Etiket: Kaynağı

  • Yabani Otlar Geçim Kaynağı Oluyor

    Balıkesir’in Edremit ve Havran ilçelerinde Kazdağları ve eteklerinde yetişen yabani otlar köylülerin geçim kaynağı oluyor. Ege Mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alan yabani ot yemekleri büyük ilgi görüyor.

    Kazdağları ve eteklerinde yetişen turp otu, hindibağı, kazayağı, labada, eşek helvası, ısırgan, rezene yabani otlar Ege Mutfağının vazgeçilmezleri arasında gösteriliyor. Ege mutfağına ilginin arttığı şu günlerde sağlıklı beslenme için bu otların tercih sebebi olması bölge köylüsüne geçim kaynağı oldu. Demetler halinde satılan otlar 2 ila 4 lira arasında Pazar yerlerinde alıcı bulabiliyor. Bu otları toplayarak pazarlarda satan Menekşe Akyıldız “Sabahları erkenden kalkıp Kazdağlarına çıkıyoruz. Bu otlar belli bölgelerde bulunuyor. Onları toplayıp pazarlara getiriyoruz. Bu günlerde otlarımız büyük ilgi görüyor. Bu otlar aynı zamanda şifada dağıttığı için büyük ilgi görüyor”dedi.

  • Suriye’deki Terörün En Büyük Kaynağı Uyuşturucu Haplar

    Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, Suriye’de uyuşturucu lortlarıyla Beşar Esed’in askerleri arasında çok güçlü bağlantılar olduğunu belirterek, “Suriye’deki terörün en büyük kaynağı uyuşturucu haplar.” dedi.

    Esed için savaşan komutanların uyuşturucu ticaretinden kendileri için büyük kaynak sağladığını kaydeden Dr. Savaş Eğilmez, “Son on yıldan beri, Ortadoğu’nun kara marketlerinde milyarca dolarlık captagon ticareti yapılıyor. Bu ticaret, Bulgar ve Suriyeli çetelerden, Hizbullah ve Suudi Kraliyet ailesine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Örneğin 20 Ekim’de Lübnan polisi Suudi Prens Abdul Muhsin Bin Abdulaziz’i, Beyrut Rafic Hariri Uluslararası Havaalanı’nda 40 bavul dolusu captagon ve biraz da kokaini özel bir jetle Riyad’a kaçırmaya çalışırken tutukladı.” diye konuştu.

    Özellikle son birkaç yıl içerisinde captagon ticaret hacminin ürkütücü oranlarda arttığının tespit edildiğini belirten Eğilmez, “Interpol, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) ve yerel birimlerin raporlarına göre Suriye’deki çatışma ortamı, uyuşturucu ticaretine katalizör etkisi yapmış ve uyuşturucu üretim ve ticaretini önemli ölçüde artırmıştır. Suriye’de uyuşturucu lortlarıyla, Beşar Esed’in askerleri arasında çok güçlü bağlantılar var. Esed için savaşan komutanlar, uyuşturucu ticaretinden kendileri için büyük kaynak sağlıyor. UNODC’un raporlarına göre tüm dünyada yakalanan uyuşturucu hapların yüzde 56’sı Ortadoğu’da ele geçirilmiş. Bunların yüzde 80’inden fazlası da kayıtlara captagon olarak geçmiştir. Geçtiğimiz yıl Dubai polisi yaptığı tel bir baskınla piyasa değeri en az 170 milyon dolar olan 17 milyon tablet captogan ele geçirmiştir.” dedi.

    “UYUŞTURUCU HAP TALEBİNİN KARŞILANDIĞI TRAFİĞİN, BAŞLANGIÇ NOKTASI SURİYE’DİR”

    Uyuşturucu hap talebinin karşılandığı trafiğin, başlangıç noktasının Suriye olduğunu ifade eden Atatürk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Savaş Eğilmez, şöyle konuştu:

    “UNODC’un raporlarına göre Suriye, 1999 yılından beri uyuşturucu üretim ve pazarlama merkezlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Geçen bahar Lübnan’da yakalanan 15 milyon tabletin (bunun maddi değeri 150 milyon dolardır) üreticisi ve pazarlayıcının rejim yanlısı büyük bir Suriyeli aile olduğu tespit edilmiştir. Lübnan anti-uyuşturucu birim başkanı General Şemseddin’in açıklamasına göre Suriye’de çatışmalar başlamadan önce bile birçok Suriyeli aile captagon üretimi ve ticareti ile uğraşıyordu. Şimdi ise captagonun ana üretim merkezi Suriye oldu. Suriye’deki çatışmalar başlamadan kısa bir süre öncesine kadar sınır güvenliğinde çalışan Hüseyin isimli güvenlik görevlisi, Suriye’nin özellikle Ürdün sınırında captagon başta olmak üzere esrar ve diğer uyuşturucuların ticaretinin rahatlıkla yapıldığı bilgisini veriyor. Suriye’nin savaştan önce büyük bir ilaç endüstrisine sahip olması, onun savaşla birlikte captagon üretim merkezi haline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Suriye ilaç üretiminde bölgedeki ikinci büyük tedarikçidir. Suriye devlet görevlileri artan captagon ticareti üzerindeki iddialarını kabul etmeseler dahi Suriyeli bazı kanun adamları ve sınır güvenlik ajanları, bazı basın yayın organlarına yaptığı açıklamalarda savaştan önceki yıllarda bile Humus ve Yabrud çevresinde uyuşturucu üretiminin olduğunu ve büyük hacimli bir ticaretin varlığını anlatmışlardır. 2013 yılı itibarıyla da, bölgedeki üretim zinciriyle pazarlamanın organizasyonu tamamlanmıştır. Suriye savaşının captagon endüstrisine çok şiddetli bir etkisi olmuştur. Savaş ortamı uyuşturucunun daha rahat üretilmesine ve ticaretine zemin hazırlamıştır. Uyuşturucudan gelen paralar, rejim güçleri başta olmak üzere Suriye’deki diğer terörist gruplara teçhizat ve silah sağlamak amacıyla kullanılıyor. Ayrıca bir rejim üst düzey komutanının ifadesine göre savaşçılara da düzenli olarak captagon veriliyor. Açlık hissini ortadan kaldıran bu uyarıcı, militanların uyumadan günlerce savaşabilmesini, acımasızca öldürebilmesini sağlıyor ve korku duygusunu ortadan kaldırıyor. Görülen o ki, Suriye de yaşanan terörün ve vahşetin katalizörü captagon hapı. Ve oradaki vahşette rol alan aktörler bu uyuşturucuyu hem toptan hem de perakende olarak rahatlıkla bulabiliyorlar. Ve bu hap teröristlere hem ellerindeki mühimmatı hem de o tetiği çekecek enerjiyi veriyor.”

  • Kanlıca Mantarı Ek Gelir Kaynağı Oldu

    Kastamonu’nun Küre ilçesinde köylülerin yaylalardan toplayarak pazara getirdiği Kanlıca mantarı, kilogramı 10 liradan satışa sunuluyor.

    Kastamonu’nun Küre ilçesinde halk pazarının kurulduğu yerde vatandaşların dağlardan topladıkları Kanlıca mantarını satmaya başladı. Vatandaşlar, yaylalardan topladıkları mantarları satarak kendilerine ek gelir sağladıklarını belirttiler. Kanlıca mantarını ormanlık alanların yüksek kesimlerinden topladıklarını ifade eden vatandaşlar, “Bu benim için gelir kaynağı. Topladığım mantarları satarak evimin ihtiyacını karşılıyorum” dedi.

    Kastamonu’da pazara inen Kanlıca mantarı, 10 liradan başlayarak 15 liraya kadar alıcı buluyor.

  • (Özel Haber) Geçim Kaynağı Kehribar Tespihler Eski Günlerini Arıyor

    Yaklaşık 2 asırlık geçmişe sahip, bir zamanların geçim kaynağı olan kehribar tespihleri eski günlerini arıyor.

    Gaziantep’te sedef ustaları tarafından satılan kehribar tespihi, eskiden önemli bir geçim kaynağıydı. Osmanlı döneminde önemli bir geçim kaynağı olan kehribar tespihinin o zamanki fiyatı günümüz parası ile kıyaslandığında 5-10 bin TL arasındaydı. Altından daha değerli olan kehribar tespihler bugün eski günlerini arıyor.

    Piyasadaki en eski tespihlerin Osmanlı kehribarları olduğunu ifade eden sedef ustası Adem Bıyık, Osmanlı kehribarı olarak bilinen tespihlerin yaklaşık 200 yıllık geçmişe sahip olduğunu ifade etti. Kehribar tespihine önceki gibi ilgi olmadığını belirten sedef ustası Bıyık, zamanda 5 bin TL’ye satılan kehribar tespihini bugün ise 550 TL’den satışa çıkardıklarını kaydetti. Osmanlı sıkması olarak da bilinen tespihlerin neslinin tükendiğini de ifade eden Bıyık, pahalı türlerin yerini ise çoğaltılmış ve fiyatı düşmüş tespihlerin bulunduğunu söyledi.

    Adem Bıyık, “Orijinal tespihler 10 tespihçiden sadece iki tanesinde bulunur. Herkesin elinde bu tespihin bulunması söz konusu değildir. Bunun çoğaltmaları vardır. Mesela bu tespihi hamur haline getirip, bir kilo ise iki kiloya getirip, çoğaltabiliriz. Tespihimiz, torna olmadığı yıllarda elle yapılmış, elle işlenmiş, tamamen natürel kehribar kokusu vardır. Bu tespihlerin fiyatı ortalama 3 bin, 5 bin TL’ydi. Hatta 10 bin’in üzerine çıkabiliyordu. Şimdi ise fiyatı 550 TL’dir. Kehribarın nesli kaybolmuştur zaten” dedi.

    “KOLEKSİYONCULAR SEYREDİYOR”

    Sedef ustası Bıyık, orijinal kehribar tespihlerinin günümüzde koleksiyoncuların vitrinlerini süslediğini ifade etti. Günümüzde orijinal tespihlerin çekilmek amacıyla değil seyir amaçlı saklandığını belirten Bıyık, “Bu elimde gördüğünüz tespih Osmanlı sıkması, yaklaşık 150 yıl önce yapılmış. Böyle orijinal tespihler, çok ünlü koleksiyonerlerin vitrinlerini süslüyor. Koleksiyonerler, böyle tespihleri de biriktirirler ama asla kullanmazlar. Bu tür büyük tespihleri alan koleksiyonerler, sadece koyup seyrederler. Hiçbir koleksiyoner, hiçbir orijinal tespihi çekmez, sadece oturur seyreder. Tespih kültürü çok farklı bir şeydir. Bizim bu Osmanlı sıkmasının nesli bitmiştir” dedi.

    “MİRAS TESPİHLER, BÖLÜŞÜLÜYORDU”

    Bıyık, çok değerli olması nedeniyle miras kalan tespihlerin ise varisleri arasında bölüştürüldüğünü anlattı. Varislerin bölüştüğü kehribar taşlarının ihtiyaç durumunda satıldığını ifade eden Bıyık, günümüze ulaşan kehribar tespihlerinin çoğunun bu yüzden taşlarının eksik olduğunu kaydetti. Eksik taşlı tespihlerin orijinal ve değerli olduğunu gösterdiğini ifade eden Bıyık, “Mesela bu tespihin yarısı yok. Ne yapmışlar bu tespihi, iki tane kardeş alıp bölüşmüşler. Ya da ailenin çocukları, diğer varisleri, bu tespihi bölüşüyorlar. Aile fertlerinden bazıları ise ihtiyacına göre bu kehribar taşlarını satıyorlardı. Aslında bugün biz, nasıl ekonomik olarak sıkıştığımız zaman, altınlarımızı kuyumcuya bozduruyorsak, o zamanda insanlar geçimini kehribarla sağlıyordu. Biz nasıl altınlarımız satıyorsak, onlarda tespih kehribarlarını satıyorlardı. Bu nedenle tespihler eksik yada yarım çıkabiliyor” diye konuştu.

    Bıyık, çok fazla tespih yapan ve satan usta olmasına rağmen orijinal kehribarın ise çok az iş yerinde ve koleksiyoncularda bulunabildiğini ifade etti.

  • Şifa Kaynağı Nar Tezgahları Süsledi

    Kabuğundan çekirdeğine, tanesinden şurubuna kadar her yönüyle şifa kaynağı olan nar, tezgahlardaki yerini aldı.

    Kış aylarında sıkça tüketilen nar, tezgahları süsledi. Nar ekşisi ve nar suyu olarak kullanmak isteyen vatandaşlar tarafından da tercih edilen nar, Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde halk pazarında 1,5 TL’den satılıyor. Pazar esnafı havaların soğuması ve muharrem ayında aşurelerde narın kullanılmasından dolayı satışların iyi olduğunu söyledi.

    “AŞURELER DE KULLANILDIĞI İÇİN TALEP FAZLA”

    Yeni hasat edilen narın tezgahlardaki yerini almasıyla vatandaşların narı bol miktarda tercih ettiğini belirten pazarcı Mert Yılmaz, “Vatandaşların nara ilgisi yoğun. Muharrem ayı dolayısıyla aşure yapımında kullanıldığı için talep fazla. Mevsimi de olduğu için insanlar hem meyve olarak hem de evlerinde nar suyu ve nar ekşisi yaparak kullanmaktadır. Narı tezgahtan alıp eve gittikten sonra 2 hafta hiç bozulmadan tüketebilirsiniz. Doğal olduğu ve bir çok hastalığa iyi geldiği için nar tam bir vitamin deposu. Fiyatlar da uygun olduğu için insanlar narı bol miktarda alarak tüketiyor” dedi.