Etiket: Karşı

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan teröristlere karşı net konuştu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan teröristlere karşı net konuştu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütünün son günlerde Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgelere yönelik terör eylemlerini artırdığını belirterek, “Nasıl daha önce kimseye bakmadan terör yuvalarını imha ettiysek, saldırıların devam etmesi halinde diğer bölgelere de gereken adımları atmaktan çekinmeyiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde (DEÜ) düzenlenen “Göç: Önümüzdeki 20 Yılın Projeksiyonu ve Ötesi” başlıklı uluslararası konferansa katıldı. Konferansın açılışına ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da katıldı. Konferans öncesi Devlet Konservatuvarı Orkestrası ve Korosu bir dinleti sundu. Ardından “Göç ve Suriye-Bir Kronoloji” başlıklı film gösterildi.

    Konferansta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin kuzeyinde güvenlik ortamı iyileştikçe ülkemizdeki Suriyelilerin güvenli ve gönüllü olarak ülkelerine geri dönüşleri de hızlanıyor. Terörden temizlediğimiz bölgelere sadece ülkemizden 420 bin sığınmacı geri döndü. Suriye’deki istikrarsızlıktan beslenen bölücü terör örgütünün son günlerde güvenli bölgelere yönelik terör eylemlerini artırdığını görüyoruz. PKK/YPG’nin kalleş saldırıları sebebiyle bir ay içinde onlarca masum sivil ve çocuk hayatını kaybetti. Teröristlerin ülkemizce tesis edilen huzur ve güven ortamını bozmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Nasıl daha önce kimseye bakmadan terör yuvalarını imha ettiysek, saldırıların devam etmesi halinde diğer bölgelere de gereken adımları atmaktan çekinmeyiz” diye konuştu.

    “Sınıfta kaldılar”

    Konferansta göç olgusu hakkında konuşan Erdoğan, “Göç konusunun son zamanlarda küresel mesele olarak dünya gündemini işgal ettiğini görüyoruz. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük insan hareketliliğini yaşıyoruz. Göçmen sayısı 272 milyona, yerlerinden edilen kişi sayısı 80 milyona, mültecilerin sayısı 26 milyona yaklaştı. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü göçmen olarak hayatını sürdürmekte. Bu insan hareketliğinde içimizi acıtan pek çok manzara ile karşılaşıyoruz. Güvenli gelecek kurma ümidi ile çıkılan yolculuklar kimi zaman felaketle neticeleniyor. Geride bıraktığımız dönemde içinde çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 30 bine yakın göçmen Akdeniz’de hayatını kaybetti. Sahra Çölü’nün kızgın kumları binlerce umut yolcusunun mezarı oldu. Aylan bebek başta olmak üzere Ege’de yaşanan insanı dramları hiçbirimiz unutmadık, unutamayız. Büyük hayallerle çıktıkları yolculuklarında azgın dalgalara meydan okuyan bu mazlumların botlarının nasıl kasten batırıldığını gayet iyi hatırlıyoruz. İnsanlık sadece Akdeniz’de değil, Ege’de ve Meriç’te de sınıfta kalmıştır. Göçmenlerin güvenli yaşam hayalleri kendilerini ölüme itenler tarafından Ege’nin sularına gömülmüştür. Sadece 2020 yılında Ege’de 9 bine yakın geri itme vakası yaşandı. Avrupa’ya sığınan on binlerce Suriyeli çocuğun nerede olduğu, kimler tarafından kaçırıldığı bilinmiyor. Göç konusunda batılı devletler sürekli şikayet etse de bu meselede asıl yükü taşıyan gelişmekte olan ülkelerdir. Dünyadaki mülteci nüfusunun yaklaşık yüzde 85’ine zengin devletler değil, imkanları kısıtlı ülkeler ev sahipliği yapıyor. Kabul ettikleri birkaç yüz mülteciyi reklam malzemesi olarak kullananlar, doğrudan insan hayatı ile ilgili bu kriz karşısında sorumluluk üstlenmiyor” ifadelerine yer verdi.

    “Türkiye, tek taşına ev sahipliği yapmaktadır”

    Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verilerine göre 2020 yılında dünyada 3. ülkelere yerleştirilmeyi bekleyen 1 milyon 440 bin mülteciden sadece 39 bin 500’ünün 25 batı ülkesine yerleştirildiği bilgisini veren Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Türkiye, sayıları 4 milyonu bulan sığınmacılara tek taşına ev sahipliği yapmaktadır. Sınırları açması konusunda tavsiye verenler, bu süreçte sınırları kapatmış, mültecilere sırtını dönmüştür. Hatta Türkiye ve Yunanistan sınırında mültecilere güvenlik güçleri tarafından açıkça zulmedildi, utanç verici sahneler yaşandı. Türkiye, kıtaların ve kültürlerin kavşağında olan bir ülke olarak göç olgusuna asla yabancı değildir. Engizisyondan kaçan Museviler başta olmak üzere 500 yılda zulme uğrayan, baskı gören, inancı, rengi, kültürü dolayısıyla ayrımcılığa maruz kalan milyonlarca insana biz kapı açtık. ‘Tahtımı veririm, tacımı veririm ama devletime sığınan mazlumları asla vermem’ diyen bir devlet geleneğine biz sahibiz. Tarih boyunca başı dara düşen herkese güvenli bir liman, şefkatli bir yuva olduk. Sınırlarımıza gelen hiç kimseyi dini, kültürü, ırkı nedeniyle geri çevirmedik. Suriye’deki çatışmalar başladığından bu yana bu tarihi sorumluluğumuzu bir kez daha yerine getirdik. Maddi imkanları bizden kat kat yüksek olan ülkeler mültecileri toplama kamplarına mahkum ederken, biz bu insanlarla ekmeğimizi paylaştık.”

    “Bu nasıl bir NATO’da ittifak iki ülke?”

    Obama ile telefon konuşmasını da anlatan Erdoğan, “Obama görevdeyken, bir gece şahsımı aradı ve Kobani’deki Kürtlerin zor durumda olduğunu, bu konuda özellikle kapılarımızı açma noktasında destek istedi. ‘Şu anda bunlar nasıl olacak?’ dedim. Bu insanlar ölümle karşı karşıya. Aldığım cevap şu; ‘biz gerekirse uçaklarla her türlü mühimmatı indireceğiz.’ Yapacağınız bu operasyona ben katılamam. Çünkü o operasyonun ötesini görüyorum. Ötesinde ciddi bir savaş söz konusuydu. Nitekim öyle oldu. O olayla birlikte on binlerce Kürt kardeşimiz o operasyonda öldü. Buna rağmen kapılarımızı açtık. Biz onlara kapımızı kapamadık. Halep’teki Arap kardeşlerimize de biz sahip çıktık. Müslümanlar yanında Hristiyanlara, Ezidilere, Süryanilere ve farklı inançtan birçok insana kapımızı sonuna kadar açtık. Şu anda Suriye kuzeyinde bakıyorsunuz Amerikalı bir general diyor ki ‘Biz şu anda PKK/YPG/PYD, bunlarla beraberiz.’ Bu nasıl bir NATO’da ittifak iki ülke? Bunların mültecilere sahip çıkmak gibi bir dertleri yok. Dert başka. Hala terörle, teröristlerle beraberler. Biz de terör ve teröristlerle mücadelemizi her yerde sürdürüyoruz, bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. Dostlar, dostluğunu icra ettiği müddetçe biz de gönlümüzü açarız ama etmezlerse bugüne kadar ne yaptıysak bundan sonra da onu yaparız” dedi.

    “6 milyar avro halen tam olarak gönderilmedi”

    Suriye’nin kuzeyinde terörden arındırılan bölgelerde büyük bir göç krizini engellediklerini kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Bunu inancımızın, imanımızın kültürümüzün gereği olarak yaptık. Ülkemize verilen sözlerin çoğunun tutulmadığını gördük. Hepinizin bildiği tanıdığı liderler İdlib’te, Suriye’nin kuzeyinde ‘briket konutlar yapalım’ dedik. ‘Ne kadar yaparsınız?’ diye sorduğumuzda, ‘Ne kadar yapalım?’ dediler. 50 bin, 100 bin konut istediğimizi söyledik. ‘Bir kısmını siz üstlenin’ dedik. Verdikleri sözü getirmediler ama biz orada 52 bin briket konut yaptık. İstedik ki bu insanları çadırlarda yaşatmayalım. Avrupa Birliği Yunanistan’a 100 bin sığınmacı için 3 milyar avro destek verirken, Türkiye’deki 4 milyon sığınmacı için elini taşın altına koymadı. Bir araya geldiğimizde hep yalan, hep yalan. Şu kadar verdik, bu kadar verdik. Nereye verdiniz? Doğru konuşmuyorsunuz. 18 Mart mutabakatı ile bize taahhüt edilen 6 milyar avro, aradan geçen süreye rağmen halen tam olarak gönderilmedi. Uluslararası basın kuruluşları bile bu gerçeği görmeye yeni yeni başladı. Uluslararası bir medyada yer alan habere göre Suriyeli mültecilere sahip çıkan tek devlet Türkiye’dir. Temel katliamların önündeki yegane engel de Türkiye’nin bu bölgedeki askeri varlığıdır. Bizim askerimiz olmasa bunların yapacağı şeyler belli. Biz paylaşmanın bereketine, dayanışmanın gücüne inanan, dünyanın iyilikle ayakta kaldığına iman eden insanlarız.”

    “Farklı adımlar atacağız”

    Göçle kurulan, ataları göçmen olan toplumların göç meselesine salt güvenlik odaklı anlayışla yaklaşmasının büyük çelişki olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Göç olgusuna geniş perspektifle bakılması gerekiyor. Suriye bağlamında yaşanan bize; duvarları yükseltmenin, sınırları dikenli tel örgülerle çevirmenin, botları batırmanın çare olmadığını göstermiştir. Az gelişmiş ülkelerin kıt kaynakları ile yetiştirdiği nitelikli insanlarını, beyin göçünü teşvik ederek alıp ihtiyaç sahiplerine kapıyı kapatmak, ahlaki bir tavır değildir. Bu tür politikalar, göçe kaynaklık eden sorunların düşmanlığının ve İslam karşıtlığının körüklenmesi suretiyle gelineceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır. Korona virüs, göçmenlerin durumlarını daha da zorlaştırmıştır. Asıl yüzleşilmesi gereken göçü besleyen sorunlardır. Her yıl insanların evlerini terk etmeye zorlayan sebeplerdir. Her göç aynı zamanda yeni bir buluşmadır. Etnik kimliği, dini, dili, kültürü, farklı insanların kucaklaşmasıdır. Göçle ilgili önyargılarını bırakarak göçmenlerin gittikleri ülkelere katkıları da görmek gerekiyor. Ülkemizde eğitim görmüş, Türkiye ile gönül bağı olan insanlara yönelik farklı adımlar atacağız. Değişen şartlara ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre göç ve göçmenlerle ilgili politikalarımızı olumlu yönde yenilemeye devam edeceğiz.”

    “Anlatmaya devam edeceğiz”

    Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Botları şişleyenleri sizler en az benim kadar biliyorsunuz. Komşu Yunanistan’ın polisiyle, sahil güvenliği ile nasıl botları şişleyerek batırdığını, savunmasız insanların nasıl o denizin sularında öldüğünü biliyorsunuz. Bu gerçeği dünyaya anlatıyoruz. Ne anlatırsan anlat bir kulaktan giriyor öbür kulaktan çıkıyor ama biz anlatmaya devam edeceğiz.”

    DEÜ’nün faaliyetlerini anlattı

    DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar da, “Dokuz Eylül Üniversitesi, sahip olduğu ilke ve değerleri ile 39 yıldır 17 fakülte, 10 enstitü, 39 uygulama ve araştırma merkezi, 4 yüksekokul, 6 meslek yüksekokulu ile aziz milletimizin ve insanlığın selameti için çalışmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi, 75 bin mensuba sahiptir. Salgında olağanüstü gayret göstererek sağlık hizmeti sunan, uzaktan eğitim faaliyetlerini titizlikle yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi Ailemiz, ülkemizin ve bizlerin gurur kaynağını teşkil etmektedir. Bizler için bilim araştırmaları ve AR-GE faaliyetlerini teşvik etmek, milli değerlerimize bağlı kuşaklar yetiştirmek, kalkınma ve refah odaklı uluslararası stratejilerini desteklemek önem teşkil ediyor. 2,5 yıldır görev süresi boyumca ilkeleri başarmanın onurunu yaşadık” diyerek DEÜ’nün faaliyetlerini anlattı.

    “Uluslararası camiadan daha fazla inisiyatif almasını bekliyoruz”

    Göç konusuna da değinen Hotar, “Son 10 yılda Orta Doğu coğrafyasında milyonlarca insan farklı ülkelerde yaşam mücadelesi veriyor. Libya’dan Mısır’a, Tunus’tan Suriye’ye kadar ortaya çıkan karışıklık, en acı göç dalgasının yaşanmasına neden oldu. Türkiye kararlı ve isabetli adımlar atarak açık kapı politikası izledi. Uygulamaları ile dünyaya örnek oldu. Bilim dünyası temsilcileri olarak uluslararası camiadan daha fazla inisiyatif almasını ve duyarlı olmasını bekliyoruz. Sığınmacıların sorunlarını uluslararası toplumun sorunu olduğunu düşünüyoruz. Ülkemiz bu konuda başarılı adımlar attı ve geçici koruma altımdaki sığınmacılara insani yardımları yaptı, yapmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

  • BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay:  “İhracatçımızı dövizdeki fiyat istikrarsızlığına karşı korumalıyız”

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay: “İhracatçımızı dövizdeki fiyat istikrarsızlığına karşı korumalıyız”

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, döviz kurlarındaki istikrarsızlığın ihracatçıyı zor durumda bıraktığını belirterek, “Küresel ölçekte artan korumacılık politikalarına ve salgında düşen talebe rağmen ihracat hedeflerimizi aşmayı başardık. Ancak dövizdeki yüksek volatilite ihracat performansımız açısından risk oluşturmaktadır. Bu nedenle ihracatçımızı fiyat istikrarsızlığına karşı korumalıyız.” dedi.

    Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin video konferans yöntemiyle düzenlediği ‘Türkiye Ekonomiyi Konuşuyor’ buluşmalarının konuğu olan İbrahim Burkay, 2020 yılının koronavirüs salgınının etkisiyle küresel ölçekte kayıp bir yıl olarak değerlendirildiğini söyledi. Salgının üretimden ticarete, ihracattan istihdama kadar sosyal ve iktisadi tüm alanlara etki ettiğini belirten Başkan Burkay, reel sektörün bir taraftan kazanımlarını korumak adına mücadele ederken diğer taraftan da ‘yeni normal’ olarak tanımlanan bir süreçte değişen koşullara hızla uyum sağlama gayretiyle hareket ettiğini ifade etti.

    “Yüksek faiz yatırımları engelliyor”

    Bu süreçte yeme – içme ve turizm başta olmak üzere hizmet sektöründe faaliyetleri kısıtlanan işletmelerin çok zor bir dönem geçirdiğini, diğer taraftan sanayi sektörünün salgının en ağır olduğu günlerde bile alınan önlemler sayesinde üretimini sürdürebildiğini dile getiren İbrahim Burkay, “Ancak genel olarak artan enflasyon, fiyat istikrarsızlığının tetiklediği yüksek faiz oranları, kurdaki agresif iniş çıkışlar ve ihraç pazarlarımızdaki ciddi daralma, reel sektörümüzde gelirleri azaltıp, maliyetleri yükseltti. Özellikle yüzde 20 sınırına yaklaşan faiz oranları ve çift haneli enflasyon, yatırım ve üretim ikliminin önündeki en önemli engellerdir.” diye konuştu.

    Küresel ekonomide yüzde 4 civarında daralma beklendiğini buna karşın Türkiye’nin 2020 yılını pozitif büyüme ile kapatacağına dair güçlü öngörülerin bulunduğunu belirten BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, şunları kaydetti: “Ekonomi yönetimimizin reel sektörümüze sunduğu proaktif destekler ve ihracatçılarımızın üstün performansıyla 2020 yılını dünyada pozitif ayrışan ülkeler arasında yer alarak tamamladık. Ancak artan faizler ve yüksek enflasyonla birlikte döviz kurlarının hızla düşmesi ihracat hedeflerimiz açısından risk oluşturmaktadır. Fiyat istikrarının sağlanması adına döviz kurlarındaki artışlarda olduğu gibi düşüşlerde de ihracatçılarımızı koruyacak destek mekanizmalarının harekete geçirilmesi gerekiyor. Döviz kurlarının öngörülebilir bir yapıya kavuşturulmasıyla birlikte üreticilerimize bu dönemde hammadde alımı için uygun kredi imkanının sağlanması ve hammadede ek gümrük vergilerinin askıya alınması dış ticaretimizi destekleyecek unsurlardır. Üretici ve ihracatçılarımız için enerji indirimi ve navlun desteği de reel sektörümüzün en önemli beklentileri arasındadır.”

    “Ayaklarımızdaki prangalardan kurtulalım”

    Artan faiz, yüksek enflasyon ve istikrarsız kurun, reel sektörün ayaklarındaki prangalar olduğunu belirten Başkan Burkay, “Ülke olarak biran evvel bu prangalarımızdan kurtularak, 2021 yılını risklere değil fırsatlara odaklanacağımız yeni bir dönem olarak değerlendirmeliyiz.” dedi. Koronavirüsün toplumsal yaşamda ve iktisadi faaliyetlerde oluşturduğu ağır tahribatın olumsuz etkilerini bir süre daha hissettirmeye devam edeceğini ifade eden İbrahim Burkay, “Eski güçlü büyüme tempomuza dönebilmek adına yeni bir rota oluşturmalıyız. Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde demokrasi, ekonomi ve hukuk alanında başlatılan seferberliği içinde bulunduğumuz koşullardan güçlenerek çıkmamız adına çok kritik ve değerli buluyoruz. Yatırımcımıza güven verecek bir reform programının hızla hayata geçirilmesiyle birlikte inşallah iş ve yatırım ortamı çok daha cazip hale gelecektir.” diye konuştu.

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2020 yılını üyelerini ve çalışanlarını virüsün olumsuz etkilerinden korumak adına yoğun bir çalışma temposuyla tamamladığını dile getiren BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “Pandemi sürecinde sektörlerimizle iletişim ağımızı daha da güçlendirdik. Acil eylem planımızı belirleyip, Sayın Valimizin liderliğinde ‘Kriz Masamızı’ oluşturduk. Sektörlerimizin talepleri için hızla uygulamaya alınan çözümler geliştirdik. Üyelerimizin talep, öneri ve beklentilerini sürekli iletişim halinde olduğumuz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz, bakanlarımız ve Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaştık. Yaptığımız girişimcilerin sonucunda da hükümetimiz, firmalarımıza başta kısa çalışma ödeneği olmak üzere, vergi indirimleri, finansman ve istihdam destekleri ile kira yardımları gibi birçok konuda destek paketleri hazırlandı. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na kentim ve iş dünyamız adına teşekkürlerimizi sunuyorum.” dedi.

  • NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Deniz Görev Grubu-2’nin komutası Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredildi

    NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Deniz Görev Grubu-2’nin komutası Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredildi

    NATO’nun Akdeniz ve Karadeniz’deki mayın harbine yönelik deniz harekat ve eğitim faaliyetlerinden sorumlu NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Deniz Görev Grubu-2’nin komutası, düzenlenen törenle Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredildi.

    NATO’nun Akdeniz ve Karadeniz’deki mayın harbine yönelik deniz harekat ve eğitim faaliyetlerinden sorumlu NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Deniz Görev Grubu-2 (SNMCMG-2)’nin komutası, Tuzla’daki Deniz Harp Okulu yerleşkesinde düzenlenen törenle Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredildi. SNMCMG-2’nin komutası, 20 Şubat – 16 Nisan 2021 tarihleri arasında Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca yürütülecek, TCG Sokullu Mehmet Paşa gemisi SNMCMG-2’nin karargahını hamilen komuta gemisi görevini icra edecek.

    Törene Donanma Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Deniz Albay Yusuf Karagülle de katılım göstererek İngilizce konuşmalar yaptılar. SNMCMG-2 komodorunun forsu, sancak gemisi TCG Sokullu Mehmet Paşa gemisine bando eşliğinde toka edildi. Törende ayrıca SNMCMG-2 komodoru ve donanma komutanı Oramiral Tatlıoğlu tarafından SNMCMG-2 komuta devir teslim defteri imzalandı.

  • Bakla ve bezelye üreticilerinden don tehlikesine karşı elyaf örtülü önlem

    Bakla ve bezelye üreticilerinden don tehlikesine karşı elyaf örtülü önlem

    İzmir’in Ödemiş ilçesinde bakla ve bezelye üretimi yapan çiftçiler, bölgede don tehlikesine karşı tarlalarını elyaf örtü ile örterek önlem aldı.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün Ege Bölgesi için don uyarısı yapmasının ardından İzmir’deki üreticiler de soğuğa karşı önlem almaya başladı. Ödemiş’teki bakla ve bezelye üreticileri, tarlalarını elyaf örtü ile örtmeye başladı. Çiçek açan bakla ve bezelyenin don tehlikesi karşısında kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kalabileceğini belirten üreticiler, pahalı olmasına rağmen elyaf örtü ile örtmek zorunda kaldıklarını söylediler.

    14 ve 15 Şubat itibarı ile soğuk hava uyarısını aldıklarını belirten Uzundere Mahallesi’nden Mehmet Tok, “Meteorolojinin yaptığı uyarıları takip ediyoruz. Önümüzdeki hafta itibarı ile hava sıcaklıkları özellikle geceleri sıfır derecenin altına düşecek. Çiçek yapmış baklalar soğuk hava karşısında dayanamaz. Dolayısıyla bütün masrafımız boşa gider. Bu nedenle masraflı olmasına rağmen tarlalarımızın üstünü elyaf örtülerle kapatıyoruz. İnşallah emeğimizin karşılığını alırız” dedi.

    Havanın soğuk gitmesi durumunda bakla ve bezelyede rekoltenin düşebileceğini belirten Tok, “Tüketici bu yıl bakla ve bezelyeyi daha pahalıya satın almak zorunda kalabilir” şeklinde konuştu.

  • ABD, İran’a karşı yaptırımları kaldırmayacak

    ABD, İran’a karşı yaptırımları kaldırmayacak

    ABD Başkanı Joe Biden, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmadığı sürece ABD’nin İran’a karşı yaptırımları kaldırmayacağını açıkladı.

    ABD Başkanı Joe Biden, katıldığı bir televizyon programında ABD-İran ilişkilerine yönelik soruları yanıtladı. Biden kendisine İran hakkında yöneltilen, “Önce uranyumu zenginleştirmeyi bırakmaları mı gerekiyor” sorusunu başıyla onaylayarak, İran hükümetinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmadığı sürece ABD’nin, İran’a karşı yaptırımlarını kaldırmayacağını belirtti. ABD’nin İran ile müzakere masasına geri oturup oturmayacağı sorusunu ise Biden, “Hayır” diyerek cevapladı.

    İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ise erken saatlerde yaptığı açıklamasında, ABD’nin İran’a uyguladığı tüm yaptırımları kaldırması halinde İran’ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini uygulayacağını belirtmiş, “Öncelikle yaptırımlar kalkacak ve biz yaptırımların etkisini test edeceğiz. Ardından nükleer anlaşmadaki taahhütlerimizi yerine getiririz” demişti.

    Biden, ABD ile Çin arasında “aşırı rekabet” bekliyor

    Yönetiminin Çin’e karşı yaklaşımına da değinen Başkan Biden, Pekin ile “aşırı rekabet” görmeyi beklediğini, fakat ABD’nin bu durumu “açık bir çatışmaya” itmeyeceğini ifade etti.

    Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile uzun zamandan beri tanıştığına dikkat çeken Biden, “Bana söylendiğine göre Xi Jinping ile muhtemelen herhangi bir dünya liderinden daha fazla zaman geçirdim, çünkü ben Başkan Yardımcısıyken onunla toplamda 24, 25 saat özel toplantılar yaptım. Onunla birlikte 17 bin mil seyahat ettim. Onu oldukça iyi tanıyorum” ifadelerini kullandı.

    “Trump’ın yaptığı gibi yapmayacağım”

    Başkan Biden, “O çok zeki ve çok dayanıklı. Bunu bir eleştiri olarak kastetmiyorum. Sadece bir gerçek. Onun vücudunda, demokratik küçük bir D kemiği yok. Fakat soru şu ki, ona daima bir çatışmaya girmememiz gerektiğini söyledim. Fakat aşırı bir rekabet olacak. Ve bunu onun bildiği şekilde yapmayacağım. Bunun sebebi de onun da sinyal göndermesidir. Bunu ABD’nin eski Başkanı Donald Trump’ın yaptığı gibi yapmayacağım. Uluslararası yolun kurallarına uyacağız” dedi.

    Güney Çin Denizi’nde Çin-ABD gerilimi artıyor

    ABD, Biden’ın 20 Ocak’ta görevi devralmasının ardından, “rutin operasyonlar” için Güney Çin Denizi bölgesine USS Roosevelt liderliğindeki bir uçak gemisi saldırı grubunu göndermişti. Bu hafta ise ABD Donanması muhbiri USS John S. McCain’in, “Navigasyon Özgürlüğü” adlı bir görev çerçevesinde Tayvan Boğazı’ndan geçmesinin ardından Biden’ın göreve başlamasından bu yana, çekişmeli suyolundan geçen ilk ABD savaş gemisi olmuştu.

    Pekin ise olayı, Boğazlar arası durumu “manipüle etmeyi” amaçlayan “eski bir numara” olarak ifade etmiş ve ABD savaş gemisinin yolculuğu boyunca “izlendiğini ve takip edildiğini” vurgulamıştı.