Etiket: Kararını

  • Mahkeme kararını verdi

    Mahkeme kararını verdi

    Bilecik’in Bozüyük ilçesinde geçtiğimiz gün il ve ilçe emniyet müdürlüğü ekiplerince ortaklaşa düzenlenen tefecilik ve uyuşturucu satıcılığı operasyonlarda gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 3 şüpheli için karar çıktı.

    Bozüyük’te tefecilik ve uyuşturucu satıcılığı operasyonlarda gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen şüphelilerden İ.Y. tutuklanarak Bilecik M tipi kapalı cezaevine gönderildi. Diğer 2 şüpheli K.A. ve C.B. ise mahkeme sonrasında adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Halen Bilecik İl Emniyet Müdürlüğünde gözaltında bulunan ve sorguları devam eden S.K., E.S. ve S.B.’nin büyük ihtimalle yarın Bozüyük Adliyesine getirilmeleri ve hakim karşısına çıkmaları bekleniyor.

  • Kırcami planları iptal kararını üst mahkeme durdurdu

    Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Kırcami planlarını iptal eden mahkeme kararının yürütmesinin üst mahkeme tarafından durdurulduğunu açıkladı.

    Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi’nin, 30 yılı aşkındır devam eden Kırcami planlarına yönelik Antalya Şehir Plancıları Odası dava açtı. Antalya 2’nci İdare Mahkemesi Büyükşehir Belediyesi’nin 25 bin ve 5 binlik planlarını, Muratpaşa Belediyesi’nin ise binlik planını 1 Kasım 2018 tarihinde iptal etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Muratpaşa Belediyesi’de kararı Konya Bölge İdare Mahkemesi’ne taşıdı. Mahkeme, yapılan itirazları değerlendirerek yürütmenin durdurulduğunu açıkladı.

    Uysal: “Tapularının biran evvel verilmesini bekliyoruz”

    Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Konya Bölge İdare Mahkemesi’nin yeni keşif yapılmasına ve tekrar bilirkişi raporu alınmasına karar verdiğini söyledi. Uysal, kararın yürütmesinin durdurulması ile birlikte Kırcami Planı geçerliliğini koruduğunu ve işlemlerin devam etmesinde de bir sakınca olmadığını söyledi. Kırcamili vatandaşların beklentilerinin ve 5 yıllık emeklerinin şimdilik boşa çıkmamasından memnun olduklarını kaydeden Ümit Uysal ” Yetkilileri, ilgilileri Kırcamili komşularımızın tapularını bir an önce vermeye davet ediyoruz. Tapuların bir an önce verilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız” dedi.

  • Milletvekili Dikbayır, Tank Palet Fabrikası’nın özelleştirilmesi kararını TBMM’ne taşıdı

    İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, TBMM’nde 2018 yılının son oturumunda Genel Kurul’da yaptığı konuşmada Tank Palet Fabrikası’nı gündeme taşıdı ve fabrikanın özelleştirilme kararının Anayasa ve yasalara aykırı olduğunu belirtti.

    İYİ Parti Sakarya Milletvekili Dikbayır, TBMM’ndeki Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, Tank Palet fabrikasının 50 yıllık birikimi ve deneyimi ile son 10 yılda 3 defa en verimli işyeri olarak seçildiğini ifade ederek, “Sektöründe dünyadaki ilk 5 arasındaki bir fabrikadır. Bu fabrikanın bugün yeniden kurulması, 20 milyar dolarlık bir yatırımı gerektirmektedir. Bilgi ve tecrübe oluşumu ise en az on yılı bulmaktadır. Fabrikada gururumuz fırtına obüs seri üretimi, gündüz ve gece görüş dürbünleri üretimi, dünyanın en uzun süre dayanıklı tank ve tırtıllı araç paleti üretimi sıfırdan yüzde 100 milli olarak yapılmakta, Leopard 1 ve 2 tanklarının ve diğer tankların modernizasyonu tamamen sökülerek yeniden yapılması şeklinde modernize edilmeye devam edilmektedir” dedi.

    Altay tankının 500-700 milyon dolarlık bir yatırımla Tank Palet fabrikasının üretebileceğini de belirten Milletvekili Dikbayır, “Fabrika Sakarya ili Arifiye ilçesi E5 ile otobanın tam ortasında, bin 800 dönümlük her türlü yeni yatırıma müsait, çok geniş bir arazi üzerinde kuruludur. 500 ile 700 milyon dolarlık bir yatırımla altı ay içerisinde seri Altay tankı üretim kapasitesi Savunma Sanayi Başkanlığı tarafından tespit edilmiştir. Bizzat başkan ve millî savunma bakan yardımcısı tarafından Altay tankının ana üretiminin bu fabrikada Milli Savunma Bakanlığı ASFAT AŞ kanalıyla yapılacağı deklare edilmiştir” diye konuştu.

    Tank Palet fabrikasının tekrar yerine konulması mümkün olmayan kritik önemde stratejik bir tesis olduğunu da kaydeden Milletvekili Dikbayır, “On yıldır sadece prototipi için Altay tankına 1 milyar doların üzerinde ülkemizin kaynakları harcanırken, ülkemizde Altay tankını az bir yatırımla yani belirttiğimiz gibi 500 ila 700 milyon dolarlık bir yatırımla ve 100 kadar yeni işçi alımı yapılarak, altı ayda seri üretim yapabilecek, devletin elindeki tank üretme kapasitesi ve tecrübesi olan tek fabrikamızdır. Hiçbir tank ve obüs üretme yeteneği ve kapasitesi olmayan Ethem Sancak ve Katar girişimine satılması iddiaları bulunmaktadır. Aklı başında her firma veya holding bile kendi elindeki pırlanta değerinde, ekonomiye sağladığı katma değeri olan böyle bir fabrikayı kaptırmamak için uğraşacakken, kendi Silahlı Kuvvetlerine ve stratejik iş birliği içerisinde olduğu dünyanın diğer silahlı kuvvetlerine üretim ve satış yapmakta olan böyle bir fabrikanın göz göre göre millilikten çıkarılması mantıkla izah edilemez” şeklinde konuştu.

    Tank Palet ile ilgili alınan özelleştirme kararının bir çok kanuna ve Anayasa’ya aykırı olduğunu da vurgulayan İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, “Fabrikanın hukuki vasfı, Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet üreten diğer tabur, alay veya tugaylarla aynı durumdadır. Askeri tırtırlı araçların bakım, onarım ve modernizasyonunu yapan bu fabrika müdürlüğünün işletmesinin devri, Anayasa’mızın, savunmanın devletin görevi olduğu, savaşa hazırlık yapması gerekliliği ilkesi, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Millî Savunma Bakanlığı Kuruluş Ve Teşkilat Kanunu’na ve en önemlisi 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu’nun 1’inci maddesinde sayılan özelleştirme kapsamına alınabilecek kuruluşları belirleyen maddeye aykırıdır. Bu nedenle de bu fabrikanın özelleştirme kapsamına alınması, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğini özelleştirmekle aynı hukuki sonuçları doğurmaktadır. Tekrar ediyorum altını çizerek: Bu nedenle, bu fabrikanın özelleştirme kapsamına alınması, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir birliğini özelleştirmekle aynı hukuki sonuçları doğurmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Milletvekili Dikbayır, “Bu özelleştirme kararından vazgeçilerek fabrikanın mevcut haliyle Altay Tank Projesi’ni alan firma ile ASFAT AŞ kanalıyla iş birliği ve sözleşme yapılarak tank üretim sürecinde kullanılmasının daha doğru olacağını ifade ederek milli fabrikamıza sahip çıkmalıyız. Bakın, bu yol olur yani diğer savunma sanayi fabrikalarımızın özelleşmesine yol olur. Sizlere şunu hatırlatmak istiyorum: Çanakkale Savaşı sürerken Asteğmen Mehmet Muzaffer Komutanımızın Yahudi bir tüccardan ordumuza kamyon lastiği alabilmek için sahte senet düzenlemek zorunda kaldığını unutmayın. Türk Silahlı Kuvvetlerinin fabrikaları milli ve yerli kalmalıdır. Bu, çok önem arz etmektedir” dedi.

    Milletvekili Dikbayır, Ocak ayının ikinci haftasında konu ile ilgili olarak bir araştırma önergesi ve kanun teklifi hazırlayıp Meclis Genel Kurulu’na sunacaklarını da belirterek, milletvekillerinden destek istedi.

  • Pakistan Mahkemesi, Navaz Şerif davası hakkındaki kararını açıklayacağını duyurdu

    Pakistan Mahkemesi, Eski Pakistan Başbakanı Navaz Şerif’in yolsuzluk ile ilgili iki davasında kararını verdi. Mahkeme, kararı 24 Aralık Pazartesi günü açıklayacak.

    Pakistan Mahkemesi, Eski Pakistan Başbakanı Navaz Şerif’in yolsuzluk ile ilgili açılan üç davadan kalan ikisinin kararını verdiğini duyurdu. Mahkeme, 24 Aralık Pazartesi günü Şerif’in ailesine, yolsuzluk yapılan şirketleri de kapsayan kararını açıklayacak.

    Navaz Şerif’in avukatı Khawaja Haris, bugün Şerif’in off shore hesaplarıyla ilgili belgeleri mahkemeye sunarak, mahkeme yargıcı Arshad Malik’ten ek belgeler sunmak için zaman talep etti. Mahkeme Haris’in isteğini reddetti ancak söz konusu belgeleri pazartesi gününe kadar mahkemeye teslim edebileceğini söyledi.

    Navaz Şerif yaptığı açıklamada, mahkemeden adaletli bir sonuç çıkacağını ümit ettiğini söyleyerek, hakkındaki yolsuzluk iddialarının kanıtlanamayacağını ifade etti. Şerif, davanın 78. mahkemesi olduğunu kaydederek, parti üyelerine ve liderlere mahkemeye katıldıkları için teşekkür etti. Kamuoyuna 35 yıl boyunca iki kez bakan ve üç kez başbakan olarak hizmet ettiğinin altını çizen Navaz Şerif, “Gücümü asla kötüye kullanmadım. Şah ve millete gerçek özveri ile hizmet ettim” dedi.

    Eski Pakistan Başbakanı, 2017 yılının Ağustos ayında yolsuzluk yaptığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi tarafından başbakanlık görevinden alınmıştı. Kaynağı belli olmayan para elde edip bunlarla yatırım ve satın alma yaptığı iddia edilen Şerif hakkında 3 yolsuzluk ve rüşvet davası açılmıştı. Davalardan ilki olan Avenfield davası 6 Temmuz 2018’de sonuçlanmış ve Şerif 10 yıl hapis ve 8 milyon sterlin, kızı Meryem 7 yıl hapis ve 2 milyon sterlin para cezasına, damadı Muhammed Safdar ise 1 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

    İddiaya göre, Şerif, üç oğlu, damadı ve eski Maliye Bakanı İşhak Dar, Londra’da bulunan Avenfield apartmanından yasa dışı yollarla daireler almıştı. Şerif, mahkemede bu dairelerin kendisine ait olduğunu reddetmiş ve çocuklarının daire sahibi olduğunu ise kabul etmişti.

  • Yargıtay, Zorbey Davası’nda yerel mahkemenin kararını bozdu

    Aydın’da 4 Mart 2012 tarihinde çıkarıldığı mahkemede tutuklanınca adliye önünden kaçarken kendisini durdurmak isteyen polisin tabancasından çıkan kurşunla vurulan Mahir Zorbey Demirkaya davasında Yargıtay, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yerel mahkemenin 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası verdiği polis memuru M.S.’ye bu defa 10 yıl hapis cezası verildi.

    Bilindiği gibi; Tunceli’deki birliğinde vatani görevini yaparken izinli geldiği Aydın’da kız arkadaşının ailesinin şikayetiyle 3 Mart 2012’de gözaltına alınan Mahir Zorbey Demirkaya, asker kaçağı olduğu için nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmıştı. Tutuklandıktan sonra cezaevine götürülürken, polislerden adliye önünde bekleyen annesi ile kelepçesiz vedalaşma talebinde bulunan Mahir Zorbey Demirkaya, kelepçesiz vaziyette annesi ile vedalaşırken polislerin elinden kaçınca kendisini durdurmak isteyen polis memuru M.S.’nin silahından çıkan kurşunla vurulmuş ve hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetmişti.

    Olaydan sonra polis memuru M.S. tutuklanmış ve hakkında Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘Olası kast ile adam öldürmek’ suçundan 25 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı. İlk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere tahliye olan polis memuru M.S. hakkında duruşmalar sonunda yerel mahkeme 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası verdi.

    Bunun üzerine Mahir Zorbey Demirkaya’nın yakınları bir üst mahkemeye başvurarak kararın bozulmasını talep etti. Yargıtay’a giden dosya incelendikten sonra kararı bozan üst mahkeme Mahir Zorbey Demirkaya’nın ölümünde polis memurunun “Kişinin yakalanmasına sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde ateş edebilir” hükmüne aykırı ateş ederek şüphelinin ölümüne sebebiyet verdiğine’ hükmetti. Daha önce 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası verilen polis memuruna bu defa 10 yıl hapis cezası verildi.