Etiket: Kaybettiği

  • Kaybettiği Annesi İçin Şarkı Yaptı

    Sanatçı Şinası Can, genç yaşta kaybettiği annesi için şarkı yaptı.

    Sanatçı Şinasi Can, genç yaşta kaybettiği annesi için şarkı yazıp besteledi. Annesi için yazıp bestelediği ’Dön Gel Anam’ şarkısında duyduğu özlemi notalara döken sanatçı, yeni çıkardığı albümüne de bu şarkının ismini verdi. Aranjörlüğünü Sururi Önal’ın yaptığı albümde tüm şarkıların söz ve müzikleri Can’a ait. Sanatçı yeni albümünün ilk klibini ise ’Şıp Dedi Damladı ve Anam’ şarkısına çekti.

    Şinasi Can Kimdir?

    01 ocak 1977 tarihinde Sivas Akıncılar’da doğan Şinasi Can’ın baba adı Mürteza olup annesinin adı Nazlı Can’dır. İlk ve orta düzeyde eğitimini Sivas Akıncılar’da tamamlayan Şinasi Can, 1996 tarihinde İstanbul’a Kadıköy Halk Eğitim merkezinde okumak için gelmiştir ve iki yıla yakın burada müzik eğitimi almıştır. İstanbul’da bulunduğu süre içerisinde çeşitli mekanlarda konser veren ve solistlik yapan Şinasi Can, TRT Sanatçısı Ali Gürlü ve Erdal Erzincan müzik merkezinde bağlama ve nota dersi almıştır. İlk albümü “Sivas’lım Elmalı” yar olan Can, O dönem En İyi Çıkış Yapan Şarkısı “şıp şıp edelim” olmuştur.

    Şuan evli 2 çocuk babası olan Can, dört yıla aşkın bir süredir belirli tv programlarına devam edip bestelerini sürmektedir.

  • Fatma Girik, Kaybettiği Hayat Arkadaşı İçin Hayır Yaptı

    Sinema sanatçısı Fatma Girik, hayat arkadaşı ünlü yönetmen Memduh Ün için Bodrum kent meydanında hayır yaptı.

    Fatma Girik, bir süre önce kaybettiği hayat arkadaşı ünlü yönetmen Memduh Ün için 40 mevlidinin ardından 52. gün hayrı yaptı. Bodrum Belediye Meydanı’ndaki etkinliğe bizzat kendisi katılan Girik, vatandaşlara pide ve ayran dağıttı. Vatandaşlar, Memduh Ün için düzenlenen hayra yoğun ilgi gösterdi.

    Hayat arkadaşını kaybedeli 52 gün olduğunu ifade eden Fatma Girik, “İnsan içinde yaşıyor acısını. Memduh Ün, unutulmaz işlere imza attı. Yıllardır hayat arkadaşımdı. Onun için bugün hayır dağıtıyoruz” dedi.

    EKİM AYINDA HAYATA GÖZLERİNİ YUMMUŞTU

    Torba mahallesinde hayat arkadaşı Fatma Girik ile beraber yaşayan 95 yaşındaki Memduh Ün, geçtiğimiz yılı 11 Kasım günü aniden fenalaşarak özel bir hastanede tedavi altına alındı. Uzun süre hastanede yatan Ün’ün durumu kötüye gidince yoğun bakım servisinde tedavi altına alınmıştı. Ün, akciğerlerinde sıvı birikmesi ve yüksek tansiyon nedeniyle bir süre solunum cihazına bağlı olarak yaşamını sürdürmüştü. Ünlü yönetmen 16 Ekim 2015’te ise hayatını kaybetmişti.

  • Kaybettiği 5 Dişi Bağırsaklarından Çıktı

    Gaziantep’te nohut dürümü yediği sırada 5 dişinin eksildiğini fark eden kişinin 5 dişi bağırsaklarında bulundu.

    Gaziantep’te nohut dürümü yediği sırada 5 dişinin olmadığını fark eden 54 yaşındaki A.B., Dr. Ersin Aslan Devlet Hastanesinde muayene olduktan sonra kaybolan 5 dişi midesinden çıktı. Ameliyatı gerçekleştiren Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Ahmet Yağbasan, “Cumartesi günüydü, bir tane diş yutma vakası olduğu söylendi. Öncellikle biz onu tam protez zannettik. Tam protez olsaydı. Biz onu çıkaramayabiliriz dedik. Daha sonra telefondan resmini gönderiler. Midede beş dişlik bir protez olduğunu gördük. Onu çıkarabiliriz diye düşündük. Normal filmde midede olduğu görünüyordu. Ama mideye baktığımızda dişleri göremedik. Dolayısıyla ilerlemiş olabileceğinin düşündük. Hastayla konuştuk nasıl olmuş diye, Antep nohut dürümü yerken dişinin eksik olduğunu hissetmiş. Bağırsak tıkanıklığına neden olabilecek bir protezdi. Yaklaşık 3 saat ameliyat sonrası dişleri çıkardık” şeklinde konuştu.

  • Kaybettiği Annesinin Kitabını Yazdı

    ’Kütüphaneciler İmparatoriçesi’ Rasime Şeyhoğlu’nun hayatı, oğlu Recai Şeyhoğlu tarafından kitaplaştırıldı.

    Recai Şeyhoğlu’nun Ayvalık’taki evinde kaleme aldığı ‘Cumhuriyet Kızının Ardından’, adıyla kitaplaşan yapıt 6 bölümden oluşuyor. Karşıyaka Belediyesi Kültür Yayınları’ndan çıkan kitapta Rasime Şeyhoğlu’nun açtığı kütüphanelerden görüntüler ve yaşamından kesitlerin yanı sıra 74 kişinin de ’Türkü Ana’ hakkındaki düşünceleri yer alıyor. Hüseyin Mutlu Akpınar da kitabın hemen başında vefa kokan yazısıyla okurlara sesleniyor.

    Annesini kaybettikten sonra ortadan kaybolan Recai Şeyhoğlu’nun Ayvalık’ta kaleme aldığı kitap, ilk önce Feyza Hepçilingirler ve Mehmet Atilla tarafından okunup redaksiyonu yapıldı. Binlerce fotoğraflık arşivinden seçmeler yapan Şeyhoğlu, kitabında annesinin çocukluk ve gençlik fotoğraflarına da yer verdi.

    İzmir Valisi Mustafa Toprak, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, Muzaffer İzgü, Yekta Güngör Özden, Feyza Hepçilingirler, Ünal Ersözlü, Nail Çetin, Öner Yağcı, Tahsin Şimşek, Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Başkanı Ali Fuat Kartal, Cihan Demirci, Avram Ventura, Veysel Çıldır, Gönül Çatalcalı, Deniz Şeyhoğlu, emekli vali yardımcısı Fahir Işıksız gibi toplumun farklı kesimlerinden kişiler Rasime Şeyhoğlu’nu anlattılar.

    Kitabın son bölümünde de anne Şeyhoğlu’nun çocuklarına yazdığı bazı mektuplar yer aldı.

    Karşıyaka Belediyesi’nin gösterdiği değerbilirliği hiç unutmayacağını söyleyen Şeyhoğlu, “İstedim ki ilkokul mezunu-eğitim gönüllüsü Rasime Şeyhoğlu ve açtığı başta Ayvalık olmak üzere toplam 39 kütüphane anılarla yaşasın, unutulmasın. Annem bu kitapla hep aramızda olsun. Çünkü onu kaybettiğime hala inanamıyorum” dedi.

    Ana oğul olarak İzmir, Balıkesir, Manisa, Bolu ve Tokat köylerinde 39 kütüphane açan ve kütüphanecilik tarihimize ’Rasime Recai Şeyhoğlu Kütüphaneler Zinciri’ olarak geçen bu kütüphaneler sosyolog Selim Karyelioğlu tarafından ’Özgün bir aydınlanma modeli’ olarak değerlendirilmişti.

    Kitap, Karşıyaka Belediyesi’nin düzenleyeceği imza ve söyleşi günlerinde okurla buluşacak.

    Besteci-piyanist Burçin Büke de önümüzdeki aylarda Karşıyaka’da Rasime Şeyhoğlu için anma konseri verecek.

  • Ailesini Kaybettiği Depremin Romanını Yazdı

    Elazığ’da bir dönem öğretmenlik yapan Mehmet Şirinoğulları, 22 Mayıs 1971’de anne ve babasını kaybettiği Bingöl depreminde yaşadıklarını anlattığı “Zelzele ve Yeşeren Umutlar” adlı romanını okuyucuyla buluşturuyor.

    56 yaşındaki Mehmet Şirinoğulları, kitabının yüzde 90’ını depremi yaşayanları dinleyerek yazdığını belirterek, sadece yüzde 10’unun kurgu olduğunu dile getirdi. Romanlarda önsüz olmadığını ancak kendisinin hikayelerin gerçek olması nedeniyle birkaç satır yazdığını anlatan Şirinoğulları, “1971 Bingöl depreminde öksüz kalan kardeşlerimden Cevdet 2010 yılında vefat etti, Mirbey emekli, Mehmet Zeki ve Abdülkerim ise halen resmi kurumlarda çalışmaktadırlar. Nihat ve İbrahim yurt dışında iş hayatlarına devam ediyor. Bize Allah böyle bir imkan ve fırsat verdi ki romanı bölüm bölüm oluşturduk. Üç bölümden oluşuyor. Her bölümün alt başlıkları var. Bir nevi bir dizi gibi acaba bu olay oldu da bundan sonra ne oldu diye biraz daha çekici olması adına bu şekilde yazdım. Deprem öncesi, sonrası bir de o arada geçen bölüm var. Kitapta deprem olduktan sonraki kısım önemli. Yani deprem sonrası hayatta olanların mücadelesinin anlatıldığı bölüm. Depremden sonra Bingöl’e gittiğimiz zaman, orada yani insanların içinde bulunmuş oldukları o dramatik durum gerçekten etkileyiciydi. İnsan o drama bakamazken biz yazdık. Bu nedenle de yazarken bile çok zorlandım. Onları yazarken duygusal durumlardan dolayı zorlandım” dedi.

    “İKİNCİSİNİ DE YAZACAĞIM”

    Okurlarının yoğun isteği ve yaşanmış hikayelerin devamını merak ettikleri için “Zelzele ve Yeşeren Umutlar” adlı kitabının ikincisini yazmaya başladığını söyleyen Şirinoğulları, “Tabi bu ustalık kitabımız olacak, ilk kitap bir nevi kalfalıktı. Hani ilk kitapta beklediğim tek şey hayır duamdır. Anne ve babaya ithafen yazıldı. Şu an ikincisi olacak bir kitap daha hazırlıyorum. Tahminimce 2016 yılı içerisinde tamamlayıp okuyucularımla buluşturacağım” diye konuştu.

    “100’E YAKIN KAYNAĞA ULAŞTIK”

    Yüksek lisans tezi olarak başladığı ‘Memluk-Haçlı mücadelesi’ konusunu da kitap haline getirdiğini belirten Şirinoğulları, “Mısır ve Suriye’de çok ciddi mücadeleleri olan Memlukluları araştırmam istendi. Okunup, hiç aydınlanılmamış, hiç konuşulmamış, hiç araştırılmamış bir konu olduğu söyledi. Bu konuda araştırma yaparken hayıflandığım durum tarih kitaplarına ulaşamamak oldu. Ben kaynaklar için Ankara ve İstanbul’a gittim. Malatya Tarih İhtisas Kütüphanesi’nden çok istifade ettim. Burada hemen hemen bütün yabancı kaynakları, yerli kaynakları orijinal olarak bulmak mümkündü. Elazığ’a yakın olduğu için gidip dönerdim. Fırat Üniversitesi’nde dilediğimiz kaynaklara ulaşamadık. En çok milli kütüphaneden istifade ettim. Araştırmalar için TBMM kütüphanesine de gittim. Konya Yusuf Ağa Kütüphanesi gibi daha birçok kütüphaneden de istifade ettim. Kitabı yazmak için yüze yakın kaynağa ulaştık” dedi.