Etiket: Karataş

  • Prof. Dr. Mustafa Karataş Batmanlılarla buluştu

    Her hafta birbirinden ünlü konukları Batmanlılarla buluşturan Batman Belediyesinin bu haftaki konuğu Prof. Dr. Mustafa Karataş oldu.

    “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri kapsamında Batman Belediyesi tarafından düzenlenen “Güzel Ahlak Timsali Hz. Muhammed’i (S.A.V.) Anma Programı’nda Batmanlılarla buluşan Prof. Dr. Mustafa Karataş’ın, sohbet ve anlatımını vatandaşlar ilgiyle dinledi. Programda, Hz. Peygamberin hayatından hadisler ve rivayetler aktaran Prof. Dr. Karataş, gerçek anlamda Müslümanlığın nasıl olması gerektiği konusunda aydınlatıcı bilgileri dinleyicilerle paylaştı. Prof. Dr. Karataş söyleşisi yapılan duanın ardından seyircilerden gelen soruların cevaplanması ile son buldu.

    Programın sonunda Belediye Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Abidin Bingül tarafından Prof. Dr. Karataş’a Batman’ın simgesi petrol kuyusu maketi ve çiçek takdim edildi.

  • FATSO’da Başkan Karataş güven tazeledi

    Ordu’nun Fatsa ilçe Ticaret ve Sanayi Odası (FATSO) Başkanı Tayfun Karataş, olağan genel kurulda güven tazeledi.

    Şehit Ümit Karamustafa Ortaokulunda gerçekleşen seçimde meslek komitesi üyelikleri ile meclis üyelikleri seçimi yapıldı.

    Yönetim kurulu seçiminde tek liste olarak katılan mevcut başkan Tayfun Karataş FATSO yönetimine yeniden seçildi.

    Seçim sonrası bir açıklama yapan Başkan Tayfun Karataş, “Öncelikle bu seçimin odamıza ve bölgemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Yönetim kurulu arkadaşlarımızla birlikte Fatsa Ticaret ve Sanayi Odasını layıkıyla düzgün bir hizmet anlayışıyla yönetmeye çalıştık. Hepimizin paydası bölge adına bir şeyler yapabilmek ve kazandırmaktır. Amacımız yeni dönemde de daha güzel projelerle devam ettirmeyi hedefliyoruz. Bu görevi bizi layık gören başta üyelerimiz olmak üzere cani gönülden teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Başkan Tayfun Karataş’ın yeni meclis üyeleri şu isimlerden oluşuyor; “Abdülkerim Aydın, Adil Doğruca, Arif Bulu, Aziz Töngelli, Birol Torgan, Cem Koç, Cemalettin Uysal, Davut Çimiç, Emin Yurttaş, Emrullah Hep, Fahri Tanrıkulu, Ferhun Okan, Fırat Tatlıelma, Gonca Çarıkçıoğlu, Gökhan Işık, Güven Ada, Hacı Yelkuvancı, Hakan Şimşek, Halis Kılıç, İlhan Engin Battal, İsmail Güvenkaya, Kenan Yahşi, Mehmet Akif Mutlu, Mehmet Ali Çekici, Muammer Coşkun, Muharrem Yaylak, Muharrem Zaimoğlu, Mustafa Ceceloğlu, Necat Arpacı, Nusret Topaloğlu, Orhan Hasoğlu, Osman Nuri Topaloğlu, Şakir Karaoğlanoğlu, Taner Okutan, Tayfun Karataş, Yalçın Ünal, Yavuz Kutlu, Yusuf Çetin Kibar.”

  • Karataş; “Kadına saygı medeniyettir”

    Eğitim-Bir-Sen Erzurum 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Kadına saygı medeniyettir” dedi.

    Kadınlarımızın anne, eş, kardeş sorumluluğuyla ailenin ve toplumun, sonra ağır çalışma koşullarının yükünü omuzlamakta, şimdi de sosyal çözülmeyle hızlanan ahlakî çöküşle devam eden, tacizin, şiddetin, terör ve savaşın ağır yükü altında bedel ödediğini anlatan Mustafa Karataş, “8 Mart Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği bir kararla kadınlara yönelik ayrımcılığa dur demek, emek sömürüsüne karşı duranlara mevzi belirlemek, sorunları dillendirmek çözümlere hep birlikte akıl erdirmek ve uygulamak için ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak belirlenmiştir. 1857 yılından beri bu gün, özellikle çalışan kadınların sosyal, kültürel ve özlük haklarına ilişkin sorunlarını gündeme getirip çeşitli platformlarda konuşmak için fırsat olmuş, fakat çoğu söz bir nutuk olarak kalmış veya temenniden öte gitmemiştir. Küresel pazarın aktörleri sadece üretim ve tüketimi fazlalaştırma esasıyla modern yaşama biçimini egemen kılmak adına, kadının, ailenin ve giderek toplumun huzurunu alt üst edecek illüzyonlarla birçok değeri ifsat etmişlerdir. Bunların neticesinde birlikte aile bağları zayıflamış, genel ahlaki kurallar gevşemiş, sevgisizlik, güvensizlik toplumları tehdit eder olmuştur. Ailenin parçalanıp dağılmasıyla birlikte toplumu bir arada tutan duygu bağları da zayıflayınca, sevgisizlik, ilgisizlik yaşama biçimine dönüşmüş, buna bağlı olarak şiddet, taciz gibi olaylar toplumun varlık ve huzurunu tehdit eder ölçüde yaygınlık kazanmıştır” diye konuştu.

    Eğitim-Bir-Sen Erzurum 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, açıklamasını şöyle sürdürdü;

    “Modern işleyiş, yöneldiği geri dönüşsüz yolda travmalara daha insani bir çözüm bulmak yerine, yeni sorun alanlarını da kendi için kazanç kapısına dönüştürmenin hesabı ve girişimi içinde oldu. Bugün bu sıkıntıları ileri seviyelerde yaşayan çoğu batılı ülke, köklü sosyal, kültürel çözümler için yeni arayışlara girmiştir. Kadına pozitif ayrımcılık ve yeni haklar, aileyi daha da güçlendirmeyi amaçlamaktadır. İlk başladığı yıllarda savunulanın aksine bugün kadın haklarına yönelik yeni yaklaşımlar, kadının aile ve çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmesini talep etmekte, ülkeler çalışma yasalarını buna göre düzenlemektedir. Son yıllarda Türkiye’de de çalışma hayatının kadını ve çocuğu daha fazla koruyacak tarzda düzenlenmesi, toplum sağlığı ve huzuru bakımından son derece yararlı olmuştur, olmaktadır.

    Kültür ve medeniyet değerlerimiz, kadına cenneti ayaklar altına serecek yücelikte değer vermiştir. Onlar bütün bir topluma dayanak, korunak, sığınak olmuşlardır. Öncüdürler, örnektirler. Kucaklarında sadece çocuklarını değil, onlarla birlikte aklı, anlayışı, şefkati, fedakârlığı büyütmüşlerdir. İlmi, estetiği, duyguyu, şefkati, cesareti, güveni büyütüp beslemişlerdir. Yeri gelmiş Fatma Bacı’nın önderliğinde Anadolu Bacıları olarak iş dünyasında ve sosyal hayatta örgütlemiş, yeri geldiğinde de Nene Hatun olup, Şerife Bacı olup onur ve özgürlük mücadelesinde erkekleriyle, evlatlarıyla yan yana omuz omuza en ölümcül direnişin kahramanı olmuşlardır. “Beşiği sallayan dünyaya hükmeder” anlayışıyla hareket eden Aziz Haydar Hanım eğitimci kadın hareketine önderlik etmiştir. En son, 15 Temmuz’da kanlı bir darbeyle başlayan ülkemizin işgal girişimine karşı Safiye Bayat, o zamanki ismiyle Boğaz köprüsü üzerinde hainlerin açtığı ateşin üzerine üzerine giderek, darbecileri engellemeye çalıştı, yaralandı. Şerife Boz, gün direniş günü diyerek kamyonunu tankların üzerine sürdü. Jale Usta, ‘Bugün ölmezsek ne zaman öleceğiz?’ diyerek direnişe katıldı. Nebahat Topaloğlu, Huriye Yiğit, Derya Ovacıklı ve bunlar gibi on binlerce kadınımız onur, iman, özgürlük için bir an bile tereddüt etmeden kendilerini tankların, namluların karşısına attılar. Ayşenur Tolun, Adviye Gül İsmailoğlu daha çocuk denecek yaşta kızlarımızdı. Ama kalpleri imanlı kalpleri ülkemiz kadar geniş, özgürlük kadar sınırsızdı. ‘Bugün evde oturma günü değil’ diyen Ayşe Aykaç, ‘Kardeşlerim sokaklarda kurşunlanırken ben burada duramam’ diyen Kübra Doğanay, ‘Biz bugün ölmezsek yarın çocuklarımız yaşayamaz’ diyen Yıldız Gürsoy ve onlar gibi daha niceleri hain, işbirlikçi kurşunların hedefi olarak şehit düştüler. Mekânları cennet olsun. Her biri medeniyetimizin gök kubbesinde parıltılı yıldızlar gibi duran, nesillere yol gösteren, geleceğe yön veren yüzlerce kadın değerimiz var. Anadolu! Gerçekten ana dolu!

    Biz, toplum gerçekliğimizi kadın erkek çatışması üzerine değil, sevgi ve saygıya dayalı yardımlaşma ve dayanışma üzerine kurmuşuzdur. Hem dinimiz, hem ait olduğumuz medeniyet itibariyle insanın hakikati, kadın erkek bütünlüğü içinde değerlendirilir. İkisi de Allah nezdinde muazzezdir. İkisi de insan ve toplum bütünlüğü çerçevesinde birbirinin tamamlayıcısıdır. Bu duyarlıkla yerine göre iş hayatında yan yana, 28 Şubat darbe süreci ve 15 Temmuz ihanet girişimine karşı da omuz omuza oluruz. Çünkü istiklâl ve istikbalin olmadığı yerde kadın olsun erkek olsun kimsenin ne hakkı, ne hukuku ne onuru olur.

    Hak ve özgürlük ihlallerinin eşi görülmedik seviyelerde sürdüğü dünyamızda en çok mağdur olanlar kadınlar olmuştur, olmaktadır. En az yüz yıldır kitlesel yıkım ve kıyımlara yol açan ve şimdi son vahşetini Suriye’de gördüğümüz savaşların ilk ve çaresiz mağdurları da yine çocuklarıyla birlikte önce kadınlardır. Dün Bosna’da, Arakan’da olduğu gibi belki onlardan daha alçakça bugün zindanla binlerce kadın tutuklu işkenceye ve tecavüze maruz kalmaktadır. Bu masum ve mazlumların çığlığına maalesef dünya kamuoyu sessiz ve sağır kalmaktadır. BM ve sözde İnsan Hakları aktivistleri bu ağır hak ihlali karşısında neredeyse en küçük açıklama bile yapmaz olmuşlardır. Özelde kadın genelde tüm insan hakları hususunda sahte ve çifte standartlı tutum takınan bu hükümsüz kişi ve kurumları da tel’in ediyoruz. Bu sebeple Suriye hapishanelerinde tutulmakla kalmayıp iğrenç ve insanlık dışı taciz ve işkence yapılan 6736 kadın tutuklunun serbest bırakılması için dünyanın her yerinden kadınların katılımıyla düzenlenip İstanbul’da 6 Mart’ta başlayan Vicdan Konvoyu eylemini sonuna kadar destekliyor fiili olarak ta yer almayı çok önemsiyoruz.

    Emeğe, insana, kültüre, değerlere her zaman önem veren Eğitim-Bir Sen olarak, toplumun temel taşı olarak gördüğümüz kadınlarımızın daha iyi çalışma şartlarına kavuşmaları başta olmak üzere, onlara daha saygın, huzurlu, verimli bir konum ve ortam sağlayacak düzenlemelerin yapılmasını arzu ve talep ediyoruz. Bu bağlamda kadına yönelik şiddet ve tacize karşı daha etkili ve caydırıcı mücadele edilmelidir. Bu kapsamda mahkemelerce verilen cezalar uygulanmalı, mülki amirlerce izlenmeli, kadın korunmalıdır. Daha da önemlisi, basından sivil toplum örgütlerine, ailelerden tüm devlet birimlerine, yazarlarımıza kadar herkes her kurum konuya duyarlı olmalı, gittikçe artan farkındalık daha yaşanır ve uygulanır olmalıdır.”

  • Karataş: “Kalkınmak için üreteceğiz”

    Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası(FATSO) Başkanı Tayfun Karataş, “Fatsa üretiyor, Türkiye kazanıyor. Kalkınmak için üreteceğiz” dedi.

    Organize Sanayi Bölgesinde(OSB) gün geçtikçe istihdamın arttığını belirten Tayfun Karataş, ikinci etap OSB ile birlikte burada çalışacak kişi sayısının daha da artacağını vurguladı. Fatsa Organize Sanayi Bölgesine çok önem verdiklerini belirten Karataş, “Fatsa OSB’mizde çok şükür 3 bin 700 çalışana ulaştık. Yatırım yapan her firmamızdan teşekkür ediyoruz. 700 çalışan Fatsamızın dışındaki ilçelerimizden yani Ordu, Ünye, Çaybaşı, Çamaş, Çatalpınar ve hatta Terme ilçesinden gelmektedir. Kısacası sadece Fatsa’ya değil bununla birlikte bölgeye hizmet etmektedir. Yeni oluşacak OSB ile de hedef 12 bin istihdamdır. Fatsa üretiyor, Türkiye kazanıyor. Kalkınmak için üreteceğiz” diye konuştu.

  • ANTMÜTDER Bakanı Karataş: “Bankalar Emlakçı oldu”

    Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği (ANTMÜTDER) Başkanı Deniz Karataş, bir çok gayrimenkul tapusunun bankalara geçmesi nedeniyle tepki göstererek, “bankanın borçlusunun yani vatandaşın, tüketicinin, dairesini bankadan önce almaya imkanı oluyor. Ancak banka KDV mükellefi olmadığı için, icradan satın aldığı mala KDV vermiyor. Vatandaş aldığında ise KDV veriyor” dedi

    Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Deniz Karataş, icradan satışta yeni düzenleme de bankaların avantajlı olduğunu savundu.

    Karataş, “Bankaların Öz kaynaklarına İlişkin Yönetmelik ile yapılan düzenlemeyle bankaların ellerindeki gayrimenkulleri 3 yıl içinde satma zorunluluğu kaldırıldı. Banka KDV mükellefi olmadığı için, icradan satın aldığı mala KDV vermiyor. Bu düzenleme ile vatandaşa karşı daha da avantajlı duruma gelen bankalara karşılık vatandaş, icradan satın almak istediği gayrimenkule KDV vermek zorunda” dedi.

    Konutta kredilendirilen daireleri, ipotek eden bankaların, ödenmeyen krediler nedeniyle mülkiyetlerine geçen gayrimenkulleri ve FETÖ örgütüne ait malların satışa sunulduğunu ifade eden Karataş, “Bu avantajdan dolayı bankalar daha iyi alıcı olabiliyor. Böylece gayrimenkuller daha ucuz yollu bankanın olabiliyor, daha sonra tekrar yüksek fiyata satarak ikinci kez kar ediyor. Zaten her sene çok uçuk karlar eden bankalar böylece tüketiciye zarar veriyor. Vatandaşa karşı zaten avantajlı alım yapabilen bankaların, birde üstüne, bu yılın temmuz ayında Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik ile yapılan düzenlemeyle bankaların ellerindeki gayrimenkulleri 3 yıl içinde satma zorunluluğu kaldırıldı” diye konuştu

    Deniz Karataş, “Oysaki Eski sistemde bankalar bu süre içinde bu gayrimenkulleri satamadıklarında bunu öz sermayeden düşürmek durumunda kalıyorlardı. Bu sayede Bankalar emlakçı olmaktan çıkıyordu. Bu düzenlemeler sayesinde, maalesef rakiplerimize birde Bankalar eklendi. Bankaların elinde bulunan gayrimenkullerin çoğu konut olsa da aynı zamanda özel okul, fabrika, arsa, arazi gibi diğer gayrimenkullerin de olduğu görülüyor. Tapuları bankalara geçen gayrimenkuller geçtiğimiz yıllara göre ciddi artışta” dedi

    Karataş, “Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin son verilerine göre, alacak toplamı 72.2 milyar lira düzeyinde. Bankaların alacakları karşılığında el koyduğu gayrimenkullerde ticari kredilerin payı da büyük. 2016 yılında 58 milyardan, Eylül 2017 itibariyle 72.2 milyar TL’ye çıktı. Sorunlu kredilerde en büyük payı KOBİ kredileri alıyor. Bu gelişmeye göre ortaya koyduğumuz görüşümüzün ana teması, Altını olan, kuralları koyar. Kuralı koyan altının geri kalanını alıyor” diye konuştu.