Etiket: Kararına

  • Van 2. İdare Mahkemesinden, Erciş’teki park, cadde ve bulvar isimlerinin değiştirilmesi kararına iptal

    Van 2. İdare Mahkemesi, Erciş Belediyesi tarafından 2014 yılında isimleri değiştirilen park, cadde ve bulvar isimlerini iptal ederek, eski isimlerinin tabelalara yazılmasına karar verdi.

    Erciş Belediye Meclisi tarafından 5 Haziran 2014 tarih ve 74 sayılı karar ve 24. Maddesi’ne dayandırılarak ilçe merkezinde bulunan Adnan Menderes Mahallesi girişindeki ‘Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’ ismini ‘Celadet Ali Bedirhan Bulvarı’, Ağrı-Van Kara yolu Karataşlar çıkışındaki ‘Ebubekir Çiftci Parkı’ ismini ‘Ahmede Xani Parkı’ ve Zeylan Caddesi’ ismini ise ‘Zilan Caddesi’ olarak değiştirilmesinin ardından, Erciş Kaymakamlığı tarafından açılan iptal davaları sonuçlandı. Kaymakamlık, Erciş Belediye Meclisi’nin aldığı kararda mülki amirin onayının olmadığı, yetkinin Büyükşehir Belediyesi’nde olduğunu belerterek Van 2. İdare Mahkemesine iptal davası açmıştı. Van Büyükşehir Belediye Meclisi ise 13.11.2015 tarih ve 756-757-758 sayılı karalarını Valilik onayına sunulması için işleme konulmadığını gerekçe göstererek bahse konu cadde, bulvar ve park isimlerinin değiştirilmesini yürürlüğe sokamamıştı.

    Van 2. İdare Mahkemesi ise 2014/1313-1314-1315 esas no ve 2015/574-2015/781 ve 2015/782 sayılı kararlarıyla 14.05 2015 ile 30 09. 2015 tarihlerinde Erciş Belediyesi sınırları içinde bulunan bahse konu park, cadde ve bulvara belediye tarafından verilen isimlerin iptalini, tabelaların ise eski haline getirilmesine karar vermişti.

    Bu arada, Van Büyükşehir Belediyesi Yazı İşleri ve Kararlar Dairesi Başkanlığı ise Genel Sekreter Vekili Av. Sedat Töre imzasıyla 24.08.2016 tarihinde Erciş Belediye Başkanlığı’na bir yazı gönderilerek, Van 2. İdare Mahkemesi kararının uygulanarak tabelaların eski haline dönüştürülmesini istedi.

  • Çevreciler, mahkeme kararına rağmen Bursalıların zehirlenmesine karşı

    DOSAB Termik Santraline Hayır Platformu, Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB) tarafından şehir merkezine 9 kilometre mesafeye kurulması planlanan termik santralin mahkemenin iptal kararına rağmen yapılmak istenmesine isyan etti.

    Platform üyeleri yılda 524 bin ton kömür yakması planlanan termik santrale itiraz gerekçelerini bir kez daha haykırdıklarını söyledi. DOSAB Termik Santraline Hayır Platformu, yaptığı açıklamada, “Bilindiği gibi, Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi (DOSAB) tarafından şehir merkezinde Ulucami’ye yaklaşık 9 kilometre mesafeye yapılması planlanan termik santral Bursa 2. İdare Mahkemesi’nin 5 Mayıs 2016 tarihinde vermiş olduğu kararla iptal edilmişti. Ancak bugün öğreniyoruz ki halkın büyük tepkisine ve mahkemenin iptal kararına rağmen DOSAB patronları kömürlü termik santrali kurmakta ısrar ediyor. Patronlar yeni ÇED raporunu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunmuş, proje ile ilgili inceleme ve değerlendirme toplantısı ise hiç zaman kaybetmeden 18/07/2016 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Yılda 524 bin ton kömür yakması planlanan santrale itiraz gerekçelerimizi bir kez daha haykırıyoruz. İtiraz ediyoruz, çünkü santral kurulursa sağlığımız olumsuz etkilenecek. Kömürlü termik santrallerin solunum sistemi ve kalp – damar sistemi hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa, hatta kansere ve erken ölümlere yol açtığını biliyoruz. İtiraz ediyoruz, çünkü santralden kaynaklanacak zehirli kimyasalların havamıza, suyumuza karışacak olması bir yandan asit yağmurlarına sebep olacak, diğer yandan da iklimi değiştirerek küresel ısınmaya katkıda bulunacaktır. İtiraz ediyoruz, çünkü santralin suyumuzu kirletecek olması sebebiyle bu suyla sulanacak tarım arazilerimizde yetişen gıda maddeleri kirlenecek, aynı zamanda topraklarımızın verimi de düşecektir. İtiraz ediyoruz, çünkü santral şehrin içerisine kurulmaktadır. Santralın etki alanı içerisinde yüz binlerce insan yaşamaktadır. Santralın mahallelere çok yakın olması ve hâkim rüzgâr yönünün il merkezine doğru olması sebebiyle hava yolu ile taşınacak kirleticilerden bütün şehir halkı olumsuz etkilenecektir. İtiraz ediyoruz, çünkü santralin kurulmasının kamu yararı yoktur. Santral yalnızca gözünü kâr hırsı bürümüş bazı patronların kârını arttıracaktır. Halkın bu projeden hiçbir kazancı olmayacaktır. Kaldı ki ülkemizin elektrik kurulu gücü ihtiyaçtan fazladır ve bu durum bizzat Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından da dile getirilmiştir” diye konuştu.

  • Muhsin Yazıcıoğlu ana davasına takipsizlik kararına itiraz

    Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin takipsizlik kararına BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ile gazeteci İsmail Güneş’in eşi Yasemin Güneş, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığına gelerek itiraz etti.

    Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile gazeteci İsmail Güneş, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, BBP Sivas İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Belediye Meclis Üyesi Murat Çetinkaya ve Pilot Kaya İstektepe’nin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin, aralarında dönemin Kayseri Valisi Mevlüt Bilici’nin de yer aldığı 132 şüpheli hakkında, ‘ihmal, kasten öldürmek, suç delillerini yok etme ve değiştirme’ gibi suçlarla başlatılan soruşturmada, kovuşturmaya gerek görmeyerek takipsizlik kararı verilmişti.

    Kahramanmaraş adliyesine 60 sayfalık itiraz dilekçesini sunan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, kapıda gazetecilere açıklama yaptı. Destici, “2 yıl önce bilindiği üzere bu dosyaya takipsizlik kararı verilmişti. Ve o karar Gaziantep’ten dönmüştü. Ve dosya tekrar burada bakılmaya başlandı. 2 yıl süren bir soruşturma kapsamında bir rapor beklendi. Ve bu raporun neticesinde de bir takipsizlik kararı verildi. Tabi bu karar verilmeden önce bizim taleplerimiz olmuştu. Yanı bu karara karşı biz uluslararası bağımsız kuruluşlardan bir rapor alacağımızı, bununla ilgili çalışma başlattığımızı ve Avrupa’ya gönderdiğimizi söylemiştik. Fakat bu karar beklenmedi. Bu kararın beklenmemesiyle birlikte 132 şüpheli hakkında bir kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar açıklandı. Bu karar başta bizleri, aileleri ve bütün milletimiz de bir infial uyandırdı. Ve gerçekten millet vicdanını ciddi bir şekilde rahatsız etti. Burada da yine ısrarlı bir şekilde hukuk yoluyla takibimizi sürdüreceğiz. Şimdi buraya itiraz dilekçemizi verdik bütün ailelerimizle, avukatlarımızla birlikte. Ve bu itirazımızdan önce geçtiğimiz hafta delillerin muhafaza edilmesiyle, korunmasıyla ilgili bir ara dilekçe vermiştik. Ama bugün ana itiraz dilekçemizi sunduk. Bu itirazımıza verilecek kararı bekleyeceğiz. Ve ondan sonra yeni yol haritamızı belirleyeceğiz. Bu dosyayı millet vicdanında rahatlatacak bir şekilde, tüm şüpheler aydınlatılmadan hiç kimse kapatamaz. Kimsenin kapatmaya gücü yetmez. Helikopterin düşme sebebi olarak yazılan, Çağlayancerit’ten son anda binen yolcu azami yük kapasitesini aştığı için düşmeye sebep olmuş. Eğer böyle bir şey varsa biz bütün iddialarımızdan vazgeçeceğiz. Ana düşme sebebi olarak pilotun görüş mesafesinin altında ya da belirli bir irtifanın altında uçtuğu söyleniyor. Ama bunu ispatlamak için helikopterin üzerinden keçilerin söktüğü bir beyinler var. Yani GPS aletleri var. Bu aletler bulunmadan bu aletler incelenmeden böyle bir sonuca varmak doğru değil. Eğer hava koşulları müsait değilse bu uçuşa neden izin verildi? Dosyanın içeriğiyle ilgili 60 sayfanın üzerinde bir itiraz dilekçesi sunduk. Tamamı delilli. Dolayısıyla biz bunların hepsinin aydınlatılmasını, bu şüphelerin ortadan kaldırılmasını ve hukukun başta aileler olmak üzere tüm kamuoyunu millet vicdanını rahatlatacak bir şekilde maddi delileri öne alarak, bir karar vermesini bekliyoruz” dedi.

    Destici’nin konuşmasının ardından gazeteci İsmail Güneş’in eşi Yasemin Güneş kısa açıklama yaptı. Güneş, “7 yılda bu dosyanın takipsizlikleri birçok kez şahit olduk. Yine bir takipsizlik kararı ortaya çıktı. Bir gecede iddianamelerin hazırlanıp suçluların cezaevine girdiği gördük. Böyle bir dosyanın kapatılması bu kadar delil bilgi varken, çok manasız geliyor. Adaletin önce vicdanlarda sağlanması gerekiyor. Bunu sağlamayanların vicdanlarından emin değilim. İsmail’in çenesinin kırılma meselesi var. İsmail’in çenesinin kırılmasıyla ilgili bütün uzmanlarla görüşüldü. Dişlerinin arasında ayrılıklı kırık olan insan akşam 19.04’de kadar konuşması mümkün değil. İsmail aşağıya 600 metre nasıl indi? Bizim cihazlarımız nerede? 132 kişinin ismi belliyse bu kesinlikle faili meçhul bir olay değil” dedi.

    Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ise, “Ben 2009 yılında, ‘Türkiye’de yargı sistemi kişiye, zamana göre değişir durumda’ diye cümle kurmuştum. Maalesef ki çok üzgünüm bu sefer ikinci kez, yargı kişiye ve zamana karşı değiştiğini yaşayarak gördüm. Şunu herkes çok iyi bilsin. İnsanların adaleti verdiği adalet gecikebilir, gerçekleşmeyebilir. Ama Allah’ımın ilahi adaleti var ki o insanların boynuna er yada geçer” diye konuştu.

  • Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasındaki takipsizlik kararına itiraz

    Büyük Birlik Partisi (BBP) lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasında takipsizlik kararı verilmesinin ardından partililer Bursa’da nöbetçi mahkemeye itiraz dilekçesi sundu.

    Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Muhsin Yazıcıoğlu davası hakkında 20 Haziran Pazartesi günü takipsizlik kararı vermişti. Bunun üzerine BBP ülke genelinde bugün bu kararının kaldırılması için nöbetçi sulh ceza hakimliklerine itiraz dilekçesi verdi. Öğleden sonra Bursa adliyesi önüne gelen BBP’liler basın açıklaması yaptı. Ellerinde Türk bayraklarıyla sloganlarda atan partililer adına açıklamayı BBP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Yardımcısı Ekrem Alfatlı yaptı. Alfatlı, “Bugün bütün ülke genelinde nöbetçi sulh ceza hakimliğine itiraz dilekçemizi vereceğiz. Bu dosya yüzden fazla dava açmayı gerektirir. Somut delililerin varlığına rağmen bu takipsizliğin usulsüz olarak verildiği inancı ile itirazlarımızı bildirmek istiyoruz. 25 Mart’ta meydana gelen olayı pilotaj hatasına bağlayarak, dosyayı kapatmaya çalışmanın var olan delilleri yok saymak olduğu, şüphelilerin korunduğu anlamına geldiği inancındayız. Helikopterde bulunan bütün yolcularda yüzde 8 ile 27 arasında değişen oranlarda karbonmonoksit, pilot Mustafa İstektepe’de de yüzde 26 oranında olduğu otopsi raporu ve İstanbul Adli Tıp Kurulu Toksikoloji İhtisas Kurulu raporuyla sabittir. Bu delilin yok sayılması kabul edilemez hukuki bir hatadır” dedi.

    Basın açıklamasının ardından partililer itiraz dilekçelerini verdi.

  • BBP’den, takipsizlik kararına tepki

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Malatya İl Başkanı Avukat Sema Altuntaş ve yönetim kurulu üyeleri, Malatya Adliyesi önünde Muhsin Yazıcıoğlu dosyası için verilen takipsizlik kararına tepki gösterdi.

    BBP Malatya İl Başkanı Avukat Sema Altuntaş, adliye önünde yaptığı açıklamada, son günlerde yaşanan terör olaylarıyla ilgili konuştu. Altuntaş, “Ülkemizin bir bölümünde bir senedir devam eden ve 600’e yakın güvenlik görevlimizin şehit olduğu şehir savaşlarının dışında, son bir yılda sivil, asker ve polislerin hedef alındığı tam 23 bombalı saldırı gerçekleşti. Ülkenin farklı yerlerindeki saldırılarda resmi rakamlara göre 336 kişi hayatını kaybederken, bini aşkın insan da yaralandı. Çoğu canlı bomba ve bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen bu saldırılara maalesef, önceki gün İstanbul Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde gerçekleşen terör saldırısı da eklendi. Her biri toplu katliam hacminde can kaybı ve yaralanmalara neden olan bu saldırının acısıyla uğraşırken, diğer yandan bizzat hükümet tarafından başlatılan ve her kesimin dahil olduğu ‘sorumlu kim?’ tartışmasının içerisinde bulduk kendimiz. Evet Cumhuriyet tarihinin en kaotik Türkiyesi’nden ve her türlüsüne maruz kaldığımız güvenlik sorunundan kim sorumludur?” şeklinde konuştu.

    Altuntaş, BBP olarak acılarının ikiye katlandığını ifade etti. Altuntaş, “25 Mart 2009’da, Çağlayancerit’ten Kayseri Erkilet’e oradan Yozgat Yer köyüne giderken, Göksun Kızılöz köyü ile Şahin Kayası Sisne Obası arasındaki Keş dağları Karayakup Tepesi’nde bindikleri helikopterin kırıma uğratılması sonucu Muhsin Başkanımız ve arkadaşları şehit olmuşlardı. Dün itibariyle, dahili ve harici imkansızlıklara ve yalnız bırakılmamıza rağmen şehitlerimizin aileleri ve camiamızla yürüttüğümüz hukuki süreçle alakalı karar maalesef takipsizlikle neticelendirilmiştir. Bu takipsizlik kararı, elim bir terör olayının şokunun yaşandığı ve bu bahaneyle ulusal medyaya sansür ve sınırlamaların getirildiği, internetin yavaşlatılmasıyla özgür sosyal medyanın devre dışı bırakılmaya çalışıldığı bir günde onca hengamenin yaşandığı bir zaman dilimi içerisinde kamuoyuyla paylaşıldı. Bu elim olay taa en başından itibaren sert hava şartları ve pilotaj hatası kaynaklı basit bir havacılık kazası gibi kamuoyuna takdim edilmişti. Hatta bu istikamette daha sonra uyduruk olduğunu ispatladığımız kaza kırım raporları hazırlanmıştı. Tıpkı şimdi verilen takipsizlik kararındaki hükmün gerekçesinde olduğu gibi. Lakin ilerleyen zamanlarda Büyük Birlik Partisi, şehit liderimizin ve şehit olan kardeşlerimizin aileleri ile onca imkansızlık ve engellere rağmen bu elim olayı idari ve adli tüm ilgili ‘resmi’ kurumlarla muhatap etmeyi başardık. Bu gayretler neticesinde, tesadüflere bağlanamayacak derecede olağan üstü birçok olumsuzluklar ve ‘derin kuşku’ oluşturan bilgiler peyderpey dava dosyasına sokularak ‘delillendirilmeye’ başlandı. Kamuoyunun da hayret ve kuşkuyla takip ettiği bu süreç içerisindeki kusur, ihmal ve kasıtlar peş peşe ortaya çıkarılmaya başlandı. Helikopterin ne şekilde kırıma uğradığı, sonrasında oluşturulan bilgi kirlilikleri, müthiş teknolojik imkanlara rağmen enkaza ulaşılamaması, rezil bir şekilde yürütülen arama kurtarma safhasının aslında ‘örgütlü’ bir ‘Aramama- Kurtarmama’ süreci olduğu, ulaşılamayan olay yerine aslında olayın hemen akabinde ulaşıldığı gibi nice gerçek istihbari, inzibati, teknik bilgiler ışığında yüzlerce bilgi ve delille birlikte dava dosyasına girdi” ifadelerini kullandı.