Etiket: Karşıtı

  • Avustralya’da taksicilerden hükümet karşıtı protesto

    Avustralya’nın Melbourne kentinde taksi şoförleri lisanslarının geri alınması ve finansal işlemlere tabii tutulması değişikliğine gidilmesinin ardından hükümeti protesto etti.

    Avustralya’da Viktorya Devleti’nin taksi lisanslarını kaldırıp yerine taksi, araç kiralama ve Uber gibi yolculuk hizmetleri için tek kayıt sistemine geçmek istemesi taksicileri kızdırdı. Yeni karar kapsamında, taksi lisans sahiplerine ilk lisansları için 100 bin dolar, üç kişilik ortaklığa ise 50 bin dolar verilmesi öneriliyor. Ancak Melbourne kentinde taksiciler lisanlarının 500 bin dolar değerinde olduğunu savunarak hükümetin bu kararını protesto etti. Protestocular Ulaşım Bakanı Jacinta Allen’ı görevden istifaya çağırdı. Parlamento binası yakınlarında toplanan taksiciler, 200 araçla Melbourne Bolte Köprüsünde caddeyi trafiğe kapattı.

    Gösteriye katılan taksi şoförü George Goutzioulis, elindeki üç lisans için savaşacağını ve mevcut anlaşmadaki yatırımın sadece yüzde 20’sinin iade edileceğini söyledi. Muhalefet lideri Matthew Guy taksi şoförlerinin yanında yer alarak, devletin sürücülerle anlaşmaya gitmesi gerektiğini söyledi.

  • Nükleer karşıtı çevreciler, Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararı yargıya taşıyor

    Mersin’de çevreciler, Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin, Akkuyu Nükleer Santrali’nin 1/100 Bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yer alması kararını merkezi idareye bırakan komisyon kararını oy çokluğuyla onaylamasını protesto etti. Büyükşehir Belediyesi duvarına siyah çelenk bırakan çevreciler, konuyu yargıya taşıyacaklarını ifade ettiler.

    Mersin’de uzun zamandır tartışma konusu olan Akkuyu Nükleer Santraliyle ilgili olarak Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi kararını verdi. Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi, Akkuyu Nükleer Santrali’nin 1/100 Bin Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yer alması kararını merkezi idareye bırakan komisyon kararını oy çokluğuyla onayladı. Bunun üzerine bugün Büyükşehir Belediyesi Taş Bina önünde bir araya gelen çevreciler, alınan kararı protesto etti. Burada grup adına açıklamalarda bulunan Mersin Çevre Dostları Derneği Başkanı Suna Kılıçcı, alınan bu kararı kınadıklarını kaydederek, “Belediye başkanları ve Meclis üyelerinin onayladıkları komisyon raporunun içeriği Akkuyu Nükleer Santralin Mersin İl Çevre Düzeni Planında yer alması için uydurulmuş bahanelerdir. Alınan bu karar siyasi bir karar olup, antidemokratik bir karardır. Alınan bu karar, Akkuyu’nun Fukuşima ve Çernobil olmasının, kamu kaynaklarımızın zarara uğratılmasının, Mersin’in nükleer çöplük olmasının, enerjide dışa bağımlılığımızın artmasının önünü açacak kamusal niteliği olmayan bir karardır. Alınan bu karar Akdeniz’in ekosisteminin ve insan sağlığının bozulmasına, bölgemizin tarımının, turizminin bitirilmesine olanak sağlayacak ranta dayalı bir karardır” diye konuştu.

    Alınan kararın iptali için mahkemeye dava açacaklarını belirten Kılıçcı, “Alınan bu karar Mersin İl Çevre Düzeni Planının temel ilkeleri olan ortak ve bilimsel aklın hakim kılınması, kamu yararı olgusunu önceleyen bir yaklaşımın sahiplenilmesi, demokratik, katılımcı bir sürecin benimsenmesi, alternatif akılcı çözümlerin üretilmesi, olan ilkelere aykırıdır. Bu kararın alınmasını sağlayan belediye başkanları ve Meclis üyeleri Akkuyu Nükleer Santralin bölgemize ve insanlığa vereceği zararları bildikleri için 2012 yılında yönettikleri belediyelerden aldıkları Meclis kararları ile Akkuyu Nükleer Santraline karşıydılar. Ama maalesef bugün siyasi rant uğruna belediyelerinin kararlarını hiçe sayarak yönettikleri ilçelerinde yaşayan halkın iradesini hiçe sayarak Akkuyu Nükleer Santraline evet demişlerdir. Akkuyu Nükleer Santralini onaylayan belediye başkanları ve Meclis üyeleri insani ve vicdani davranmayarak, çocuklarımızın geleceğini karartmasına izin verdikleri, ülkemizin geleceğini, sağlığını ve bağımsızlığını tehlikeye soktukları için isimleri tarihe kara leke olarak geçecektir. Buradan Akkuyu Nükleer Santralini onaylayanlara sesleniyoruz. Nükleer sevdanızın gerçekleşmesine asla izin vermeyeceğiz. Akkuyu Nükleer Santraline karşı bundan sonra demokratik ve hukuksal mücadelemiz devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın ardından çevreciler, Büyükşehir Belediyesi duvarına siyah çelenk bırakarak, tepkilerini dile getirdiler.

  • İngiltere’deki Türkiye karşıtı propaganda engellendi

    Avrupa Uluslararası Eğitim Derneği’nin Avrupa ve tüm dünyadan uluslararası üniversiteler ile eğitimcileri bir araya getirdiği, Avrupa’nın en büyük yükseköğretim organizasyonu olan ve bu yıl İngiltere’nin Liverpool kentinde gerçekleştirilen European Association for International Education Fuarı (EAIE) Türkiye aleyhinde ciddi bir olaya sahne oldu.

    FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsünün ardından örgütle bağlantılı olan bazı akademisyenlerin üniversitelerden ihraç edilmesi, dünyanın 80 ülkesinden 250 üniversitenin ve 6000 civarında akademik personelin katıldığı eğitim fuarında ‘’Türkiye’deki akademik özgürlüğün kısıtlanması’’ olarak yansıtıldı. Fuara katılan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı ve aynı zamanda İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın ve Türk üniversiteleri heyeti, aynı gün bir yazıyla Avrupa Uluslararası Eğitim Derneği ve EAIE Başkanı Laura Howard’ın yaptığı Türkiye karşıtı konuşmayı düzelttirerek büyük bir yanlışı engelledi. Düzeltme sonucu 6 bin civarındaki katılımcı, üniversite ve ziyaretçiler ile İngiltere başta olmak üzere Avrupa basınının da konuyla ilgili doğru bilgilendirilmesi sağlandı.

    “EAIE Başkanı Laura Howard, Türkiye’de akademik özgürlüğün olmadığını ifade etti”

    Yaşanan darbe girişiminin ardından şer güçlerinin Türkiye’nin imajına zarar verme konusunda her platformda çaba harcadığını vurgulayan DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Aydın, “Avrupa Uluslararası Eğitim Derneği’nin organizasyonu olan ve her yıl Avrupa’nın farklı ülkelerinde yapılan eğitim zirvesi, bu yıl Liverpool’da yapıldı. Dünyanın 80 ülkesinden 250 üniversitenin 6 bine yakın üniversite temsilcisiyle bulunduğu toplantıda biz de DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi olarak 100 akademisyen ve yaklaşık 15 üniversitemizin standıyla ülkemizi temsil ettik. Türkiye’nin etrafındaki şer güçlerinin nasıl çalıştığını maalesef oradaki açılış konuşmasında bir kez daha gördük. EAIE Başkanı olan Laura Howard, Türkiye’de akademik özgürlüğün olmadığını, bu nedenle Türkiye’deki üniversitelerden bu organizasyonda yeterince katılımcı olmadığını ifade etti. Bu bizi çok üzdü ve şaşırttı. Çünkü biz zaten DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi organizasyonumuz ile Türkiye’den yaklaşık 25 üniversitemizin 100 üniversite temsilcisi ile birlikte orada bulunuyorduk” dedi.

    “Bu hareketi arkadaşlarımızla birlikte Türkiye’nin lehine çevirmiş olduk”

    Avrupa Uluslararası Eğitim Derneği Başkanı Laura Howard’ın eksik ve yanlış bilgilerle dolu konuşması karşısında hemen harekete geçtiklerinin altını çizen Dr. Aydın, “Bayan Howard daha konuşmasını tamamlamadan biz hemen bir yazı kaleme aldık. Bu yazıda Howard’ın akademik özgürlükle ilgili konuşmasında geçen ifadelerin eksik, yanlış ve kirli bilgiye dayandığını, bunun Türkiye’nin dışarda oluşturulmaya çalışılan olumsuz algısına destekten öteye gidemeyeceğini belirttik. Bunun mutlaka düzeltilmesi gerektiği yönündeki yazımızı e-mail olarak bu organizasyona katılan tüm katılımcılara aynı anda gönderdik. İnsanlar orada doğru bilgiyi edinmiş oldular. Avrupa Uluslararası Eğitim Derneği’nin ve bu organizasyonun başındaki kişiye de yazımızı ileterek kendisinden randevu talep ettik. Bunun üzerine toplanan dernek yönetim kurulu ile bir araya geldik ve ülkemiz için yapılan bu hatanın derhal düzeltilmesi gerektiğini, Türkiye’de akademik özgürlüğe yönelik bir kısıtlamanın asla olmadığını ancak terör örgütü olaylarına bulaşmış, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine yönelik darbe girişimine katkı sağlamak için girişimde bulunmuş akademisyenlere dünyanın her yerinde uygulanan yaptırımların uygulandığını söyledik. Bu akademisyenlerin de kısıtlı sayıda olduğunu ve Türkiye’deki akademik özgürlükle ilişkilendirilemeyeceği yönünde kendilerini kapsamlı bir şekilde bilgilendirdik. Bizim bu notamız karşısında bize, yanlış algılandığını ve Türkiye’nin imajına hiçbir şekilde zarar vermek gibi bir niyetlerinin olmadığını hem sözlü hem de yazılı olarak belirtti. Açılış konuşmasında yapmış olduğu hatayı da kapanış konuşmasında telafi etti” ifadelerini kullandı.

    DEİK Eğitim Ekonomisi İş Konseyi Başkanı Dr. Mustafa Aydın bu çalışmayı ilgili tüm bakanlık ve kurumlarla paylaştıklarını da belirterek, “Biz bu çalışmalarımızı Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı, YÖK ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ile paylaştık. Böyle bir platformda, Avrupa Uluslararası Eğitim Derneği’nin organizasyonunu yapan kişinin bunu dile getirmesi çok manidar ve bu güçlerin nasıl çalıştıklarının çok net bir göstergesidir. Burada bizlere düşen, adeta sınırda 24 saat nöbet tutan bir asker gibi uyanık olmamız gerektiğidir. Türkiye’nin aleyhine yapılmaya çalışılan bu hareketi arkadaşlarımızla birlikte Türkiye’nin lehine çevirmiş olduk” şeklinde açıklamalarda bulundu.

  • Bursalı sağlık çalışanlarından darbe karşıtı yürüyüş

    Bursa’da Kamu Hastaneleri Birliği, darbe girişimini “Beyaz Yürüyüş” ile protesto etti.

    Büyükşehir tarihi binasının önünde toplanan aralarında hastanelerin yöneticileri, doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanlarının bulunduğu yaklaşık bin sağlık personeli, Türk bayrakları ile Demokrasi Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüş öncesi bir konuşma yapan İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, “15 Temmuz’da yapılan darbe girişimine tepkilerimizi koymak için toplandık. Bugün hep birlikte kurumsal anlamda Türkiye’ye yapılan darbe girişimine hayır demek için birlikteyiz. Görüldüğü gidi ciddi bir katılım var. Sağlık çalışanları olarak çok duyarlı olduğumuzu hissediyoruz. Zaten 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu saatlerde bütün sağlık çalışanları sokağa dökülmüştü. Bu saygısızca yapılan girişime tepkilerini koymuştu. Bugün de daha kurumsal bir tepki olarak buradayız. Sağlık çalışanları olarak biz bu darbe girişimini kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi.

    İl Sağlık Müdürü Özcan Akan’dan sonra konuşan Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın, “15 Temmuz’da vatanımıza, birliğimize, düzenimize, rejimimize yapılan bu hain saldırıyı protesto etmek için buradayız. Sağcısı, solcusu, milliyetçisi, muhafazakarı, liberali, dindarı, özgürlükçüsü hepsiyle beraber burada devletimize ve demokrasimize sahip çıkma gösterisi yapacağız ve vatan hainlerini lanetleyeceğiz” diye konuştu.

    Yürüyüş Demokrasi Meydanı’nda yerini nöbete bıraktı.

  • Darbe karşıtı askerler F-16’ların hedefleme sistemini bozmuş

    Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği eski Genel Başkan Yardımcısı emekli Astsubay Yüksel Binici, FETÖ terör örgütü mensuplarının 15 Temmuz darbe kalkışmasının nasıl önüne geçildiğini anlattı. Binici, darbenin yaklaşık 40 yıldır süregelen bir planın ürünü olduğunu belirterek, darbeye karşı olan askerlerin F-16 uçaklarının hedefleme sistemini bozduklarını ve büyük bir zayiatın önüne geçildiğini söyledi.

    Emekli Astsubay Binici, 15 Temmuz darbe girişimi gecesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Darbe karşıtı kahraman askerlerin, darbeye karşı büyük direnç gösterdiğini aktaran Binici, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın darbeye karşı halkı sokağa çağırması ile beraber bu oyunun başarısızlığa uğradığını ifade etti.

    “Arkadaşlarımız F-16’ların silah sistemindeki hedefe kilitleyen parçayı söktüler”

    Darbenin yaklaşık 40 yıllık bir planın ürünü olduğunu savunan Binici, darbenin önlenmesi adına askerlerle iletişim kurduklarını ve darbe oyununa alet olmamaları konusunda uyarılarda bulunduklarını belirterek şunları kaydetti:

    “İlk başlarda ne olduğunu tam olarak anlamadık. İlerleyen süreçlerde olayı tam olarak anladığımızda bütün arkadaşlarımızla iletişime geçip meslektaşlarımızın hatalı bir davranışta bulunmamalarını, suç sayılabilecek emirleri yapmamalarını ilettik. Bir nevi bütün arkadaşlarımızı aydınlatmak ve darbenin başarılı olmaması için, engellenmesi için elimizden geleni yaptık. Arkadaşlarımız bunun suç sayılabilecek unsur olduğunu anladıkları andan itibaren bulundukları her ortamda direnç gösterdiler. Arkadaşlarımız darbeyi önlemek adına F-16’ların silah sistemindeki hedefe kilitleyen parçayı söktüler. Akıncı üssünde yaklaşık 60’ın üzerinde jet bu planlamanın içindeydi. Bu silahların atılmasıyla çok büyük tahribatlar oluşacaktı ve bu sayede onlar önlendi. Her birinin düştüğü noktada 25 metre çapında bir yeri tahrip ettiğini düşünürsek 60’ın üzerinde jette bu konu oluşsaydı çok vahim olurdu. Atış yapamadılar ve zayiatı azalttı.”

    Darbeye karşı olan kahraman askerlerin jetlere yakıt vermediğini ve tankların arızalandırılarak kışladan çıkmasının önüne geçildiğini dile getiren Binici, “Jandarmalar, bulundukları bölgedeki mülki amirliklerin alınması emri verilmesine rağmen bunun suç sayılabileceğini düşünerek yapmadılar. Halkın üzerine gönderilen astsubaylar bunları reddettiler. Bunlar tabii ki darbeyi önleyen ana unsurlardı. Bunların daha üstünde özellikle darbenin başlangıcını sağlayacak noktada, özel kuvvetler komutanlığının sevk ve idaresini almaya gelen tuğgenerale orada görevli olan arkadaşımız, meslektaşımız, kahramanımız Ömer Halisdemir’in karşı koyması, karargahı teslim etmemesi, hatta kendi öleceğini bile bile silahını çekip tereddütsüz vurması darbe planını başlamadan büyük sekteye uğrattı. Bunlar darbe planının kopma noktalarıydı” değerlendirmelerinde bulundu.