Etiket: karşında

  • Kavgaya aracıyla müdahale ederken arkadaşını ezerek öldüren şahıs, hakim karşında

    Esenyurt’ta kavgaya aracıyla müdahale ederken arkadaşının üzerinden arabayla geçerek ölümüne sebep olduğu iddia edilen sanık hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunmasını yapan şahıs, “Caner’in yüzünü kanlar içinde görünce arabayla ben çarptım zannettim. Aracı kalabalığın üzerine sürmedim” dedi. Şikayetçi baba ise “Kasıtlı olarak arabayı oğlumun üzerine sürmüştür” ifadelerini kullandı.

    Esenyurt’ta Güner Alvanoğlu ve arkadaşı Caner Coşkun, Mert Özdağ ile bilinmeyen bir nedenle kavga etti. İddiaya göre, kavgaya aracıyla müdahale etmek isteyen Alvanoğlu, arabasını Mert Özdağ’ın üzerine sürdüğü sırada arkadaşı Coşkun’un ölümüne neden oldu.

    Tutuklu sanık Güner Alvanoğlu’nun yargılanmasına başlandı. Bakırköy 4.Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanık Güner Alvanoğlu avukatıyla birlikte katılırken, şikayetçi baba Erdinç Coşkun ise avukatıyla salonda hazır bulundu.

    “Caner’i kanlar içinde görünce ben aracımla ezdiğimi zannedip emniyete o şekilde ifade verdim”

    Sanık Güner Alvanoğlu savunmasında, “Ben tır şoförüyüm. Tırımı park etmiştim. Saat 23.30 sıralarında Caner beni aradı. Aracının aküsünün bittiğini görüşmek istediğini söyledi. Buluştuğumuzda arkadaşı Gökhan ile birlikte oturuyorlardı. Daha sonra kendi aracımın aküsü ile onun aracına takviye yaptım. Caner yola yakın duruyordu bir anda yoldan geçen siyah bir araç süratli ve Caner’e çarpacakmış gibi geçince biz de tepki gösterdik. Siyah araç sesimizi duydu ki durdu. Siyah araçtan tanımadığım 4-5 kişi indi ve kavga çıktı. Kavgayı ayırdım ben. Daha sonra Caner’i bindirip olay yerinden uzaklaştırdım. Caner bana eve gidip tüfek getirmemi istedi. Ben doğru olmayacağını söyledim fakat ısrar etti. Bana tüfeği getir sen git dedi ama ben bırakmak istemedim. Tüfeği aldım. Olay yerine gittiğimde Gökhan’ın arkadaşı olan Mert’i gördük. Mert’i görünce Caner aracı durdurmamı istedi. Araç durunca Caner tüfeği alıp araçtan indi. Müdahale etmek için ben de araçtan indim. İndiğim esnada kalabalık grup etrafımızı sardı. Caner’den araca binmesini istedim. Tanımadığım grup Caner’i karşı tarafa çekti, dövüyorlardı. Ne yapacağımı bilemedim. Ben Caner’i aracımın arka koltuğuna alıp uzaklaşmak istedim. Grup aracımı hareket ettirince aniden dağıldı. Caner 5 metre ilerde kanlar içinde yatıyordu derhal müdahale edip hastaneye götürdüm. Hastanede Caner’i kanlar içinde görünce ben aracımla ezdiğimi zannedip emniyete o şekilde ifade verdim. Olay bundan ibarettir. Aracı kalabalığın üzerine sürmedim. Emniyetteki ifademi kabul etmiyorum olayın doğrusu budur” dedi.

    “Kasıtlı olarak arabayı oğlumun üzerine sürmüştür”

    Maktul Caner Coşkun’un babası Erdinç Coşkun ise şikayetçi olduğunu belirterek, “Ölen benim oğlumdur. Ben olayı görmedim. Kasıtlı olarak arabayı oğlumun üzerine sürmüştür ve ölümüne sebep olmuştur” diye konuştu.

    Davayı ara karara bağlayan mahkeme heyeti, tanıkların zorla getirilme müzekkeresi çıkarılmasına ve dosya eksiklerin giderilmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

    Olayın geçmişi

    İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Maktül Caner Coşkun ile Gökhan Çalışkan’ın buluştukları ve alkol aldıkları araçlarının aküsünün bitmesi nedeniyle Caner’in daha önceden tanıdığı ve tamirci olan şüpheli Güner Alvanoğlu’nu çağırdıkları ve Güner’in bulundukları yere gittiği belirtildi. İddianamede Coşkun, Çalışkan ve Alvanoğlu’nun birlikte alkol alamaya devam ettikleri bir süre sonra müşteki Mert Özdağ, Can Sayar, Doğukan Eğrikan, Onur Erdem ve Furkan Domlu’nun da başka bir araçla aynı yere geldikleri ifade edildi. Caner ve Güner ile sonradan gelen şahıslar arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktığı ve tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavganın bitmesinden sonra tarafların araçlarıyla kavganın olduğu yerden ayrıldıkları, Güner, Caner ve Gökhan’ın araçla Beylikdüzüne gittikleri, Güneri’in tüfek alarak tekrar araca bindiği ve daha önceden kavga ettikleri Mert Özdağ’ı gördükleri bunun üzerine de Caner ile Güner’in araçtan inerek Mert Özdağ’ı darp etmeye başladıkları anlatıldı. İddianamede Gökhan’ın kavgayı ayırmaya çalıştığı ancak başarılı olamadığı ve olay yerinden ayrılıp gittiği, kavga sırasında Güner’in olay yerine birlikte geldikleri 34 HA 2212 plakalı aracın yanına giderek aracı çalıştırdığı ve Mert’e çarpmak amacıyla hızla Caner ve Mert’in üzerine sürdüğü belirtildi. Aracın geldiğini gören Mert’in kenara çekildiği, aracı göremeyen ve Güner’in arkadaşı olan Caner’in ise aracın altında kaldığı, şüpheli Güner’in araçla Caner’in üstünden geçtiği, bu sırada Mert’in olay yerinden kaçtığı kaydedildi. Güner’in daha sonra aracı durdurarak yerde yatan şahsın yanına geldiğinde yatan şahsın kendi arkadaşı olan Caner olduğunu gördüğü ve Caner’i araca bindirip hastaneye götürdüğü ancak Caner’in yolda yaşamını yitirdiği belirtildi. Soruşturma savcısı, Mert Özdağ’a ’öldürmeye teşebbüs’ ve maktul Caner Coşkun’a yönelik ’Olası kastla insan öldürme’ suçlarından iddianame hazırladı.

  • Darbeci general hakim karşında

    15 Temmuz hain darbe girişimi ile ilgili dava kapsamında aralarında dönemin Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanı Murat Soysal’ın da bulunduğu 30’i tutuklu 42 sanığın yargılanmasına başlandı.

    Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesinde, anayasal düzeni ortadan kaldırmak suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan eski Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Murat Soysal’ın da aralarında bulunduğu 30’u tutuklu 42 sanık hakim karşısına çıktı.

    Duruşmada kimlik tespitlerinin ardından iddianamede adı ilk sırada olan Gaziantep 5. Zırhlı Tugay eski Komutanı Murat Soysal savunma yaptı. Duruşmaya TBMM, Başbakanlık ve Gaziantep Barosu’ndan avukatların katılma talebi kabul edildi. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı Musa Çatal da duruşmaya savcı olarak katıldı.

    Sanık Murat Soysal, “Beynini başka unsurlara satıp memleketimize kurşun atanlar ile memleketi bekleyenler arasında ayrım yapılacağına inancım tamdır’’ diyerek savunmasına başladı.

    Mahkeme Başkanı Melik Durmaz’ın “Sıkıyönetim komutanları arasında niçin isminiz yazıyor” sorusuna cevap veren Soysal, “Belgeyi yazanların hiçbirini tanımıyorum. Orada konsey diye yazılan kişilerden 7-8 yaş büyüğüm. Bölgeyi bildiğim için ve bölgedeki tugay komutanları yazılı olduğu için yazıldığını düşünüyorum. Bunları tanımamamın tek nedeni, sınıftan generalim, bunların hiçbiriyle okumadım, görev yapmadım. Bölgenin hassasiyetini düşünmüş olabilirler ve veya bizim gibi Atatürkçü insanları kötü duruma düşürmek de istenmiş olabilir’’ ifadelerini kullandı.

    15 Temmuz günü ve gecesini anlattı

    Savunmasına devam eden tutuklu sanık Murat Soysal 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşananlarla ilgili, “15 Temmuz’da sabah kışlada saat 09.00’dan 11.00’e kadar yeni gelen komutanların devir teslim törenin yaptım. Daha sonra Kilis’e gittim. Kilis tabur komutanı yeni gelmişti. 17.50’de Hatay’a vardım. Buradaki devir teslim törenine katıldım. Saat 20.00’de Hatay’dan ayrıldım. Daha sonra Hatay Çurcur Bölüğüne 20.30’da girdim, 21.30’da ayrıldım ve 22.40 sıralarında Gülbaba bölgesinde yaptırmış olduğumuz emniyet sistemini kontrol etmek istedim. Geceyi güvenlik tedbirini kontrol etmek için burada geçirmeyi istiyordum. 22.30’da hareket merkezi subayı Alpaslan beni arayarak, İstanbul boğaz köprüsünde askerler olduğunu bilginiz olsun dedi, ben de bilmiyorum dedim. 5 dakika sonra Gülbaba hudut taburuna girdim. Televizyonda boğaz köprüsünün kapatıldığını gördüm. DEAŞ olabileceğini düşündüm, kişiye özel mesajında da bu konuda geleceğini düşündüm” ifadelerini kullandı.

    “DEAŞ saldırısı tehdidi olduğunu düşünmüştüm’’

    Hatay’dan Gaziantep’e döndüğü sırada sık sık telefon görüşmeleri yaptığını belirten Soysal, “23.00’te Alpaslan aradı, sıkıyönetim emri mesajı geldiğini söyledi. Hayrolsun inşallah diye tepki gösterdim. Bana Gaziantep ve Kilis’ten sorumlu sıkıyönetim komutanı olduğumu söyledi. Ben de Kilis de mi var dedim. İki ili de bana verdiklerine göre büyük bir DEAŞ saldırısı olacağını düşündüm ve o bölgeye hareket ettim. Bulunduğum bölge dağlık olduğu için telefon çekmiyordu. 22.55’te Gülbaba’dan ayrıldım. Saat 23.10 civarı kurmay başkanı aradı ve mesajın geldiğini söyledi. Mesajın içeriğini bilmediğim için ’herhangi bir şey yapmayın, güvenlik tedbirini arttırın, ben geliyorum, gelince bakarız’ dedim’’ şeklinde konuştu.

    Mahkeme Başkanı Melik Durmaz’ın yönelttiği “Sıkıyönetim komutanı olduğunuzu okuyorlar içeriği okumamışlar mı’’ sorusuna ise sanık Soysal, “İçeriğini ayrıntılı olarak anlamamışlardı, söylememişlerdi. O esnada ilk şokta ne olduğunu anlayamadım, aklıma gelmedi’’ cevabını verdi

    “Mesajı dikkate almayın, güvenlik tedbirlerini arttırın’’

    Soysal, “Alpaslan Kılıç’tan sonra 23.20’de Adana Tümen Komutanı ile görüştüm. Kendisi de yolda olduğunu, güvenlik tedbirlerini arttırın mesajı dikkate almayın diye talimat verdi. Kahramanmaraş Komutan Yardımcısı Uzay Şahin aradı. Kendisinin sıkıyönetim ilan edildiğini, Kahramanmaraş komutanı olduğunu söyledi sonra telefon kesildi. Daha sonra Gaziantep jandarma alay komutanıyla görüştüğünü, girişim olabileceğini ve benim de sıkıyönetim komutanı olduğumu söyledi. Ben de garnizon komutanı olduğumu söyledim. ’Sıkıyönetim komutanı değilim’ demek için bunu söyledim’’ ifadeleri ile savunmasına devam etti.

    “Gaziantep Valisi ile 23.30’da görüştüm’’

    15 Temmuz gecesi saat 23.30’da Gaziantep Valisi Ali Yerlikaya ile görüştüğünü anlatan Soysal, “Vali bey bana ’paşam ne oluyor’ diye sordu, ben de herhangi bir bilgi edinemediğimi, kışlaya gider gitmez sizi arayayım’dedim. Ancak bunun öncesinde Orman Erbaş, ’Kışlanı kontrol altında tut, kendine de dikkat et’ demişti. Bunu daha sonra komutanların derdest edildiği için söylediğini anladım” ifadelerine yer verdi.

    “O gece ÖSO’ya 26 tır yardım yapıldı’’

    Yolda Gaziantep’e dönerken saat 23.45 saatinde MİT bölge başkanıyla görüştüğünü ifade eden sanık Soysal, “ÖSO’ya bu gece yapılacak olan 26 tır yardım söz konusuydu, ’uygulayalım mı’ diye sordum. O da bana ’Evet aynen uygulayalım paşam’ dedi” ifadelerini kullandı.

    Darbe girişimi iddialarını yalanladı

    Soysal, sıkıyönetim komutanı olduğu ve Başbakana darbe girişimi yapıldığı yönündeki söylemleri yalanlayarak, “Saat 23.50 gibi Osman Erbaş ile görüştüm. Birlikte araç çıkmamasını emretti ve ben de kurmay başkanına ilettim. Saat 00.05 sularında Kilis İl Jandarma Komutanı Gökhan Şahin aradı, mesajı okuyunca emrimi ileteceğimi söyledim. Ancak tutanak tutulmuş, sıkıyönetim komutanı olduğumu söylemedim, darbe Başbakana yapılıyor dediğimi kabul etmiyorum” dedi.

    “Kışladan tek bir araç çıkmayacak diye emir verdim”

    Sanık Sosyal, kışladan tek bir askeri aracın dışarıya çıkmaması için emir verdiğini savunarak, “00.45 sıralarında bir akaryakıt istasyonuna girdim. O zaman kesin anlamıştım, hain bir grubun kalkışması olduğunu. Daha sonra saat 01.15’te kışlaya döndüğümde harekat merkezine girdim. Orada bulunan birlik komutanlarına ’Bu bir darbe kalkışmasıdır, personelin güvenliğinden emin olduktan sonra yatırın. Biz hiçbir şekilde bu kalkışmaya alet olmayacağız. Kışladan tek bir araç çıkmayacak’ şeklinde emir verdim” şeklinde konuştu.

    “Vali, bana ‘Gaziantep size minnettar kalacaktır’ dedi”

    O gece kışlada herhangi bir sorun olmadığını tespit etmesinin ardından yeniden Vali Yerlikaya’yı aradığını söyleyen Soysal, “Vali beye, milletimizin yanında olduğumuzu, birlikten dışarı herhangi bir çıkış olmayacağını ilettim. O da bana ’Gaziantep size minnettar kalacaktır’ dedi. Ben de bu durumdan mutlu olduğumu belirterek teşekkür ettim’’ ifadelerini kulandı.

    “Tugayda yaşananları iddianameden öğrendim”

    Mahkeme başkanının, o gece tugayda yaşananlarla ilgili bilgisinin olup olmadığını sormasının üzerine sanık Soysal, “O saate kadar tugayda neler olduğunu iddianamede öğrendim. Tunceli Komando Taburu, hudut hattı hazır kıtası olduğu için gönderilmişti. Bunların 6 aracını bulundukları yerden ileride olduğunu gördüm. Başka bir hazırlık görmedim. Ben bir şey uygulamayacağız diye emir verdim’’ ifadelerini kullandı.