Etiket: Kaybını

  • Liseli öğrencilerden depremde zaman ve can kaybını en aza indiren buluş

    TÜBİTAK 48. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması’nın açılışı yapıldı. Yarışma kapsamında sergilenen ‘Engelsiz Ulaşım’ ve ‘Kimse Var Mı’ projeleri, katılanlardan tam not aldı.

    Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Süleyman Demirel Spor Salonu’nda 3 gün sürecek olan yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışta konuşan TÜBİTAK Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Sebahattin Ünalan, sergilenecek olan projeler hakkında bilgi verdi. 7 ilden 754 proje başvurusu yapıldığını ve bu projelerden 98’ini sergiye davet ettiklerini söyleyen Ünalan, “Yarışmamız 48’incisini düzenlediğimiz yaklaşık 50 yıllık geçmişi olan bir yarışma. Şu anda 12 bölgede birlikte düzenlenmekte. Kayseri Bölgesi de bunlardan birisi. Kayseri merkez olmak üzere Sivas, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Niğde ve Aksaray bölgemize tabi olan iller. Bu illerden bu dönem 754 proje başvurusu yapıldı. Bu proje başvurularından 98 tanesini sergiye davet ettik. Bu sergi 3 gün devam edecek. 3 günün sonunda 17 projemizi finallere göndereceğiz. Ankara finallerinde başarılı olan proje sahipleri üniversite sınavlarında ek puan alacaklar. Özellikle fen bilimlerinde başarılı olanlar uluslararası yarışmalara katılacaklar” ifadelerini kullandı.

    “Geleceğin bilim adamlarını görmek mutluluk verici”

    Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Doğan ise, “Bizim için de heyecan verici bir proje. 3 senedir ev sahipliği yapıyoruz, geleceğin bilim insanlarını burada görmekten mutluluk duyuyoruz. Söylenildiği gibi hepiniz üniversitemiz için de birer adaysınız. Ülkemiz son yıllarda bilim ve teknoloji alanında önemli yatırımlar yapıyor. Bu yarım asra yaklaşan bir yarışma ama devlet desteği her geçen gün artıyor” dedi.

    Konuşmaların ardından kurdele kesimi ile yarışmanın açılışı yapıldı. Açılışa katılanlar kurulan stantları gezerek projeler hakkında sahiplerinden bilgi aldı.

    ‘Engelsiz Ulaşım Aracı’ ile otobüse binmek artık çok kolay

    Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi 4. sınıf öğrencisi Yusuf Belkaya ve İbrahim Demir tarafından yapılan ’Engelsiz Ulaşım Aracı’nın, engelli vatandaşların otobüse binmelerinde hayli kolaylık sağlayacağı düşünülüyor. Otobüs durakları önünde kaldırıma kurulacak bir sistemle engelli vatandaşların kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan rahatlıkla otobüse binebileceklerini ifade eden İbrahim Demir projesini şu şekilde anlattı;

    “Projemizin ismi Engelsiz Ulaşım Aracı’dır. Engelsiz Ulaşım Aracımızı kaldırıma 0,40 metreküplük çukur açtıktan sonra sıfıra sıfır yanaştırarak bir platform tasarlamasıdır. Platforma engelli bireyimiz geldiğinde platformun üstüne çıkarak elindeki kumanda vasıtasıyla platforma biner ve otobüsün gelmesini bekler. Otobüs geldiğinde platformumuzu çalıştırarak otobüsüne biner. Her otobüsün yüksekliği aynı olmadığı için biz otomatik olanı tercih etmedik. Engelli bireyimiz platformu istediği yüksekliğe kadar kaldırıp, tekrar indirebilir, istediği kadar içeriye itebilir. Platform kaldırıma sıfıra sıfır olacağından dolayı vatandaş üzerinden geçebilir” dedi.

    ‘Kimse Var mı’ projesinde depremde can ve zaman kaybı önlenecek

    Türkiye’nin gündeminden düşmeyen deprem, geçmiş zamanlarda çok sayıda vatandaşı kaybetmemize neden olmuştu. Deprem gerçeğiyle yaşamaya alışan Türkiye’de, can ve mal kaybını azaltmak için çeşitli çalışmalar da yapılmaya devam ediyor. Bu kapsamda da Yozgat Yerköy Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinden Mehmet Enes Şahin ve Beytullah Güler tarafından geliştirilen ‘Kimse Var mı?’ projesi, olası bir depremde can ve zaman kaybının önemli ölçüde önüne geçecek. Mehmet Enes Şahin, proje amacının depremden sonra yıkılan veya hasar görmüş binalarda insanların bulunup bulunmadığını azami şekilde tespit ederek kurtarma ekiplerinin boşa zaman harcamalarının önüne geçmek olduğu söyledi. Ayrıca deprem anında oluşabilecek doğalgaz tesisatı, şebeke suları ve elektrik tesisatından kaynaklanacak ölümlerin ve hasarın da en asgari seviyeye çekilmesine yardımcı olmak amacıyla düzenlenen proje hakkında bilgi veren Şahin, “Bu sayede hangi adreste hangi binada kaç kişinin göçük altında kaldığını belli ediyor. Zamandan kazanmış olduk ve kesmiş olduğu elektrik, doğalgaz ve su sisteminden de bunlardan çıkabilecek ölüm sayısını minimuma indirip hayattan kazandırmış olduk” dedi.

    Uygulanan sistemde doğalgaz, elektrik ve su tesisatının devre dışı kalmasının yanı sıra; bina girişine konulacak sensör ve depremi algılayacak sensör sayesinde gece oluşabilecek depremlerde dahi otonom tedbirler alınarak, binalara giren ve çıkan kişi sayısını sayarak bilgiler interaktif kurtarma ekiplerine aktarılacak.

    3 gün sürecek yarışma kapsamında dereceye girecek 17 proje, Ankara’daki finale katılmaya hak kazanacak.

  • Yazın artan sıvı kaybını önlemenin yolları

    Terleme nedeniyle su kaybının daha fazla arttığı yaz mevsiminde günde en az 2 litre su tüketilmesi gerektiği bildirildi.

    Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Akgül, yaz aylarında sıvı tüketimini artırmanın yollarını anlattı.

    Yaz aylarını serin tatil beldelerinde veya klimalı ortamlarda geçiren kişilerin, yaşadıkları serinlik hissi nedeniyle susuzluk hissetmeyebildiğini belirten Dyt. Gizem Akgül, “Bu yanılsama kişinin sıvı kaybettiği gerçeğini değiştirmiyor. Vücudun kaybettiği su kendini halsizlik hissi ile gösteriyor; ayrıca kişiyi gergin ve sinirli yapıyor, sebep olduğu cilt kuruluğu ile de erken yaşlanmaya yol açıyor. Bu nedenle özellikle yaz aylarında sıvı almak için susamayı beklemek kesinlikle önerilmiyor” dedi.

    Özellikle kronik rahatsızlığı olan bireylerin ve kalp damar rahatsızlığı olan hastalarının düzenli sıvı tüketimine önem vermeleri gerektiğinin belirten Dyt. Akgül, yetersiz sıvı tüketimi sonucunda tansiyon hastalarında tansiyon yükselmesine bağlı sıkıntıların görülebileceğini anlatıyor. Kişinin tükettiği suyun yeterli olup olmadığı ise idrar renginden anlaşılabiliyor. İdrar renginin koyu sarı olması, vücudun yeterli sıvıyı almadığını gösteriyor.

    Spor yapanlar bol su tüketmeli

    Yetersiz su tüketiminin metabolizmanın yavaşlamasına ve sindirim enzimlerinin aktivitelerini yeterince gerçekleştirememesi sonucu kilo artışı ile sindirim sistemi rahatsızlıklarına da neden olabileceğini anlatan Dyt. Gizem Akgül, spor yapan kişilerin su tüketimi hakkında şunları kaydetti:

    “Kasların büyük bir kısmının sudan oluşması ve egzersiz sırasında terlemeyle birlikte su kaybının artması kişilerin sıvı ihtiyacını daha da artırıyor.Yetersiz su tüketimi bu gibi durumlarda performansın düşmesine de neden oluyor. Bu nedenle spor yapan kişilerin su tüketimine dikkat etmesi gerekiyor.”

    Sıvı tüketimini artırmak için tüyolar

    Yazın artan sıvı kaybının önlenebileceğini söyleyen Dyt. Gizem Akgül, sıvı tüketimini artırmanın yollarını anlattı:

    “Güne dinç başlamak için sabah uyandığınızda 1 bardak su için.Sıvı ihtiyacını en iyi karşılayan suyun yerini tutacak başka bir içecek yoktur. Bu nedenle günde en az 2 litre su tüketin. Tüketilen suyun metabolizmaya daha kolay karışması ve bağırsakların daha düzenli çalışmasını sağlaması için öğün aralarında da su içmeye özen gösterin. Çay, kahve, kola gibi kafeinli içecekler idrar söktürücü özellik taşıyarak suyun vücuttan daha kolay atılmasına neden olarak sıvı kaybını hızlandırır. Bu nedenle farklı sıvılar tüketilmek istendiğinde soğuk olarak tüketilebilecek meyve çaylarını veya sıvı kaybı ile birlikte kaybedilen minerallerin de yerine koyulmasına yardımcı olan ayran ve mineralli su karışımı tercih edin. Her çay-kahve tüketiminiz sonrasında 1 bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Tokluk hissi vererek daha küçük porsiyonlarla doymayı sağlaması ve kilo kontrolüne yardımcı olması için yemeklerden 10 dakika önce 1 bardak su için. Suyu tat açısından zenginleştirmek için içerisine nane, tarçın, karanfil gibi aromalı bitkiler veya meyve parçacıkları ekleyin. Gün içerisinde içeceğiniz su miktarını belirleyip buzdolabına koyun. Bu şekilde günlük su tüketim miktarınızı gözlemleyin.”

  • Uzman Dr. Eyüp Yılmaz: “Tereyağlı Gıdalar Vücudun Su Kaybını Önler”

    Tıbbi Beslenme Danışmanı Uzman Dr. Eyüp Yılmaz, sıcakların artmasıyla, oruç tutan vatandaşın doğru beslenme ile ilgili sıkıntılar yaşamaması için önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Yılmaz, tereyağlı ürünlerin vücuttaki su kaybını önleyeceğini söyledi.

    Ramazan ayında özelikle sıcakların artmasıyla vatandaşın merak ettiği konuların başında besinlerdeki su oranı oluyor. Hangi besinin su tutucu özelliği olup olmadığı konusunda bilgi veren Tıbbi Beslenme Danışmanı Uzman Dr. Eyüp Yılmaz, “Gıdaları iki guruba ayırırsak biri vücuttan su çekerler diğer ise vücuda su verirler. Vücuttan su çekenlerin başında etli ürünler, yoğunlukta protein gıdalar bunların içinde peynir var et var. Bunlar miktarlarının 5 katı kadar su çekerler vücuttan. Bir de hamurlu ürünlerde miktarlarının 3 katı kadar su çekerler. Bunları sahurda tüketen vatandaşın sabah uyandıklarında dilleri kuru şekilde uyanıyorlar ve gün boyunca susuzlukla geçiriyorlar. Bir de vücuda su veren gıdalar var, bu gıdaların başında semizotu, salatalık, havuç gibi ürünler geliyor. Tereyağlı gıdalar vücudun su kaybını önler ve sindirildikçe de tereyağlı ürünler vücuda ekstra su verir” dedi.

    Asitli içecekler ile ilgili bilimsel bir gerçekliğin olduğunu belirten Dr. Yılmaz, “Asitli gıdalar konuldukları kaplarda şiddetli bir erozana neden olurlar. Asitli içecekler de mideye sirkeden 5 kat daha zarar verir. Asitli içecekler tatlandırıcı maddelerle bu örtülmüştür ve vücut bunu hissetmiyor. O hissedilmeyen şey plastik petlerin içinde hissediliyor. Çalışmış olduğum kanser ünitelerinde kolon kanseri vakalarının hemen hemen birçoğunun asitli içecek bağımlısı olduğunu fark ettim. Hatta eşimin iki dayısını da kolon kanserinden dolayı kaybettik. Ve ikisi de asitli içecek bağımlısıydı” şeklinde konuştu.

    Gazlı içeceklerin masumiyetine aldanılmaması gerektiğinin alını çizen Dr. Eyüp Yılmaz, “Evimizde bulundurduğumuz asitli içeceklerinin masumiyetine veya lezzetine aldanmamamız gerekli. Bu riski almaya değer bir lezzet mi diye kendimize sormamız lazım. Çocukların önüne koyarken bir daha düşünmeliyiz. Bu asitli içeceklerin yerine harika bir içeceğimiz var, örneğin meyan. Ülkemizin her yerinde bulabileceğimiz bir içecek. Su tutucu bir özelliği vardır. Bu yüzden böbrek hastalarına önerilmiyor çünkü susatmaz. Bizim geleneksel içeceğimiz çok fazla, limonata yapabiliriz, ayran içebiliriz” diye konuştu.

  • (Özel Haber) İhracatçılar, Rusya Kaybını Uzak Doğu Ve Balkanlarla Kapatmayı Hedefliyor

    Rusya krizinde 600 milyon dolar kaybeden yaş meyve-sebze ihracatçıları, rotayı Uzak Doğu ve Balkan ülkelerine çevirdi. Kaybın telafisi için harekete geçen ihracatçılar, yeni bir eylem planı çerçevesinde ünlüleri de kullanarak, başta Çin, Malezya, Singapur ve Bosna-Hersek olmak üzere yeni pazarları hedefine aldı.

    Türkiye ile Rusya arasında uçak düşürmeyle başlayan kriz, Rusya’nın birçok yaş meyve ve sebzeye yasak getirmesi nedeniyle ihracatçıları vurdu. 1 milyar dolarlık Rusya pazarında 600 milyon dolar kayıp yaşayan yaş meyve-sebze ihracatçıları, hazırlıkları devam eden yeni bir eylem planı çerçevesinde yeni pazar bulmak üzere kolları sıvadı. Özellikle Uzak Doğu ve Balkan ülkeleri ile Almanya’yı yeni pazar olarak hedeflerine alan ihracatçılar, hükümetin desteğiyle yapılacak anlaşmalarla kısa zamanda hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor.

    “RUSYA KRİZİNDE 600 MİLYON DOLAR KAYBIMIZ VAR”

    Yeni pazarlar için çok ciddi çalışma yaptıklarını belirten Türkiye Yaş Meyve Sebze Sektör Kurulu Başkanı, Narenciye Tanıtım Grubu (NTG) ve Akdeniz Yaş Meyve ve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Kavak, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni pazar oluşturmak için çok kapsamlı bir eylem planı hazırladıklarını söyledi.

    Rusya krizinde yaş meyve-sebze ihracatçılarının ciddi bir kayıp yaşadıklarına dikkat çeken Kavak, “Rusya pazarı bizim 1 milyar dolarlık pazarımız. Bunun 600 milyon doları kayıp durumda. Bu 600 milyon dolar kaybın telafisine gideceğiz. 600 milyon dolarlık yeni pazar hedefliyoruz. Bunu yapmak durumundayız. Aynı zamanda bu 600 milyon doların telafisi yönünde kendi mevcut pazarlarımızdaki pazar payımızı artırıcı bir takım çalışmalar yapmak istiyoruz” dedi.

    Rusya’nın, kriz sonrasında narenciye ürünlerinden limon ve greyfurta yasak getirmediğini anımsatan Kavak, narenciyede yaşadıkları kaybın ancak önümüzdeki yıl netleşeceğini dile getirerek, “Rusya’ya yaklaşık 250 milyon dolarlık narenciye ihracatımız vardı. Tahminim, narenciyedeki kaybımız yarı yarıya oldu. Yani 250 milyon doların 100-125 milyon doları kayıp olabilir” diye konuştu.

    “YENİ PAZARLAR İÇİN EYLEM PLANI HAZIRLIYORUZ”

    Rusya krizinden sonra Rusya’daki pazar kaybını telafi edecek bir takım strateji geliştirmeye başladıklarını ifade eden Kavak, bu çerçevede yeni bir eylem planı hazırladıklarını söyledi.

    Profesyonel ajanslardan destek alarak hazırlıklarını sürdürdükleri eylem planı kapsamında, ilk olarak dünyada narenciye ithal eden ülkelerin tespitini yaptıklarını anlatan Kavak, “Ardından bu ülkelerin ihtiyacı olan narenciyeyi hangi ülkelerden hangi kanalla ithal ettiklerinin ve bu ülkeler arasında hangi ülkeye giriş yapabileceğimizin, hangi ülkede pazar payımızı artırabileceğimizin tespitini yaptık. Bu konuyla ilgili bir eylem planı hazırlığı içerisindeyiz. Bu eylem planı çerçevesinde bu ülkelere yönelik tanıtım yapacağız” ifadelerini kullandı.

    “NTG OLARAK TANITIM KAMPANYASI BAŞLATACAĞIZ”

    Bir tarafta yeni pazar bulma çabalarını sürdürürken, bir taraftan da Türkiye’nin mevcut pazarlarındaki pazar paylarını artıracak bir takım enstrümanları devreye sokacakları bilgisini veren Kavak, özellikle mevcut pazarlarda daha etkin bir tanıtım kampanyası başlatacaklarını söyledi. Yaş meyve-sebze ihracatında önemli bir yere sahip olan narenciye için ayrıca çalışma yaptıklarını kaydeden Kavak, “NTG olarak etkin bir tanıtım kampanyası başlatmayı hedefliyoruz. Özellikle sektörel ticaret heyetlerini daha etkin ve daha sık hale getireceğiz. Hem ülkemizin hem narenciyenin tanıtımını çok daha etkin bir şekilde yapmayı planlıyoruz. Birçok hedef ülkede Türk Günleri ve küçük çapta fuar düzenlemeyi, alım heyetleri davet etmeyi, inceleme heyetleri göndermeyi hedefliyoruz. Yani bir dizi eylem planımız var. Bunları kısa zamanda hayata geçireceğiz. Hatta hiç kaybedecek zamanımız yok” şeklinde konuştu.

    “YENİ HEDEF PAZARLARIMIZ UZAK DOĞU VE BALKAN ÜLKELERİ”

    Yaş meyve-sebze ihracatında özellikle Çin başta olmak üzere Malezya, Singapur, Endonezya, Japonya, Güney Kore gibi Uzak Doğu ülkelerini yeni hedef pazar olarak belirlediklerini vurgulayan Kavak, şunları söyledi:

    “Bu ülkelerle öncelikle bizim hükümetimiz ile onların hükümeti arasında bir takım anlaşmaların yapılması gerekiyor. Bu ülkelerle bizim karantina anlaşmalarımızın yapılması gerekiyor. Ürün bazında yapılıyor karantina anlaşmaları. Bunların hızlandırılması yönünde bir çalışma başlatılmış durumda. O ülkelerde çok ciddi bir çalışma yapmayı planlıyoruz.”

    Hedef ülkelerinden birinin de Almanya olduğunu belirten Kavak, Almanya’nın çok önemli bir ithalatçı ülke olduğuna dikkat çekerek, “Almanya’daki pazar payımız düşük. Oradaki pazar payımızı artırıcı bir takım enstrümanları hayata geçirmeyi düşünüyoruz” dedi.

    Bir diğer hedeflerinin de Balkan ülkeleri olduğunun altını çizen Kavak, sözlerine şöyle devam etti:

    “Balkan ülkeleri bizim için önemli. Balkan ülkelerinde küçük sebze hali gibi sadece Türk yaş meyve sebzesinin pazarlandığı bir ticaret merkezi kurma planımız var. Balkanların orta noktasında, örneğin Bosna-Hersek’te böyle bir ticaret merkezi açmayı düşünüyoruz. Sonuç olarak, çok ciddi çalışmalarımız var. Bu tabi bugünden yarına olacak bir şey değil. İnşallah kısa zamanda bunun sonuçlarını alacağız.”

    Gerek yeni pazarlarda gerek mevcut pazarlarda yapacakları tanıtımla yine ünlülerle çalışmayı planladıkları bilgisini de veren Kavak, “Tanıtımlarda bir ünlüyle anlaşacağız. Henüz isim netleşmedi. Belki bütün pazarların sevdiği bir ünlüyle yola çıkarız, belki iki-üç ünlüyle yola çıkarız ama çok ciddi çalışmalarımız olacak. Bunu yakında kamuoyuyla paylaşacağız” diye konuştu.

  • Milliyetçi Aydınlar MHP’deki Oy Kaybını Değerlendirdi

    Milliyetçi aydınların oluşturduğu Kocatepe inisiyatifi, 1 Kasım seçiminde MHP’deki oy kaybını masaya yatırdı.

    Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve Kocatepe İnisiyatifi Başkanı Hakan Ünser, ‘1 Kasım seçimi sonrası MHP’ konulu toplantı sonrası ortak bildiriyi açıkladı.

    MHP’nin seçim sonuçları ile söylem ve temsil ettiği değerlerle de kendilerini mutlu etmediğine dikkat çeken Ünser, “MHP’nin başta temsil sorunu, yönetim sorunu, antidemokratik tavırlar ve değerler başlıkları altında toplanabilen problemleri vardır. Bu problemler rövanşist olmayan ve gerçekçi bir yenilenme ile çözülmelidir” ifadesini kullandı.

    AK Parti’nin, 7 Haziran sonuçlarını masaya yatırdığına ve analitik bir çalışma yaptığına dikkat çeken Ünser, “Muhalefet ne yaptı? Aynı listeyle seçime devam edeceğiz dedi. Hatta MHP sahada büyük soruna dönüşen Meral Akşener’i denklemden çekerek yüzünü iyice asabileştirdi. CHP, örgütlerindeki Alevi ağırlığını görmezden gelerek ön seçim sonuçlarına aynen uyacağız dedi. Bu, konumuzun bir boyutuydu. MHP Genel başkanı ve üst düzey yöneticileri seçim sonrası açıklamaları ile gerçeklikten uzaklaşmış çözüm istemeyen çatışmacı bir görüntü vermektedir. MHP, komutanını yitirmiş ordu gibi. Ne zafer hedefi var ne zafer kazanılacağına ilişkin inanç. İnancı olmayan insanın umudu olmuyor” diye konuştu.

    Milliyetçiliğin tepkisel bir hareket olarak algılanmaması gerektiğine dikkat çeken Ünser, şunları söyledi:

    “PKK karşıtı bir hareket şeklinde yorumlanmaktadır. Milliyetçiliği öncelikle tarihsel referanslarıyla buluşturmalıdır. Türk milletini muasırlaştırma hareketi olduğu algısına yeniden kavuşturmalıdır. Elinizde çok iyi bir ürün olması önemli değil. O ürünü nasıl pazarladığınız önemlidir. Siyaset, yönetme sanatıysa bu sanatı sizin nasıl icra ettiğiniz önemli. Müşterilerinizi etkilemek için hangi dili kullanıyorsunuz? Biz başkalarının eylem ve işlemleri üzerinden kendimizi ifade etme kolaycılığına sapıyoruz. Bu nedenle tepkisel bir hareket olarak algılanıyoruz.”

    MHP’DE SİYASET YAPILMIYOR

    Ünser, MHP Genel Başkanının teşkilatçılık yaptığını, MHP yönetiminin teşkilatlara dönük siyaset yaptığını anlatan Ünser, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başkalarında eleştirilen biat kültürü, MHP’de aynen devam ettiriliyor. Hiç birimiz Türk milletinin problemleri ile ilgili değiliz. Siyaset, zerafet ve nezaket gerektiriyor. MHP’de siyaset yapılmıyor, teşkilatçılık yapılıyor. Hatta komitacılık denilse yeridir. Parti içine rekabetin sokulması gerekiyor. İyinin kötüyü kovması gerekiyor. Yarışın olmadığı siyaset arenasında heyecan ve coşku olmaz. Heyecan ve coşkunun olmadığı yerde katılım olmaz. Mensuplarının anlayacağı şekilde bir söylem geliştirilmiyor. Aramızda sevgiyi yaymalıyız.”

    “Ülkü Ocaklarını partinin hedeflerinin aracı olmaktan çıkartıp, erdemlerle donanmış, bilgi ve duygu bütünlüğü olan gençliğin yetişmesinde aracı haline getirmeliyiz” uyarısında bulunan Ünser, davranışsal bir milliyetçi dil inşa edilmesinin gereğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Milliyetçilerin arasına sevgi tohumları ekilmeli. İlişkilerde statüler ortadan kaldırılmalı ve eşitler arası ilişki kurulmalı. Sadece parti içi değil, grup ilişkilerinde de hoşgörü ve demokrasi dili hâkim kılınmalı. Milliyetçiliği teorik tarif olmaktan çıkartıp, pratik karşılığı olan davranışa dönüştürmeli. Milliyetçilik devletin stratejik hedeflerinin bir aracı olarak görülmemeli. Milletin bekasını amaç edinmiş sivil bir harekete dönüşmeli. Kurumların diliyle değil, halkın diliyle konuşmalı ve sivil bir dil inşa etmeli. Yöneteni olunmayan devletin sözcüsü olma çelişkisinden kurtulmalı. Hakkâri’den, Edirne’ye kadar ortak bir dil inşa etmek için 80 öncesinde yapıldığı gibi teşkilat içi eğitim seferberliği başlatılmalı ve önce siyaset yapıcılar eğitimden geçirilmeli.”