Etiket: Karşısında

  • İran Cumhurbaşkanı Ruhani: “AB yaptırımlar karşısında net pozisyon almalı”

    İran Cumhurbaşkanı Ruhani: “AB yaptırımlar karşısında net pozisyon almalı”

    İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Tahran yönetiminin nükleer anlaşmadan yana olduğunu belirterek, “Bu konuda AB’de net bir pozisyon almalı ve nükleer anlaşmaya sahip çıkmalıdır” dedi.

    İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Ruhani, nükleer anlaşma ve AB ülkeleri ile ilişkiler konusunda gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, “Nükleer anlaşma diplomasi şansını artırdı ve bize bu imkanı sağladı. Bununu yok olmasına izin vermemeliyiz” ifadesini kullandı.

    AB’den ABD yaptırımlarına karşı net bir pozisyon almasını isteyen Ruhani, nükleer anlaşmadan yana olduklarını belirterek, “Bu konuda AB’de net bir pozisyon almalı ve nükleer anlaşmaya sahip çıkmalıdır” dedi.

    AB ile terör örgütlerine karşı mücadelede işbirliğine hazır olduklarını vurgulayan Ruhani, “Kasım Süleymani’nin öldürülmesinden sonra bölgede DAEŞ tehlikesi arttı ve yabancı askerlerin varlığı da endişeye neden oluyor. Artan terör tehdidine karşı işbirliğine hazırız” ifadelerini kullandı.

  • Vida, Gençlerbirliği karşısında cezalı

    Vida, Gençlerbirliği karşısında cezalı

    Beşiktaş’ın Hırvat yıldızı Domagoj Vida, Konyaspor karşısında gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü. Vida, önümüzdeki hafta Gençlerbirliği deplasmanında forma giyemeyecek.

    Beşiktaş’ın Konyaspor’u konuk ettiği mücadelenin son dakikalarında rakibine yaptığı faul sonrası sarı kart gören Domagoj Vida cezalı duruma düştü. Hırvat futbolcu, önümüzdeki hafta Gençlerbirliği deplasmanında forma giyemeyecek. Bu sezon ligin 3. haftasında oynanan Konyaspor, 6. haftadaki Denizlispor ve 13. haftadaki BB Erzurumspor karşılaşmalarında sarı kart gören yıldız stoper, bu maçta gördüğü sarı kartla ligde oynanacak olan Gençlerbirliği karşılaşmasında cezalı duruma düştü.

  • Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle tekrar hakim karşısında

    Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle tekrar hakim karşısında

    Rus muhalif lider Alexei Navalny, daha önce 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle tekrar hakim karşısına çıkarıldı.

    Almanya’dan Rusya’ya dönerken havalimanında önce gözaltına alınan sonra da tutuklanan Rus muhalif lider Alexei Navalny hakkındaki eski dosyalar gün yüzüne çıktı. Navalny, geçtiğimiz günlerde daha önce ertelenen yolsuzluk cezasına ilişkin mahkemeye çıkarılmış, 2 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bugün ise Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan bir Sovyet askerine iftira attığı gerekçesiyle hakim karşısına çıkarıldı. Rusya’da geçtiğimiz yıl yapılan referanduma destek veren 2. Dünya Savaşında yaralanan İgnat Artemenko’yı eleştiren Navalny’ye, “savaşta yaralanan askerin şeref ve haysiyetini zedelediği” ve “manevi zarara uğrattığı” gerekçesiyle geçtiğimiz yılın Haziran ayında açılan davanın ilk celsesi Moskova’daki Babushkinskiy mahkemesinde gerçekleştirildi. Duruşmaya Navalny’nin avukatlarının yanı sıra eşi Yulia Navalnaya da katıldı. Muhalif liderin duruşması nedeniyle adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.

    Navalny’nin sözlerine hakim müdahale etti

    Duruşmada Navalny, “Bu davanın nasıl ortaya çıktığını, nasıl uydurulduğunu çok iyi anlıyorum. Ancak benim gerçekleri söylediğimi herkes biliyor. Benim salondaki yüzsüz savcılara değil, kutsal şeylere karşı çıkmam gerekiyordu ve yeni bir fikir ortaya atıldı. ‘Bir gazi bulalım, gaziye madalya verelim ve Navalny’i gazilere karşı olmakla suçlayarak hapse atalım’ dediler. Anayasa referandumu süresince çirkin bir kampanya yürütüldü. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ömür boyu Başkan olarak kalması amaçlanıyordu. Kampanya süresince pek çok kötülük yapıldı” dedi.

    Navalny’nin sözleri üzerine hakim, Navalny’yi susturmaya çalıştı. Navalny ise konuşmasını bitirmek için ısrar ederek, “Konuşmama izin verin. Neden çirkin kampanya görüntüleri hazırlayanlar şu anda burada değil?” dedi.

    Yabancı ülke diplomatları duruşmayı takip etti

    Öte yandan Rusya, bir önceki davanın duruşmasına batılı ülke diplomatlarının katılmasına sert tepki göstermiş, bunu batılı ülkelerin Rusya’nın içişlerine karışması olarak değerlendirmişti. Bugünkü duruşmaya da bazı batılı ülkelerin diplomatları katıldı ve duruşmayı yakından takip etti. Polis tarafından alınan sıkı güvenlik önlemleri kapsamında adliye binası çevresinde dolaşan sivillere kimlik kontrolü yapıldı. Kontrollerde Navalny destekçisi olduğundan şüphelenilen 50’ye yakın kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

    Dava ertelendi

    Mahkemede Navalny’in 1 milyon ruble para ve 240 saate kadar kamu yararına çalıştırma cezasına çarptırılması talep edildi. Mahkeme heyeti, tanıkları dinledikten sonra davanın 12 Şubat tarihine ertelenmesine karar verdi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Diline sahip çıkmayan, dilini zenginleştirmeyen milletler tıpkı kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgarlar karşısında devrilmeye mahkumdur”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Diline sahip çıkmayan, dilini zenginleştirmeyen milletler tıpkı kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgarlar karşısında devrilmeye mahkumdur”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Diline sahip çıkmayan, dilini zenginleştirmeyen milletler tıpkı kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgarlar karşısında devrilmeye mahkumdur. Bu vahim tablo son dönemde kullanımı yaygınlaşan sosyal medya dili ve plaza dili ile daha da kötüleşmekte. Ne Türkçeye ne de İngilizceye uyan tuhaf bir dil ortaya çıkmıştır; bende anlamıyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019-2020 Özel Ödülleri töreninde konuştu.

    Geçen yıl yaşanan olağanüstü şartlar sebebi ile ödül töreninin gerçekleştirilemediğini kaydeden Erdoğan, bugün 2019 ve 2020 ödüllerinin birlikte verileceğini belirtti. Kültürün en önemli taşıyıcısının dil olduğunu bildiren Erdoğan, Türkiye’deki kültür meselesinin işin uzmanlarınca dil meselesi dışında tutulmaya çalışıldığını belirtti. Erdoğan, “Hocalarımızın hakkını ne yapsak ne söylesek ödeyemeyiz. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak bu sanat üstatlarımızın şahsında Türk kültür ve sanatına sahip çıkan herkese teşekkür ediyorum. Sanat eserlerinin önemini hepimiz gayet iyi biliyoruz ancak kültürle ilgili tartışmalarda maalesef o kültürün taşıyıcı olan dili ihmal ediyoruz. Ülkemizdeki kültür meselesi ekseriyetle işin uzmanları tarafından dil meselesinin dışında değerlendiriliyor. Oysa bir milleti maziden atiye taşıyan kültürse o kültürün en önemli unsuru dildir. Kültür dil kalıbında şekillenip dil kabında gelecek kuşaklara aktarılır. Dil olmadan insan, aile , toplum, millet, kültür ve medeniyette olmaz. Bir gün Konfüçyüs’e sorarlar bir memleketi idare etmek için gelseniz ilk işiniz ne olurdu. Filozof soruya şöyle cevap cevap verir; ’İşe dil ile başlar, önce dili düzeltirdim.’ Çünkü dil düzgün olmazsa kelimeler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünceler iyi anlatamazsa yapılması gereken vazifeler iyi yapılmaz. Gereken yapılmazsa; ahlak ve kültür bozulur. Ahlak ve kültür bozulursa adalet yolunu şaşırır. Adalet yanlış yola saparsa halk güçsüzlük ve şaşkınlık içine düşer ne yapacağını işin nereye varacağını bilmez. Hiçbir şey dil kadar önemli değildir” dedi.

    “Diline sahip çıkmayan, dilini zenginleştirmeyen milletlerin tıpkı kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgarlar karşısında devrilmeye mahkumdur” diyen Erdoğan, “Peyami Safa bunu ‘Dilini kaybeden millet her şeyini kaybetmiş demektir’ diyerek ifade ediyor. Bu acı gerçeğe rağmen dil meselesine yeterinde eğilmiyoruz. Caddelerde dolaştığınız zaman dükkanları, marketleri görünce bakıyorsunuz. Bizim dil nerede? Buralarda bizim diller yok. Bambaşka şeyler var. Bunu kaybettiğimiz anda biz kendimizi kaybetmiş oluruz. Türkçenin Sırları adlı eserde çok nefis bir tespit yapılıyor. Diyor ki; Ketebe Yektübü Arap’ındır. Kitap katip benimdir bu kadar basit. İşte biz buna muhtacız. Milli kimliğimizin ve hafızamızın nişanesi olan Türkçeye hak ettiğimi ihtimamı göstermiyoruz. Bunda bir dönem özdeşleştirmecilik adı altında dilimizin çoraklaştırılmasının, sığlaştırılmasının, kısırlaştırılmasının payı bulunuyor. Dilde sadeleşme yolda Türkçemiz tarihimizin en büyük kelime katliamına maruz bırakılmıştır. Asırlar boyunca kullana kullana Türkçeleştirdiğimiz kelimelere getirilen yasaklar. İddia edildiği gibi dilimizi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmaya yetmemiştir bilakis, dil cellatlarının elinde, Türkçemiz bizzat Gazi’nin ifadesiyle bir çıkmaza saplanmıştır. Zengin kelime birikimi tasfiyesiyle ortaya çıkan boşluğu bir dönem Fransızca son dönemde İngilizce kökenli kelimeler doldurmuştur. Bugün geldiğimiz noktada gençler bir asır önce vefat eden dedelerinin mezar taşını dahi okuyup anlayamamaktır. Sadece gençlerimiz değil; üniversite mezunu insanlarımız bile 70-80 sene öncesi eserleri okurken zorluk yaşıyor” diye konuştu.

    Çoğu insanın nispeten daha sade eserler bırakan yazarları bile sözlük yardımı olmadan anlayamadığını belirten Erdoğan, “Bu vahim tablo son dönemde kullanımı yaygınlaşan sosyal medya dili ve plaza dili ile daha da kötüleşmekte. Ne Türkçeye ne de İngilizceye uyan tuhaf bir dil ortaya çıkmıştır; bende anlamıyorum. Aynı şekilde kısaltma bahanesiyle uydurulan ve ne olduğu anlaşılmayan harf yığınları sosyal medyayı istila etmiştir. Dilde müstevlilerin adeta mahkumu durumundayız. Elbette başka dillerden kelime almak kusur değil asine bir zenginliktir. Dilin sesi ve cümle yapısını, yani Türkçenin mayasını bozmadığı sürece bundan bir beis yoktur. Halbuki Türkçe filler ve kelimeler yerine yabancı dillerdeki karşılıkları ikame edilmekle kalmıyor, asıl Türkçemizde olmayan zaman ve cümle yapılarıyla dilimizin özü tahrip ediliyor. Bu tuhaf dilin toplumun belli kesimleri arasında saygınlık meselesine dönüşmesi, meselenin başka bir halidir. Merhum Cemil Meriç’ten ilhamla söyleyecek olursak; ‘Bugün dilimiz perişan, mefhumlar kaypak, kelimeler ise köksüzdür” diye konuştu.

    Günümüzde siyasetten sanata beşeri ilişkilerden eğitime kadar pek çok alanda karşılaşılan sıkıntıların temelinde dil meselesi olduğunu kaydeden Erdoğan, “Bu sorunu çözmeden, dilimize hak ettiği değeri göstermeden diğer konularda mesafe alamayız. Şayet millet olarak bizim bir kültür davamız varsa öncelikle Türkçeden başlamamız gerekiyor. Dilimize sahip çıktığımız sürece, kimliğimize tarihimize sanatımıza tarihimize sahip çıkacağımıza inanıyorum. Türk dilinin konuşulduğu coğrafyalarda yürüteceğimiz çalışmalar için öncelikle kendi dilimizi geliştirmemiz gerekiyor. Bu bakımdan geleceğimize yapacağımız en büyük yatırımlardan biri bizden öncekilerin hatalarını tekrarlamadan yabancı dillerin istikası karşısında Türkçemizi korumak, zenginleştirmek ve geliştirmek olacaktır. Çünkü; yaşayan bir varlık olan dil, her canlı gibi emek ister, beslenmek, korunmak, geliştirmek ister. Bu konuda siyasetçilerden bilim adamlarımıza, gazetecilerden Üniversite hocalarımıza, ailelerden öğretmenlerimize kadar bir çok kesime önemli görevler düşüyor. Kültür ve sanat insanlarımız başta olmak üzere tüm kalem ve kelam erbaplarımızdan dilimize sahip çıkılmasını bekliyorum. Dil meselesinin siyaset ve ideoloji üstü bir konu olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum” ifadelerini kullandı.

    Programda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy, tüm etkinliklerin dünyadaki çağdaş ve gelişen anlayışla paralel olarak yürütülmesini, yurt ve dünya sathında yankı bulmasını amaçladıklarını kaydetti. Ersoy, “Bu hedefe ilerlerken sanatsal ve kültürel faaliyetlerimizin, kadim medeniyetimizin beslediği derin kültürel dokumuzla ve benzersiz milli kimliğimizle uyumlu olması her zaman önceliğimiz olmuştur. Bugün de bizler devlet eliyle, kültür ve sanatı toplumun en geniş kesimine yayma gayretini gösterirken, yerel renklerimizi soldurmadan ulusaldan evrensele taşımaya, özgünlüğümüzle dünyada var olmaya, kimliğimizi daha da tanınır hâle getirmeye çalışıyoruz” dedi.

    Ödüllerin kültür ve sanat dallarında ortaya konulan üstün nitelikli eser ve çalışmalara binaen her yıl sahipleriyle buluşturulduğu ifade eden Ersoy,” Bu sene, içinden geçtiğimiz olağanüstü koşullar nedeniyle 2019 ve 2020 ödüllerini bir arada takdim edeceğiz. Değerlendirme Kurulumuzun yaptığı hassas ve titiz incelemeler neticesinde, Odunpazarı Modern Müze, Antakya Medeniyetler Korosu, Mimsanat Akademisi, Hisart Canlı Tarih Müzesi ile İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülü’ne layık bulunmuştur” açıklamasında bulundu.

    Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen ödül törenine; Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı.

  • DEB-SEN Genel Başkanı Kotanlı: “Memur maaşları sürekli enflasyon karşısında erimekte alım gücü hızla düşmektedir”

    DEB-SEN Genel Başkanı Kotanlı: “Memur maaşları sürekli enflasyon karşısında erimekte alım gücü hızla düşmektedir”

    Demokrat Büro Çalışanları Sendikası (DEB-SEN) Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı, memur emekli maaşına yapılan zam ile ilgili, “Geçtiğimiz yıl yapılan toplu sözleşme görüşmelerinin yetkili sendika Memur-Sen’in başarısızlığı neticesinde hakem heyetine bırakılması ve düşük oranlarda yapılan zamlar neticesinde Kamu Toplu İş Sözleşmesinde hüsran ve hayal kırıklığı yaşattığı gibi 2020 yılı enflasyon rakamlarının açıklanması ile birlikte Memur ve emekli bir kez daha enflasyon canavarına zamlara ve yüksek oranlarda vergiye kurban edilmiştir” dedi

    DEB – SEN Genel Başkanı Mehmet Zülfikar Kotanlı, “Enflasyon rakamları 2020 yılında tüketici fiyatları ortalama yüzde 14,6 oranında yükseldi. Bu rakamlara göre kamu çalışanları yüzde 4.36 enflasyon farkı ile birlikte yüzde 7,09 zam alabileceği gerçeği ortaya çıkmış oldu. Lakin bu oran gerçek anlamda memur maaşlarına 2021 yılı için yapılacak zammı ifade etmemekte, 2020 yılından alacaklı oldukları yüzde 4.36’yı da içermektedir. Dolayısıyla memur maaşları sürekli enflasyon karşısında erimekte alım gücü hızla düşmektedir. Enflasyonun yüzde 14,6 olduğu, asgari ücrete yüzde 21,6 oranında zam yapıldığı bir ortamda memur maaşları yüzde 3 oranında zamlanacaktır. Bunun adalet ve hakkaniyetle bağdaşmadığı açıktır. Her dönem enflasyon farkı aldatmacasıyla memur ve emekliler oyalanmaktadır” dedi.

    Kotanlı, Kamu çalışanları olarak enflasyon altında ezilmek istemediklerini belirtti. Ekonomideki büyüme oranları kadar refah payı artışı ve enflasyon farkı istediklerini ancak bu isteklerinin hayal kırıklığı ile sonuçlandığını belirterek şunları söyledi;

    “2019 ve 2020 yılları için yetkili konfederasyon Memur Sen’in aymaz davranışı neticesinde hakem heyetine bırakılan sözleşme sonucunda 2019 yılında 4+4 2020 yılı için ise 3+3 zam yapılmış oldu. Evdeki hesap çarşı ile bir türlü bağdaşmıyor. Altın ve döviz fiyatlarının tavan yaptığı bir dönemde Kamu çalışanlarına ve emeklilere yapılan yüzde 7.09 luk zamla enflasyon canavarına yem edilmiştir.”