Etiket: karatay

  • KTO Karatay, A Plus üniversiteler arasında yerini aldı

    Üniversite Araştırmaları Laboratuvarı (ÜniAr) tarafından yapılan ve Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin üniversite deneyimleri hakkında geniş bir bakış açısı sunan “Türkiye Üniversite Memnuniyet Araştırması’nda” (TÜMA) Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi 2 kategoride daha memnuniyet düzeyi yüksek üniversitelerden biri oldu. Üniversite, “Yerleşkenin ve Yaşamının Doyuruculuğu” ve “Öğrenim Deneyim ve Tatminkarlığı” puanlamasında A Plus üniversiteler içerisinde yer aldı.

    Her geçen gün yerleşke alanını genişleten, sosyal imkan ve donatılarla öğrencilerin mutluluğunu hedefleyen ve onları iş hayatına hazırlayan KTO Karatay Üniversitesi “Yerleşkenin ve Yaşamının Doyuruculuğu” sıralamasında öğrencilerin vermiş oldukları puanlar neticesinde, A Plus değerlendirmesine layık görülerek, öğrenciye vermiş olduğu önemi bu araştırma ile bir kez daha gösterdi.

    “Öğrenim deneyim ve Tatminkarlığında A Plus üniversite olmaya hak kazandı”

    Öğrencilerine değer veren ve onların talepleri doğrultusunda faaliyetlerini şekillendiren, uzman akademik kadrosu ve modern laboratuvarlarıyla nitelikli mezunlar yetiştiren KTO Karatay Üniversitesi, TÜMA 2018’de, öğrencilerin puanlaması sonucunda “Öğrenim Deneyim ve Tatminkarlığı” kategorisinde de A Plus üniversite olmaya hak kazandı. “İş Hayatına Açılan Kapı” sloganıyla eğitim faaliyetlerini sürdüren ve öğrencilerinin memnuniyetine de son derece önem veren KTO Karatay Üniversitesi, “Vakıf Üniversitelerinin Öğrenci Memnuniyeti Genel Sıralamasında” 20. sırada yer alarak, 63 vakıf üniversitesi arasında ayrıcalığını korumuş, “Üniversitelerin Genel Memnuniyet Genel Sıralaması’nda” ise 172 üniversite içerisinde 33. olmuştu.

    “KTO Karatay dünyanın en iyi üniversiteleri arasında ye alacaktır”

    KTO Karatay’ın başarısından duyduğu gururu dile getirerek üniversitenin emin adımlarla ilerlediğini aktaran KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, “Gün geçtikçe büyüyen üniversitemiz insana yapılan yatırımı en değerli yatırım olarak görmektedir. Merkezinde daima öğrenci bulunan ve kıstası başarı olan KTO Karatay Üniversitesi, akademik birikimi, geniş burs imkanları, sosyal olanakları ve modern kampüsü ile öğrencilerine her türlü imkanı sunmaya devam etmektedir. Araştırmalar da emeklerimizin bir sonucu olarak karşımıza çıkmakta ve KTO Karatay ailesini gururlandırmaktadır. Köklü bir eğitim kurumunun devamı olarak öğrencilerimize en iyi eğitim olanaklarını sunmak için var gücümüzle çalışmaktayız. Bu doğrultuda üniversitemizin 800. kuruluş yılı olan 2051 yılında dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer alacağımıza da inancımız tamdır” diye konuştu.

    “Bugün de bölgemize ve ülkemize ışık saçan bir KTO Karatay var”

    Üniversitenin yüzyıllar önce olduğu gibi bugün de bölgemize ve ülkemize ışık saçmaya devam ettiğini belirten KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Sade ise “Günümüz dünyasında en büyük güç, eğitimli insan gücüdür. Toplumsal sermayesine önem veren ülkelerdeki gelişim diğer ülkelerin çok daha ötesinde olmaktadır. Kişilerin bireysel refahlarını sağlamanın yolu da eğitimden geçmektedir. Gelişen birey hem kendisine hem de ülkesine daha fazla yarar sağlayacak bir kapasiteye ulaşacaktır. Bu bağlamda ülkemizdeki üniversitelere önemli sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Üniversitemiz, modern ve yeni binaları, şehir merkezine yakınlığı, şehrin tümüne ulaşan toplu ulaşım ağının ortasında yer alması gibi birçok olumlu özelliği bünyesinde barındıran, ülkemizdeki en seçkin vakıf üniversitelerinden biridir. KTO Karatay Üniversitesi olarak araştırmalarla da bu iddiamızı kanıtlamış bulunuyor, KTO Karatay ailesine ve öğrencilerimize teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • KTO Karatay Üniversitesinden 19 Mayıs mesajı

    Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Sade, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesajı yayımladı.

    Rektör Prof. Dr. Bayram Sade mesajında şu ifadelere yer verdi: ”Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin atıldığı hareketin başlangıcı olan 19 Mayıs 1919’un 99. yıl dönümüne ulaşmanın coşku ve heyecanını yaşıyoruz. 19 Mayıs, esareti kabul etmeyen, hürriyetinden vazgeçmeyen, zulme ve zalime asla boyun eğmeyen aziz milletimizin varlık-yokluk mücadelesinin ilk adımıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan yaktığı istiklal meşalesi; Amasya, Sivas ve Erzurum’dan geçerek elden ele tüm vatan sathına yayılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş, Türk milletinin kurtuluş müjdesi olan 19 Mayıs, milletimiz için iftihar kaynağı, gençlerimiz için ise ibret vesilesidir. Türk gençliğinin, ülkemiz ve milletimiz için her zaman sorumluluk bilinciyle hareket edeceğinize inanıyor, millet olarak gençlerimizle övünüyoruz. Bizlere emanet edilen vatanımızı bütün güzellikleriyle, millî ve manevi zenginlikleriyle gelecek kuşaklara teslim etmek tüm gençlerimizin en başta gelen görev ve sorumluluğudur. Türk milletinin tüm bireylerinin, birlik ve beraberlik duyguları içinde söz konusu görevi sonsuza kadar kararlılıkla yerine getireceğine de inancımız tamdır. Gençlerimizin, ideallerinin peşinden kararlılıkla giden, vatanını seven, ahlaklı, öz güvenli bireyler olarak yetişmesi ise en büyük arzumuzdur. Bağımsızlığını koruma konusundaki azim ve kararlılığı sayesinde tüm zorlukların üstesinden gelen, her yaştan vatandaşıyla bir kahramanlık destanı yazan milletimiz de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ardından aynı şuurla mücadelesini bugün de sürdürmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere İstiklal Savaşı’mızın şehit ve gazilerini bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anarken, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutluyoruz.”

  • Canan Karatay ’kurtlu elma’ önerisini bir kez daha hatırlattı

    Yazar Buluşması etkinliği kapsamında Düzce’ye gelen Prof. Dr. Canan Karatay, et alamayanlara kemik alması tavsiyesinde bulundu. ’Kurtlu elma’ önerisini bir kez daha hatırlatan Karatay, “Kurtlu elma yiyin diyorum. Ama elmayı ısırdığınız zaman kurdun yarısını elmada görmeyin diyorum” dedi.

    Düzce Valiliği tarafından düzenlenen okur-yazar buluşması etkinliği Düzce Belediye Kültür Merkezinde sürüyor. Bu kapsamda kente gelen iç hastalıkları ve kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, Düzcelilere önemli bilgiler aktardı.

    “Modern tıp diye bir şey yok”

    Prof. Dr. Karatay, dünyada teknolojinin çok ilerlediğini ama tıbbın ilerlemediğine işaret ederek “Modern tıp diye bir şey yok. Tıp ilerlemedi, teknoloji ilerledi. Her türlü teknoloji ilerledikçe de hastalıklar arttı. O halde bütün gelişmiş ülkeler, devlet ve hükümetler sağlık kara deliklerini kapatmak için halk sağlığı, hastalanmama üzerinde artık yatırımlar yapmaya başladı. Bizde eski hekim olarak böyle eğitilmiştik. Ben onları anlatıyorum. Yani benim anlattığım yeni bir şey değil. Yeni yetişmiş hekimlerin ilk duyduğu zaman şok geçirdiği şeyler çocukluğumuzdan beri yememiz, içmemiz, büyümemiz. Çocukluktan beri 50 yıl önceki hekimlik. Şimdi gösterildi ki istikbalimiz yani geleceğimiz bağırsaklarımızda. Bağırsaklarımız çok önemli bir organ” dedi.

    “3 beyazdan uzak durun”

    Canan Karatay, 3 rafine beyazın bağırsaklarımız içerisinde bulunan dost hücreleri yok ettiğini belirterek “Hangi 3 beyaz. Rafine olmuş yani fabrikaya girmiş çıkmış beyaz şeker, fabrikaya girmiş, çıkmış rafine olmuş unlar. Rafine olmuş tuzlar. Bu yeni bir şey değil eskiden beri biliniyor. Oxford Profesörünün kitabı. 46 seneden beri biliniyor. Beyaz, saf ve öldürücü. Şeker alışkanlığınıza tekme atın. Yani şeker alışkanlığınızı bırakın, çöpe atın demek istiyorum. Özellikle mısır şurubu şekerinin insan vücudunda, insan vücudunun her hücresi için beyaz şekerden 7 kat daha tehlikeli, daha zehir ve daha toksit olduğunu göstermiştir. Mısır şurubu şekeri bağırsaklardaki dost bakterileri öldürerek kronik infermasyon dediğimiz her hücrede kronik yangınları başlatmaktadır. Yediğimiz her şeker, içtiğimiz her gazlı, şekerli içecek. Her türlü rafine olmuş unlar. Şekerli içecekler. Şeker hastası olalım olmayalım kan şekerini yükseltir” ifadelerini kullandı.

    “Yağdan bizi senelerce korkuttular”

    “Doğada 30 türlü yağ vardır” diyen Karatay konuşmasına şöyle devam etti: “Yağdan bizi senelerce korkuttular. Aman yağ yemeyin kalp krizi geçirirsiniz dediler. Doğada hayatta kalabilmemiz için bizim, hayvanların ve bitkilerin de 30 türlü yağ vardır. Bu yağların bizim ve hayvanların vücuduna girmesi lazımdır. Hastalık yapan 2 türlü yağdır. Birisi trigliseritlerdir. Şekerlere ve unlara bağlıdırlar. Biri de trans yağlardır. Trans yağlar bozuk yağlardır. Fabrikada üretilen her üründe bulunan yağlardır. Margarin ve kızartmalarda bulunan yağlardır. Bunlardan uzak durursak sağlığımızı koruruz, hasta olmuşsak da yavaş yavaş iyileşiriz. O halde her türlü şekerler, lezzetli ben bir şey demiyorum. Ama vücuda girdiği zaman vücut onu şeker olarak algılıyor. Ne yerseniz yiyin. Gaziantep baklavası olsun, Hatay künefesi olsun ağzımıza aldığımızdan itibaren kan şekerimizi yükseltir. Vücut onu şeker olarak görür. Damak tadı ve beyindeki memnuniyete aldırmaz vücut. Kendini korumak mecburiyetindedir. İnsülin salgılar. Her türlü rafine olmuş unlar, şekerler, tüm şekerli gazlı içecekler, taze ve hazır sıkılmış meyve suları bunlarda şekerdir. Suni tatlandırıcılar. Pirinç pilavı, erkek vatandaşlarımızın çok sevdiği. Pirinçsiz yapamazlar. Ekmekleri bile pirinçle yiyen vatandaşlarımız. Patates, patates kızartması, makarna gençlerimize çok verilen enerji içecekleri çok tehlikelidir. Neden? Çünkü hepsi insülinimizi yükseltir ve zıplatır.”

    “Et alamıyorsanız kemik alın”

    Kemiğin düşük ısıda pişirilmesi gerektiğini ifade eden Karatay, “Kemik suyu, bana diyorlar ki et diyorsun alamıyoruz. Kemik alın kardeşim. Kemiği her türlü kemiği düşük ısıda pişirip, haşlayıp rahatlıkla her sabah tüketilebilir. Gençlerimizin, çocuklarımızın enerji kaynağıdır. Beyinleri gelişir. Kafaları gelişir ve imtihanlarına daha iyi çalışırlar” şeklinde konuştu.

    “Kurtlu elma yiyin”

    “Tarım zehri ile yıkanmamış olanlar en sağlıklıdır” diyen Karatay, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

    “Dağ elması yiyebilirsiniz, alıç yiyebilirsiniz. Onlardan yapılan turşuları da yiyebilirsiniz. En sağlıklı yiyeceklerdir diyorum. Kurtlu elma yiyin diyorum. Ama elmayı ısırdığınız zaman kurdun yarısını elmada görmeyin diyorum.”

    Konuşmanın ardından Düzce Valisi Dr. Zülkif Dağlı panele katılan Prof. Dr. Canan Karatay’a plaket ve çiçek vererek teşekkür etti.

  • Canan Karatay: “Meyve içerisindeki şeker bağışıklık sistemini çökertiyor”

    2. Yerel Tohum Takas Şenliği için Tekirdağ’a gelen Prof. Dr. Canan Karatay, tüm meyvelerin içerisinde şeker olduğunu, vücuttaki insülinin artmaması için meyve yenilmemesi, meyve sularının içilmemesi gerektiğini ifade etti.

    Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Tohum Takas Şenlikleri’ne bir konuşma yapmak üzere katılan Prof. Dr. Canan Karatay vatandaşlara yaptığı sunumda şekerden ve şeker bazlı yiyecek ve içeceklerden uzak durulması çağrısında bulunurken, zeytinin en iyi meyve, zeytinyağının ise en sağlıklı meyve suyu olduğunu ifade etti. Karatay meyvelerin insülini artırdığına değinerek, “Meyve yemeyecek miyiz? Meyvedeki şeker früktozdur. Früktoz karaciğeri yağlandırır. Kutu ve taze meyve suları, mısır nişastası şurubuyla tatlandırılmış bütün şekerli ve gazlı içecekler dondurmalar da dahil karaciğerinizi yağlandırır. Meyve suyu ürik asiti yükseltir. Ürik asidiniz yüksekse meyve suyu zehirlenmesi içerisindesiniz. Peki C vitamini nereden alacağız. Bana en çok sorulan sorulardan biri budur. Meyve suyu ve meyveler gibi şeker içeren yiyeceklerle C vitamini birlikte vücuda girdiği zaman, şeker C vitamininin hücrelere girmesini engelliyor. Şeker kendi de hücrelere giriyor ve böylece bağışıklık sistemi çöküyor. Bunları tüketmezsek hastalıklarımız yükselmiyor.

    2000 yıllık 2000 yıldan fazla yaşayan zeytin ağaçları hala zeytin veriyor. Bunlardan zeytinyağı bile elde ediyoruz. Zeytin en sağlıklı meyvedir. Meyve yemeyecek miyiz, diyenlerin sesleniyorum. Zeytin en sağlıklı meyvedir. Zeytinyağı, zeytin meyvesinin suyudur. Her sabah ve her akşam bir kahve fincanı içilirse, kabızlık önlenir, kanı sulandırır, felci önler, kalp krizini önler. Midedeki bütün dost bakterileri besliyor, hastalığı önlüyor, bizi dinçleştiriyor. Zeytinyağı anne sütü ile aynıdır. Bir tek fark var aralarında; anne sütünde hayvansal kolesterol vardır, zeytinyağında bitkisel kolesterol vardır. Zeytin altındır, zeytinyağı altın suyudur. Zeytin bana göre altında 1000 kat daha değerlidir” dedi.

    Karatay’ın eğlenceli sunumunun ardından Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Prof. Dr. Canan Karatay’a plaket ve çiçek taktim etti. Albayrak ve Karatay vatandaşların yoğun ilgisi ile şenlik alanını gezdi.

  • KTO Karatay, ulusal sempozyumuna ev sahipliği yaptı

    KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Türk Özel Hukukunda Güncel Sorunlar Ulusal Sempozyumu’na ev sahipliği yaptı.

    Sempozyuma, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Ali Gökpınar, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Sade, akademisyenler, hukukçular ve öğrenciler katıldı.

    Türk Özel Hukukunda Güncel Sorunlar Ulusal Sempozyumu’nun açılış konuşmasını yapan KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Sade, “Düzenlenecek bilimsel toplantılarda, hukuk sistemi başarılı bir şekilde analiz etmek, getirilen çözüm önerileri üzerinde yoğunlaşmak, sorunlara gerek ulusal gerekse uluslararası perspektiften yaklaşmak, akademik değerlendirme ve tartışma zeminini yaratmak hukuk fakültelerinin asli görevleri arasındadır. Bu görevin bilincinde olan hukuk fakültemiz bilimsel etkinliklere ev sahipliği yapıyor “diye konuştu.

    Sosyal medya ve çocuk

    Oturum başkanlığını Doç. Dr. Ahmet Karakocalı’nın yaptığı sempozyumda, Dr. Öğretim Üyesi Agah Kürşat Karauz, “Ebeveynlerin Sosyal Medya Aracılığıyla Çocuklarının Fotoğraflarını Paylaşmalarının Medeni Hukuk Kapsamında Değerlendirilmesi” konusunda katılımcıları bilgilendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Agah Kürşat Karauz, “Sosyal medyada çocukların fotoğraflarının paylaşılması ile birtakım olumsuzluklar ortaya çıkıyor. Masumca olarak nitelendirilen bir fotoğraf o çocuğun geleceği hakkında tahmin edemeyeceğimiz sorunlara neden olabiliyor. Modern hukukta bu konu, son yıllarda daha çok yer bulmaya başladı. Farklı hukuk sistemlerinde ciddi yaptırımları olan bir durum haline geldi. Anne-baba izin vermedikçe bir çocuğun fotoğrafı paylaşılamaz ve dağıtılamaz. Eğer paylaşılır ise çocuğun kişilik haklarına müdahalede bulunulmuş olur. Dünyada her çocuğun bağımsız kişilik hakkı vardır” şeklinde konuştu.

    “Kişiye ilişkin her türlü veri kişisel veridir”

    “Uluslararası Hukuk ve Türk Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması ve Yurtdışına Veri Aktarımı” konusunda ise Dr. Öğretim Üyesi Salimya Ganiyeva katılımcıları bilgilendirdi. Dr. Öğretim Üyesi Salimya Ganiyeva “Uluslararası hukukta kişisel verilen korunması konusu ilk olarak OECD (Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü) tarafından ortaya atılmıştır. Birleşmiş Milletler birtakım düzenlemeler yaparak konuyu ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. Bir kişiye ilişkin her türlü veri kişisel veridir. Bilişim teknolojisi gün geçtikçe daha da büyüyen bir hal alıyor. Bir bankadan para çekme işlemi gerçekleştirirken bile, kişisel verilerimizi karşı tarafa aktarmış oluyoruz” ifadelerine yer verdi.

    6 oturumdan oluşan ve KTO Karatay Üniversitesinde 2 gün süren sempozyumda sosyal medyadan, çocuk haklarına, haksız rekabetten, tüketici hakkına dair birçok hukuki konu bu sempozyumda cevap buldu.