Etiket: Katilinin

  • Rahip Santoro’nun katilinin vurulması olayında detaylar ortaya çıktı

    5 Şubat 2006’da İtalyan Katolik Kilisesinin rahibi Santoro’nun cinayet zanlısı Oğuzhan Akdin ve ağabeyi Alparslan Akdin, Bodrum’da yaşanan kavgada tartıştıkları şahıslar tarafından silahla ayaklarından vuruldu.

    Edinilen bilgiye göre, önceki gece Ortakent Yahşi Mahallesi Alikelle Ormanı mevkiinde Akdin kardeşler iki şahısla tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine meydana gelen olayda bir araçtan üzerlerine ateş edilen ve bacaklarından vurulan Akdin kardeşlerden Alparslan Akdin ağır yaralanırken, Oğuzhan Akdin hafif şekilde yaralandı. Yaralı Akdin kardeşlerin, Bodrum’da özel bir hastanede tedavilerinin devam ettiği öğrenildi. Akdin kardeşleri vurarak olay yerinden araçla kaçan şahıslar ise Antalya’da polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı.

    Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

  • Ölmeden önce katilinin adını söylemiş

    Bursa’da arkadaşıyla birlikte alkol aldığı sırada başka bir araçtan atılan kurşunla hayatını kaybeden şahsın, hastanede ölmeden önce katilinin ismini söylediği ortaya çıktı. Cinayetin ardından gözaltına alınan 2 kişiye müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı.

    Geçen mayıs ayında Cumalıkız köyünde ormanlık alanda meydana gelen olayda, kasaplık yapan Mehmet Karaca (38), Engin U. (35) ile birlikte alkol almaya başladı. Bu sırada başka bir araçtan ateş açılması sonucu iki arkadaş yaralandı. Hastaneye kaldırılan iki arkadaştan Karaca hayatını kaybetti. Polis, 16 DF 532 plakalı araçtan ateş edildiğini tespit etti. Olayla alakalı gözaltına alınan Cevat Ş. (42) ile İdris D. (41) tutuklandı.

    Ölmeden önce katilinin ismini söylemiş

    Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Karaca’nın ölmeden önce katilinin ismini söylediği ortaya çıktı. Karaca’nın, polis ekiplerine, kendisini vuranın Cevat Ş. olduğunu beyan ettiği iddianamede yer aldı.

    “Sen bu işi beceremezsin, eline yüzüne bulaştırırsın”

    Öte yandan Cevat Ş.’nin, boşandığı eşi S.K. ile Mehmet Karaca’nın arasında gönül ilişkisi olduğunu düşündüğü belirlendi. Polise ifade veren S.K., “Eski eşim Cevat Ş. bana, ‘Mehmet’i senin öldürmen gerekiyor. Ama sen bu işi beceremezsin, eline, yüzüne bulaştırırsın’ dedi” diye konuştu.

    Cinayetten sonra aracı temizlemiş

    İddianamede, cinayetin ardından İdris D.’nin otomobili temizledikten sonra sakladığı yer aldı. Araçta bulunan mermi çekirdeği ile diğer 3 mermi çekirdeğinin karşılaştırıldığında aynı silahtan atıldığı tespit edildi. 2 şüpheli hakkında Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı. 2 sanık önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

  • Küçük Umut’un katilinin belirlenmesi için 112 aranma saatine bakılacak

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşun nedeniyle ölen 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasına devam edildi. SanIğın cep telefonu sinyalinin olay yerine yakın olmadığı raporu gelirken, olay saatinin tam tespiti için 112 Acil Servis hattının aranma saatine bakılmasına karar verildi.

    Yargıtay 1. Ceza Dairesi, İzmir’in Karabağlar ilçesinde 5 yıl önce parkta oynadığı sırada vücuduna isabet eden kurşunla hayatını kaybeden 6 yaşındaki Umut Ceylan’ın davasında müebbet hapis cezası alan sanık Can Kayı’nın tahliyesine karar vermişti. Kararın ardından İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dördüncü duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanık Can Kayı, sanığın avukatı Seyit Ahmet Akyüz, ölen Umut Ceylan’ın ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Emine Şentüfekçi katıldı. Mahkemeye gelen raporda, şüpheli Can Kayı’nın kullandığı telefon sinyallerinin olay yerine yakın olmadığı belirtildi. Ceylan ailesinin avukatı Özge Eşsizhan Yavuz, baz istasyonunun kapsama alanının geniş olduğunu belirterek, “Olay saatinde baz istasyonundan sanığın telefonu sinyal vermediği için sanığın nerede olduğu tam olarak tespit edilememiştir. Bu nedenle olayı sanığın gerçekleştirmediği yönündeki iddiayı kanıtlayacak nitelikte değildir” dedi. Avukat Yavuz, sanık hakkındaki şikayetlerinin devam ettiğini, sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep etti.

    Sanık avukatı Seyit Ahmet Akyüz ise olayın tam olarak saat kaçta gerçekleştiğinin tespit edilemediğini ifade ederek, “Bilirkişi maktulün hastaneye ulaştırıldığı saati esas alarak rapor düzenlemiştir. 112 Acil Servis’in arandığı saat araştırılarak buna göre sanığın bulunduğu yerden meydana geldiği yere ne kadar sürede ulaşıp ulaşmayacağının tespiti gerekir” dedi. Avukat Akyüz, bilirkişi sanığın bulunduğu yerden olay yerine 29 dakikada gidebileceğini belirtmişse de bu hesaplamanın trafik yoğunluğunun olmadığı bir zamana göre hesaplandığını ifade ederek, kendi hesaplamalarına göre en az ulaşma süresinin 40 dakika olduğunu ileri sürdü.

    Ambulansın istenme saatine bakılacak

    Duruşma savcısı, maktulün vurulduğu anın tespiti açısından İl Sağlık Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 112 Acil Servis hattının aranma saatinin, ayrıca olay yerine ambulans gönderilip gönderilmediğinin sorulmasını talep etti. Mahkeme heyeti, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Servis Birimine yazı yazılarak maktulün hastaneye götürülmesi için acil servisten talepte bulunulma saatinin bildirilmesine, ayrıca talepte bulunduktan sonra Umut Ceylan’ın hastaneye götürülmesi için ambulansın yönlendirilip yönlendirilmediği, yönlendirilmişse hangi ambulansın yönlendirildiğinin tespitine karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

    Rastgele açılan ateş sonucu 27 Ağustos 2012 tarihinde Karabağlar ilçesinde bir parkta beline kurşun isabet etmesiyle ağır yaralanan 6 yaşındaki Umut Ceylan, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Yapılan balistik incelemede çocuğun ölümüne neden olan kurşunun olayın ardından başka bir suç kapsamında tutuklanarak cezaevine konulan, ’uyuşturucu kullanma, yaralama, hırsızlık’ gibi çeşitli suçlardan kaydı bulunan Can Kayı’dan ele geçirilen silahtan atıldığı belirlenmişti. Sanık Can Kayı, yargılama sürecinde bu suçtan tahliye edilmiş ancak başka bir suçtan cezası olduğu için cezaevinden çıkamamıştı. 4 yıl önce son görülen duruşmada mahkeme heyeti, sanık Can Kayı’yı ’çocuğu ya da beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiyi öldürmek’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına mahkum emişti. Ardından ceza, olası kasıt sebebiyle ömür boyu hapse çevrilmişti. Karar, mahkeme heyeti tarafından oy çokluğuyla alınmıştı. Cumhuriyet Savcısı Fatih Genç ile sanığın avukatı Ersin Gülsoy, Seyit Ahmet Akyüz, kararın temyizi için Yargıtay’a başvurmuştu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Can Kayı’yı Umut Ceylan’ı öldürme davasında tahliye etmiş, ancak sanık başka suçtan hükümlü olduğu için tahliye edilmemişti. Kayı, hükümlü olduğu Aydın E Tipi Cezaevinden de geçtiğimiz günlerde yattığı cezasını tamamlayıp tahliye olmuştu.

  • Kocasının katilinin kardeşini oğluna öldürtmekten tutuklandı

    Adana’da bir anne oğluna kocasını 10 yıl önce öldüren şahsın kardeşini 12 gün önce öldürtmekten tutuklandı.

    Edinilen bilgiye göre olay, 13 Mayıs günü Gürselpaşa Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, büfe çalıştıran 46 yaşındaki Seydi Özacar, büfede bulunduğu sırada silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Olaydan sonra Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Cinayet Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı. Bu arada, Özacar’ın cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumuna kaldırılıp, daha sonra yakınları tarafından toprağa verildi.

    Polis yaptığı çalışmada, Özacar ailesinin Kartal ailesi ile kan davalı olduğunu tespit etti. Ekipler, araştırmayı derinleştirdiğinde 8 Ağustos 2007 yılında Seydi Özacar’ın kardeşi Fırat Özacar’ın (40) 10 yıl önce Tuncay Kartal’a 50 lira borç para verdiğini, ancak aradan zaman geçmesine rağmen Kartal’ın borcunu ödemediğini, bu nedenle Özacar’ın da “borcunu çok geciktirdin bana 50 değil 70 lira vereceksin” dediğini, bu nedenle aralarında tartışma çıktığını, Özacar’ın tabancasına davranarak Tuncay Kartal’ı öldürmek isterken yanındaki kardeşi Mehmet Kartal’ı vurup öldürdüğünü, bu nedenle iki aile arasında husumet olduğunu belirledi. Polis ayrıca bu olaydan sonra Fırat Özacar’ın yakalanarak adalete teslim edildiğini ve 16 yıl 8 ay hapis cezası aldığını, halen cezaevinde olduğunu tespit etti.

    Anne oğlunu azmettirdiği gerekçesiyle tutuklandı

    Polis, yaptığı çalışmada bu 20 liralık davadan dolayı babası Mehmet Kartal öldürüldüğünde 16 yaşında olan Serdar Kartal’ın (26), 13 Mayıs günü büfeye giderek babasını öldüren Fırat Özacar’ın kardeşi Seydi Özacar’ı öldürdüğünü belirledi. Polis, Serdar Kartal’ın cinayeti tek başına işlemediğini, olaya anne Hikmet Kartal, hala Mehtap Örs, eşi Veli Örs ve kuzeni Zeynep Doğan ile iki arkadaşı Enes Akıncı ile Yener Sari’nin de karıştığını belirleyerek operasyon yaptı. Yapılan operasyonda bu 6 kişi gözaltına alınırken, Serdar Kartal kaçtı.

    Polis zanlıları emniyete getirerek sorguya aldı. Zanlılar, sorgularında cinayetten haberleri olmadığını söyleyerek suçlamaları kabul etmedi. 6 zanlı ifadeleri alındıktan sonra adliyeye sevk edildi. Zanlılardan anne Hikmet Kartal oğlunu “cinayete azmettirmekten” Yener Sari ise “cinayete yardım ve yataklıktan” tutuklandı. Diğer 4 zanlıdan enişte Veli Örs ile kızı Zeynep Doğan savcılıktan serbest bırakılırken, hala Mehtap Örs ile zanlının arkadaşı Enes Akıncı adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

    Katil zanlısı Serdar Kartal ise polis tarafından her yerde aranıyor.

  • Esra Göve’nin katilinin ‘indirimsiz’ cezalandırılmasını istediler

    BALIKESİR (İHA) – Balıkesir’in Edremit ilçesinde Esra Gövem’in boşandığı eşi tarafından öldürülmesiyle ilgili davaya devam edildi. Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adliye önünde açıklama yaparak, zanlıların indirimsiz cezalandırılmasını istedi.

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde boşandığı eşi tarafından öldürülen Esra Gövem’in 3. duruşması Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kocası tarafından Altınoluk’ta öldürülen Pınar Ç.’nin ve 2016’da tarlada çalışırken öldürülen Emine Kuru’nun ailelerinin de katılımı ile Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Burhaniye Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması adına söz alan Nebahat Dinler, “Esra Gövem, Emine Kuru, Hanife Aleman, Fatma Karabulut, Aygül Yolyül ve Pınar Ç. Geçen yıl Mayıs ayından bu yana Körfez bölgesinde altı kadın öldürüldü. Bugün, Esra Gövem duruşmasında ailesi ile dayanışmak için buradayız. Pınar’ın ve Emine Kuru’nun aileleri de burada. Bizler diğer davaların da takipçisi olacağız. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Sezgi Kırıt cinayetinin faillerine vermiş olduğu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının tüm davalara emsal olmasını temenni ediyoruz” dedi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına katılan Ayşe Uysal, Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına basın açıklamasını okudu. Uysal, Esra Gövem’in katiline indirim uygulatmayacaklarını vurgulayarak, “Bugün Edremit’te eski eşi tarafından polis koruması altındayken, 2 yaşındaki çocuğunun gözü önünde öldürülen Esra Gövem için, buradayız. Tıpkı öldürülen diğer kadın kardeşlerimiz gibi Esra’da boşanmak istediği için kendi hayatına dair karar verebilmek istediği için öldürüldü. Şimdi Esra’nın ailesiyle beraber kadınlar özgürce yaşayabilsin, kendi hayatlarına dair karar alabilsin, sırf bu yüzden ölümle burun buruna gelmesin diye toplandık. Her gün bir kadın öldürülüyor. Kadın cinayetindeki vahşet artıyor, kadınlar işkence edilerek öldürülüyor. Kadınlar en çok kendi hayatlarına dair karar vermek istediklerinde şiddetle karşılaşıyorlar.

    2013 yılında öldürülen kadınların yüzde 30’u, 2014 yılında öldürülen kadınların yüzde 47’si, 2015 yılında yüzde 50’si, 2016 yılında ise yüzde 66’sı sadece boşanmak istediği için kaybedilen hayatlardır. Boşanmaları önlemek için bu kadar çaba sarf eden bakanlığa soruyoruz; boşanmasını önlediğiniz kadınların kaçı hayattadır? Bütün gücünüzle koruduğunuz o aileler içerisinde kadınların kaçı şiddetten kurtulmuştur? Boşanmaları değil, kadın cinayetlerini durdurun” ifadelerini kullandı.

    “Tesadüf değil, erkek şiddeti”, “Bağır herkes duysun, erkek şiddeti son bulsun”, “Yaşasın kadın dayanışması” sloganlarının atıldığı basın açıklamasıyla iyi hal indirimleri verilmemesi, gerçek adaletin sağlanmasını ve kadın cinayetlerinin son bulması talep edildi.

    Öte yandan duruşma 30 Haziran tarihine ertelendi.