Etiket: Karşılığı

  • Ceyhun Fersoy: “Fenomenlerin sinemada bir karşılığı yok”

    Seksenler Dizisi’nde Şahin karakteriyle büyük sempati kazanan Ceyhun Fersoy, Eyüpsultan ‘da gençlerle buluştu. Programda gençlerin sorularını yanıtlayan Fersoy, “Oynadığım son üç sinema filmimde bir fenomenle çalıştılar. Hepsi iyi insanlar. Bu telefondaki fenomenlerin ne dizide ne sinemada ne tiyatroda karşılığı yok. Oyunculuk bambaşka bir şey” dedi.

    Bu hafta “Büyüyünce ne olacaktın” söyleşi programında ekranların sevilen ismi ve Seksenler dizisinin Almancı Şahin’i Ceyhun Fersoy, Eyüpsultan Kültür Sanat Merkezi’nde (EKSM) gençlerle bir araya geldi. Programda gençlerin sorularını yanıtlayan Fersoy, gençlerle tecrübelerini de paylaştı.

    Güçlü olan sizsiniz ne istiyorsanız onu yapın

    Gençlere hayatlarıyla ilgili yol haritası çizerken nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatan oyuncu Ceyhun Fersoy,

    “Gençler sevdiğiniz şeylerin arkasından koşun. Ne istiyorsanız onu yapın. İstediğiniz şeylerin peşini bırakmayın. Bıraktığınız zaman hayata karşı mağlup olursunuz”dedi.Başarının bir süreç olduğundan bahseden Ceyhun Fersoy, 6 yıl boyunca hiç iş bulamadığını ancak asla pes etmediğini belirterek o süreci de kendini eğitim ve gelişim alanında donattığını söyledi.

    Fenomenlerin sinemada bir karşılığı yok

    Gençlerin sorularını cevaplayan Ceyhun Fersoy, “Oynadığım son üç sinema filmimde bir fenomenle çalıştılar. Hepsi iyi insanlar. Bu telefondaki fenomenlerin ne dizide ne sinemada ne tiyatroda karşılığı yok. Oyunculuk bambaşka bir şey. Onların mecraları da başka. Ben de onların mecralarında bir şey yapamam” diye konuştu.

    Seksenler final yaptığında çok ağladım

    Hayatının dönüm noktalarından biri olan Seksenler dizisi bittiğinde çok ağladığını söyleyen Ceyhun Fersoy, “Seksenler dizisi benim için dönüm noktalarından biridir. Orada çok güzel hikayeler yaşadık. Şahin rolü benim üzerime yapışan bir rol oldu. Bu yüzden iki yıldır dizi yapmıyorum.” diyerek neden ekranlarda yer almadığını da söyledi.

    Söyleşi Ceyhun Fersoy’a Eyüpsultan Belediye Başkanı Remzi Aydın adına çiçek takdim edilmesi ile sona erdi.

  • Komşu kart 2,5 yılda 2 milyon 670 bin TL karşılığı puan kazandırdı

    Antalya’nın yaklaşık 500 bin nüfusa sahip ilçesi Muratpaşa’da ilçe sakinleri, belediyenin 2.5 yıldır sürdürdüğü geri dönüşüm projesi Çevreci Komşu Kart’la anlaşmalı marketlerde, fırınlarda, sinemada kullanabilecekleri 2 milyon 670 bin 697 lira karşılığı puan kazandı.

    Muratpaşa Belediyesi’nin 56 mahalleli ilçede Nisan 2016’da 2 noktada pilot çalışma olarak başlayan ve kısa zamanda ilçe geneline yayılan Çevreci Komşu Kart projesi, başarıyla sürüyor.

    88 bin 497 hanenin kart sahibi olduğu Muratpşa’da, evlerde yani kaynağında ayrıştırılan ambalaj atıklarının ’Çevreci Komşu Kart’ta lira karşılığı puana dönüştüğü projeyle 8 milyon 797 bin 86 kilogram nitelikli atık, kasım ayı sonu itibariyle evlerden toplandı. Çevreci Komşu Kart’la toplanan atıklarda en büyük grubu kağıt oluşturdu. 3 milyon 710 bin 674 kilogram kağıt, Çevreci Komşu Kart’la çöp konteynerlerine girmeden ekipler tarafından evlerden alındı.

    Toplanan atıklar karşılığında ise Çevreci Komşu Kartlara Nisan 2016’dan Kazım 2018 sonuna, 2 milyon 670 bin 697 lira karşılığı puan kartlara yüklendi. Kasım ayı sonu itibariyle kazanılan puanların 2 milyon 224 bin 448 liraya karşılık gelen kısmı anlaşmalı marketler başta olmak üzere kullanıldı.

    Çevreci Komşu Kart’la nitelikli atıkları tam bir geri dönüşüm zincirine dahil eden Muratpaşa Belediyesi, sadece ilçe sakinlerine değil doğaya da kazandırdı. Nitelikli atıklarını geri dönüşüm zincirine kayıpsız aktarılmasıyla 51 bin 630 ağaç kesilmekten kurtuldu, 274 bin 282 metrekare orman alanı korundu.

    Bütçelerine de katkı sağlıyor

    Belediye Başkanı Ümit Uysal, Muratpaşa Belediyesi’nin atık yönetimi ve Çevreci Komşu Kart çalışmalarında anahtar kavramın sürdürülebilirlik ve 360 derece dönüşüm olduğunu söyledi. Ambalaj atıklarının geri dönüşüm sürecinin ‘360 derece’ olarak kurgulandığı Çevreci Komşu Kart projesinde ambalajların atık haline dönüşmeden evlerde ayrıştırıldığının altını çizen Başkan Uysal, “Ayrıştırılan her plastik, cam, kağıt, metalin Çevreci Komşu Kart’ta puana dönüşüyor. Komşularımız, geri kazanılabilir atıklarını biriktirip çevre ve ekonomiye geri kazandırırken bütçelerine de katkı sağlıyor” diye konuştu.

    Projeye bu yıl başında elektronik atıkları da entegre ettiklerini belirten Başkan Uysal, 2017’de 10 bin 500 kilogram elektronik atık toplanan Muratpaşa’da bu entegrasyon sayesinde yılın ilk 9 ayında 31 bin kilogram elektronik atık topladıklarını da sözlerine ekledi.

  • Kitap karşılığı hizmet aldılar, o kitaplar doğuya ışık oldu

    Uşak Belediyesi Sağlıklı Yaşam ve Gençlik Merkezi hedefine ulaştı. Seans bedeli olarak kitap talep eden merkez, Uşak’lı vatandaşlardan hizmet bedeli olarak toplanan kitapların bir kısmını Bitlis’e yolladı.

    Yaklaşık iki ay önce hizmete açılan, bünyesinde diyetisyen, spor hocaları, proje koordinatörleri gibi profesyonel bir ekip bulunan Sağlıklı Yaşam ve Gençlik Merkezi iki aylık sürede 4000’in üzerinde vatandaşa hizmet verdi. Seans bedeli olarak kitap talep eden merkez, sağlıklı yaşam noktasında Uşak’lılara destek olurken, toplanan kitapların bir kısmını Bitlis’e yollayarak Bitlis’li çocukların mutlu olmasına vesile oldu.

    Halkın ihtaçlarını çok iyi gören ve ortaya koyduğu hizmetle eksikliği hızlıca kapatan Uşak Belediyesi, insanları hem sağlıklı yaşama teşvik etmek, hem de farkındalık oluşturmak için başlattığı projede başarıya ulaştı.

    Kitapların Sağlıklı Yaşam ve Gençlik Merkezi’nden Bitlis’e yollanması sırasında bir konuşma yapan Uşak Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Ünal; ‘’Sağlıklı Yaşam Merkezi’miz Türkiye’de ilk ve tek olmak üzere Uşak’ta kuruldu. 1 Eylül Uşak’ın kurtuluşu itibariyle kurduk. Yaklaşık 2 aylık bir sürede biz 4 bin üzerinde müracaat ve binin üzerinde diyetisyen seansıyla biz 2 ayda büyük bir başarı gerçekleştirdik. Şimdi burada yapmış olduğumuz hizmetler nedir? Atapark çevresinde veya herhangi bir yerde spor yapmakla uğraşan, kilo vermeye çalışan vatandaşlarımıza tamamen yardım amaçlı bir kuruluş burası. 3 tane diyetisyenimizle 1 tane hemşiremizle ve 12 tane spor hocamızla beraber burada biz gelen vatandaşlarımıza diyetisyen hizmeti sunarak, sağlık kontrolünden hemşiremizle geçirerek, sağlıklı bir şekilde kilo vermesine ve sağlıklı bir şekilde yaşamasına yardımcı oluyoruz. Burada ayrıca oturma alanlarımız var, kitap okuma alanımız. Burada gelen vatandaşlarımız veya parka gelen vatandaşlarımız gelip kitap okumak için buraya oturuyorlar. Çayımız ücretsiz. Halkımıza duyuyoruz. Bunun haricinde burada bisikletlerimiz var. Onlar da ücretsiz. Gelenler kimlik karşılığında 1 saatliğine Atapark’ın çevresinde bisiklete binerek burada hem spor aktivitesini hem de eğlencesini sağlama durumunda. Diyetisyen hizmetinin 1 kitap karşılığında olması, sosyal ve kültürel olarak bizlere de getiri sağlıyor bize. Toplanan kitaplarla kütüphane oluşturmayı hedefliyoruz ve kütüphanesi olmayan okullarımıza illerimize kitap göndermek adına bu programı başlattık. Arkadaşlarımızın Başkanımız Nurullah Cahan’la karşılaşıp bu projelerini anlatması, Başkan beyimizin onları ziyaret etmesi sonucunda biz Bitlis’in Adil Cevaz ilçesinde bir ilköğretim okulumuza bu kitaplarımızdan göndereceğiz. Ben arkadaşlarımıza bu projeye katkı verdikleri için çok teşekkür ediyorum. Başkamızın da bu projeye ön ayak olup, bu projeyi bir an önce hayat geçirip Türkiye’ye bir ilk yaşatarak vatandaşımıza bu hizmeti sunmasından ötürü kendisine çok teşekkür ediyorum, saygılar sunarım. Şeklinde konuştu. Daha sonra kitaplar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere yola çıktı.

  • Başkan Kalkan: “Çin işkencesi tabirinin bugünkü somut karşılığı Doğu Türkistan’da hergün değil her an yaşanıyor”

    Eğitim Bir Sen Kayseri 1 Nolu Şube Başkanı Aydın Kalkan, Doğu Türkistan’ın 1949 yılından bu yana Çin işgali altında olduğunu söyleyerek, “O günden bu yana Doğu Türkistan’dan feryatlar hiç eksik olmadı. Fakat kulaklar sağır, gönüller körleşmiş modern dünyada. Ne Çin işkencesi görüldü, ne de zulüm altında yükselen feryatlar duyuldu” dedi.

    Sendika binasında düzenlediği basın toplantısında konuşan Kalkan; bugün Cenevre’de BM İnsan Hakları Komisyonunda Çin Hükümetiyle karşılıklı olarak Çin’deki insan hakları ihlallerinin değerlendirileceği bir toplantının düzenleneceğini ifade ederek; “Bugünkü yapısına rağmen BM’nin, Çin’in Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği jenosidi/soykırımın en azından dünya kamuoyuna duyurması bakımından önemsiyoruz. Tabi buradan hemen şu uyarıyı da yapalım; Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı soykırımı, son zamanlarda gittikçe şiddetini artıran Amerika-Çin rekabetine politik meze yapmaya çalışanlara izin verilmemeli. Doğu Türkistan ve milyonlarca insan, iki emperyalist devletin çıkar kavgasında araç haline getirilmemeli. Biz bu noktada dünyanın bütün iyi insanlarına, insanlığa önemli vazifeler düştüğüne inanıyoruz. Eğer dünyanın iyi insanları bu konuyu sahiplenip, zulme karşı bir hat oluşturmazsa, Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşayan mazlumlar iki zalimden birinin zulmüne maruz kalması kaçınılmazdır. Bu yüzden dünyanın bütün iyi insanları zulme karşı güçlü bir hat oluşturmalı, adalet ve özgürlük dünyamıza hakim kılınmak için sorumluluk almalı. Ve hep birlikte haykırmalı; İnsan onuru dokunulmaz, özgürlükler kısıtlanamaz. Evet. Çin, Doğu Türkistan’da bir soykırım gerçekleştiriyor. Bunu yaparken de kendince meşrulaştırıcı bazı politik argümanlar geliştiriyor. Zaten modern dünyada bütün katliamlar, zulümler bu kılıf altında, yani masum gibi görünen teoriler ve politik söylemlerle gerçekleştiriliyor. Çin hükümeti de, Doğu Türkistan’daki soykırımı, zulmü gizlemek için ’Sosyo-ekonomik reformlar’ söylemini kullanıyor. Bu söylemin altında neler gizli, gelin birlikte bakalım. Yükselen ejderha olarak gösterilen Çin, komünist parti oligarşisi altında tam bir kölecilik düzeni kurmuştur. Bu yüzden, insan hakları ihlalleri bütün ülke sathına yayılmıştır. Bugün Çin’in zenginlerinin kimliğine baktığınız zaman hep Çin Komünist Partisinin yöneticilerinin çocukları olduklarını görürsünüz. Bunlara küçük prensler denilmektedir. Çin rüyası pazarlanan budur. İşte, ’sosyal-ekonomik reformlar’ bu küçük azınlık için geliştirilmiş sömürü politikalarının kılıfıdır. Değerli dostlar, bu gerçek anlaşılmadan, Doğu Türkistan’da neler oluyor sorusunun cevabını tam olarak anlayamayız. Peki sosyal-ekonomik reformlar adı altında nasıl bir politika izleniyor?

    Yukarıda dediğimiz gibi Doğu Türkistan’da 1949 yılından bu yana yaşanan bir zulüm var. Bir noktada bu zulmün temelinde Doğu Türkistan’ı Müslüman Uygur Türklerinden arındırmak yatıyor. Bu politika işgalin ilk yıllarından bugüne kadar aralıksız uygulandı. Özellikle 1960’la 1990 arasında başkent Urumçi’nin güney doğusundaki Lop Nor çölünde yapılan atom denemeleri neticesinde on binlerce Uygur Türkü radyoaktif maddeler yüzünden ölmüştür. Şimdilerde ise bizzat Çin Komünist Partisinin geliştirdiği politikalarla insanlar, ya ölüme sürükleniyorlar ya da yerlerinden yurtlarından ediliyorlar. Aslında herkesin bildiği bu politikaların birkaçını burada bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Çin fikri ıslahat adı altında bir milyondan fazla insanı hapishanelerde tutuyor. Çin komünist yönetimi ‘Kardeş Aile’ projesi adı altında her Doğu Türkistanlının evine bir Çinli erkek yerleştirerek Uygurların aile birliğini dağıtıyor. Evlenmemiş 16-25 yaş arası Uygur kızları Çin’in iç bölgelerine sürüldü. İlk yıl 240 bin, ikinci yıl ise bir milyon Uygur kızı ailesinin elinden zorla alınarak fabrika ve tarlalarda işçi yapıldı. 2001’de bir uygulama başlattılar. Adı ’Sincan Sınıfı’. Müslüman Uygur çocuklarını ailelerin elinden alarak, Çin’in iç bölgelerindeki yatılı okullara götürdüler. 2003 yılında Doğu Türkistan’daki bütün okullarda Uygurca yasaklandı.O tarihe kadar eğitimini Uygurca yapmışların diplomaları elinden alındı.Mühendis, doktor, profesör, öğretmen bütün akademik kadro bir günde ’vasıfsız işçi’ yapıldı. Çin’in Doğu Türkistan’da tek orijinal ürünü işkencedir, zulümdür. Bu yönüyle ’Çin işkencesi’ tabirinin bugünkü somut karşılığı Doğu Türkistan’da hergün değil her an yaşanıyor. Çin sadece yaşayanları öldürmüyor; doğacak olanların da hayata gelmesine engel oluyor. Nüfus planlaması altında anne karnındaki dokuz aylık bebeği sezeryanla alıp katleden Çin hükümeti, terör söylemleriyle oluşturduğu sahnede İslam medeniyetinin kadim bölgelerinden biri olan Doğu Türkistan’ı insansızlaştırmaya ve müslümansızlaştırmaya hunharca devam ediyor. Kur’an okumanın, terör eğitimi, namaz kılmanın terör eylemi ve oruç tutmanın devlete başkaldırı olarak ilan edildiği Doğu Türkistan fotoğrafı Çin’in bu yüzyıla hediye ettiği utanç tablosudur. Değerli dostlar, Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz anlattıkları gerçekten tüyler ürpertici. Çin hükümeti, kendi politikalarını meşrulaştırmak için El-Kaide, DEAŞ söylemlerinin arkasına gizlense de mızrak artık çuvala sığmıyor” diye konuştu.

    MEMUR-SEN ailesi adına Çin hükümetine seslenmek istediklerini, Doğu Türkistan’ın İslam Medeniyetinin kadim bölgelerinden biri olduğunu vurgulayan Kalkan konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Hangi politikaları uygularsanız uygulayın, hangi söylemin arkasına gizlenirseniz gizlenin; Doğu Türkistan’dan İlk Müslüman Türk Hakanı Satuk Buğra Han’ı, ’Dîvânı Lugati’t-Türk’ adlı eseri yazan ilk Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmud’u, ’Kutadgu Bilig’ adlı eserin sahibi şair, yazar ve devlet adamı Yusuf Has Hacip’i silemezsiniz. Biz insanlığın vicdan sesi olarak Doğu Türkistan’ın yanında Çinin ve zulmünün karşısındayız. Bizler, insanlık ailesinin onurlu fertleri ve özgürlük sesleri olarak; soykırıma sessiz kalmayacağız, Çin’e karşı ses vermekten geri durmayacağız. Bizler, medeniyetimizin değerlerine yüklenen adil insanlar olarak Doğu Türkistan adaletle, kardeşlerimiz özgürle bulaşana kadar susmayacağız. Biz inanıyoruz ki, insanlığın onur ve özgürlük savaşı karşısında ne Çin ne de Çin seddi dayanır.”

  • Jandarmadan kumarbazlara rüşvet karşılığı köstebeklik

    Ankara’da kumar oynatan suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 2’si jandarma personeli 34 şüpheli adliyeye sevk edildi. Gözaltına alınan askerlerin jandarmanın örgüte yapacağı operasyonları rüşvet karşılığında önceden haber verdiği ortaya çıktı.

    Ankara İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, İvedik’teki bir adreste kumar oynatıldığı bilgisine ulaştı. Kumar oynattığı iddia edilen şüphelileri takibe alan jandarma, operasyonu önceden haber alan örgüte bir türlü suçüstü yapamadı. İçeriden bilgi sızdırıldığı ihtimali üzerinde duran jandarma ekipleri, Astsubay M.E.A. ile Uzman Çavuş A.K.’nin yüklü miktarda para harcamaya başladığı bilgisine ulaştı. Bu isimleri takibe alan ekipler, şahısların yapılacak operasyonları rüşvet karşılığı önceden örgüte haber verdiğini tespit etti.

    WhatsApp üzerinden iletişim kurmuşlar

    Cumhuriyet Savcısı Alper Türközmen’in talimatıyla suç örgütüne yönelik eş zamanlı operasyon başlatıldı. Operasyonda Astsubay M.E.A. ve Uzman Çavuş A.K.’nin de arasında bulunduğu 34 şüpheli gözaltına alındı. Askerlerin evlerinde arama yapan jandarma ekipleri, yüklü miktarda para geçirdi. Askerlerin yakalanmamak için sık sık telefon değiştirdiği ve örgüt mensuplarıyla görüşmelerini WhatsApp üzerinden yaptıkları tespit edildi. İtirafçı olmak isteyen Uzman Çavuş A.K.’nin maddi sıkıntıları olduğu için bu işe bulaştığını söylediği öğrenildi.

    İvedik’te kiraladıkları evlerde kumar oynatan suç örgütünün gecede yaklaşık 400 bin TL para kazandığı, parası olmayanlara kredi kartı üzerinden oyun oynattıkları belirlendi. Ankara İl Jandarma Komutanlığındaki işlemleri tamamlanan 34 şüpheli, Ankara Adliyesi’ne getirildi. Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sokulan şüphelilerden biri, kendilerini görüntüleyen gazetecilere “İyi poz vereyim de çek” diyerek poz verdi. Adliye önüne toplanan şüphelilerin ailelerinin, “Aslansınız aslan, koçsunuz koç” dediği, bazılarının ise sinir krizi geçirdiği görüldü. Şüphelilerin adliyedeki işlemleri devam ediyor.