Etiket: Kaygı

  • Malatya’da sınava girecek gençlere kaygı semineri

    Malatya’da sınava girecek gençlere kaygı semineri

    Malatya Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Merkezi, üyelerine yönelik çevrimiçi “Sınav Kaygısı” konulu seminer düzenledi.

    Üniversite sınavına hazırlanan gençlere yönelik olarak yapılan seminerde, özellikle salgın döneminde eve kapanma zorunluluğundan da kaynaklanan olumlu veya olumsuz durumlar ele alındı. Gençlik Merkezi üyelerine yönelik yapılan bu seminerde Malatya Aile Destek ve Danışmanlık Merkezi’nde görevli eğitimci Elif Şengönül, gençlere bu yolda karşılaşacakları muhtemel durumlar, motivasyon, sınav kaygısı ve salgın süreci gibi konularda önemli bilgiler verdi. Seminer gençlerin merak ettiği hususlar ve sorulara verilen cevapların ardından sona erdi.

    Seminer ile ilgili görüşlerini dile getiren Şengönül, “Gençlerin bu süreçte karşılaşacakları sıkıntı ve zorluklarla ilgili olarak yapılan seminerlerimiz Gençlik Merkezi ile Malatya Aile Destek ve Danışmanlık Merkezi’nin işbirliğiyle belirli periyotlarla devam edecektir. Yaptığımız eğitim ve etkinliklerde bizlere her zaman destek veren Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Selahattin Gürkan’a teşekkür ederiz ” dedi.

  • ’’Sosyalleşmenin azalması yaşlı bireylerde depresyon ve kaygı riskini arttırıyor’’

    ’’Sosyalleşmenin azalması yaşlı bireylerde depresyon ve kaygı riskini arttırıyor’’

    Koronavirüs salgınındaki korunma tedbirleri nedeniyle hastaneye gidemeyen alzheimer hastaları zorlu bir süreçten geçiyor. Salgının olumsuz etkilerine karşı yaşayacakları kayıpların azaltılması için tedavilerin kesintiye uğramaması önemli. Hastalara bu zorlu süreçte çevrimiçi yöntemlerle uygulanan egzersiz, dil ve konuşma terapileri ile destek olunuyor.

    Pandemi sürecinde alzheimer hastalarına hizmet veren merkezlerin salgın nedeniyle hizmetlerine ara vermesi ve hastanelere başvurma konusundaki çekinceler hastaların genel sağlığıyla ilgili endişelere neden oldu. 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü dolayısıyla çağın hastalığına bir kez daha dikkat çeken Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Nilgün Çınar, salgına karşı alınan önlemlerin Alzheimer hastalarında davranışsal problemleri artırabileceği, dikkat ve hafıza gibi becerilerinin beklenenden daha erken kaybına neden olabileceğini dikkat çekti.

    Sosyalleşmenin azalmasının yaşlı bireylerde depresyon ve kaygı riskini artırdığını da vurgulayan Prof. Dr. Çınar, pandemi döneminde internetten online olarak hastalara bilişsel eğitim, fiziksel egzersiz, dil ve konuşma terapisi programlarının uygulanmasına önem verdiklerini söyledi.

    Online alzheımer tedavisi

    Prof. Dr. Çınar bilişsel fonksiyonların korunması ve geliştirilmesinde bilgisayar temelli programlar kullandıklarını, bilişsel becerilere yönelik oyunlar içeren ve bu becerilerin takibini mümkün kılan internet üzerinden ulaşılabilen egzersiz programlarıyla hastaları takip ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Çınar, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bilgisayar temelli tedavi sisteminin bilişsel becerilere yönelik oyunların yanında bir diğer bileşeni ise video temelli fiziksel egzersizlerdir. Bu sayede sistem hem direkt olarak dikkat, hafıza, işlem ve problem çözme becerisi gerektiren oyunlarla, hem de dolaylı olarak fiziksel egzersizlerin beyin sağlığı üzerine pozitif etkileri ile kullanıcıların bilişsel düzeylerinin korunmasını ve geliştirilmesini hedefliyoruz. Uygulamayla kullanıcıların bilişsel düzeylerini takip edebiliyoruz. Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde polikliniklerimizde yürütülen projelerde bilgisayar temelli bilişsel becerilere yönelik oyunlar ve fiziksel egzersizler içeren programlar uygulanarak unutkanlık şikayeti olan ancak demans veya benzeri herhangi bir tanı konulmamış, hafif bilişsel hasarlı bireylere bilgisayar üzerinden bir rehabilitasyon sunulması da planlanıyor”.

    “Fizyoterapistler egzersiz yaptırıyor’’

    Alzheimer hastalığından korunmada değiştirilebilir risk faktörlerine yönelik girişimlerin başında fiziksel aktivitenin artırılması geliyor. Yüksek fiziksel aktivite düzeyinin bilişsel düzeyin iyi olmasıyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Çınar, Alzheimer hastalığında korunmada ön planda olan fiziksel egzersiz programlarının online olarak fizyoterapistler yardımıyla uygulandığını vurguladı. Fiziksel egzersizler ile hafıza, dikkat gibi bilişsel fonksiyonlarındaki gerilemenin ev ortamlarında yapılan uygulama ile önlenmeye çalışıldığını kaydeden Prof. Dr. Çınar, telefon ve video konferans aracılığıyla düzenli olarak hastaların evlerine misafir olduklarını söyledi. Katılım ve memnuniyet oranı yüksek olan bu çalışma ile daha çok hastanın hayatına dokunulabileceği ve onlara gerekli sağlık hizmetlerinin ulaştırılabileceğine dikkat çekti.

    “Hedef yaşam kalitesini korumak’’

    Online dil ve konuşma terapisi seanslarının da çok önemli olduğunu, dil ve konuşma terapisti tarafından yürütülen uygulama ile iletişimin güçlü yanlarını, iletişimi etkileyen zorlukları belirlemek, dilbilimsel ilerlemeyi sağlamak, alternatif-destekleyici iletişim becerileri öğretmeyi amaçladıklarını açıklayan Prof. Dr. Çınar, bu sayede hastaların yaşam kalitesini olabildiğince uzun süre korumayı hedeflediklerini söyledi.

    Prof. Dr. Çınar, sözlerini şöyle tamamladı: “Hasta yakınları ve hastalar ile yapılan ilk değerlendirmede hastanın yaşadığı dil ve iletişim sorunları ve ailelerin terapiden beklentileri belirleniyor. Aileden alınan bilgiler ve hastanın iletişimsel özellikleri çerçevesinde bireye özgü online terapiler planlanıyor. Terapiler sayesinde günlük yaşama katılımı artan hastaların yaşam kalitesi olumlu şekilde etkileniyor. Daha önce hatırlayamadığı bir kelimeyi sohbet içinde kullanmak, hastalara ve hasta yakınlarına moral desteği sağlıyor ve hastalıkla savaşma gücü veriyor. Ayrıca, Alzheimer hastalarının yutmalarının değerlendirilmesi ve bakım verenlerin hastaların yaşayabileceği yutma problemleri konusunda farkındalıklarının arttırılması için bilgilendirme çalışmalarımız devam ediyor. Ailelerden aldığımız olumlu yorumlar çalışmalarımız için bizi motive etmeye devam ediyor”.

  • Vali açıkladı: “İnfial, kaygı ve tedirginliğe gerek yok”

    Vali açıkladı: “İnfial, kaygı ve tedirginliğe gerek yok”

    Sivas’ta Kovid-19 vakalarında yaşanan artış üzerine bir değerlendirme yapan Sivas Valisi Salih Ayhan, infial, kaygı ve tedirginliğe gerek olmadığını söyledi.

    Seyahat kısıtlamasının kaldırılmasının ardından yaklaşık 2 milyon Sivaslı, 650 bin nüfusa sahip Sivas’a akın etti. Kurban bayramında yaşanan yoğunlukla birlikte Sivas’ta Kovid-19 vaka sayısında artış oldu. Seyahat kısıtlamasına kadar en az vak’a görülen iller arasında yer alan Sivas, son haftalarda vak’a sayısının en fazla arttığı iller arasına girdi.

    Sivas Valisi Salih Ayhan bugün makamında bir basın açıklaması düzenleyerek durumu değerlendirdi. Ayhan, servislerde ve yoğun bakım servislerinde yer sıkıntısı yaşanmadığını belirterek, “Sivas’ımıza yoğun bir nüfus hareketi oldu. Bu hareketliliğinde doğal bir getirisi oldu. Vak’alarımızda biraz tırmanış var ama şu anda vak’alarımız, 5-6 gündür stabil bir şekilde devam ediyor. Bakanlığımızın da talimatı ile Sivas’ta ayağımızı basmadığımız, denetlemediğimiz alan kalmadı. Sağlık sistemimizde de çok şükür bir sıkıntı yoktur. Tüm servislerimizde ki yata doluluk oranımız şuanda yüzde 45’lerde. Yoğun bakımlardaki doluluk oranımız ise toplamda yüzde 60. Yüzde 40 boş bir kapasite var. Covid-19’la ilgili ihtiyaç olması halinde yatak ve yoğun bakım kapasitemizi arttırabilecek imkanımız var. Entübe hastalarımızda en önemli cihaz ventilatör, biliyorsunuz. Bu cihazlarımızdaki doluluk oranı ise yüzde 28. Total olarak baktığımızda gerek hastane yatak sayımız, gerek yoğun bakım ünitelerimizin durumu ile Sivas başarılı bir süreç yönetmektedir. Filyasyon ekiplerimizi artırarak daha sistematik ve daha steril ortamlar oluşturmayı sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

    “İnfiale gerek yok”

    Ayhan, tedirginliğe gerek olmadığını vurgulayarak, “Sivaslı vatandaşlarımızdan isteğimiz, asla bir infial olacak, kaygılanacak, tedirgin olacak bir durum yoktur. Amma rehavete kapılmamamız gerektiğini de istirham ediyorum. Maskemize, mesafemize, temizliğimize dikkat edelim. Evde izlenim kararı verilen vatandaşlarımızın aile hekimlerinin tavsiyelerine, sağlık teşkilatımızın önerilerine mutlaka uymalarını istiyoruz” dedi.

    Yatan Kovid-19’lu sayısı 300

    Ayhan açıklamasında Sivas’ta hastanede yatarak tedavi gören Covid-19’lu hasta sayısını 300 olarak açıklayarak şunları kaydetti; “İl genelinde toplam serviste yatan hasta sayımız 300 civarında. Kurban Bayramından dolayı oluşan bu yoğunluğun ay sonuna kadar devam edeceğini düşünüyoruz. Ay sonunu atlattıktan sonra durumun toparlanacağını umut ediyoruz.”

  • Kaygı cinselliğin düşmanı

    Psikiyatri Uzmanı Dr.Mustafa Güveli, “Anksiyete (kaygı), cinsel işlev bozukluklarında genelde sorunun en sık görülen sebeplerinin başında gelir” dedi.

    Psikiyatri Uzmanı Dr.Mustafa Güveli, kaygının (Anksiyete) cinsel işlev bozukluğuna sebep olan faktörlerin başında geldiğini belirterek, “Kaygının kaynağı ne olursa olsun cinsel yanıta eşlik eden haz hissini engeller. Erkekte görülen psişik kaynaklı cinsel işlev bozukluklarının çoğunluğu fobik bir özellik taşır. Bu bozukluklar korkunun “kendi kendini güçlendiren düzeneği” ile süreklilik kazanırlar” dedi.

    “Cinsel davranış zincirinde bir bozulma yoksa erotik durumlarda önce karşılıklı yakınlaşma belirir ve yavaş yavaş cinsel uyarılma gelişir” diyen Psikiyatri Uzmanı Dr.Mustafa Güveli, “Okşama ve ön sevişmeye varan bedensel yakınlaşma sonuçta cinsel ilişki ve orgazma yol açar. Cinsel ilişki sonrası rahatlama ve mutluluk duyguları, yani olumlu bir yaşantı ile cinsel davranış sonlanır. Olumlu biten bir davranış biçimi (zinciri) tekrarlanma eğilimindedir. Öğrenme kuramına göre cinsel davranış biçimi böylece bozulmadan sürdürülür. Bozulmuş cinsel davranışta da karşılıklı yakınlaşma sonucunda erotizm gelişebilir. Ancak mesleki veya kişisel kaygılar ya da rahatsızlık verici başka olaylar gibi herhangi bir nedenle, bunu izlemesi gereken uyarılma kesintiye uğrar ve cinsel etkinlik oluşmaz. Cinsel davranış hoş olmayan bir biçimde, çoğunlukla hayal kırıklığı ve gerginlikle, yani olumsuz bir yaşantı ile son bulur. Anksiyete cinsel uyarılmanın fızyolojik antagonisti (zıttı) olduğundan, yinelenen cinsel deneyimlerde aynı olumsuz duyguların yaşanacağı korkusu ile uyarılma oluşmaz. Böylece bir kısır döngü oluşur ve performans anksiyetesi cinsel işlev bozukluğunun sürmesine neden olur. Partnerin de hayal kırıklığına uğraması hastanın performans anksiyetesini arttırır. Sıkıntı verici bu durumdan kurtulmak için hasta cinsellikten kaçınmaya başlar. Bunun sonucunda ise çoğunlukla bir başka çatışmaya düşer. Kaçınma davranışı kendisine rahatlama sağlarken partneri tarafından belki de “artık istenmediği” şeklinde yorumlanmaktadır. Böylece eşler arası çatışmalar başlar ve performans anksiyetesi giderek kuvvetlenir. Bu fobik kısır döngü, diğer etiolojik etkenlerden bağımsız olarak bütün cinsel işlev bozukluklarının etiolojisinde yer alır. Fakat kişilik özelliklerine bağlı olarak bireyler üzerinde değişik derecelerde etkili olur” diye konuştu.

  • Her yaşta estetik kaygı olmadan tel tedavisi yapılabiliyor

    Doç.Dr. Ruhi Nalçacı, teknoloji ile Ortodontik tedavilere ilginin oldukça arttığını belirterek, her yaşta estetik kaygı olmadan tel tedavisi yapılabildiğini söyledi.

    Ortodonti’nin dişlerdeki çapraşıklığı, alt ve üst çene dişlerinin birbirleri ile olan hatalı ilişkisini ve yüz iskeleti bozukluklarını düzeltmeyi amaçlayan, diş hekimliğinin bir dalı olduğunu anımsatan Doç.Dr. Ruhi Nalçacı, “Ortodonti aynı zamanda bu problemleri tedavi ederek ağız sağlığınızı korumanıza yardımcı olur. Çapraşık dişler estetik olarak kötü görünürler. Çok önde veya geride konumlanmış dişler yüz görüntümüzü olumsuz etkilerler. Eğri dişler temizleme güçlüğü sebebiyle diş taşı oluşumu ve diş çürümeleri açısından risk oluşturur. Ayrıca kapanış bozuklukları bazı bireylerde ileri yaşlarda çene ekleminde problemlere sebep olabilmektedir” diye konuştu.

    “Çocuklardan çok erişkinlerde diş telleri görülecek”

    Doç.Dr. Ruhi Nalçacı, yakın gelecekte daha da yaygınlaşacak ve ucuzlayacak estetik ve dijital ortodontik uygulamalar sayesinde ortodontik tedaviye olan ilginin daha da artacağını, çocuklardan çok erişkinlerde diş tellerinin görüleceğini vurguladı. Nalçacı, “Ortodontik tedavilerin en önemli dezavantajı olarak düşünülen uzun tedavi süreleri ve diş tellerinin estetik olmayan görünümü, sağlık alanındaki teknolojik ilerlemeler sayesinde artık sorun olmuyor” şeklinde konuştu.

    “Her yaşta estetik kaygı olmadan tel tedavisi yapılabiliyor”

    Doç.Dr. Nalçacı, “Kullanımı son yıllarda ülkemizde de oldukça yaygınlaşan görünmez diş telleri (şeffaf plaklar-invisalign), içten takılan diş telleri (lingual tedavi) ve şeffaf (porselen-safir) braketler artık daha çok erişkin bireyin ortodontik tedavileri tercih etmesine neden oluyor. Her yaşta estetik kaygı olmadan tel tedavisi yapılabiliyor. Eskiye oranla çok daha uygun fiyatlara ulaşılan bu tedaviler artık hastaların bütçelerini de zorlamıyor’ dedi.

    Doç.Dr.Ruhi Nalçacı, sözlerini şöyle tamamladı:

    “İmplant veya lamina diş gibi estetik düzeltmeler öncesinde yapılan kısa süreli ortodontik tedaviler ile daha doğal bir gülümsemeye kavuşmak mümkün oluyor. Güzel bir gülüş tasarımı için ideal yerlerinde olması gereken dişlerimiz, erken diş kayıplarına bağlı olarak çene içinde yanlış konumlanabiliyor. Estetik bir protez bu durumda maalesef mümkün olmuyor. Ancak protez öncesinde tel tedavisi ile düzeltilirse, ardından lamina veya zirkonyumla güzel bir gülüş estetiği sağlanabiliyor. Alt veya üst çenesinde gerilik veya ilerde olma durumu olan, doğuştan veya sonradan travma sonucu alt veya üst çenesinde deformiteye sahip vakalarda plastik cerrahi ile yapılacak düzeltmeler artık tel tedavisi yapılmadan gerçekleştirilmiyor.”