Etiket: Katliamı

  • Elbistan’da balık katliamı

    Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde Söğütlü Çayı’nın Yalak ve Kavaktepe Mahallesi arasında kalan 10 kilometrelik bölümünde henüz belirlenemeyen bir nedenle balık ölümleri yaşandı. Söz konusu bölgede çay üzerinde balıktan yengece tek bir canlı bile hayatta kalmadı.

    Bu katliamı endişeyle izleyen mahalle sakinleri, Söğütlü’de balık popülasyonun eski haline dönmesi için en az 5 yıl gerektiğini belirterek, “Burada tamamen bir doğa katliamı oldu. Bu durumu anlatacak kelime bulamıyorum” dediler.

    Elbistan’a bağlı Tapkıran Mahallesi civarından doğan ve çok sayıda yerleşim yerini geçtikten sonra Ceyhan Nehri ile birleşen Söğütlü Çayı’nın Yalak ve Kavaktepe Mahalleleri arasındaki bölümde bilinmeyen bir sebepten dolayı balık ölümleri yaşandı. Çayın yaklaşık 10-12 kilometrelik bölümünde etkili olan vakada, su içerisinde yaşayan hangi hayvan varsa etkilenerek öldü. Olayın meydana geldiği dönemin, balık yavrularının gelişme zamanına denk gelmesi facianın boyutunu kat kat arttırdı. İrili ufaklı milyonlarca balık, çayın derin bölgelerinde birikirken birçoğu da kıyıya vurdu. Lokal bölgelerde yaşayan yengeçlerin bile ölmesi, doğa katliamının en büyük göstergesi oldu.

    Söğütlü Çayı’nda yaşanan bu canlı katliamı, sabah saatlerinde ortaya çıktı. Çay kenarında gezen vatandaşlar, sudaki ölü balıkları görünce ilk etapta kısmi bir olay olarak düşünse de çayın aşağı kesimlerine doğru ölü balık sayısının arttığına şahit oldu. Vatandaşların yaptığı ilk incelemede milyonlarca balığın öldüğü anlaşıldı. Durum hemen jandarmaya ve Kahramanmaraş İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ekiplerine bildirildi. Bölgeye giden Balıkçılık ve Su ürünleri Şube Müdürü Orhan Bülbül, çayın balık ölümlerinin yaşandığı farklı noktalarından numuneler aldı. Jandarma ekipleri de savcılığın talimatı doğrultusunda balık ölümlerinin nedenini belirlemek için geniş çaplı soruşturma başlattı.

    Ölü balıkları tahlil için toplayan Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Orhan Bülbül, “Söğütlü Çayında meydana gelen balık ölümleri ile ilgili numune topluyoruz. Bize ihbar ulaşır ulaşmaz bölgeye geldik. Jandarma ekiplerimizle birlikte bölgede inceleme yaptık. İlk etapta yoğun bir balık ölümüyle karşılaştık. Takribi olarak Yalak-Kavaktepe Mahallesi arasında kalan bölgede etkili olduğunu sanıyoruz. Numuneleri laboratuvara göndereceğiz ve çıkacak sonuca göre de işlem yapacağız” ifadelerini kullandı.

    Söğütlü Çayı’nda yaşayan ve tedavide kullanıldığı için ‘doktor balık’ olarak bilinen cinslerin de öldüğünü hatırlatan Bülbül, “Doktor balıklar, buraya özgü balıklar hepsi ölmüş. Balıkların hepsi ölmüş. Sığınacak yerleri kalmamış. Şuanda burada bir çevre katliamı var. Balıklar, yavrular, yengeçler. Tam bir çevre katliamı yaşanmış. İlk numuneyi aldığımız yerden 7-8 kilometre aşağıya geldik ölümler hala devam ediyor” diye konuştu.

    Söğütlü Çayı’ndaki balık ölümlerini ilk fark eden vatandaşlardan olan Deniz Divarcı, suyun içindeki küçük kurtçukların bile öldüğünü ve tüm yaşamın sona erdiğini söyledi.

    Sabah kalktıklarında gördükleri manzara karşısında şoke olduklarını kaydeden Divarcı, “Sabah kalktığımızda Söğütlü Çayı’ndaki korkunç manzara ile karşılaştık. Küçük bir incelemeden sonra çayda doğal yaşamın sona erdiğini anladık. Tüm balıkların öldüğünü gördük. Suda hiçbir yaşam belirtisi yok. Sebebini ise tespit edemedik. Buraya özgü mercan alası ve sarı dediğimiz balıkların hepsi ölmüş. Sudaki yılana kadar hepsi ölmüş. Yalak Mahallesi’nden Kavaktepe Mahallesi’ne kadar 10-15 kilometre mesafede hiç yaşam belirtisi yok. Buranın eski haline dönmesi için bu sene yumurtlama dönemi sona erdiği için en az 5 sene gerekiyor. Burada tamamen bir doğa katliamı oldu. Bu durumu anlatacak kelime bulamıyorum. Gördüğümüz karşısında da şok olmuş durumdayız” şeklinde konuştu.

    Yalak Mahalle Muhtarı Bayram Güneşli ise milyonlarca balığın öldüğünü ifade ederek, “Söğütlüde bir canlı katliamı yaşandı. Milyonlarca balık öldü. Şuanda sebebi araştırılıyor. Bölgemiz için canlılar için bunun telafisi çok zor olacak” dedi.

  • İzmir’de Toplu Hayvan Katliamı İddiası

    İzmir’in Seferihisar ilçesinde, zehirlenerek öldürüldüğü iddia edilen bazı kedi ve köpeklerin bulunduğu mezarlar ortaya çıktı. Skandalın ortaya çıkmasının ardından ayaklanan hayvan severler ise mezarların çıktığı bölgeye uzanarak, “Bu meseleyi kökünden halletmek istiyorsanız bizi de gömün” diyerek isyan etti.

    Seferihisar ilçesinde, akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. Seferihisar Devlet Hastanesi’nin hemen alt tarafında bulunan moloz ile atık döküm alanı olarak kullanılan bölgede bazı hayvanların siyah torbalar içerisinde gömüldüğü ihbarını alan hayvan severler, hemen harekete geçti. Bölgeye gelen Anadolu Hayvan Hakları Derneği üyeleri, kepçeler yardımıyla bir çalışma başlattı.

    KEPÇENİN VURDUĞU YERDEN HAYVAN CESEDİ ÇIKTI

    Hayvan severler, kepçenin kazmasıyla şaşkına döndü. Bölgede, çok sayıda çukura gömülü halde kedi-köpek ölüsü buldu. Kedi ve köpeklerin siyah poşetlere gizlenerek gömüldüğü belirlenirken, hayvanların zehirlendiği öne sürüldü. Bölgede bilgisine başvurulan bazı vatandaşlar ise moloz yığınlarının altında daha fazla toplu hayvan mezarı olduğunu iddia etti.

    HAYVAN SEVERLER TOPRAĞA UZANDI: “BİZİ DE GÖMÜN”

    Öte yandan, gördükleri manzara karşısında şaşkına dönen bazı hayvan severler gözyaşlarına boğuldu. Bölgede toprak üzerine uzanan hayvan severler, “Bu meseleyi kökünden halletmek istiyorsanız bizi de gömün” diyerek yaşananlara isyan etti. Anadolu Hayvan Hakları Derneği Başkanı Muhammed Emin Aksel, olayın vahşi bir katliam olduğunu belirterek, “Uzun zamandır Seferihisar çevresinde hayvanların kaybolduğu bilgisini alıyorduk. Son olarak bu bölgede açık bir çukurda hayvan ölüleri olduğu bilgisi gelince araştırma yaptık. Konuyu yetkili mercilere ilettik onların incelemesi sonrası çok sayıda çukurda yüzlerce kedi ve köpek ölüsü olduğu ortaya çıktı. Yetkililer tarafından hayvanların zehirlenerek öldürüldüğü tespit edildi. Bu durumda bu hayvanların buraya gömülmesi başlı başına yasaya aykırı. Zira zehirlenerek ya da hastalıktan öldürülen hayvanların bioatık kamyonlarınca özel torbalarla toplanarak imha edilmesi gerekiyor. Bu bölge dere yatağı ve toprağa geçirgenlik fazla olduğu için yeraltı sularının da ciddi oranda etkilenmesi söz konusu. Ayrıca kazılan çukurlar yeterince derin olmadığı gibi hiç bir şekilde kireçlenme gibi bir çalışma da yapılmamış” dedi.

    Seferihisarlı hayvan severlerden Birgül Sürük ise üç hayvanının kaybolduğunu iddia ederek, “Bu nasıl bir zihniyettir. İnsan bir cana nasıl kıyar. Hele bu can kimseye zararı olmayan bir can ise. Bunun adı vahşet, bunun adı katliamdır” dedi.

    KİMİN GÖMDÜĞÜ BELLİ DEĞİL

    Öte yandan, konunun hayvan severlerin yardımıyla yargıya taşınacağı bildirildi. Hayvanların kim veya kimler tarafından gömüldüğü ise şu ana kadar tespit edilemedi. Olay yerine intikal eden Seferihisar İlçe Emniyet Müdürlüğü, İl Halk Sağlığı Müdürlüğü ve Tarım İlçe Müdürlüğü ekipleri ise olayla ilgili soruşturma başlattı.

  • PKK’nın Pınarcık Katliamı Unutulmuyor

    Terör örgütü PKK’nın Pınarcık katliamında 17 yakınını kaybeden Şehmuz Yavuz, katliamı unutmadıklarını ve hiçbir zaman unutmayacaklarını, olayın acısını ilk gün gibi yüreklerinde taşıdıklarını söyledi.

    Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Pınarcık köyünde 20 Haziran 1987 tarihinde PKK’lı teröristlerce gerçekleştirilen saldırıda aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 30 sivil hayatını kaybetmişti. Tarihe ‘Pınarcık Katliamı’ olarak geçen saldırı aradan geçen 29 yıla rağmen unutulmadı.

    “TÜM AİLEMİ SALDIRIDA KAYBETTİM”

    Katliamın yıl dönümü nedeniyle Mardin’in Ömerli ilçesine 20 kilometre mesafede bulunan Pınarcık köyüne giden İHA muhabirine konuşan Şehmuz Yavuz (76), tüm ailesini saldırıda kaybettiğini söyledi. Eşi ve bir çocuğu başta olmak üzere ailesinden 17 kişinin katledildiğini hatırlatan Yavuz, devletin kendilerine gerekli desteği vermediği iddiasında bulundu.

    “O ACIYI YÜREĞİMDE SAKLIYORUM”

    Katliamı unutmadıklarını ve hiçbir zaman unutmayacaklarını, olayın acısını ilk gün gibi yüreklerinde taşıdıklarını söyleyen Yavuz, olayın yaşandığı günü şöyle anlattı:

    “PKK’lı teröristler köyümüze 3 yönden saldırdılar. Biz de onlara karşı koyduk. Fakat cephanemiz bitti. Ardından köye giren teröristler aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 30 kişiyi öldürdü. Aradan geçen 29 yıla rağmen bu acıyı yüreğimde saklıyorum, saklamaya da devam edeceğim”.

    “BEBEK VE ÇOCUKLARIN SUÇU NEYDİ?”

    Köylerinde yaşanan katliamın acısının tarifi imkansız olduğunu dile getiren Yavuz, “Bizim dinimizde bu gibi katliamların yeri yoktur. Bizim dinimizde suçsuz yere bir kişiyi öldürmek tüm alemi öldürmek gibidir. Şimdi bizim suçumuz neydi, ya o çocukların ve bebeklerin suçu neydi? Çok yazık, bu nasıl bir vicdansızlıktır? Eğer vicdanları olsaydı zaten bu katliamı yapmazlardı. Allah tanımazlar bunlar. İsteğimiz bu gibi katliamlar artık yaşanmasın” dedi.

    “DEVLET BİZİ SAHİPSİZ BIRAKTI”

    Devletin kendilerine yardımda bulunmadığını iddia eden Yavuz, sahipsiz kaldıklarını dile getirdi. Yavuz, “Devlet ne bize tazminat verdi ne de çocuklarımızı işe soktu. Ankara’ya defalarca dilekçe yazmamıza rağmen kapsam dışı diyorlar. Bu kapsam dışı da neyin nesi, bunlar şehit değil mi? Terör mağduru diyorlar, her halde bunlar terör mağduru değil. Neden bunları terör mağdurundan saymıyorlar?” diye konuştu.

    Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Pınarcık köyüne 20 Haziran 1987’de basan silahlı PKK’lı teröristler aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 30 kişiyi katletmiş ve ardından evleri ateşe vermişti. 6 aylık bebeklere dahi kurşun sıkan PKK’lı teröristler, köydeki hayvanları bile ateşe vermişti. Saldırı tarihe ‘Pınarcık Katliamı’ olarak geçmişti.

  • Tokat’ta Ceviz Ağacı Katliamı

    Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Karaağaç köyünde bir vatandaşa ait 28 ceviz ağacı kimliği belirsiz kişi veya kişilerce kesildi.

    Edinilen bilgiye göre, Erbaa ilçesine bağlı Karaağaç köyünde ikamet eden 3 çocuk babası Recep Diş (62), yaklaşık 6 yıl önce bahçesine 170 adet ceviz fidanı dikti. Meyve vermeye başlayan ceviz ağaçlarından 28’si gece saatlerinde kimliği henüz tespit edilemeyen kişi ya da kişilerce kesildi. Geçirdiği rahatsızlık sonucu ameliyat olmak için İstanbul’a giden Diş, olayı köyde bulunan eşi Fatma Diş’ten öğrendi. Köye 400 metre uzaklıktaki bahçesinde ceviz ağaçlarına yapılan saldırıyı insanlık dışı olarak değerlendiren Diş, “Bizim kimse ile problemimiz yok. Bu fidanları ben birer canlı olarak görüyordum. Mübarek Ramazan ayında yapılan bu çirkin saldırıyı lanetliyorum. Olayla ilgili jandarmaya gerekli ifademizi verdik. Faillerin bulunmasını istiyoruz. Bu olay yüreğimizi yaktı. Yazıktır günahtır” dedi.

    Turan Diş ise köyde sadece annesi ve babasının yaşadığını, 3 kardeşi ile gurbette çalıştıklarını ifade ederek, “Yapılan bu saldırıyı insanlık dışı olarak değerlendiriyoruz. Bir ceviz ağacı kolay yetişmiyor. Yıllardır gözümüz gibi baktığımız bu ağaçları kesenlerin bulunması ve gerekli cezanın verilmesi tek dileğimiz. Olayı gören duyan varsa jandarmaya bilgi vermesini rica ediyoruz” diye konuştu.

  • Alanya’da Portakal Ve Limon Ağacı Katliamı

    Türkiye’nin en önemli narenciye üretim merkezlerinden Antalya’nın Alanya ilçesinde, 32 dönümlük bahçede bulunan 900 portakal ve limon ağacından 787 adedinin kesildiği iddia edildi. Bölgede, ağaç kesimi savcılık kararıyla jandarma tarafından durduruldu.

    Demirtaş Mahallesi’nde yaşanan olayda 23 yıldır arazide kiracı olarak bulunan Mehmet Sarıkadıoğlu, mal sahibinin araziyi başkasına kiraya vereceğini söyleyerek kendilerini çıkarmak istediklerini ifade etti. Mal sahibinden süre istediklerini dile getiren Sarıkadıoğlu, tahliye kararını beklemeden dün sabah saatlerinde portakal ağaçlarının kesilmeye başlandığını öne sürdü.

    Arazide 23 yıldır kiracı olarak bulunduğunu aktaran Mehmet Sarıkadıoğlu, arazide narenciye üretimi yaptıklarını ifade ederek, “Ağaçların çoğunu biz kendimiz diktik. Her türlü narenciye ağacı var. Çoğunluğu ise portakal. 1 Haziran 2016 tarihi itibari ile mal sahibi, araziyi başkasına kiraya verdiklerini ve bizim çıkmamızı istediler. Biz de süre istedik. Şu anda bahçemizde 60 tona yakın portakal ağaçta duruyor. Avukatımız Ahmet Sezer, mal sahiplerine gerekli ihtarnameyi çekti ve süre uzatımı istedi. Ne olur ne olmaz diye bizde bahçeye iki bekçi koyduk. Ancak tahliye kararını bile beklemeden dün sabah 05.00 sıralarında ellerinde motorlu testere bulunan işçileri gelip portakal ağaçlarını kesmeye başlamış. Bekçiler durumu bize haber verince, jandarmayı uyardık. Ancak o zaman zarfında bu kişiler 787 adet portakal ağacını katlettiler. Savcılık da olaya el koydu” dedi.

    “BU YAPILAN HUKUKSUZLUK VE KATLİAM”

    Avukat Ahmed Sezer, söz konusu 32 dönümlük arazinin Alanya’nın en büyük narenciye bahçesi olduğuna dikkat çekerek, “Böyle bir uygulama dünyanın hiç bir yerinde görülemez. Tahliye kararını bile beklemeden 20 işçi geliyor üstlerinde 60 ton portakal varken ağaçları köklerinden kesiyorlar. Haklarında suç duyurusunda bulunduk. Tam anlamıyla yeşil katliamı yapıldı. Tamam sözleşme bitmiş ve mal sahibi başkasına kiraya vermiş olabilir. Ama bahçede ürünü olan vatandaş ’çıkmam’ diyor. O zaman yapılması gereken tahliye kararı aldırmak. Tahliye kararı alana kadar bahçede söz sahibi eski kiracıdır. Bunlar şark kurnazlığı yapıyorlar. Portakal ve limon para etmediği için ağaçları kesip ufak bir miktar zararı ödeyip kurtulacaklarını sanıyorlar ancak durum hiç de öyle değil. Burada aynı zamanda tabiat ve yeşil katliamı yapılmıştır” ifadelerini kullandı.