Etiket: Karşı

  • DSİ Menderes Taşkınlarına Karşı Şimdiden Önlem Almaya Başladı

    Aydın Büyük Menderes Ovası’nın en büyük sıkıntılarından biri olan Menderes Nehri taşkınlarına karşı DSİ yetkilileri şimdiden önlem almaya başladı. Menderes Nehri ıslah çalışmalarına rağmen geçen yıl binlerce dönüm alanın sular altında kaldığı ovada bu yıl da aynı sıkıntının yaşanmaması için Yenipazar ve çevresinde sedde çalışmalarına yeniden başlanıldı.

    Geçen yıllarda kış sezonu bölgede etkili olan yağışların ardından Kemer ve Adıgüzel Barajlarının tamamen dolması üzerine barajlardan da su salınınca Aydın Ovası sular altında kalmıştı. Gelen suyu Menderes Nehri taşıyamayınca nehrin çeşitli bölgelerinde oluşan patlaklar ve taşkın sonucu Aydın Ovası’nda ciddi miktarda alan sular altında kalmıştı. Bu yıl da benzer sıkıntının yaşanmaması için DSİ görevlileri Menderes Nehri’nin çeşitli yerlerinde sedde yükseltme çalışmalarına başladı. Özellikel geçen yıl yırtılan bölümlerde nehir içi temizliği yapılıp kenararın da 3 metre civarında yükseltildiği görüldü.

  • (Özel Haber) 12 Milyon Hektar Mera Kuraklıkla Karşı Karşıya

    Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Bilgili, Türkiye’de 12 milyon hektar meranın kuraklıkla karşı karşıya olduğunu söyledi.

    Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Bilgili, Bursa Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği’ni ziyaret ederek, meralarda yaşanan kuraklıkla ilgili bilgiler verdi. Yıldırım Oran’la Bursa’daki mera alanları ile ilgili ıslah projeleri hazırladıklarını ifade eden Bilgili, “Ülkemizde mera varlığı 12-13 milyon hektar civarında. Bunun tamamında kuraklık problemi yaşanıyor. Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgelinde kuraklık büyük bir problem. Ülkemizde meralarla ilgili sorun geçmişe dayalı. Bilhassa 1998 yılında çıkarılan 4342 sayılı mera kanunuyla birlikte bu meselenin önüne geçilmeye çalışıldı. 2004 yılından itibaren bu kanuna dayalı olarak bakanlık bünyesinde mera ıslah projelerinin uygulamasına geçildi. Bütün illerimizde tarım müdürlüklerimizde mera ıslah çalışmalarına başlandı. Kanunun sağlamış olduğu yetki ile bugün mera alanlarımızın Türkiye genelinde yaklaşık 12-13 milyon hektar civarında olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Bundan önceki istatistiklerde meralarımızın yaklaşık 20 milyon hektar civarında olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “TOPRAK TAVA GELMEDEN HAYVANLAR MERAYA SOKULMAMALI”

    Bilgili, “Karadeniz bölgesinin belli bir kısmını hariç tutacak olursak, memleketimizde mayıs ayından eylül sonuna kadar kuraklık yaşanmakta. Bu kuraklıktan mera alanlarımız da nasibini almakta. Kuraklık yaşanan dönemde meralarda üretilen ot miktarında düşüş var. Hayvanların en fazla meraları ziyaret ettiği dönemler de bu aylar. Ülkemizdeki meraların temel problemlerinden bir tanesi, bahar aylarında toprağın nemini tam çekmediği bir dönemde hayvanların meraya sokulması. Daha çamur diyebileceğimiz toprak üzerinde hayvanların yürümesi neticesinde bitkiler tam gelişme fırsatı bulamadan çiğnenerek tahrip oluyor. Meralarda erken otlatmadan kaçınılmalı. toprağın nemini çekmesine fırsat tanınmalı. Toprak tavında ve bazı bitkiler çiçek açtıysa meralara hayvanları sokabilirler. Bu meralar bugün sadece bizim kullandığımız alanlar değil, gelecek kuşakların da malı. Kaba yem üretimi belki de en ucuz yem üretimidir. Hayvanların kolayca ulaşabileceği, doğal ortamda gezinerek otlayabileceği alanlardır. Buraların sağlıklı bir şekilde, özelliğini kaybetmeden gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için belirtilen hususlara muhakkak riayet edilmesi lazım” şeklinde konuştu.

  • Eurovision’a Karşı Türkvizyon

    Gaziantepli yerel sanatçı Adil Şan, Suriye Türkmenlerinin sesi olmak için Türkvizyon şarkı yarışmasına katılacak.

    Yerel sanatçı Adil Şan, Avrupa’nın Eurovision’un karşılık Türklerin Türkvizyon şarkı yarışmasında Türkmenlerin sesi olmak için yarışacağını ifade etti. Yarışmanın sonucunda kazananın Türk birliği olacağını da dile getiren Şan, 19 Aralıkta finali yapılacak olan Türkvizyon şarkı yarışmasının, yaklaşık 100 tane kanalda canlı olarak herkesin izleyebileceğini belirterek, Türkmenlerin çektiği acıları herkesin söyleyeceği şarkıda hissedebileceğini söyledi.

    “KİM KAZANIRSA KAZANSIN, SONUÇTA BİZİM EMMİOĞULLARIMIZ KAZANMIŞ OLUYOR”

    Türk dünyası şarkı yarışmasına Suriye ve Bayırbucak adına katılacağını söyleyen Şan, bu yarışmanın 33 ülkenin katılımıyla yapıldığını ifade etti. Şan, “Burada Eurovision şarkı yarışmasının Türk dünyası olarak Türkvizyon yarışmasına 33 ülke katılıyor. Bu yarışmanın birincisi, Eskişehir dünyanın kültür başkenti iken, orada olmuştu. İkincisi, Tataristan’ın başkenti Kazan’da yapılmıştı. Bu yıl üçüncüsü İstanbul’da yapılıyor. Bu yarışmaya Allah’ın izniyle bir ilki gerçekleştirerek Bayırbucak ve Suriye Türkmenleri için katılacağız. Sağ olsunlar, Ankara’daki büyüklerimiz bizim ismimizi vermişler. Bu savaşın içinde bu savaşa rağmen, hayattan kopmadığımızı, hayatın devam ettiğini, işte müzikle, Bayırbucak’ın Kürtmen Dağ’ının, Suriye’nin, Halep’in sesi olacağız. Önemli olan, o yarışmada olmak, o yarışmadan kopmamak. Dereceye girmezsek te önemli olan Türk Birliğinin kazanmasıdır. Böyle güzel bir organizasyonda olmaktan çok mutluyuz. Yarışmaya, Kırgızistan, Azerbaycan, İran Bulgaristan gibi 33 ülke katılıyor. İnşallah biz o yarışmaya güzel bir seremizle katılacağız. Eserimizin adını şimdiden vermeyelim sürpriz kalsın dedik. Yarışma 17 Aralıkta yarı final, finalde 19 Aralıkta canlı yayında verilecek. Yüze yakın yerel ve ulusal televizyonda insanlar bizi izleyebilecek. Organizasyonun, Yüze yakın kanalda canlı verilmesi, demek oluyor ki Bayırbucak’ın sesini, Türkmendağ’ın sesini, Türkmenlerin sesini bu yarışmada duyacağız. Bu savaşın içinde bizi düşünen ve bizi unutmayan herkese çok teşekkür ediyoruz. Bu durum bizi çok gururlandırdı. Bana verilen bu görevi en güzel şekilde, yerine getireceğime inanıyorum. Kim kazanırsa kazansın, sonuçta bizim emmioğullarımız kazanmış oluyor, Türklerdir Türk birliğidir. Bunu yılardır Avrupalılar yapıyordu. Bu da Türk versiyonudur” şeklinde konuştu.

  • Afetlere Karşı Masa Başı Tatbikatı

    Muş İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürlüğü tarafından ’Muş Afet Müdahale Planı (MAMP) Masa Başı Tatbikatı’ yapıldı.

    Öğretmenevi konferans salonunda düzenlenen programa Vali Seddar Yavuz, Belediye Başkanı Feyat Asya, AFAD Çalışanları Sendikası (AFAD-SEN) Genel Başkanı Ayhan Çelik, vali yardımcıları ve kamu kurum amirleri katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Vali Seddar Yavuz, Türkiye’nin afetler bakımından önemli bir coğrafyaya sahip olduğunu söyledi. Bu nedenle, devlet olarak her an afete karşı hazırlıklı olunması gerektiğinin altını çizen Vali Seddar Yavuz, afetlerden vatandaşların en az zararla ve kısa sürede normale dönebilecekleri tedbiri alabilmek bakımından sürekli çalışılması gerektiğini kaydetti.

    Marmara Depremi’ni hatırlatan Vali Yavuz, “Özellikle 99 depremi Türkiye’de bu konuda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini ortaya koymuştur. Yine 12 Kasım 1999 depreminde de bizatihi çalışmış biri olarak bu konuyla ilgili sürekli antrenman yapmamız, pratik gerçekleştirmemiz, kamu kurum ve kuruluşlarımızın herhangi bir talimat beklemeksizin, böyle bir afet meydana geldiğinde süratle görevlerinin başına geçmeleri gerekiyor” dedi.

    AFAD yapılanmasına da değinen Vali Yavuz, “Daha önce bu görevi sivil savunma teşkilatları yapıyordu. Bununla ilgili olarak yeni bir teşkilat kurduk ve ciddi bir yapılanma gerçekleştirdik. İşte bu sayede 2,5 milyon Suriye’den gelen kardeşlerimize kapılarımızı açabildik. Onları dünyanın en gelişmiş ve en modern kamplarında barındırıyoruz ve barındırmaya devam edeceğiz. Böylesine Türkiye çapında örgütlenmiş bir teşkilatınız olmazsa ve iller de kendisi bu çalışmaları sürekli yapmazsa, o zaman ciddi sorunlarla karşılaşabiliriz” diye konuştu.

    Afetlerin, hayatın bir gerçeği olduğunu dile getiren Yavuz, “Dolayısıyla hayatın gerçeğiyle her an hazır olmalıyız. Bu masa başı tatbikatının ardından saha tatbikatlarına döneceğiz. Böylelikle herkes görev tanımını en iyi şekilde öğrenmiş, ezberlemiş ve otomatikleşmiş olarak harekete geçmiş olacaklar. Yine 99 depremindeki tecrübesinde de gördüğümüz gibi, maalesef birçok insan çağrılarla ancak kriz merkezine gelebilmiştir. Zaten AFAD sistemini kurmamızın sebebi de iller arası protokoller imzalanıyor. Ayrıca merkezden süratle müdahale imkanı tanıyor. O yüzden 112 sistemiyle bunlar entegre hale getiriliyor. Dolayısıyla artık Türkiye, son 10 yıldaki büyük ekonomik refahıyla birlikte, dünyayla her alanda yarışır bir hale gelmiştir. Bizi şahsen en çok mutlu eden, sevindiren kısmı da budur. O yüzden biz yıllarca ’batı ne yaptı, nasıl yaptı’ları tartışırdık. Artık bizler, daha iyisini yapar hale geldiğimizi onurla, gururla buradan ifade etmek istiyorum. Bu gelişmede, tüm milletimizin, kamu çalışanlarımızın büyük bir emeği var. Tabii ki bu organizasyon başında da elbette Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız vardır” şeklinde konuştu.

    Vali Yavuz’un konuşmasının ardından daha önce planlanan masa başı tatbikatı senaryosuna göre, hizmet gruplarına düşen görevler anlatıldı.

  • Karbonmonoksit Zehirlenmelerine Karşı Bu Önlemleri Alın

    Eskişehir Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kadir Demirel, karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı alınacak önlemleri ve uyarıları açıkladı.

    Türkiye’de bilgisizlik, yanlış kullanım ve ihmal yüzünden soba, şofben, baca zehirlenmelerinin hemen her yıl kış aylarında özellikle alçak basınçlı havalarda tehlikeli boyutlara ulaştığını belirten Dr. Kadir Demirel, her yıl onlarca kişinin zehirlendiğini aktardı. Karbonmonoksit zehirlenmesini hakkında bilgiler veren Dr. Demirel, “Karbon monoksit zehirlenmeleri sıklıkla; kapalı ortamlarda açık ocaklar, bacası çekmeyen soba, şofben, bacasız gaz sobalarında yakıtın iyi yanmaması nedeni ile meydana gelir. Tatsız, renksiz, kokusuz olması ve tahriş etme özelliğinin olmaması nedeni ile fark edilmediği için ’sessiz katil’ olarak bilinmektedir. Vücuda solunum yolu ile girer ve doğrudan kana geçerek oksijen alımını engeller. Karbonmonoksit zehirlenmesinde ilk belirtilerin baş ağrısı, yorgunluk hissi, mide bulantısı gibi semptomlardır. Genellikle bu semptomların ağırlığı karbonmonoksit düzeyi ve maruz kalınan süre ile ilişkilidir. Ciddi zehirlenmelerde baş dönmesi, kusma, bilinç kaybı ve ölüm görülür” ifadelerine yer verdi.

    “YATARKEN SOBANIZI TAM SÖNDÜRÜN”

    Karbonmonoksit zehirlemelerini önlemek için çalışamalar yaptıklarını açıklayan Dr. Demirel, “Müdürlüğümüz tarafından halkın toplu olarak yaşadığı yerlerde; cami, okul, pazar yerleri, hastaneler, otogar, gar ve aile sağlığı merkezlerinde halka yönelik eğitimler düzenlenmekte ve el broşürleri dağıtılmaktadır. Ayrıca Meteoroloji ile iş birliği içinde bulunularak lodoslu günlerde yerel televizyonlarda ve kurumlarda uyarı anonsları yapılarak halkımız bilgilendirilmektedir. Soba ve bacalarla ilgili uyulması gereken kurallar; aşırı doldurulan sobanın duman yolu daralacağı, soba içinde düzensiz ısı dağılımı nedeniyle de baca çekişi zayıflayacağı için soba yakılırken aşırı doldurulmamasına dikkat edilmelidir. sönmekte olan sobaya asla tutuşması güç yakıtlar konulmamalı, yakıt yavaş yavaş ilave edilmeli, yatmadan önce sobaya kesinlikle yakıt konulmamalıdır. Sobanın bulunduğu yer sürekli havalandırılmalı ve gece yatarken soba mutlaka tam olarak söndürülmeli” açıklamasında bulundu.

    “KARBONMONOKSİT ZEHİRLENMESİNDEN ŞÜPHELENİNCE 112’Yİ ARAYIN”

    Bacaların standartlara uygun olarak ve yalıtımlı olmasının önemine değinen Dr. Demirel, düzenli olarak bacaların temizletilmesinin gerektiğini belirterek açıklamasını şu şekilde sürdürdü;

    “Şofben kullanımında dikkat edilecek hususlar; şofben zehirlenmeleri genellikle gaz kaçaklarından değil, yeterli havalandırma yapılmayan yerlerde yetersiz hava ve yetersiz yanma sonucunda oksijen oranının düşmesi ve karbonmonoksit oranının yükselmesiyle gerçekleştiği için şofbenin kullanıldığı yere sürekli temiz hava girmesi sağlanmalıdır. Bacalar yatak odalarından, merdiven sahanlığından, bina girişlerinden, havalandırma boşluklarından, çatı arasından, banyo ve tuvaletten geçirilmemelidir. Şofbende gaz kaçağı hissedildiğinde; öncelikle gaz vanası ve tüp dedantörü kapatılmalı, elektrik düğmeleri açılmamalı açıksa hemen kapatılmalı, kibrit – çakmak gibi alev ve kıvılcım çıkartabilecek hiçbir işlem yapılmamalı, pencereler karşılıklı açılarak ortam havalandırılmalı, hızla gaz şirketi yetkilisi veya şofben servisi aranmalıdır. Lodos süresince dikkat edilecek hususlar ise; lodos esintisinin etkili olduğu süre boyunca gerekmedikçe soba yakılmamalıdır. Yanmakta olan soba yatmadan evvel mutlak surette söndürülmelidir. Karbonmonoksit zehirlenmesinden şüphelenmesi durumunda, kapı ve pencere açılarak ortamın havalandırılması sağlanmalı ve 112’nolu Acil Yardım Servisi aranmalıdır.”