Etiket: Karşıyız”

  • Belediye Başkanı Zeki Çaylı : “ HES’lere değil Şeker Kanyonuna yapılacak HES’e karşıyız“

    Yenice Belediye Başkanı Zeki Çaylı, yaptığı yazılı açıklamada, Hidro Elektrik Santrallerine karşı olmadıklarını, Şeker Kanyonuna yapılacak HES Projesine karşı olduklarını söyledi.

    Çaylı, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

    Yenice ve ülke kamuoyunu uzun süredir meşgul eden ve ilçemiz turizminin mihenk taşlarından birisi olan Şeker Kanyonuna yapılması planlanan hidro elektrik santrali projesinin ekonomik yönden bir getirisi olmayacaktır. Sadece 7500 haneye yetecek Şeker’e HES projesi rakamlardan da anlaşılacağı gibi çok cazip ve getirisi olmayacak bir projedir. Burada bir kamu yararı yoktur. Turizmin getirisi HES’ten kat kat fazla olacaktır.Bu konuda niçin ve ne amaçla ısrar edildiğini anlamakta güçlük çekmekteyiz. Şeker Kanyonu ilçemizin can damarıdır ve turizme açılma çabası içindeki Yenice’mizin olmazsa olmazıdır. Buraya yapılacak HES’e daha ilk günden bu yana olduğu gibi karşıyız. İşin takipçisi ve önderi olan Yenice Platformunun çalışmalarını takdirle izliyoruz. Bu şehrin bir idarecisi ve Yenice’nin bir yaşayanı olarak Yenice Platformunun destekçisiyiz. 22 Nisan 2019 Pazartesi günü Şeker Kanyonunda yapılacak etkinliklere Yenice Belediyesi Ailesi olarak destek ve katkı sağlayacağız. Yenice hepimizin. İlçemize gelebilecek olumlu yatırımlara destek olmak görevimiz olduğu gibi , olumsuz ve doğayı tahrip edecek yatırımlara da karşıyız.

    Yenice Platformunun önderliğinde yapılacak 22 Nisan Şeker Kanyonu etkinliklerine sağduyulu Yeniceli hemşehrilerimizi destek olmaya davet ediyor, saygı, sevgi , selam ve muhabbetlerimi sunuyorum “ dedi.

  • Etnospor Konfederasyonu Başkanı Erdoğan: “Küreselleşmeye eşlik eden tek tipleşmeye biz karşıyız”

    AKSARAY (İHA) – Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, Batı’nın küreselleşmeyle birlikte tek tipleşmeyi dayattığını, küreselleşmeye eşlik eden tek tipleşmeye Türkiye’nin karşı olduğunu belirterek,

    “Biz, Dünya Etnospor Konfederasyonu olarak, dünyanın bütün renklerinin, kültürlerinin güçlü olması, yaşaması, var olması gerektiğini savunuyoruz. Bunu da geleneksel sporlar alanında yürütüyoruz” dedi.

    Aksaray Belediyesi ev sahipliğinde Aksaray Valiliği, Dünya Etnospor Konfederasyonu, Okçular Vakfı, Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu ve Turizm Müdürlüğü katkılarıyla 2. Kılıçaslan temalı 33’üncüsü düzenlenen Ihlara Kültür ve Spor Festivali devam ediyor. Kılıçaslan Parkı’nda tarih, kültür ve ata sporları ile devam eden festivale Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan da katıldı. Festival alanında ata meslekleri, ata sporları ve geleneksel Türk yemeklerinin gerçekleştirildiği stantları gezen Bilal Erdoğan, protokol üyeleriyle birlikte ata spor ve oyunlarını oynadı.

    Gezinin ardından programda bir konuşma yapan Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, “Geleneksel sporlar, geleneksel oyunlar, kültürümüzün unutulmaya yüz tutmuş sanatlarımız, oyunlarımız, halk oyunlarımız, müziklerimiz, bunların hepsi acaba neden bu kadar önemli diye merak edenler zaman zaman bize ulaşıp soruyorlar. Bakınız dünyada küreselleşme denilen bir süreci yaşıyoruz. Nedir küreselleşme? Dünyanın küçülmesi, mesafelerin kısalması. Dolayısıyla paylaşımın çok hızlanması, insanların birbiriyle paylaşması, milletlerin birbiriyle paylaşması ve maalesef bu küreselleşme sürecinde Batı hegemonyasında geçirdiğimizden dolayı Batı’nın bu küreselleşme ile birlikte tek tipleşmeyi bize dayattığını görüyoruz. Yani tamam, küreselleşme, bunun getirdiği imkanlar, dünyada artık insanların birbirleriyle çok daha hızlı ticaret yapabilmesi, bazı şeyleri çok daha ucuza elde edebilmesi, çok daha fazla dünyanın her tarafına ulaşabilmesi ama tek tipleşme niye? Bu küreselleşmeye eşlik eden tek tipleşmeye biz karşıyız. Çünkü bu tek tipleşmenin doğal bir süreç olarak değil, dayatılmış bir süreç olarak tetiklendiğini görüyoruz. Yani herkes birbirine benzeyecek. Ama daha çok Batı’ya benzemek sureti ile. Yani Batı’nın müzikleri dinlenecek, Batı’nın sporları oynanacak, Batı’nın oyunları izlenecek, Batı’nın yemekleri yenecek, Batı’nın kıyafetleri giyilecek. Peki, bu şimdi böyle geldi böyle gidiyor. Bu aşağı yukarı 200 yıldır böyle. Peki, biraz bakın, dünya acaba bundan huzur mu duyuyor? Dünyada çatışmalar mı ortadan kalkıyor? Dünyada eşitsizlikler mi gideriliyor? Demek ki bu küreselleşme tek tipleşmeyi dayattığı zaman insanlar bundan huzur duymuyorlar. Bilakis insanlara siz değerlerini ortadan kaldırmaya çalışırcasına böyle tazyiki sunarsanız insanların insanlar buna tepki göstermeye başlıyor. Dünyanın bunca rengi, dünyanın bunca zenginliği dururken bunları yok etme, dünyada tek kültürün adeta egemen olmasına mücadele etmek doğal, doğru bir şey değil. Onun için biz, Dünya Etnospor Konfederasyonu olarak, dünyanın bütün renklerinin, kültürlerinin güçlü olması, yaşaması, var olması gerektiğini savunuyoruz. Bunu da geleneksel sporlar alanında yürütüyoruz” dedi.

    Aksaray’ın birçok medeniyete ev sahipliği yaptığına dikkat çeken Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı ise, “Sizlerin de bildiği gibi hem Selçuklunun, hem de Osmanlı Medeniyeti’nin kuruluşunda 4 tane ana temel vardır. Birisi ahiliktir, birisi gaziliktir, birisi bahciyandır, birisi aptalhani rumdur. Bu dört tane sütun üzerine kurulan medeniyet gerçekten de büyük medeniyettir, gerçekten de varlığını sonsuza kadar sürdürür. Bizlerde bu duyguyu, bu ruhu hissedebilmek maksadıyla öncelikle ubu tür programlar gerçekleştiriyoruz” dedi.

    Aksaray Valisi Aykut Pekmez de, “Türk milleti olarak tarihimiz ile haklı olarak övünüyoruz. Belki de dünyadaki en zengin, geçmişi kahramanlıklarla en dolu bir medeniyete sahibiz. Aksaray’ımız da belki insanlık var olduğundan beri insanlığa ev sahipliği yapmış, en az 10 bin yıllık tarihe sahip, farklı medeniyetlerin yaşadığı bir ilimiz. Ama tabi bizim için asıl önemlisi 11’inci yüzyıldan itibaren Aksaray’ımız Türk hakimiyetine girmiş ve bir Türk İslam şehri haline gelmiş. Bu dönemden sonra Aksaray’ımız bulunduğu coğrafya itibari ile, İpekyolu üzerinde bulunması itibariyle hem ticaretin, hem de askeri alanda Selçuklunun önemli kentlerinden biri haline geldi” diye konuştu.

    Programa Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanı ve Okçular Vakfı Kurucu Başkanı Haydar Ali Yıldız, Aksaray Valisi Aykut Pekmez, Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, Milletvekili Cengiz Aydoğdu, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Altınsoy, İl Emniyet Müdürü Ali Karabağ, daire müdürleri, STK başkanları ve çok sayıda davetli ve vatandaş katıldı.

  • Numan Kurtulmuş: “Suriye’nin kuzeyinde bir PYD devleti oluşmasına karşıyız”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş Kardelen TV’de katıldığı programda önemli açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, “Suriye’nin kuzeyinde bir PYD devleti oluşmasına karşıyız” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Kardelen TV’deki Gündem Özel programında İHA Erzurum Bölge Müdürü Ayhan Türkez ve Gazeteci Esat Bindesen’in sorularını yanıtladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, referanduma ilişkin kararsız seçmenin ‘evet’e döndüğünü belirtti.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gaflarına ilişkin soruya, Kurtulmuş, “Bir sürü gaf yapıyorlar bunlar. Neresini düzelteceksiniz. O kadar taktik icabı işler yapıyorlar ki; sırıtıyor” cevabını verdi.

    “28 Şubat’a alkış tutarken neredeydiniz?”

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun Necmettin Erbakan’ın ölüm yıldönümüne gitmesini eleştiren Numan Kurtulmuş, “Rahmetli Erbakan’ın ölüm yıldönümünde gidiyorlar onlarla yan yana oturuyorlar. Yani insanın biraz samimi olması gerek. 28 Şubat’ta rahmetli Erbakan hocaya o kadar eziyet çektirilirken, Cumhuriyet Halk Partililer o günkü CHP zihniyetini temsil eden siyasi partiler, parlamentoda başörtülü bir milletvekiline dahi tahammül edemeyip, koro halinde ‘bunları dışarı atın’ derken, CHP zihniyeti, 28 Şubat’a bir yerde alkış tutarken neredeydiniz kardeşim?” dedi.

    “Milletin camisi ile mescidi ile irtibatı olmayan cumhurbaşkanı olamayacaktır”

    Yeni anayasa değişikliğine ilişkin konuşan Numan Kurtulmuş, “Bugünkü siyasi tablo içerisinde AK Parti’nin tek başına iktidar elde etme zorluğu yok. Allah’ın izniyle yarın seçim olsa yine aynı sonuç ortaya çıkar. Bir de, siyaseti yalnızca siyasi aktörler belirlemez. Siyaseti toplumun sosyolojisi belirler. Cumhurbaşkanını halk seçtiği sürece; bu ülkenin çarşısından pazarından geçmeyen, bu milletin türküsünü şarkısını söylemeyen, bu milletin camisi ile mescidi ile irtibatı olmayan bu milletin tarihi ve kültürü ilgisi olmayan hiç kimse cumhurbaşkanı olamayacaktır. Bu hoşumuza gitsin diye söylediğimiz bir şey değil. Sosyoloji böyle. Sosyoloji böyle akıyor. Siyasetin sosyolojisi de böyle gidiyor. Bizim herhangi bir şekilde toplumun büyük bir kesiminden onay almak gibi bir derdimiz yok. Ama biz bir taraftan da sistemin tıkandığı noktaları görüyoruz. Hala darbeler oluyor, hala darbe ihtimalleri var. Hala ekonomik kriz ihtimalleri var. Hala cumhurbaşkanı ile başbakanın kavga etme ihtimali var. Hala çok büyük oranda azalmış olmasına rağmen vesayet odaklarının yeniden hortlama ihtimali var. Tüm bunları ortadan kaldırabilmek ve bunların hiçbirine imkân tanımayacak yen bir model olması lazım” ifadelerini kullandı.

    “Biz istiyoruz ki kilitlenen sistemi millet çözsün”

    Yeni sistemde yaşanacak sorunu milletin çözeceğine işaret eden Kurtulmuş, “Örnek olsun diye söylüyorum. Parlamento ile cumhurbaşkanı kilitlendi. Hükümet ile parlamento kilitlendi. Olur mu olur. 1980 darbesi döneminde 124 turda Türkiye cumhuriyeti parlamentosu cumhurbaşkanını seçemedi. Kilitlendiğinde kim çözsün. Şimdiye kadar ne zaman kilitlense, asker kafayı çıkarmış ’ben buradayım’ dedi. Birileri de askeri arkasından itmiş, darbeler olmuş. Olağanüstü dönemler olmuş. Muhtıralar olmuş. Şimdi diyoruz ki; kilitlendiğinde kardeşim bu sistemi millet çözsün. Cumhurbaşkanı kilitlendiğinde seçime götürsün kendi cumhurbaşkanlığı da düşecek. Parlamento seçime götürsün götüren parlamentonun milletvekillikleri de düşecek. Şimdi bu sistemle yalnızca milletin hakem ve hakim olduğu bir sistem inşa edelim. Bu bir sistem meselesidir. Bu darbe savar maddelerimizden birisidir” dedi.

    Rakka operasyonu

    Terörü maşa olarak kullanan ABD, Rusya ve İran’ın maşalar üzerinden bir bölge kuramayacağını belirten Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin tavrı çok açıktır. Suriye’nin bütün şehirleri o şehrin o bölgenin insanlarının oluşturduğu muktedir güçler ve uluslararası koalisyon ile birlikte hareket edilerek geri alınmalıdır. Örneklerini verdik Cerablus ve El Bab. Cerablus’ta muktedir muhalifle birlikte operasyon yaptı TSK ve örnek olduk. Hala Musul operasyonu bitmedi. Hala Rakka’ya operasyon başlamadı. Herkes kararsız bir şekilde ortada dolaşıyor. Ama bizim tespitimiz şudur; Rakka Rakkalılar’ın, Musul Musullular’ın, El Bab El Bablılar’ın Oradaki etnik yapıyı, oradaki mezhebi yapıyı değiştirmeyelim. Onun için orada operasyon yapalım terör örgütünden temizleyelim halkı getirelim oraya yerleşsin. 45 bin Arap geldi Cerablus’a şimdi orada yaşıyor. Aynı şeyi Rakka için yapalım, aynı şeyi Musul için yapalım. Şimdi Musul’u DEAŞ’tan alalım ama Musul’u Haşdi Şabi gelsin, PYD gelsin Musul’da birisi etnik temizlik diğeri mezhebi temizlik yapsın. Böyle bir şey olmaz. Bu Suriye ya da Irak’ın barışına katkıda bulunmaz. İkinci olarak diyoruz ki; terör örgütleri arasında ayrım yapmayın. ‘DEAŞ kötüdür PYD iyidir’ demeyin veya ‘PYD iyidir DEAŞ kötüdür’ demeyin. Bütün terör örgütleri vekalet savaşlarının maşalarıdır; hepsi insanlık düşmanıdır. Dolayısıyla kırın atın şu maşalarınızı. Bu maşalarınız üzerinden meşru bir bölge kuramazsınız. Amerikalılara, Ruslara, İranlılar’a bunu anlatmaya çalışıyoruz. Kapalı kapılar ardında her ülkeye ayrı şeyler söylemiyoruz. Herkese aynı şeyi söylüyoruz” şeklinde konuştu.

    Kurtulmuş, “Türkiye’nin söylediği üçüncü mesele ise; Suriye’nin kuzeyinde Kürt kardeşlerimizin varlığından rahatsız değiliz biz. Kürtler, Türkler, Ezidiler, Sünniler, Aleviler hepsi orada asırlardır beraber yaşadılar. Ama hiç kimse kalkıp orada yaşayan Araplar’ı Türkmenler’i yerinden atmaya kalkmasın. Biz Suriye’nin kuzeyinde bir PYD devleti oluşmasına karşıyız yoksa Kürt kardeşlerimiz o bölgenin asli unsurları olarak oradalar ve inşallah kıyamete kadar barış içinde olacaklar” dedi.

    “Vekalet savaşları yaşanıyor”

    Bölgede vekalet savaşlarının yaşandığını kaydeden Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Vekalet savaşları şudur; kendisi savaşmıyor bir maşa kullanıyor vekilleri üzerinden savaşıyor. Yani bir terör örgütünü kullanıyor. Bunun sonu var bir gün eğer onlar devam ederse Amerika ve Rusya savaşma noktasına gelir diye dediğimi hatırlıyorum. Şimdi o noktaya geldiler. Niye şimdi Amerika ve Rusya genelkurmay başkanları oturup konuşma ihtiyacı hissediyor? Çünkü hepsinin uçakları havada dolaşıyor, sahada güçleri var Artık vekalet savaşları üzerinden belli bir noktaya gelindi” sözlerini kullandı.

  • CHP’li Özel: “Seçilecek ilk başkan da, son başkan da Kemal Kılıçdaroğlu da olsa biz başkanlık sistemine karşıyız”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Seçilecek ilk başkan da, son başkan da Kemal Kılıçdaroğlu da olsa biz başkanlık sistemine karşıyız” dedi.

    Manisa’da Haziran Hareketi tarafından referandumda ’Hayır’ konulu etkinlik düzenlendi. Haziran Hareketi temsilcisi Bilal Kılıç’ın moderatörlüğünde düzenlenen etkinlikte CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, Özgür Düşünce Partisi (ÖDP) Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlikte konuşan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, son anketlere göre ’hayır’ oylarının önde olduğunu savundu. Özel, “Ama o geniş, ’Kararımı değiştirebilirim’ diyenler üzerinden baktığımızda onların önemli bir kısmının ’evet’e daha yakın olduğunu görüyoruz. Mesele yüzde 16’lık bir kararsızın ne diyeceğinde geliyor düğümleniyor. Anayasa Komisyonuna giderken taslak yüzde 43 ’evet’, yüzde 41 ’hayır’. Komisyon, Meclis süreci, ama burada komisyonda ve Mecliste bizim yaptıklarımız kadar Barolar Birliğinin Meclisin kapısına kadar yürüyüp biber gazı yemesinden tutun Birleşik Haziran’ın sosyal medyada, sokakta, her yerde ve toplumdaki tüm dinamikleri cesaretlendiren enerjisi ve neşesi, ’Hayır’ cephesinde yer alan herkesin inanması, içeriği konuşması, sesi yüksek de olsa sempatisi yüksek söylemleri sonucunda ve meclisteki mücadelenin sonucunda iş bir anda değişti. Yüzde 43 olan ’Evet’ 41’e, 41’de olan ’Hayır’ AK Parti’nin kendi anketlerine ve onların en iyi kulis yazan Abdülkadir Selvi’nin ifadesiyle onların yaklaşımıyla 46’ya bizimkine göre 48’e yükseldi. 2 puan gerideydik, 4 ila 6 puan ileriye geçtik. Bizim birbirimizi, yüzde 41’imizi yeniden ikna etme gibi bir derdimiz yok. Bizim doğru bir dil, yüksek bir motivasyon ama hiç kimseyi ötekileştirmeden, korkutmadan, üzmeden kaygılandırmadan ’hayır’a ikna etmek gibi bir görevimiz var” diye konuştu.

    “Kılıçdaroğlu seçilse de başkanlık sistemine karşıyız”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkan seçilse dahi başkanlık sistemine karşı olduklarını dile getiren Özel, “Bugün geldiğimiz noktada kimin olduğu hiç önemli değil. Biz son söylediğimiz lafı ilk baştan söylüyoruz. Seçilecek ilk başkan da, son başkan da Kemal Kılıçdaroğlu da olsa biz başkanlık sistemine karşıyız” dedi.

    “MHP tabanı ’hayır’ diyor”

    Referandumda ’evet’ oyu kullanacaklarını ve bu doğrultuda kampanya yapacaklarını açıklayan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye karşı MHP tabanının yüzde 80’inin ’hayır’ diyeceğini savunan Özel, “Milliyetçi Hareket Partisinin, hem de disiplinli bir lider partisi olarak görülen bir partinin tabanının yüzde 80’inin bu meseleye ’hayır’ diyor oluşuna ve aslında AK Parti’yle çok benzer siyasi geleneklerden gelen sağdaki partilerin dahi ’Okumazsak ’hayır’, ama içeriğini okuyunca bu taslağa ’evet’ demesine bakarak herhalde şunu söylemek mümkün; bu referandum hepimiz için Allah’ın bir lütfudur. Bu referandumda 15 yıldır kendi hegemonyasını kuran, kendi hegemonik dilini ele geçirdiği devlet imkanlarıyla besleyen, sizin doğrunuzun 2 buçuk televizyon kanalında yaşatmak ve gözümüz gibi bakmak zorunda olduğumuz 3-4 tane gazetede ifade edilirken; onların 47 tane televizyon kanalı, 25 gazetesiyle kendi yanlışlarını anlatmaya çalıştıkları bir süreçten sonra şimdi işler ne olursa olsun onlar için ters gidiyor. Karşınızda bundan önce girdiği her seçimi kazanmakla övünen, karşısındakileri zaman zaman farklı ittifaklarla, karşısındaki halkın gücünü hep yok sayan onun üzerinde güç kuran birisi bu sefer kendi bakış açısıyla bir unvan maçına çıkıyor. Bugüne kadar kazandı ama bu sefer neden dizleri titriyor? Çünkü bu sefer karşısında meselenin ne olduğunu kavramış, onların ortaya koyduğu işin bir hükümet sistemi değişikliği değil bir rejim değişikliği olduğunu bilen, 23 Nisan 1920’de Dolmabahçe’den alıp, Ankara’ya, Türkiye’nin ilk meclisine taşınmış, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’le taçlandırılmış ve tek adamlık rejimi yerine demokrasi, bir zümre yerine halkın egemenliğini ne demek olduğunu bilenlerin bugün yapılanın bir karşı devrim olduğunun farkında olma meselesi var” diye konuştu.

  • AK Parti’li Gürer: “Biz terörist cenazesinin Söke’ye gömülmesine karşıyız”

    Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’u öldüren suikastçı Mevlüt Mert Altıntaş’ın cenazesi Aydın’ın Söke ilçesinde tartışmaya neden olurken, AK Parti İlçe Başkanı Fatih Gürer, suikastçının cenazesinin Söke’ye gömülmesine karşı olduklarını belirtti.

    Rus Büyükelçi Andrey Karlov’u silahla öldüren polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ın Ankara’da morgda tutulan cenazesiyle ilgili olarak ailesinin henüz bir girişimde bulunmadığı öğrenildi. Cenazenin alınması durumunda nereye defnedileceği konusu, ailesinin yaşadığı Söke’de tartışmalara yol açtı.

    AK Parti Söke İlçe Başkanı Av. Fatih Gürer, yaptığı açıklamada Altıntaş’ın cenazesinin Söke’ye defnedilmesini istemediklerini söyledi. Gürer, “Bu olay Türküye ve dünya gündemine oturdu. FETÖ terör örgütüne mensup olduğu kuvvetli bir şekilde saptanan terörist tarafından Rusya Büyükelçisine saldırı düzenlendi. Tabii ki biz Söke’mizin adının bu şekilde anılmasını istemiyoruz. Bu yöndeki rahatsızlıklar kamuoyunda da dile getirildi. Biz bu FETÖ terör örgütü mensubunun cenazesinin Söke’de gömülmesine kesinlikle karşıyız. Bu yönde bir talebin olup olmadığını bilmiyoruz ancak cenazenin Söke’de gömülmesi durumunda karşı çıkacağımızı, tüm kamuoyuna bunu hissettireceğimizi dile getiriyoruz. Görüştüğümüz STK’larda bizimle aynı fikirde. Sökelilerin bu cenazeyi kabul etmeyeceğini biliyoruz, kamuoyu da aynı fikirde” diye konuştu.