Etiket: Karşı

  • Kansere Karşı Başkent’te Büyük Buluşma

    Kansere karşı verdiği mücadeleyi “180 Derece” adını verdiği kitapta anlatarak bu hastalıkla mücadele edenlerin yolunu aydınlatan Dida Kaymaz’ın kurduğu Kansersiz Yaşam Derneği, Anadolu gezisini sürdürüyor. Dernek, kansere karşı halkı bilinçlendirmek amacıyla; sektörün yenilikçi emeklilik ve hayat şirketlerinden Cigna Finans’ın katkılarıyla başlattığı yurt gezisine başkent Ankara’da devam ediyor.

    Çalışmalarını tüm Türkiye’ye ulaştırmak için “YaşaTIR” projesini hayata geçiren Kansersiz Yaşam Derneği, mobil seminerler vereceği, özel tasarlanmış TIR’ı ile halkın, hastalıkta ve sağlıkta kullanabilecekleri “hayat kurtaracak” bilgilere sahip olmasını sağlamak için yola çıktı. Cigna Finans’ın katkılarıyla Kansersiz Yaşam Derneği “YaşaTIR”ı, Bursa, Eskişehir, Ankara, Adana, Antalya ve İzmir’i kapsayan yolculuğunda Bursa ve Eskişehir’den sonra şimdi de Ankara’da mola veriyor.

    Sağlıklı insanların hayatlarını sağlıkla sürdürebilmeleri ve kanser hastalarının yaşam kalitesinin artırılmasını hedefleyen Kansersiz Yaşam Derneği’nin seminer tırı “YaşaTIR”, yolculuğunun üçüncü durağı olan Ankara’da, 24 Kasım Pazartesi günü Güven Hastanesi önünde konuşlanacak.

    Mide, kolon, akciğer, karaciğer ve beyin bölgesinde baş gösteren hastalık nedeniyle doktorlar tarafından “6 aylık ömrün var” denilen ancak mücadeleci kimliği tıbbi müdahaleler ve alternatif tıbbın desteğiyle amansız hastalığı yenen Dida Kaymaz’ın kurduğu Kansersiz Yaşam Derneği, YaşaTIR’la halkı bilinçlendirme çalışmalarına Ankara’da devam edecek.

    Anadolu’nun önemli 6 ilini kapsayan ve her ilde birer gün süren etkinliklerin 24 Kasım’daki üçüncü durağı olan Ankara’da, deneyimli ve uzman hekim kadrosunun vereceği çeşitli eğitimler, Cigna Finans’ın katkılarıyla gerçekleşecek. Dida Yılmaz’ın da bilgi ve deneyimlerini aktaracağı etkinliklerde, Nur Bilen Yavuzer ve Nilgün Bodur’un sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme ve iyi yaşam üzerine sohbetleri ve çeşitli workshop’lar yer alacak.

    KANSERDEN KORUNMAYI UZMANLARDAN ÖĞRENECEKLER

    AK Parti Kadın Kolları’nın da destek vereceği Ankara etkinliğinde; Güven Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Serdar M. Özbaş, “Meme sağlığında koruyucu tıp, Kendi kendine meme muayenesi”, Medikal Onkolog Prof. Dr. Deniz Yamaç, “Kanser Nedir? Kanserden Korunabilir miyiz?”, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç.Dr.Ayla Oruç, “Jinekolojik Kanserler ve HPV”, Psikiyatrist Doç.Dr.Eylem Şahin Cankurtaran, “Kanser ve Psikolojik Etkilerinde Ailenin Desteği” konularında seminer vererek, katılımcıları aydınlatacak.

    Her ilde bir gün süresince etkinlik için kapılarını açacak olan YaşaTIR, 27 Kasım’da Adana, 29 Kasım’da Antalya’da ve 1 Aralık’ta da İzmir’de olacak.

    Kanser hastalığı konusunda toplumu bilinçlendirmek, kanser hastası kişilere ve ailelere destek vermek için kurulan Kansersiz Yaşam Derneği 2010 yılından bugüne kadar 193.000 kişinin hayatına dokunmayı başardı.

    Cigna Finans, YaşaTIR’a verdiği desteğin yanı sıra “yenilikçi” ve “sigortadan daha fazlasını sunan” ürünleriyle de daha iyi ve kaliteli bir yaşam misyonu yolunda çalışmalarına devam ediyor. Bu anlamda 2015 yılında çıkardığı “Kansere İnat Yaşasın Hayat Sigortası”, sektörde bir ilk olarak kadın ve erkeklerde cilt kanseri hariç tüm kanser türlerini ilk fazından itibaren teminat altına alıyor.

    Kansersiz Yaşam Derneği’nin “YaşaTIR”ı, sektörün yenilikçi emeklilik ve hayat şirketlerinden Cigna Finans’ın katkılarıyla, sağlıklı insanların hastalıktan korunmaları konusunda farkındalıklarını arttırmak, kansere neden olan yaşam koşulları hakkında toplumu bilinçlendirmeyi amaçlıyor.

    KANSERSİZ YAŞAM DERNEĞİ HAKKINDA

    Kansersiz Yaşam Derneği, 2010 yılında, kanser hastalığı ile amansız bir mücadele veren Dida Kaymaz tarafından kuruldu. Sağlıklı ya da kanser hastası olan herkese, kansersiz bir dünyanın mümkün olduğunu anlatmak ve bu hastalıkla tanışmamaları için Türkiye’nin her yerinde, 7’den 70’e farkındalık sağlamak adına yola çıktı.

    2010 yılından bugüne, gönül üyesi dostların da desteği ile 193.000 kişiye ulaştı, yaşamlarına dokundu. Dernek, daha 5. yılında ilk defa İtalya dışında bir ülkede gerçekleştirilen “Barış İçin Bilim” Konferansına ev sahipliği yaptı. Konferansta, 7 farklı ülkeden uluslararası katılımcılar ve Nobel Ödüllü 7 bilim adamı katıldı.

    Kansersiz Yaşam Derneği, “Bilim ve Bilinçlendirme Günleri”, “Meme Okulu”, “Alışveriş Yaşa TIR”, “Eğitim YaşaTIR”, “Gülümse Sen” Çocuk Panayırı, “Eğitim ve Atölye Çalışmaları”, “En Anlamlı Sayı” ve “Sporcu Melekler” gibi birçok projeye imza attı.

    Kansersiz Yaşam Derneği, .hayatın değerini her gün biraz daha güçlü hissederek, sevgi bağlarını tüm Türkiye’ye yaymak için çalışmaya kararlı.

  • Ünlüler Kadına Şiddete Karşı Kamera Karşısına Geçti

    Kadına yönelik şiddete ve sorunlarına dikkat çekmek isteyen ünlü isimler “Her Ses Bir Nefes” sosyal sorumluluk projesi kapsamında ağızlarındaki gülle kamera karşısına geçti.

    Kadına yönelik şiddete ve sorunlarına dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen “Her Ses Bir Nefes” sosyal sorumluluk projesi kapsamında çok sayıda ünlü isim kamera karşısına geçti. Polisan Boya’nın katkılarıyla gerçekleştirilen fotoğraf sergisinde, müzik, sinema, tiyatro dünyasından sanatçılar Ali Poyrazoğlu, Altan Erkekli, Ayda Aksel, Aydan Şener, Aylin Kabasakal, Bekir Aksoy, Deniz Özerman, Derya Alabora, Durul Bazan, İrfan Kangı, Lale Mansur, Oya Aydoğan, Süeda Çil, Volkan Severcan, Zuhal Yalçın TEKSEM oyuncuları yer aldı. Proje kapsamında birbirinden farklı sanatçıların kadın sorunlarına karşı çözüm odaklı yaklaşımlarının yer alacağı Her Ses Bir Nefes Sergisi, “Komşuluk Bizde Kalsın” oyunuyla Türkiye’yi dolaşmaya hazırlanıyor. Meme kanserinde erken teşhisin öneminin anlatıldığı oyunda, kadın sorunlarına dikkat çekmek, şiddetin olmadığı, sevgi ve şefkatle kurulu bir dünya için 6 yıldan bu yana gerçekleştirilen Her Ses Bir Nefes projesinden mesajlar da entegre ediliyor.

    Müzikleri Feridun Düzağaç, Nazan Öncel, Nil Karaibrahimgil’in üstlendiği oyunda, meme kanserini atlatan kadınlar da misafir oyuncu olarak görev alıyor. Eski İstanbul mahallesindeki komşuluk kültürünün anlatıldığı oyunda, sessiz sakin bir sokak olan Mutlu sokağı, meme kanseri için bilgilendirmeye gelen sağlık ekipleriyle hareketleniyor. Meme taramasından korkan kadınlar ne yapacağını şaşırırken, mahalle eski sakinliğinden birden kurtuluyor ve ortaya müzikal bir tiyatro oyunu çıkıyor.

    Her Ses Bir Nefes Sergisi 6 ve Komşuluk Bizde Kalsın oyunu, Ankara, Bursa, İzmir, Trabzon, Elazığ’da tekrarlanacak.

  • Usta, “Trabzonspor Markasına Karşı Büyük Bir Sorumluluğumuz Var”

    Trabzonspor Başkan adayı Muharrem Usta, Trabzonspor markasına karşı büyük bir sorumluluklarının bulunduğunu söyledi.

    Trabzonspor’da 5-6 Aralık tarihleri arasında yapılacak olan olağan genel kurulda başkan adayı olan Muharrem Usta, basın mensuplarıyla fikir alış-verişinde bulunmak için bir araya geldi.

    Sürecin çok zor bir süreç olduğunu belirten Usta, “Bu süreç herkes için çok zor ve zorlu süreç. Trabzonspor’un içinde bulunduğu duruma baktığınızda gerçekten büyük bir gayretle çok uzun süreli bir çalışmaya ihtiyacımız var. Derinleşen sorunları çözebilmek adına belki hiçbir günü boşa harcamadan her gün üzerine koyarak, hem restorasyon yapmamız lazım, hem var olan sorunları toparlamamız lazım ve hem de iddiasız olmaması gereken Trabzonspor’un önüne mutlak manada koşacağı hedefleri koyarak bu zorluklarla birlikte bizim o hedeflere doğru yol alabiliyor olmamız lazım” dedi.

    “NEDEN 50. YILINDA ŞAMPİYONLUK SLOGANI?”

    Trabzonspor’un 50’nci kuruluş yıldönümünün yaklaştığını hatırlatan Usta, “Kulüplerin tarihlerinde 25. yılları vardır. İnsan ömürleri de böyledir. 75. yıl çok söylenmez. Genelde yarım asır ve yüz yıl tabiri kullanılır. O nedenle bizim 1 asırlık kulüp olmamıza daha çok yıllar var ama yarım asırlık bir kulüp olmuş durumdayız ve bunun miladı da 2017. Doğası gereği 2017’de iki tane sezonumuz var. Hem 2016-2017 var hem 2017-2018 var. Önümüzdeki bu sene dışında iki sezon bütün sıkıntılarımıza rağmen es geçemeyeceğimiz çok önemli iki sezon olacak. ’Bunca sıkıntı varken 50. yılın ne önemi olabilir ki?’ diye düşünülebilir ama böyle düşünmememiz lazım. Yarım asırlık bir kulüp ve içerisine her türlü başarıyı sindire sindire sığdırmış olan, her tarafta kabul edilen, büyük kulüp unvanını alan Trabzonspor’un 50. yılını kendine yaraşır, yakışır bir şekilde olağanüstü görkemli ve hedefine kilitlenmiş, başarıya mutlak manada camiasıyla birlikte kenetlenmiş şekilde geçilmesi şart. Bunu gerçekten başarmamız lazım. O nedenle biz yola çıkarken temel sloganımız, ’50. yılda şampiyonluğa’ tabiri ile olmuş oldu. ’50. yılda şampiyonluğa’ ifadesi bazıları tarafından belki, ’Ekonomik olarak bu kadar sıkıntı varken, kulüpte bunca sıkıntı varken nereden çıktı bu’ tarzında düşünülebilir ama biz asla böyle düşünenlerden değiliz. Her kulübün çeşitli dönemlerinde çok çeşitli zorlukları olabilir, zor süreçlerden geçiyor olabilirler. Biz şunu başarabiliriz. Bir önceki seçim döneminde de 2010-11 sezonuyla ilgili gönülden inandığımız şampiyonluğumuzla ilgili vermiş olduğumuz mücadele bir tarafta devam ederken, bir tarafta kendimizi kemirmeden yine şampiyonluğa oynayamaz mıyız, yani ’İki elde, iki koltukta, iki karpuzu neden taşımıyoruz?’ demiştim. Benim en çok üzerinde durduğum konu buydu ama o günün şartlarında muhtemelen bunu ya anlatamamakta zorlandık yada çeşitli nedenlerle bu anlaşılamadı. Ben böyle bir kanaatteyim” diye konuştu.

    “TRABZONSPOR’UN DEVASA SORUNLARI VAR”

    Usta, Trabzonspor’un benzer bir süreç yaşadığına vurgu yaparak konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bir tarafta kulübümüzle ilgili devasa sorunlar, bir tarafta hedefi olmayan bir Trabzonspor’un yaşanmasına inanan ve bunu unutmaması gereken bir camia var. Yani Trabzonspor camiası taraftarı gerçekçi iddialarla bunu başarmaktan uzak duramaz ve durmamalı. Elimizde iki karpuz olmalı, bir tarafında bu büyük camianın, kulübün her türlü ayağa kalkarak o başarıya gitmesi lazım, bir tarafta da yaşamakta olduğumuz sıkıntıların çözümleri konusunda kararlı bir şekilde restorasyon faaliyetleri yürütmesi lazım. Bunlardan ne biri ne öteki birisinden bizim nezdimizde daha önemli değildir”

    “HEM EKONOMİDEN HEMDE SPORTİF BAŞARIDAN VAZGEÇEMEYECEK DURUMDAYIZ”

    Usta, önemli bir şirkete, ’Trabzonspor’un en önemli sorunları nelerdir’ şeklinde bir anket yaptırdıklarını ifade ederek, “Gerçekten de çok merak ettim. Trabzonspor taraftarımız, bizler, kulübümüz daha çok ekonomik sorunlarının düzeltilmesi tarafında mıyız, yoksa ekonomi ne olursa olsun, ’Hayır biz sportif başarı mı istiyoruz’ tarafındayız. Yani camia bununla ilgili ne düşünüyor diye sorduk. Emin olun, anketteki sayı arttıkça 48-52 aralığında gitti geldi. Bu anket yaklaşık 15 gündür devam ediyor. Çok geniş katılımlı büyük bir anket. Sadece Trabzon değil Trabzonspor taraftarının olduğu her tarafta yapılıyor. İki-üç gün arayla bir taraf 49, bir taraf 48 oldu, dün itibariyle tam 50-50’ye oturdu. Ben bunu çok ilginç buluyorum. İkisinden de vazgeçilemeyecek durumla karşı karşıyayız. ‘Sportif başarı için artık ara veriyoruz, yani bir, iki üç sene, nasıl olsa bunca yıllar sportif başarı ile ilgili uzun süreçlerimiz geçti, bir beş sene daha geçsin şu kulübü düzeltelim, ekonomisini düzeltelim, kurumsallaşmayı sağlayalım mı çıkacaktı yoksa hayır biz sportif başarı deriz gerisini de istemeyiz mi?’ Ben bu son iki sene içerisinde taraftarımızın bizlerin bu konuda yaşaya yaşaya, hazmede hazmede şu noktaya geldiğini görüyor ve buna şahsen çok seviniyorum. Her ikisini de eşit düzeyde isteyen bir camiayız. Şimdi ‘Nereden çıktı ki bu 50. yılda şampiyonluğa’ söylemi, gelecekse ki gelebilir, benim cevabım bu; Trabzonspor taraftarı istiyor, ben gönülden zaten buna inanıyordum. Bizim iki karpuzu iki koltuğumuzda düşürmeden taşıyabilecek bir organizasyonu yapmamız gerektiğini ve bunu mutlaka başarmamız gerektiğine inanarak aslında bir ekiple yola çıkmaya tekrar karar verdik. Bu anket bizi doğruladı. Ne 49’a 51, ne 51’e 49. Bu gerçekten ilginç bir durum. O nedenle ana misyonumuz; hep birlikte hedefsiz olmayan ama mutlaka hedefine ulaşabilen bir kulüp. İçerisini A’dan Z’ye yapılandıran, kalkındıran bir kulüp olabilmek” diye konuştu.

    “LİSTEMİZDEKİ BAZI İSİMLERİ ÇARŞAMBA GÜNÜ AÇIKLAYACAĞIZ”

    Trabzonspor başkan adayı Muharrem Usta, önümüzdeki hafta Çarşamba günü düzenleyecekleri toplantıyla yönetim kurulu listelerini de büyük oranda açıklayacaklarını ifade etti. Usta, “Listemizde yer alacak arkadaşlarımızın önemli bir kısmıyla karşınızda yer almış olacağız. Listeyle ilgili ince eleyip sık dokumaya çalışıyoruz. Acaba ismini unuttuğumuz yada aklımıza gelmeyen birileri var mı, yada sizler ben Trabzonspor’a bir yönetim kurulu yapsaydım kimleri düşünürdüm, burada kimler olmalıydı’ diye bir çok arkadaşımızla görüş alışverişinde bulunuyoruz. Emin olabilirsiniz ki biz bu yolculukta hiçbir şekilde bu tabirlerin, bu kelimelerin karşılığında ’Muharrem bey ve ekibi bu yanlışları yaptı’ gibi bir durumda bizi görmeyeceksiniz. Bizim amacımız; listemizi şekillendirirken Trabzonspor camiasına nasıl bir liste lazım, bunu olabileceğinin en iyisine nasıl getirebilirizin çalışmasını yapmak. Halen her ne kadar sağda solda isimler duyuluyor olsa da şu dakika itibariyle benim ağzımdan çıkmış olan bir tek kişi yok. Kafamızda kağıt üzerinde elbette yazıp çizdiklerimiz var. Basına ara ara yansıyan bazı isimler var ki hiç aklımızın ucundan dahi geçmedi” şeklinde konuştu.

    “İYİ BİR KADRO KURMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    İyi bir kadro kurmaya çalıştıklarının altını da çizen Usta konuşmasını şöyle devam etti:

    “Kazanan ekip biz olacaksak seçimden sonra birinci günden itibaren görev dağılımı yaptığımızda kulübün ekonomik tarafını derleyip, toparlayacak ve Trabzonspor’un yıllardır yerinde sayan gelirini çok ciddi oranda değiştirecek bir ekibe ihtiyacımız var. Yine kulübümüzün en büyük ihtiyaçlarından birisi kurumsallaşma. Layıkıyla yapılmak zorundadır, itibardır, bir geleneği ortaya çıkarır ve geçmişe değer verir. Bütün değerleri kulübün bünyesine toparlar. Attığı her adımı o değerlerin üzerine değer katmak üzere devam eder. İçeriye mümkün olduğu kadar en üst sayıda, en kaliteli insanların yerleştiği bir kulüp dizaynına çalışılır. İçerideki kadro değer ürettiği, kattığı yarınlara güvenle bakacağız. Taraftarına teminat verebilecek iyi bir yapının ortaya çıkmasını sağlar. Özetle; bir taraftan seçimden sonra bir ekip finansal tarafla ilgili olması gerekenleri yaparken, bir taraftan bir başka ekip de kurumsallaşma içine kafayı takabilmeli ve o işte beceri sahibi olmalı. Üçüncü tarafta ise sportif tarafta olması gerekenler. Sportif tarafı masaya yatıracak olsak çok ama çok uzun konuşuruz. İşte biz yönetimi böyle şekillendirmeye çalışıyoruz” dedi.

    “BEN OLSAYDIM NE YAPARDIM”

    Toplantının temel amacının ise basın mensuplarının nasıl bir yönetim düşündüğü konusunda görüş alışverişinde bulunmak olduğunu dile getiren Usta, “Trabzonspor’un dertlerini her gün doyasıya yaşayan sizler açısından, öncelik sırası ve yapılmaması gereken hatalar nelerdir? Bir yönetim yok mudur ki şunları dinlese, öncelik sıralamasını şu 4-5 maddeyi koysa da, bunlar üzerinden kamuoyuna kendilerini deklare ederken şu 4 maddeyi de gerçekten özümsemiş bir şekilde kamuoyuyla paylaşabilse. ’Ben olsaydım ne yapardım’ sorusunun aslında cevabını aramaya çalışıyoruz Trabzonspor’un daha iyi günlere ulaşması için. Ben başkan adayı olsaydım önce şunu yapardım, önce şudur yada yönetimler ağırlıklı şu hataları yapıyorlar, artık bu hataları yapmamalılar. Emin olabilirsiniz ki bizim bugün tek derdimiz buradan elimizdeki bir ajandayla çıkmaktır. Bütün şeffaflığı ve açıklığı ile bu konsensüsü sağlamadan sadece buradakilerle değil, biz camiamızla ana sorunlarımız konusunda ve yapılması gerekenler konusunda önceliklerimizi belirlediğimiz sürece günlük yaşamaya başlıyoruz. Bunun sonucunda da bu sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz” diye konuştu.

    “TRABZONSPOR MARKASINA KARŞI BÜYÜK BİR SORUMLULUĞUMUZ VAR”

    Trabzonspor markasına ve o markaya emek verenlere karşı büyük bir sorumlulukları olduğuna değinen Usta, “Trabzonspor’u Trabzon şehrinin içinden bir an için alalım. O ankette insanlarımızda büyük bir panik olduğunu da gördük. Bu panik, Trabzonspor elimizden aktı gidiyor ve giderse bu şehir sıradan bir şehir olur. Aslında bu bilinmeyen bir şey değil ama damarlarına kadar hissedilmiş bir duruma biz asla şahit olmadık. Bu kulüp asla döndürülemez bir duruma geldi, geliyor algısı taraftarlarımızda çok ciddi bir şekilde oluşmaya başladı. Ya elimizden giderse bu şehir nasıl bir şehir olur? Bu şehir öksüz, sıradan bir şehir olur. Bir daha kolay kolay kendini bulamayacak olağanüstü bir travmayla karşı karşıya kalır. Bütün sorunları en ince ayrıntısına kadar bilmekle birlikte asla ve asla, ’elimizden kayıp gidiyor, eyvah ne olacak’ gibi bir duruma asla girmedim ve kesinlikle böyle bir şeyin olmasına da inanmıyorum ve olmayacak. Yani biz bu kaygılardan kısa bir süre içerisinde taraftarımızın umut ışığı olacak yeni bir yolculuğu mutlak manada başlatmamız lazım. Eğer Trabzonspor hepimizin ortak değeri ise bu şehir ve bu şehrin uzantısı olan milyonlar bu endişeyi taşırken, biz onlara gerçek bir güven verebileceğimize inanıyorum. Benim şahsen böyle bir endişem yok” ifadelerini kullandı.

    Trabzonspor başkan adayı Muharrem Usta, toplantının sonunda ise basın mensuplarıyla birlikte fotoğraf çektirdi.

  • 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Ve Mücadele Günü

    Van’ın Edremit Belediyesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında mahallelerde farkındalık oluşturmak için stant kurdu.

    KJA öncülüğünde başlatılan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü dolayısıyla Edremit Belediyesi Kadın Politikaları Müdürlüğü tarafından stardı verilen etkinlikler, mahallelerinde kurulan Kadına Yönelik Şiddete Dur De!’ stant çalışmalarıyla devam etti. Süphan Mahallesi’nde bulunan Salı Semt Pazarı’na, Şabaniye Mahallesi’nde bulunan Çarşamba Pazarı’na ve Edremit ilçe merkezine kurulan stantlar halk tarafından yoğun ilgi gördü.

    Dört ayrı mahallede kurulan Kadına Yönelik Şiddete Dur De! standında Edremit Belediyesi personelleri, sosyologlar, psikologlar ve kadın çalışanlar görev yaparak; kadınlar ve erkeklerle sohbet ederek hem bilinçlendirme hem de şiddet türlerini tanımlama konusunda diyaloglar geliştirdiler.

  • Diyanet’ten Teröre Karşı Cuma Hutbesi

    Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara’da ve Fransa’nın başkenti Paris’te yaşanan terör olaylarının ardından bütün camilerde “Küresel terörün hedef aldığı din: İslam” başlıklı cuma hutbesi okuttu.

    Hutbede yer alan ifadeler özetle şöyle: “İslamiyet en zor zamanlarda dahi zulme, şiddete ve haksızlığa asla müsaade etmedi. Meşru müdafaa sadedinde değerlendirilen savaşın bile bir hukuku, bir ahlakı olduğunu asırlar öncesinden insanlığa haykırdı. Kadına, çocuğa, yaşlıya, tabiata dokunulmasını, zarar verilmesini kesin olarak yasakladı. Bugün çok daha büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Zira İslam’la, Müslümanlıkla ilgisi olmayan cinayet şebekelerinin işlediği cürüm, saldırı, vahşet ve katliamlar ne yazık ki İslam’la birlikte anılır olmuştur. Modern zamanların tüm insafsızlığı, vicdansızlığı, adaletsizliği İslam’a ve masum Müslümanlara mal edilmeye çalışılmaktadır. İslam, vicdanı ve insafı kirlenmiş, yüreği tükenmiş insanlarca terör ve vahşetle birlikte zikredilerek olumsuz bir İslam imajı ve algısı üretilmektedir. Dinimiz itibarsızlaştırılmaya, İslâm’la ilgili insanların kalplerinde bir endişe ve korku oluşturulmaya çalışılmaktadır. İnsanlığa rahmet olarak gelen bir dinin, bir kitabın, bir peygamberin ve o dine mensup olan insanların bu tür terör olayları üzerinden itibarsızlaştırılması, en az işlenen bütün bu vahşetler kadar ağırdır. Yeryüzündeki en büyük cinayet, ahlak ve hukuk tanımayan katliamlara cihat adı verilmek isteniyor. İslam dininde, hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’de böyle bir anlayış yoktur. Dinimizin cihat anlayışı, öldürmek değil, yaşatmaktır. Harap etmek değil, mamur eylemektir. Gönüllere kin, nefret, intikam tohumları değil, sevgi, şefkat, merhamet tohumları ekmektir. Yeryüzüne şiddet, terör ve vahşet üzerinden korku değil, hak ve hakikat yoluyla barış, güven, huzur ve adaleti yaymaktır. Bugün din adına masum insanları, kadınları, yaşlıları, çocukları acımadan öldürenler aslında bütün insanlığı katletmektedir. Ne hazindir ki, İslam’ın yüksek şiarı olan tekbir, bu vicdansızlıklara alet edilmektedir. Aslında Ankara’da, Paris’te, Beyrut’ta, Bağdat’ta, Nijerya’da, hâsılı dünyanın dört bir yanında öldürülen sadece masum insanlar değil, âlemlere rahmet olarak gönderilen İslam’ın yüce değerleridir. Dillerinden tekbir düşmese de, alınları secdeden kalkmasa da insanlık dışı katliamların faillerinin İslam’la uzaktan yakından asla ilgisi yoktur. Zira insana ve insanlığa yönelik bu tür vahşeti gerçekleştirenlerin, onları yönlendirenlerin ne Allah’a saygıları, ne de herhangi bir dine mensubiyetleri söz konusu olabilir”.