Etiket: Karşıya”

  • Domates ihracatçıları, Rusya Federasyonu’nda kota engeliyle karşı karşıya

    Domates ihracatçıları, Rusya Federasyonu’nda kota engeliyle karşı karşıya

    Taze meyve ve sebze ihracatının lider ürünü domates, lider ihraç pazarı Rusya Federasyonu’nda kota engeliyle karşı karşıya kaldı ve Türk domates ihracatçılarına Rusya kapısı kapandı. Rusya’ya domates ihracatında 200 bin tonluk kota dolarken, Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanları bu ülkeye domates ihracatında kotanın kaldırılmasını istiyor.

    Rusya, Türkiye ile 2015 yılı kasım ayında yaşadığı siyasi kriz sonrasında Türk domatesine ambargo kararı almıştı. 2017 yılı Kasım ayında Türk domatesi tekrar Rusya’ya ihracat vizesi alırken, bu kez kotayla karşı karşıya kaldı.

    İlk önce 1 Kasım 2017 tarihinde 100 bin ton olarak belirlenen kota, Türk ihracatçılarının kısa sürede kotayı doldurması üzerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin girişimleriyle önce 150 bin tona, 7 Mart 2020 tarihinde ise 200 bin tona çıkarılmıştı. Türk ihracatçıları 200 bin kotayı da kasım ayı sonunda doldurdu.

    “Kota kaldırılsın”

    Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Başkanları, Türk domatesinin en büyük ihraç pazarı Rusya’ya ihracatın durma noktasına gelmesi üzerine yaptıkları ortak açıklamayla, Rusya Federasyonu’na yapılacak domates ihracatında kotanın kaldırılmasını ve 2015 Kasım ayı öncesindeki sürece dönülmesini talep etti. Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Ali Kavak, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Necdat Sin, Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Saffet Kalyoncu, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçılar Birliği Başkanı Cafer Aşkar ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği’nin ortak imzasıyla yapılan açıklamada, Türkiye’nin domates ihracatının 2020 yılında 11 aylık dönemde yüzde 6’lık artışla 286 milyon dolara ulaştığı bilgisini paylaşıldı.

    Birlik başkanları, 2020 yılı sonunda 300 milyon doları aşmayı hedeflediklerini, bu hedeflere ulaşmak için en büyük ihraç pazarları Rusya’daki kotanın kaldırılması gerektiğinin altını çizdi.

    Rusya’ya domates ihracatında 2015 öncesinde kota olmadığını hatırlatan başkanlar, “İki ülke arasındaki ilişkiler, 2017 yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki zirvede her konuda normalleşmişken, iki ülke arasında 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefi konulmuşken, Azerbaycan ile Ermenistan arasında çıkan savaş sonrasında Dağlık Karabağ’da kontrolü sağlamak için Rusya ile Türkiye savunma bakanlıkları mutabakat muhtırası imzalamış ve Dağlık Karabağ’da birlikte görev yapıyorken, Rusya, başka ülkelere kota uygulamazken Türk domatesine hala kotanın olmasını anlamak mümkün değil. Kotanın kaldırılmasını sadece Türk ihracatçıları değil, Rusya’daki ithalatçılarda kotanın kaldırılmasını istiyor” diye konuştu.

    Türk domates üreticilerinin pandemi sürecinde gece gündüz çalışarak; çorbalardan salatalara, mezelerden, meyve sebze mamullerine, makarnalardan zeytinyağlılara, pilavlardan etli yemeklere mutfaklardaki tüm lezzetlerde kullanılan domatesin üretimine devam ettiğine vurgu yapan başkanlar, üreticilerin bu emeklerinin karşılığını alabilmesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’den destek talebinde bulundu.

    Türkiye, taze domates üretiminde 9 milyon tonu tarlada üretim, 4 milyon tonu örtü altı (sera) üretimi olmak üzere 13 milyon tona ulaşan üretim rakamıyla dünyada dördüncü sırada yer alıyor.

  • BM Genel Sekreteri Guterres: “Yemen, kıtlık tehlikesi ile karşı karşıya”

    BM Genel Sekreteri Guterres: “Yemen, kıtlık tehlikesi ile karşı karşıya”

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı açıklamada, Yemen’in dünyanın on yıllardır gördüğü en kötü kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyararak, “Acil önlem alınmazsa milyonlarca yaşam kaybedilebilir” dedi.

    Yemen’de 6 yıldır süren savaş nedeni ile halk zor günler geçirmeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına göre, Yemen dünyanın en derin insani krizini yaşıyor. ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü “azami baskı” kampanyasının bir parçası olarak Yemen’deki İran müttefiki Husi grubunu kara listeye alma tehdidinde bulundu. Yardım çalışanları, bu hareketin hayati yardımların ülkeye ulaşmasını engelleyeceğinden korkuyor.

    BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ABD’nin Husilere yönelik tehdidinin ardından yaptığı açıklamada, Yemen’in dünyanın on yıllardır gördüğü en kötü kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Guterres, “Etkili olan herkesi felaketi önlemek için bu konularda acilen harekete geçmeye çağırıyorum ve ayrıca herkesin halihazırda vahim olan durumu daha da kötüleştirebilecek herhangi bir eylemden kaçınmasını istiyorum” ifadelerini kullanarak, “Acil önlem alınmazsa milyonlarca yaşam kaybedilebilir” dedi.

    BM, Yemen’de devam eden savaşları dünyanın en büyük insani krizi olarak tanımlıyor ve insanların yüzde 80’inin yardıma ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

    BM Yardım Başkanı Mark Lowcock yaptığı açıklamada, BM’nin Yemen’deki insani yardım operasyonları için bu yıl ihtiyaç duyduğunun yarısından azını yaklaşık 1,5 milyar dolar aldığını ifade etti. BM, geçtiğimiz yıl Yemen için 3 milyar dolar ödenek almıştı.

    BM yetkilileri, ülkedeki ekonomik çöküş ve Covid-19 salgını nedeniyle daha da kötüleşen durumu düzeltmek için savaşı sona erdirmeyi ve barış görüşmelerini canlandırmaya çalışıyor.

  • Rus ve ABD uçakları Uzak Doğu’da karşı karşıya geldi

    Rus ve ABD uçakları Uzak Doğu’da karşı karşıya geldi

    Rusya ile Japonya arasında tartışma konusu olan Kuril Adaları çevresinde ABD’ye ait keşif uçağı uçuş gerçekleştirince Rus MİG-31 tipi savaş uçağı ABD’nin uçağına yaklaştı.

    Rusya ile ABD arasında zaman zaman Baltık Denizi ve Karadeniz üzerinde yaşanan uçuş gerginliği bu kez Uzak Doğu’ya taşındı. Sovyetler Birliği ile Japonya arasında 1955’te yapılan bir anlaşma ile 56 adadan oluşan ve bin 300 kilometrelik alanı kapsayan Kuril Adaları ile ilgili Rusya ile Japonya arasında tartışma devam ederken Japonya, adaların kendilerine iade edilmesini istiyor. İki ülke arasında adalar ile ilgili görüşmeler halen devam ederken, gün içinde ABD’ye ait B-1B Lancer tipi stratejik bombardıman ve keşif uçağı Kuril Adaları çevresinde keşif uçuşu yaptı. Bunun üzerine Rusya’ya ait MİG-31 tipi savaş uçağı, ABD’ye ait uçağa yaklaşarak kendi sınırlarına yaklaşmasını önledi.

    Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD’ye ait uçağın sınır ihlali gerçekleşmeden yapıldığı ve uluslararası hukuka uygun olarak müdahalenin gerçekleştiği duyuruldu.

  • Her 15 kadından biri rahim ağzı kanseriyle karşı karşıya

    Her 15 kadından biri rahim ağzı kanseriyle karşı karşıya

    Tüm dünyada neredeyse 10-15 kadından birinde cinsel ilişki sonrası vajinal kanama veya lekelenme görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. İsmet Gün, çocuk sahibi olmaya da engel olduğunu belirttiği bu sorunun ihmal edildiğinde ilerleyen yaşlarda rahim ağzı kanseri olma ihtimalini artırdığını belirtti. Doç. Dr. Gün, yaptıkları bir çalışmada cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olan 317 hastanın yüzde 4’ünde rahim ağzı kanseri, yüzde 1’inde ise rahim içi kanseri tespit ettiklerini kaydetti.

    Cinsel ilişki sonrası vajinal kanamanın başta rahim ağzı iltihapları ve rahim ağzı polipleri olmak üzere birçok nedeni olabileceğini ya da nadiren de olsa hiçbir sebep bulunmayacağını aktaran Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İsmet Gün, genel olarak rahim ağzı enfeksiyonlarının sulu, kokulu ve iltihaplı bir akıntı ile kendini gösterdiğini ancak bazen sadece cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şeklinde de görülebileceğini belirtti. Doç. Dr. İsmet Gün, rahim ağzında enfeksiyona neden olan bazı bakterilerin aynı zamanda kişide uzun süreli kasık ağrısı, infertilite (çocuk sahibi olamama) ve dış gebelik riski oluşturduğunu söyleyerek, özellikle genç ve çocuk isteyen evli çiftlerde erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti.

    Rahim ağzı kanseri olma riskini artırıyor

    Genital kanserleri akla getirmesi nedeniyle cinsel ilişki sonrası vajinal kanamanın kadınların korkulu rüyası olduğunu belirten Doç. Dr. İsmet Gün şöyle devam etti:

    “Genital kanserler içerisinde en sık karşımıza rahim ağzı kanserleri çıkmaktadır ve bu grup hastalarda sıklığı yüzde 3-5’dir. Yani cinsel ilişki sonrası vajinal kanaması olan 20 kadından birinde rahim ağzı kanseri olma ihtimali vardır. Tersinden bakacak olursak, rahim ağzı kanseri olan kadınların yaklaşık yüzde 11’i ilk olarak cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti ile karşımıza gelebilir. Cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olan hastalarda yaş ilerledikçe rahim ağzı kanseri olma ihtimali de artış göstermektedir.”

    Nadir de olsa rahim içi kanserleri ve vajinal kanser vakalarında da cinsel ilişki sonrası vajinal kanama görülebileceğini ifade eden Doç. Dr. İsmet Gün, bu nedenle cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti varlığında mutlaka rahim içi kanserleri ve vajinal kanserlerin akılda tutulması gerektiğini söyledi. Doç. Dr. İsmet Gün, konu ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalardan elde edilen verileri de şöyle dile getirdi:

    “Sadece cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti ile doktora müracaat eden ve jinekolojik muayene ve ultrasonda başka neden bulunamayan 314 kadında Rosenthal ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada neredeyse yüzde 3 hastada rahim ağzı kanseri, yüzde 1 hastada ise rahim içi kanseri saptanmıştır. Bizim yapmış olduğumuz ve sadece cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olan 317 hasta grubunda da yüzde 4 rahim ağzı kanseri ve yüzde 1 rahim içi kanseri tespit edilmiştir.”

    “Çok ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya olunabilir”

    Cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti ile gelen hastalarda rutin olarak jinekolojik muayene, genital ultrasonografi ve rahim ağzı kanseri taraması için smear testi yapıldığını belirten Doç. Dr. İsmet Gün, gerekli durumlarda vajinal kültür, şüpheli bir lezyon görülmesi durumunda kolposkop ile mikroskop altında inceleme ve gerekirse biyopsi yapıldığını söyledi. Özellikle menopoz sonrası hasta grubunda poliplerin varlığının dikkatli değerlendirilmeli gerektiğini ifade eden Doç. Dr. İsmet Gün, gerekirse bu hasta grubunda rahim içi küretaj yapılmasının yerinde olacağını belirtti. “Tüm bunlar sonucunda cinsel ilişki sonrası vajinal kanamaya neden olan bir sebep bulunursa, nedene yönelik tedavi yapılır. Örneğin rahim ağzında bir polip varlığında polipleri çıkarılması, menopoz sonrası görülen atrofik vajinit varlığında lokal estrojen takviyesi, rahim ağzı iltihabı varlığında ise uygun antibiyoterapi gibi tedaviler uygulanabilir” ifadelerini kullanan Doç. Dr. İsmet Gün, asıl sorunun cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olup da muayene ve smear sonucu normal gelen hastalardaki yönetimi olduğunu söyledi. İnatçı bir şekilde cinsel ilişki sonrası vajinal kanama şikayeti olan hastalarda mutlaka kolposkop yapılması ve şüpheli alanlardan biyopsi alınması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. İsmet Gün, günümüzde hala bu şikayeti yaşayan hastalardan bir kısmının doktora müracaat etmekten kaçındıklarını ancak çok ciddi sağlık sorunları ile karşı karşıya olabileceklerini belirttiği açıklamalarını şöyle tamamladı:

    “Bu durumun yukarıda da bahsettiğim gibi çok ciddi hastalıkların bir belirtisi olabileceği unutulmamalıdır. Genel olarak tekrarlayan veya inatçı cinsel ilişki sonrası vajinal kanaması olan veya beraberinde anormal servikal smear sitolojisi olan veya vajinal/servikal bölgede lezyonu olan kadınlarda olayın ciddi olabileceği ve kolposkop dahil tüm incelemelerin yapılması gerektiği bir gerçektir.”

  • Burhaniye’de su sıkıntısı köylüleri karşı karşıya getirdi

    Burhaniye’de su sıkıntısı köylüleri karşı karşıya getirdi

    Balıkesir’in köylerinde yaşanan su sıkıntısı 2 köyü karşı karşıya getirdi.

    Burhaniye ilçesinde, bazı köylerde başlayan su sıkıntısı Taylıeli ve Şahinler Mahallelerini karşı karşıya getirdi. Şahinler Mahallesi’ne su sağlayan borunun gece saatlerinde kırılması üzerine jandarma araştırma başlatırken, su kaynağına gelen Taylıelili vatandaşlar, 10 gündür susuz olduklarını anlatarak, Şahinler’e aynı kaynaktan su verilmemesini istediler.

    İlçeye 2 kilometre uzaklıktaki Taylıeli Mahallesi’nde, mahalleye su sağlayan kaynaktan komşu mahalle olan Şahinler’e de su verilmeye başlanması üzerine su sıkıntısı çekilmeye başlandığı iddia edildi. Su sıkıntısı vatandaşların tepkisine neden oldu. Dün gece mezarlık mevkiindeki kaynaktan Şahinler’e su taşıyan boruların delinmesi Baski’yi harekete geçirdi. Jandarma yaşanan boru delinmesi olayı ile ilgili soruşturma başlatırken, su kaynağı çevresinde toplanan vatandaşlar, 10 gündür susuzluk çektiklerini söyledi. Suyun Şahinler Mahallesi’ne verilmesine karşı olduklarını anlatan vatandaşlar, 900 yıllık su kaynağının kendilerine ait olduğunu söylediler. Suyun köylünün rızası alınmadan verildiğini ileri süren Ali Karpat, “Baski buraya kuyu açarak Şahinler’e su verdi. Böylelikle bizim köye yeterli su gitmez oldu. Taylıeli susuz kaldı” dedi.

    Mustafa Tebiş de, “Susuz kaldık. Defalarca Baski’yi aradım. Çözüm olmadı. Bu suyu 1978 yılında biz imece ile getirdik. Susuzluktan peçete ile taharetlenmek zorunda kaldım. Benim yaşım 70. Biz bu suyun Şahinler’e verilmesine karşıyız” şeklinde konuştu.

    Mahalle Muhtarı Halil İbrahim Çakır ise, “Bu bizim 900 yıllık su kaynağımız. Köylünün rızası olmadan Şahinler’e verildi. Bu sadece içme suyu değil. Bu su buradan İskeye’ye kadar dereye canlılık veriyor. Köyümüz 8-10 gündür susuzluk çekiyor. Şahinler köyünün sokaklarında sular akarken biz susuzluk çekiyoruz. İnsanlarımız elini yüzünü yıkayacak su bulamıyor. Bu suyun Şahinler’e verilmesini istemiyoruz. Bizim gayemiz düşmanlık değil. Arbede çıkmasını istemiyoruz. Şahinler’e başka kaynaklardan su sağlansın. Bunu Baski mi yapar belediye mi yapar bilemiyorum. Ancak, bizim suyumuzun verilmesini istemiyoruz” diye konuştu.