Etiket: Kat

  • Migren Kadınlarda Erkeklere Göre 2 Kat Daha Sık Görülüyor

    Migrenin kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha fazla görüldüğü belirtildi.

    Medical Park Karadeniz Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Leyla Çavdar Yılmaz, baş ağrısı toplumda en sık rastlanılan şikayetlerin başında geldiğini söyledi. Bu baş ağrılarının en çok bilinen tipinin ise migren olduğunu ifade eden Yılmaz “Halbuki en sık görülen tipi gerilim tipi baş ağrısıdır. Migren kadınlarda erkeklere göre 2 kat daha sık görülür” dedi.

    Migren tipi baş ağrısının özelliğinin genelde tek taraflı zonklayıcı tarzda olduğuna işaret eden Dr. Yılmaz, “Migren tipi baş ağrısının özellikleri, genelde tek taraflı zonklayıcı tarzda, şiddetli, şiddeti hareketle artan, kişinin günlük yaşantısını aksatan ve 4-72 saat süren bir baş ağrısıdır. Baş ağrısına bulantı ve veya kusma eşlik eder ve ağrılı dönemde ışık ve ses hassasiyeti vardır. Tabi migren mutlaka tek taraflı olmak zorunda değil iki taraflı olabilir. Hastanın doktora mutlaka başvurmasını gerektiren kırmızı bayrak bulguları vardır. Bunlar yeni başlayan şiddeti giderek artan başağrısı ise, hayatta yaşadığı en kötü baş ağrısı ise, 50 yaşından yukarı veya çocukluk çağında ise, öksürükle artan, yatınca artan baş ağrısı ise ve ağrısına ateş, kusma, nöbet eşlik ediyorsa mutlaka hemen doktora başvurmalıdırlar” ifadelerini kullandı.

    AĞRI KESİCİLER BAŞ AĞRISINA NEDEN OLABİLİYOR

    Hastaların zaman zaman doktora gitmek yerine komşularının önerdiği ağrı kesicilere yöneldiğini bunun da çok yanlış olduğunu hatırlatan Dr. Yılmaz, “Hastalar bazen bilinçsiz, komşunun önerdiği ağrı kesicileri sık kullanma eğiliminde olurlar. Bu çok yanlıştır çünkü eğer bir hasta haftada iki günden fazla baş ağrısı nedeniyle ağrı kesici kullanıyorsa ilaç aşırı kullanan baş ağrılı hasta oluyor. Bu ilaçlar ağrının daha da kötüye gitmesine sebep oluyor ve artık her gün ağrı çeken hasta haline geliyorlar. Migren hastalarında yine tetikleyici migren atağını ortaya çıkaran faktörler vardır. Bunlar açlık, uyku düzensizliği, stres, yorgunluk ve adet dönemidir. Yine doğum kontrol ilaçları migren atağını tetikler bu hastalarda başka doğum kontrol yöntemlerinin kullanılması önerilir. Eğer migren hastası sigarada kullanıyorsa bu hastalarda inme riskini artırdığı kabul edilen doğum kontrol ilaçları önerilmiyor” dedi.

    MİGREN TEDAVİSİ

    Tedavinin ikiye ayrıldığını kaydeden Dr. Yılmaz, “ Migren baş ağrısında tedavi ikiye ayrılır. Birincisi ağrı sırasında atak tedavisi, ikincisi ağrının gelmesini engellemeye yönelik proflaksi tedavisi. Atak tedavisinde ağrı kesiciler ve triptan grubu ilaçlar profilaksi tedavisinde ise çeşitli antidepresanlar, antikonvulzan, kalp ritmini düzenleyici ilaçlar kullanıyoruz. Yine son yıllarda kronik migren tedavisinde botilinum toksin uygulaması da yapılmaktadır” diye konuştu.

  • Domates Dalından Tezgaha Dört Kat Pahalıya Ulaşıyor

    Erdemli ilçesinde, dalında 2,5 liraya alıcı bulan domates İstanbul’da 4 kat daha pahalıya satılıyor. Yıllık 400 bin tonun üzerinde domates üretimi gerçekleştiren Erdemli’de domates fiyatı 2,5 lirayı gördü.

    Güzlük dikim domateslerin son ürünleri hasat edilirken çiftçiler dalında domates fiyatlarından memnun oldu. Ancak Erdemli haline ürün getiren çiftçiler son günlerde domatesin büyükşehirler de tezgaha uçuk fiyat etiketiyle ulaştığını ifade ederek, ürünün tüketiciye de uygun fiyatla sunulması gerektiğini, bu konuda hem üreticiyi hem de tüketiciyi memnun edecek bir formülün şart olduğunu belirtti.

    Erdemli Yaş Sebze Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı İsmet Topçu, çiftçinin ürününü satarken, tüketicinin alırken memnun kalacağı bir formül üzerinde çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Bölgede domates fiyatlarının 2-2,5 lira civarında seyrettiğini anlatan Topçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Fakat Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerimizde tüketiciye ulaşıncaya kadar 7-8 lirayı buluyor. Bu durumdan üretici memnun değil tüketicide memnun değil. Öyle bir formül bulmalıyız ki üretici satarken, tüketici de alırken memnun olsun. Böyle bir çalışmayı nasıl yapacaksak onun üzerinde durmamız gerekiyor.”

    Öncü domates üreticilerinden Adnan Dölek de, “Şehrimizde domates 2,5 lira civarında. 100 kilometre mesafedeki Adana’da 5-5,5 lira, İstanbul ve Ankara’da 8 ile 10 lira arasında etiket görüyoruz. Bu kâr marjının belli olmayışından kaynaklanıyor. Kâr marjını belirleyici unsur oluşturulması gerekmektedir” diye konuştu.

    Domates üreticisi Ali Besili ise, fiyatlardan şuan için memnun olduklarını belirterek “Büyük şehirlerde 7-8 lira gibi uçuk fiyat var. Burada üretici domatesi 2,5 liraya satıyor. Ama tüketici 8 liraya domates tüketiyor. Burada büyük bir uçurum var” ifadesini kullandı.

  • Türkiye Diş Fırçalamada Avrupa’nın 4 Kat Gerisinde

    Samsun Dişhekimleri Odası Başkanı Abdullah İlker, Türkiye’nin diş fırçalama oranını 4 kat daha artması gerektiğini söyledi.

    Abdullah İlker, ağız ve diş sağlığı açısından en önemli konulardan biri olan diş fırçalama konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle dış fırçası kullanımı ve macun kullanımında Türkiye’nin Avrupa’nın çok gerisinde olduğunu belirten İlker, hayatı boyunca diş hekimine gitmemiş kişilerin olduğunu kaydetti.

    Samsun Dişhekimleri Odası Başkanı Abdullah İlker, “Türkiye’de ağız ve diş sağlığına verilen önem yeterli değil. Ağız ve Diş sağlığı konusunda Türkiye olarak Avrupa’dan çok gerideyiz. Bu durumun iyiye gitmesi için kamu kurumlarının duruma müdahale etmesi gerekiyor. Devlet hastanelerinin yeni doğan çocukları 18 yaşına kadar ağız ve diş sağlığını takip ederek, sağlıklı bir nesil yetiştirmemiz gerekiyor. Gelişmiş ülkelerde 1 kişi yılda 4 kere diş fırçası değiştirirken, ülkemizde ise insanların yüzde 10’unun evine diş fırçası halen girmemiştir. Daha dişhekimine gitmemiş, tanışmamış insanlarımız var. Ülkemizde kişi başına düşen diş fırçası sayısı yılda sadece 1’dir. Diş macunu kullanımı gelişmiş ülkelerde yılda 400 gramın üzeride iken ülkemizde ise sadece 100 gram civarlarındadır. Bunun sebebi de diş fırçalama alışkanlığının azlığından kaynaklanıyor. Herkesin 6 ayda bir mutlaka bir dişhekimine gitmesi gerekiyor. Bu kontrolleri yaptırmayan kişiler genç yaşta diş noksanlığı ya da protez kullanımı ile hayatlarını idame ettirecektir. Diş fırçalama konusunda gelişmiş ülkelerin seviyesine gelmemiz için bugün ki diş fırçalama oranını 4 kat daha arttırmamız lazım” dedi.

    “UCUZ DİŞ MACUNU VE FIRÇASI KULLANMAYIN”

    Vatandaşları ucuz diş macunu ve fırçası hakkında da uyaran Başkan İlker, “Vatandaşların gelişi güzel, ismi bilinmeyen ucuz diş macunlarını kullanmamaları gerekiyor. Çok ucuz diye diş macunu kullanmak doğru değildir. Kaliteli ve sağlıklı diş macunu kullanımı ağız ve diş sağlığı açısından çok önemlidir. Aynı şekilde diş fırçalarının da çok ucuz ve kalitesizlerinin kullanılmamaları gerekir. Diş bakımında kullanılan fırçanın, büyüklü, bakış yönü ve özellikleri diş sağlığı ve temizliği açısından çok önemlidir. Ağız ve diş sağlığı için kaliteli ve bilinen ürünlerin kullanılması faydalı olacaktır” diye konuştu.

  • Yoğun Kar Yağışı 112’nin Vaka Sayısını 2 Kat Artırdı

    Bartın’da 4 gün süren ve hayatı olumsuz etkileyen yoğun kar yağışı nedeniyle 112’ye yapılan başvuru sayısı iki katına çıktı. Hastaların evlerinden alınması için ekipler zaman zaman UMKE’den yardım aldı.

    Normal süreçte günde ortalama 60 başvurunun yapıldığı Bartın Acil Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü’nden 4 günde 485 vatandaş hizmet aldı. 112 ekiplerinin yaralı hastaları kurtarma çalışmaları da personeller tarafından anbean kameraya kaydedildi. Çekilen görüntüler, 112’nin çalışma zorluğunu bir kez daha ortaya serdi. Konuyla ilgili veriler Bartın Sağlık Müdürlüğü tarafından paylaşıldı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İl Özel İdare’nin acil durumlara 31.12.2015 – 03.01.2016 tarihlerinde yoğun kar yağışı nedeniyle normalde günlük 112 acil sağlık hizmetleri vaka sayısı 60 iken bu dönemde günlük ortalama 120 vakaya ulaşılmış, tüm vakalara ulaşılmış fakat hava muhalefeti nedeniyle bazı vakalara 4-5 saati bulan gecikmeler olmuştur. Alınan tüm hastalar acil olmayıp bu hastalardan acil sırasına azami ölçüde riayet edilerek vakalar alınmıştır. Acil olmayan çağrılara da plan dahilinde ambulans hizmeti verilmiştir. Toplamda 4 günlük sürede 485 vakaya ulaşılmıştır. Paletli ambulansla 31 vakaya, UMKE ekibi ile 28 vakaya ulaşılmıştır. Bu dönemde 3 doğum hastası nakli gerçekleştirilmiş, herhangi bir sorun yaşanmamıştır. Aynı dönemde 28 diyaliz hastası alınarak kamu ve özel sektörde diyaliz ünitelerine bırakılmıştır. 4 günlük bu dönemde toplamda 15 ekip ile 24 saat esasına göre hizmet verilmiştir. Tüm olumsuz şartlara rağmen ambulans ekiplerimiz özveriyle hizmetlerini yürütmüşler ve kırsalda Özel İdare ekipleri ile koordine halinde çalışılmış ve sorunlar azami ölçüde giderilmiştir. Ambulans arızalarında ve lojistik destekte teknik ekiplerimiz ve sanayi esnafımız mesai gözetmeksizin destek vermişlerdir. Özellikle paletli ambulans kırsalda yoğun kar olan bölgelerde etkin şekilde kullanılmış ve sağlık hizmetlerinin etkin şekilde verilmesine katkı sağlamıştır. Devlet hastanesinin iki acil servisi, ilçelerdeki ilçe hastanelerimizin acil servisleri ve Kurucaşile’deki entegre birimimiz 24 saat esasına göre çalışmışlar ve sağlık hizmetinde herhangi bir aksama yaşanmamıştır. Zaman zaman kadın doğum ünitesine vatandaşların ulaşımında sıkıntılar oluşmuş, belediye yetkilileri ile görüşülerek sorun çözülmüştür.”

    112 ekiplerinin yaralı hastaları kurtarma çalışmaları da personeller tarafından anbean kameraya kaydedildi. Çekilen görüntüler, 112’nin çalışma zorluğunu bir kez daha ortaya serdi.

  • Uyku Apnesi Erkeklerde İki Kat Fazla

    Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AEAH) Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Kliniği İdari Sorumlusu Doç. Dr. Mustafa Deniz Yılmaz ve Klinik Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Hülya Eyigör, tıkayıcı uyku apne sendromu hakkında bilgi verdi.

    Uyku apnesinin, uyku sırasında üst hava yolunun sürekli olarak tekrarlayan tıkanmaları ile seyreden, şiddeti ve bulguları değişkenlik gösterebilen, toplumda da sık rastlanan bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Yılmaz, “Kadınlarda yüzde 2, erkeklerde ise yüzde 4 oranlarında görülmektedir” dedi.

    Uyku apnesinin tanısında tüm gece uyku testi (polisomnografi) kullanıldığını, AEAH Uyku Laboratuvarında yapılan uyku testinin hastanın bir gece gözetim altında yatırılarak gerçekleştirildiğini söyleyen Doç. Dr. Yılmaz, “Ağır tıkayıcı uyku apne sendromu saptanan hastalarda, nazal maske ile uygulanan sürekli pozitif hava basıncı (CPAP), hastalığın tedavisi ve önlenmesinde en etkili yöntemdir. Bu yöntemle AEAH Uyku Laboratuvarında 2015 yılı Ocak ayından günümüze kadar 913 hastaya uyku testi yapılmıştır” dedi.

    Uykuda anormal solunum durmasının, gündüz uykululuğunun yanı sıra bilinç ve davranış problemlerine, depresyona, obeziteye, şeker hastalığına, kalp hastalıklarına ve tüm bunların sonucunda da hayat kalitesinde azalmaya neden olduğunu belirten Doç. Dr. Hülya Eyigör, bu nedenle horlama ve gündüz uykululuğu olan kişilerin mutlak surette bir KBB hekimine başvurmalarını önerdi.