Etiket: karşımızda

  • Sağlık Bakanı Koca: “Karşımızda artık 2 virüs var”

    Sağlık Bakanı Koca: “Karşımızda artık 2 virüs var”

    Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, korona virüsü şikayetleri ile influenza adlı virüsün yol açtığı gribin belirtilerinin aynı olduğunu belirterek, “Bu şikayetlerin yaygın görülmesi durumunda Covid-19 şüphelisi görünümü veren hastalarımız da artacak. Asıl düşmanız olan salgına ayrılan zaman ise azalacak. Özetle karşımızda artık 2 virüs var” dedi.

    Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, Samsun’da programlarının ardından İl Sağlık Müdürlüğünde basın toplantısı düzenledi. İlk olarak haftalık olağan basın toplantısında konuşan Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, “Son haftalarda virüs yayılım gösterdi. Hastanede tedavi edilmesi gereken hasta sayımız endişe verecek şekilde yükseldi. Buna bağlı olarak ağır hasta sayımızda da artış var. Şikayeti olmayan ama test sonucu pozitif çıkan artış ise aynı derecede olmasa da önemlidir. Sağlık altyapımızı ayakta tutmak adına asıl uyarıcı olan hasta sayısıdır. Bu sayıyı azaltmak, salgına karşı başarı sağlamak, taşıyıcı kaynaklı yayılımı hızla önlemeye bağlı. Şehir şehir yürüttüğümüz çalışmanın amacı budur. Toplamda nüfusu 3 milyon 800 bine yaklaşan Samsun, Ordu, Çorum, Tokat, Amasya ve Sinop ilimizde gösterilen başarı, ülkede değişmeye başlayan seyir için somut işarettir. Salgına karşı aldığımız sonuçlarda Samsun ve çevre illerde yapacağımız sağlık yatırımlarını olası ihtiyaçlara cevap vermek için hastanelerimize sağladığımız yeni imkanları aktaracağım. Salgın alevlendiği zaman tüm dünyada birden alevleniyor. Covid-19 nedeniyle tedavi gören insan sayısı tüm ülkelerde 6,5 milyona, hayatını kaybedenlerin sayısı 1 milyona ve virüsün bulaştığı insan sayısı da 33 milyona yaklaştı. Bunlar ülkelerin DSÖ ile paylaştığı verilerin toplamlarıdır. DSÖ ülkeleri daha etkin mücadeleye davet etmektedir” diye konuştu.

    “Karşımızda artık 2 virüs var”

    2 ayrı virüsle aynı anda savaştıklarını ifade eden Bakan Dr. Fahrettin Koca, “Sonbahar günlerinin birbirini ölümler dalgası halinde izleme ihtimaline işaret edilmektedir. Bilim Kurulumuzun bu aylarla alakalı uyarılarını sizlerle pek çok kez paylaştım. Korona virüse karşı alınan tedbirleri ihmalsiz uygularsa influenza adlı virüsün yol açtığı gripten de korunmuş oluruz. 2 virüsle aynı anda mücadele etmek zorunda kalmayız. Bu önemlidir. Sebebi grip olan bazı şikayetler ile siz Covid-19 hastası olduğunuzu düşünebilirsiniz. Grip, bildiğiniz gibi ateş, eklem ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtilerle ortaya çıkan mevsimsel bir hastalıktır. Aynı şikayetler Kovid-19 hastalarında da karşımıza çıkmaktadır. Bu şikayetlerin yaygın görülmesi durumunda Kovid-19 şüphelisi görünümü veren hastalarımız da artacak. Asıl düşmanız olan salgına ayrılan zaman ise azalacak. Özetle karşımızda artık 2 virüs var. Elimizde ikisini de yenecek 3 tedbir bulunuyor. Temizlik, maske ve mesafe” şeklinde konuştu.

    “Bir nefeslik sıhhatin ne anlama geldiğini entübe edilen hastalarımı ile müşahede ettik”

    Bir nefeslik sıhhatin değerini Kanuni Sultan Süleyman Han’ın sözünden alıntı yaparak aktaran Bakan Fahrettin Koca, “Kanuni Sultan Süleyman’a ait meşhur bir söz var. ‘Cihanda bir nefeslik sıhhat gibi saadet yoktur.’ Bir nefeslik sıhhatin ne anlama geldiğini entübe edilen hastalarımı ile müşahede ettik. Sizden içlerinden biri olduğum sağlık çalışanları adına ricada bulunuyorum. Bulaşıcı hiçbir hastalığı hafife almayın. Korona virüsü ise asla hafife almayın. Virüs belki size güç yetiremeyebilir ama sizden bulaşan kişinin hayatını ise alt üst eder. Onu bir tek nefese muhtaç bırakır. 1 milyon 100 bini aşkın sağlık çalışanı bulunuyor. Büyük kısmı gece-gündüz salgına karşı savaş veriyor. Bu gücü ayakta tutmak salgınla mücadelenin altın kurallarından biridir. Omuzlarındaki yükü azaltın. Yaşadığımız ve tekrarlayan şiddet olayları sebebiyle de şunu belirtmek istiyorum: Şiddete maruz kalana fiziken zarar verir ama failini ruhen küçültür. İnancıma göre bu toplum sağlık çalışanına şiddet göstereni dışlar. Toplumun dışlaması ise hapis kadar ciddidir. Aşıyla ilgili haberler dünyanın eline tutuşturulmuş bir teselli değildir. Gerçektir fakat önümüzde daha birçok ay var. Belki de karşımızda sevdiklerimizi bizden alan hastalık var. Tünelin ucunun görüldüğünü bilerek sıkı tedbirle salgın karanlığından birlikte çıkalım. Çok değil az yolumuz kaldı. Bizlerin görevleri layıkıyla yerine getirmeye çalıştığımızı bilin” ifadelerini kullandı.

    “Günlük test sayımız bizimle benzer şartlarda olan bazı ülkelerin 1 haftada yaptığı toplam test sayısını aşmaktadır”

    Günlük test sayısına da değinen Bakan Koca, “Günlük test sayımız 110 binin üzerinde. Bu sayı hakkında fikriniz olsun. Bu sayı bizimle benzer şartlarda olan bazı ülkelerin 1 haftada yaptığı toplam test sayısını aşmaktadır. Filyasyon ekiplerimiz 783 bin 500 km2’de virüsün izini sürüyor. 3’er kişilik bir tim olan ekiplerimizin sayısı yeni takviyeler ile 11 bin 897’ye ulaştı. Uyguladığımız tedavinin isabeti ise yeni araştırmalar ile belgeleniyor. Journal Internal Medicine adında uluslararası saygınlığa sahip bilim dergisinde yakında yayınlanan çalışma kullandığımız Klorokin ilacının hastanede yatılarak tedavi edilen durumu ciddi hastalardaki ölüm oranını yüzde 30 düşürdüğünü göstermektedir. Tek ihtiyacımız tedbirlere daha fazla sarılmaktadır. Kurallara ihmalsiz uyarak virüse karşı bir birimize teminat vermektir. Felaket tellallığı yapanlara ise maskemizin alından gülebiliriz. Bu tedbirler bu milletin harcı değildir diyenler de çıkıyor. Bu gibilere başkalarıyla aramızdaki dağlar kadar mesafeyi gösterilim” açıklamasında bulundu.

    “Bilim kurulu bu salgının seyrini değerlendirerek kademeli geçişi gündemine alacaktır”

    Basın toplantısının ardından muhabirlerin sorularını yanıtlayan Koca, “Okulların açılması vaka sayısını etkiledi mi?” sorusuna, “Okulların açılması ile ilgili özellikle vaka sayısında herhangi bir artış olmadığını, bir sorun olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Genel anlamda da demin konuşmamda belirttim Türkiye genelinde 3-4 il dışında vaka sayılarının yani test yapılarak pozitif bulduğumuz vakalardan bahsediyorum hastanede yatan hastalardan bahsetmiyorum. Hastanedeki hastalarda da azalış söz konusu. Vaka sayılarında önemli oranda düşüş olduğunu ifade etmek istiyorum. Az özce 6 ilimizdeki vaka düşüşünü ifade ettim. Dolayısıyla şu dönemde vaka sayısının ayrıca düştüğü bir dönem olduğunu zaten baştan hazırlık ve sınıfta tercihe bağı olarak gelen öğrencilerimizde bu anlamda şuan önemli bir sorun olmadığını önümüzdeki haftalarda bilim kurulu bu salgının seyrini değerlendirerek kademeli geçişi gündemine alacaktır. O durum da zaten bilim kurulunun önerisini sizlerle paylaşmış olacağız” dedi.

    Samsun ve bölgedeki diğer illerin vaka durumu

    Samsun ve bölgedeki diğer 5 ilin durumunu değerlendiren Bakan Koca, “Ülke genelinde alınan tedbirler yanı sıra illerimizde il hıfzıssıhha kurulları tarafından alınan yerel tedbirler var. Yerel tedbirler sayesinde yayılıma karşı ciddi başarılar kaydediyoruz. Yerel şartlara göre yerel mücadele stratejisinden burada da sonuç almaktayız. Bugün gerçekleştirdiğimiz çalışma toplantıları ve mücadelenin yeni sonuçları hakkında sizlere bazı bilgiler vermek istiyorum. Gün boyunca Samsun, Amasya, Ordu, Çorum, Sinop ve Tokat’ın salgınla mücadelede geldiği noktayı bütün hastalıkları içerecek şekilde sağlık hizmetlerini personel ve yatırım ihtiyaçlarını gözden geçirdik. Kamuoyunu özellikle ilgilendirecek hususları tek tek arz etmek istiyorum. Samsun geçtiğimiz dönemde yükselişteydi. Hızlı ve etkili müdahaleler ile son bir haftada 3’te 1 oranında yani yüzde 30’dan fazla vaka sayısında düşüş sağlandı. Amasya’daki vaka sayısındaki düşüş oranı yüzde 40, Çorum’da vaka sayısı son bir ayda yarı yarıya azalmış oldu. Yine son bir haftada polikliniklere başvuran hasta sayımızda da yüze 50 düşüş var. Ordu’da vaka sayımızda yüzde 30, Sinop’ta yüzde 50 düşüş görüyoruz. Tokat’ta ise son bir haftada vaka sayısında da yüzde 50’ye yakın düşüş görüyoruz. Salgınla mücadelede yoğun bakım yatak kapasitesi sürecin hayati unsurladır” diye konuştu.

    6 ildeki doluluk ve yoğun bakım oranları

    Bölgede bulunan illerdeki doluluk oranları hakkında da konuşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şunları söyledi:

    “Bugüne kadar Türkiye olarak bir çözümsüzlükle karşı karşıya kalmadık. Biliyoruz ki bazı ülkelerde hastane koridorları salgının çıkmaz sokakları oldu. 6 ilimizde yeni aldığımız kararlarla mevcut imkanlarımızı takviye etmiş durumdayız. Bu bilgilerin yanı sıra doluluk oranlarını dikkatlerinize sunuyorum. Samsun’da erişkin yatak doluluk oranı yüzde 62, yoğun bakım doluluk oranı yüzde 77, solunum cihazı doluluk oranı ise yüzde 40’tır. Buna rağmen önümüzdeki aylarda muhtemel enfeksiyon gribal mevsim sebebi ile Samsun’a 74 yoğun bakım ünitesi ilave ediyoruz. Amasya’daki yatak doluluk oranı yüzde 40, yoğun bakım doluluk oranımız yüzde 75, solunum cihazı doluluk oranımız ise yüzde 64. Mevcutlara ilave olarak 36 yoğun bakım daha ilave ediyoruz. Çorum’da erişkin yatak doluluk oranı yüzde 47, yoğun bakım doluluk oranı yüzde 60, solunum cihazı doluluk oranı ise yüzde 41, Çorum’a ise 27 yoğun bakım yatağı ilave ediyoruz. Ordu’da yatak doluluk oranımız yüzde 38, yoğun bakım doluluk oranımız yüzde 69, solunum cihazı doluluk oranı yüzde 40, yoğun bakım yataklarımıza ise 76 tane yatak ilave ediyoruz. Sinop’ta yatak doluluk oranımız yüzde 43, yoğun bakım doluluk oranı yüzde 71, solunum cihazı doluluk oranı yüzde 59, Sinop için yoğun bakım ilavemiz 19 yatak oldu. Tokat’ta yatak doluluk oranımız yüzde 43, yoğun bakım doluluk oranımız yüzde 70, solunum cihazı doluluk oranımız yüzde 36, mevcut yoğun bakım yataklarına 18 yatak ilave ediyoruz. İhtiyaç halinde 30 yatak daha eklemek üzere planlarımızı yaptık. Türkiye genelinde şuan yatak doluluk oranımız yüzde 51, yoğun bakım doluluk oranı 68, solunum cihazı doluluk oranımız ise yüzde 33. Bu anlamda bir sorun olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.”

    Samsun Şehir Hastanesinin ihalesi yapıldı

    Bölgedeki sağlık yatırımlarına da değinen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Filyasyon ise 6 ilimizde tüm Türkiye’de aşı çözümüne ve hastalık son bulana kadar önemini korumaya devam edecektir. Bugüne dek temaslıların yüzde 98,7’sine ulaştık. Yüzde 1,3’üne ise çeşitli sebeplerden ulaşamadık. 6 ilimizin her birinde filyasyondaki gücümüzü daha da artıyoruz. Önümüzdeki aylarda tedbir amaçlı. Samsun’da filyasyon ekip sayımızı 175’e çıkardık. Amasya’da 54, Çorum’da 122, Ordu’da 126, Sinop’ta 39, Tokat’ta 100 filyasyon ekibimiz sahada. Bugün ki çalışmamızda 6 ilimiz için düşünülen yatırımlar ve planlamalarını ayrıca ele adlık. Bu yatırım ve planlamalar devletimizin uzak görüşü, ilerici sağlık politikasının meyveleridir. Milletimizin önem kazanan ihtiyaçları son 17 yılın kararlı adımlarını hızlandırmıştır. Şehirlerin şehir hastanesi hayalleri bir bir gerçek olmakta. Sayın Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği şehirleri bir bir gerçekleştiriyoruz. Samsun’a ve çevre kentlere hizmet verecek şehir hastanesinin ihalesinin yapıldı, yakında temeli atılıp inşaatı başlayacak. Bu hastane gurur vesilesi ve şehrin nişanesi olacaktır. Samsun Tekkeköy Devlet Hastanesinin inşaatına devam ediyoruz. Samsun Vezirköprü Devlet Hastanemizi, Kavak Devlet Hastanemizi ve 19 Mayıs Devlet Hastanemizi bu yıl tamamlayıp milletimizin hizmetine sunacağız. Samsun Bafra Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin ihalesi ve yer teslimi yapıldı, 2021 yılında tamamlamayı hedefliyoruz” bilgilerini verdi.

    Diğer soruları da cevaplayan Bakan Koca, ABD’nin Ankara Büyükelçisi David M. Satterfield’in 2,3 milyar dolarlık ilaç borcu iddiasına yanıt vererek, “Özellikle sayın büyükelçinin yaptığı açıklamayı talihsiz buluyorum. Maliye Bakanlığımız dahil olmak üzere üniversite hastanemizin ilaç ve tıbbı malzemeyle ilgili eskiden gelen borç sorunu çözmek için bir yaklaşımı oldu. Bununla ilgili de görüşmelere başlandı. İlaçla ilgili genel anlamda bir sorunun olmadığı, malzemelerle ilgili görüşmeleri başladı. Sömürge ülkelerindeki yaklaşımları hatırlatıyor. Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını hatırlamak isterim” ifadelerini kullandı.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanı alımıyla ilgili ise, “Sağlık çalışanı alımıyla ilgili bir çalışma yapılıyor. Bu dönemde açılan hastaneler oldu ve açılacak hastaneler de var. Önümüzdeki 1-2 hafta içinde alınabilecek personelin ne kadar olacağı, ne zaman alınması gerektiğiyle ilgili bir açıklama olacak. Çok uzak değil. Yani bu yıl alım için çıkmış olacağız” şeklinde konuştu.

  • DTO Başkanı Erdoğan:“Piyasaların manipüle edildiği çok açık bir şekilde karşımızda duran bir gerçek”

    Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, son dönemde dövizde yaşanan hareketliliği değerlendirerek, “Piyasaların manipüle edildiği çok açık bir şekilde karşımızda duran bir gerçek. İş dünyası olarak bize düşen çalışmak, üretmek, istihdam ve ihracatımızı artırmaktır” dedi.

    Başkan Erdoğan, Türkiye’nin tüm unsurlarıyla, döviz kurlarıyla ilgili son dönemde hızla artan hareketliliği tartıştığını hatırlattı .İş dünyasının temsilcileri ile işverenlerin de tüm gelişmeleri ve açıklamaları yakından takip ettiğini kaydeden Başkan Erdoğan, “Yaşananları, ilgili kurullarımızda değerlendirmesini yapıp akıl süzgecinden geçiriyoruz. Sermaye Piyasası Kurulu, sermaye piyasalarının etkin, güvenilir ve şeffaf bir ortamda işleyişi için tüm tedbirlerin alındığını açıkladı. Merkez Bankası, likidite yönetimine ilişkin tedbirlerini duyurdu ve bankaların ihtiyaç duyacakları likiditenin tamamının sağlanacağı belirtildi. Türk Lirası işlemler karşılığında alınan teminatların iskonto oranlarının tür ve vadelerine göre güncellenerek bankalara teminat yönetiminde esneklik tanınacağını da bildirdi. Merkez Bankası, ilk adım olarak piyasalara 10 milyon TL ve 6 milyar dolar ile 3 milyar dolar değerinde altın cinsinden likidite kaynak sağladı. TL zorunlu karşılıkları, tüm vadelerde 250 baz puan indirdi. Bankaların Türk Lirası işlemleri için kullanabilecekleri teminat döviz depo limitlerini 20 milyar Euro’ya çıkardı” dedi.

    “Piyasaların manipüle edildiği çok açık bir şekilde karşımızda duran bir gerçek”

    24 Haziran seçimleri ile sonrasındaki ortama ilişkin de değerledirmelerde bulunan Başkan Erdoğan, “Mart 2018 itibarı ile kamu net borç stokunun milli gelire oranı yüzde 8,4 idi. AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranı da yüzde 28,4 idi. 3 ay öncesine göre, hiçbir şey değişmedi. Diğerleri diyebileceğimiz çok sayıda ülke Türkiye’ye göre çok daha kötü. Ülkemizin bankacılık ve finans sistemi, ciddi bir şekilde yabancı sermaye ile güç kazanmış, sermaye yeterlilik oranı Basel Kriterleri’ne göre dünyada en yüksek değerler arasında yer alıyor. Dünyanın her yerinde kriz dönemlerinin en büyük handikabı olarak görülen bankacılık sistemi, bu kez bizde her zamankinden çok daha güçlü. Türkiye’ye göre çok kötü durumda olan ülkelerin hiçbirinde dövize atak yokken, Türkiye’de neden oluyor? Bunu iyi düşünüp, değerlendirmek lazım. Piyasaların manipüle edildiği çok açık bir şekilde karşımızda duran bir gerçek. Cari açığımızı en çok etkileyen dünya petrol ve doğal gaz fiyatları, 3 ay öncesine göre neredeyse aynı. Buna karşın yabancı turist sayısı ve turizm gelirlerimiz ise önceki yıllara göre oldukça yüksek. Dolayısıyla, buradan da hareketle, cari açıkta düzelme olmasını beklemeli” diye konuştu.

    “3 ay öncesine göre, bazı şeyler bugün de aynı”

    Ekonomik tablo değerlendirildiği olumsuz verilerinde olduğunu ifade eden Başkan Erdoğan açıklamalarını şöyle değerlendirdi:

    Peki, hiç mi kötü bir veri yok? diyebilirsiniz. Tabi ki var. Bunlardan en önemlisi 3 ay öncesine göre, enflasyon daha yüksek. Bütçe açığı da devam ediyor. Ancak, TCMB faiz artırımına gitti ve yeni hükümet programında özellikle bütçe açığının azaltılmasına yönelik tedbirler var. Buna göre, 2018’in sonuna kadar 35 milyar TL tasarruf sağlanacak. Bundan sonra da kurumların çalıştırılması ve zamanında önlemlerin alınmasıyla, kısır döngülere mahal vermemek gerekiyor. 3 ay öncesine göre, bazı şeyler bugün de aynı. Örneğin, Türkiye’nin toplam dış borç stoku, Mart 2018 itibarıyla 466,7 milyar dolar idi. GSYH’ya oranı da yüzde 52,9. net dış borcun GSYH’ya oranı ise yüzde 34,3 idi. Bugün de aynı. Türkiye, güçlü bankacılık sistemi ve dinamik ekonomisi ile her zaman dimdik ayakta olacak. Türkiye’de işsizlik oranı, 2016’dan bu yana ilk kez tek haneye indi. Denizli’mize baktığımızda da Mayıs ayı sonu itibarıyla, 4/A kapsamında kayıtlı istihdam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,35 oranında artışla, 224 bin 363 kişi olarak kayıt altına alındı.”

    “Bize düşen çalışmak, üretmek ve ihracatımızı artırmaktır”

    Başkan Erdoğan son olarak içinde bulunulan durumun hassas bir dönem olduğunu vurgulayarak, bir şeyin dedikodusunun yapılmasının, onun gerçekleşmesinden daha kötü olduğunu hatırlattı.

    Başkan Erdoğan, “Hepimizin de çok iyi bildiği gibi, ülkemizde oluşabilecek bir ekonomik istikrarsızlık, hiç kimsenin işine yaramaz. Böyle bir gelişme sadece bizim değil bizimle iş yapan ülkelerin de yararına değildir. Türkiye’nin ekonomisine yön veren dinamikleri, sağlamdır. Döviz kuru, yakında makul seviyeyi görecektir. Önemli olan ise o güne kadarki dönemi en az zararla atlatabilmek ve ortamı manipüle edecek spekülatif hareketlere meyletmemektir ve yine unutmamalı ki hepimiz aynı gemideyiz. Hiçbirimizin eğer varsa zor günler için hazırladığı filikası, yok yere koparılacak bir fırtınayı aşamaz. Bize düşen çalışmak, üretmek, istihdam ve ihracatımızı artırmaktır. Aklıselim davranıp, ticaretin temel esaslarını sekteye uğratmayacak şekilde günlük yaşamımızı sürdürmek ve bunu baltalamaya yönelik her türlü girişimin önünü hissedildiği andan itibaren kesmektir. Biz inanıyoruz ki iş dünyasında, içinde bulunduğu durumun hassasiyetini ve gereğini kavrayamayacak düzeyde hiç kimse yok. Herkes elini taşın altına koymuş durumda. İş dünyamızın, gereksiz meşguliyetlere dalarak enerjisini boşa harcatacak, boşa kürek çektirecek spekülatif oyunlara zaman harcayacak kadar ne boş vakti vardır ne de her koşulda devleti ve milletinin çizgisinden bir adım bile ayrılmamış iş verenlerimiz, dedikodulara kulak kabartıp rotasını belirleyecek kadar işgüzardır. İş dünyası olarak, gerekli önlemlerin uygulanmasıyla, ekonomimizin yeniden dengelenerek sürdürülebilir büyüme sürecine süratle döneceğine inancımız tamdır” şeklinde konuştu.

  • İŞKUR Genel Müdürü Uzunkaya: “Karşımızda 25 bin istihdam hedefiyle bir Sakarya var”

    Sakarya’da düzenlenen SAGİF-2018 Sakarya Girişimcilik ve İnsan Kaynakları Fuarı açılışında konuşan İŞKUR Genel Müdürü Cafer Uzunkaya, “2015 yılında sadece Sakarya için 2000’li yılların başında 30 olan kadın istihdam rakamı 9 bin oldu. 25 binlere varan bir istihdam hedefiyle karşı karşıya bir Sakarya var” dedi.

    İŞKUR Genel Müdürü Cafer Uzunkaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu’nun katılımıyla Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen SAGİF-2018 Sakarya Girişimcilik ve İnsan Kaynakları Fuarı açılışına katıldı. Programda konuşan Uzunkaya, 2000’li yılların başında Sakarya’da 1 yılda 400 kişinin istihdamının sağlandığını ancak şimdi Sakarya’nın 25 binlere varan bir istihdam hedefinin olduğunu söyledi.

    2000’li yılların başında sadece 30 kadının istihdamını sağlayan Sakarya’nın kadın istihdam rakamının şu anda 9 bin olduğunu açıklayan İŞKUR Genel Müdür Uzunkaya, “Sakaryamızın, İŞKUR hizmetlerimiz, istihdam hizmetlerimiz açısından eğitim programlarımız, il istihdam kurulları ve eğitim fuarlarımız açısından en başarılı illerden biri olduğunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Sakarya’nın bu noktada geldiği, açtığı, yakaladığı mesafeyi beyan noktasında sanıyorum 2000’li yılların başında sadece ve sadece 1 yılda 400 kişinin istihdamını sağlayan, bunların içerisinde sadece 30 kadının istihdamını sağlayan bir Sakarya’nın yeni dönemde bakanımızın tüm Türkiye’nin 1 yılda gerçekleştirdiği istihdam sorumluluğunu yükledi. 2002 yılında Türkiye İş Kurumu’nun, Türkiye çapında 25 bin insanın işe girmesine aracılık yapan bir kurumdu. 2015 yılında sadece Sakarya için 2000’li yılların başında 30 olan kadın istihdam rakamı 9 bin oldu. Gençlerle ilgili bu rakamın 11 bine çıkması neticesinde 25 binlere varan bir istihdam hedefiyle karşı karşıya bir Sakarya var. Sakarya’nın son dönemde gösterdiği birlik, beraberlik bu hedefe erişeceğimizin en büyük müjdesidir” dedi.

    İşsizlik sorununun önüne daha fazla geçileceğini aktaran Uzunkaya, “Yine bu programlarımızın neticesinde insanlarımızın az önce de yakınıldığı gibi; işin istediği niteliklerde sahip olmayışından kaynaklanan işsizlik sorunun da önüne geçmiş olacağız. Aslında Türkiye iş gücü piyasasında ziyadesiyle işverenlerimizin aradığı elemanı bulmakta zorluk çektiği bir hakikat. Ama bizlerin ve bakanlığımızın yeni ortaya koyulan yaklaşımlarla, bu işsizlik sorununun, daha doğrusu iş beğenmeme problemiyle birlikte işe erişimin daha ön noktalara çıkaracağız. Hedeflerimiz arasında sadece iş arayan değil, iş aramaktan umudunu kesmiş kesimlere ulaşmaktan, gençler, kadınlar, engelliler ve toplumun her kesimine yönelik faaliyetleri bakanlığımızın plan ve programları doğrultusunda devam edeceğiz” diye konuştu.

  • AK Parti’li Yılmaz: “Vesayetçi yapıyı karşımızda görmek istemiyoruz”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Fetullahçı terör örgütünün (FETÖ) 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra yapılan referandumdan sonra ülkenin yeni bir döneme girdiğini belirterek, “Artık vesayetçi yapıyı karşımızda görmek istemiyoruz” dedi.

    Bir dizi toplantıya katılmak ve bazı ziyaretlerde bulunmak üzere Van’a gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, partisinin düzenlediği ‘Vefa Buluşması’ programına katıldı. Burada partililere hitaben konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, 15 yıllık süreçte özgürlükleri artırdıklarını belirterek, “Ne yaparlarsa yapsınlar, nasıl saldırıyorlarsa saldırsınlar, birliğimizi ve beraberliğimizi kuruduğumuz sürece bu günde olduğu gibi bundan sonra da başaramayacaklardır. Beylik peşinden koşanlar, makam, mevki peşinde koşanlar başka siyasetlere gidebilirler. Ancak bu siyaset anlayışında onlara yer yoktur. Bu 15 yıllık süreçte sadece ekmeğimizi büyütmedik, özgürlüklerimizi de artırdık. Devlet ve milleti buluşturduk. Devlet ve milleti karşı karşıya getiren siyasi anlayışları tasfiye ettik. Bugün çok şükür devlet ve millet aynı yöne doğru bakıyor” dedi.

    “Her geçen yıl Türkiye daha çok kalkınacak”

    Türkiye’nin her geçen yıl daha çok kalkınıp, gelişeceğini ifade eden Yılmaz, “Türkiye kim ne yaparsa yapsın, hangi güç saldırırsa saldırsın kalkınma mücadelesi de demokrasi mücadelesini de devam ettirecek. Hak ve özgürlükleri daha da genişleteceğiz.Her geçen yıl Türkiye daha çok kalkınacak, daha çok gelişecektir. Bunu görenler bu 15 yıllık süreçte önümüze türlü türlü engeller çıkardılar” diye konuştu.

    “15 Temmuzdan sonra Türkiye yeni bir döneme girdi”

    Yeni sitemin tüm Türkiye’nin fayda sağladığı gibi Kürtlere de Doğu ve Güneydoğuya da istikrar getireceğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Referandum yapıldı halkımız yeni bir yönetime karar verdi. Biz artık bir daha eski günleri yaşamak istemiyoruz. Vesayetçi yapıyı karşımızda görmek istemiyoruz. Milletin iradesinin her alanda üstün olduğu bir Türkiye istiyoruz. Bu yeni sistemin Kürtlere ne zararı var? Yeni sitemin Doğu ve Güneydoğuya ne zararı var? Tüm Türkiye’nin fayda sağladığı gibi Kürtlere de Doğu ve Güneydoğuya da istikrar getirecektir.”

    Bugün kayyum belediyelerin yapmış olduğu çalışmalarla ilgili güzel haberler aldığını sözlerine ekleyen Yılmaz, “Yıllar yılı bu belediye başka amaçlarla kullanıldı. Bu halka hizmet etmesi gereken belediye, başka amaçlara hizmet etti. Bu halkın kaynakları gayrimeşru amaçlar için kullanıldı. Artık belediye bu halk için hizmet ediyor. Kayyumdan önce belediyelerin harcamaları içinde yatırımın payı yüzde 30, kayyumdan sonra yatırım payı yüzde 60 civarındadır. 130 milyon yatırım harcaması kayyumdan önce, 360 milyon TL yatırım harcaması ise kayyumdan sonra yapıldı. Bundan daha açık bir gösterge olur mu?” dedi.