Etiket: kaybı

  • İşitme Kaybı Öğrencinin Başarısını Olumsuz Etkiliyor

    Yozgat Halk Sağlığı Müdürü M.Akif Karaarslan, işitme kaybının öğrencinin başarısını olumsuz etkilediğini belirterek, erken tanı için ilkokul birinci sınıfa giden 5 bin öğrenciyi işitme testine tutacaklarını söyledi.

    Yozgat Halk Sağlığı Müdürlüğü ilkokul birinci sınıf öğrencilerine yönelik işitme tarama testi çalışmalarına başladı. Tarama testleri ile işitme kaybına sebep, tedavi edilebilen hastalıkların en erken dönemde saptanarak müdahalelerin yapılması ve sağlıklı bir nesil oluşturulması ve çocukların işitme kaybı ile derslerindeki başarısızlığının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Uzman personelin yaptığı tarama kapsamında, öğrencilerin kulak işitme durumları ölçülürken, işitme kaybı yaşayıp, yaşamadığı da ölçümler sayesinde tespit ediliyor. Öğrencilerin kulağına takılan kulaklığa odyometri cihazından verilen sesler ile öğrencilerin duyma ve işitme kabiliyetleri muayene edildi. Öğrenciler, cihazdan gelen sinyal ve sesleri algılayıp, algılayamadıklarını uzman sağlık personeline aktardı.

    Yozgat Halk Sağlığı Müdürü Dr. M.Akif Kararslan, Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından 5 bin ilkokul 1.sınıf öğrencisine yönelik işitme tarama testi çalışmalarının başladığını söyledi. Yozgat TOKİ Mevlana İlkokulunda öğrencilere yönelik tarama testi programına katılan Karaarslan, Yozgat genelinde 5 bin ilkokulu 1.sınıf öğrencilerine yönelik işitme tarama testi yapacaklarını belirterek, “Bakanlığımızın tarama programları kapsamında bizde Yozgat genelinde ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin işitmelerine yönelik tarama programı uyguluyoruz. Burada amacımız ilkokul birinci sınıf öğrencilerimizde her hangi bir işitme kaybı var mı yok mu bunu erken zamanda tespit etmek ve varsa bunun tedavisini sağlayarak işitme kaybının önüne geçmek istiyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki çocuklarımızda gerek işitme gerekse görme kusurları çocuğun başarısını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle bunları erken zamanda tespit ve tedavi ederek çocuklarımızın daha başarılı hale gelmelerine yardımcı olmak istiyoruz. Hem de ileride tedavinin getireceği ek maliyetlerinin önüne geçmek istiyoruz” dedi.

    Öğrencilere tarama programı yapacak sağlık personeline önce bakanlıkta eğitime tabi tutulduğunu ifade eden Karaarslan, “Taramayı yapacak cihazları kendilerine teslim edildi. Günlük ortalama 25-30 civarında çocuğumuzun taramasını gerçekleştiriyoruz. 10 ay içerisinde bütün il genelinde hedeflenen 5 bin kişilik taramamızı gerçekleştirmiş olacağız” diye konuştu.

    Öğrenciler ise okulların gelen sağlık görevlilerinin işitme testi yaptıklarından mutlu olduklarını söyledi.

  • “Turizmde Antalya’nın 2015 Yılı Kaybı 3 Milyar Dolar”

    Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ANSİAD) konuğu olan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, ülkedeki imaj kaybından dolayı turizmde düşüş yaşandığını söyledi.

    ANSİAD’ın Kahvaltılı Toplantısının konuğu ATSO Başkanı Davut Çetin oldu. Toplantıya ANSİAD Başkanı Ali Eroğlu, yönetim kurulu üyeleri ve dernek üyesi iş insanları katıldı. “Türkiye ve Antalya Ekonomisi” başlığında konuşma yapan ATSO Başkanı Davut Çetin, iş insanlarının sorularını yanıtladı.

    İş hayatına esnaf olarak başladığını ve dolayısıyla esnafların sorunlarını iyi bildiğini anlatan ATSO Başkanı Davut Çetin, “İş hayatına esnaf olarak başladık. Motor yenileme işleri üzerine Antalya’da ve İstanbul’da iş yerlerim var. Küçük esnafın sıkıntılarını iyi biliyorum. Oradan yola çıktık ve oradaki sıkıntılara el atmaya çalıştık. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda uzun zamandır çeşitli görevlerde çalıştım. Daha önce kendimi şu anki konumum kadar sorumlu hissetmiyordum. 10 aydır ATSO Başkanıyım. 42 bin üyenin sorumluluğunu taşıyorum. Her şeyi söylemek, eleştirmek gerekiyor. Söylediğimiz her şey zaman zaman yanlış anlaşılsa da bu sorumlulukla her konuda düşüncelerimizi ifade ediyoruz” dedi.

    “TÜRKİYE’DE CİDDİ BİR REFAH KAYBI VAR”

    Türkiye Ekonomisi Temel Göstergeleri hakkında da bilgiler veren Başkan Çetin, “Türkiye’de şu anda orta gelir tuzağı var. Ciddi bir refah kaybı var. Bunlara çok dikkat etmek gerekiyor. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yayınlanan Küresel Rekabet Endeksi 2014-2015 Raporunda Türkiye 144 ülke arasında iş dünyasının gelişmişlik düzeyinde 50. sırada. İnovasyonda 56. sırada. Yükseköğretim ve eğitim düzeyi açısından 50. sırada. Emek piyasalarının etkinliğine göre 131. sırada. Finansal piyasaların gelişmişliğine göre 58. sırada. Kurumsal yapıya göre 64. sırada. Makroekonomik istikrarda 58. sırada yer alıyor. Türkiye’de şu anda 2 milyon 900 bin işletme yer alıyor. Bunlardan 2 milyon 700 bin mikro ölçekli işletmeye destek verilmesi gerekiyor. Küçük işletmelerde markalaşma gerekiyor. Ekonomik reform bu kısımda yapılmalıdır” diye konuştu.

    İşveren-esnaf sayısı bakımından Türkiye-Almanya karşılaştırması yapan Başkan Çetin, son dönemde gayri menkul şirketlerinde artış olduğunu, önümüzdeki dönemde bilim-teknik, sağlık-sosyal hizmetler, eğitim, sanat-eğlence sektörlerine yatırım yapılması gerektiğini söyledi.

    “TURİZME BİRAZ DAHA FAZLA HASSASİYET GÖSTERMELİYİZ”

    Turizm sektöründe göründüğü kadar büyük kayıplar olmadığını dile getiren Başkan Çetin, imaj kaybından dolayı turizmde düşüş olduğunu belirterek, “Şu anda turizmde 2.5 -3 milyar dolar civarında Antalya’nın bir kaybı var. Türkiye’nin genel kaybı şu ana kadar 2 Milyar dolar. Türkiye’deki duruma baktığımızda diğer illerde çok fazla düşüşler yok. Rusya’dan dolayı Antalya’da düşüş biraz daha fazla hissediliyor. Şimdi terör belası geçiriyoruz. Bu durum önümüzdeki yıla nasıl yansır bilmiyoruz. Yeni hükümetin bunun için çok ciddi önlemler alması gerekiyor. Antalya’da turizm bizim için çok önemli. Turizme biraz daha hassas davranmak, turizmi biraz daha ciddiye almamız gerekiyor” diye konuştu.

    1 Kasım seçim sonuçlarına herkesin saygı duyması gerektiğini ve çıkan sonuca güvendiklerini belirten Çetin, bundan sonra ana gündem maddesinin yapısal ve ekonomik reformlar olması gerektiğinin altını çizdi. Toplumda sosyal ve siyasal kutuplaşma, öfke dilinin geliştiğini belirten Davut Çetin, bundan sonra her türlü kutuplaşmanın düzelmesini beklediklerini ve diyalog dilinin hakim olacağına inandıklarını bildirdi.

    “KUVVETLER AYRILIĞI, HUKUK, BAĞIMSIZLIK VE ADALETİN ELDEN GEÇMESİ GEREKİYOR”

    Türkiye’nin şu anda demokratik bir ülke olmadığını ileri süren Başkan Çetin, kuvvetler ayrılığının, bağımsızlığın, hukukun, adaletin tekrar elden geçmesi gerektiğini belirterek, söz konusu kavramlara kimsenin güveninin kalmadığını savundu. Her zaman uzlaşma çağrısı yaptıklarını anımsatan ATSO Başkanı Davut Çetin, önümüzdeki dönemde karşımıza çıkacak anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi konularının uzlaşıyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

    ATSO’nun çalışmaları hakkında da bilgi veren Başkan Çetin, Eylül ayında hizmete giren ATSO Kültür ve Sanat Merkezi’nin Antalya için çok önemli bir proje olduğunu belirterek, “Merkezi açıldığı günden bu yana çoğunluğu doktorlar, öğretmenler ve öğrencilerden oluşan 8 bin kişi ziyaret etti. En az ziyaret edenler esnaflar ve iş insanları. Tüm iş dünyasını Picasso Sergisi’ni görmeye çağırıyorum” dedi.

    ATSO olarak Kırsal Kalkınma adı altında hayata geçirdikleri otellerle köyleri buluşturma projesinde son aşamaya geldiklerini anlatan Başkan Çetin, “Oda olarak bir köyü örnek alacağız. Köyde üretileni otelden gelen misafir tüketecek. Otel misafiri hem köyü görecek hem de köylüye ekonomik katkı sağlayacak. Böylece hem köylü kazanacak hem de otel sosyal projeye imza atmış olacak” diye konuştu.

  • Günde Ortalama 50 İle 100 Tel Saç Kaybı Normal

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Berna Şanlı, dış görünümün çok önemli bir parçası olan saçların dolgunluğu, parlaklığı ve canlılığının son derece önemli olduğunu belirterek, saç sağlığında sorun yaşayan kişiler için PRP ve saç mezoterapisinin iyi bir çözüm olduğunu söyledi.

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Berna Şanlı, saç dökülmelerine ilişkin yaptığı açıklamada, bu konuda ne zaman endişelenileceğinin iyi bilinmesi gerektiğini sbelirterek, kulaktan dolma bilgiler yerine uzman bir doktora danışmanın her zaman birinci seçenek olduğunu kaydetti.

    Prof. Dr. Şanlı, “Saç dökülmelerinde ne zaman endişelenelim ? Saç dökülmesi hangi noktaya kadar normaldir ? Altta yatan bir hastalık var mıdır ? Bu gibi soruların doğru yanıtlarını vermek ancak konunun uzmanı bir doktor muayenesi ve gerektiğinde tahliller sonucu ortaya konulabilir. Günde ortalama 50 ile 100 tel saç kaybı normaldir. Çünkü saç sürekli kendini yeniler, saçımız sağlıklı ise günlük dökülen bu 50 ile 100 tel saçın yerine yenileri gelir. Ancak dökülme bu sayının üzerindeyse veya saçın belli bölgelerinde belirgin azalma-açılma varsa ya da yoğun dökülen saçlar farkedilmese bile zamanla saç hacmi azaldıysa, bu noktada araştırma ve olasılıkla tedavi gerekir” dedi.

    Prof. Dr. Berna Şanlı, saç dökülmelerinde öncelikle saç köklerine ilişkin bir “hastalığın” olup olmadığının araştırıldığını ifade ederek, genellikle saç ve saçlı deri muayenesiyle tanının konulabileceğini belirtti.

    SAÇ DÖKÜLMELERİNDE TEŞHİS ÖNEMLİ

    Deri muayenesiyle tanı konulamaması durumunda “dermatoskop” denilen deri mikroskopu kullanılarak, gerekirse saçlı deriden biyopsi alınarak hastalığın tespit edileceğini hatırlatan Dr. Şanlı, “Alopesi areata (saçkıran), liken, lupus, skatrisyel alopesi gibi hastalıklar, saçlarda dökülme yapan, genellikle biyopsi ve patolojik inceleme ile tanı koyulan ve doğrudan medikal tedavi gerektiren hastalıklardır. Bir takım vitamin eksiklikleri, kansızlık, hipertiroidi (guatr) da saç dökülmesi yapabilen diğer durumlardır. Bunlarda öncelikle eksik olan maddelerin yerine konulması gereklidir. Doğum kontrol hapları, kanser ilaçları gibi bazı ilaçlar da saç dökülmesine sebep olabilmektedir. Saçın sürekli, gergin ve sıkı bir şekilde toplanması, çok sert ve zorlayarak fırçalanması da dökülmeye neden olabilen diğer nedenlerdir” diye konuştu.

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof.Dr. Berna Şanlı, şiddetli hastalıkların, yoğun veya ani stresler, önemli travmalar, ameliyatlar ve doğum sonrasında, “telogen saç dökülmesi” denilen, saç köklerinin genellikle sağlam kaldığı yoğun bir dökülme yaşanabildiğine işaret etti.

    SAÇLARINIZ KABUSUNUZ OLMASIN

    Erkeklik tip saç dökülmelerinde ise genellikle genetik nedenlerle saç köklerinin giderek zayıflayarak (minyatürleşerek) yok olduğunu kaydeden Prof. Dr. Şanlı şunları kaydetti:

    “Şu anda piyasada erkeklik tipi saç dökülmelerinde etkili olduğu iddia edilen binlerce losyon, şampuan, tablet, bitkisel ürün bulunmaktadır. Aslında bu tip saç dökülmelerinde etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış olan yalnızca 2 “ilaç” bulunmaktadır. Bir uzman doktor kontrolünde kullanılabilecek olan bu ilaçlar finasterid ve minoksidildir. Finasterid yalnızca erkeklerde kullanılabilmektedir. Hem finasterid hem de minoksidil kullanıldığı sürece etkilidir. Bırakıldığında saçlar yeniden dökülmeye devam eder. Üstelik ilaç bırakıldığında, kullanıldığı sırada dökülmeyen saçlar da dökülür. Diğer yandan tedavide bu iki ilaç tercih edilecekse, yan etki riskleri açısından mutlaka uzman doktor kontrolünde kullanılmalıdır.”

    ETKİNLİĞİ KANITLANMIŞ PRP VE SAÇ MEZOTERAPİSİ

    Dr. Şanlı, son dönemde bu konudaki başarısı kanıtlanmış PRP ve saç mezoterapisinin incelen-zayıflayan saç köklerini güçlendirdiğini ve dökülmeyi duraklattığını söyledi.

    PRP uygulamasında bu başarıyı, kişinin kendi kanında bulunan trombosit denen hücrelerde bulunan bir takım büyüme maddelerinin sağladığını, mezoterapide ise bu amaçla çeşitli vitaminler, mineraller ve saçı besleyen diğer maddeler kullanıldığını bildirdi.

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof.Dr. Berna Şanlı, PRP veya mezoterapi solüsyonunun çok ince iğneler yardımıyla, steril bir şekilde doğrudan deri içine uygulandığını ve bu sayede etken maddelerin doğrudan hedef dokuya ulaşması sağlandığını ifade ederek; “PRP birer ay arayla ortalama 4 seans, mezoterapi ise on beşer gün arayla genellikle 8 ila 10 seans uygulanır. Hissedilen etki, dökülmenin durması ve incelmiş saçların güçlenmesidir” dedi.

    Prof. Dr. Berna Şanlı, PRP veya mezoterapi uygulamasını pekiştirmek için uygulamanın, mikroiğneleme (dermapen veya roller) şeklinde de yapılabileceğini kaydederek, mikroiğneleme tekniğinde çok küçük iğneler yardımıyla ciltte binlerce kanalcık açıldığını PRP veya mezoterapi ilaçları deriye bu kanallar yardımıyla verildiğini sözlerine ekledi.

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı riskli alanları belirledi

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ankara, İstanbul, Bursa ve Erzurum’da bazı bölgeleri riskli alan ilan etti. Bakanlar Kurulu’nun konuya ilişkin kararları Resmi Gazete’de yayımlandı.

     

    Buna göre, Bursa Yıldırım ilçesi Mevlana, Ulus, Yavuzselim, Arabayatağı, Çınarönü, Hacivat ve Şirinevler mahalleleri; Ankara Altındağ ilçesi Atıfbey, Hıdırlıktepe ve İsmetpaşa mahalleleri; İstanbul Sarıyer ilçesi Fatih Sultan Mehmet Mahallesi (Armutlu) ve Erzurum Yakutiye ilçesi Mecidiye, Aziziye, Gaziler ve Veyisefendi mahalleleri sınırları içerisinde yer alan alanlar riskli alan ilan edildi.

     

    Riskli alan ne demektir?

    Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alanı,

    6306 sayılı Kanuna göre riskli alanlarda elektrik, su kesilebilecek?

    Tasarrufların kısıtlanması
    MADDE 4- (1) Bakanlık veya uygulamayı yürütmesi hâlinde TOKİ veya İdare, riskli alanlarda, riskli yapıların bulunduğu taşınmazlarda ve rezerv yapı alanlarında bu Kanun kapsamındaki proje ve uygulamalar süresince her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini geçici olarak durdurabilir.
    (2) 3 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen taşınmazlar, tahsis ve devir işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar Maliye Bakanlığınca satılamaz, kiraya verilemez, tahsis edilemez, ön izne veya irtifak hakkına konu edilemez.
    (3) Uygulama sırasında Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından talep edilmesi hâlinde, hak sahiplerinin de görüşü alınarak, riskli alanlardaki yapılar ile riskli yapılara elektrik, su ve doğal gaz verilmez ve verilen hizmetler kurum ve kuruluşlar tarafından durdurulur.