Etiket: kaybı

  • Çerezlik ayçiçeğindeki bölgesel çapta dane kaybı yaşanıyor

    Kahramanmaraş Elbistan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Bulut, ilçede ekimi yapılan çerezlik ayçiçeğinde bölgesel çapta yaşanan verim kaybının ciddi oranlara ulaştığını söyledi.

    Başkan Bulut, ayçiçeğinin danelerinin boş kaldığını belirterek, bunun da çiftçiye faturasının ağır olduğuna işaret etti.

    Elbistan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Bulut, çerezlik ayçiçeği ekiminin yapıldığı Kalealtı Mahallesi’ndeki arazilerde yaşanan verim kaybıyla ilgili olarak incelemelerde bulundu. Ziraat Odası’nda görevli ziraat mühendisi eşliğinde dane kaybı yaşanan ayçiçeklerinden ve yapraklarından numuneler alan Başkan Bulut, sorunun kaynağının tespiti için Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nde bilimsel inceleme yapılacağını kaydetti.

    Dane kaybıyla ilgili olarak kendilerine Kalealtı ve İğde Mahallesi ile yakın çevrelerden şikayetlerin ulaştığını ifade eden Elbistan Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Bulut, çiftçinin mağdur olduğunu belirtti.

    Bölge çiftçisinin bu yıl birçok üründe aynı mağduriyeti yaşadığını hatırlatan Başkan Bulut, şöyle konuştu:

    “Bu sene kırsal bölgelerimizde kuraklık yaşandı. Oradaki çiftçilerimiz çok mağdur oldu. Kayısı bölgesi yine aynı şekilde darbe yedi. Yüzde 50-60 kayıp var. Biz, ovadaki sulu tarıma güveniyorduk. Ama maalesef sulu tarımda da hububat istediğimiz verimi veremedi. Ayçiçeğinde de durum aynı. Şu an tarlalarda inceleme yapıyoruz. Boyu ve kafa dediğimiz bölgesiyle oldukça güzel ayçiçekleri var ama maalesef dane tutmadı. Çiftçimiz ayçiçeğinden de böyle bir darbe yedi. Allah, sonumuzu hayır etsin. Bu sene Elbistan’da tarımda büyük zararlarımız var. 120 dönüm ayçiçeği eken çiftçi kardeşimiz yanımızda. Bu araziden en düşük ihtimalle dekara 250 kilogram ürün alırdı. 50-60 ton ayçiçeği alınırdı. Bunun da maliyeti 300 bin lira. Yani tek çiftçimizin 300 bin lira zararı var. Buradan yetkililerimize sesleniyoruz en azından bu şekilde mağdur olan çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının bir an önce ertelenmesi gerekiyor. Hububatta da, kayısıda da ve ayçiçeğinde de durum böyle.”

    Ayçiçeğinin dane dolumunu tamamlayamamasının altında yatan nedenin belirlenmesi için bilimsel bir araştırma yapılacağını kaydeden Başkan Bulut, “Ayçiçeğindeki danelerin boş kalmasında birçok faktör rol oynuyor. Erken ekim, aşırı gübreleme var, üst üste mısır ekip tekrar ayçiçeği ekme var, toprağı sömürme var. Ayçiçeğindeki bu kayıplarla ilgili bilim adamlarını Elbistan’a getireceğiz. Bu ayçiçeğinden alınan örnekleri Sütçü İmam Üniversitesi’ne göndereceğiz. Laboratuarda tahlil ve analizlerinin yapılmasını isteyeceğiz. Oradan gelecek bilgileri de tekrar kış aylarında çiftçilerimizle paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

    Kalealtı Mahallesi Muhtarı Ahmet Türkan ise, mahallelerindeki birçok arazide ayçiçeğinde dane kaybının yaşandığına dikkat çekti. Çiftçilerin yüksek fiyat beklentisi ile arazilerinde tercihlerini ayçiçeğinden yana kullandıklarını belirten Türkan, “Mahallemizde bu sene ayçiçeği ekimi fazla oldu. Çiftçilerimiz hem verim hem de fiyat yüksek olur düşüncesiyle bu ürüne yöneldi. Bu sene neden olduğunu bilmiyoruz ama ayçiçeklerimiz tamamen boş kaldı. İçi doldurmadı. Kafa kısmındaki çekirdeklerin yüzde 10’u dolu geri kalanı ise boş. Kestirsek işçi parasını ödemez düşüncesindeyiz. Kestirmeyi de düşünmüyoruz. Tarlada öylece bırakacağız. Cenabı Allah’ın takdiri” şeklinde konuştu.

    Aynı mahallede çiftçilik yapan Süleyman Türkkaya da, “140 dönüm arazime çerezlik ayçiçeği ektim. Buradaki ayçiçeklerini yüzde 10’u dolusu yok. Kestirir miyiz, kestirmeyiz mi bilmiyoruz. Yetkililerden yardım bekliyoruz” dedi.

  • TÜROB Başkanı Bayındır, “İstanbul’da oda geliri kaybı 1 milyar euro”

    TÜROB Başkanı Timur Bayındır, 2015-2017 yıllarının ilk yarı rakamları göz önüne alındığında, sadece İstanbul’un oda gelirleri kaybının 1 milyar euroyu bulduğunu belirtti.

    Araştırma şirketi STR Global’in Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) için hazırladığı ‘Haziran 2017 Ülke Performans Raporu’ açıklandı. Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Timur Bayındır Türkiye’deki otel doluluk oranlarını yorumladı. Bayındır, Türkiye’de konaklama sektöründe geçen yılın üzerinde doluluklar oluşmasına rağmen gelirlerin hala istenen düzeyde olmadığının altını çizdi.

    İstanbul’un 2017 yılı Haziran ayında en büyük gelir kaybını yaşayan Avrupa destinasyonu olduğunun üzerinde duran TÜROB Başkanı Timur Bayındır, 2015-2017 yıllarının ilk yarı rakamları göz önüne alındığında, sadece İstanbul’un oda gelirleri kaybının 1 milyar euro’yu bulduğunu belirtti. Bayındır, “Güvenlik sorununda düzelme olmasına rağmen, doluluk artışının aksine gelirlerde pozitif etki yok. Asıl sorun bütçe-destinasyon imajının oluşturduğu stres. Güvenlik ve risk meselesi İstanbul’un pazar fiyatlamasında adeta koz haline geldi” dedi.

    Rapora göre, Türkiye genelinde konaklama sektöründe doluluk oranları geçen yılın üzerine çıkmasına rağmen düşen fiyatlar nedeniyle konaklama sektöründe elde edilen gelirler hala Avrupa’nın en son sırasında yer alıyor. Özellikle İstanbul, Haziran 2017’de, en büyük gelir kaybı yaşayan Avrupa destinasyonu oldu. İstanbul, Antalya ve Ankara’da STR sistemine dahil otellerin verilerinin ortalamasına göre, Türkiye’nin Haziran 2017 otel dolulukları, 2016 yılının aynı dönemine yüzde 0.1 artarak yüzde 44.6 olarak kaydedildi. Türkiye, Haziran 2017’de oda başı gelirlerde 31 euro ile Avrupa ülkeleri arasında son sırada yer aldı. Ocak-Haziran dönemine kapyayan yılın ilk yarısında ise Türkiye genelinde doluluklar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50.8’den yüzde 53.3’e yükselirken, oda başı gelirler 39.4 eurodan 32.7 euroya geriledi.

    Avrupa’nın en düşük fiyatı İstanbul’da

    Turizmde içinde bulunduğu sıkıntıyı aşmaya çalışan İstanbul’da ise Haziran 2016’da yüzde 39.9 olan doluluk oranı, Haziran 2017’de yüzde 8.5 artarak, yüzde 43.2 olarak ölçüldü. ADR (Average Daily Rate) olarak adlandırılan ortalama günlük satılan oda bedeli 71.1 euro olarak, 2016’ya göre yüzde 17.5 düşüş gösterdi. Haziran 2016’da bu rakam 86.2 olmuştu. Toplam oda sayısı üzerinden odabaşı elde edilen gelirlerde ise geçen yıla oranla yüzde 10.5 düşüş yaşandı ve 30.7 euro olarak ölçüldü. Haziran 2016’da bu rakam 34.3 euro olmuştu. İstanbul, Haziran 2017’de, ADR’sindeki yüzde 17.5 düşüş ile en büyük gelir kaybı yaşayan Avrupa destinasyonu oldu. Ocak-Haziran 2017 döneminde ise doluluk oranı, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 49.2’den yüzde 53.3’e yükseldi. Ortalama günlük satılan oda bedeli 96.2 eurodan 72.3 euroya, oda başı elde edilen gelir 47.3 eurodan 38.5 euroya geriledi.

    “Koz olarak kullanılıyor”

    Dolulukları yorumlayan TÜROB Başkanı Timur Bayındır, geçen yıl aynı dönemde güvenlik sorununa ilişkin ciddi bir kaygı ortamı hakimken, bu yıl sakinleşme olmasına rağmen doluluk artışının aksine gelirlerde pozitif etkinin söz konusu olmadığını söyledi. Bayındır, “STR’nin doluluk oranları dikkate alındığında, TÜROB olarak yaptığımız hesaplamada, 2015-2017 dönemindeki ilk yarı rakamlarına göre sadece İstanbul’da oda gelirleri kaybı yaklaşık 1 milyar euroyu buluyor. Bu rakama yüksek sezon olarak adlandırdığımız ikinci yarı dahil değil. Onu da dahil ettiğimizde rakam katlanacaktır” dedi. “Turistlerin gelmesi ve doluluk oranı meselesi dışında, asıl sorun bütçe-destinasyon imajının oluşturduğu strestir. Güvenlik ve risk meselesi özellikle İstanbul’un pazar fiyatlamasında adeta bir koz haline gelmiştir” diyen Bayındır, özellikle Antalya’da geçen yıla göre gelir anlamında toparlanma görüldüğünü belirterek, “Doluluk oranlarında önemli bir değişim olmaması ve gelirin artması hizmete açık otel sayısı ve yerli turistin etkisi olarak yorumlanabilir” açıklamalarında bulundu.

    Antalya yükseldi

    Antalya’da Haziran 2017 otel dolulukları bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0.3 artarak yüzde 55.3 oldu. Haziran 2016’da bu oran yüzde 55.2 oldu. Ortalama günlük satılan oda bedeli 101.2 euro olarak, Haziran 2016’ya göre yüzde 19.2 artış gösterdi. Haziran 2016’da bu rakam 84.9 euro olmuştu. Toplam oda sayısı üzerinden oda başı elde edilen gelirlerde ise geçen yıla oranla yüzde 19.6 artış yaşandı ve 56 euro olarak ölçüldü. Haziran 2016’da bu rakam 46.8 euro olmuştu. İlk 6 ayda ise doluluk oranı, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 50.7’den yüzde 54.1’e yükselirken; ortalama günlük satılan oda bedeli 64.8 eurodan 59.9 euroya, oda başı elde edilen gelir 32.8 eurodan 32.4 euroya geriledi.

  • Trafikte acı tablo: 6 ayda bin 510 can kaybı

    Artırılan denetimlere rağmen kural tanımayan sürücüler dehşet saçmayı sürdürüyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı verilerine göre, yılın ocak-haziran döneminde meydana gelen 190 bin 509 kazada bin 510 kişi olay yerinde hayatını kaybederken, 134 bin 244 kişi de hastanelerde tedavi altına alındı. Bu rakamların sadece kaza yerindeki can kayıpları olduğuna dikkat çeken uzmanlar, hastanelerdeki ölümlerle birlikte tablonun daha da karardığını, can kaybının 3 bini bulduğunu belirtiyor.

    Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı verilerine göre, ocak – haziran döneminin trafik bilançosunu kamuoyu ile paylaştı. Buna göre haziran ayında ülke genelinde meydana gelen 34 bin 749 kazada 29 bin 493 kişi yaralanırken, 340 kişi de hayatını kaybetti. Yılın ocak-haziran döneminde ise meydana gelen 190 bin 509 kazada bin 510 kişi hayatını kaybederken 134 bin 244 kişi yaralandı. Altı aylık dönemde 39 bin 82 kaza tek taraflı, 37 bin 467 kaza da çift taraflı olarak vuku buldu.

    Trafik Eğitim ve Araştırma Dairesi Başkanlığı’nın, “Tarafların anlaşarak kendi aralarında tutanak tanzim ettiği maddi hasarlı trafik kaza sayıları dahil edilmemiştir. Rakamlar kaza yerinde meydana gelen ölü sayılarını içermektedir.” notuyla paylaştığı rakamlarla acı tabloyu gözler önüne serdi.

    Ülke genelinde yılın ilk 6 ayındaki kazalardan 584 bin 859’una sürücü, 8 bin 476’sına yayalar ve 567’sine ise yol kusuru sebep oldu. Ülke genelinde 6 aylık dönemde 356 kazaya ise yolcular sebep oldu. Altı aydaki kazalardan 69 bin 36’sına otomobil, 3 bin 316’sına bisiklet, 25’ine at arabası, 33’üne tren ve 33’üne de tramvay karıştı. Alkol alıp direksiyona geçen bin 82 kişi kazaya sebebiyet verdi.

    Kesilen cezalar 1.2 milyar lirayı aştı

    İlk altı aylık dönemde Hakkari ve Tunceli’de ölümlü kaza meydana gelmedi. Ocak-mayıs döneminde İstanbul’daki trafik kazalarında, 98 Bursa’da ise 48 kişi kaza yerinde öldü. Kural ihlali yapan 4 milyon 577 bin 271 sürücü, yaya ve yolcuya 1 milyar 211 milyon 24 bin 863 lira ceza yazıldı. Alkollü araç kullandıkları tespit edilen 49 bin 269 sürücüye ise cezai müeyyide uygulandı. 484 bin 413 araç ise çeşitli kusurlar sebebiyle trafikten men edildi.

  • Vali Yardımcısı Adem Saçan: “En büyük tesellimiz can kaybı olmaması”

    Çorum’da bir yolcu otobüsünün üst geçitten uçması sonucu meydana gelen trafik kazasında 48 kişi yaralandı.

    Edinilen bilgilere göre, Giresun’dan Ankara’ya seyir halinde olan Mehmet Oğuz yönetimindeki yolcu otobüsü sürücüsünün bir anlık dalgınlığı sonucu anayoldan ayrılarak Karadona üst geçidinin bulunduğu yan yola girdi. Üst geçit üzerinde sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkan otomobil üst yaklaşık 5 metre yükseklikten aşağı uçtu. Kazayı gören yoldan sürücüler polis ve jandarmayı arayarak yardım istedi. İhbar üzerine olay yerine AFAD, 112, UMKE, Çorum ve Sungurlu Belediyesi’nden itfaiye ekipleri ve çok sayıda polis ve jandarma ekibi sevk edildi. Kazada 2’si Irak uyruklu olduğu öğrenilen 48 kişi yaralandı. Yaralılara ilk müdahale olay yerinden geçen geçen diğer sürücüler ve sağlık görevlileri tarafından yapıldı. Yaralılardan 36 tanesi ambulanslarla Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne diğer yaralılar ise Sungurlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

    Olayın duyulması üzerine Vali Vekili Adem Saçan, Garnizon Komutanı J. Kd. Alb. Fatih Üstündağ, Emniyet Müdürü Murat Kolcu, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Ömer sobacı, İl Sağlık Müdürü Adem Öztür ve Sungurlu Kaymakamı Mitat Gözen ile birlikte hastaneleri ziyaret ederek yaralılara geçmiş olsun dileklerinde bulanarak bilgi aldı.

    Kaza ile ilgili bir açıklama yapan Vali yardımcısı adem Saçan, kazadan sabah saat 05.00 gibi haberlerinin olduğunu belirterek, “Jandarma ve polis ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. Önce Hamdiköy’de olduğu kaza olduğu söylendi. Önce oraya daha sonra kaza yerine gittik. Sungurlu ilçesine 30 kilometre bölünmüş yol çalışmaları var.s orada bir servis yolu var. Şoförün yolun camesi olduğu belli. Karayolundan çıkarak köprünün olduğu yola giriyor. Sonradan tahminiz odur ki yanlış yola gittiğini düşünerek birden bire oradaki köprünün yan tarafından otobüs kayarak yola doğru gidiyor. Otobüsün görüntüsüne göre çok daha vahim şeyler olabilirdi. Aldığımız bilgilerde çok şükür ne bir can kaybı, nede ağır durumu olan var. Sungurlu ilçesine geçtik. Orada bulunan yaralıları ziyaret ettik. Acil servisleri dolaştık. Yaralılarımıza gerekli ihtimam gösteriliyor. Yaralılarımıza gerekli müdahaleler yapılıyor. Şuanda gördüğümüz kadarıyla bütün yolcularımız sağlıklı şekilde taburcu olacaklar” dedi.

    Bir gazetecinin, “Sayın valim şöyle bir iddia var. Otobüs ana yoldan çıkıp köy yoluna geliyor.Orada dönmeye mi çalışıyor” yönündeki soruya ise Vekili Saçan, “Orasını bilemiyoruz.Ancak yanlış yola sapıyor. Anayoldan çıkarak sağ taraftaki köprüye hareket ediyor. Köprüye çıktıktan sonra yanlış yolda olduğu izlenimi oluşturuyor bizde. O panik veya o duygu içerisinde keskin virajı alamayark köprünün başından ana yola doğru kayma yaparak yola doğru iniyor. Kendisinin ifadesi alınmadı. Uykulumuy du değimliydi. Yolun mu acemisiydi onları bilemiyoruz. Yolcuların hepsi yaralı. ” sözleriyle yanıt verdi.

    Yaralı yolcu kaza anını anlattı

    Yaralı yolculardan Sait Kurt ise, sürücünün hızlı olduğunu iddia ederek, “orada köprü gibi bir şey vardı. Ben virajı dönecek sandım. O köprünün başına gelince o hızla aşağı indik. 3-4 defa takla attık. Eşimde vardı. Üç takla falan attık yani. Uykum tutmadığı için dışarıya falan bakıyordum’ ifadelerini kullandı.

    Yaralıların tedavileri devam ediyor.

  • Dt. Sevda Öztürk “Sık diş beyazlatma dişte kararma ve doku kaybı yapar”

    İstanbul Aydın Üniversitesi(İAÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Araştırma Görevlisi Dt. Sevda Öztürk, dişi haddinden fazla ve sık bir şekilde beyazlatmanın dişte doku kayıpları oluşturacağını ve dişlerin grimtrak bir renk almaya başlayacağına vurgu yapıyor.

    Klinik ortamda yapılan beyazlatma işlemi ve beyazlatma işleminin sıklığı en çok merak edilen konular arasında. Diş beyazlatma klinik ortamda mı yapılmalı? Hangi sıklıkla yapılmalı? Bunun bir sınırı var mı? Uzmanlar, sürekli beyazlatma işleminin dişler için hem mine ve doku kaybı oluşturacağı gibi, dişlerin kararmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Araştırma Görevlisi Dt. Sevda Öztürk, klinik ortamda yapılan beyazlatma işleminin dişlere zarar verdiği gibi bir düşüncenin yanlış olduğuna dikkat çekiyor. Klinik ortamda yapılan beyazlatma işleminin hekim kontrolünde yapılmasının daha kısa sürede ve istenilene yakın bir çözüm sunduğuna vurgu yapan Dt. Sevda Öztürk, “Beyazlatma işleminin ardından görülebilecek belki tek komplikasyon olan diş hassasiyetini hemen gözlemlememiz mümkün olabilmektedir” diyor.

    Yanlış uygulamaya klinikte müdahale etme şansı yüksek

    Dt. Öztürk, beyazlatma işleminin klinikte yapılması nedeniyle, hekimin hastanın beklentilerini görüp ona göre hareket edebilme ve müdahale edebilme şansının daha yüksek olduğunu belirtiyor. Öztürk aynı zamanda, “Beyazlatma işlemi hekim kontrolünde olduğundan hastanın bir şey yapması gerekmez ve dolayısıyla hastanın bu durumu yanlış anlayıp farklı ve yanlış bir tedavi uygulamaya kalkması gibi bir durum söz konusu olmaz. Yani yanlış anlaşılmaların da önüne geçilmiş olur” şeklinde konuştu.

    Hastalar tarafından sıklıkla yanlış anlaşılan tek durumun dentin hassasiyeti olduğuna işaret eden Dt. Öztürk, “Diş beyazlatıldığında dişin içinde bulunan gözenekler açılır ve bu sayede diş beyazlamış olur. Bu durumda gözenekler açılmış olduğu için dişte hassasiyet meydana gelebilir. Bu da hastalar tarafından dişlere zarar veriyor gibi bir algıya sebep olabilir. Oysaki diş beyazlatma işlemi yapıldığında dişin mine ve dentin dokularına hiç dokunulmaz. Yalnızca dişin gözenekleri açılmış olur” diyor.

    Doku kaybı meydana gelir

    “Eğer hastaların beyazlık arzusu çok fazla olursa ve dişi haddinden fazla ve sık bir şekilde beyazlatmak isterlerse bu durumda tersine dişte doku kayıpları meydana gelmeye başlar” diyen Dt. Öztürk, fazla diş beyazlatma ile birlikte mine dokusu içerisindeki maddelerin çözünmeye ve diş beyazlayacağı yerde aksine, kararmaya ve grimtrak bir renk almaya başladığına vurgu yapıyor: “Bu sebepten bazı dişlerin ancak belli bir seviyeye kadar beyazlayabileceği ve diş beyazlatma işleminin 1-2 yıl gibi uzun aralıklı periyotlardan sonra tekrarlanabileceği konusunda hastalar bilgilendirilmelidir.”