Etiket: katil

  • Uzman onbaşının katil zanlısı tutuklandı

    Uzman onbaşının katil zanlısı tutuklandı

    Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde çıkan silahlı kavgada uzman onbaşıyı öldüren zanlı çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Olay, Aydoğdu Mahallesi’nde Tekirdağ 8. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında görevli uzman onbaşı Turgay Eyüpoğlu ile S.K. arasında, henüz bilinmeyen bir nedenle tartışma yaşandı. Tartışma sırasında S.K.’nın ateşlediği silahından çıkan mermi Tugay Eyüpoğlu’nu yaraladı. Yaralı Uzman Onbaşı Eyüpoğlu, kaldırıldığı Tekirdağ Şehir Hastanesinde yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

    Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.K.’nin çok sayıda suç kaydının bulunduğu öğrenildi. Mahkemeye çıkarılan zanlı tutuklanarak cezaevine gönderildi.

  • Bakan Akar: “Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir”

    Bakan Akar: “Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Hafter’in Türkiye karşıtı sözleriyle ilgili olarak, “Bu savaş suçlusu, cani yani katil Hafter ve destekçileri bilmelidirler ki Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir. Bunu akıllarına soksunlar” dedi.

    Bakan Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları ile resmi ziyarette bulunduğu Libya’da görevli Mehmetçik ile bir araya geldi. Libya Görev Grubu Komutanlığını ziyaret eden Bakan Akar ve komutanlar, personel ile karavanadan akşam yemeği yedi. Yemeğin ardından burada bir konuşma yapan Bakan Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yoğun bir dönemden geçtiğini kaydetti. Mehmetçiğin kendisine verilen bütün görevleri bugüne kadar kazasız belasız büyük bir başarıyla sonuçlandırdığını anlatan Bakan Akar, Türkiye’nin hak, alaka ve menfaatlerini korumak için faaliyetlerini kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. 83 milyonun güvenliği için çalışan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Libya, Azerbaycan ve KKTC gibi dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine katkı sağlamak için de elinden gelen gayreti gösterdiğini vurgulayan Bakan Akar, Türkiye’nin başta komşuları olmak üzere ülkelerin siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu belirtti. Türkiye ve Libya arasında 500 yıllık ortak tarih ve kültür bağlarının bulunduğunu belirten Bakan Akar, herkesin uzak durduğu bir dönemde Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla Libya ile iş birliği yaptığını hatırlattı. Milli Mutabakat Hükümeti’nin BM tarafından tanınan Libya’nın meşru hükümeti olduğunu vurgulayan Bakan Akar, Libya’daki temel sorunun darbeci Hafter grubu ve onu destekleyenler olduğunu, problemin buradan kaynaklandığını bildirdi. Darbeci Hafter’in yaptığı katliamların Tarhuna’da bulunan 21 toplu mezarla bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Bakan Akar, “Bunlara karşı dünya maalesef sessiz kalmayı sürdürüyor. Fakat bu insanlık suçunun peşini Milli Mutabakat Hükümeti’nin bırakmayacağına inanıyoruz. Dolayısıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki soruşturmanın devam etmesi ve gereğinin yapılması konusunda inanıyoruz ki gerekli tahkikat yapılacak ve bunların hesabı da verilecek” diye konuştu.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya’da yapılan anlaşma kapsamında askeri eğitim, iş birliği, danışmanlık faaliyetini yerine getirdiğini kaydeden Bakan Akar, çalışmalar sonucunda yaklaşık 3 bin Libyalı’nın eğitim aldığını belirtti. Siyasi sürecin başlamasının ardından bazı ülkelerin ortaya çıktığına dikkat çeken Bakan Akar, “Zamanında ortada olmayanlar, kendilerince bir rol, parsa kapmaya, kendilerine yer edinmeye çalışıyorlar. Bunun gözden kaçmaması lazım. Biz Türkiye olarak her zaman ‘Libya Libyalılarındır’ diyor, bu anlayışla hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    İrini Operasyonu’na yönelik eleştirilerini de dile getiren Bakan Akar, “Libya’nın meşru hükümeti ile herhangi bir koordinasyon yapılmadan, iş birliğine gidilmeden ve BM’nin bu konuda açık ve net bir kararı olmadan bir harekat başlattılar. Bu, taraflı, yanlı ve meşruiyeti tartışmalı bir harekat. Dolayısıyla bunun kabul edilmesi mümkün değil” dedi.

    Milli Mutabakat Hükümeti’nin siyasi çözümlere destek verdiğini aktaran Bakan Akar, şu ifadeleri kaydetti:

    “Darbeci ve dış mihrakların piyonu, başkalarının oyuncağı Hafter, BM tarafından tanınan meşru Milli Mutabakat Hükümeti’nin daveti ve ikili anlaşmalar çerçevesinde bölgeye gelmiş olan, askeri eğitim iş birliği, yardım, danışmanlık desteği sağlayan Türk askerini, TSK unsurlarını doğrudan hedef alan hezeyanlar içinde görülmeye başlanmıştır. Sıkıştığından, evinden dışarı çıkacak hali kalmadığından kendince bir şeyler yapmak uğruna TSK unsurlarını hedef alan hezeyanlar içine girmiştir. Libya’da darbeci Hafter tarafından katliama uğrayan mazlum ve mağdurların yardım çığlığına sadece Türkiye’nin olumlu cevap verdiğini, zulme ve zalime sessiz kalmadığını unutturmak istiyorlar. Kendi zulümlerini, katliamlarını kapatmak için her türlü yaygarayı koparıyorlar. Bunlar beyhude gayret, bir yere varmaları mümkün değil. Bu sözde mareşal, çarşıdan üniforma almakla veya aldığınız rütbeleri takmakla mareşal olunmuyor. Bu bir tahsil, tecrübe, yürek, bilek meselesi. Her aklına gelen parasını verip elbisesini giyip mareşal olamaz. Bu kifayetsiz muhteris bizzat kendisi görüşmeleri, konuşmaları, siyasi çözümleri birilerinin adına çıkmaza sokmak, kendi katliamlarını, caniliklerini, suçlarını örtmek için elinden gelen gayreti gösteriyor.“

    “Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir”

    Hafter’in Libya’da akan kardeş kanının sorumlusu olduğunun altını çizen Bakan Akar, “Bu savaş suçlusu, cani yani katil Hafter ve destekçileri bilmelidirler ki Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir. Bunu akıllarına soksunlar. Böyle bir hareketi yaptıktan sonra kaçacak yer bulamazlar. Dolayısıyla herkes aklını başına toplasın. Burada bir ateşkes sağlanmış, bu ateşkes çerçevesinde siyasi görüşmeler yapılıyor. Bu siyasi görüşmelerle bir çözüm bulunmaya çalışılıyor. Dolayısıyla buradaki mesele herkesin bu siyasi çözümün bulunmasına katkı sağlamaktır. Bunun dışında yapılacak her türlü hareket yanlıştır. Libya’nın birliği, bütünlüğü ve Libya’nın Libyalılara ait olduğu esastır” şeklinde konuştu.

    Tarafların bu yöndeki gayretlerinin öneminden bahseden Bakan Akar, “Bunlar anlaşılmazsa tarihi şan ve şerefle dolu kahraman, fedakar, TSK’nın gücünü bugüne kadar anlamadıysa bir başka yol ve yöntemle de anlatmasını biliriz” diye konuştu.

    Türkiye’nin haklı davasında Libyalı kardeşleri ile birlikte olduğunu vurgulayan Bakan Akar, “Bunu herkes bilsin, elimizden gelen her türlü gayreti göstermek suretiyle Milli Mutabakat Hükümeti’nin Libya’nın birliğini, bütünlüğünü sağlaması için onlara elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz, buradan dönmek yok” dedi.

    ”Son derece iyi niyetliyiz”

    Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta tüm sorunlarında iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde uluslararası hukuka dayalı siyasi çözümler bulma gayretinde olduğunu söyleyen Bakan Akar, bu konuda son derece iyi niyetli olduklarının altını çizdi. Türkiye ve Yunanistan arasında istikşafi ve güven artırıcı önlemler çerçevesinde ayrıca NATO Karargahı’nda ayrıştırma görüşmeleri olduğunu anımsatan Bakan Akar, şöyle konuştu:

    “Türkiye bunların üçüne de evet, görüşelim diyor. Bizim barış, çözüm için samimi olarak uzattığımız el hep havada kalıyor. Bunu maalesef üçüncü taraflar görmemekte ısrar ediyor, taraf tutuyorlar. Bizim üçüncü taraflardan tek beklentimiz objektif, aklıselim, makul ve mantıklı olmaları. Fakat maalesef bunu her zaman bulamıyoruz. Her fırsatta durumu istismar eden Yunan komşularımız son derece provokatif, tahrikkar, gerilimi artırıcı, tırmandırıcı yol ve yöntemlere gidiyorlar. Kendi yaptıklarını kapatıp, bizim diyaloğa, barışçıl yöntemlere açık, uluslararası hukuka saygılı, daha önce anlaşmalar çerçevesindeki taleplerimizi bir şekilde bulandırıyorlar. Bunu da alışkanlık haline getirdiler. Yunanistan’ın provokasyonları karşısında Türkiye’nin, gösterdiği çaba ve performans gerçekten takdire şayan. TSK personeli ve komutan arkadaşlarım basiretle, vakarla, sabırla iyi komşuluğun devam ettirilebilmesine yönelik bugüne kadar her türlü gayreti gösterdiler, göstermeye devam ediyorlar.”

    Yunanistan’ın bu yanlışlıklarının, akıl, mantık dışı uygulamalarının aklıselim Yunan halkı tarafından da görülmeye başlandığını belirten Bakan Akar, “Aklıselim Yunanlılar, Yunanistan’ın görüşmelerden kaçmasını da bir türlü anlayamıyorlar. Fakat tepedekiler gerçekleri bildikleri, görüşecek yüzü olmadığı için bir türlü görüşemiyorlar” dedi.

    Yunanistan’ın kötü durumdaki ekonomisine yönelik basında çıkan haberlere de değinen Akar, “Yunan halkının maaşını, ücretini kesmek pahasına çılgınca bir silahlanma modası başladı. İstediğiniz kadar, gemi, uçak, denizaltı alın yetmez. Olan sevgili Yunan halkına olacak. Zaten sıkıntılı olan ekonomiye daha da yük getirmek suretiyle insanların refahını, hayatını berbat etmek için maalesef yanlış politika peşinde koşuyor Yunan komşumuz. Tamamen hem askeri hem ekonomik gerçeklere aykırı bu silahlanmayı sürdürmeye çalışıyorlar” açıklamasında bulundu.

    “Kıbrıs bizim için milli bir mesele”

    Kıbrıs’ın Türkiye için milli bir mesele olduğunu vurgulayan Akar, “Yaklaşımımız gayet açık. 1974’te Kıbrıs’taki tutumuz ne ise bugün de aynı tutumdayız” diye konuştu.

    Adada gerçek bir çözümün önemine işaret eden Bakan Akar, “Bir an önce adada gerçek bir çözümün bulunabilmesi için Rumların şımarık ve inatçı tutumlarından vazgeçmeleri ve Türk varlığını kabul etmeleri lazım. Adada Türkleri yok sayıyorlar. Bunun kabulü mümkün değil. Bu şartlarda ilerlemek mümkün değil. Rumların bunu anlaması, üçüncü tarafların bunu görmesi lazım” ifadelerini aktardı.

    Ege ve Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin olmadığı herhangi bir projenin yaşama şansı bulunmadığını bildiren Bakan Akar, şunları kaydetti:

    “Biz garantör olarak her türlü sorumluluğumuzu, hakkımızı kullanacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Kıbrıs dahil mavi vatanımızdaki hak alaka ve menfaatlerimizi korumakta kararlı, azimli ve buna muktediriz.”

    Konuşmasının sonunda şehit ve gazileri şükranla yad eden Bakan Akar, Mehmetçiğin yeni yılını kutladı. Konuşma sonrasında sanatçılar Esat Kabaklı, Serkan Çağrı ile Elif Buse Doğan konser verirken, Mehmetçik çalan türkülere bir ağızdan eşlik etti.

  • Rusya’da 26 yaşlı kadını öldüren seri katil yakalandı

    Rusya’da 26 yaşlı kadını öldüren seri katil yakalandı

    Rusya’da 26 yaşlı kadının ölümünden sorumlu tutulan ve uzun süredir aranan seri katil yakalandı.

    Rusya’daki Volga Nehri boyunca 12 farklı şehirde toplam 26 yaşlı kadını öldürdüğü iddia edilen ve ‘Volga Manyağı’ olarak bilinen seri katil yakalandı. Rusya İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 38 yaşındaki Radik Tagirov‘un Rusya’ya bağlı Tataristan’ın başkenti Kazan’da yakalandığı belirtilirken, sorguya alınan seri katilin tüm suçlamaları kabul ettiği aktarıldı. İçişleri Bakanlığı, dedektiflerin seri katili ayakkabı izlerinden ve DNA örneklerinden tespit ettiğini belirtti. Seri katilin cinayetlerin büyük çoğunluğunu 2011 ve 2012 yılları arasında işlediğini ifade eden Bakanlık, öldürülen 26 kadının yaşlarının 75 ile 90 aralığında olduğunu açıkladı.

    Rus basınında yer alan haberlerde, seri katilin cinayetleri genelde para için işlediği iddia edilirken, işlenen neredeyse tüm cinayetlerde maktulleri boğarak öldürüldüğü yazıldı. Seri katilin, cinayetleri işlediği dairelere sosyal hizmetler personeli veya başka kamu kuruluşlarının çalışanı kılığında girdiği tespit edilirken, sorgusu devam eden seri katilin tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edileceği öğrenildi.

  • Vahşice öldürülen Pınar’ın katil zanlısına akıl sağlığı testi yapılacak

    Vahşice öldürülen Pınar’ın katil zanlısına akıl sağlığı testi yapılacak

    Muğla’da geçtiğimiz Temmuz ayında erkek arkadaşı Cemal Metin Avcı tarafından vahşice öldürülen Pınar Gültekin cinayeti ile ilgili davanın ilk duruşmasında katil zanlısı için akıl sağlığı testi raporu tanzim edilmesine karar verildi. 22 Aralık’ta ise olayın gerçekleştiği bağ evinde sanığın da katıldığı bir keşif yapılacak.

    Muğla 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde saat 13.30’da başlayan duruşma saat 21.30’da sona erdi. 8 saat süren ilk duruşmada mahkeme heyeti, katil zanlısı Cemal Metin Avcı’nın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için rapor tanzim edilmesine ve 22 Aralık tarihinde olayın yaşandığı Menteşe Karabağlar Yaylası’ndaki bağ evinde keşif yapılmasına karar verildi. Duruşma 4 Ocak 2021 tarihine ertelendi.

    Duruşma sonrası açıklama yapan Pınar Gültekin’in ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, “Davranışlarının yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının tespiti için, akıl hastalığının bulunup bulunmadığının tespiti için hastane raporu tanzim edilmesini istedi mahkeme. Yani sanık akıl hastası mıdır, değil midir diye bir rapor tanzimi istendi. Anne babasının ve kardeşinin panik atak rahatsızlığı ile ilgili beyanlarını gözeterek bunu yaptı. Bu da bize göre sürpriz bir ara karar. Çünkü kendisinin bile akıl hastası olduğuna ilişkin hiçbir iddiası yok. İyi kötüyü ayırt ediyor, aklına uygun hareket ediyor. Aşamalarda hiçbir savunmada ‘ben işlediğim fiilin hukuki anlamda sonuçlarını algılayamıyorum, davranışlarımı yönlendirme yeteneğim yok’ demiyor. Maktuleyi alıyor planlı bir şekilde bağ evine götürüyor, boğuyor, sonrasında odunla yakıyor, daha sonra benzin dökerek yakıyor, akabinde beton döküyor, palet yardımı ile atıyor. Maktule Pınar’ın telefonunu, kartını kırıyor, en son sinyal alsın diye Akyaka’dan. Sonra da telefonu üçe parçalıyor ve değişik yerlerde atıyor. Yani planlı, programlı, organize, senkronize bir şekilde cinayeti ilmik ilmik işlemiş. Soğukkanlı, hiçbir panik havası yok, tamamen tasarlamış. Sonrasında ailesi ve çocukları ile birlikte bir plaja gidiyor eğlenmeye. Aynı Cem Garipoğlu’nun ölmeden önce testere kullanıp, sonrasında Akmerkez’e kahve içmeye gittiği gibi. Sanığın kendisinin ‘Ben akıl hastasıyım’ diye bir beyanı yokken, böyle bir savunması yokken, aşamalarda böyle bir iddiası yokken mahkemenin sanık ile ilgili akıl hastası mıdır, değil midir diye bir bilirkişi raporu istemesini ben çok garipsedim. Yine ilginç, soruşturma aşamasında müteaddid defalar sanıkların ifadelerindeki çelişkiler, hayatın olağan akışına, mantık ve fizik kurallarına aykırı hususlar bunların tetkik ve tespiti için keşif istemiştik. Bu da kısmen kabul edilmişti. Olay yeri inceleme ve tatbikat çalışması yapılmıştı. Mahkeme bu sefer ilginç bir şekilde 22 Aralık 2020 tarihinde saat 13.30’da olay yeri inceleme uzmanı, bilirkişi marifeti ile keşif yapılmasına karar verdi. Olayda kullanılan varil ile benzer ölçülerde bir varil ve sanığın kullandığını belirttiği özellikle palet bulundurulması için İl Emniyet Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasına karar verdi. Tarafların ve sanıkların da keşif mahallinde hazır bulunmasına karar verdi. Biz de keşif mahallinde hazır bulunacağız. Adı geçen bir cumhuriyet savcısı vardı. Ona ilişkin iddialar vardı. Adı geçen cumhuriyet savcısına ilişkin iddiaların değerlendirilmesi, varsa disiplin mekanizmasının işletilmesi, konuya ilişkin disiplin soruşturması bakımından tarafların herhangi bir talebi olmaksızın res’en konunun HSK’ya bildirilmesine, tanıkların dinlenmesine ve karşı tarafın tutukluluğuna karar verildi. Açıkçası biz bir sonraki celsede bu ara kararların toplanması, keşif icrası ile birlikte bilirkişi raporu gelirse yargılamanın hızlanacağı kanaatindeyiz. Ama özellikle Adli Tıp’tan rapor alınması, TCK’nın 32’nci maddesine göre akıl sağlığı raporu alınması, keşif icrası biraz bizim için sürpriz oldu. Bu da şunu gösteriyor. Mahkeme anladığım kadarı ile biraz daha kovuşturmayı genişletecek, derinlemesine muhakeme yapacak, biraz daha sürecin başına dönüp etraflıca teati edip değerlendirme niyet ve iradesi var. Ama her şeye rağmen bizim geleceğe dair umutlarımız var. Adaletin tecelli edeceğini, maddi gerçeğin ortaya çıkacağını ve kamu vicdanını tatmin edecek emsal mahiyette bir ceza verileceğini düşünüyoruz” dedi.

  • Afgan işçinin katil zanlısı arkadaşı tutuklandı

    Afgan işçinin katil zanlısı arkadaşı tutuklandı

    Antalya’nın Manavgat ilçesinde muz serasında çalışan Afgan işçiyi öldüren aynı ülke vatandaşı genç, çıkartıldığı mahkemece tutuklandı. Öldürdüğü oda arkadaşını daha sonra diğer arkadaşlarıyla birlikte aramaya çıktığını belirten zanlı, ifadesinde arkadaşını kendine yaptığı eziyetlerden bıktığı için öldürdüğünü söyledi.

    Olay, üç gün önce Taşağıl Mahallesi Kümeevleri mevkiindeki muz serasında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, av tüfeğiyle öldürülen Afganistan vatandaşı Abdulhamit Moradı’nın cesedi Antalya İl Jandarma Komutanlığı SAT timi tarafından yapılan arama sonucunda muz serasının havuzunda bulundu. Cinayetle ilgili çalışma başlatan Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı JASAT dedektifleri, Abdulhamit Moradı’nin aynı odayı ve yatağı ortak kullandığı Shamsadın Nikmohammad’in (20) de aralarında bulunduğu 3 Afgan ve 2 Türkü gözaltına aldı. Zanlılar, jandarmadaki işlemlerinin ardından Manavgat Adliyesine sevk edildi. Cinayeti işlediğini itiraf eden Afganistan uyruklu Shamsadin Nikmohammad tutuklanırken, diğer 4 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    İfadesinde Denizli’de çalışırken 6 ay önce Abdulhamit Moradi’nin (36) daveti üzerine Taşağıl’a gelerek serada çalışmaya başladığını belirten Shamsadin Nikmohammad, “Ben geldiğimde Abdulhamit Moradi ile aynı konteynerde, aynı yatakta yatmaya başladık. 20 gün bana çok iyi davrandı. Ancak zaman geçtikçe hareketleri değişti. Bulaşıkları sürekli bana yıkatıyor ve kendi yapması gereken işlerde beni çalıştırıyordu. 2 ay önce Afganistan’daki yakınlarıma göndermek için Moradi’den 2 bin lira borç aldım” dedi.

    Bu sırada Abdülhamit Moradi’nin yaptıklarına dayanamayıp işi bıraktığını belirten Nikmohammad, “İş yeri sahibi benim yanıma geldi ve Hamit’e 2 bin lira borcum olduğunu, çalışarak borcumu ödememizi istedi. Ben de kabul ettim. Tekrar işe başladığımda Abdülhamit Moradi bana ilk önce çok iyi davrandı. 4 gün sonra yine kötü davranmaya başladı. Aynı davranışları tekrarlaması üzerine kendisini defalarca uyardım, uyarılarıma rağmen devam edince öldürmekten başka çarem kalmadı” diye konuştu.

    Zanlı cinayet anını ise şöyle anlattı:

    “Abdulhamit Moradi uyuyordu, hemen başucunda bulunan tek atımlık tüfeği aldım. O tüfeği akşamüstü ezan okunurken fişeğini doldurup hazırlamıştım. Tüfeğin emniyetini açıp, Abdulhamit Moradi’nin kafasına 20-25 metre yaklaştırıp gözlerimi kapattım ve tetiği çektim. Tüfek patladı, Abdulhamir Moradi’nin yüzüne bakmadan hafifçe gözlerimi açtım, kan akıyordu. Kendisine ait olan kısa kollu kırmızı ceketi kafasına örttüm. Battaniyeyle sarıp sürükleyerek odadan balkona çıkardım. Binanın arkasına doğru seraya ve orada bulunan havuza bakan yerden balkondan aşağı attım. Cesedi sürükleyerek havuzun kenarına getirdim. Orada bulduğum boş bir çuvala parke taşı doldurup, cesede de bağlayarak havuzun ortasına attım. Ardından odada bulunan ve sürüklediğim yerlerde oluşan kan izlerini toprakla temizledim tam bu sırada sera sahibi geldi ve Abdulhamit Moradi’yi sordu. Kendisine ‘İçeride uyuyor’ dedim. Ertesi günü iş yeri sahibinin emriyle Abdulhamit Moradi’yi diğer işçilerle birlikte sera ve çevresinde aradık. Bulamayınca jandarmaya başvuruda bulunduk. Abdulhamit Moradi’yi öldürdüğüm için pişmanım.”