Etiket: Karşılıyor

  • Karadenizli balığı kafeslerden karşılıyor

    Karadeniz’de avlanma yasağının devam etmesi sebebiyle vatandaşlar balık ihtiyacını kafes balıkçılığından karşılıyor.

    Karadeniz’de avlanma yasağı ile birlikte tezgahları kafes balıkçılığında üretilen alabalık, levrek ve somon balıkları süslüyor. Ordu’nun Perşembe ilçesi kıyılarında deniz balık avcılığına alternatif olarak özel firmalara ait kafes işletmelerinde Gökkuşağı alabalığı, Karadeniz alabalığı ve levrek üretimi yapılıyor. Ayrıca iç sularda 21 adet su ürünleri üretim tesislerinde toplam bin ton alabalık ve yaklaşık 2 bin ton levrek üretimi gerçekleştiriliyor.

    Ordulu balıkçı Osman Yenice, avlanma yasağı ile birlikte kafeslerde veya çiftlik havuzlarında üretilen balık satışlarına yöneldiklerini belirtti. Yenice, “Şu anda kafeslerde ve iç sulardaki havuzlarda üretilen alabalık, levrek ve somon satışı yapıyoruz. Ordu’daki kafeslerde balık yavaş yavaş tükendi. Şimdi de Giresun ve Trabzon’daki havuzlardan balık getiriyoruz. Bu durum ağustosun son günlerinde denizde palamut ve mezgit görülene kadar devam eder. Şu anda satışlarımızda iyi, vatandaşlarımız kafeslerde üretilen özellikle alabalık ve levrek balığını çok tercih ediyor” dedi.

    Levrek 12 ay, alabalık 8 ay tezgahlarda

    Perşembe ilçesi açıklarında kafes balıkçılığı yapan özel bir firmanın sahibi ve aynı Su Ürünleri Mühendisi olan Selim Altaş, 1 Nisan’da av yasağının başlamasıyla birlikte kafeslerde levrek ve alabalık üretimi gerçekleştirdiklerini söyledi. Altaş, “Kafeslerde alabalık üretim ve satış periyotu kasım ayında başlayıp haziranın sonuna kadar devam ediyor. Levrek yılın 12 ayı üretiyor ve satıyoruz. Satışlarımızda levrek 12 ay, alabalıkta 8 aydır. Biz Perşembe’deki tesislerimizde bin ton civarında alabalık, 2 bin ton civarında levrek üretiyoruz. Balıkları ağırlıklı olarak bölgede satıyoruz” diye konuştu.

    Selim Altaş, kafeslerde üretimi yapılan levrek balığının bölgede en çok tercih edilen ve satışı yapılan balık olduğuna dikkat çekti. Altaş, “Satışlarımızda Karadeniz levreği daha çok tercih ediliyor. Karadeniz’in su yapısından dolayı burada üretilen levrek diğer bölgelere göre daha lezzetli olduğu için tercih ediliyor” şeklinde konuştu.

  • Bakan Avcı: “Ülkenin cari açığını yüzde 80 turizm karşılıyor”

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Türkiye’nin cari açığının yüzde 80’ini turizmin karşıladığını belirtti.

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Bolu Ticaret ve Sanayi Odasında turizm temsilcileri ve iş adamlarıyla bir araya geldi. Toplantıya Bolu Valisi Aydın Baruş, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Türker Ateş de katıldı. Avcı, turizmle ilgili bilgiler vererek, “Türkiye’de 2002 yılında ülkeye giren turist sayısı 13 milyon iken 2015’de 40 milyon kişi oldu. Bizim dönemimizde bu beşeri fiziki altyapıya eklenen yeni imkanlarla birlikte 13 milyon olan turist sayımız 12 senede 40 milyona ulaştı” dedi.

    “Turizm, stratejik bir sektör”

    İstihdam bakımında turizm sektörünün stratejik bir sektör olduğunu ve 2002’de 12 buçuk milyar dolar olan turizm gelirimizin 2015’de 31 buçuk milyar dolar olduğunu ifade eden Avcı, “Bu rakamlar niye önemli. Çünkü birincisi bu temiz para. Temiz para derken yani kemiksiz. Türkiye’nin pek çok alandaki ihracatı büyük ölçüde yabancı girdiyle gerçekleştirilebilen ihracat. Dışarıya yüz liralık mal satabilmek için bazı alanlarda bunun içerisine belki 60 liralık, 80 liralık yabancı girdiyle ancak o 100 liralık ihracat imkanını sağlayabiliyoruz. Turizmde böyle değil. Turizm tamamen yerli. Bu bakımdan temiz manasında söylüyorum. Yabancı girdisi olmayan ve tamamen kendi kaynaklarımızla sağlanan bir gelir. Ve dolayısıyla turizm gelirlerinin ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan cari açığımızı karşılama oranı yüzde 80. Dış ticaret açığımızı karşılama oranı da yüzde 42. Bunu nasıl yapıyor. Dış ticaretteki toplam ihracattaki payı yüzde 22 seviyesinde. İstihdam bakımından da turizm sektörü stratejik bir sektör. Aşağı yukarı doğrudan bu sektörle alakalı olarak bir buçuk milyonun üzerinde insan istihdam ediliyor” şeklinde konuştu.

    “2016’da kriz dönemine girdik”

    Turizm alanında 2015 sonu 2016 yılı itibariyle ciddi bir kriz dönemine girildiğini belirten Bakan Avcı, “2016’da önce Ruslarla yaşadığımız uçak krizi sonra arka arkaya gelen terör saldırıları, özellikle dışarıya yansıtılma biçimleriyle ciddi anlamda turizmimiz sıkıntıya girdi. Gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekse Sayın Putin’in girişimleriyle Rusya ile olan sorun büyük ölçüde aşıldı. Hem turizm hem de Rusya’ya olan ihracatımızda ciddi bir toparlanma oldu. Avrupa pazarında da bir toparlanma var ama Rusya pazarı kadar değil henüz. Ama orada da olumlu göstergeler söz konusu” şeklinde konuştu.

  • Halep’ten kaçan mağdurları İHH karşılıyor

    Halep’ten göç eden 4 bini aşkın mağduru, İHH İnsani Yardım Vakfı ekipleri karşıladı.

    Rusya, İran ve rejim askerleri tarafından son haftalarda artan Halep saldırıları dünya gündeminin en üst sıralarında yer almaya devam ediyor. İHH İnsani Yardım Vakfı’nın “Halep’e Yol Açın” konvoyu ile gündemin merkezine yerleşen Halep’te ise ölümler ve mağduriyetler devam ediyor.

    80 bin kişilik çadır kent inşa ediliyor

    Buna yönelik Türkiye’nin arabuluculuğu ile sağlanan ateşkeste zaman zaman aksaklıklar yaşansa da tahliyeler devam ediyor. Bölgede bulunan İHH ekiplerinin aktardığı bilgilere göre, şimdiye kadar 4 bin kişiden oluşan 5 grup geldi ve 6’ncı grup da yola çıkmak için hazırlık yapıyor. Güvenli bölgede ise mağdur ve yaralıları İHH ekipleri karşılıyor. Yaralıların ambulanslarla Türkiye’ye taşındığını bildiren İHH ekipleri, ayrıca İdlip’te 80 bin kişilik çadırkent inşasına başladı. Kızılay ve AFAD ile birlikte inşa edilen çadır kente, Halep’ten tahliye edilen mağdurlar yerleştirilecek.

    Acil ihtiyaç listesi kabarık

    80 ile 100 bin arasında insan göçünün beklendiğini ve bunlar için acil ihtiyaç listesi hazırladıklarını belirten bölgedeki İHH yetkilileri, yardımların hangi dernekle, hangi kurumla olursa olsun acil olarak bir an önce yapılması gerektiğini ifade ediyor. Hazırlanan liste şu şekilde: “15 bin çadır ve hasır, 200 bin battaniye ve yastık, 100 bin sünger yatağı, 100 bin kışlık elbise (mont, bere, çizme, atkı, yağmurluk), 100 bin hijyen paketi ve 100 bin de gaz sobası.”

    Başkan Bülent Yıldırım bölgede

    Tahliye, acil yardım ve çadırkent çalışmalarını yerinde incelemek için konvoydan ayrılarak İdlip’e giden İHH İnsani Yardım Vakfı Başkanı Bülent Yıldırım, “Halep’ten gelecek kardeşlerimiz için çadır seferberliği ilan ediyoruz. Lütfen herkes sınıra çadırlarıyla gelsin” dedi.

    Başkan Yıldırım, “200 dönümlük bir araziye kuracağız çadır kentimizi. Bu kentimizde, bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için lazım olan her şeyi karşılamaya çalışacağız. Herkes birer tane çadır bularak buraya gelsin. Çünkü Türkiye’de de buradaki ihtiyacı karşılayacak kadar çadır yok. Bu nedenle kampanyamızı bu şekilde yapalım. Herkes bir ailenin kalabileceği şekilde bir çadır alarak buraya gelsin. Bu çadırlarda belki bir şehit ailesi kalacak belki de bir yetim kalacak. Bu belki de sizlerin ve bizlerin cennete gidebilmesi yönünde güzel bir kapı aralayacak. Ne yapın edin buraya mutlaka gelin. Ya uçakla gelin, ya da kara yolu ile gelin. Ama bu insanların yanında olun. Cumartesi günü saat 11.00’da tüm kardeşlerimizi Cilvegözü sınır kapısına bekliyoruz.”

    Öte yandan Konya’dan ayrılan “Halep’e Yol Açın” konvoyunun da akşam saatlerinde Hatay’a ulaşması planlanıyor.

  • Sur Esnafı Ramazan Ayını Buruk Karşılıyor

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde terör örgütü PKK’nın saldırıları nedeniyle yaklaşık 4 ay boyunca kepenk kapatan esnaf, Ramazan ayına buruk giriyor.

    Merkez ilçelerden biri olan Sur ilçesinde terör örgütü PKK mensuplarının açtığı çukur ve kurduğu barikatlar nedeniyle güvenlik güçlerinin başlattığı operasyonlar nedeniyle yoğun çatışmalar yaşanmıştı. 2 Aralık 2015’te başlayan operasyonlar nedeniyle ilçe esnafının yüzde 90’ı kepenk kapatırken, bazı esnaflar ise iflas etmişti. Teröristlerden temizlenen ilçede huzur ve güven tekrar sağlanırken, ilçe esnafı bu yıl Ramazan ayına buruk giriyor. İlçede esnaf olan Nurettin Büyüm, rahmet ve bereket olan Ramazan ayını sabırla beklediklerini ve insanların bir nebze de olsa İslam’ın anlamı olan barış kelimesini daha çok zikretmesini istediklerini söyledi. Büyüm, “Burukta olsa bu ayın gelmesini çok istiyorduk. İnsanların bir nebze de olsa İslamiyet’e kavuşması lazım. Bundan sonraki adımlarla umarım düzelecektir. Bu Ramazan ayının güzelliği ve bereketi 12 aya yansısın. Bu ay için ne düşünüyorsak eğer 12 ay için de aynı şeyi düşünelim. Birini anlıyorsak bu ay, her zaman anlamalıyız” dedi.

    Halit Okay ise, bu Ramazan ayının yaşanan olaylardan dolayı buruk geçeceğini ve herkesin ilçeden dağıldığını belirtti. Oktay, “Eskisi gibi olmayacak ama biz yine de bu ayda mahallemizi kalabalık etmeye çalışacağız. Allah’ın izniyle bu Ramazan ayını daha güzel geçireceğiz. Bu yaraları sarmaya çalışacağız” diye konuştu.

  • KOBİ Üniversite İşbirliği Nitelikli Eleman Açığını Karşılıyor

    Uzmanlar, Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99’undan fazlasını oluşturan Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler’in (KOBİ) üniversite işbirlikleri sayesinde ekonomiye ve istihdama sağlayacağı katkıları değerlendirdi. Vakıf Üniversitelerinin KOBİ’lerin talep ettikleri müfredata göre eleman yetiştirmelerinin önemine değinen Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Levent Uysal, “KOBİ’lerin üretim tekniklerine uygun eleman yetiştirerek hem mezunlarımız için hem de ülke ekonomisi için zaman ve para kaybını engelliyoruz” dedi.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2014’te yayınladığı KOBİ raporuna göre, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) toplam girişimin yüzde 99,8’ini, istihdamın yüzde 75,8’ini, maaş ve ücretlerin yüzde 54,5’ini, cironun ise yüzde 63,3’ünü oluşturuyor. Ekonominin mihenk taşı olan KOBİ’lerin Anadolu’nun her yerinde alın teri döken girişimciler sayesinde var olduklarını belirten Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Levent Uysal, “Üniversiteler olarak KOBİ’lerin talep ettikleri müfredata göre eleman yetiştirmemiz çok önemli. Böylelikle hem mezunlarımız için hem de ülke ekonomisi için zaman ve para kaybını engelliyoruz” diye konuştu. KOBİ’lerin hem istihdamın hem de ekonominin öncüleri konumunda olduğunu dile getiren Uysal, “Biz Nişantaşı Üniversitesi olarak bu konunun öneminin bilinciyle KOBİ’lerin talep ettiği müfredata göre öğrenci yetiştiriyoruz. Örneğin inşaat mühendisliğinde okuyan öğrencimiz stajlarını tamamen sahada inşaat alanlarında yapıyor. Ya da makine mühendisliğinde okuyan öğrencimiz parkuru KOBİ’lerde görerek öğreniyor, böylelikle kalıcı oluyor. Öğrencilerimizin doğru bilgiyi ve teoriyi öğrenmelerini sağladıktan sonra zaten aranan insan kaynağı oluyorlar. Dolayısıyla burada okuyan lisans ve önlisans öğrencilerimize çok temel bir altyapı sağlıyoruz. Bu sayede KOBİ’ler de kendi hamurlarında yoğrulan insan kaynağını alıyorlar. Hem mezunlarımız için hem de Türkiye ekonomisi için zaman ve para kaybını engellemiş oluyoruz” açıklamalarında bulundu.

    “HERKES PARADAN PARA KAZANMA OLGUSUYLA HAREKET EDİYOR”

    İşsizliğin sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın sorunu olduğunu belirten Nişantaşı Üniversitesi MYO Müdür Yardımcısı Mehmet Altuntaş ise “İşsizlik sadece Türkiye’nin yaşadığı bir sorun değil tüm dünya ekonomilerinin yaşadığı bir sorun. Bunun da başlıca nedeni ekonomik büyümenin yeterli ölçüde sağlanamıyor olması. Ekonomik büyüme dediğimiz olgu da üretimin artırılmasıdır. Özellikle krizden sonraki dönemlere baktığımızda daha çok sermaye ve finans piyasalarında işlemlerin olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla insanlar deyim yerindeyse paradan para kazanma olgusuyla hareket ediyorlar ve üretim arka plana düşüyor” diye konuştu.

    KOBİ’lerle üniversiteler arası iletişimdeki problemlere değinen Altuntaş açıklamalarına şöyle devam etti: “Özellikle mesleki eğitimde KOBİ’lerin önemi çok büyük. Eğer bir KOBİ ile bir üniversite veya bir mesleki eğitim kurumu işbirliği yapacaksa Türkiye’de eğitim kurumu KOBİ’ye gidiyor. Aslında tam tersi olması gerekir. KOBİ’nin eğitim kuruma giderek kendi üretim, değişimi, satış, pazarlama ve finansman tekniklerini aktarması gerekir ki öğrenci sektördeki KOBİ’nin uğraştığı ticaret üretim alanlarını öğrensin. KOBİ’ler yetişmiş iç gücüyle faaliyetlerine daha hızlı bir oluşum kazandırarak faaliyetlerini de belirli ölçüde arttırmış olacaklar. Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları firmaların üretim sürecinde ve üründe yenilik meydana getirecek.”