Etiket: Katliamına

  • Eğitim-bir-sen’den Hocalı Katliamına Kınama

    Eğitim-Bir-Sen Malatya Şube Başkanı Kerem Yıldırım, Hocalı Katliamının yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Yıldırım, “Yaşananlar dünya tarihinin en ibret verici zulmü ve insanlık utancıdır” dedi.

    Eğitim-Bir-Sen Malatya Şube Başkanı Kerem Yıldırım, Hocalı Katliamını anmak için bir basın açıklaması yaptı. Yıldırım, Ermeniler tarafından Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında 600’den fazla insanın katledildiğini, yüzlercesinin yaralandığı ve binlercesinin de rehin tutularak her türlü zulmün uygulandığını hatırlatarak, katliamın üzerinden 24 yıl geçtiğini söyledi. Katliamı gerçekleştirenlerin halen cezalandırılmadığını kaydeden Yıldırım, “Katliamı gerçekleştirenler, Cumhurbaşkanlığı da dahil Ermenistan’ın en yüksek makamlarına kadar çıkarıldılar. Katliamı intikam almak için yaptıklarını göğüslerini kabartarak söylemek küstahlığında dahi bulunmuşlardır. Aradan neredeyse bir çeyrek yüzyıl geçmesine rağmen katliamın acıları tazeliğini korumakta, Karabağ halen Ermenistan’ın işgali altında bulunmaktadır. Tarihsel anlamda güncel sayılacak bu katliama rağmen Ermenistan ve onlar üzerinden siyaset üretmeye çalışan derin lobiler, zeytinyağı gibi su yüzüne çıkmayı, hem suçlu hem güçlü olmayı bir şekilde başararak, Azerileri suçlayabilme pişkinliğini ve cür’etini gösterebilmiştir” şeklinde konuştu. Yıldırım, Ahıska’da, Kırım’da, Hama’da, Halepçe’de, Srebrenitsa’da, Hocalı’da katliam yapanların, bugün aynı acımasızlıkla Gazze’de, Bayırbucak’ta, Irak’ta ve Suriye’de de katliam yaptığına vurgu yaptı. Yıldırım, “Gözlerini kırpmadan çocukları, kadınları, yaşlıları ve masum insanları öldürüyorlar. Yaşananlar dünya tarihinin en ibret verici zulmü ve insanlık utancı olarak hafızalarda yer edinirken, dünyanın tanıklık ettiği Hocalı katliamı ve benzerleri tarihe birer kara leke olarak geçmiştir. Ermenistan, işgal ettiği tüm topraklardan geri çekilmeli, katliamın sorumluları, işledikleri insanlık suçunun hesabını uluslararası yargı organları önünde vermeli ve gereken cezaya çarptırılmalıdır. Eğitim-Bir-Sen olarak, Hocalı katliamını yapanları, Orta Doğu’da katliam yapmaya devam edenleri lanetliyoruz. Hocalı katliamı ve Karabağ’ın işgali esnasında şehit olanlar başta olmak üzere, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayanların acısını acımız kabul ediyor, dün gibi tazeliğini koruyan acıların bir daha yaşanmaması için vicdan sahibi herkesi sesini yükseltmeye çağırıyoruz” diye konuştu.

  • ASİMDER’den Hocalı Katliamına Kınama

    Uluslar Arası Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMDER) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi İrfan Ermiş, 26 Şubat 1992 yılında Ermeniler tarafından Hocalı’da yapılan katliamı kınadı.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan ASİMDER Doğu ve Güneydoğu Bölge Temsilcisi İrfan Ermiş, Ermenilerin 24 yıl önce Azerbaycan Karabağ’a bağlı Hocalı kasabasında katliam yaparak yüzlerce insanı katlettiğini belirtti. Ermiş, “26 Şubat 1992 yılında Ermeniler tarafından gece yapılan kanlı baskında 83 çocuk, 106 kadın ve 70 yaşlı olmak üzere toplamda 613 kişi hunharca katledilmiş, 846 kişi sakat kalmış, bin 748 kişi esir alınmış ve 278 kişinin de kayıp olduğu belirtilmiştir. 7 bin kişilik kasabada bir gecede yapılan baskınla çoğu kişi öldürülmüş olup, geride kalanlar ise kendi yerlerinden, evlerinden ve yurtlarından sürülmüştür” dedi.

    Hocalı’da yaşananların katliamın sembolü olduğunu ifade eden Ermiş, “Ermeni çetelerinin arkasında duran Rusya ise çeşitli örgütler aracılığıyla Suriye’de aynı katliamları yapıyorlar. İçimiz dışımız düşmanlarla, hainlerle dolmuştur. Yetti artık. Dünyada tekrarı işlenen bu katliamları tekrar kınıyor, milletimizin ve yetkililerin bu konuda uyanık olmalarını istiyoruz” şeklinde konuştu.

  • Kamil Aydın’dan Türkmen Katliamına Sert Tepki

    Milliyetçi Hareket Partisi Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, Suriye’nin Bayır-Bucak bölgesinde Türkmenlere yönelik gerçekleştirilen katliama tepki gösterdi.

    Türkiye olarak, Türkmen kardeşlerimizin yanında olmamız gerektiğini ifade eden Aydın: “Büyük ve akabinde genişletilmiş Ortadoğu Projesi olarak hazırlanıp sunulan ve eş başkanlığını da dönemin başbakanına servis eden sömürgeci iradenin yüzyıl sonra bölgeyi yeniden şekillendirip kontrol edilmeye müsait duruma getirme çalışmaları hızla sürdürülmektedir. Küresel gücün organize ettiği bu proje gereği güney sınırımızın önce Irak kısmı dizayn edilecek ve oradaki etkinliğimiz azaltılacaktı. Tarihte Türkmen illeri olarak anılan Musul, Kerkük ve Süleymaniye elden çıkarıldı ve soydaşlarımızla bağlantımız kesildi

    Üstelik “bir koyup bin alacağız” vaatleriyle taşeronluğunu da bize yaptırdılar. Şimdi ise benzer senaryo Suriye için devreye sokuldu ve yine projenin baş aktörlüğü küresel güce taşeronluğu ise bize tevdi edildi. Dolayısıyla Suriye sınırımız bize kapatılarak yeniden düzenlenirken oradaki soydaşlarımızla, yani Türkmenlerle bağlarımız koparılmaktadır. İşte Bayır-Bucak Türkmenlerinin soykırıma tabi tutulmasının izahı budur. Acı olan ise dün Irak ve bugün Suriye’de Kürt-Arap bölgeleri proje gereği yönetimlerinden koparılırken, müttefik Türkiye idi. Ama söz konusu Türkmenler olunca iş değişiyor. Yani söz konusu Kobani ise Hükümetimiz her türlü yardım ve desteğiyle kullanılırken Bayır-Bucak için kılını kıpırdatamıyor. Bir yandan Rusya, Esed rejimi ve İran ittifak halinde kendilerine ait bölge oluştururken, öte yandan ABD ve koalisyon güçleri Işid ve Deaş bahanesiyle temizliğini yapmakta iken biz bölgede yaşananları seyretmeyi tercih ediyoruz. Dün Irakta askerimizin başına çuval geçirilip Türkmen bölgeleri işgal edilirken mantı sofralarında durum değerlendirmesi yapan yetkililer, bugün de okulda öğrencilerle sohbet arasında değerlendirme yapmaktadır. İşin daha da hazin kısmı; oradaki hem din kardeşimiz hem soydaşımız durumundaki Türkmenlere bir tür etnik temizlik yapılırken kamuoyundan, STK’lardan, araştırmacı yazar taifesinden ve insan hakları havarisi kesilen yapay aydınlardan herhangi bir tepki gelmiyor olmasıdır. Kobani, Mursi ve Rabia için dünyayı ayağa kaldıranlar neden suskunluklarını bozmuyorlar?” diye konuştu.