Etiket: Kastamonuda

  • Kastamonu’da 380 Kişi Organ Bağışında Bulundu

    Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Öztürk, Kastamonu’da 380 kişinin organ bağışında bulunduğunu söyledi.

    3-9 Kasım Organ Bağış Haftası dolayısıyla Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü, bir alışveriş merkezinde organ bağış standı kurdu. Bu standı ziyaret eden Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Öztürk, tedavisi sadece organ ve doku nakliyle mümkün olan hastalıkların tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli sağlık sorunlarından birini teşkil ettiğini belirtti.

    3-9 Kasım tarihleri arasında Organ Bağışı Haftası olarak kutlandığını hatırlatan Dr. Öztürk, “Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü olarak ta farkındalık oluşturabilmek için vatandaşların yoğun olarak kullandığı yerlere stant açıp tanıtım yapıyoruz. Bu stantlarımızı hafta boyunca ilimizin çeşitli yerlerine açacağız. Amacımız, halkımızın organ bağışına olan talebini ve organ bağışına olan bakış açısını değiştirmek. Bu sayede organ bağış sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Ülkemizde bir stadyumu dolduracak kadar insan, organ bağışı için sırada bekliyor. Organ bağışı, görevi yapamayacak kadar hasta olan hatta vücuda zarar veren tüm organların yenisiyle değiştirilmesidir. Bu nakiller, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden veya sağlam olanlardan yapılabilmektedir. Dinimiz açısından organ bağışının hiçbir sakıncası yoktur. Ben, hafta dolayısıyla ilimizdeki tüm vatandaşlarımızı standımıza gelerek hem bilgi almalarını hem de organ bağışında bulunmaları çağrısında bulunuyorum. Her organ, kurtarılan bir can anlamına gelmektedir” dedi.

    Öztürk, ayrıca Kastamonu’da 380 kişinin organ bağışında bulunduğunu söyledi.

  • Kastamonu’da 40 Büyükbaş Hayvan, Tüberkülozdan Telef Oldu

    Türkiye’nin önemli hayvan pazarlarından olan Kastamonu’da, büyükbaş hayvanlarda tüberküloz salgını yaşanıyor. Bu kapsamda Kastamonu’da bir çiftçiye ait, yaklaşık 40 büyükbaş hayvan telef oldu.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ekipleri, çiçek hastalığı ile mücadele ederken bu sefer büyükbaş hayvanlarda tüberküloz salgını yaşanıyor. Bu kapsamda Kastamonu’nun Devrekani ilçesinde Kanlıabat Köyünde bir çiftçiye ait 40 büyükbaş hayvan, sığır tüberkülozu teşhisiyle itlaf edilirken, köy ise 6 ay süreyle karantinaya alındı. Ayrıca çiftçiler, tüberkülozun hayvanlara ilçede bulunan çöplükten bulaştığını ve bu çöplüğün kapatılarak ağaçlandırılmasını istedi.

    “40 BÜYÜKBAŞ HAYVANIMIZ, TÜBERKÜLOZDAN TELEF OLDU”

    Ahırlarındaki 40 büyükbaş hayvanlarının tüberkülozdan yani verem hastalığından telef olduğunu söyleyen çiftçi Serhat Hüseyinbaş, “Gördüğünüz üzere tıbbi atık ve çevresel atıklar yüzünden burada çöplük oluştu. Bizim, bu çöplük yüzünden yaklaşık 40 tane hayvanımız telef oldu. Sığır tüberkülozu denilen bir hastalığa yakalandı. Hayvanların buradan otlanması ve buraya gelen köpek sürülerinin, hayvanların içerisine karışması nedeniyle tüberküloz salgını ortaya çıktı. Bu yüzden bizimde 40 tane büyükbaş hayvanımız telef oldu. Biz, çöplüğün kapatılarak ağaçlandırılmasını istiyoruz. Yalnız şimdiye kadar bir sonuz elde edemedik. Bir süredir biz, bu işle uğraşıyoruz ama bir sonuç alamadık. Yetkililerden talebimiz, çöplüğün kapatılarak ağaçlandırılmasıdır” dedi.

    “ÇÖPLÜKTEN DOLAYI BÜYÜKBAŞ HAYVANLARIMIZA TÜBERKÜLOZ HASTALIĞI BULAŞTI”

    Köylerine 1 kilometre uzaklıktaki çöplükten dolayı büyükbaş hayvanların tüberküloz hastalığının bulaştığını söyleyen Serhat Hüseyinbaş, “Köyümüze yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta mesafede bulunan çöplükten dolayı büyükbaş hayvanlarımızda tüberküloz hastalığı bulaştı. Yaklaşık 40 büyükbaş hayvanımız, bu hastalık sonucu devlet tarafından itlaf edildi. Karşılığında bizlere ise, çok cüzi bir miktarda ödeme yapıldı bizlere. Şu anda köyümüz karantina altındaydı, karantina süresi bitmesine rağmen biz, büyükbaş hayvan almaya korkuyoruz. Verem hastalığının tekrar hayvanlara sirayet edebileceğinden dolayı korkuyoruz” diye konuştu.

    “TÜBERKÜLOZUN İNSANLARA BULAŞMA RİSKİ YÜKSEK”

    Büyükbaş hayvanlarda görülen tüberkülozun yani verem hastalığının insanlara bulaşma riskinin yüksek olduğunu ifade eden Serhat Hüseyinbaş, “Aynı zamanda süt ürünleriyle gelir elde ediyorduk. Biz, bunları da bıraktık. Çünkü insanlara bulaşma riski büyük. Çevre köylerde de aynı hastalık bulunuyor. Bu hasalıktan dolayı hayvanları telef olan komşularımız var. Çünkü hayvanların elinden alınmasından korktuğu için ve köylerinin karantinaya alınmasından korktukları için bunu saklıyorlar. Üreticiler, hayvanlarından ölen 1-2 büyükbaş hayvanı göz ardı ediyorlar. Çöplükten bulaştığını düşündüğümüz hastalıktan dolayı çöplüğün köyümüzün yakınlarında olmasından rahatsızız. Bu yüzden çöplüğün kapatılarak ağaçlandırılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Kendilerinin 40 büyükbaş hayvanının telef olduğunu aktaran Serhat Hüseyinbaş, “Bu hastalığın insanlara da geçebileceği veteriner hekimler tarafından bizlere söylendi. Zaten yabani köpekler olsun veya farklı köylerin sürüleri, birbirlerine karışarak bu hastalığı daha da yayıyorlar. Kendimize, insanlara ve çocuklarımıza bulaşma riski çok yüksek. Bizim hayvanlarımız telef oldu, önlem almak için illa insanlarında mı ölmesi gerekiyor. İnsanlar ölmeden buna bir çare bulunamayacak mı?” ifadelerini kullandı.

    “HASTALIK, BAŞIBOŞ KÖPEKLERDEN DOLAYI ÇEVREYE YAYILIYOR”

    Hastalığın, çöplüğe gelen başıboş köpeklerden dolayı çevreye yayıldığını ileri süren çiftçi Hamide Hüseyinbaş (36) ise “Çöplükten dolayı bir rahatsızlığımız var. 40 tane hayvanımız vardı, hayvanlarımız çöplükten bulaşan tüberküloz hastalığı nedeniyle telef oldu. Bu yüzden çöplüğün kaldırılarak ağaçlandırılmasını istiyoruz. Hayvanlarımız tüberküloz yani verem hastalığına yakalandı. Çöplük, köyümüze yaklaşık 1 kilometre civarında bir uzaklıkta bulunuyor. Bu yüzden bizim hayvanlarımız, çöplüğe otlamaya gidiyor. Ayrıca çöplüğe giden başıboş köpeklerde, çöplükteki hastalıkları tutup hayvanlara bulaştırıyor. Verem hastalığına yakalandığı için 40 tane hayvanımız itlaf edildi. 40 tane hayvanımız vardı, bu yüzden devlet tarafından mecburi kesime götürüldü. Bunun karşılığında bizlere de çok cüzi bir miktarda ödeme yapıldı. Mağduruz. Şuanda hiç hayvanım kalmadı” açıklamasında bulundu.

    “YENİDEN HAYVAN ALMAYA KORKUYORUZ”

    Çiftçilikle geçindiklerini ve hastalığın tekrar bulaşma riskinden dolayı hayvan almaya korktuklarını belirten Hamide Hüseyinbaş, şöyle konuştu: “Bu yüzden köyümüze büyük bir ahır yaptırdık ve ahırda 40 tane büyükbaş hayvanımız vardı. Fakat bu sığır tüberkülozu nedeniyle hayvanlarımızın hepsi telef oldu. Şu anda hiçbir hayvanımız yok. Ayrıca yeniden hayvan almaya da korkuyoruz. Yeniden hasta olacak ve yeniden hayvanlarım telef olacak diye korkuyoruz. Ayrıca bizim, kendi sağlığımızda tehdit altında. Çünkü tüberküloz nefes yoluyla bulaşıyoruz. Bizlerde hayvanlara bakmak için ahıra girdiğimizde bize de kolaylıkla bulaşabilir. Veteriner hekimlerin bu konuda bizlere ciddi uyarıları bulunuyor. Çocuklarımız ve bizler, bu hayvanların sütünü, yoğurduğunu, peynirini yiyoruz. Arta kalanlarını da ilçede satıyoruz. Bu hastalıktan sonra artık bir şey yemeye korkuyoruz. Süt ürünleri tüketmeye korkuyoruz. Hastalıklı hayvanların süt ürünlerinden çiğ oluşuyor, bu insanlara kolaylıkla bulaşabiliyor. Korktuğumuz için zaten artık süt ürünleri bir şey yemiyor ve evime de almıyorum”.

    Öte yandan, Devrekani Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Engin Altıkulaç, Kanlıabat köyünün 6 ay karantinaya alındığının ve buradaki yaklaşık 40 hayvanında tüberküloz hastalığı nedeniyle itlaf edildiğini doğru olduğunu belirtti.

  • Umut Oran, Kastamonu’da Panele Katıldı

    CHP Eski Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP Kastamonu Milletvekili Adayları Selami Çelebioğlu, Yılmaz Karakoç ve Orhan Dana ile birlikte üniversite öğrencilerinin düzenlediği panele katıldı.

    Belediye Nikah ve Konferans Salonunda gerçekleştirilen Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Seçim, Siyaset ve Gençlik’ adlı panele öğrenciler ve vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.

    Öğrencilerin birbirinden ilginç ve terletici sorularına içtenlikle cevap veren CHP Genel Başkan Eski Yardımcısı Umut Oran ve CHP Kastamonu Milletvekili Adayı Hüseyin Selami Çelebioğlu, öğrencilerin ülke gündemine vakıf olmalarının her siyasi parti tarafından dikkate alınması gerektiğinin altını çizdiler.

    Öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun iş kaygısı yaşadığına dikkat çeken Umut Oran, “Her fırsatta dinimizi kullanarak gençlerimizin hakkını gasp eden zihniyet elbet bir gün Türk Milleti önünde gereken en büyük cezayı alacaktır. Ülkemizin aydınlık geleceğini gençlerimizi belirleyecektir” dedi.

    Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği ‘Tüm ümidim gençliktedir’ sözünün AK Parti iktidarında sözel olarak söylenen ancak icraatlarda pek görünmeyen bir anlayış olduğunu söyleyen CHP Kastamonu Milletvekili Adayı Hüseyin Selami Çelebioğlu, “Kastamonu’nun çoğu ilçesinde bir araya geldiğimiz üniversite öğrencilerimiz gelecek kaygısı nedeniyle mutsuz ve umutsuz yaşıyor. Kastamonu’da kendisine ek bir kazanç sağlayamayan öğrencilerimiz ailelerinden de destek gelmediği zaman maddi zorluk yaşıyor. Maddi yaşadığı zorluk nedeniyle kendisini okuluna adapte edemiyor. Maddi zorluk kadar diğer konu ise öğrencilerimizin ve ailelerinin diğer yaşadığı sıkıntı ise önlerini görememeleridir. Kimse yarın ne olacağını bilmiyor. Öğrenmek için sorgulamaya başladığında ya susturulmaya çalışılıyor ya da adli süreç ile karşı karşıya bırakılıyor. Biraz daha üstelese provokatör olarak adlandırılıyor. Sormayan, sorgulamayan, öğrenmek için çabalayamayan öğrencilerimiz mutsuz ve umutsuz oluyor. Tek düşünceye bağlı kalmaları isteniyor. Tek düze yaşam, tek düze düşünce ise ülkemizin gelecekte ne olacağının bilinmemesinin işaretidir” diye konuştu.

    “VATANA İHANET EDENLERE HESAP SORMAK CHP’NİN BOYNUNUN BORCUDUR”

    Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini, yaşanan sürecin tek sorumlusunun hükümet olduğunu söyleyen Umut Oran, “Türkiye her geçen gün Osmanlı Devleti’nin hasta adam benzetmesi yapıldığı dönemlerde doğru hızla gidiyor. İtibarsızlaşan ve yalnızlaşan bir Türkiye var. Türkiye şu an tam manasıyla bir yangın yeri. Can güvenliğimiz şu anda yok. Ulusal güvenliğimiz yok, sınır güvenliği yok, mal güvenliği yok. Adalet sistemi tamamen çalışmaz hale gelmiş. Şu anda ekonomimiz dip yapmış durumda. Bir tarafta 2 buçuk milyon Suriyeli yasa dışı göçmeni Türkiye’ye kayıtsız, sınırsız kabul etmiş bir iktidar var. Demokrasi, basın özgürlüğü her şey yerlerde. Böyle bir tabloda CHP olarak bizim bir oyun arkasında ve peşinde durmamız lazım. Bizim için her bir oy son derece önemli. Bu yangını söndürecek tek parti ise CHP’dir. AKP ile koalisyonu düşünmüyoruz. Vatana ihanet edenlere bunun hesabını sormak Cumhuriyet Halk Partisi’nin boynunun borcudur. Terörle mücadele yerine gizli kapaklı alanlarda pazarlık yapanların, emniyet güçlerini terör karşısında zayıflaştıranların, anaların gözyaşlarını dindirtmeyenlerin hesabını mutlaka ama mutlaka soracağız. Türkiye’de özellikle ifade özgürlüğü konusunda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Biz CHP olarak diyoruz ki insanlarımıza iş ve aş sağlamak yerine düşüncelerinden ötürü hapis cezasına çarptırılmasını doğru bulmuyoruz. İnsanlarımız arasında iş ve aş kaygısı yaşandığı bir ülkede feryat eden insanları sırf muhalefet diye hapis ile korkutmaya çalışanların hiç vicdanı yok mu? 1 Kasım seçimlerine sayılı günler kala muhalif diye iş adamlarına baskı uygulayan, iş yerlerini elinden alan, işçilerini kapı önüne koyan siyasi zihniyetlerin her türlüsü reddediyoruz” şeklinde konuştu.

    “HER SEÇİM DÖNEMİNDE AYNI VAATLERDE BULUNANLARA SARI KART GÖSTERME ZAMANI GELMİŞTİR”

    Kastamonu’nun sağlık, ulaşım, istihdam, öğrenciler için barınma, sosyal aktivite alanlarında sıkıtılar yaşandığına dikkat çeken CHP Kastamonu Milletvekili Adayı Hüseyin Selami Çelebioğlu, şöyle konuştu:

    “Sağlık konusunda kapalı halde bulunan özel hastanemiz 2014 Mahalli Seçimleri öncesinde Başbakan tarafından seçim malzemesi yapılarak söz verilmesine rağmen hala açılamadı. Alt yapısı tamamlanmayan köy kalmayacak dendi ama bu vaat de yerine getirilmedi. İçme suyu olmayan köy kalmayacak dendi ama 2015 Türkiye’sinde hala Kastamonu’da katırlar, eşeklerle su çekilen köylerimiz var. Birçok kamu kurumunun bölge müdürlüğü ilimizde olmasına rağmen en kötü asfalt yollara biz sahibimiz. Karabük’te, Bartın’da, Zonguldak’ta insanlarımız sıcak asfalt kullanırken bizim birçok ilçemizin yolu mıcır ile kaplanıyor. Öğrenci şehri olma iddiasında bulunuyoruz ancak öğrencilerimize ek iş, sosyal aktivite sağlayacak alanlar oluşturmuyoruz. Ekonominin canlanması için yapılması gereken çalışmaları zamanında yapmayanlar şimdi yapacağız diye açıklama yapıyor. İstihdam alanında yapılacak güzel çalışmaları başka illere kaptıranlar şimdi olmayacak projelerle halkımızı kandırmaya çalışıyorlar. Bizim 7 Haziran seçimleri öncesinde bol keseden attığımızı söyleyenler, şimdi kendileri bol keseden atmaya başladılar. Madem biz bol keseden atıyorduk da neden bizim projelerimizin takla attırarak kullanıyorsunuz? Kastamonu’da bugüne kadar hak ettiklerinden fazla oy almıştır. Bunun karşılığında ise hiç bir hizmet yoktur. Yol durumu felaket, sağlık hizmetleri sıkıntı, İnebolu Limanı problemli. Kışın 300’ün üzerinde köy yolu kapanıyor ve insanlar mahsur kalıyor. Artık Kastamonu halkı bıkmış durumda ve AK Parti’ye sarı kart gösterme zamanı gelmiştir.”

  • Kastamonu’da Vatandaşlara Türk Bayrakları Dağıtıldı

    Kastamonu Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde vatandaşlara 3 bin adet Türk Bayrağı dağıttı.

    29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda şehri Türk Bayrakları ile donatmak isteyen Kastamonu Belediyesi, şehir merkezinde ücretsiz bayrak dağıtımı yaptı. Belediye Başkanı Tahsin Babaş da, kendisini ziyarete gelen vatandaşlara Türk Bayrağı hediye etti. Bayrak dağıtım organizasyonuna ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunan Babaş, Cumhuriyet Bayramı’nda tüm şehri Türk Bayrakları ile donatmak istediklerini ve 29 Ekim Perşembe Günü tüm Kastamonuluları bayrakları ile kutlamalarda görmekten büyük memnuniyet duyacağını ifade etti.

    “Bahsetme bugün sade dünün mucizesinden, insan utanır sonra yarın kendi sesinden. Asrın yaşamak hakkını vermez sana kimse; sen asrını üstünde izin varsa benimse” mısralarıyla sözlerine devam eden Babaş, “Bizler bundan yaklaşık 100 sene evvel bir asra adını kazımış kahraman bir neslin torunlarıyız. Onlar o günün şartlarında yapılması gerekenleri fazlasıyla yerine getirerek tarihe adlarını yazdırdılar. O gün yapılması gereken ‘Yurdumuzun üstünde tüten en son ocak’ kalıncaya kadar canla başla mücadele etmekti ve ettiler. Ayaklarına prangalar vurulmuş, elleri kolları bağlanmış bir milleti verdikleri insanüstü çaba ile tarihin sayfalarına kazıdılar. Bize bıraktıkları en büyük miraslardan bir tanesi de şehitlerimizin kanından rengini almış bayrağımızdır. Bayrağımızı dünya var olduğu müddetçe en yukarılara taşımak ve orada muhafaza etmek bizim şehitlerimize olan borcumuzdur” dedi.

    Kastamonu’nun Milli Mücadele’de ayrı bir öneminin olduğunu sözlerinde vurgulayan Babaş, şöyle devam etti: “Bu toprakların Milli Mücadele uğruna neleri feda ettiğini ve nelerden vazgeçtiğini hepimiz biliyoruz. Belki bir Maraş gibi ‘Kahraman’; belki bir Antep gibi ‘Gazi’ veya bir Urfa gibi ‘Şanlı’ unvanımız yok. Ama biz biliyoruz ki dünyanın her neresinde Al Bayrak göklere çekiliyorsa, bunda Kastamonulu binlerce şehidimizin ve Şerife Bacıların kanı, canı var.” Emanet edilen kutsal miras olarak nitelendirdiği Türk Bayrağı’nı her zaman canından aziz bilip uğruna seve seve canını feda edebileceğini anlatan Babaş; “Şimdiki yüzyılda bize düşen ise bu amansız mücadelenin sahip olduğu duygu ve azmi; ilimde, irfanda, fende, bilimde ve her alanda göstererek üzerimize düşeni yerine getirmektir. Yapacağımız icraatlar bundan yüz sene sonra da insanlığın mirasına katkı yapmalıdır”

  • Kastamonuda İthal Hayvan Krizi Yaşanıyor

    Kastamonu’da ithal hayvanlardan geldiği iddia edilen çiçek hastalığı nedeniyle 5 ilçenin hayvan pazarı karantinaya alınarak kapatıldı.

    Türkiye’nin önde gelen hayvan pazarları arasında gösterilen ve simental ırkı hayvancılıkta ülkede ilk sırada yer alan Kastamonu’da 5 ilçenin hayvan pazarı, karantinaya alınarak kapatıldı. Daha önce ülkede görülmeyen ve Türkiye’ye ithal hayvanlardan gelerek bulaştığı ileri sürülen çiçek hastalığı, Kastamonu’da hayvanlar arasında yayılmaya devam ediyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüğü ekipleri ise çiçek hastalığının daha fazla yayılmaması için hayvanlara aşı yapmayı sürdürüyor. Bu kapsamda, Kastamonu’da hayvancılıkta büyük öneme sahip ilçelerin de başında gelen Devrekani, Taşköprü, Seydiler, İhsangazi ve Araç hayvan pazarları karantina altına alınarak kapatıldı. Karantina altına alınan ilçelerdeki hayvan pazarlarına, aynı zamanda hayvan giriş ve çıkışları yasaklanırken, aşılamanın ise aralıksız devam ettiği öğrenildi.

    “5 İLÇEMİZİN HAYVAN PAZARI KAPATILDI”

    Kastamonu’da hayvanlarda çiçek diye bir hastalığın yaygın şekilde yayılmaya devam ettiğini belirten Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Şekercioğlu, “Bu yüzden Taşköprü, Devrekani, İhsangazi, Seydiler ve Araç’ta bulunan hayvan pazarları kapatıldı. Aynı zamanda bu ilçeler, karantinaya alındı. Hayvanlardaki hastalıkla geçtiğinde tekrar bu hayvan pazarları açılacak. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğümüz, çiçek ve tüberküloz hastalıklarına karşı yoğun bir çalışma yürütüyor. Hastalıklı hayvanlara karşı Tarım İl Müdürlüğümüz, aşılarına devam ediyor. Aşı yapılan hayvanlarda çiçek veya başka bir hastalığın görülmediği, aşısı olmayan hayvanlarda daha çok hastalıkların görüldüğü bilgisini aldık. İnşallah bu hastalık bittiğinde, karantinaya alınan ilçelerimizdeki hayvan pazarları tekrar açılır. Aynı zamanda aşılama ile çiçek veya tüberküloz gibi hastalıklarında ortadan kalkacağını temenni ediyoruz” dedi.

    “HASTALIĞIN İTHAL HAYVANLARDAN BULAŞTIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Hastalığın görüldüğü yerlerde, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüğü ekipleri tarafından yaklaşık 8 kilometre çevresinde daire şeklinde karantina uygulandığına dikkat çeken Şekercioğlu, “Bu halkanın genişliği kadar bölgelerde hayvan giriş ve çıkışları yasaklanıyor. Vatandaşlarımızın, bu kurallara uymasını bekliyoruz. Çünkü hastalığın daha da fazla yayılmaması için bu kurallara uyulması gerekiyor. Çiçek, insanlarda da görüldüğü üzere hayvanların vücudunda kırmızı lekeler şeklinde, insanların gözle görebileceği şekilde başlıyor. Eğer hayvanda çiçek hastalığı varsa bunu cahil bir insan bile anlayabilir” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN 60 İLİNE SİMENTAL HAYVAN SATIYORUZ”

    Şekercioğlu, aldıkları bilgilere göre ülkeye çiçek hastalığının ithal hayvanlardan geldiğinin tahmin edildiğini söyledi. Kastamonu Hayvan Pazarı’nın, Türkiye’nin en büyük ve en modern hayvan pazarı olduğunu söyleyen Şekercioğlu, “Hayvan pazarında 3 bin büyükbaş, bin tane de küçükbaş hayvan kapasiteli olacak. Pazarımız, şu anda yüzde 50 kapasite ile çalışıyor. Gerisi de gücümüzün yettiği kadarıyla zamanla tamamlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Kastamonu’nun, hayvancılıkta simental ırkında Türkiye’nin lideri durumunda olduğunu belirten Şekercioğlu, şöyle konuştu: “Kastamonu, simental ırkında ülkemizde merkezi durumunda, yani başkenti sayılıyor. Türkiye’nin 60 ilinde pazarımızdan simental ırkı hayvan alımı gerçekleşiyor. Hayvanların hastalıkları yani çiçek veya tüberküloz gibi hastalıklarla mücadele uzun bir süreç gerektiriyor. Bu mücadele neticesinde bu hastalıklardan da hayvanlarımızın kurtulacağını düşünüyoruz. Yapılan mücadele ile tehlikenin ortadan kalkacağını hedefliyoruz.”

    “HAYVAN PAZARLARIMIZIN KAPATILMASI, BÜYÜK TALİHSİZLİK”

    Kastamonu’nun Türkiye’de hayvancılıkta önemli bir konumda olduğunu aktaran Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Müdürü Sait Gülabacı ise, “Sadece simental ırkında yüzde 60 civarında hayvan yetiştiriciliğimiz bulunuyor. 5 tane ilçemizde hayvan pazarının kapatılması büyük bir talihsizlik. İnşallah kısa sürede Tarım İl Müdürlüğü elemanlarımız, aşılamayı bitirir ve pazarlarımız karantina süresi bittiğinde de tekrar açılır. Şu anda merkez hayvan pazarımızda bir tehlike görülmüyor. Ama dikkatli olmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “ÇİÇEK HASTALIĞI, ÜLKEMİZDE YENİ VE İTHAL BİR HASTALIKTIR”

    Çiçek hastalığının Türkiye’de yeni bir hastalık olduğunu ifade eden Gülabacı, şunları kaydetti: “Tahminimiz, mutlaka dışarıdan gelen ithal hayvanlardan hastalığın bulaştığını düşünüyoruz. Çünkü sineklerin bunu bulaştırdığı söyleniyor. Ama şöyle de bir şansımız oluştu. Mevsim itibariyle artık sineklerin azaldığı bir döneme girdik. Bu da çiçek hastalığının daha da yayılmasını engelleyecektir. İnşallah bu çiçek hastalığı kısa sürede bitecektir.”

    “HASTALIK YAYILIRSA, HAYVANCILIĞIMIZA ZARAR VERİR”

    Çiçek, tüberküloz gibi hastalıkların, yaygınlaşması durumunda hayvancılığa zarar vereceğine dikkat çeken Gülabacı, şöyle devam etti: “Ama inanıyorum ki Gıda Tarım ve Hayvancılık İl ve İlçe Müdürlüğünde görevli personeller, kısa sürede aşılama süresini bitirince bu hastalıklar denetim altına alınacaktır. Dolayısıyla Kastamonu’da hayvancılık, bu hastalıklar yayılmadığı sürece zarar vermeyecektir. Bazı ilçelerimizde hayvan pazarının kapalı olması merkezdeki pazarımızın da kapalı olduğunu düşünüyor. Şu ana kadar merkez pazarımızda kapanma gibi bir durum yok. İnşallah ta kapanmaz. Karantina altına alınan diğer pazarlar da açılır. Hayvancılık alım satım işleri de düzenli bir şekilde devam eder.”

    HASTALIKLI HAYVANLAR İTLAF EDİLİYOR

    Çiçek virüsünün bulunduğu hayvanların derileri üzerinde şişliklerle hastalık ortaya çıkıyor. Aynı şişlikler, iç organlarda da oluşuyor. Sütün birdenbire azalması, şiddetli düşkünlük hali, gebe hayvanlarda yavru atma, hızla zayıflama ve topallık da hastalığın belirtilerinden. Ağız ve burundan gelen akıntılarla veya süt ile temas bulaşma kaynaklarından olsa da hastalığın sokucu, kan emici sineklerle bulaşması başlıca yayılma yoludur. İnsanlara bulaşması söz konusu değil. Hastalığın bilinen bir tedavisi yok. Hastalıktan korunma için iki yöntem bulunuyor. Birincisi sineklerle mücadele, ikincisi de aşılamadır. Hastalığın tedavisi olmadığı için hastalıklı hayvanlar itlaf ediliyor.