Etiket: karatay

  • Prof. Dr. Karatay: “En sağlıklı yiyecek pastırma”

    İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Kayseri’de verdiği ’Yaşam Boyu Sağlık’ konferansında, “En sağlıklı yiyecek pastırmadır” dedi.

    İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 1. Kayseri Kitap Fuarı’nda ‘Yaşam boyu sağlık’ konulu konferans verdi. Konferansta konuşan Karatay, soğuk çay içilmemesini belirterek, “Az önce dışarıda gördüm, çocuklar ellerinde soğuk çay içiyor, çok önemli bir şey gibi. İçerisinde mısır şurubu şekeri var, bugün en büyük zehirdir. Gençlerimizin sağlıklı olmasını istiyorsak mısır şurubu şekerinin bu memlekette yasaklanması lazım. Ayrıca Kayseri yemek kültürünü beğeniyorum. En sağlıklı yiyecek pastırmadır” dedi.

    “Şeker bağımlılığı, morfin, eroin bağımlılığından çok daha tehlikelidir”

    Prof. Dr. Karatay, “Gençlerin müptelası olduğu gazlı ve şekerli içecekler maalesef reklamlarda sunuluyor, aileler 1-2 yaşındaki çocukların doğum gününe şekerli içecekler masaya konuluyor, büyük bir başarı gibi. İşte hastalıkların temeli oradan atılıyor. 2-3 yaşındaki çocuğun doğum gününe şekerli, gazlı içecek gitmez, koymayın. O zamandan itibaren çocukların ve bebeklerin karaciğerleri bozulmaya başlıyor. Şeker bağımlılığı, morfin, eroin bağımlılığından çok daha tehlikelidir. Neden? Çünkü 2 yaşından itibaren bağımlılık başlıyor. 2 yaşından itibaren anneler, babalar, dedeler çocuklara temelini attırıyorlar. Sonunda bu içtiğiniz şekerler yağ oluyor, karaciğerler yağlanıyor. Karaciğerdeki yağlar en tehlikeli yağlardır” diye konuştu.

    “Ekmek yemeyin”

    Prof. Dr. Karatay, şöyle konuştu:

    “Ekmeği, baklavayı, böreği, Kayseri mantısını ağzımıza koyduğumuz an bilin ki vücut onları şeker olarak görüyor ve göbekteki yangın başlıyor. Göbekte yangın başlayınca hastalıkların temeli atılıyor. Kanser, katarakt, kalp ve şeker hastalıkları, erkek ve hanımlarda kısırlığın olması, damar bozuklukları, meme kanseri prostat kanseri hepsini yapan şekerin ürettiği hormonlardır. Ekmek yemeyin diyorum, çünkü en çok tükettiğimiz şey ekmektir. Dünya sağlık organizasyonu Avrupa’da kişi başına senede 200 kilo ekmek tüketildiğini, Türkiye’de ekmek tüketiminin azalması ile bu hastalıkların azalacağını söylüyor. Ben söylemiyorum.”

    “Zeytinyağının ana sütünden farkı yok”

    Zeytinin en sağlıklı meyve olduğunu söyleyen Karatay, “30-40 tane günde zeytin yiyin. En sağlıklı meyve suyu da zeytinyağıdır. Zeytinin yağı, zeytinin suyudur. Son derece faydalıdır. Bozulmamış, işlenmemiş, bozulmamış bir zeytinyağının ana sütünden farkı yoktur. Biz yetişkinlere doğanın bahşettiği ana sütüdür. Kahvaltıda zeytinyağı içip geldim” ifadelerini kullandı.

    “Eğer göbekliyseniz mantı olmaz”

    Gazetecilerin Kayseri yemek kültürünü beğenip, beğenmediği sorusuna, Kayseri’nin yemek kültürünün beğendiğini, pastırmanın en sağlıklı yiyecek olduğunu söyleyen Karatay, “Pastırma ve sucuk doğal olarak yapıldığı zaman bilhassa pastırma çok önemlidir. Ama katkı maddesi olmayacak, hiçbir kimyasal olmayacak. Eski geleneksel üsul ile pastırma en sağlıklı ettir, çiğ olarak bol bol tüketilebilir, bildiğimiz köy yumurtasıyla. Tabi Kayseri denince mantı da aklımıza gelir. Eğer göbekliyseniz, eğer karaciğer yağlıysa mantı olmaz. Eskiden bira göbeği denirdi, eskiden alkol göbeği denirdi, biz tıpta okurken. Şimdi fürüktoz göbeği deniyor, ekmek göbeği deniliyor. Meyve suyu yerine tuzlu ayran var, saf zeytinyağı var, en sağlıklı meyve suyu zeytinyağıdır” şeklinde konuştu.

  • KTO Karatay Üniversitesi’nden yerli otomobil

    Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi AR-GE Topluluğu, yerli alternatif enerjili araç projesiyle, önümüzdeki yüzyıla yön verecek olan elektrikli otomobil sektöründe dikkat çeken bir başarıya imza atarak “DİRİLİŞ 1251” aracını üretti.

    4 metre uzunluğundaki elektrikli araç, 6 kW batarya gücüyle 110 km hıza ulaşabiliyor. Geçmiş senelerde yapılan araçların tecrübesiyle Ömer Emre Gümüşel, Hakan Güneş, Mahmud Sami Çınar, Muhammed Emin Arı, Ahmet Keskin, Mehmet Çolak, Mustafa Yayangil, Mehmet Akif Süllü ve Mahmut Yarar’dan oluşan ekibin gerçekleştirdiği projede “DİRİLİŞ 1251”, motor, motor sürücü, batarya yönetim sistemi, yerleşik şarj birimi, batarya paketlemesi, telemetri, araç kontrol sistemi ve mekanik aksam bakımından tamamen Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi öğrencilerinin tasarımı olarak yerlilik alanında dikkat çekiyor.

    Konya Ticaret Odası ve KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Yerli otomobil konusunda ciddi bir biçimde çalışan Konya’ya üniversitemiz de gerçekleştirdiği projelerle destek vermeye devam ediyor. Ayrıca bu tarihî sorumluluğa Konya, ev sahipliği yapmaya hazır. Kendi yerli otomobilimizi üretmemizin Türkiye için önemi üzerinde daha çok durmayı ve daha fazla çalışarak üniversite sanayi iş birliğiyle bu sorumluluğun üstesinden gelmeyi hedefliyoruz. Öğrenci kardeşlerimizi çalışmalarından dolayı tebrik ediyor, Diriliş 1251 adlı aracımızı daha da geliştireceklerine dair inancımı tüm kalbimle taşıyorum” dedi.

  • Direniş Karatay filminin çekimleri tamamlandı

    Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesinin yapımcılığını üstlendiği “Direniş Karatay” filminin yaklaşık 2 ay süren çekimleri geçtiğimiz günlerde tamamlandı.

    Tamamı Konya’da ve Selçuklu dönemine ait Hollywood standartlarında tasarlanmış Türkiye’nin en büyük platolarından birinde gerçekleşen filmin çekimlerinde savaş sahneleri için ise yine emsalsiz bir blue box stüdyosu kullanıldı. 66 bin metrekare kapalı, 20 bin metrekare açık olmak üzere toplamda 86 bin metrekare alana sahip olan Konya Ticaret Odası Fuar Merkezi’nde kurulan Direniş Karatay film platosu, aynı zamanda kurulan ilk Selçuklu platosu olma özelliğinde. Kılıçarslan Köşkü, Sultan Kapısı, Ertaş Kapısı gibi tarihi yerlerin gerçeğe yakın prototiplerinin bulunduğu plato, KTO Karatay Üniversitesinin ruhunu oluşturan Karatay Medresesi’ni de içinde barındırıyor. Platonun sokaklarında ise döneme ait kasap, manav, fırıncı, kumaşçı ve benzeri meslek sahiplerinin dükkanları bulunuyor.

    Filmde Kösedağ Savaşı çok konuşulacak

    Kösedağ Savaşının beyaz perdeye yansıması olarak gerçekleşen ve Türk sinema tarihi açısından en görkemli savaş sahnelerinden biri olarak çekilen görüntüler, dev blue box stüdyosunda çekildi. Türkiye’deki en büyük blue box stüdyosu kurularak çekilen savaş sahnelerinde bine yakın özel tasarım ok, yay, kılıç, mızrak ve kalkan kullanıldı. 65 bin metrekare kapalı alanda gerçekleşen stüdyo çekimleri esnasında savaş sahneleri için uluslararası standartta 45 kişilik dublör ekibi özel kareografileri ile görev aldı. Ayrıca savaş sahneleri çekiminde sette 500 kişi aynı anda görev alarak farklı bir rekora da imza atmış oldular. Ertuğrul Fındık ve Selman Kayabaşı’nın yapımcılığını üstlendiği filmin yönetmeni Selahattin Sancaklı.

    Dünyaca ünlü tasarımcı Zeynep Kartal’dan özel Selçuklu kostümleri

    Game of Thrones oyuncularının “red carpet” kıyafetlerini tasarlayan dünyaca ünlü tasarımcı Zeynep Kartal’ın uzun süren ciddi çalışmaları ve araştırmaları ile meydana çıkardığı ve yine ilk olma özelliğine sahip Selçuklu dönemine ait 4 bin 300 parçayı bulan kostümlerin hazırlanması ise yaklaşık 1 yılı buldu. Başrollerinde Mehmet Aslantuğ, Fikret Kuşkan, Yurdaer Okur, Nefise Karatay, Alperen Duymaz, Burcu Özberk gibi isimlerin yer aldığı ve sinemada aksiyon ve tarihseverlerin merakla beklediği Direniş Karatay şubat 2018 de vizyona giriyor.

  • “Direniş Karatay” filmi 2018’de vizyona giriyor

    Anadolu Selçuklu Devleti yöneticilerinden Emir Celaleddin Karatay’ın hayatını ve Anadolu Selçuklu Devletinin son dönemini konu alan “Direniş Karatay” adlı filmin 2018 yılı Şubat veya Mart ayında vizyona çıkması planlanıyor.

    KTO Karatay Üniversitesinin yapımını üstlendiği ve başrolünde Mehmet Aslantuğ’un dönemin devlet adamı Emir Celaleddin Karatay rolünü canlandırdığı Direniş Karatay Filminin tanıtımı yapıldı. Tanıtım toplantısında açıklamalarda bulunan KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, bu çabalarının sonunda sadece bir sinema filmi yapmış olmayacaklarını söyledi. Öztürk, “Tarihimizin en az dokunulan ve bugünkü vatanımızın temellerinin atıldığı günleri, o zamanın çilesini ve kahramanlarını tanıyacak ve vefa borcumuzu ödeyeceğiz. Bununla birlikte o dönemi anlatan başka yeni yapımlara ev sahipliği yapacak, dünya standartlarının üzerinde bir platoyu da ülkemiz ve şehrimize kazandırmış oluyoruz” dedi.

    “Film Şubat veya Mart ayında vizyona çıkacak”

    Filmin senaristi ve yapımcısı Selman Kayabaşı, güzel bir işe başladıklarını anlatarak, “Bir hafta içinde çekimlerimiz tamamlanacak ve Şubat, Mart gibi vizyona çıkmaya planlıyoruz. Genel anlamıyla bu film Doğu’yu tamamen tarumar ederek, bütün şehirleri yıkarak Batı’ya doğru ilerleyen Moğol istilasına karşı direniş gösteren Konya halkını, o günkü Selçuklu halkını anlatan ve bu direnişin merkezine de Emir Celaleddin Karatay, Ahi Evran ve Fatma Bacıyı koyan, tarihimizdeki önemli bir kadın sivil toplum kuruluşuna karşılık gelen Bacıyan teşkilatını ve onların erkek versiyonu olarak değerlendirebileceğimiz Ahıyan teşkilatını merkeze alan bir sinema filmi yapıyoruz” diye konuştu.

    “İlk Selçuklu Platosunu kurduk”

    Filmin yapımcısı Ertuğrul Fındık da çekimlerin tamamının Konya’da yapıldığını ifade etti. Türkiye’nin en büyük platolarından ve Hollywood standartlarında platonun kurulduğunu da aktaran Fındık, “Aynı zamanda ilk Selçuklu platosunu kurduk. Genel Sanat Yönetmeni Osman Fazlıoğlu yönetiminde Nisan ayından bu yana çalışıyoruz. Çok değerli oyuncularla birlikte çalışıyoruz bir haftadır. Enerjisi çok yüksek bir film ortaya koyacağımızı düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Bu tür hikayelerde gönül bağımız var”

    Filmde Celaleddin Karatay karakterini canlandıran Mehmet Aslantuğ, setle ilgili 1 haftayı geride bıraktıklarını belirtti. Tatlı anılarının var olmaya devam edeceğini dile getiren Aslantuğ, “Bu tür hikayelerde gönül bağımız var. İster İstanbul işgali mücadelesi ister Anadolu’daki milli mücadeleyi anlatalım, isterse bu toprakların gösterdiği direnci anlatalım. Moğol istilasına karşı Anadolu’yu yurt edinmiş o yolculuktan gelmiş insanların Konya’yı başkent etmiş ve sonra da bütün Anadolu’da tutunmuş bu öykünün kıymetini yeniden konuşmaya zaten ihtiyacımız yok diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “Çok güzel bir tarihimiz var”

    Filmde Noyan karakterini canlandıran Yurdaer Okur, bu topraklarda yaşanan olayları bu topraklarda oynamanın ve o ruha yeniden ruh katmanın projeyi daha özel kıldığını söyledi. Bu atmosferin filmi de daha özel kılacağını söyleyen Okur, “Çünkü atmosfer, doğanın kendisi ve resimlerdir filmi film yapanlar. Çok güzel bir tarihimiz var. Yıllarca anlatıldı çok yazılı kaynak maalesef yok. Yeni yeni yazılmaya başlandı. Görüyorsunuz olmayan tarihler yeniden yazılıyor. Bizim bu dönemimiz binli yıllar gerçekten dünya ya damgasını vurmuş, dünyayı değiştirmiş olayların yaşandığı çok önemli hadiselerin olduğu bir dönem. Bu döneme defalarca bakmalıyız. Var olan tarihimizi yeniden gündeme getirmeliyiz. Bu anlamda Karatay Üniversitesi’ne de çok teşekkür etmek gerekir” dedi.

    Ahi Evran karakterini canlandıran Fikret Kuşkan ise konuşmasında, hikayenin kendisini etkilediğini söyledi.

    Tanıtım toplantısının ardından, filmin çekildiği plato basın mensuplarına gezdirildi.

  • Canan Karatay: “Avuç içi kadar pide yiyin”

    Prof. Dr. Canan Karatay, Ramazan’da “Yemeyin” dese de Ramazan pidesinin yenileneceğini belirterek, “Avuç içi kadar pide yiyin” dedi.

    Canan Karatay, İzmir’in Çeşme ilçesinde, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 1967 Mezunları 50. Yıl Buluşması toplantısına katılarak bir sunum yaptı. Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Karatay, “Ramazan pidesini ’yemeyin’ desem de yiyeceğinizi biliyorum ama her zaman söylüyorum, avuç içiniz kadar pideyi ikiye böleceksiniz. Yarısını köy tereyağı ile yağlayacaksınız veya soğuk sıkım zeytinyağına batırarak yiyebilirsiniz. Ekmek şekerdir. Yapılan bilimsel araştırmalar gösterdi ki, ekmek kan şekerini ve kan insülinini çok aşırı yükseltiyor. Ayrıca karaciğerin yağlanmasının, şeker hastalığının sebebi. Ekmek de şeker gibidir. Hangi türü olursa olsun, ekmek yediğiniz zaman, vücut onu şeker olarak algılıyor. Şeker toksit olduğu için, dokulara zararlı olduğu için karaciğerde yağlanmaya neden oluyor. Buğdayın içinde nestin denilen bir madde, maalesef beyine geçerek beyindeki morfin reseptörlerine bağlanarak bağımlılık yapıyor. Ayrıca buğdayın içinde amilopektina diye bir karbonhidrat var. Bu da beyindeki morfin reseptörlerine bağlanarak sizi bağımlı hale getiriyor. Bir de hem amilopektina hem de nestin, pankreasımızda insülin salgılanmasını tetikliyor. Onun için sürekli acıkıyorsunuz. Yedikçe yiyorsunuz, bağımlı hale geliyorsunuz. Bunları söylediğim için fırıncılar bana çok kızıyor ama fırıncılar bana kızmasın. Çünkü, fırına gelen hazır unlarda Tarım Bakanlığı’nın izniyle yüzde 10 katkı maddesi var. Yani unlar fırına zaten katkı maddeli geliyor. O katkı maddelerinin içinde bromür var. Bromür, ağır metaldir. Bromürün kanser yaptığı belirlenmiştir” diye konuştu.

    “Meyve suyunun hiçbir besleyici yanı yok”

    Karatay, ABD Pediatri Akademisi’nin söz konusu uyarıyı geçen hafta yaptığını da belirterek, “Çocuklara verilen meyve suyunun hiçbir besleyici yanı yoktur diye uyardılar. Ben de ’çocuklarımız ayran içsinler, sağlıklı su içsinler’ diyorum. ’Eğer içebiliyorlarsa süt içsinler’ diyorum. Biz çocukken süt içerdik. Sütün içine Türk kahvesi katılırdı. Sütün o ağır kokusunu, kahvenin güzel kokusuyla bastırarak, soğuk ya da sıcak süt içerdik” ifadelerine yerdi.

    “Akan su sağlıklıdır”

    Pet şişelerdeki durgun su yerine akan suyun içilmesi gerektiğini söyleyen Karatay, şunları söyledi: “Su çok önemlidir. Su hayattır. Hareket eden, akan suyun, ırmağın ya da yağmur suyunun etrafında negatif iyonlar oluşur. Negatif iyonlar, kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Duştan çıktığımız zaman kendimizi rahat, ferah hissetmemiz bundan dolayıdır. Yağmurdan sonra havanın temizlenmesi bundan dolayıdır. Açık su negatif iyonlarından dolayı daha iyidir. Sağlıklı ırmak ve dere suları tabi ki içilebilir. Maalesef şu son zamanlarda bütün derelerimiz çok kirlenmiş durumda. Mutfak çeşmesinden akan su filtre edip, mikroplarından ve klordan arındırılıp içilebilir.”

    “Çiğ köfte yiyerek büyüdüm”

    Kendisinin Elazığlı olduğunu ve çiğ köfte yiyerek büyüdüğünü söyleyen Canan Karatay, “Çiğ köftede, bildiğiniz çok sağlıklı kıyma olacak. Eski bulgurunuz olacak. Çiğ köfte sağlıklıdır. Ayrıca içine birçok tuz ve baharat konulduğu için ne mikrop ürer, ne virüs ürer ne de bakteri ürer” diyerek sözlerini tamamladı.