Etiket: Kararını

  • Soma Kararını Duyan Aileler Sinir Krizi Geçirdi

    Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Soma maden kazası ceza davasının beşinci duruşmasının ara kararından tahliye çıkması üzerine, aileler sinir krizi geçirdi.

    Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin görülen davada tutuklu sanıklardan maden mühendisleri Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık hakkında tahliye kararı verildi. Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı’nın tahliye açıklamasını duyan aileler, sinir krizi geçirdi.

    YERE YIĞILDILAR

    Gözyaşları içinde dışarı çıkan aileler karara isyan etti. Kendilerini yere atan kimi maden şehidi yakınları fenalık geçirdi. Sinir krizi geçiren maden şehidi yakınlarını sanık avukatları ve sağlık ekipleri sakinleştirmeye çalıştı. Yere yığılan maden şehidi yakını Gülten Kavaslı’ya sağlık ekipleri müdahale ederek, ambulansa kaldırdı.

    “BABANIN KATİLLERİNİ ÇIKARTTILAR”

    Faciada eşini kaybeden Naciye Kaya ise elleriyle yerlere vurarak, “Yazıklar olsun. Böyle dünya olmaz olsun. Hepsi de satılık. Savcısı da satılık hakimi de satılık. Yazıklar olsun 301 kişi öldü 301. Bu kadar mı paraya taptınız. Allah cezanızı versin. Ben çocuğuma ne diyeceğim? ‘Babanın katillerini çıkardılar’ diyeceğim. Böyle adalete yazıklar olsun” diyerek tepki gösterdi.

    “BEN BABASIZ ÇOCUK DÜNYAYA GETİRDİM”

    Gözyaşları içinde seslenen bir madenci yakını da “Biz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz. Benim çocuğum karnımda kaldı, ben babasız çocuk dünyaya getirdim. 8 aylık evli kaldım” dedi.

  • Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası’nın Faiz Kararını Değerlendirdi

    DENİZLİ (İHA) – Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası’nın almış olduğu faiz kararına ilişkin, “Hemen görünürde 25 baz puan arttırdığı için Merkez Bankası para politikasını sıkılaştırdı. Enflasyonla mücadele ediyorum mesajı verdi’’ dedi.

    Denizli Sanayici ve İşadamları Derneği (DESİAD) ile Dünya Gazetesi, Anemon Otel’de “2016’ya girerken Türk iş dünyasını etkilemesi beklenen trendler” konulu bir toplantı düzenledi. Toplantıya eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Denizli Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci, DESİAD Başkanı Ahmet Yavuzçehre, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan toplantıda konuşan eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Merkez Bankası’nın gün içinde almış olduğu faiz kararını değerlendirdi. Yılmaz, “Çıkarılması gereken sonuç şu; Merkez Bankası para politikasını sıkılaştırdı mı yoksa gevşetti mi? Hemen görünürde 25 baz puan arttırdığı için Merkez Bankası para politikasını sıkılaştırdı. Enflasyonla mücadele ediyorum mesajı verdi. Ama bunun asıl belirleyicisi, yarın ve takip eden günlerde piyasanın ihtiyaç duyduğu paranın ne kadarı 7.50’den verilecek, ne kadarı 10.75’ten verilecek. Eğer tamamını 7.50’den verir de, çok az bir kısmını 10.75’ten verirse, ortalama maliyeti de 8.60 veya 8.70 olursa o zaman para politikası gevşetilmiş demektir. Enflasyonla mücadelede ağırdan alınıyor demektir. Merkez Bankası paranın azını 7.50’den, çoğunu 10.75’ten verirse, toplam kaçan maliyet 9.0, 9.10 gibi bir yerlerde olursa o zaman para politikası sıkılaşmıştır, enflasyonla mücadele ediliyor diyebiliriz. Ama yeterli mi yetersiz mi bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum” dedi.

  • Şifa Üniversitesi Rektörü, Tıp Merkezlerinin Kapatılması Kararını Değerlendirdi:

    Şifa Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Ateş, üniversiteye bağlı 9 tıp merkezi için YÖK’ün verdiği kapatma kararını değerlendirdi. Ateş, ‘’Bu işlem savcılık ya da mahkemelerce yapılan bir operasyon, işlem değildir. Kapatma işlemleri üniversitemizin eğitim faaliyetlerini değil yalnızca sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binaları ile ilgilidir. 5 ilde, tıp fakültesi bulunan 23 vakıf üniversitesini ilgilendirmiş olmasına rağmen Türkiye’de sadece İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve İzmir Valiliği tarafından uygulamaya konulmuştur’’ dedi.

    İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün Valilik oluru ile ‘eğitim yapılmadığı ve sadece sağlık hizmeti verildiği’ gerekçesi ile Şifa Üniversitesi’nin 9 hastane ve polikliniğine ilişkin işlemi ile ilgili Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş basın toplantısı düzenledi. Şifa Üniversitesi Bornova Eğitim Araştırma Hastanesi’de gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Rektör Ateş, medyaya 11-12 Aralık 2015 tarihinde yansıyan üniversitenin sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binalarının kapatılması süreci adli bir süreç olmayıp tamamıyla idari bir süreç olduğunu belirterek, ’’Bu işlem savcılık ya da mahkemelerce yapılan bir operasyon, işlem değildir. Kapatma işlemleri üniversitemizin eğitim faaliyetlerini değil yalnızca sağlık uygulama ve araştırma merkezinin ek binaları ile ilgilidir. Bu uygulamaya dayanak teşkil eden YÖK Yürütme Kurulu Kararı Türkiye’deki sağlık eğitimi veren, tıp fakültesi, uygulama merkezi, semt poliklinikleri bulunan tüm vakıf üniversitelerini kapsamaktadır. YÖK’ün 04.11.2015 tarih 228 sayılı “semt poliklinikleri” konulu kararı doğrultusunda yapıldığı iddia edilen uygulama ülkemizin 5 ilinde, tıp fakültesi bulunan 23 vakıf üniversitesini ilgilendirmiş olmasına rağmen Türkiye’de sadece İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ve İzmir Valiliği tarafından uygulamaya konulmuştur’’ dedi.

    YÖK’ÜN BİLGİSİ VARDI

    Bornova Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 11 Mayıs 2011 YÖK Yürütme Kurulu Kararı ile kurulduğunu ifade eden Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş, ’’Üniversitemiz bünyesinde yer alan Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunda, 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibariyle 2 bin 663 öğrenci lisansüstü, lisans ve ön lisans programlarında kayıtlı olarak “akademik sağlık eğitimi” görmektedir. Bu kadar çok sayıda öğrenciye İzmir’de 8 ayrı yerde bulunan ek binalarımızda kaliteli bir eğitim verebilmek amacıyla gerekli sınıf akademisyen istihdamı sağlanmıştır. Tüm bu gelişmeler YÖK’ün bilgisi dahilindedir’’ dedi.

    EK BİNALARDA YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER İÇİN İZİN BAŞVURUSUNDA BULUNULDU

    Şifa Üniversitesi’nin her yıl YÖK tarafından denetlendiğini dile getiren Ateş, ’’Denetleme raporlarında ek binalarda verilen sağlık ve eğitim hizmetleri detaylı olarak irdelendiğini, kapatılan ek binalar bugüne kadar YÖK tarafından da Bornova Uygulama ve Araştırma Merkezi’mizin bir parçası olarak kabul edildiğini ileri sürdü. Ek binaların uygulama merkezlerinin bir parçası olup olmadığı sorusunun cevabı 8 Ağustos 2014 YÖK Yürütme Kurulu Kararı ile verildiğini ifade eden Ateş, ‘’Bu kararda ‘eğitim verilen tüm alanların uygulama merkezinin parçası olduğu’ kabul edilmektedir. 04.11.2015 tarihli YÖK Yürütme Kurulu toplantısında 2014 yılında alınan ek binaların uygulama merkezinin parçası sayıldığına dair kararın kaldırılmasına, semt polikliniklerinin faaliyetlerinin sona erdirilmesine, kapatma işlemlerinin tamamlanarak karardaki şartlara uygun olarak faaliyet gösterecek ek hizmet binalarının izin alınmak üzere 06.12.2015 tarihine kadar YÖK Yürütme Kurulu’na bildirilmesine karar verilmiştir. Bu karar doğrudan doğruya tüm vakıf üniversitelerine iletilmiştir. Üniversitemiz bu yazı üzerine, 594 sayfadan oluşan 04.12.2015 tarihli cevabi yazımız ile ek binalarımızda yürütülen eğitim öğretim faaliyetleri, çalışan akademisyen sayısı, akademisyenler nezaretinde yapılan uygulama ve stajlar, öğrenci sayısı, derslik kapasitesi, sosyal alanlar detaylı olarak belgeleriyle birlikte açıklanarak izin başvurusunda bulunmuştur’’ dedi

    TUTANAKLARA HER ŞEY GEÇTİ

    Üniversitenin ek hizmet binalarını İzmir Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğüne iletildiğini iddia eden Şifa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ateş, ‘’Bu bilgilendirmelere rağmen İzmir İl Sağlık Müdürlüğü 07.12.2015 tarihinde üniversitemize yazı yazarak ‘Ek hizmet binaları ile ilgili Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına herhangi bir başvurunun olup olmadığı, alınmış izin belgesi var ise izin belgesinin bir örneğinin 09.12.2015 saat 13.00’e kadar müdürlüğümüze iletilmesi’ istenmiştir. İl Sağlık Müdürlüğü’nün bu yazısı üzerine 08.12.2015 tarihinde, ek hizmet binaları ile ilgili izin başvurumuzun 04.12.2015 tarihinde ekleri ile birlikte Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na sunulduğu bildirilmiştir.İl Sağlık Müdürlüğü bu yazımız kendilerine ulaşmasına rağmen 09.12.2015 tarihinde saat 13.15’de başlamak üzere, haber vermeden, tüm ek binalarımıza durum tespiti yapmak üzere ekiplerini göndermiştir. Yapılan incelemelerde, denetlenen ek binalarda eğitim faaliyetlerinin yürütüldüğü bizzat İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından tespit edilmiş, öğrenci isimlerine kadar tutanaklara geçirilmiştir. Görüldüğü üzere bu binalar gerçekten eğitim faaliyetlerinde kullanılmakta olup İl Sağlık Müdürlüğü tarafından da bu durum tescil edilmiştir. Durum tespiti için gelen ekiplere hiçbir yerde zorluk çıkarılmamış, görmek istedikleri her yer açılarak gösterilmiştir. Buna rağmen İl Sağlık Müdürlüğü, valilik oluru ile ek binaların kapatılmasına karar vermiş, kapatma işlemini polis marifetiyle gerçekleştirmiştir. Yaşanan bu süreç adli bir süreç olmamasına rağmen, idarenin çok sayıda polis ile kapatma işlemine gelmesi vatandaşlar üzerinde bunun bir operasyon olduğu algısı oluşmasına neden olmuştur’’ diye konuştu.

    TÜRKİYE’DEKİ TÜM VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİ KAPSIYOR

    Bu olayın idari idari işlem olduğunu ve Türkiye’deki tüm vakıf üniversitelerini kapsadığını ifade eden Ateş, ’’İzmir’de faaliyet gösteren başka bir vakıf üniversitesinin de iki ayrı uygulama merkezi aynı gün aynı işlemler sonucunda kapatılmıştır. Hatalı olduğuna inandığımız bu işlemin bir an evvel düzeltilmesi gerekmektedir. Aksi halde yaklaşık bin 500 çalışan, eğitim faaliyetlerinin aksaması nedeniyle öğrencilerimizin, sağlık hizmeti bekleyen çok sayıda randevulu hastanın mağdur olacak’’ dedi

  • Mahkeme Kararını Kutladılar

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde yapılmak istenen Rüzgar Elektrik Santralleri için Muğla 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verirken, bu karar Bodrumlular tarafından sevinçle karşılandı.

    İlçeye bağlı Yalıkavak Mahallesinde yapılması planlanan ve geçtiğimiz haftalarda inşaat çalışmaları başlayan rüzgar elektrik santralleri ile ilgili, bölgede arazisi olan ve yaşanan bazı vatandaşlar adına açılan davada mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Karar üzerine Bodrum Belediye Meydanında toplanan bölge halkı mahkemenin kararını davul zurnayla kutlarken, kutlamaya CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir ve Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum örgütü üyesi katıldı.

    Yerel kıyafetler giyen kadınların davul zurna eşliğinde yöresel oyunları oynamasının ardından bir açıklama yapan Bodrum Yarımadası Çevre Koruma Platformu üyesi Mustafa Tanışık şunları söyledi;

    “RES şirketi, yargı kararlarını yok sayarak izinsiz şekilde Geriş tepelerinin bağrını deşmeye, tarım alanlarını ve SİT alanlarını yok etmeye başladı. Bodrumlularca açılan davalarda Muğla 2. İdare Mahkemesi uzun süreden beri beklenen kararını verdi. 5 ayrı üniversiteden 9 ayrı uzman tarafından her dava için hazırlanan 80’er sayfalık bilirkişilik raporlarına dayanmaktadır. Bu bilirkişilerin tamamı oy birliğiyle Geriş RES projesinin insan sağlığı ve çevreye zarar vereceğini kamu yararı olmadığını belirtmiştir. Açılan davalarda şirket lehine sonuçlanan tek bir dava bile yoktur”.

    Mustafa Tanışık’ın ardından bir konuşma yapan Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ise şunları söyledi;”Bodrum halkının medeni ve hoşgörülü oluşu bu firmaya biraz da ev sahipliği yapmıştır. Bugün de bu kararla bu mutluluğu yaşıyoruz. Bu dava bundan sonra da devam edecek. Önümüzdeki hafta Yalıkavak meydanında bu direnişi bir kez daha göstereceğiz. Biz RES’lere değil Bodrum’un kentsel kimliğinin bozulmasına karşıyız”

    CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir ise, “Biz enerjiye karşı değiliz, hele yenilenebilir enerjinin hep yanındayız. Ama gelip de evimin tepesinde, limanda, turistlerin başında böyle birşeyin yapılmasına karşıyız” dedi.

    Bölgedeki arazi sahiplerinin avukatı Remzi Kazmaz ise, bir yıldan bu yana RES’lerle mücadele ettiklerini belirterek, “HES’lerin de, RES’lerin de kurulduğu alanlar hep insanların yaşadığı alanlardır. Canlıların yaşadığı alanlar olmasından dolayı, bu güzel ülkeyi ve dünyayı korumak adına hep hukuki mücadele yaptık. Bu karar sadece benim değil, Bodrumlu sivil toplum kuruluşlarının, halkın mücadelesiyle alınan karardır. Geriş halkının kararıdır. RES’ler Bodrum’dna gidene kadar hep omuz omuza olacağız. Türkiye’deki tüm çevre dostlarını Yalıkavak’a bekliyorum. Türkiye bir hukuk devletidir. Ama ben bu karar şüpheyle bakıyorum, yarın ne olacağı belli olmaz. Bir yıl 20 gündür bu olayla uğraşıyoruz. Mahkeme kararlarına rağmen firma bölgeye girdi. Bodrum halkı bölgede çadır kurdu Bodrum Kaymakamı faaliyeti durdurmak zorunda kaldı” dedi.

    Öte yandan mahkemenin verdiği bu ara karar üzerine, yatırımı yapan firma olan Rüzgar Elektrik Üretim A.Ş., inşaat faaliyetine şimdilik ara verdiğini yazılı bir basın açıklamasıyla duyurdu.

  • Myp Lideri Yılmaz: “Millet Dik Durma Kararını Sandığa Yansıttı”

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, “Terör bitene kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dik durmak zorunda. Millet dik durma kararını sandığa yansıttı” dedi.

    Muhafazakar Yükseliş Partisi (MYP) Lideri Ahmet Reyiz Yılmaz, yazılı bir açıklama yaptı. Yılmaz yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dik durması gerektiğini belirterek, “ Terör bitene kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dik durmak zorunda. Millet dik durma kararını sandığa yansıttı. Sonuna kadar seçim öncesi kararlılık devam etmek zorundadır. Türk milleti 7 düvele diz çökmemiş bir millettir. Erdoğan kahraman olmak istiyorsa bu tutumunu devam ettirmek zorundadır dedi. Bir daha Terörle Barış ya da uzlaşma diye bir hataya düşülmemelidir” dedi.

    “Halkımız 1 Kasım seçimlerin de AK Parti ye bir mesaj verdi” diyen Yılmaz, “’Sen milli dur, dik dur bu millet doğusu ile batısı ile milli duran her iradenin yanındadır’ demiştir. Bu verilen kredi farklı bir şekilde kullanılmak sureti ile suistimal edilirse AK Parti de vekil olan hiç kimse bu vebali ödeyemez. Ülkemiz birlik beraberlik içinde hizmete ve kalkınmaya odaklanmalıdır. Yeni dönemde 7 Haziran seçimlerini şekillendiren ve sonucu AK Parti açısından hüsran olan başkanlık gibi tartışmalar yaşanmamalıdır. Erdoğan da AK Parti de mevcut sistem içerisinde güçlüdür. Başkanlık hem AK Parti’nin hem de Erdoğan’ın sonunu da getirecek millete kurulmuş bir tuzaktır. Hem Erdoğan hem de AK Parti bu oyunu görmelidir” ifadesini kullandı.