Etiket: Katliamı

  • Hocalı Katliamı Yalova’da Anıldı

    Yavova’da Hocalı Katliamının yıl dönümü sebebiyle düzenlenen eş zamanlı basın açıklamasında konuşan AK Parti İl Başkanı Yusuf Ziya Öztabak, “Bugün ülkemizde haince ve kalleşçe bomba yüklü araçlarla, asker, sivil, kadın, çocuk demeden insanları katleden zihniyetle, Hocalı’ daki zihniyet birebir aynıdır” dedi.

    AK Parti Kadın Kolları, Hocalı Katliamı’nın 24. yılı sebebiyle 81 ilde eşzamanlı olarak basın açıklaması düzenledi. Yalova’daki toplantıda konuşan AK Parti İl Başkanı Yusuf Ziya Öztabak, Ermenilerin Hocalı’da eşine az rastlanan katliamlardan birini gerçekleştirdiğini belirterek, “26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri yüzlerce Türk’ü katletmiştir. 21. yüzyılın eşiğinde, Dünyanın gözleri önünde, kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan eşine az rastlanır katliamlardan birisi gerçekleşmiştir” diye konuştu.

    AK Parti Yalova İl Başkanı Öztabak, “Hocalı katliamı sırasında 10 bin nüfuslu Hocalı’da yaklaşık 3 bin civarı Azerbaycan Türkü bulunmaktadır. Ermeniler, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecede, 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla yaşlı olmak üzere toplam 613 kişiyi katletmiştir. O kara gecede yaşananlar maalesef yalnızca insanların katledilmesinden ibaret değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde birçoğunun yakılmış ve gözlerinin oyulduğu tespit edilmiştir. Hamile kadınların ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlenmiştir. Hocalı katliamının üzerinden tam 24 yıl geçmiştir. Ermenilerin yaptıkları bu katliam insan haklarına ve uluslararası hukuki antlaşmalara, Cenevre Sözleşmesi, İnsan Hakları Beyannamesi, Vatandaş ve Siyasi Haklar Konusunda Uluslararası Sözleşme, Ateşkes Zamanında ve Askeri Çatışmalar Zamanı Kadın ve Çocukların Korunması Beyannamesi’ne karşı olarak işlenmiş bir suçtur. Geçen yıllar içerisinde o kara gecede yaşananlar uluslararası kamuoyu, uluslararası kuruluşlar ve Batı tarafından görmezden gelinmiştir. Oysa Hocalı’ da yapılan katliam Azerbaycan’daki kardeşlerimiz başta olmak üzere, tüm insanlık nezdinde işlenmiş bir suçtur. Biliyoruz ki, masum bir insana kıymak inancımıza göre suçların en büyüğüdür. Bu insanlık suçunun uluslararası arenada yankı bulamaması da ayrıca kınanması gereken bir durumdur. Ancak aynı çevrelerin ülkemizde ve yakın coğrafyamızda yaşanan katliamlara karşı da umursamaz ve ikiyüzlü tutumları bizlere seneler sonrasında da hiçbir şeyin ahlaki ve hukuki manada değişmemiş olduğunu göstermektedir. Azerbaycan bizim için sadece devletlerden bir devlet, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de milletlerden bir millet değildir. Biz aynı dili konuşan, aynı inanca mensup, ortak bir tarihi geçmişi paylaşan, sözde değil, özde kardeş iki milletiz” dedi.

    Başkan Öztabak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hocalı’ da zulme maruz kalan Azerbaycanlı kardeşlerimizin acısını, Anadolu halkı yüreğinde hissetmiştir ve acısını ilk günkü tazeliğiyle korumaktadır. Bu katliamın failleri gerekli cezayı almadığı sürece de tazeliğini korumaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti bugüne kadar merhum Haydar Aliyev’in dediği gibi ’Tek millet iki devlet’ olarak ilişkilerini sürdürmüştür, bundan sonra da sürdürmeye devam edecektir. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları olarak yurt içi ve yurt dışındaki tüm teşkilat üyelerimizle birlikte 26 Şubat 1992 tarihinde Karabağ’da, Hocalı’da yapılan katliamı kınıyoruz. Bizim için dün Srebrenitsa’da, Halepçe’de, bugün Hama’da, İdlip’te, Türkmen Dağında yaşananlar neyse tam 24 yıl önce Hocalı’da yaşananlar da odur. Bugün ülkemizde haince ve kalleşçe bomba yüklü araçlarla, asker, sivil, kadın, çocuk demeden insanları katleden zihniyetle, Hocalı’ daki zihniyet birebir aynıdır. Yeryüzünde insanlığını kaybetmenin, katliamlar yapmanın hiçbir mazereti yoktur. Uzak yakın fark etmeden gönül coğrafyamızda yaşanan her olay, AK Parti olarak bizlere insani ve vicdani sorumluluklarımızı tekrar tekrar hatırlatmaktadır. Hocalı katliamında vefat edenleri rahmet ve dua ile anıyor, bu vesile ile yakınlarına, Azerbaycanlı soydaşlarımıza tekrar başsağlığı diliyoruz”.

    Konuşmanın ardından Hocalı’da yaşanan katliamı anlatan bir de sinevizyon gösterisi izletildi. Yaşanan katliamı konu alan sinevizyon gösterisini izleyen bayanlardan bazıları ise gözyaşlarına hakim olmadı.

  • Kilis’te, Hocalı Katliamı Protesto Edildi

    AK Parti Kilis İl Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri Sovyetler Birliğinin desteği ile yüzlerce Türk’ün katledilmesinin yıl dönümünde basın açıklaması yapıldı.

    AK Parti Kilis İl Kadın Kolları adına yönetim kurulu üyesi Mine Akkurt, Hocalı’da katledilen Azerbaycanlıların çığlığı olduklarını ifade ederek, katliama tepki gösterdi. Katliamda ölenleri andıklarını belirten Akkurt, “26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri Sovyetler Birliğinin desteği ile yüzlerce Türk’ü katletmiştir. 21. Yüzyılın eşiğinde, Dünyanın gözleri önünde; kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan eşine az rastlanır katliamlardan birisi gerçekleşmiştir.Hocalı Katliamı sırasında 10 bin nüfuslu Hocalı’da yaklaşık 3 bin civarı Azeri bulunmaktadır. Ermeniler, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecede: 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla yaşlı olmak üzere toplam 613 kişiyi katletmiştir. O kara gecede yaşananlar maalesef yalnızca insanların katledilmesinden ibaret değildi. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde birçoğunun yakılmış ve gözlerinin oyulduğu tespit edilmiştir. Hamile kadınların ve çocukların da bu vahşete maruz kaldığı belirlenmiştir” dedi. Hocalı katliamının üzerinden tam 24 yıl geçtiğini ifade eden Akkurt, “Ermenilerin ve Ermenilere destek olan Sovyetler Birliği’nin yaptıkları insan haklarına ve uluslararası hukuki antlaşmalara; Cenevre Sözleşmesi, İnsan Hakları Beyannamesi, Vatandaş ve Siyasi Haklar Konusunda Uluslararası Sözleşme, Ateşkes Zamanında ve Askeri Çatışmalar Zamanı Kadın ve Çocukların Korunması Beyannamesi’ne karşı olarak işlenmiş bir suçtur. Geçen yıllar içerisinde o kara gecede yaşananlar uluslararası kamuoyu, uluslararası kuruluşlar ve Batı tarafından görmezden gelinmiştir. Oysa Hocalı’ da yapılan katliam Azerbaycan’daki kardeşlerimiz başta olmak üzere; tüm insanlık nezdinde işlenmiş bir suçtur. Biliyoruz ki, masum bir insana kıymak inancımıza göre suçların en büyüğüdür.Bu insanlık suçunun uluslararası arenada yankı bulamaması da ayrıca kınanması gereken bir durumdur. Ancak aynı çevrelerin ülkemizde ve yakın coğrafyamızda yaşanan katliamlara karşı da umursamaz ve ikiyüzlü tutumları bizlere seneler sonrasında da hiçbir şeyin ahlaki ve hukuki manada değişmemiş olduğunu göstermektedir” diye konuştu. Akkurt, “Azerbaycan bizim için sadece devletlerden bir devlet, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de milletlerden bir millet değildir. Biz aynı dili konuşan, aynı inanca mensup, ortak bir tarihi geçmişi paylaşan, sözde değil, özde kardeş iki milletiz. Hocalı’ da zulme maruz kalan Azerbaycanlı kardeşlerimizin acısını, Anadolu halkı yüreğinde hissetmiştir ve acısını ilk günkü tazeliğiyle korumaktadır. Bu katliamın failleri gerekli cezayı almadığı sürece de tazeliğini korumaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti bugüne kadar ‘Bir Ananın İki Oğlu’ olarak ilişkilerini sürdürmüştür, bundan sonra da sürdürmeye devam edecektir. Bizim için dün Srebrenitsa’da, Halepçe’de, bugün Hama’da, İdlip’te, Türkmen Dağında yaşananlar neyse tam 24 yıl önce Hocalı’da yaşananlar da odur. Bugün haince ve kalleşçe bomba yüklü araçlarla asker, sivil, kadın, çocuk demeden insanları katleden zihniyetle; Hocalı’ daki zihniyet birebir aynıdır. Yeryüzünde insanlığını kaybetmenin, katliamlar yapmanın hiçbir mazereti yoktur. Uzak yakın fark etmeden gönül coğrafyamızda yaşanan her olay; AK Parti olarak bizlere insani ve vicdani sorumluluklarımızı tekrar tekrar hatırlatmaktadır. Hocalı katliamında vefat edenleri rahmet ve dua ile anıyor, bu vesile ile yakınlarına, Azerbaycan halkına tekrar başsağlığı diliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Kızılcahamam’da “Hocalı Katliamı Şehitleri Anma” Programı Düzenlendi

    Kızılcahamam Belediyesi ve Azerbaycan Büyükelçiliği tarafından yapımı tamamlanan Hocalı Özel Müzesinde tören yapılarak, “Hocalı Katliamı Şehitleri Anma” Programı düzenlendi.

    Ankara’nın Kızılcahamam ilçesi Hocalı Anıt Parkı’nda yapılan programa; Kızılcahamam Belediye Başkanı Muhittin Güney, Kızılcahamam Kaymakamı Mehmet Yıldız, Azerbaycan Büyükelçisi Faig Bağırov, Kızılcahamam Belediye Başkan Yardımcısı Fahrettin İlhan, Başkan Danışmanı ve Genel Koordinatör İhsan Taşer, Kızılcahamam Belediye Meclis Üyeleri, kamu kurum kuruluşları müdürleri, siyasi parti ilçe başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Hocalı Şehri’nde Ermeniler tarafından katledilen şehitler için saygı duruşunda bulunulmasının ardından, Azerbaycan ve Türkiye’nin milli marşları okundu. Anma programında Kızılcahamam Belediye Başkanı Muhittin Güney ve Azerbaycan Büyükelçisi Faig Bağırov konuşma yaptı. Ardından İlçe Müftüsü Sinan Kazancı eşliğinde Hocalı şehitleri için dua edildi.

  • Torun: “Hocalı Katliamı İnsanlık Tarihine Sürülen Kara Bir Leke”

    AK Parti Bursa İl Başkanı Cemalettin Torun, Hocalı katliamının insanlık tarihine sürülen kara bir leke olduğunu ifade etti.

    AK Parti İl Başkanı Cemalettin Torun, Hocalı katliamının 24. yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yaparak, “Azeri kardeşlerimize uygulanan zulüm ve işkencenin son yıllardaki en önemli örneği olan Hocalı katliamı, tarihe kara bir leke olarak yazılmıştır. Dünyanın birkaç bölgesinde bazı insanların ayağına taş değmesiyle bile ayağa kalkan insan hakları savunucuları ve medeni haklar toplulukları, Türk-İslam topluluklarında zulüm, haksızlık, işkence ve katliam gibi insanlık dışı uygulamalara yıllardır gözünü, kulağını kapatmıştır. AK Parti olarak kurulduğumuz ilk günden itibaren insani değerlerimizin bir gereği olarak kardeşlerimiz ve mazlum durumuna düşmüş herkesin derdini kendimize dert edindik. Elimizden gelen her türlü desteği vermeye çalıştık. 613 sivilin insanlık duygularından yoksun bir şekilde katledilmesi ve bütün dünyanın gözü önünde işlenen bu katliama göz yumulması hazin bir durumdur. Bu vesile ile Hocalı’da kaybettiğimiz kardeşlerimizi rahmetle anarken, Azeri kardeşlerimizin acısına ortak olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Yüce Allah böyle acıları milletimize tekrar yaşatmasın” dedi.

  • Tarihte Kara Bir Leke: Hocalı Katliamı

    Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ Bölgesi’nde çoğunluğunu çocuklar, hamileler ve yaşlıların oluşturduğu 613 kişinin Ermeniler tarafından katledilmesinin 24. yıl dönümünde Sosyolog ve Yazar İsmail Öz katliamın insani boyutlarını ele aldı.

    26 Şubat 1992 yılında yapılan Hocalı Katliamı’nın o bölgedeki en önemli hadise olduğunu belirten Sosyolog İsmail Öz, “Orada yaşanan katliam, insan haklarının ihlali bakımından soykırım olarak değerlendirilebilir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ’Soykırım Suçlarının Önlenmesi ve Cezalandırılması’ adında bir anlaşma metni var. Üstelik Ermenistan ve Azerbaycan bu anlaşmanın tarafı olan ülkeler. Buna rağmen Ermenistan, bu anlaşmayı görmezlikten gelerek burada yapılan katliamın üzerini örtmeye yönelik bir tavır sergiliyor. Fakat tüm dünya bunun böyle olmadığını da biliyor. Ayrıca işgal edilen bu bölgenin Azerbaycan toprağı olduğu Birleşmiş Milletler kararı ile teyit edildi, Ermenistan’ın ise orada işgalci olduğu belirlenmiş oldu. Buna rağmen Ermenistan yaptıkları bu katliamın sorumluluğunu üstlenmiyor” ifadelerini kullandı.

    Etnik veya inanç bakımından aynı olan bir grubun bir bölümünün bilinçli bir şekilde imha edildiğini, bu yapılırken de o bölgeye 1991 yılından itibaren kara ve havayolu ile giriş ve çıkışların tamamen kapatıldığını, daha sonra da ölüme terkedilen insanların üzerlerine bombalar yağdırılarak acımasız bir şekilde katledildiğini ifade eden Öz, “Ermenilerin katliamları bununla da sınırlı kalmadı. Büyük bir kin duygusuyla hareket eden Ermenilerin bazı cesetlerin çeşitli kısımlarını kesip, bazılarını yaktıklarını biliyoruz. Bu, Ermenilerin sivillere karşı yapmış olduğu ilk hareket değildi. Daha önce de Anadolu’da bazı vilayetlerde benzerlerini yapmışlardı. Fakat o bölgenin kapatılıp adeta bir ölüm alanı haline dönüştürülmesiyle yapılan bu katliamın bir soykırım olduğu apaçık ortadadır” dedi.

    “RUSLAR DESTEKLEDİ, BATI GÖRMEDİ”

    Hocalı Katliamı’nda Ermenilerin Rusların desteğini aldığını ve yaşananlara göz yumduğunu belirten Öz, “Soykırımı fiili olarak yapmak değil kışkırtmak da aynı şekilde soykırım suçları içerisinde belli bir suça tekabül ediyor. Osmanlı döneminde de Rusya tarafından Bulgarlar eliyle Balkanlar’da, Ermeniler eliyle de bizim doğu coğrafyamızda pek çok kışkırtma hareketi görebiliriz. Aynı dönemlerde Bulgarlar ya da Ermeniler kendi bulundukları topraklara bir iskân yapılmasını asla kabul etmiyorlar. Eğer böyle bir durum olursa da bir isyan hareketi gösteriyorlar. Batı’nın da 1915’te yaşananları bir soykırımmış gibi gösterip sürekli öne çıkararak, Ermenilerin yaptığı zulmü asla görmeyerek nasıl adaletsizlik yaptığını ve tek taraf lehine kullanarak nasıl hiçe saydıklarını da ortaya koymamız gerekiyor. Dolayısıyla biz burada Batı’nın çifte standardını da çok açık şekilde görebiliyoruz” açıklamalarında bulundu.

    “HOCALI KATLİAMI 1915 OLAYLARINA GÖNDERMEDİR”

    Bunun temelinin 1915 yılında yaşanan hadiselere karşı bir tepki olduğunu dile getiren Öz, “1915 öncesinde Osmanlı otoritesine karşı mücadele eden Ermeni çetecilerinin mezarlarının üzerinde bazı cesetlerin kesilmiş olduğunu biliyoruz. Hocalı’da yapılanlar bir anlamda da bu göndermeyi ortaya koyuyor. Ermeni göçü esnasında bir takım sıkıntıların olduğunu kimse inkâr etmiyor. İşte bu vesilelerle Ermeniler sürekli kendilerine muhalif gördükleri, kendilerine zulüm yapıyor gibi iddia ettikleri veya kendi bağımsızlıklarının engeli gibi düşündükleri Türklere karşı hep bir kin büyütmüşler. Hocalı Katliamı’nda da yine aynı duyguların emarelerini görüyoruz. Bu anlamda 1915 olaylarına da bir gönderme yapıldığı, düşmanın açık açık kim olduğu ve bu faaliyetlerin kime yönelik gerçekleştirildiği bir anlamda net olarak ortada duruyor. Bunları rahatlıkla görebiliriz. Özellikle Ermeniler tarafından ’masum’ gibi gösterilmeye çalışılan hadisede herhangi bir masumiyetin olmadığı açık bir şekilde ortadadır. Hukukçular da burada tamamen bir milletin belli bir bölümüne dönük bilinçli şekilde bir soykırım amacı olduğu konusunda hemfikir görünüyorlar” ifadelerini kullandı.