyet. Adana Demirspor’a da başarılar diliyorum” dedi.

  • Başkan Kılıç, kaynak israfının önüne geçti

    Tokat’ın Reşadiye ilçesi belediyesi kaynak israfının önüne geçmek için beşi bir yerde tabir edilen kanalizasyon, yağmur suyu, içme suyu hattı, elektrik hattının yer altına alınması ve doğalgaz boru hattı döşemesi çalışmalarını birlikte yapıyor.

    Reşadiye Belediyesi tarafından başlatılan çalışmalarda ilçenin alt yapısı baştan sona yenileniyor. Mahallelerde ve caddelerde devam eden çalışmalar nedeni ile yolların bozulmasına rağmen anlayış gösteren Reşadiyelilere teşekkür eden Belediye Başkanı Cemil Kılıç, kaynak israfının önüne geçmek için bir defa da tüm sorunu çözmeye çalıştıkları mesajını verdi. Çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğinin altını çizen Başkan Kılıç, “Bu çalışmaya biz beşi bir yerde diyoruz. Kanalizasyon, yağmur suyu hattının yenilenmesi ile beraber içme suyu hattı yenileniyor. Elektrik hatları yer altına alınıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanımzın verdiği söz olan doğalgaz hattı çalışması var. Bu çalışmaların hepsini biz kaynak israfı olmaması için bir araya getirdik ki bir daha yapboz yapmayalım diye. İnşallah bu çalışmaların sonuna doğru geldik. Bir iki ay içerisinde tamamlamaya çalışacağız. Vatandaşlarımıza sabırlarından bizlere gösterdikleri anlayıştan dolayı teşekkür ediyorum. Bu sorunları beraber çektik ama inşallah daha güzel bir Reşadiye’de buluşacağız” dedi.

    Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın vermiş olduğu doğalgaz sözünün yerde kalmadığına dikkat çeken Başkan Kılıç, “Bu söz yerine getirildi, Reşadiye ölçeğinde bir ilçeye doğalgaz Devlet Başkanımızın sözleri üzerine yoğunlaşarak geldi. İnşallah bu sene doğalgaz verilecek. Firmanın verdiği cevapta bu yönde. Sene sonunda doğru doğalgaz ilçemize verilmiş olacak” diye konuştu.

    Başkan Kılıç, 35 kilometre içme suyu şebeke ve abone yenilemesi, 35 kilometre atık su ve parsel yenileme işi, yağmursuyu şebeke yapımı, 20 kilometre doğalgaz hattı ve abone yapımı, muhtelif mahalle sokak ve caddelerin 6 bin 261 metre asfalt yol yapım işi, elektrik hatlarının yer altına alınması çalışmalarında yüzde 80 mesafe alındığını, yıl sonuna çalışmaları tamamlamayı hedeflediklerini sözlerime ekledi.