Etiket: Karşıyız”

  • Putin: “Her türlü darbeye karşıyız”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Biz her türlü darbe kalkışmasına, anayasaya aykırı olan bu tarz girişimlere karşıyız ve karşısında olacağız” dedi.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi öncesinde açıklamalarda bulundu. Putin, “Son yıllarda bizim ilişkilerimiz zaten hem seviyesi hem de içeriği açısından benzersiz bir nitelik taşıyordu. Fakat geçen sene Kasım ayında Rus askerlerinin öldürülmesinden sonra ilişkiler son derece düşük seviyeye geriledi. Şu anda Türkiye’nin iç siyasi durumu son derece zorlu ve Türkiye’nin bu zorlu günlerinde buraya gelme fırsatını ve zamanını bulmanız zaten hepimizin, her iki tarafın da, ikili ilişkilerin normalleşmesi için niyeti olduğunun bir ifadesidir. Bu gelişme de her iki ülkenin halkının hayrına olacaktır” dedi.

    Darbe girişiminin yol açtığı krizden sonra Erdoğan’ı arayan ilk liderlerden biri olduğunu ifade eden Putin, “Bizim buradaki ilkesel tutumumuzu dile getirmek istiyorum. Biz her türlü darbe kalkışmasına, anayasaya aykırı olan bu tarz girişimlere karşıyız ve karşısında olacağız. Aynı zamanda siz ülkenin başındayken Türk halkının bu sorunların üstesinden geleceğine inanıyorum” dedi.

    Bugün hem baş başa hem de genişletilmiş formatta ilişkileri ele alma fırsatı olacağını kaydeden Putin, “Ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden kurulması, terörle mücadele konusu da ele alınacaktır. Tekrar böyle bir fırsatımızın olduğuna çok seviniyorum. Hoş geldiniz diyorum” dedi.

  • CHP’li Tüzün: “İdam cezasına karşıyız”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, darbe girişimi sonrası gündeme gelen idam cezasına geçmişten bugüne karşı olduklarını söyledi.

    CHP İl Teşkilatı yaşanan darbe girişimi sonrası basın açıklaması düzenledi. CHP Bilecik İl Başkanlığında düzenlenen açıklamaya, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, CHP Bilecik İl Başkanı Mehmet Metin Yaşar, CHP Bilecik Merkez İlçe Başkanı Gültekin Çalışkan, CHP Bilecik Kadın Kolları Başkanı Nurten Bilecikligil ve çok sayıda partili katıldı.

    Burada konuşan CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, darbe girişimini lanetledi. Tüzün, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Cumhuriyet Halk Partisi, tarihi boyunca asker sivil ayrımı yapmaksızın her türlü darbe girişimine ve vesayete şiddetli bir şekilde karşı çıkmıştır. Bundan sonra da karşı çıkmaya devam edecektir. Bu anlayış içerisinde CHP, parlamenter demokrasimize karşı gerçekleştirilen darbe girişimine ilk dakikadan itibaren tavır koymuştur. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olayın ilk anında açıklama yaparken, milletvekillerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne koşmuştur. Bütün partilerin ortak tavır alması ve Yüce ulusumuzun gösterdiği demokratik direnme hakkı darbe girişimini başarısızlıkla sonuçlanmasında en büyük rolü oynamıştır. Bizim inancımız şudur ki sandıkla gelen, sandıkla gider. Milletin oyuyla gelen, milletin oyuyla gider. Amacımız cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmak. Darbenin başarısız kılınmasında tüm baskılara rağmen özgür ve bağımsız kalmaya direnen medyanın rolünü de takdir etmek boynumuzun borcudur. Bu noktadan sonra darbecilerin hesap vermesi ve öncelikle toplumun normalleşmesinin sağlanması ve demokrasinin güçlendirilmesi için başta bütün siyasi partiler olmak üzere hepimize büyük görev düşmektedir. Darbeci cunta mensupları bütün işbirlikçileri ile tarihinde olmayan bir şekilde milletine ateş açmasını, kayıtsız şartsız milletin egemenliğinin adresi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bomba atmasının hesabını elbette ama elbette vereceklerdir” dedi.

    “Geçmişten bugüne idam cezasına karşıyız”

    Basın açıklamasının ardından soruları yanıtlayan CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın idamla ilgili bir kararı gelirse imzalarım sözlerine karşılık CHP’nin tutumu nedir?” sorusuna, “Böyle bir değişiklik gündeme geldiğinde ona bakacağız, gerekeni yapacağız. Ancak geçmişten bugüne kadar biz idam cezasına karşıyız” cevabını verdi.

  • Ağar: “Özel İstihdam Bürolarına Şiddetle Karşıyız”

    Türkiye Yol İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, bu ayın 20’sinden sonra taşeron işçilerin kadroya alınması konusunun TBMM’ye taşınacağını kaydetti. Ağar, ilk etapta asıl işi yapan 150 bin taşeron işçinin kadroya alınacağını ifade ederek, bunun yanı sıra taşeronlaşmanın önünü açacak olan özel istihdam bürolarına da şiddetle karşı olduklarını söyledi.

    Kastamonu Yol-İş Sendikası 1 Nolu ve 2 Nolu şubelerinin davetlisi olarak Kastamonu’ya gelen Türkiye Yol İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar, taşeron işçilerin Türkiye’de gerçekten yaşanan büyük bir sıkıntı haline geldiğini belirterek, “Bu sıkıntıyı aşmak için biz, Yol-İş Sendikası olarak bunun çok mücadelesini verdik, gayret gösterdik. Türkiye genelinde 2010 yılı içerisinde Karayollarında çalışan işçilerimizi sendika üyesi yaparak daha sonra dava açtık. Yapmış olduğu işçilerin muazzamı olmasının tespitini yaptırdık. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın mahkemede kazanmış olduğu kadro haklarını siyasetle de diyaloga girerek ve görüşerek arkadaşlarımızın kadrosunu uygulattırdık” dedi.

    “TAŞERON İŞÇİLERİN KADROYA ALINMASI KONUSU, MECLİSE GELİYOR”

    Şuan 6 bin 417 taşeron işçisinin işe girdiği günden itibaren Karayolları işçisi olarak göreve başladıklarına dikkat çeken Ağar, şöyle konuştu:

    “Bundan sonra da süreç hâlâ devam etmektedir. Yine siyasi iktidarın verdiği söz gereği kamuda çalışan ve asıl işi yapan taşeron işçilere kadro verilmesi için çalışmalar devam ediyor. Kamuda çalışan taşeron işçilerin sadece asıl işi yapan değil ve diğer yardımcı işi yapan arkadaşlarımızın da kadroya geçmelerini düşünüyor ve istiyoruz. Çünkü sonuçta asil işi yapanda kamuda çalışıyor yardımcı işi yapanda kamuda çalışıyor. Dolayısıyla bunların ücretleri kamudan çıkmaktadır. Bu nedenle siyasi iktidara bizim talebimizi ve görüşlerimizi anlattığımız kamuda çalışan taşeron işçi arkadaşlarımızın tamamının kadroya geçmesini arzu etmekteyiz. İşçi arkadaşlarımız bunu sabırsızlıkla beklemektedir. Ancak siyasi iktidar öncelikle asıl işte çalışanların tespitini yapıp ve bu ayın 20’sinden itibaren taşeron işçi konusunu meclise getirip kısa zaman içerisinde çözmeye çalışıyor. İnşallah kamuda çalışan taşeron arkadaşlarımızın sıkıntılarını giderirler. Dolayısıyla kamuda çalışan taşeron işçi arkadaşlarımızın da kadroya geçmelerini sağlarlar. Arkadaşlarımızda bu taşeron meselesinden kurtulmuş olurlar.”

    “ÖZEL İSTİHDAM BÜROLARINA KARŞIYIZ”

    Özel istihdam bürolarına şiddetle karşı olduklarını söyleyen Ağar, söyle konuştu:

    “Biz bunları söylerken bir taraftan taşeron işçi sıkıntısı varken diğer taraftan ülkemizde özel istihdam büroları kurmak istemektedirler. Buna şiddetle Türk-İş Sendikası olarak karşı çıkmaktayız. Özel istihdam büroları hem taşeronlaşmayı daha çok yaygınlaştıracak hale gelmekte ve ayrıca örgütlenmenin de önünü tıkamaktadır. İşçinin, amele pazarına dönüşecek bir sistem getirilmek istenmektedir. Bunu inşallah siyasi iktidar bizim bu düşüncelerimizi, bu söylemlerimizi dikkate alır ve dolayısıyla özel istihdam bürolarını da geri çeker. Çünkü şuan özel istihdam büroları ile yapmak istedikleri geçici iş ilişkisi zaten şuan kanunumuzda var. Bu zaten şuanda uygulanmaktadır. Dolayısıyla özel istihdam bürolarının geri çekilerek tekrar taşeron belası gibi Türkiye’nin ikinci bir sıkıntı oluşturacak bir sisteme sokmazlar diye düşünüyoruz.”

    “KADROYA GEÇECEK İŞÇİLER İÇİN MALİYE BAKANLIĞI İKİ YIL ŞARTI GETİRMEK İSTİYOR”

    Taşeron işçilerin kadroya alınmasıyla ilgili kamuda en az 5 yıl çalışma şartı aranacak şeklinde bir durumun şuanda söz konusu olmadığını vurgulayan Ağar, şunları söyledi: “Ancak Maliye Bakanlığı iki yıl şartı koymak istiyor. Henüz Türk-İş olarak biz, Maliye Bakanlığı ile bunu oturup konuşmuş değiliz. Maliye Bakanlığı, iki yıl şartı koyacaklarını söylüyorlar. Biz, bu konu ile ilgili de Maliye Bakanı ile görüşmek istiyoruz. 5 yılın çok olduğu aşikar hatta iki yılın bile çok olduğunu düşünüyoruz. Belki 1 yıl şartı olabilir. Ama bu daha henüz tam bir neticeye bağlanmadı. Bu konuşulabilir, tartışılabilir. Ama kesin bir yıl şartı henüz yok.”

    “ASIL İŞİ YAPAN 150 BİN TAŞERON İŞÇİ, KADROYA ALINACAK”

    Kamuda asıl işi yapan 150 bin taşeron işçinin ilk önce kadroya alınacağını vurgulayan Ağar, şunları kaydetti: “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına göre, kamuda kayıtlı çalışan işçi sayısı 650 bin, 90 bin civarında kayıt dışı olan işçi sayısı var. Şuanda kamuda çalışan 650 bin işçinin biz, Türk-İş Konfederasyonu olarak ve diğer konfederasyonlarında aynı düşüncede olduğunu tahmin ederek söylüyorum, bu 650 bin taşeron işçinin tamamının kadroya geçmesini istiyoruz. İşçilerde bunu sabırsızlıkla bekliyor. Ancak şuan çalışma, asıl işi yapan arkadaşlarımız üzerinde duruluyor. Asıl işi yapanlarda 150 bin civarında bulunuyor. Asıl işi yapan arkadaşlarımızı inşallah kısa zaman içerisinde işe başlayacaklardır diye düşünüyoruz.”

    Ağar, Ankara’da meydana gelen patlamayı televizyonlardan izlediklerini belirterek şöyle konuştu: “Bu tür olayların illerimizde olması bizi çok üzüyor. Ankara’da bu patlamanın yaşanmasından dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. İnşallah bundan sonra böyle olayları ülkemizde yaşamayız. Ülkemizin başı sağ olsun, yaralananlara Allah’tan acil şifa diliyorum.”

    Gölköy Yaşam Resort’ta düzenlenen davete, Ağar’ın yanı sıra AK Parti Kastamonu Milletvekili Murat Demir, Kastamonu Belediye Başkan Yardımcısı Tahsin Babaş, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Tahir Zafer Karahasan, Türkiye Yol İş Sendikası Genel Başkan Yardımcıları İsmet Tan ve Bekir Avcı, Türkiye Yol İş Sendikası Kastamonu 1 No’lu Şube Başkanı Mehmet Çelik, Türkiye Yol İş Sendikası Kastamonu 2 No’lu Şube Başkanı Sadık Düzgün, Şeker-İş Sendikası Kastamonu Şube Başkanı Ali Çufadaroğlu, Genel Mali Sekreter Yusuf Doğan, Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Mehmet Yolasığmazoğlu, Genel Eğitim Sekreteri Ahmet Kılıç, Genel Mevzuat Sekreteri Recep Karakaşlı ile sendikaya bağlı başkan ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.

  • Özel: “Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Da Olsa Başkanlık Sistemine Karşıyız”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olacak olsa da biz başkanlık sisteminden yana olmayız. MHP’nin yaklaşımı meseleyi tamamen kişilere indiren bir yaklaşımdır. Öyle sübjektif yaklaşımla devlet yönetilmez” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi Manisa teşkilatı, Manisa basınıyla kahvaltıda bir araya geldi. Taş fabrikada düzenlenen basın buluşmasına CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, CHP Manisa İl Başkanı Halil Tokul, partililer, yerel ve ulusal basın temsilcileri katıldı. Kahvaltının ardından açıklama yapan CHP’li Özel, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü şöyle değerlendirdi: “Tabi bu sene gazeteciler, sizlerin meslek örgütleri sizler, Çalışan Gazeteciler Gününü kutlamadığınızı ilan ettiniz. Biz de buna saygılı olarak dün Çalışan Gazeteciler Gününde özellikle çalışmak isteyip de kalemi kırılmış, köşesinden, televizyonlarından uzak bırakılmış gazetecilerin ve demir parmaklıklar ardında olduğu için görevini yapamadığı için gazetecilerin durumuna tepki olarak dünkü günü Çalışamayan Gazeteciler Günü olarak sizlerle birlikte değerlendirdik” Basın mensuplarının emeklerinin karşılığını alamadığını ifade eden Özel, şunları söyledi:

    “Bu gün için gazeteciler ve basının her alanında görev yapan emekçiler emeklerinin karşılığını alamıyor. Özellikle alandaki sendikasızlaştırma sorunu ve şu an özellikle Manisa özelinde biliyoruz hiç birinizin bir basın sendikasına üye olmaması sebebiyle gazetecilerin iş güvencesi yok. Basında sendika ve basında iş güvencesi aynı zamanda halkın haber alma özgürlüğünün de savunulması gerekir. Sendikasızlaştırılmış bir basın ve iş güvencesi olmayan basın emekçileri gece gündüz, bazen ben Manisa’da dikkat ediyorum; 3 kişinin yapacağı işi tek başına yapıyorlar. Bugün dahi, sizin gününüzde dahi, 20 dakikayı birlikte; bugün herhangi bir meslek örgütüyle birlikte olsaydık sonuna kadar beraber olurduk. Bugünü fotoğraflayan bugünü görüntüleyenler de işinin başında olurlardı. Ama sizin öyle farklı bir mesleğiniz var ki kendi gününüzde dahi kahvaltının dahi yarım kaldığı, sürekli bir koşuşturmanın içinde olunduğu, buradan başka bir programa mesai mefhumu gözetilmeyen, emek yoğun ve emeğin karşılığının alınamadığı bir süreçteyiz.”

    YENİ ANAYASA’DA BASI ÖZGÜRLÜĞÜ ŞARTI

    CHP’li Özel, konuşmasının devamında Anayasa değişikliğine de değindi. Yeni düzenlenecek Anayasa’da basın özgürlüğünü şart koşan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün için parlamenter sistemin teminatı olan Anayasa’daki en önemli ilke kuvvet ayrılığı ilkesidir. Bu gün ayaklar altında. Yasama, yargı ve yürütmenin birbirinin işine karışamadığı, müdahale edemediği bir sistem yerine hepsinin birbirinin işine karıştığı yargının baskı altında tutulduğu, özellikle Anayasa’nın en temel hükümlerinden birisi olan yargıç teminatının, hakim teminatının ayaklar altında olduğu bir süreci yaşıyoruz hep beraber. Bir Anayasa yapacaksak bunun mutlaka önce basın özgürlüğünü öncelemesi lazım. Çünkü eğer basının dili yoksa, kulakları duymuyorsa, duyduğunu yazamıyor, gördüğünü taşıyamıyor ifade edemiyorsa o ülkede hiç bir özgürlük yok demektir. Basın özgürlüğüyle birlikte kişisel hak ve özgürlük alanının genişletilmesi ve Anayasadaki toplum üzerindeki tüm kısıtlayıcı unsurların kaldırılması gerekir.”

    “DİKTATÖR DOĞURACAK BİR SİSTEMİ ASLA KABUL ETMİYORUZ”

    Geçen yıl Aralık ayında düzenlenen Anayasa toplantılarını hatırlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz eğer iktidar partisi bir önceki gibi masadan kaçmayacaksa; çünkü geçen sefer Anayasa masası 3 yılın sonunda 15-18 ve 25 Aralık 2014 tarihinde o toplantıya katılmaması sonucu CHP, MHP ve HDP’nin tuttuğu ortak tutanaklar sonucunda masa dağılmıştı. Herkes masadaydı çünkü iktidar yoktu çünkü başkanlık sistemi istiyorlardı. Çünkü muhalefet partilerinin hepsi karşı çıktığı için AKP masayı devirmişti”

    Yeni dönem Anayasa toplantıları için başkanlık sistemini kabul etmeyeceklerini dile getiren CHP’li Özel, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bugün tekrar bir Anayasa masası kuruluyor. Çok net olarak söyleyelim başkanlık sistemini dayatacaklar ise o masayı hiç baştan kurmasınlar. Devrilir o masa. Ama ülkenin huzuru, refahı ve yarınları için iyi bir şeyler yapacaklarsa biz o masanın en daimi en devamlı üyeleri olmaya ve o masaya en ciddi katkıları sunmaya devam edeceğiz. Dünyada özgürlükçü Anayasaları Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasi akrabaları kazandırıyor. CHP bu konuda üzerine düşen sorumluluğu biliyor. Ama başkanlık sistemi gibi Türkiye’yi ileriye değil geriye götürecek, başkanlık sistemi gibi tek adam rejimini yasal hale getirecek, adeta parlamenter sistemden diktatör doğuracak bir sistemi asla kabul etmiyoruz”

    “BAŞKAN BİZİM GENEL BAŞKANIMIZ OLSA YİNE RET EDERİZ”

    Yeni Anayasa için 5 temel şartlarının bulunduğunu anlatan Özel, “5 tane kırmızı çizgimiz var Anayasada. Anayasa’nın ilk 4 maddesi ve parlamenter sisteme dokunacaklar o masaya hiç oturmaya gelmesin. Onun dışında her şeyi konuşmaya ve Türkiye’yi rahatlatmaya ve Türkiye’ye nefes aldırmaya AKP’nin tıkadığı damarları hep birlikte açmaya hazırız. Bunun için de çalışıyoruz” dedi.

    MHP’nin yeni Anayasayla ilgili değerlendirmelerine cevap veren Özel, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sadece kişisel bir talep var. Görün bakın ’Cumhurbaşkanı aday olmazsa başkanlığı istemez’ demeye getiriyor. Tabi bu tip analizler bu tip sorgulayıcı yaklaşım siyasette olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi çok net bir şey söylüyor: Başkan Kemal Kılıçdaroğlu olacak olsa da biz başkanlık sisteminden yana olmayız. Biz parlamenter sistemi kişilerden bağımsız olarak savunuyoruz. Biz bu ülkenin gerçekten doğru yönetim biçimini parlamenter sistemi olduğunu düşünüyoruz. O MHP’li arkadaşa da AKP’nin 300 milletvekilini de bize insanlar ’1 Kasım günü yetkiyi alın birilerine devredin birilerine peşkeş çekin’ diye vermedi. ’Bizi doğru yönetin’ diye verdi. Cumhuriyet Halk Partisi başkanlık sistemine kişilerden bağımsız olarak karşıdır. Doğru bulmadığı için karşıdır. Başkan bizim Genel Başkanımız olacaksa da ve bunu yarın da önümüze koysanız teklif etseniz ret ederiz. MHP’nin yaklaşımı meseleyi tamamen kişilere indiren bir yaklaşımdır. Öyle sübjektif yaklaşımla devlet yönetilmez.”

  • Mobsad Başkanı Bostan: “Mobilyada 12 Ay Taksitle Satışa Karşıyız”

    Mobilya Sanayi İşadamları Derneği (MOBSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bostan, mobilya harcamalarında taksit sayısının yeniden 12 aya çıkarılmasının mobilya üreticilerini zora sokacağını ve haksız rekabete yol açacağını söyledi.

    Toplam doğrudan istihdamı 250 bin kişiyi aşan mobilya sektörü, bugün yaklaşık 65 bin firmayı barındırdığını belirten MOBSAD Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bostan, bu firmaların sadece binde birini (yaklaşık 70 firma) büyük ölçekli firmalar oluşturduğunu söyledi. Mobilya sektörünün KOBİ statüsünde değerlendirilmesi gerektiğini bildiren MOBSAD Başkanı Bostan, “Ciro ve istihdam anlamında büyük firmaları bir kenara koyduğumuzda sektörümüz mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerden oluşuyor” dedi.

    KOBİ ölçekli firmaların ihracatta önemli bir rol oynadığını ve iç piyasada yaşadıkları sıkıntıların yükü altında ezildiğini vurgulayan Adnan Bostan, “Kredi kartı/pos faiz ve masraflarının da bunlardan biri olduğunu akıldan çıkarmamak lazım. Üstelik mobilya gibi dayanıklı tüketim malları ya da kahverengi eşya dediğimiz gruptaki mamullerin bir başka özelliği ise uzun bir üretim sürecine tabidir. Maliyetlerin yüzde 70 kadarının ürünün nihai tüketiciye teslim edilmesinden önce üretici tarafından nakden ödendiği, kalan yüzde 30’un ise 6 ayı aşmayan vadelerle tedarikçilere aktarıldığı düşünülünce konunun hassasiyeti bir kez daha ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

    12 aylık bir taksitlendirmeyle satılan bir ürünün maliyet bedelinin neredeyse tümünün 2’inci taksit ödendiğinde üretici tarafından finanse edildiğinin altını çizen Bostan, “9 ay taksit sınırlaması çok doğru bir karardı ve yeniden 12 aya çıkarılmaması gerekiyordu” diye konuştu.

    “9 AY TAKSİT SINIRLAMASI DOĞRU BİR KARARDI”

    Büyük ölçekli firmaların 12 ayı aşan taksit sayısını dahi kolayca finanse edebildiklerini söyleyen Adnan Bostan, 9 ay taksit sınırlamasının yeniden 12 aya çıkmasının, orta ve uzun vadede KOBİ ölçeğindeki işletmeler lehine haksız rekabete neden olacağını belirtti ve açıklamasını şöyle tamamladı:

    “KDV gibi önemli bir sorunu, ihracatın önündeki ciddi bir engel olan navlun maliyetlerini, yetişmiş ara eleman meselesini, tasarım konusunda yapılması gerekenleri, zanaatkar kökenli, yüksek katma değerde üretim yapan firmaların yapısal sorunları gibi hususları kurulduğu 2006 yılından beri gündemde tutan MOBSAD, kredi kartları taksitlendirme taslağına da bizzat katkı yapmış ve taleplerini eklemişti. Bu doğrultuda kredi kartına getirilen 9 ay taksit sınırlaması çok doğru bir karardı. Getirilen taksit sınırlamasının olumlu etkilerini çok kısa bir sürede gördük ve iç piyasada mobilya satışlarında artış gerçekleşti. Haksız rekabetin önüne geçmek adına taksit sayısı yeniden 9 ayla sınırlandırılmalı”.