Etiket: Kayıp

  • Lider Aliağa Kendi Evinde Kayıp

    İzmir Süper Amatör Ligi A Grubu 7. Hafta mücadelesinde kendi sahasında İzmir Belediye Sporu konuk eden lider Aliağa FK, rakibine 1-0’lık skor ile boyun eğdi.

    Ligde bugüne kadar oynadığı maçlarda yenilgi yüzü görmeyen Aliağa, ilk mağlubiyetini İzmir Belediye Spor karşısında aldı. İlk yarısı 0-0 eşitlik ile biten mücadelenin ikinci yarısında İzmir Belediye Spor, 87’inci dakikada Melih Gürkan’ın ayağından bulduğu tek golle sahadan galip ayrıldı.

    Aliağa Şehir Stadı’nda oynan karşılaşmanın ilk yarısı, her iki takımın orta sahaya hakim olma düşüncesi ile başladı. Takımlar karşılıklı buldukları pozisyonları cömertçe harcadı. Gol noktasında bitirici vuruşları gerçekleştiremeyen oyuncular ilk 45 dakika sonrası soyunma odasına 0-0 beraberlikle gittiler.

    Aliağa FK, ikinci yarıya daha istekli başladı. Özellikle ikinci yarıda Adnan Malat ve Tolga Divrik gibi hızlı kanat oyuncularının oyuna girmesi ile kanat organizasyonlarını sıklaştırdı. Aliağa, rakibi üzerinde kurduğu baskı ile birçok net gol pozisyonuna girdi. Rakip kalede gol arayan Aliağa, ikinci yarıda oyuna giren Melih Gürkan’ın 87’inci dakikada attığı golle, topu kendi ağlarında gördü.

    İlk kez 3 puan kaybına uğrayan Aliağa 16 puanla liderliğini sürdürürken, ligde 2’nci galibiyetini alan İzmir Belediye Spor puanını 6’ya çıkardı.

    ALİAĞA FK 0-1 İZMİR BELEDİYE SPOR

    Stat: Aliağa Şehir Stadı

    Hakemler: Çağatay Han, Mevlüt Yıldırım, Tolga Atasoy

    Aliağa FK: Kıvanç Emre Özkal, Barış Bozal, Berkay Bulut, Oğuzhan Uslu, Emre Aydın, Hüseyin Adıgüzel, Ali Rıza Gündüz, Necdet Özkan, Oğuzhan Bozkurt, Berkcan Ertene, Murat Çakır

    İzmir Belediye Spor: Kadircan Kapanca, Abdullah Dulunder, Erol Yılmaz, Berkan Doğan, Abdullah Paydaş, Sergen Tuncel, Hazal Aygün, Aygün Yiğit, Okan Kızılboğa, Abdullah Filik, Mustafa Yanmaz

    GOL: Dk 87 Melih Gürkan (İzmir Belediye Spor)

    Sarı Kart: Dk 45 Oğuzhan Bozkurt, Dk 61 Murat Çakır, Dk 67 Hüseyin Adıgüzel, Dk 69 Berkcan Ertene (Aliağa FK) – Dk 3 Abdullah Dulunder, Dk 45+3 Abdullah Paydaş, Dk 88 Melih Gürkan, Dk 90 Kadircan Kapanca, Dk 90 Adem Türk (İzmir Belediye Spor)

    Kırmızı Kart: Dk 90+3 Hüseyin Adıgüzel (Aliağa FK)

  • Göztepe Derbide Kayıp

    Göztepe Teknik Direktörü Metin Diyadin, “Yazık oldu diyebilirim. 70 dakika 10 kişi oynamak kolay değildi” dedi.

    PTT 1. Lig’in 11. haftasında İzmir derbisinde Göztepe, Karşıyaka’ya 1-0 mağlup oldu. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Göztepe Teknik Direktörü Metin Diyadin, oyuna iyi başladıklarını ancak 10 kişi kalmalarının kendilerini etkilediğini söyledi.

    “DERBİYİ KAYBETMİŞ OLDUK”

    “10 kişi kalmamız bizi etkilese de oyunun geneline baktığımızda 10 kişi olmamıza rağmen pozisyonları bulan bizdik” diyen Diyadin, “Yazık oldu diyebilirim. 70 dakika 10 kişi oynamak kolay değildi. Oyuncularımı tebrik ediyorum ama derbiyi kaybetmiş olduk” şeklinde konuştu.

    Vleminckx’in 7 haftadır penaltı dışında golünün olmadığını hatırlatan Diyadin, “Böyle bir durumda başka bir oyuncuya şans vermek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Tecrübeli teknik adam, kırmızı kart pozisyonuyla ilgili olarak da “Hafta içinde hepsi uyarıldı, çok sürpriz olmadı” ifadelerini kullandı. Ligde 3 maçtır kaybettiklerini söyleyen Diyadin, “Kaybetmek doğal olarak çok normal değil, bunların hepsi değerlendirilecek” dedi.

  • Didim’de Kaçakları Taşıyan Tekne Battı: 2 Kayıp

    Aydın’ın Didim ilçesinde yasa dışı yollardan Yunan adalarına geçmeye çalışan kaçakları taşıyan tekne battı. 29 kişinin kurtarıldığı olayda, kayıp olan1’i bebek 2 kişinin aranmasına devam ediliyor.

    Olay, bu saba karşı Aydın’ın Didim ilçesi Mavişehir Sitesi açıklarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Didim’den yasa dışı yolları kullanarak Yunanistan’ın Samos Adası’na geçmek isteyen ve çoğunluğunu Suriyelilerin oluşturduğu 31 kaçak göçmenin bulunduğu tekne, Mavişehir Sitesi açıklarında henüz belirlenemeyen bir nedenle alabora oldu. Sabah avlanmak için denize açılan balıkçılar, kaçakların idmanına yetişti. Teknede bulunan kaçaklardan 29’u balıkçılar ve Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı.

    Kayıp olduğu bildirilen biri 4 aylık bebek 2 kişinin bulunması için Sahil Güvenlik ve jandarma ekipleri tarafından havadan ve denizden kurtarma operasyonu başlatıldı.

  • (Özel Haber) Kayıp Babasına Mezarda Kavuştu

    Suriye’den kaçıp 3 yıl önce Adana’ya gelen İbrahim Ahmed, 10 ay önce kaybolan 70 yaşındaki babası Lütfi Ahmed’in trafik kazası geçirip 7 ay önce öldüğünü ve kimsesizler mezarına gömüldüğünü öğrendi. Babasının mezarını ziyaret eden Ahmed, “Bir mezarı bile olduğu için seviniyorum” diyerek gözyaşlarına boğuldu.

    Edinilen bilgiye göre, 70 yaşındaki Lütfi Ahmed, 3 yıl önce Suriye’de yaşanan iç savaştan kaçarak Halep’ten Adana’ya geldi. Ahmed, çocuklarıyla birlikte Seyhan ilçesi Hürriyet Mahallesi’nde bir evde oturmaya başladı. 10 ay önce gezmek için sabah evden çıkan Ahmed, bir daha geri dönmedi. Yaşlı adam tüm aramalara rağmen bir türlü bulunamadı.

    KAZA GEÇİRİP 4 AY HASTANEDE YATTI

    Yaşlı adama Seyhan ilçesinin Reşatbey Mahallesi’nde D-400 Karayolu üzerinde 29 Ocak 2015 günü plakası belirlenemeyen bir araç çarpıp kaçtı. Olay yerine gelen ambulans ile Ahmed, Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak yoğun bakıma alındı. Yaralının üzerinden kimlik çıkmadı. Yakınlarına ulaşmak için çalışma başlatan polis, parmak izi taraması yaparak kimliğini belirlemeye çalıştı. Ancak ekiplerin taramasında yaralının parmak izi kaydı çıkmadı. Çarpan aracın da belirlenemediği trafik kazasının yaralanan Ahmed’in yakını da çıkmadı.

    ÖLMEDEN ÖNCE ADINI SÖYLEDİ

    Bu arada, Ahmed’in hastanedeki tedavisi devam etti. Yaşlı adam tedaviye öne cevap verip biraz kendine gelince polise isminin Lütfi Ahmed olduğunu ve Suriye’den geldiğini söyledi. Yaşlı adam yapılan tüm müdahalelere rağmen kazadan 4 ay sonra 20 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybetti. Adli tıp kurumu morguna kaldırılan Ahmed’in cenazesi otopsinin ardından kimsesi bulunamadığı için 15 gün adli tıpta bekletilip daha sonra savcılık kararıyla Küçükoba Mezarlığı’nın kimsesizler bölümüne defnedildi.

    OĞLU KAYIP HABERİ YAPTIRINCA HER ŞEY ORTAYA ÇIKTI

    Küçük oğlu İbrahim Ahmed her yolu denedi ancak babasını bir türlü bulamayınca babasının kayıp olduğu yönünde haber yaptırdı. Haberin gazetelerde çıkması üzerine Yarbaşı Polis Merkezi’nde görevli polisler Lütfi Ahmed’in fotoğrafını görerek kayıp yaşlı adamın 29 Ocak 2015 günü kaza geçirip hastanede hayatını kaybeden Suriyeli olduğunu fark etti. Polis hemen aileye ulaştı. Aile Lütfi Ahmed’in kazadan sonra çekilen görüntülerini aileye gösterdi. Oğul İbrahim Ahmed ölen kişinin babası olduğunu belirledi.

    BABASINA MEZARDA KAVUŞTU GÖZYAŞLARINA BOĞULDU

    İbrahim Ahmed, sağ bulmayı ümit ettiği babasının öldüğü haberini alınca yıkıldı. Oğul Ahmed, babasının ölmüş olduğuna üzülürken onun bir mezarının olmasına da sevindi. Mezara gelen oğul Ahmet babasının mezarı başında gözyaşlarına boğuldu. Bir süre ağladıktan sora dua eden Ahmed, babasını sağ bulamadığı için çok üzüldüğünü anlatarak, “Babamı sağ bulamadım ama en azından bir mezarı var. Türkiye devletine çok teşekkür ediyorum onu bulmuşlar” dedi.

  • Suriyeli Çocuklar ‘Kayıp Nesil

    Uluslararası İnsan Hakları Örgütü’nden Volkan Görendağ, Türkiye’de bulunan 650 bin Suriyeli çocuktan sadece yüzde 15’inin okuma imkanı bulduğuna işaret ederek, “Sanırım BM’nin tarif ettiği o ‘kayıp nesil’ Suriye’de oluşmaya başladı ve her geçen yıl buna katkı sunan bir süreci yaşıyoruz” diye konuştu.

    IABA 2015 Antalya III. Uluslararası Mimarlık Bienali etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Geleceği Düşünmek; Mülteciler ‘ konulu sempozyuma konuşmacı olarak katılan Uluslararası Af Örgütü uzmanlarından Volkan Görendağ, Türkiye’ye sığınmış mültecilerin en temel sorununun barınma olduğunu ve devletin bu konuda herhangi bir hizmet sunumunda bulunmadığını iddia etti. Görendağ, 260 bin Suriyelinin sınır kentlerinde kurulan kamplarda barındığını, geriye kalan 2 milyon kişinin ise son derece kötü koşullarda hayatlarını devam ettirmeye çalıştıklarını ve bunun da bir takım sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olduğunu ileri sürerek, “Yaklaşık 2 milyon insanın çok büyük kısmı Gaziantep, İstanbul, Ankara, Şanlıurfa gibi şehirler başta olmak üzere bir çok kente dağılmış durumda. Bugün hükümet yaklaşık bin Suriyeliye çalışma izini verdiğini söylüyor ama onların tümü ya şirket ortaklıkları, ya da iş yeri açma izni şeklindedir. İzin alıp da sosyal güvenceyle çalışanların sayısı yok denecek kadar azdır” dedi.

    Türkiye’deki 650 bin Suriyeli çocuktan ancak yüzde 15’inin okula gitme imkanı bulduğunu savunann Görendağ, “Geriye kalan çocukların tümü ailelerine destek olabilmek için oldukça zor ve sağlıksız koşullarda ve resmi olmayan işlerde çalışmak zorunda bırakılıyorlar” ifadesini kullandı.

    BM’NİN TARİF ETTİĞİ ‘KAYIP NESİL’ OLUŞUYOR

    Türkiye’de kamp dışında kalan mültecilere sağlık hizmetlerine erişim dışında herhangi bir hizmet ve hak tanımlanmamış olduğunu ileri süren Görendağ, “Suriyelilerin gelmesi beşinci yıla girdi. Bu sürede eğitim almayan çocukların, BM’nin deyimiyle bir ‘kayıp nesil’i oluşturma riski çok yüksek. Baktığınız zaman mültecilerin en fazla sığındığı 5 ülke Irak, Mısır, Lübnan, Ürdün ve Türkiye’dir. En iyi koşulları sunabilecek hem ekonomik ve hem de siyasi güçte olan Türkiye’de bile çocukların okullaşma oranından yüzde 10 olarak bahsedebiliyorsak diğer ülkelerdeki Suriyelilerin durumunu siz düşünün. Sanırım BM’nin tarif ettiği o ‘kayıp nesil’ Suriye’de oluşmaya başladı ve her geçen yıl buna katkı sunan bir süreci yaşıyoruz” diye konuştu.

    MİMARLARDAN BİR İLK

    Mimarlar Odası’nın organizasyonunda Suriyelilerin yaşadıkları soruna değinen, böylesine bir etkinliğin düzenlenmesinin bir ilk olduğuna da dikkat çeken Görendağ, “Bunu çok önemsiyoruz. Mimarların özellikle barınma hakkı temelinde göç olgusuna eğilmesi kesinlikle büyük bir alan. Mülteciler burada bir yıl boyunca kalmayacaklar, uzun dönemler Türkiye’de kalacaklar ve bu barınma sorunu da yakın zamanda çözülebilecek bir sorun değil. Uluslararası Af Örgütü olarak bu konuda her türlü işbirliğine hazırız” dedi.

    Suriye Kültür Evi kurucularından Şenay Özden ise Suriyelilerin maruz kaldıkları ırkçılık ve nefret söylemlerine dikkat çekerken, bu insanların öncelikli taleplerinin yardımlara bağımlı olarak değil, üretken birer birey olarak yaşamak istedikleri yönünde olduğunu söyledi.

    ZORUNLU GÖÇLER

    Merve Bedir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen sempozyuma Koç Üniversitesi’nden katılan İlke Şanlıer Yüksel ise Osmanlı dönemi dahil olmak üzere bugüne kadar yaşanan göçler ve nüfus mübadeleleriyle ilgili oldukça kapsamlı bir sunum yaptı. 1992 ve 1995 yılları arasında Doğu ve Güneydoğu’da yaklaşık 4 bin köy ve mezranın boşaltıldığını hatırlatan Yüksel, “Yaklaşık bir milyon insan yerinden edildi. Bu insanlar bölgedeki kentlerin yanı sıra İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Mersin gibi kentlere de göç etmek zorunda kaldılar. Bu zorla yerinden edilme bölgede tarımsal üretimin çöküşüne, kentte işsizliğin hızla artmasına, kentsel kayıp dışı ekonomide geçici işlerin artmasına neden oldu. Yeni kentli bir yoksullukla karşı karşıya kaldık. Ön yargı ve ayrımcılığın arttığını da biliyoruz. Bu zorla yerinden edilme göç sonrasında. Eğitimle ilgili eşit olmayan hak erişimleri söz konusudur. Artan kentsel, siyasal gerilmede yine bu zorla yerinden edilme sürecinde tanık oluyoruz” diye konuştu.

    TÜRKİYE SÖZLEŞMEYE UYMUYOR

    Sempozyuma Bilgi Üniversitesi’nden katılan bir diğer konuşmacı Lami Bertan Tokuzlu ise konunun hukuk boyutunu irdelerken, Türkiye’nin Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı uygulamalar içerisinde olduğunu iddia etti. Antalya’nın ‘yasaklı şehir’ ilan edilmesi yönündeki iddiaya yönelik bir soruyu da değerlendiren Tokuzlu, Cenevre Konvansiyonun da seyahat serbestisiyle ilgili bir hüküm bulunduğunu hatırlatarak, “Devletler mültecilerin seyahat serbestisini mümkün mertebe sınırlamayacaklardır diye bir hüküm var. Dolayısıyla Türkiye’nin bununla ilgili çok açık bir taahhüdü var. Suriyeliler belki mülteci statüsünde değiller ama buna çok benzer koşullardan kaçıyorlar, açıkçası mültecilere böyle bir hak tanımışken, çok benzer koşullardan gelen kişilere bu kadar farklı bir muamele yapması da kendi taahhütlerine aykırıdır. Sözleşmenin ruhu dolayısıyla gerçekten çok elzem, çok üst düzeyde bir güvenlik veya kamu düzeni sorunu yoksa bu tür bir sınırlama Türkiye’nin taahhütlerine uymuyor” şekline konuştu.