Etiket: Katarakt

  • Katarakt ve refraktifte yeni trendler

    Türk Oftalmoloji Derneği’nin 50. Ulusal Kongresi bilimsel toplantılara sahne oldu. VSY Biotechnology tarafından düzenlenen Uydu Sempozyumu’nda katarakt ve refraktif cerrahideki inovatif yaklaşımlar konuşuldu.

    VSY Biotechnology 9-13 Kasım 2016 tarihleri arasında Antalya Maxx Royal Kongre Merkezi’nde düzenlenen 50. TOD Ulusal Kongresi kapsamında bir uydu sempozyumu düzenledi. Sempozyum 2 farklı oturumda gerçekleşti. İlk oturumda refraktif cerrahideki yenilikler, ikinci oturumda ise dünyada ve Türkiye’de yeni bir trend olan trifokal göz içi lensleri konu edildi.

    Sorunlu göz kapsülüne sorunsuz operasyon

    Refraktif cerrahiye yönelik gerçekleşen oturumun moderatörlüğünü Prof. Dr. Altan Atakan Özcan gerçekleştirdi. Doç. Dr. Alper Ağca ve Doç. Dr. Barış Sönmez konuşmacı olarak yer aldılar. Doç. Dr. Barış Sönmez; geçmiş dönemlerinde bir trafik kazası sonucunda cam kesiği, iz travması oluşan ve göz kapsülünde hasar olan 70 yaşlarında bir hastanın gözüne yaptığı katarakt operasyonunu video çekimleri ile açıkladı ve günümüzde geliştirilen modern lazer cihazları sayesinde sorunlu bir kapsülde bile sorunsuz bir operasyon gerçekleştirme imkanı bulduklarını belirtti. Lazer uygulamalarının önemine değinen Doç. Dr. Sönmez, “Femtosaniye lazerin benim için önemli olan kısmı kombine birkaç cerrahi teknikte kullanabilme avantajı; katarakt modundan kornea moduna geçebilmesi” dedi.

    Yenilikler hastaları rahatlatıyor

    Yüzey ablasyonunda yenilikler hakkında bilgi veren Doç. Dr. Alper Ağca; excimer lazer cihazlarındaki Smart Supface Pulse teknolojisi hakkında bilgi verdi. Bu teknolojinin amacının korneada pürüzsüz mümkün olduğunca düzgün bir yüzey sağlamak olduğunu belirten Doç. Dr. Ağca, “Smartsurface lazer atımlarının kornea yüzeyine daha yüksek rezülasyonda konumlandırılabilmesini sağlayan bir teknolojidir. Spotları daha birbirine yakın kusursuz bir şekilde atarak daha düzenli bir yüzey oluşturmak üzere tasarlanmış. Postop sonuçları da takiplerimize göre daha iyi. Yüzey pürüzsüzlüğü görsel değer refraksiyon hızını, postop ağrısını olumlu etkiliyor” şeklinde konuştu.

    “Lenslere bakış açısı değişiyor”

    “Dünyada ve Türkiye’de yeni bir trend: Trifokal Göz İçi Lensleri” başlığıyla düzenlenen ikinci oturumun moderatörlüğünü Prof. Dr. İsmet Durak gerçekleştirdi. Prof. Durak; çok küçük pupillaya sahip olan bir hastada dahi trifokal lenslere yönelik hasta memnuniyetinin etkileyici olduğunu söyledi. Prof. Durak, “Trifokal lenslerin abbe değeri çok yüksek. Bu kromatik aberasyonlar açısından çok önemli bir parametre. Yakın, orta ve uzak mesafelerde hasta memnuniyeti etkileyiciydi. Lenslere bakış açımızı değiştirdi” diye konuştu.

    “Türkiye’de yüzde 37 trifokal lens kullanılıyor”

    Opr. Dr. Levent Akçay ise son dönemde Türkiye’de kullanılan lensler üzerine yapılan bir anketin sonuçlarını paylaştı. Dr. Akçay’ın verdiği bilgilere göre; Türkiye’de, yüzde 40 trifokal ya da bifokal kullanıyor. Yüzde 37’si trifokal kullanılıyor. Türkiye’de trifokal lenste en fazla kullanılan marka yüzde 42 oran ile VSY Biotechnology‘ye ait. Dr. Akçay, günümüzde en fazla trifokal lenslerin tercih edilme sebebini ise şöyle açıklıyor:

    “Türkiye teknolojiyi yurtdışından dahi iyi takip eder hale geldi. Doktorlar da hastaya yeni bir teknoloji sunmak istiyor. Lensin EDOF özelliği sayesinde hastaların yakın-uzak ve özellikle orta mesafede kesintisiz sürekli görüşe kavuşmasını istiyorlar. İnsanlar genç görünmek istiyor ve bu yüzden de gözlük takmak istemiyorlar. Her mesafeyi gözlüksüz görebilmek için göz içi lensi takmak günümüzün trendlerinden.”

    “Türk lensleri Kore’de de ilgi görüyor”

    Kongreye Kore’den ziyaretçi olarak gelen Dr. Choun-Ki JOO Türkiye’de VSY Biotechnology tarafından üretilen trifokal lensleri hastalarında kullandığını ve memnun kaldığını ifade ederek, hastalarında uyguladığı lenslere dair deneyimlerini aktardı.

    Uydu sempozyumu sırasında, “Görmeye Doğru” isimli bir de skeç gerçekleştirildi. Çiğdem Tunç, Dr. Levent Akçay, Selma Sema Aras, Onur Sarıaltın, Deniz Değirmenci ve Selin Özkaya oyunda rol aldılar.

  • “Şeker hastalarında doğuştan katarakt olabilir”

    İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Bölümünden Op. Dr. Berrin Toksü katarakt hastalığı ile ilgili bilgi verdi. Toksü, özellikle şeker hastalığı olanlarda doğuştan katarakt olabileceğini belirtti.

    İstanbul Cerrahi Hastanesi Göz Hastalıkları ve Cerrahisi Bölümünden Op. Dr. Berrin Toksü katarakt hastalığı hakkında bilgi verdi. Toksü, şeker hastalığı olanlarda kataraktın daha erken ve hızlı geliştiğini belirtti. Kataraktın göz içerisindeki lensin doğuştan bazı metabolik hastalıklar sonucu ya da yaşlanma sonucu şeffaflığını kaybetmesi olarak niteleyen Toksü, “Göz içindeki lens saydamlığını kaybedince hasta dışarıyı göremez, doktor da hastanın gözünün içini göremez. Katarakt doğuştan olabilir. Doğuştan katarakt, çok ciddi tehlikeli bir durum. Bebek kataraktlı olarak doğarsa ve bu çok yoğunsa anında göz tembelliği oluşur. Bu nedenle bebeklerin doğumdan sonra muayene edilmesi gerekir. Erken doğumlarda da retina açısından bakılması gerekir. Kataraktı varsa ameliyata alınır, yoksa hafifse, başlangıç halindeyse takibe alınır. Şeker hastalığı katarakt için bir risk faktörüdür. Şeker hastalığı olanlarda daha erken ve hızlı katarakt gelişir. Kortizon kullanımında katarakt gelişir. Bazı metabolik hastalıklarda kataraktın ortaya çıkmasını hızlandırır” dedi.

    “Katarakt hastalığı ne zaman ameliyat edilmelidir?”

    Katarakt hastalığında ameliyat sürecinden ve zamanı hakkında bilgi veren Toksü, “Bebeklerde en erken yaşta ameliyat edilmelidir ama göze konulan mercek için 3 yaş civarına kadar beklenmelidir. Çünkü erken mercek takılırsa ilerde kırılma kusurları ortaya çıkar, çocuk gelişimini tamamladıkça. Çocuklarda o nedenle yoğun bir katarakt varsa erken yapılmasını tavsiye ediyoruz. Büyüklerde katarakt hastalığının ameliyatının zamanını biraz hasta belirliyor günümüzde, eskiden çok ileri dönemde geliyordu hastalar görmelerini iyice kaybedince ama şimdi katarakt nedeniyle görme yüzde 30 bile azalsa hastanın konforu bozulabiliyor, mesleğini sağlıklı olarak icra edemeyebiliyor. Hasta eğer şoförse, pilotsa daha erken ameliyat edilebiliyor. Normalde yüzde 30 , yüzde 20 görme kaybı hastayı rahatsız edebiliyor. Ameliyat zamanı kataraktın yoğunluğuna bağlı ve hastanın mesleki fonksiyonlarını ya da özel hayatını, nasıl sürdürmek istediği ile doğru orantılı” şeklinde konuştu.

    “Ameliyat sureci ve ameliyat sonrası nasıl gerçekleşir? Hastalar nelere dikkat etmelidir?”

    Hastalıkta ameliyat sürecinin çok uzun olmadığını belirten Toksü, “Profesyonel ekiplerce yapılan ameliyatlarda hazırlık süreci hızlı, hastanın muayenesi zaten hazır olmuş oluyor, ölçümleri de hazır olmuş oluyor, ameliyathaneye alınıyor. 10-15 dakika süren bir ameliyat katarakt ameliyatı. Ameliyat sonrasında da kullanması gereken damlalar var 1 hafta daha yoğun ondan sonra azaltılarak gözyaşı, antibiyotikli damla vb. damlalar kullanılabiliyor. Hastalar ameliyat öncesinde ilaçlarını mutlaka doktorlarına söylemeliler. Eğer kan sulandırıcı kullanıyorlarsa, kan sulandırıcı hangi nedenle verilmişse kendi doktorlarına danışarak kan sulandırıcıyı belirli gün öncesinden kesmeleri ya da kısa süreli kan sulandırıcılar kullanmaları gerekiyor. Şeker hastalığı olanların şekerlerine dikkat etmeleri gerekiyor. Şekerin 200’ün altında olması gerekir. Bir diyabet doktoru tarafından kontrol altında olması gerekir. Tansiyonlarının ilaçla regüle olması gerekir. Bizim çok büyük hazırlıklarımız yok ameliyat öncesinde, sadece sistemik hastalıkların kontrollü olması gerekir. Kalp hastalığı varsa yine tansiyonu aritmisi varsa bunların kardiyoloji uzmanının kontrolü altında olması gerekir. Ameliyat süresi çok kısa olduğu için 10-15 dk düzgün yatabilen hastalar ameliyat olabilirler. Ama özürlü hastalarımız, Alzheimer gibi zihin problemleri olan hastalarımıza da gerekirse genel anestezi yapabiliriz, gerekirse sedasyonla sakinleştirerek ameliyata alabiliriz. Tecrübeli bir hekim için çok kısa süreli bir ameliyattır. Ama tabi ki sorumluluğu çok büyüktür. Biz ekip olarak bunun sorumluluğunu alıyoruz ve her konuda çok dikkatli davranıyoruz. Sterilizasyon konusunda, ameliyathane sürecinde ve sonrasında.. Kliniğin tecrübesine göre bir takım broşürler hazırlanıyor, belgeler veriliyor hastaya, ameliyat öncesi sonrası bilgilendirmelerle bu süreç kolaylaştırılıyor ve kısaltılıyor” ifadelerini kullandı.

    “Tedavide hangi mercekler neye göre tercih edilmektedir?”

    Toksü, merceklerin klasik mercekler, uzak yakın mercekler ve astigmatlı mercekler olarak 3’e ayrıldığını söyledi. Hastanın refraksiyon kusuruna (miyop, hipermetrop, astigmat ve presbiyopi ) göre normal astigmatlı mercek tercih edilebildiğini dile getiren Toksü, “Hasta yakın gözlük kullanmak istemiyorsa multifokal ya da trifokal mercek tercih edilebilir. Multifokal mercekte uzak yakını görebiliyor hasta, yeni jenerasyon mercekler var. Bunlarda da uzak yakın ve ara mesafeyi daha net ve verimli bir şekilde görebilmekteler. Diyabeti olan hastaların öncelikle diyabetinin regüle olması gerekir ve göz muayenelerinde, retinada göz arkası muayenesinde aktif bir diyabetik retinopatisinin olmaması gerekir. Ya da tedavi edilmiş bir diyabetik retinopatisi olması gerekir. Çünkü ameliyattan sonra öncesinde var olan diyabetik retinopati hızlanabilir. Bu nedenle önce göz muayenesi, retinasına bakılır hastanın diyabetik retinopatisi varsa tedavi edilir. Ondan sonra katarakt ameliyatı yapılır. Acil durumlar dışında tabi ki. Göz tansiyonu olan kişilerde de gerekirse katarakt ve göz tansiyonu ameliyatları kombine yapılabilir. Eğer göz tansiyonu açısından regüle hastalarsa önce katarakt ameliyatı planlanır. Katarakt ameliyatı yapıldıktan sonra bazı hastaların göz tansiyonu problemlerinde de azalma olur. Tek damla ile, iki damla ile yürütülecekse sadece katarakt ameliyatı tercih edilebilir. Birden fazla damla gereken hastalarda başlangıçta göz siniri durumu göz önüne alınarak, göz tansiyonları göz önüne alınarak planlı olarak kombine ameliyatlarda yapılabilir” dedi.

    “Katarakt tedavisinde başarı oranı ve teknolojik gelişmeler nelerdir?”

    Katarakt tedavisinde başarı oranının yüzde 100’e yakın olduğunu söyleyen Op. Dr. Berrin Toksü, son olarak şunları kaydetti: ” Katarakt tedavisinde başarı oranı yüzde 100’e yakın diyebiliriz ama her zaman bu bir göz içi ameliyatı olduğu için. Her ameliyat gibi bazı risklerin olduğunu unutmamalıyız. Bu nedenle tedbirlerimizi çok sıkı almalıyız, sorumluluğumuzu çok iyi bilmeliyiz. Katarakt ameliyatında teknolojik gelişmelerin tabi ki yeri var Fakoemülsifikasyon tekniği ile katarakt ameliyatı yapmaktayız bu cihazlardaki gelişmeler bir de lensin ön yüzünün lazerle açılması, femtosecond dediğimiz lazerle, kataraktın lazerle parçalanması teknolojideki son yenilikler. Bu tür cihazların da gelişmesi ile katarakt ameliyatı daha kolay bir cerrahi haline gelmektedir. Fakat ameliyat çok kolay yapıldığında, herhangi bir problem geliştiğinde tecrübeli doktorlar bu problemi çok kolay hallederken, sadece yeni teknolojiyi kullananlar zorluk çekebilirler”.

  • Canlı Yayında Hem Katarakt Hem De Görme Bozukluğu Düzeltildi

    Katarakt ve refraksiyon cerrahisindeki son gelişmeler ve yeni teknikler, 20-21 Şubat 2016 tarihleri arasında İstanbul’da Türk Oftalmoloji Derneği (TOD) tarafından gerçekleşen KRCCanlı Cerrahi Sempozyumu’nda gözler önüne serildi. Sempozyum sırasında VSY Biotechnology’nin her mesafede görüş gücü sunan trifokal lensleri ile astigmatı düzelten lensleri canlı yayınla hastalara implante edildi.

    KALİTENİN KOŞULLARINDAN BİRİ LENSİN ABBE DEĞERİ

    KRC Canlı Cerrahi Sempozyumu sırasında Doç. Dr. Banu Acar, VSY Biotechnology tarafından üretimi gerçekleştirilen ve her mesafede görüş sağlama özelliği ile dünyada ön plana çıkan trifokal+EDOFteknolojili lensi hastaya implante etti. Ameliyat sonrasında soruları yanıtlayan Doç. Dr. Banu Acar, saydam malzemelerin farklı frekanslardaki ışığı farklı miktarlarda saçma ölçüsü olarak bilinen Abbe değerinin görüntü kalitesini belirleyen önemli unsurlar arasında yer aldığını belirterek, bu oranın 20 ila 70 arasında değiştiğini, insan gözündeki abbe değerinin ise 47 oranında olduğunu söyledi. İmplante ettikleri lensin ise 58 abbe değerine sahip olması özelliğiyle de kaliteli görüş imkânı sunduğunu açıkladı.

    ASTİGMAT HASTALARI DA SAĞLIKLI GÖZLERE KAVUŞTU

    Prof. Dr. Orkun Müftüoğlu yaptığı operasyonda, kataraktı düzeltirken astigmat sorununa da çözüm oluşturanToric lensiimplante etti. Prof. Dr. Orkun Müftüoğlu, lenslerde kaliteli materyal kullanımı ve asferik tasarımın oldukça önemli bir konu olduğu üzerinde durdu. İmplante edilen lensin haptikplate tasarımı sayesindelensin her iki tarafa dönebilmesi özelliğinin gözde açı ayarlarken doktorlara kolaylık sağladığını, ince açı ayarını titizlikle yapılabildiğini belirtti.

    LENSİN YERLEŞTİRİLME AÇISI ÇOK ÖNEMLİ!

    Panelistler arasında yer alan Prof. Dr. Selim Doğanay da astigmat düzelten lensleri implante ederken açı ayarının çok iyi bir şekilde yapılabilmesini sağlayan “ameliyat öncesi göz işaretlemelerinin” önemine değindi. Dr. Doğanay; “yüzde 3,3’lük derecelik kaymada, astigmatta da yüzde 3,3’lük bir kayıp oluyor. Dolayısıyla 30 derecelik bir yanılgı astigmat özellikli bir lensin etkisizleştirilmesi anlamına geliyor. Astigmatik olgularda son derecede önemli olan ameliyat öncesi işaretlemelere önem vermeliyiz” şeklinde konuştu.

    KATARAKT HASTALARININ 3’TE BİRİNDE ASTİGMAT GÖRÜLÜYOR

    VSY Biotechnology lenslerinin implante edildiği canlı yayının salon moderatörlüğünü gerçekleştiren Prof. Dr. İzzet Can, yapılan istatistiklere göre her 3 katarakt hastasından birinde astigmat olduğunu belirterek; çok yüksek astigmatı bulunan tüm astigmat hastaların refraktif cerrahi sayesinde sağlıklı gözlere kavuşabildiğini açıkladı.

    OTURUMDA BAŞARILI DOKTORLAR BİR ARADAYDI

    VSY Biotechnology lenslerinin implante edildiği canlı yayının ameliyathanemoderatörlüğünü; Prof. Dr. Osman Şevki Arslan, Prof. Dr. Muhittin Taşkapılı, Doç. Dr. Beril Küçümen, Opr. Dr. Cezmi Doğan üstlendi. Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu, Prof. Dr. Mehmet Baykara da panelistler arasındaydı.

  • Türkiye’de Bir İlk: Katarakt Hastalarının “Kedigözü” Şikâyetine Çare Bulundu

    VSY Biotechnology, “parlama yapmayan” göz içi lens hammaddesini ürettiğini açıkladı. Bu hammadde ile üretilen lensi kullanan kişilerde “kedigözü” olarak ifade edilen “karanlıkta fosforlu parlama” görülmeyecek. Firma bu yeni teknolojisi ile “Oftalmik Amaçlı Yüksek Refraktif Indeksli Polimerler (High Refractive Index Polymers)” uluslararası patentinin sahibi oldu.

    IŞIKTA KAMAŞMA SORUNU TARİHE KARIŞIYOR

    VSY Biotechnology Ar-Ge Merkezi Yöneticisi Elif Kahvecioğlu konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Ar-Ge Merkezi’nde proje ekibimiz ile gerçekleştirdiğimiz yoğun çalışmalar sonucunda hidrofobik yapıda parlamayan lens materyalini geliştirdik. Bu özel formülasyona sahip materyal ile tasarlanan, katarakt cerrahisinde kullanılan biyoteknolojik göz içi lensleri de parlamıyor. Şu anda Enova lenslerinde bu hammaddeyi kullanıyoruz. Enova ile “göz kamaşması” gibi sorunlarla karşılaşılmıyor. Özellikle araba kullanan ve aktif bir şekilde iş hayatına devam eden kişiler tarafından bu hammadde ile üretilen lensler tercih edilecek, daha konforlu görüş sağlanacaktır.

    Materyalin Camsı Geçiş Sıcaklık Değeri’nin (Tg) düşük olması, robot sistemi ile el değmeden tek kullanımlık plastik kalıplama yöntemi ile üretilmesi, yapısı itibariyle göz ameliyatlarında kolay kullanım imkânı, yine dünyada ilk olan tek kullanımlık kalıplama teknolojisi ile üretiminin sağlanması Enova lenslerin öne çıkan diğer özellikleri arasında. Enova göz içi lensleri refraktif indeksinin yüksekliği sayesinde benzer standartlara göre daha ince üretilebiliyor ve daha dar alandan göz içine yerleştirilebiliyor, bu sayede ameliyat sonrası hızla iyileşme sağlanabiliyor.”

    SIRADA BİRÇOK İNOVATİF ÜRÜN VAR

    VSY Biotechnology CEO’su Dr. Ercan Varlıbaş ise VSY Biotechnology’nin yalnızca göz içi lens teknolojisi alanında değil, aynı zamanda materyal geliştirme, optik dizaynlar ve yerleştirme sistemleri ile dünyada sözü geçen bir şirket olduğunu ifade ederek; “gücümüzü Ar-Ge’den alıyoruz; yakın gelecekte sağlık biyoteknolojisine yönelik farklı birçok inovatif ürünü daha dünya ile tanıştırmayı planlıyoruz” dedi.

  • Elmalı Devlet Hastanesi’nde Fako Yöntemi İle Dikişsiz Katarakt Ameliyatı

    Elmalı Devlet Hastanesi’nde 24 yıl önce dikişli katarakt ameliyatının ardından, dikişsiz katarakt ameliyatı olarak ta bilinen fakoemülsifikasyon ve göz içi lens implantasyonu operasyonu ilk kez başarı ile uygulanmaya başladı.

    Operasyon hakkında bilgi veren Op. Dr. Mehmet Erkan Doğan, göz sağlığını tehdit eden hastalıklardan birinin katarakt olduğunu söyledi. Kataraktı, göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşması olarak tanımlayan Op.Dr. Doğan, “Katarakt hakkındaki en çarpıcı gerçek, görme yeteneğinin giderek kaybedildiği ve tedavinin geciktirilmemesi gerektiğidir. Halk arasında göze perde inmesi olarak ta bilinen katarakt, normalde saydam olan göz merceğinin özellikle yaşlılığa bağlı olarak opaklaşması ve saydamlığını kaybetmesine bağlı oluşur. Kataraktın belirtileri arasında, görmede yavaş yavaş azalma, ışığa hassasiyet (göz kamaşması)çift görme, okuma zorluğu, gece görüşünde bozulma, renklerde soluklaşma veya sararma, gözlük numaralarının sık değişmesi yer alır” dedi.

    “HASTALAR ELMALI’DA TEDAVİ EDİLECEK”

    Elmalı’da yaşlı nüfusun yüksek olması nedeniyle kataraktla karşılaşma oranının da yüksek olduğunu aktaran Op.Dr. Doğan, “Ayda yaklaşık 30 hasta katarakt ameliyatı için merkez hastanelere gitmek zorunda kalıyordu bu da hem merkezdeki hasta yoğunluğunu arttırıyor, hem de hastalarımıza artı bir maliyet oluyordu. Artık hastanemizde hizmette olan ve uzman hekimimiz kontrolünde yapılan ameliyatlar sayesinde merkeze gitmeden yaşadıkları yerde ve daha kısa sürede sağlıklarına kavuşacaklar. Komşu ilçelerimiz olan Kumluca, Finike, Demre, Kaş gibi batı ilçelerimiz arasında ilk defa Elmalı Devlet Hastane’sinde yapılan bu yöntem sayesinde hastalarımız artık Elmalı’da tedavilerini olabilecek” diye konuştu.

    “DİKİŞSİZ AMELİYAT”

    Fakoemülsifikasyon (Fako) tekniği ile göz içine 2.2 milimetrelik kesiden girildiğini belirten Op.Dr. Doğan, “Kesi küçük olduğundan dikişe gerek duyulmaz. Fako ile katarakt ameliyatları kısa sürede yapılıyor, dikiş atılmıyor, daha hızlı iyileşiyor ve görme daha net oluyor. Teknolojinin insan yaranına sunduğu geniş imkanlar sayesinde katarakt hastalığının tedavisinde gelinen bu başarılı nokta yüz güldürücüdür. Özellikle Fako tekniği olarak isimlendirilen, halk arasında ise lazerli ya da dikişsiz ameliyat olarak bilinen en son yöntem sayesinde artık katarakt ameliyatları Elmalı Devlet Hastanemizde başarılı bir şekilde uygulanmaya başladı ve artık korkulan bir ameliyat olmaktan çıktı. FAKO tekniği ile ameliyat yaklaşık 30-45 dakika sürmekte, hasta 1-2 saat içerisinde taburcu edilmektedir. Ertesi gün kontrollerine gelen hastalarda bu teknik sayesinde hızlı bir şekilde iyileşme görülüyor” diye konuştu.

    Elmalı Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Mehmet Akdağ ise Fako yöntemi ile katarakt ameliyatının Kamu Hastaneleri Birliği’nin büyük destekleri sonucu yapılmaya başlandığını kaydetti.