Etiket: Kararttı

  • (Özel Haber) Kimlik Fotokopisi Hayatını Kararttı

    Mersin’de 6 yıl önce yeğeni tarafından nüfus cüzdanının fotokopisi çektirilerek, kendisinden habersiz GSM operatörleri ve uydu kanallarına abone yaptırılan Gönül Apaydın, binlerce liralık borcun altında icralık oldu. Kredi borcu nedeniyle emekli maaşına da bloke konulan 60 yaşındaki kadın, gözyaşlarıyla yetkililerden yardım istedi.

    Mersin’in merkez Akdeniz ilçesi Hamidiye Mahallesi’nde, vasisi olduğu 17 yaşındaki torunu ile birlikte yaşayan Bağ-Kur emeklisi Gönül Apaydın’ın hayatı, 2010 yılında küçük kız kardeşinin oğlu olan yeğeni O.E.’nin İstanbul’dan Mersin’e gelerek kendisine sığınmasıyla karardı. Emekli maaşı ve Mersin’deki yeğeninin havlu dükkanında ara sıra çalışarak kazandığı parayla hem geçimini sağlayan hem de torununu okutan Apaydın, aradan geçen 6 yılda yeğeninin, kimlik bilgilerini kullanarak kendisini dolandırdığını iddia etti.

    Yeğeni yüzünden binlerce liralık borcun altına girdiğini, emekli maaşının bile bloke olduğunu öne süren 60 yaşındaki kadın, yaşadıklarını gözyaşları içinde İHA muhabirine anlattı. 2010 yılında 3 ay yanında kalan yeğeni 35 yaşındaki O.E.’nin, kendisinden habersiz nüfus cüzdanının fotokopisini çektirerek adına birçok işlem yaptığını, yıllar sonra Şişli 7. İcra Dairesi’nden evine gelen icra kağıtlarıyla öğrendiğini söyleyen Apaydın, “Öz yeğenim O.E.’nin 2010 yılında benim kimlik bilgilerimi kullanarak adıma iki ayrı cep telefonu hattı çıkarması nedeniyle icralık oldum. Söz konusu GSM operatörünün avukatı ile telefonla yaptığım görüşmede, hatlar benim adıma kayıtlı olduğu için borcu benim ödemem gerektiğini söyledi. Toplam bin 150 lira ödedim. Ardından başka bir GSM operatörüne daha abone olduğumu öğrendim. Daha sonra da Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundum. Bununla ilgili dava halen devam ediyor” dedi.

    2014 yılında bir uydu kanalı firmasının yetkililerinin kendisini telefonla arayarak, İstanbul’da kendi adına abonelik yapıldığını ve 583 lira borcu olduğunu söylediklerini aktaran Apaydın, Mersin 7. İcra Müdürlüğü kanalıyla bu borca da itiraz ettiğini anlattı. Ancak, adına kayıtlı olduğu için bu borcu da bin 100 lira olarak ödediğini dile getiren Apaydın, 2016’nın Şubat ayında bir bankaya kredi çekmek için gittiğinde ise emekli maaşına bloke konduğunu öğrendiği söyledi. Mağdur olduğu için Mağazalar Karakolu’na giderek, İstanbul Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyasına istinaden, bilgisi ve izni dışında adına hat çıkarılması ve uydu kanalı aboneliğiyle ilgili ifade verdiğini kaydeden Apaydın, daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek, hem yeğeni O.E.’den hem de kendi izni olmadan bu işlemlere onay veren uydu kanalı firmasından şikayetçi olduğunu belirtti.

    “ÇOK MAĞDURUM, YETKİLİLERDEN YARDIM BEKLİYORUM”

    Bütün bunlar yetmezmiş gibi bu yılın nisan ayında bu kez başka bir uydu kanalı firmasından adına İstanbul’da iki ayrı abonelik yapıldığını ve yine icralık olduğunu ifade eden Apaydın, “Ben 1989 yılında İstanbul’dan Mersin’e taşındım ve o zamandan bu yana burada yaşıyorum. İki çocuklu dul bir kadınım. Kızlarım evli ama 17 yaşındaki torunumun vasisi benim ve ben bakıyorum. Evim kira. Sadece emekli maaşım var. Benim bir tek telefon hattım var, onun dışında başka hattım yok. Ayrıca bugüne kadar hiçbir uydu kanalına da abone olmadım. Ama öz yeğenim, kimlik fotokopimle adıma hatlar alarak, uydu kanallarına abone yaptırarak beni dolandırıyor. Çok mağdurum. Emekli maaşıma bile bloke koymuşlar. Zaten maaşım bin 170 lira. Son maaşımdan sadece 18 lira geçti elime. Evimin kirasını ödeyemiyorum. Sürekli kredi çektim. Şu anda 30 bin lira borcum var benim. Torunum genç bir kız. Hiçbir ihtiyacını karşılayamaz oldum ve okuldan alarak açık liseye yazdırmak zorunda kaldım. Hem şeker hem tiroit hastasıyım. Artık dayanacak gücüm kalmadı. Yaşamak istemiyorum artık ama torunumu düşünüyorum. Yeğenim O.E.’ye hiçbir şekilde ulaşamıyorum. Artık bıktım. Yasal yollara da başvurdum ama para olmadan biz nasıl yaşayacağız? Devlet sesimi duysun. Yetkililerden mağduriyetimin bir an önce giderilmesini istiyorum. Ne olur bana yardım etsinler” diye konuştu.

  • Suriye Rejimine Ait Füzeler 4 Kardeşin Hayatını Kararttı

    Suriye’deki iç karışıklık nedeniyle rejim güçlerine ait savaş uçağının attığı füzenin evlerinin yakınına düşmesi sonucu yaralanan 4 çocuk, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde güvende yaşıyor.

    2015 yılının Eylül ayında Halep’te rejim güçlerine ait uçağın attığı füzenin evlerinin yakınına düşmesiyle Muhammed Ali (6) ayaklarını kaybederken, ikiz kızlar Cinen Ali ve Beyan Ali (4) ve 3 yaşındaki Revan Ali karın ve sırt bölgesinden yaralandı.

    Atiye Ali (37), çarşıda olduğu sırada yaşanan olayda, 4 çocuğunun yaralandığını, ambulanslarla önce çevredeki hastanelerde tedavi olduklarını daha sonra da Türkiye’ye getirildiklerini söyledi.

    Osmaniye’nin Kadirli ilçesindeki hastanelerde tedavi gördükten sonra Reyhanlı ilçesine getirdiği 4 çocuğu ile yaşam mücadelesini devam ettiren babaları Atiye Ali olayın acısını unutmadıklarını söyledi.

    Baba Atiye Ali şu ifadelerle olayı anlattı:

    “Geçen yıl Eylül ayında çocuklarım evde kahvaltı yapıyordu. Rejime ait uçak evimizin 10 metre yakınına füze attı. Şarapnel parçaları oğlum Muhammed’in dizden aşağı iki ayağını kopardı. İkiz kızlarım Cinen ve Beyan karın, sırt ve bacaklarından, kollarından yaralandı. Önce bölgedeki hastanelerde tedavi oldular. Ancak daha sonra Suriye sınır kapısı Bab-Al Hava’ya geldik. Çocuklarımdan ikisi İdlib’e bağlı Atme kasabasındaki hastanede, diğerlerini Türkiye’ye getirdim ve Osmaniye’nin Kadirli ilçesindeki hastanede ameliyat edildi. Çocuklarım sakat kaldı ve yine de yaşadıkları için Allah’a şükrediyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Türk devletine, milletine teşekkür ediyorum.”

    Eşi halen Suriye’de bulunan ve çocukları ile Reyhanlı’da yaşam mücadelesi veren Atiye Ali ayakları olmayan Muhammed’e protez ayak takılmasını, yeniden ameliyat olmaları gerektiğini söyleyerek, hayırseverlerin desteğine ihtiyacı olduğunu söyledi.

    Oğlu Muhammed Ali ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslendi. Ali, “Erdoğan amca, ameliyat olmak ve takılacak protez ayakla ben de arkadaşlarım gibi oynamak, koşmak, okula gitmek istiyorum” dedi.

    Suriyeli hasta ve yaralıların kiralık bir evde bakımlarını yaptığını söyleyen Abdullah Musa ise, “Suriye’deki savaş sırasında yaralanan veya hasta olarak Türkiye’ye gelen hemşehrilerimi burada barındırıyorum. Onların bakımlarının ve tedavilerinin yapılmasını sağlıyorum. Evde 40 kişi bulunuyor. Hayırseverlerin desteğiyle ayakta duruyoruz. Bizlerden sevgi ve desteğini esirgemeyen Türk devletine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

  • Yanlış Tedavi Hayatını Kararttı, Pes Etmedi

    Antalya’da yanlış tedavi sonucu iki bacağını kaybeden 54 yaşındaki Ramazan Tosun’un elleri, ayakları oldu. Ellerini, ayakları gibi kullanan Tosun’un yaşam mücadelesi ise tüm engellilere örnek oluyor.

    Antalya’da yaşayan evli ve 5 çocuk babası 54 yaşındaki Ramazan Tosun’un serçe parmağında başlayan bir iltihap nedeniyle 2003 yılında sağ, 2010 yılında sol bacağı kesildi. İlk başlarda hayata küsen Tosun, çocuklarını da düşünerek hayata dört elle sarıldı. Tekerlekli sandalye ile yıllarca eski adliyede ayakkabı boyacılığı yapa Tosun, daha sonra Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile Akdeniz Üniversitesi’nin Meltem girişine tezgah açtı. Engelli motosikletine kendisi binen, ellerini ayaklarını gibi kullanan Tosun’un yaşam mücadelesi görenlerin takdirini topluyor.

    2003 yılında sağ serçe ayak parmağında oluşan iltihap nedeniyle hastaneye başvurduğunu dile getiren Tosun, hastanede fazla ilgilenilmediğini, aradan geçen 20 günde ayağının kararmaya başladığını aktardı.

    “HAYATA KÜSMEDİM”

    Hatalı ameliyatın ardından sağ ayağının kesilmek zorunda kaldığını anlatan Tosun, “7 yıl sonra aynı sorun sol ayağımda başladı. Sol ayağım da kesildi. İki bacağımı kaybettiğimde hayata küsme gibi bir durumum oldu ama ben küsmedim. Direndim, hayata tutundum. Çalışmayı seviyordum. Bir yıl kadar tekerlekli sandalyeyle eski adliyeye gelerek ayakkabı boyacılığı yaptım. Kardeşim bana bir engelli motosikleti yaptırdı. Kimsenin yardımını almadan motosikletimle evime gidip geliyorum” dedi.

    “ELLERİNİ AYAKLARI GİBİ KULLANIYOR”

    Ellerinin ayakları olduğunu dile getiren Tosun, “Bütün işlerimi ellerimle yapıyorum. Ayaklarımdan engelliyim ama vücudum ve beynim engelli değil. Geriye değil hep önüme bakıyorum. Hiçbir kardeşim eli veya ayağı yok diye hayata küsmesin. Engelliler engelli değildir. Günümüzde engelliye istedikleri imkan sağlanıyor. 5 evladımı okudukları kadar okuttum. 3’ünü evlendirdim” diye konuştu.

    Konuşurken zaman zaman hüzünlenen Tosun, kendisine en büyük desteği üniversite öğrencilerinin verdiğini kaydetti.

    “BÜYÜKŞEHİRE TEŞEKKÜR”

    Akdeniz Üniversitesi’nin Meltem girişindeki tezgahında ayakkabı boyacılığı yaptığını ve çeşitli takılar satarak geçimini sağladığını kaydeden Tosun, “Engellilere verdiği önemle bilinen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e minnettarız. Bana burada bu imkanı verdi. Kendisinden bir isteğim var bu alanımın kapatılması noktasında yardımcı olursa sevinirim. Yağmurlu ve soğuk havalarda çalışma imkanım olmuyor” dedi.

  • (Özel Haber) Her Yerde Aranan Canlı Bombaya Benzerliği Hayatını Kararttı

    Bursa’da, bir çatı ustasının hayatı, her yerde aranan canlı bombaya benzerliğiyle kabusa döndü.

    Güneydoğu gazisi çatı ustası Nur Muhammet Mustafaoğlu’nun hayatı, geçtiğimiz günlerde fotoğrafları yayınlanan ve IŞİD’in canlı bombası olarak her yerde aranan Savaş Yıldız’a benzerliğiyle alt üst oldu. Mustafaoğlu, sokağa çıktığında insanların kendisini canlı bomba sanıp ihbar ettiğini söyledi. İnsanların zarar verilmesinden koktuğu için yağmurlu ve soğuk havalarda bile tişörtle gezen Mustafaoğlu, canlı bombaya benzerliğinden dolayı hayatının karardığını ifade etti.

    Mustafaoğlu, canlı bombayla hiçbir alakasının olmadığını, kendisinin vatansever bir Türk olduğunu söyledi. Mustafaoğlu, “Ben Türk’üm. Bursa’da ikamet ediyorum. Bana benzeyen canlı bombanın resminden haberim yoktu. Abim telefonuma canlı bombanın resmini atarak, bana çok benzediğini söyledi. Her yerde haberi çıkan canlı bomba Savaş Yıldırım hakikaten bana çok benziyor” dedi.

    Vakit kaybetmeden en yakın polis karakoluna başvurduğunu anlatan Mustafaoğlu, “Polise, canlı bomba olarak aranan teröristin resmini göstererek, bana çok benzediğini söyleyip kendi kimliğimi gösterdim. Canlı bombanın benimle hiçbir alakası olmadığını anlattım. Polis de inceleme yapıp, canlı bombanın benimle alakası olmadığını belirledi. Her yerde aranan canlı bombanın fotoğrafı yayınlandıktan sonra yurt dışındaki yakınlarım da arayarak, ’Oğlum sen nasıl böyle bir işe bulaştın’ diye sitem ettiler. Onlara hakikati anlatmakta zorlandım. Bir benzerlik olduğunu söyledim. Ben askerliğimi Hakkari Şemdinli’de yaptım ve gaziyim. Canlı bombanın fotoğrafı yayınlandıktan sonra işe gitmek için minibüse bindiğimde insanlar bana tuhaf tuhaf bakıyor. Korkudan hava soğuk olmasına rağmen üzerime mont giymiyorum, tişörtle geziyorum. Benzerlikten dolayı üzerime mont giysem daha büyük sıkıntı olacak. İki gündür Bursa’da yağmur yağıyor, bense insanlar tedirgin olmasın diye hasta olmayı göze alarak tişörtle geziyorum” diye konuştu.

  • ’Adnan Oktar Karikatürü’ Hayatını Kararttı

    Adnan Oktar’ı tasvir eden karikatürleri sebebiyle 20 gün cezaevinde yatan ve 2 bin TL tazminat ödeyen Mehmet Düzenli, eğitmenlik yapmak istediğini, ancak aldığı ceza nedeniyle halk eğitim merkezinden eğitmenlik sertifikası alamadığını belirtti.

    41 yaşındaki karikatürist Mehmet Düzenli, 13 yaşından bu yana çizim yaptığını, yurt dışında 4 yıl karikatür eğitimi aldığını ifade etti. Televizyonda izlediği Adnan Oktar’la ilgili karikatürler çizerek sosyal medya hesabında paylaştığını anlatan Düzenli, çizimleri nedeniyle Oktar’ın aleyhinde 5 kez dava açtığını dile getirdi. Antalya Serik 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’nin bir davada kendisine hakaretten 3 ay 3 gün hapis cezası verdiğini aktaran Düzenli, bu ceza nedeniyle 20 gün cezaevinde kaldığını bildirdi. Düzenli, “Ben yurt dışında da eğitim almış ve Kanada’da bile tanınan bir sanatçıyım. Karikatür sanatına bir hayli emek verdim. 27 kişisel sergi açtım. Türkiye’nin ilk ahşap karikatür sanatçısıyım. Resmi kanallarla kurs açma başvurusunda bulundum. Ama bana karikatürden sabıkam olduğu için kurs açamayacağım söylendi. Ben bunun haksızlık olduğunu düşünüyorum. 2014 yılında cezaevinde yattığım için bu söyleniyor. Bununla ilgili internetten araştırma yaptığımda internet sitelerinde Adnan Oktar’ın ’deli raporu’ olduğu yayınlandı. Ben savcılığa bu raporla benim cezaevine girdiğim tarihin karşılaştırılmasını istediğime dair dilekçe verdim. Ama dilekçemden bir sonuç çıkmadı. Ben Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuracağım. Hakkımı sonuna kadar arayacağım” diye konuştu.